Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Bursa Belediye otobüsleri - nostalji ve hatıralar
123 ... 545556   sonraki »

ANA SAYFA -> ULAŞIM - Marmara
cevap yaz
sayfa 1
Akın Kurtoğlu

16 yıl önce - Cmt 01 Tem 2006, 17:32
Bursa Belediye otobüsleri - nostalji ve hatıralar



Bu başlık altında, BOİ otobüsleriyle ilgili nostaljik fotoğrafları ve hatıraları birarada toplayarak, deyim yerindeyse Nostalji yapacağız.  

Akın KURTOĞLU


Mustafa Noyan

16 yıl önce - Pts 03 Tem 2006, 08:48

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=166663#166663
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=14325& ...p;start=11
http://wowturkey.com/t.php?p=/tr67/ayca_leovinus_ ...otobus.jpg

Ayça Leovinus'un yüklediği fotoğrafdan detayda

 

yeralan otobüs sanırım Bursa'nın ilk özel halk otobüslerinden biri...


Cem Telgeren
16 yıl önce - Sal 04 Tem 2006, 23:23

Mustafa Üstad'ın söylediği doğru.Gerçek anlamda bu otobüsler Bursa'nın ilk Özel Halk otobüsleridir.Aynı zamanda düzenli sefer yapan ilk Belediye otobüsleridir de.Rahmetli babaannem bir zamanlar bana bu otobüslerin hikayesini anlatmıştı.Aslında bu otobüsler şimdi adını hatırlaymadığım bir doktora aitmiş.Doktor bu otobüslerden 7 adet satın alıp C.ALANI-ÇELİKPALAS (Ozamanlar Heykel Cumhuriyet Alanı olarak adlandırılıyormuş.)arasında toplu taşımacılık yaptırmaya başlamış.Bu seferler Bursa'nın ilk düzenliotobüs seferleri olmuş.O zamanlar bu otobüsler ve seferleri Bursalılardan büyük ilgi görmüş.O otobüslere Doktorun otobüsleri adı konmuş.Bursalılar bu yeni ulaşım sistemini çok sevmiş ve sahip çıkmış.Bu arada bir not daha:Otobüsler bordo beyaz renkteymiş.Anlaşılan bu doktorumuz da bizler gibi ulaşım meraklısıymış.Keşke yaşıyor olsa ve sitemize üye olup deneyimlerini bizimle paylaşsa ne güzel olurdu.

Akın Kurtoğlu

16 yıl önce - Çrş 05 Tem 2006, 04:12

Otobüsün üzerindeki hat levhası; "Cumhuriyert Alanı-Çelikpalas" şeklinde. Cumhuriyet Alanı yakın zamana kadar kullanılan Heykel'in o yıllardaki ve günümüzdeki ismi... Otobüsler Altıparmak üzerinden, Çekirge'ye kadar değil de Çelikpalas'a kadar gidiyorlarmış ilk yıllarda. Sonradan bu hat batıda Çekirge'ye kadar uzatılırken, doğuda da Yeşil'e girmeye başlıyor ve BBOİ işletmesi bu adıgeçen hattı çalıştırtmaya başlıyor. Numara olarak da; "1" veriliyor. Bir süre sonra 1 numara; Şible üzerinden Emirsultan'a uzatılırken, batıda bir süre aynı kalıyor. SSK Hastanesi hizmete girince Hüsn-ü Güzel'in önünden buraya inmeye başlayınca, Yeşil'den kalkan daha kısa bir türevi devreye sokuluyor ve buna da "2" hat numarası tahsis ediliyor.

Kısa süre sonra da, 1'e kardeş geliyor: 1A. Bu da; Muradiye-Hamzabey-Çağlayan üstyolunu kullanmaya başlıyor. 1970'lerin ortalarında 1 => 1A, 1A da => 1B olarak değiştirilirken, 2 => 2A oluyor. Sonra Çekirge yerine Yeşil-Dikkaldırım olarak çalışmaya başlıyor. Yanına da; 2B - Yeşil-Doğumevi-Velodrom türevi de ekleniyor.

