Ana Sayfa 882 bin Türkiye Fotoğrafı
Kaldırımlar... Kaldırımlarımız...
Sayfa: 1, 2, 3 ... 24, 25, 26  Sonraki
Ana Sayfa -> ULAŞIM
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ahmet Kemal Senpolat
8 yıl önce - Cum 30 Hzr 2006, 15:56
Kaldırımlar... Kaldırımlarımız...


Bu forumda genelde ulaşım ile ilgili ve genelde motor gücüyle çalışan araçlarımız , araba yollarımız tartışma konusu olmakla beraber aslında en az onlar kadar önemli gördüğüm kaldırımlarımız konusunu da gündeme getirmek istiyorum.

Kaldırımların da en az bir kent ulaşımında bir otobüs- metro -tren kadar önemli olduğunu hep düşünmüşümdür. Çünkü kaldırımlar aslında fakrında olmadan sokak kültürü ile karşı karşıya olduğumuz birebir temasımızı ve gözlemlerimizi aktardığımız mekanlardır.

Gelgelelim o kaldırımlar bizim mega köyümüzde çoğu yerde arabaların üzerinde park yaptığı , diğer yerlerde işportacıların ve dükkan sahiplerinin kaçak olarak işgal ettiği zaman zaman yürüyemediğiniz çok kıymetli yerlerdir. Düşünsenize istanbul gibi bir kentte bir arkadaşınızla yanyana bir kaldırım üzerinde dümdüz en fazla kaç dakika yürüyebilirsiniz..ya önünüze bir araba parketmiş olarak çıkar , ya kaldırım aniden biter ya da esnaf işgal edip dükkanını genişletmiştir.

Ayrıca bu kaldırıma binmek (!) de sanırım bizim memlekete özgü bir davranış biçimidir. Araçlar parketmesin diye o kadar yüksek kaldırım döşerler ki bu sefer yaya olarak kaldırıma BİNMEK zorunda kalırsınız. daha sonra asfalt dkölüp sokak yükselince kaldırım yola yaklaşır bu sefer de üzerine araç park eder. ya da kaldırım üzerine zincir ya da mantar koyarsınız..araba parkettiğinde  uzun vadede kaldırım taşı çatlar ve çöeker çünkü arabanın 2 -3 ton ağırılığını artık kaldıramz..aradan 2 yıl gçemeden koca kaldırımlar sökülür bir daha yapılır..çoğu kişinin de işine gelir..

Avrupa'da bir kaldırımın ömrü orttalama 60yılken bizde 8 ay civarındadır ( bilimsel gerçek ) avrupada Dantenin yürüdüğü sokakta yürümeniz mümkünken burada ben dedemin yürüdüğü sokakta yürüme şansım her yıl daha çok azalır...

Öte yandan bu forumda ABD'den alınmış  çok güzel kaldırım fotoları görmüştüm..bunun burada tekrar yayınlanmasını isterim...kaldırımlar ve yollar o kadar az alçak ve hafif meğilli idi ki bahsettiğim bu binme inme eğilimini hatta yolun su terazisini yağmur çamur zamanında hissetmezsiniz bile..bizim Kuzguncukta mis gibi arnavut kaldırımının üstüne önce asfalt döktüler..aradan zaman geçti..şimdi de hem asfaltı hem arnavut kaldırımını yani istanbulun tarihini yok etmek adına başka bir çeşit kaldırım parke taşı döşüyorlar..eski semtleri moderinlik uğruna mütahit taşreon firmasına terkediyorlar..ayağa akıllarınca hızmet getiriyorlar..bunu tüm siyasi partiler yapıyor..hiç bir fark göremiyorum aralarında..hepsinin kente bakış açısı sömürmek..estetik değil..sesi çıkmayanların başında da en fazla zaten ya sokak hayvanları gelir ya da kaldırımlar !    değiştir değiştir dur..hayvanalrı da zehirliyorlar zaten...sesleri yok ya nasıl olsa...

