Bir zamanlar 1993-2001 yılları arası medya ve siyaset siyam ikizi gibi yapışıktı. Dolayısıyls ikiside birbirini satarak geçiniyorlardı.
Geçenlerde NTV de Başbakan ile yapılan bir söyleşide konu Cüneyt Zapsu ve Yasin El Kadı hakkında açılmış ve Erdoğan zamanı geldiğinde kendisine çeşitli yakıştırmalar yapan malum medya ile insanın dudağını uçuklatacak bazı olaylar ve görüşmeler yaşandığını bildirmiş ve bunları zamanı geldiğinde kesinlikle açıklayacağını bildirmişti.
Onun için sizin ima ettiğiniz medyadamı siyasettemi şerefsizlik var sorunuza ben şuan için medyada diyeceğim.
Birde o bahsettiğiniz müdürler hangi gazetelere yorum yapmışlar, kim karşısına almışta konuşmuş veya Yimpaşta istediğini alamayan müdürlerin bir intikam ateşi olabilirmi. Ben olaylara tek taraflı bakmıyorum, biraz üçboyutlu incelemek lazım. İçimizden kaç kişi Yimpaş a ortak ya da para yatırdı. Bu paraların camilerde toplandığı söyleniyor. Aklı başında bir insan cami çıkışında tutup birine 300 000 Euro verirmi.
Yimpaştan zarar görenler olduğu kadar fayda da görmüş olanlar varmı. Ayrıca Yimpaş niçin zor duruma düştü ya da düşürüldü. AnaSolM hükümeti tarafıdan çıkarılan yasalarla bu tarz şirketlerin önünün açılıp daha yasal bir zemine oturtulması gereken yasalar çıkaracak yerde niçin onların aleyhine yasalar çıkarılmıştır. Önce bunları sorgulamak lazım ve cevaplarını bulmak lazım...
Gerçekten Yimpaş ta yaşananlar konusunda bilgisi olanlar varsa yazsın ama gerçek bilgiler olsun, Hürriyet ve Milliyetin manşetlerinden değil.
Ayrıca Yimpaş niçin zor duruma düştü ya da düşürüldü. AnaSolM hükümeti tarafıdan çıkarılan yasalarla bu tarz şirketlerin önünün açılıp daha yasal bir zemine oturtulması gereken yasalar çıkaracak yerde niçin onların aleyhine yasalar çıkarılmıştır.
Aynı şeyleri Cem Uzan tayfası için de söyleyebilir misiniz gönül rahatlığı ile peki? Niçin zor duruma düştü?
DYP Genel Başkan Yardımcısı Meral Akşener’in bant çözümlerini açıklamasının ardından bir yazı yazan Ertuğrul Özkök, bantlardaki konuşmanın doğru olduğunu kabul etti. Ancak Özkök, kendisinin aynı zamanda “Doğan Holding İcra Kurulu üyesi” olduğunu hatırlattı ve görüşmeyi “işadamı” kimliğiyle yaptığını söyledi.
Tunay bey elmalarla armutları karıştırmamak lazım.. O bahsettiğiniz şahıs zaten bu kirli oyunların tezgah ve şantajların baş aktörleri. Türkiyeye zararı yaklaşık 10 Milyar Dolar... Ayrıca Doğan Medyası Cem Uzan a niye yüklenmiyor, Cem Uzan sütten çıkmış akkaşık gibi siyaset yapıyor. Doğan ne yapıyor Cem Uzan ve tayfasının halka maliyetini hasır altı edip hükümete gözdağı vermek için öküz altında buzağı arıyor.
Gören ve anlayan gözler için durum bukadar basit.
işte aynı grubun iki gazetesi milliyet ve hürriyetin farklı haberleri.
birinin yalan olduğu kesin, ya peki ikisi de yalansa?
Gazi Üniversitesi'nde dün yaşanan silahlı kavgayı, Milliyet ve Hürriyet gazeteleri birbirine taban tabana zıt nedenlere dayandırdı. Biri ırkçılık, biri İslamcılık çatışması olarak gösterdi.
Doğan medya grubununun haberciliğine ilişkin iki örnek sunacağız size.
Olay çok açık ve net. Gazi Üniversitesi'nde bir kavga çıkıyor ve silahlar konuşuyor. Abdullah Demir ve Aslan Oktay, 5-6 kişinin saldırısı sonucu yaralanıyor. Abdullah Demir'in burnu kırılıyor, Aslan Oktay ise silahla ayaklarından yaralanıyor. Her iki yaralı da hastaneye kaldırılıyor.
Olay bu kadar açık ve net.
Ama bu olayın Doğan medya grubunda yansıması çok farklı. Hürriyet'e göre, iki öğrenci, "uzun saçlı oldukları" gerekçesiyle saldırıya uğruyor. Milliyet'in haberi göre ise, saldırganlar Ülkücü. İkisi de Mardin Kızıltepe nüfusuna kayıtlı olan öğrencilere, Kürt oldukları gerekçesiyle saldırdılar.
Milli Gazete denen yobaz tabancası ise üstte "Mustafa Kemal'in ölüm yıldönümü" demeyi yeterli görmüş. Ulu önder ya da Gazi Mustafa Kemal demek nerdee bu sakalları örümcek ağı tutmuş kuş beyinlilerde? Ama manşet süper: Gafletten uyanın! Oldu paşam uyanırız sen iste.. (Yıllarca siz uyuttunuz bu memleketi be ey cahil cühelalar!)