Akın KURTOĞLU


Cem Telgeren
16 yıl önce - Çrş 05 Tem 2006, 18:12

Biliyorsunuz yakında yeni otobüslerimiz sefere konacak.Dört gözle bu yeni otobüslerimizin gelmesini bekliyoruz.(Mercedes Connecto)Bu bekleyiş bende eski günlerdeki otobüslerimizin ilk günlerinde ilk gördüğümde hissettiklerimi hatırlattı.

1973-Ailemle birlikte Stadyum Caddesinde gezerken yanımızdan hızla mavi-beyaz renkli 111 numaralı 0302-352 tip yeni bir belediye otobüsü geçmişti.Tabi  ben o zamanlar çocuktum ve otobüsün yeni bir belediye otobüsü olduğunu Babamın söylemesiyle anlamıştım.(100-117)

1978-Artık büyümüştüm ve bu belediye otobüsü merakım başlamıştı.Yavaş yavaş ta bu konuda uzmanlaşmaya başlamıştım.Bir gün Ulucaminin yanındaki dolmuş duraklarının olduğu yerde (O yıllarda burası BOİ'nin Belediye Önü durağı olarak kullanılıyordu.)118 numaralı yepyeni gıcır gıcır bir belediye otobüsünün yolcu aldığını gördüm.0302-352 tipindeki bu otobüs kırmızı-krem renkliydi.Yan tarafında ön ve arka tamponları arası boyunca krem renkli bir şerit uzanıyordu.Bu şerit bana çok ilginç gelmişti.118 numaralı otobüsü ilk gördüğümde ''Oh be nihayet yeni bir otobüs gelmiş dediğimi hatırlıyorum.

1979-Bir gün Maksem caddesinden aşağıya iniyordum.Birden Atatürk caddesinden geçen uzun tip bir 0302 belediye otobüsü gördüm ve koşarak otobüse Postahane durağında yetiştim.Evet BOİ'ye ilk defa uzun tip bir 302 otobüs gelmişti ve 138 kapı numarası verilmişti.Tip ve renk olarak İETT'nin elindeki 302-RST modellerinin aynısı idi.Bir kaç gün sonrada diğer yeni alınan 302 lerle tanıştım(139-140-141)Bunlarda uzun tip 302 olup boyama stilleri 118-137 grubu otobüslerle aynıydı.Daha sonra alınan 142-151 grubu otobüsler ise 0302-352 tip kısa otobüslerdi.

1980-118'i ilk gördüğüm durakta bu kez 152 numaralı MAN590 marka otobüsü gördüm.Kendimi bildim bileli alınan Mercedes marka otobüsler dışında ilk değişik marka otobüs olan bu otobüs çok ilgimi çekmişti.Sadece benim değil o günlerde herkesin ilgi odağıydı bu MAN590 lar.2-4-4 otobüs olarak üç postada toplam 10 adet alınmışlardı.(İlk tertip MAN590 lar.)Son tertip 4 MAN590  (158-161) ile Otomarsan'dan alınan uzun tip 302 ler (162-168) aynı gün sefere çıkmışlardı.

169-170 numaralı iki otobüs BOİ'nin Otomarsan dan alıdığı son kısa tip 302-352 tip otobüslerdi.Bundan sonra ayda bir olmak üzere 171-172-173-174-175-176 numaralı otobüsler arka arkaya hizmete girdiler.Bu tarihten sonra ben iki sene boyunca Bursa'dan ayrıldım ve İstanbul'a geldim.Oyüzden 177-204 arası otobüslerin ilk seferlerini izleme fırsatı bulamadım.

1984- 1983 yılına kadar İstanbul da yaşadığımdan MAN SL200 otobüsleri İETT'de tanımıştım.İşte bir gün Acemler Garajının yanından geçerken Bu otobüslerden 5 adet alındığını gördüm.1984-1985 ve 1986 yıllarında partiler halinde toplam 22 adet alındılar.(216-237)

1987-Sırada cenkincenin de hikayelerini yazdığı 238-242 arası 302 ler var.Bunların özelliği BOİ'nin aldığı orjinali 3 kapılı ilk otobüsler olmalarıdır.Bunlardan ilk gördüğüm otobüs de 239 numaralı olanıdır.Onu da Çakırhamam semtinde bir okul çıkışında görmüştüm.Yine cenkincenin de belirttiği gibi bu otobüsler sefere fruko reklamıyla çıkmışlardı.Yani gelir gelmez reklam uygulaması yapılmıştı bu otobüslere.İlk gördüğüm 239 numaralı otobüsün ilk seferine reklamlı olarak çıkması bana çok tuhaf gelmişti.

