Olmadık seyleri yazar orduyu polisi vatanı milleti desteklemezler hic.
Her seye sacma sapan isimler bulur(ucan kale-yuzen kale-zıplayan kale-kacan kale-kale..
Bence dunyanın en berbat gereksiz saftirik (ilginc bir kelime) basın yayın sistemlerinden birine sahibiz.
Referandum öncesinde yavaş yavaş bel altına vurmaya başladılar. Çatır çatır arıtılarak verilen suyu kirli gibi sunarak akıllarınca oyun yapıyorlar. Özellikle mide bulandırıcı ifadelerle vatandaşı etkilemeye çalışıyorlar. Millet bunların mide bulandırıcı oyunlarına gelmez. Hadi oradan dost medya: yemeeeeez!
"Dövmeli gençler"i, daha önceki yıllarda sadece batı dünyasında görüyorduk.
Şimdilerde ise, ülkemiz gençlerinde de sıkça görmeye başladık.
Bunda dünyaca ünlü sanatçı ve sporcuların elbette payı büyük.
Real Madrid'den Beşiktaş'a gelen her yanı dövme dolu Guti lakaplı futbolcu bunun son örneği.
Batının inanç ve ahlak değerleri açısından onlar için bir problem yok.
Ama, ya bizimkiler?
Kültürümüzde, tarihimizde, geleneklerimizde, örf ve adetlerimizde, inanç ve ahlak değerlerimizde var mı böyle bir şey?!
"Dövme"li görmeye başladığımız bu gençlerimiz, bizim kendi çocuklarımız değil mi?
Bu gençler mümin, anne babaları müslüman değiller mi?!
Nasıl böyle bir isyana göz yumulabiliyor?!
Allah'ın ve Peygamber'in lânetine nasıl razı olunabiliyor?!
Vücudumuzdaki o "et parçası"ndan gerçekten emin miyiz?
Acaba o "et parçası", düzgün, iyi ve salih olsaydı, böyle bir lânete izin verir miydi?
Yaratılışı değiştirmenin (Bkz:en- Nisâ 4/118,119) Şeytan'ın emri olduğunu fark etmez miydi?!
Bunu yapmanın Allah'ı bırakıp Şeytan'ı dost edinmek olduğunu bilmez miydi?
***
Referandum kavgaları, etnik çatışmalar, terör olayları, cinayetler, intiharlar ve hatta trafikteki canavarlaşma görüntüleri, vücudumuzdaki o "et parçası"nın durumunu gözler önüne seriyor.
Kimse itiraz etmesin:
Ortalıktaki bu bozulma, kalplerimizin de bozulduğunu gösteriyor.
Onu ıslah etmek, ancak onu Yaratana boyun eğmekle mümkün olacaktır.
Medya'yı takip ettikçe insanın morali bozuluyor. Her zaman olumsuz haberler ve kanalın yönetimin düşüncesine göre hükümete tavır belirliyorlar.Çıkar dünyası .
özellikle ekonomi servisleri iyi gözlenmeli çünkü bir çok ürün veya hizmetin piyasasında çok aktifler bir anda herhangi bir ürünün fiyatını zıplatabiliyorlar
Medya Tekzip Merkezi'nin verilerine göre en çok yalanlanan gazeteler hangileri? Elde edilen verilere göre, en çok yalanlanan gazeteler dünkü sanat merkezi olayını saptıran Milliyet ve Hürriyet... İlgili Haberler
» En çok yalanlanan gazete Milliyet çıktı
» Milliyet, 'organize' haberini sürdürdü
UNESCO ve Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen “IPA 2007 Güneydoğu Avrupa Sivil Toplum Medya Bölgesel Programı: AB Normlarına Uyum İçin Katkı” projesi çerçevesinde düzenlenen “Türkiye’de Etkin Medya Özdenetimi ve Haber Ombudsmanlığı Mekanizmaları için Yuvarlak Masa Toplantısı”nın ikinci ayağı dün medya temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Sabah Gazetesi Ombudsman’ı gazeteci yazar Yavuz Baydar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıya konuşmacı olarak Bulgaristan’dan Ognian Zlatev, The Guardian gazetesi eski ombudsmanı Ian Mayes, Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici ve Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Yasemin İnceoğlu katıldı.
Halen Guardian’ın tarihini yazmakta olan gazetenin eski ombudsmanı 57 yıllık gazete çalışanı Ian Mayes, demokratik bir ülkede hiçbir kurum ve kişinin kendisini eleştiri üstü görmemesi gerektiğini, basının hükümetleri eleştirme özgürlüğüne sahip çıkmak gerekirken, basının da eleştirilmeyi hazmetmesi gerektiğini belirtti.
Kimsenin hata yapmanın etik olmadığını söyleyemeyeceğini, etik olmayanın hatayı telafi etmemek olduğunu ekleyen Mayes, “Hata yapmak insana, düzeltmek Allah’a mahsus” zihniyetini terk etmek gerektiğini söyledi.
Basın Konseyi Özdil’i korudu
Beş aydır Hürriyet Okur Temsilciliğini üstlenen Faruk Bildirici ise gazeteciliğin bir sorgulama ve eleştiri mesleği olduğunu, bir eğlence sektörü olmaması gerektiğinin altını çizerek “Gazete sahipleri ile yönetmenleri arasındaki uyum, editöryel alana yansıyor” dedi.
Son olarak söz alan Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, 1990’lardan sonra sadece gazetecilik işi ile iştigal eden geleneksel gazete patronlarının yerini gazete sahibi olmayı bir “silahlanma” faaliyeti olarak gören holding sahiplerinin aldığını, Türkiye’de yaşanan tekelleşmenin dünyada da paralel yön çizdiğini aktardı.
Basın özgürlüğünün asla sorumsuzluk olarak algılanmaması gerektiğini belirten İnceoğlu, Ahmet Türk’e atılan yumrukla ilgili “Bu yumruk pek çok kesimin hislerini yansıttı” şeklinde cümle kuran Yılmaz Özdil’in şikayet edildiği Basın Konseyi’nin bu yazıyı ifade özgürlüğü içinde görebildiğini belirtti.
Çeşitli istatistikler de sunan İnceoğlu, Medya Tekzip Merkezi’nin verilerine göre en çok yalanlanan gazeteler arasında Doğan grubunun 5 gazetesi ile önde bulunduğunu birinciliğin Hürriyet, ikinciliğin ise Milliyet’te olduğunu ekledi.
Taraf
En son neşetyıldız tarafından Prş 23 Eyl 2010, 11:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Kemal Sunal'in filmini 50 yerinde kesen , fakat iftar öncesi Veet soguk agda reklamı yapan kanalın ismini biliyor musunuz ? Peki bu karmaşık zihniyetin haberlerine güvenir misiniz ?
Bu kanalin ismi nedir ?
İpucu : " yarın akşam görmek istediğiniz haberlerle yeniden karşınızda olacağız "