türkiyede iki türlü medya var biri sağ diğeri sol görüşlüler.televizyon ve gazetedeki haberlere baktığınız zaman bunu açıkca anlayabilirsiniz,kimse gerçek habercilik yapmıyor nasıl işine gelirse öyle yorumluyor.medya bu ülkede basit bir haberle cumhurbaşkanını,başbakanı genel kurmaybaşkanını yada bir hükümeti çok rahat yargılayıb infaz edebiliyor.daha düne kadar 28 şubatın zeminini hazırlayıp,hükümeti yıkandır medya.sözde doğru ve ilkeli habercilik filan diyorlar ama medyada herkes birilerinin maşası olmuş.devlet medya patronuna ceza kesiyor,patronun gazeteleri hükümet ve başbakana hemen karşı tavır alıyor.bence türkiyedeki medya çok sağlıklı değil.
Bilmediğiniz, ilgilenmediğiniz, anlamadığınız meseleye neden bulaşırsınız be kardeşlerim:
Alıntı:
İmam Efendi sabah ezanını öğle vakti okurken vuruldu
Medyaya genel anlamda dini konularda danışmanlık yapılması konusu ara ara gündeme geliyor… Avrupa’da yaygın olan bu sistemin Türkiye’de de uygulanır olmasını muhafazakar medyada dillendirirken, merkez medyanın kılı bile kıpırdamıyor… Ramazandan ramazana sayfa sayfa, ekran ekran “din” satan bir kısım medyanın gün geçmiyor ki yeni rezillikleri de ortaya saçılmasın.
Hac mevsiminin kurban bayramına denk gelmesi, umreye gidenlerin hacdan dönmesi meşhur örnekler…
Özellikle Yeşilçam filmlerindeki din adamlarının eğreti bir şekilde canlandırılarak izleyiciye sunulması başlı başına bir tez konusu. İnek Şaban’ın, anasının Cano’yu istemesi için ikna ettirttiği köyün imamıyla girdiği rüşvet pazarlığı, ya da rakı masasında keyif çatan hoca efendi karakterleri. Saymakla bitmeyecek örnekler var…
Ama son dönem film ve dizilerinde bu konuda daha hassas davranıldığını göz ardı etmemek gerekli… Hele en son Ramazan ayında TRT’de yayınlanan “Ramazan güzeldir” isimli dizideki imam karakteri müthiş oturmuştu.
Şimdi gelelim esas meseleye… Yani yukarıda saydığımız skandalların yaşandığı diziye… Karşımızda yine gerçeğiyle alakasız şekilde canlandırılan dini sahnenin adeta içine edilmesi var… Öyle ki dizinin konsept danışmanını, senaristini, metin yazarını, yönetmenini hatta ışıkçısını bile din cahili ilan etmeye yetecek aciz bir sahne…
Kanal D’deki uzun zamandan beri devam eden polisiye dizi Arka Sokaklar’dan bahsediyoruz.
Dizinin son bölümündeki (133. Bölüm) (Okurumuzun uyarısıyla sehven yazılan "134. bölüm" ibaresi 133. bölüm diye düzelttik) final sahnesindeki imam efendi, yatağında kalkıp, üstünü giyiyor. Mışıl mışıl uyuyan karısını öpüyor ve sabah ezanını okumak ve namazını kıldırmak üzere için evden çıkıyor. Buraya kadar her şey normal... Hani karakter de üç aşağı beş yukarı oturmuş. "Her imam sakallı olacak" kaidesine de kesinlikle uyulmuş. İyi de imam camiye gitmek için evden çıktığında hava niye günlük güneşlik?
Karısının kendisini aldattığı aşığı tarafından, ezan okurken öldürülen imamın, sabah ezanını gün doğmadan daha hava karanlıkken okuması gerektiğine dikkat etmeyen dizinin yönetmeni, sahneye renk katmak için bir de fırını, çöpçüyü, berberi devreye sokmuş…
Hadi mahalle fırınından ekmek çıkmasını anladık. Ya mahalle berberinin sakal tıraşına başlaması! Daha sabah ezanı okunmamış, berber yüz sabunlayıp, sakal alıyor. Mübarek sanki nöbetçi berber… İmam efendi de kalkmış arkasından doğmuş güneşle birlikte sabah ezanını okumaya gidiyor…
Ha bu arada, imam ezanı okurken karısı da yatakdan kalkıp üstündeki gecelikle birlikte seccadesini alıp, namaza duruyor… Ne abdest alma sahnesi var ne de aldığına dair ipucu var. En azından yüzü gözü ıslak, çemirlenmiş kollarını düzelten bir sahne olsa. Hemen namaza durdu. Altta ise Ramazandan kalma fon müziği...