1988-1989-Bu yıllarda krem renkli kavuniçi şeritli 302 lerin alınma yılları.(243-264)Bu yıllarda yeni otobüs alınmasını artık kanıksamış olacağım ki bu otobüslerin ilk gün seferleri pek de dikkatimi çekmemişti doğrusu.Daha doğrusu artık BOİ'nin körüklü otobüs almasını bekliyordum ve bu alınan 302 lere doğrusu pek de ilgi göstermemiştim.Benim o günlerde tek hedefim vardı.Bursa da Körüklü otobüs alındığını görebilmek.

1989-BOİ bu kez 10 adet Mercedes 302T marka otobüsü (265-274) hizmete sokuyor.Onların ilk gün hikayesi de aşağıdaki linkte mevcut.
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=248974#248974

1990-Ve nihayet Bursa da körüklü otobüslerle tanışıyor.Bursa'nın kardeş şehri Darmstard Belediyesinin hediyesi olan iki adet Neoplan marka körüklü otobüs (275-276) seferlere başladı.Bunlardan 275 numaralı olanı 32 ADALET-ERTUĞRULGAZİ hattında çalışırken Gençosman Postahanesinin önünde görmüştüm ilk kez.Hasretle Bursa'ya körüklü otobüs bekleyen birisi olarak o andaki duygularımı tahmin edebilirsiniz.

1991-10 adet olarak alınan ilk parti İkarus 280 lerin ilk sefere çıktığı günle ilgili yaşadıklarımı daha önce bir mesajımda anlatmıştım.(277-286)
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=249005#249005

1992-İkinci parti 65 adet İkarus 280 lerin(92-001--92-065) ve 47 adet İkarus260 ların     (92-066--92-112)sefere çıkma yılına geldik.BOİ ikinci parti 65 adet İkarus 280 için Gökdere Bulvarında büyük bir tören düzenlemişti.İşte ben bu otobüsleri ilk kez o törenden dönerlerken Altıparmak'ta görmüştüm.65 adet körüklü otobüsün Altıparmak Caddesinden arka arkaya geçişleri muhteşem bir görüntüydü.İkarus 260 lara ise nedense bir tören düzenlenmemişti,.Ben bunları ilk kez Acemler garajında sefere çıkacakları  günü beklerlerken görmüştüm.Bu arada 1992 de alınan toplam 112 adet İkaruslar için bir küçük notum var.Bu otobüsler uznca bir süre geçici plakalarla çalıştılar.Şimdiki plakaları sefere çıktıklarından birkaç ay sonra takıldı.

1997-Uzun bir aradan sonra alınan 12 adet Mercedes 345K marka (97-287--97-298) otobüsler içinde Heykelde belediye önündeki alanda tören düzenlenmiş ve törenden sonra bu 12 otobüs çeşitli hatlarda sefere çıkmışlardı.Bu otobüslerin en dikkat çekici özelliği Bursa'nın ilk dijital panolu otobüsleri olmalarıdır.

2003-İki adet engelliler için özel üretilmiş BMC marka otobüs getirildi ve sefere çıkmmaya başladı.Bu iki otobüsü ilk defa o zamanlar Trafik kontrol istasyonu olarak kullanılan Acemlerdeki alanda görmüş ve gerçekten çok ta beğenmiştim.Bu iki otobüste dijital panolu olup otomatik viteslidir.(299-300)

Evet hikayemiz burada sona eriyor.İnşallah en yakın zamanda Yeni CONNECTO larımız da gelir ve ilk gün anılarımızı yazarız.



En son Cem Telgeren tarafından Prş 06 Tem 2006, 18:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


yılmaz büktel

16 yıl önce - Çrş 05 Tem 2006, 21:12

cem
bursanın eski mersedes otobüs resimleri var.70ler sonu 80er başından. ayrıca eski bursa kartlarından da bir şeyler çıkarabilirim. ancak biraz  zaman gerekiyor şimdi isanbul için çalışıyorum


Cem Telgeren
16 yıl önce - Prş 06 Tem 2006, 18:32

Alıntı:
bursanın eski mersedes otobüs resimleri var.70ler sonu 80er başından. ayrıca eski bursa kartlarından da bir şeyler çıkarabilirim.