Neyse belki bu arkadaşlar doğru yapıyor olabilirler, Atatürkçülük 10 Kasımlar'da, resmi bayramlarda onu hatırlayıp sürmanşetlerden vermek olmayabilir. Belki bunlar sahte Atatürkçülüktür, gösterme Atatürkçülüğüdür de bende bunlardan birisiyimdir belli mi olur? Hep Emin Çölaşan'ın başının altından çıkıyor bunlar. Ayarlı medya kahrol Bekir Coşkun, yaşa Hıncal Uluç ve gamzeli güzel büyük yazar üstad şair sevgi pıtırcığı İclal Aydın!
En son Emre Uzan tarafından Cum 10 Ksm 2006, 11:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Başlığı okuyunca, "O ne, PKK'lıların yaptığı eylemi demokratik mi saymış mahkeme" diye gaza geliyorsunuz. Olayın aslı ise çok farklı.
Alıntı:
Silahlı eylem demokratik sayıldı
2000 yılında polislerin 7 ilde yaptığı eylemden İzmir'de ceza alan polislerle ilgili karar Yargıtay'dan döndü. Yargıtay: Eylem polisin üzüntüleri nedeniyle demokratik tepki niteliğindedir.
'Polislerin yürümesi demokratik bir hak'
Yargıtay, 2000'de 2 polisin şehit edilmesine tepki olarak yürüyüş yapan polisler hakkındaki mahkûmiyet kararını bozdu. Gerekçe: Yürüyüş demokratik bir tepki.
Yargıtay, İstanbul'da çevik kuvvet otobüsüne düzenlenen saldırıda 2 polisin şehit olmasının ardından yapılan izinsiz yürüyüşe katılan polis memurlarına verilen mahkûmiyet kararlarını, "demokratik tepki'' gerekçesiyle bozdu. Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi, İzmir 2 ve 11'inci asliye ceza mahkemelerince, yaklaşık 200 polis memurunun 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan 1 yıl 3 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması ve cezaların ertelenmesine ilişkin temyiz başvurularını karara bağladı. Kararda, İstanbul Gaziosmanpaşa'daki olay üzerine, İzmir Bozyaka'daki hizmet binasından Konak Meydanı'na yürüyen polislerin, suç teşkil etmeyen sloganlar attığı belirtildi.
'Üzüntüden yaptılar'
Konak Meydanı'nda saygı duruşunda bulunan ve İstiklal Marşı'nı okuyan polislerin daha sonra görevlerine döndükleri anlatılan kararda, "Sanık polis memurlarının güvenlik güçlerine yapılan olaylara karşı seslerini duyurmak amacıyla yaptıkları eylem, içinde bulundukları üzüntü nedeniyle demokratik tepki niteliğindedir'' denildi ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtildi.
Tabancalar çıkmıştı
İstanbul Gaziosmanpaşa'da 11 Aralık 2000'de çevik kuvvet otobüsüne gerçekleştirilen silahlı saldırıda 2 polis memuru şehit olmuştu. İstanbul, İzmir, Adana, Gaziantep, Bursa, Antalya ve İçel'de polisler olaya tepki gösterip özlük haklarıyla ilgili taleplerde bulunmuşlardı. İzmir'deki yürüyüş esnasında, İstanbul'da olduğu gibi, bazı polisler silahlarını göstermişti. Açılan davaların bazılarında polis memurları beraat etmiş, bazı davalar ise mahkûmiyetle sonuçlanmıştı. "Çevik Kuvvet Yürüyüşü'' olarak adlandırılan eylemlerle ilgili idari soruşturma başlatan Emniyet Genel Müdürlüğü de 30 polise "24 ay kıdem durdurma'', bin 449 polise de uyarma ve çeşitli sürelerle kıdem durdurma cezası vermişti.
Vakit denen paçavra ne idiğü belirsiz birisini rahmet ile anerken "Atatürk'ün ölümünün 68. yılı" başlığını 1,5 sütundan verebiliyor (Ebeni rahmetle an Vakit!) Dikket ederseniz de kullandıkları foto süper. Türbanlı Latife hanımı koymuşlar. Hep mesaj hep mesaj hep...
Vakit Gazetesi Acitasyon konusunda Uzmandır (hayret nasıl yayınlamış bu haberi),Tıpkı Cumhuriyet Elden gidiyor diyen Cumhuriyet gibi.
Osman Yüksel Serdengeçti'ye,Ne üdüğü belirsiz demek '' Meclis Kürsüsünden,Bazı sözde vekil soytarılara karşı Bu Meclisin Yarsı Hıyar'dır'' deme cürretini gösterdiği için 1980 öncesindeki Bir hesaplaşmayı,Hatırlatıyor bana..Kendisi Necip Fazıl Kısakürek'in Çağdaşıdır ve yakın dostudur.Haddinizi bilin !
Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar,
Kahrolsun Hak dururken zorbalara tapanlar !
Vakit denen paçavra ne idiğü belirsiz birisini rahmet ile anerken "Atatürk'ün ölümünün 68. yılı" başlığını 1,5 sütundan verebiliyor (Ebeni rahmetle an Vakit!) Dikket ederseniz de kullandıkları foto süper. Türbanlı Latife hanımı koymuşlar. Hep mesaj hep mesaj hep...
Sevmediğiniz birisine/birilerine bu şekilde seslenmenizi kınıyorum.Üslubunuz böyle oldukça sizi muhatap bile almayı düşünemem.
Filanca gazete Atatürk'e saygısızlık yaptıysa/hakaret ettiyse bu onun terbiyesizliğidir.Ancak sizin burada çıkıp sahte sevgi gösterileri yapmanıza prim tanınmaz.Atatürk'e bağlılığınızı başkalarının olumsuzlukları üzerine inşa edeceğinize siz olumlu birşeyler yapın.Lafla peynir gemisi yürütemeyeceğinizi anlayamadınız hala.
Kökeninde materyalist/marksist ideolojiler olanların ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün adını kullanarak ortalıkta gezinmesi kapı kapı dolaşan sahte satıcıların haline döndü.