Ama bir terslik daha var. Az sonra öldürülecek olan bizim imam daha ezanı yeni okuyor. Hanımı ise namazı bitirmiş, tespih çekmeye durmuş. Ağlanacak hale gülüyoruz; sabah ezanını güneş doğduktan sonra okuyan uyuşuk imamın jet cemati de var...
Dizinin finalinde, bizim her olayı, üç dakikada çözüp suçluları anında gölgesinden yakalayan baş komiserler ordusuna gelen, “Ulu Cami’nin imamı sabah ezanını okurken öldürülmüş” ihbarıyla bunun sabah ezanı olduğunu de netleştirdim. Olur ya adam gündüz vakti uyur, ikindiye uyanır. İnsanlık hali. Neyse ki kendi ağızlarıyla sabah ezanı olduğunu söylediler…
Sonuç; Ulu Cami’nin imamı, öğlen vakti, sabah ezanını okuduğu esnada öldürülürken, o sırada abdest almadan ve kocasının ezanı bitirmesini beklemeden namazını kılan karısı da hoparlörden gelen kelime-i şehadet sesiyle kendine geldi…
Soru; Haftaya imamın kurban gittiği bu aşk cinayetini çözecek olan cevval komiserlerimiz öğlen okunan sabah namazı skandalına el atarlar mı acaba?
Yorum; Bilmediğiniz bir dinin sahnesini çekmeye kalkarsanız sonu da böyle olur işte…
videoyu seyrettim birde arada zaman farkıda var en son polise telefon alıyor cinayetin haberini ...
sabah namazında cinayet işlense bunlar emnıyette en erken 9 da olur arada rahat 3,5 saat var arada 3,5 saat ne oldu zaten bunlarda her konuda giriyor olay yeri incelemeden bile anlıyorlar
bende çok ayrıntıya girdim galiba
Birinci husus, ulusal bazda yayın yapan bir medya kuruluşunu kurmak, izlenir kılmak ve sürdürmek çok büyük çapta sermaye gerektiren bir iştir. Bu kadar büyük sermaye gerektiren bir iş de ancak büyük sermaye sahipleri tarafından yapılabilir. Büyük sermaye sahibinin temiz kalması ihtimali oldukça azdır. Bu durumda basın kuruluşunun da temiz kalma ihtimali oldukça zordur.
İkinci husus, bu kuruluşlar, özellikle de TV kanalları yaşamak için reklama ihtiyaç duymaktadırlar ve reklama ihtiyaç duymak bir yerde elinizin ayağınızın bağlı olması demektir. Yani ben hür basınım iddiası safsatadan öteye gidemez reklama bağımlılık çerçevesinde düşünüldüğünde.
Üçüncü husus, bir ülkede genel anlamda bir yozlaşma varsa o ülkenin hiçbir kurumu bu yozlaşmadan kendini kurtaramaz. Sizler bu ülkede genel anlamda bir yozlaşma var diyorsanız basın yozdur, yoktur diyorsanız basın da genel olarak yoz değildir.
Bazı medya grupları artık propaganda aracı olmuş
dün gece kanallar arasında dolaşırken stv haber kanalına rastladım samanyolu kanalının haber kanalı normal her kanalı bu tarz 2, kanalları mevcuttur...ama
saat gece 01,45 arkadaşlar yayındalar konu tabikide ergenekon stv normal haber bültenlerinde tamamen ergenekona ayırdıgını artık öğrendik ama bunun için bir kanal tahsis ettiğini yeni gördüm haftanın 7 günü günün 24 saati ergenekon haberi yapıyorlar 7/24
ne var bunda. bazı medya kuruluşları da ergenekon lehine çalışıyolar sürekli. Bak yeni bir ses kaydı çıktı. Açık - açık NTV ve CNNTÜRK'ün isimleri geçiyor.
İşte Dailymotion video paylaşım sitesinde yer alan ses kaydı
Ali Rıza Dizdar: Ben kestirmeden gitmek istiyorum. Benim pazartesi günü tavrım net, ben şimdi bu fotoğrafı, (Ersöz'ün bacağındaki yaraların fotoğrafını) şimdi karar verelim yani. NTV'ye verdiğimiz zaman CNN'de de çıkacak…
Levent Ersöz: Her tarafta çıkacak
Ali Rıza Dizdar: Yok yok kesinlikle çıkar, çıkarsa son durum ne olur, ha o zaman nasıl çektirdiğinin hesabı başlayacak.(...........) Peki ben şöyle yapabilirim, arkadaşlarla konuşurum NTV'cilerle, ben onlardan elde etmiş olurum, onlar haber kaynaklarını söylemek mecburiyetinde değiller. Bu ara benim telefonlarım dinleniyor ……. Konuşabilirim, NTV benim ismimi vermeyecek.