Bilhassa Bussıng 6500 Tupolev lerin Mercedes 321H lerin ve Mercedes 1113 lerin fotografları varsa bunlar tam arşivlik fotograflar olacaktır.Merakla bekliyoruz.


Akın Kurtoğlu

15 yıl önce - Cum 21 Tem 2006, 02:26

1970’LERDE TELEFERİK’LE ULUDAĞ’A YAPILACAK OLAN BİR GEZİNİN İLK ADIMLARI:
8-TELEFERİK-HEYKEL
OTOBÜS HATTI...


1970'lerin sonunda, Heykel'den Teleferik'e yalnızca tek bir otobüs hattı çıkardı: 8-Heykel-Teleferik hattı... O yıllarda işletmenin adı; BBOİ (Bursa Belediyesi Otobüs İşletmesi) idi. Sarı dikdörtgen ve dörtbir yanı ince çıtalarla sağlamlaştırılmış tabelâları olurdu bu durakların... Üst satırlarında B.B.O.İ. yazardı. Alt tarafında da durak ismi yazılı olurdu.



Yazın haftaiçleri, bilhassa Çarşamba günlerinin kuşluk vakitlerinde, saat; 9-12 arası, Ulucami'nin önündeki indirme yerinde yolcularını boşaltan 8 numaralı Teleferik hattı, biraz ilerisindeki Teleferik başduraklarına yanaşınca, durakta beklemekte olanlar tarafından otobüse aniden bir hücum olurdu. Topu-topu 15 dakikalık bir yolculuk için yer kapma telâşındaki kadın grupları, birbirlerini ite-kaka aracın arka kapısından binmeye çalışırlardı. Üstü mavi, alt kısmı krem renkli 352 model otobüs, bir-iki dakika içinde tıka-basa dolardı. Sırtını cama veren biletçiden bilet alma faslını müteakiben, araç hareket eder ve Çakırhamam'a kadar gittikten sonra, Timurtaş Paşa Kavşağı'ndan geri döner, Ulucami'nin karşısındaki Postane Önü'nde benzer bir taarruz da burada yaşandıktan sonra, istiap haddi dolan araç, son kez Heykel'de biraz daha yolcu alır, ardından Setbaşı'nı kimi zaman kapılarını açmadan pas geçer, Namazgâh yokuşunu tırmanmaya başlardı.

352'nin içi, yolcularının neredeyse yüzde sekseni bayanlar ve yeniyetme çocuklardan teşekkül ettiği için, meşhur Mahkeme Hamamı'nın kadınlar kısmını andırır, içerisi yaz gününün o bunaltıcı nemiyle ısınır da ısınır, hiç durmadan süren bir uğultu eşliğinde yer kavgası yapanların bağırışları, çocuğunu küçük ayran şişesine işetmeye çalışan bir diğerinin, ısrarla şişeye işememekte direnen küçük oğlan çocuğunu azarlama sesine karışır, biletçinin, milleti otobüsün önüne doğru ilerlemeye sevkeden ama hep havada asılı kalan uyarı bağırışlarını, aşırı sıcaktan bunalan ve etrafındakileri hemen oracıkta bayılmakla tehdit eden, beyaz yemenisinin üzerine çiçekli başörtüsünü eğretiden bağlamış yaşlı ve şişman bir kadının, otobüsün kapılarını açması için şoföre dönerek bağrınması bastırır, şoförün de, şayet kapıları açacak olursa, milleti Namazgâh yokuşuna döke döke yukarıya doğru çıkmak zorunda kalacağını ima eden red cevabıyla, sözkonusu yaşlı kadın daha da bir yellozlaşır,  hemen önünde ayakta dikilmekte olan bir diğer kadına sebepsiz yere çemkirerek, hıncını ondan çıkarmaya çalışırdı.  (Rahmetli Adile Naşit Sendromu   )