öte yandan yine gelişmiş ülkelerde kaldırımın yola en yakın kısmında büyük ağaçlar ve çimler varken iç kısmı geniş betondandır. yani burada aslında araçla yaya arasına ağaçları ve yeşilliği sokarak tehlikeyi ve park yapmayı da engellemiş olursunuz..hatta kaldırımı daha geniş tutarak bisikletliler , hayvanlar için de yer açılmış olur..

biz de o koca ağaçların dibine her yıl asfalt ve beton dökülür..ve her yıl inadına o ağaçlar o haşmetiyle o üzrine dköülen betonları kaldırırlar..çünkü ağaç büyük olduğu için genişlemek ister..çünkü ağaç topraktan maksimum faydalanmak ister..bakın tüm ağaçların dibine kadar inadına taş ve asfalt dökülmüştür...yani belediyenin işçisi aklınca doğaya meydan okur.."ey ağaç  sen durduğun yerde dur..daha büyüme "

istanbulda her metrekare o kadar değerli ki kaldırımlarda bundan doğal olarak nasibini alıyor...herkes üstüste altalta...kaldırımlar bir keyifli yürüyüş yolu olamıyor..mahalle araları hele araçlar çöp bidonları ile dolu..o zaman boşuna yapma kardeşim...

öte yandan bazı yerlere öyle kaldırım yapıyorlarki genişliği 30cm bile değil..kim yürüyecek buradan ...araba mı park etsin tek teker üzerine ? yapma o zaman..boşuna yoldan çalıyorsun...amaç insanın mutluluğu mu yoksa kimi şekli düzenlemeler mi ? şehir plancılarının projelerine uymayınca belediye başknının kendi evi bile kaçak olarak kaldırıma müdahele ediyor..çünkü en kolay çalınacak arazine katılacak yer...

mahkemeye versen durumu işgal var tecavüz var diye..mahkeme yıkım kararı veriyor ama uygulamasını yapmıyor..

kaldırımı olmaayan , ağaçları , parkları hayvanları çiçekleri olmayan bir kentte nasıl mutlu yaşanılır ? nasıl dostlarnızla ,hayvanlarınızla yanyana yürüyebilirsiniz ? nasıl jogging yapabilrisiniz ? örneğin Boğaz kenarında yürüyün bakalım örneğin.. o minnacık kaldırımlarda ikarus otobüsler mibnibüsler üzeirneize üzerinize geliyor..yürüme yerleri o kadar az ve dar ki...o zaman arabaya yöneliyorsunuz ister istemez..(denizin kenarı da büyük motor mafyasının elinde olduğu için artık denizi görmek de mümkün değil ya ..neyse bunu başka bir forumda anlatacağım )

Özet olarak , esas ulaşımı öncelik olarak insanlara vermeyip , makinelere sağlarsanız mis gibi kenti mega çile yapmak için altyapıyı da buna göre kurmuş olursunuz zaten !


Burç

8 yıl önce - Cum 30 Hzr 2006, 16:28

Bu genel konunun içinde bir alt kategori olarak ele alınan
arabaların kaldırımları ihlal etmesini engelleme yöntemleri ile ilgili bir başlık açmıştım,
ilgilenenler için buraya bir link ekleyeyim :
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=4161


Semih Yaşar

8 yıl önce - Cum 30 Hzr 2006, 17:21
kaldırım


Alıntı:
Kaldırımların da en az bir kent ulaşımında bir otobüs- metro -tren kadar önemli olduğunu hep düşünmüşümdür. Çünkü kaldırımlar aslında fakrında olmadan sokak kültürü ile karşı karşıya olduğumuz birebir temasımızı ve gözlemlerimizi aktardığımız mekanlardır.


Ahmet Bey

Son derece önemli bir konuya değindiniz, tebrikler. Maalesef İstanbul'umuzda  rahatlıkla yürünecek cadde ve kaldırım kalmadı, belki Bağdat Caddesi en çağdaş caddemiz görünümünde. Araba parkını engellemek için sık aralıklarla metal çubuklar koymak mutlaka gerekiyor, araba genişliğinden daha dar aralıklarla yapmak kaydıyla.


Başdoğan

8 yıl önce - Cum 30 Hzr 2006, 17:41

Metal çubuklardan ya da mantarlardan konu açılmışken değinmeden geçemeyeceğim. Bağdat caddesine yeni kaldırım düzenlemesiyle birlikte şık metal çubuklar kondu. Cubuklar şık olmasına şık ama bizim insanımıza fazlasıyla şık. Bir kaç ay içerisinde ya nikelajlı olan süs kısımları çalındı veya düştü yok oldu, ya da arabalar tarafından çarpma suretiyle devrildi. Ha bir de buna ek olarak dükkan sahipleri kendi veya müşteri araçları girebilsin diye önlerindeki çubukları söktüler. (Avrupa'da böyle bir icraatın cezası ağırdır, sonuçta kamu malıdır)
Su anki görüntü şu ki, hiçbir yerde aralıksız bir çubuk dizgisine rastlanamamaktadır. Mutlaka aralarında bir iki eksik, kırık dökük çubuklar bulunmaktadır.