Camlardan dışarıya taşarcasına dolu olan otobüsün içinde, koltuğun cam kenarındaki tarafına yeniyetme çocuğunu oturtan bir kadınla, ayakta kalan diğer kadınlar kavgaya tutuşurlar, çocuğun annesi ısrarla, arsız arsız sakız çiğneyen çocuk için de bilet attığını savunur ve kimseyi umursamadan kafasını dışarıya doğru çevirir, oradan oraya savrulan otobüste dengesini kaybedenlerden birinin Uludağ'da tüketmek üzere evinde özenle hazırlayarak torbasına koyduğu ayran şişesi, dik tutacak demirine sertçe çarparak çatlar, köpüren ayranlar yerlere sızar, milletin ayaklarının dibinden, neredeyse kırkbeş derece eğimle yokuşu çıkmakta olan otobüsün koridorundan arkasına doğru yollar çizerek akardı.  

Doğal bir tiyatro sahnesinin platformunu paylaşır psikolojide devam eden yolculuk, neyse ki çok fazla sürmez ve yokuşun ıhıl-mıhıl tırmanılmasının (şükürler olsun) sonuna gelinirdi. Her 10 dakikada bir yapılan ve toplam turu sadece 40 dakika süren Bursa'nın o yıllardaki en kısa hattı, gerçekten de tam 15. dakikada Teleferik binasının solundaki durağa yanaşır, her iki kapısını açmasıyla birlikte, aracın içindeki elleri torbalı kadınlar grubu, yaşları ve kilolarından beklenmeyecek bir çeviklikle binaya doğru depara geçerlerdi. Amaç, Uludağ'a çıkacak olanların oluşturduğu Teleferik kuyruğunda mümkün olduğu kadar önlerde olabilmek. Burada, otobüse son binenler en şanslılar olurdu, çünkü ilk evvel onlar otobüsü terk ederlerdi.   Zaten araç Işıklar'ı geçtikten sonra bir kıpırdanma olur, millet her iki kapıya doğru yavaştan meyletmeye başlardı.

Çarşamba günleri halk günü ve de yarıyarıya indirimli olduğu için, bir gece evvelinden beylerinden Teleferik'le Uludağ'a çıkma iznini kopartan şanslı Bursalı hanımlar, çoluk-çocuklarını toparlayıp, geceden hazırladıkları ve içleri çeşitli yiyecek maddeleriyle dolu olan torbalarını ellerine alarak, Teleferik arabalarına (o yıllarda halk, belediye otobüsüne; "Araba" derdi), işte bu yüzden çok alâka gösterirlerdi. Sabahın dokuzunda başlayan bu teferrüç koşuşturması öğlene kadar devam ederdi. 8 numaralar öğle ezanından sonra rahatlar ve oturacak yer dahi bulunurdu. Çünkü hemen hemen hiç kimse öğleden sonra Uludağ'a çıkmazdı. Maksat erkenden dağa çıkmak, birkaç saat fazla olsun doya doya oksijen soluyabilmek, biraz daha fazla eğlenebilmek...  

Uludağ'da yapılacak olan "kendin pişir-kendin ye" seanslarına destek olması amacıyla,   uyanık bazı kadınlar tarafından, aşağıda şehrin içindeki bir kasaptan yedek pirzola alınır, bunlar Kadıyayla'da mangaldaki etler tükenince zuladan çaktırmadan çıkartılır ve Palabıyık'a farkettirmeden mangalın üzerine seri bir şekilde dizilirdi.    



(+)


Benzer koşuşturma akşam saatlerine doğru bu kez Teleferik'in aşağıya inen arabalarının yanaştığı durakta tekrarlanır, 8'ler yine istiap haddini doldurur, Namazgâh'a kadar yaylana yaylana iner, yolcularının yarısını Tiyatro Önü'nde, kalan yarısını da Ulucami'nin hemen berisindeki BBOİ terminal alanında boşaltır (şayet sabah seferiyse, yeni bir sahnenin gerçekleştirilmesi için 40-50 kadar kadın ve veletten oluşan bir yolcu grubunu daha toplayıp), 5 dakika kadar bekledikten sonra hemen yola koyulurdu.