Benim şahsi önerim şudur: O çubukları gerek çap olarak, gerek malzeme olarak, gerekse de montajı açısından öyle seçmek ve uygulamak lazım ki, araba çarptığında bile yıkılmamalı ve arabaya büyük zarar vermeli, öyle büyük aletsiz sökülmesi mümkün olmamalı ve şık olacak diye narin malzemeler kullanılmamalı. Bu işi bir defa yaparlar, rahat ederler....


Akın Kurtoğlu

8 yıl önce - Cmt 01 Tem 2006, 15:11

Benden de bu ilginç başlığa "Kaldırım" kelimesinin kökeniyle ilgili bir ekleme:

KALDIRIM: Bizans döneminde, şimdiki Ayasofya Hamamı'nın bulunduğu şehrin merkezindeki (Mese Caddesi'nin çıkış noktası); "Khalke Pili" meydanına döşenen taşların güzelliği ve simetrisinden dolayı, halk buraya; "Kalo-Dromos" (Güzel Meydan) adını vermiştir. Osmanlılar döneminde de, sokakların kenarlarına özel olarak döşenen taşlarla oluşturulan yaya yürüyüş yolları, adıgeçen kelimenin fonetik benzerliğinden türetilmiş; "Kal-dırım" kelimesiyle anılmasına neden olmuştur.  
Bir diğer rivayete göre ise, Türkler tarafından normal yol kotundan bir miktar daha yükseltilmiş olan yaya yollarına ("kaldırılmış" anlamında); "Kal-dırım" adı verilmiştir.

Akın KURTOĞLU


Ahmet Kemal Senpolat
8 yıl önce - Pts 03 Tem 2006, 13:43
KALDIRIM ÇİZGİSİ..


kentlerde yaşam tartışması yapıldığında klasik olarak şöyle bir nükte yapılır insanlar arasında..." senden kaldırım mühendisi bile olmaz" ya da " git kaldırım  mühensdisi ol bari" ..yani bir aşağılama ve işe yaramaz bir meslek gibi görülür..

sokaklarımızı inşa edenlerin aslında kimler olduğunu düşündüğünüz zaman belki gerçekten inşaat mühendisliklerine böyle ayrı bir bölüm açmak da gerektiğini düşünüyorum. çünkü aslında o kadar basit gözüken iş bir iki erkenden köşe olmak isteyen müteahit bozmasına verilince durum içler acısı hale geliyor.  

Kendi işimiz olsa on kere pazarlık yapacağımız bir iş olay belediye boyutuna gelince 1e yapılacağına kesinlikle 5e 10a yapılıyor..ve yapılan iş de genelde çok zevksiz , kalitesiz , üç beş yıl sonra ayıplarının tekrar ortaya çıktığı ve yeniden düzeltilmesi gerekli bir iş olarak ortaya çıkarılıyor. bu durumda biz hem zaman kaybediyoruz hem para .  


örneğin kaldırımın ip gibi dümdüz olması lazım değil mi ? en basitinden kendi sokağınızı düşünün ? cetvel gibi niye değil ? neden kadastrosu yamrı yumru yapılmış ? neden düz olan yerlerde hep kaldırıma tecavüz ve çıkıntı var ?  

Mecidiyeköyden Osmanbeye yürüyün bakalım ? sizce yeteri kadar geniş ve cetvel gibi mi ? o nüfusa o kaldırım yüzölçümü yeterli mi ? nerede o kaldırımın ağaçları ? nerede peyzajı ?  

NY ta tüm caddeler ve avenualar birbirini dik keser..kaldırımlar geniştir..tüm dünya oraya akar ama kimse birbirini ezmez ve kaybolmaz..Prieneyi yapan Hippodadamos tan alınmıştır bir deyişe göre oranın planı..belki istanbula göre yeni kent olabilri ama istanbulun da zaten eskisi suriçidir. geri kalanı 1950deki adnan menderes talanından sonra ortaya fışkırmıştır.

kaldırım olmaayan bir memlekette insana çevreye doğaya saygı yoktur. Çekirge sürüsü gibi yağma kültürü hakimdir. Kurnaz zihniyet ayrıcalıktır. Kurallara uymak , toplu yaşayış disiplini gelişmemiş bir köydür dışarıdan bakılınca. Çünkü arabası olan ( o esnada gücü ve parası ) olan haklıdır. İnsan -hayvan -çiçek  - böcek bu durumda zaten 49. sınıf vatandaştır.


Sistem de zaten bunu destekler.  