O yıllarda bu kadar çok tercih edilen, uğrunda kavgalar verilen 8 numaralı Teleferik hattı, 1980’lerin başlarında 3 numara oldu. Bu yolu çıkan yeni hatlar açıldı, ama bu arada Teleferik giderek gözden düştü. Artık Teleferik arabaları eskisi kadar dolmamaya başladılar. Gün geldi, sadece sekiz-on kişiyle Teferrüç’e çıkar oldular. Teleferik binasındaki o çıldırtan kuyruklar azaldı, azaldı. Ve günümüzde artık eskinin o, terli, kavgalı, şamatalı yolculuklarından eser kalmadı. Çeyrek asır evvelinde o günleri bizzat yaşamak açıkçası pek de keyifli değildi ama, şimdi dönüp geriye baktığımızda, belleklerimizde ne kadar hoş birer anı olarak yer ettiklerini hissediyoruz, o günleri daha bir özlüyoruz, iman tahtamızın hemen sol tarafı belli belirsiz sızlıyor.

İbrahim Akın KURTOĞLU

NOT: Bu yazı, o günleri birebir yaşadıklarına inandığım, sevgili Cenk İNCE ve sevgili Cem TELGEREN'e ithaf edilmiştir....  


Cem Telgeren
15 yıl önce - Prş 27 Tem 2006, 23:27

Valla ben Akın Üstad'ın yazdığı gibi Teleferik hattı macerasını hiç yaşamadım ama bu anlattıklarını birebir SSK Hastanesi durağından kalkan belediye otobüslerin de yaşadım.Orada da aynen Teleferrik hattının otobüslerinde olduğu gibi korkunç bir izdiham olurdu.Gelen bomboş otobüs bir anda hıncahınç dolar ve eğer inecek yoksa otobüs ara duraklarda durarak yolcu alamazdı.Nasıl dursun değil bir yolcu otobüsün içine bir sinek dahi girecek kadar yer kalmazdı ki.Bir de böylesine dolu otobüslerde illaki bir yaşlı teyze çıkar ki bu teyzemiz genellikle otobüsün ortalarında otururdu, otobüs tam durağa girerken inecek var diye bağırır ve durakta inmeye çalışırdı.Tabi inene kadar da tüm otobüsteki yolcuları rahatsız eder otobüsü durakta en az beş dakika beklettirip iniş kapısına ulaşır ve söylene söylene kendisini dışarı atardı.Tabi şöförün ve diğer yolcuların neden durağa gelmeden inmek için hazırlanmadığı ve kapıya yaklaşmadığı şeklinde homurtularını duymazdan gelerek..Tabi o zamanlar otobüslerimiz şimdiki gibi üç-dört kapılı değil sadece iki kapılıydı.Çok sonraları üç kapılı otobüsler hizmete girdi ve bu anlattığımın benzeri olaylar da tarih oldu.Üç ve dört kapılı otobüslerdeki en büyük sorunda insanların (nedense) büyük bir inatla arkaya ilerlemeyip orta kapıda birikmeleriydi.(Hoş bu durum hala aynı ya neyse).İnsanların binmekte zorlandığı,orta kapıya kadar hıncahınç dolu otobüslerin arka kısımlarının bomboş olduğuna çok şahit olmuşumdur ve hala daha oluyorum.

yılmaz büktel

15 yıl önce - Cum 28 Tem 2006, 13:50

cem
biraz büyük konuşmuşum, bursada uzun süreli bulunmadığım için yeterince güzel şeyler bulamadım, elimdeki otobüslü 6 karttan ikisini yüklüyorum, diğer ikisi sitede gördüğüm mersedes 321H li kartlar, hani heykel önünde 72 ve çelik palas önünde 73 ve bir diğerini gösteren kartlar. Yüklediklerime gelince :
heykelde, tiyatro önünde bir mersedes 321H




(+)

Yeşi cami önünde bir mercedes 302

 

(+)


yine heykelde bir man 590 ve daha geride kırmızı renkli mersedes 302 ve aksi istikamette yine bir 302 görülüyor.
 

(+)


Bursa fuarı önünde kısmen görünen bir man 590, bunuda yükledim çünkü bursada man590ların çalıştığının kanıtları. Man 590lar izmir ve ankaraya özgüdür, istanbulun manları daha farklı(model söyleyemiyeceğim affet) ama bursada her iki manda çalışmıştı ve sanırım ikinci tipler hala çalışıyor olmalı.



(+)


bunların dışında 1 yada 2 slaytım olacak taratınca onları da yüklerim.



sayfa 1
123 ... 545556   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM - Marmara