Av Ahmet K. Şenpolat


senayy
8 yıl önce - Pts 03 Tem 2006, 14:26

Kim söylemiş tam olarak hatırlayamadım ama "Kaldırımlar bir medeniyet ölçüsü"imiş. Aynen katılıyorum bu görüşe.
   Kaldırıma araç çıkmaması gerektiğini herkes bilir, ama ille cebri uygulamalar; (kaldırımın araba ve dolayısıyla özürlü, hasta, yaşlı, çocuk da çıkamayacak kadar) yüksek yapmazsak kimse ile baş edemiyoruz, bir takım engelleyiciler koymak ki eminim bu bir çok insana sıkıntılar yaşatmaktadır. (takılıp düşme zarar görme gibi) Ayrıca kaldırımlar özellikle çarşı içlerinde dükkan tabelaları, dükkana müşteri çekmek için icat olunmuş bir takım abuk-sabuk aksesuarlar (lokanta önlerinde menü tutan çirkin şef garson motifi gibi). Yani şöyle dinlenmek için vitrin vitrin gezerken sükunetinizi muhafaza etmeniz pek mümkün olmuyor.!!!
   Kaldırımlar mümkün olduğunca kesintisiz, geniş ve düzgün ve özürlüler, yaşlılar, çocuklar da düşünülerek tasarlanmış olmalı...


Ademv
8 yıl önce - Pts 03 Tem 2006, 14:55

Kaldırımlardaki sorunlardan biri de keskin uçlu levhalardır. Gelişi güzel kaldırıma dikilmiş ve boy hizasındaki bir levha kaldırımda yürüyen bir görme engelli için büyük tehlike teşkileder. Ayrıca ağaçları sınırlandıran alanlarda takılıp düşmeye davetiye çıkaran yerlerdir. Ağaçların bulunduğu alanlar çarpma esnasında vücuda zarar vermeyecek plastik çitlerle çevrelenebilir. Bir diğer tehlike de beton mantarlardır. Bu mantarlar yaklaşık diz hizasına geldikleri için çarpma esnasında büyük acı verirler. Oluşturdukları yaraların iyileşmesi ise birkaç hafta alabilir.

Burç

8 yıl önce - Pts 03 Tem 2006, 16:18

Bu levhalar sadece görme engelliler için değil, herkes için tehlike teşkil ediyor.
Arkadaşım kafayı yardığı için biliyorum, insan boyundan biraz daha yüksek yapılmaları
şart. Veya Amerika'daki gibi belediyeyi mahkemeye vermeyi öğreneceğiz.
Metro'da polisten kaçarken ayağı takılıp düşen hırsızın aldığı astronomik tazminat
aklıma geldi birden. Tam anlamıyla : hem suçlu hem güçlü.


ümit 806

8 yıl önce - Pts 03 Tem 2006, 22:19

Alıntı:
Bu levhalar sadece görme engelliler için değil, herkes için tehlike teşkil ediyor.
Arkadaşım kafayı yardığı için biliyorum, insan boyundan biraz daha yüksek yapılmaları
şart

Geçen ay Üsküdar'da Kanaat Lokantası'nın önünde bir arkadaş ile buluşmaya gidiyordum, kocaman bir levhanın alt köşesini saçlarımda hissettim ve hemen tabelanın ucunu büktüm. Normalde başkası yapsa kızarım, kamu malı falan derim ama o an içimden köşesini bükmek geldi. Cumartesi günü o levhayı bir daha gördüm, herhalde benim büktüğüm yetmemiş, sadece köşesi de değil, attan boydan boya 15-20 santimlik kısım bükülmüştü.

ademv üstâdın bahsettiği ağaç etrafı çitleri için kimi belediyeler inşaat demirlerinden kaynaklayarak kafesler yapıyorlar ve bunların uçları dışarıya doğru uzuyor, uzamasa da çoluk çocuk büküp uzatıyor. Milletin kolu, bacağı, gözü, elbiseleri takılıyor. Geçen gece karanlıkta böyle bir demire göğsümü çizdirdim ve demiri içeri, ağaca doğru itip düzelttim.

Geçenlerde de adamın biri park edilmesin diye peynir tenekesine beton döküp içine inşaat demiri saplamış. demirin boyu abartısız 160 cm var çünkü benim boyum 179 cm ve demirin ucu az daha gözüme giriyordu. tenekenin altı bombeli olduğu için demiri düzeltemedim, kaldırıma doğru olan ucunu yola doğru çevirdim. Camilerimizde de böyle çok tehlikeli tesbih askıları var


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> ULAŞIM