Muzaffer Ersöz: Ben de şöyle düşünüyorum
Ali Rıza Dizdar: Ben mahkemeye vereceğim ama
Muzaffer Ersöz: Mahkemede o resimleri orada ilk kullandırılmalı, önceden hazırlanmasın yani, düşünmesinler.
Ali Rıza Dizdar: Bu da bir düşünce. Sen ne diyorsun? Kararı sana bırakalım.
Muzaffer Ersöz: Ben orada
Levent Ersöz: Yani tecrübene göre hangisi?
Muzaffer Ersöz: Ben benim düşüncem, seninki güzel. Ben de düşündüm ki, Levent‘e onu dedim. … düşünme fırsatları olmasın. İnsanlar o an böyle acıma duygusu olurya, hani görünce “bu ne yaa?” Filan. Korkunç bir şey ama bir süre relaksa geçer düşündüğü zaman.
Tahliye planı çalışmaları devam ediyor
Levent Ersöz: Mahkeme heyeti bunu size sorar mı? Bunu nereden aldınız diye?
Ali Rıza Dizdar: Sorar tabi yaa
Muzaffer Ersöz: Keşke hastaneden resmi olarak istemiş olsaydık.
Ali Rıza Dizdar: “vermedi ki”
Levent Ersöz: O zaman esprisi yok
Ali Rıza Dizdar: Yok fark etmez, kim verdi? Subay mı verdi?
Muzaffer Ersöz: Evet, etmişlerdi.
Ali Rıza Dizdar: Ben ama şey yapıyım yaa.
Ali Rıza Dizdar: Ben ntv ile konuşayım. Çocukla yüzyüze konuşayım. “oğlum sen elde etmiş gibi yaparsan bunu vericim. Bana da bir örneğini vermiş olursun.” Bak o olur. Yani bizim elde etmiş olduğumuzu, onun haberdar olmadığını, nasıl diğer gazeteler senin oturarak fotoğrafını çekmişler?”
Muzaffer Ersöz: Hastaneden sızdırdılar.
Ali Rıza Dizdar: Bi dakika yaa! Fulya verdiği zaman kimse ne dedi yaa!
Muzaffer Ersöz: Kimse bir şey demedi. Bence önce mahkemeye göster, mahkemeden sonra da gazeteye verelim.
Ali Rıza Dizdar: Gazeteye değil, bütün kanallara verelim.
Muzaffer Ersöz: Ver
Ali Rıza Dizdar: Girmeden veririm. Tamam; öyle yapalım. Girmeden veririm. Ben şimdi gidip büyüteceğim bir de onu. O zaman ben yarın sana telefon ettiğimde bana bunu gönderiyorsun.
Levent Ersöz: Dedin ya. Tevatürle ilgili savunmada kestirmeden gideceğim diye
Ali Rıza Dizdar: Kestirmeden gideceğim. Ben uğraşmam. Bak şimdi, ne çeliğin yaralanmasıyla ilgili, ne cemil bayığın görüşmesi ile ilgili, ne işte yüksel'in bilmem nesi ile ilgili, ne başka birisinin kaçırılması ile ilgili Silopi de..
Ortadoğu uydurdu, Taraf doğruyu yazdı..
ENSONHABER.com / ÖZEL Çukurca’daki hain pusuda şehit olan askerler gazetelerin bugünkü manşetlerinde yer aldı. Ama skandal bir şekilde.. Neden mi?
ORTADOĞU YAZDI AMA..
Dün Şehit olan Fatih Aydoğdu'nun babası Hilmi Aydoğdu'nun sözleri iki ayrı gazetede kullanıldı ikisi de farklı şeyler yazdı.. Ortadoğu gazetesi sürmanşetinde "Vatan sağolsun diyorum ama açılım yüzünden bunlar başımıza geliyor. Bu açılım nereden çıktı" dedi.. Oysa Şehit babası tam tersi sözler sarfetmişti..
TARAF DOĞRUYU YAZDI
Aynı baba Taraf gazetesinin de sürmanşetindeydi.. Ama başka bir şekilde Taraf da "Açılım istemeyenlerin çocukları askere gitmiyor. Evlatları gidenler ister ancak açılımı. Ne olur bir çare bulunsun artık..." diyordu..
Ortadoğu uydurdu, Taraf doğruyu yazdı..
ENSONHABER.com / ÖZEL Çukurca’daki hain pusuda şehit olan askerler gazetelerin bugünkü manşetlerinde yer aldı. Ama skandal bir şekilde.. Neden mi?
ORTADOĞU YAZDI AMA..
Dün Şehit olan Fatih Aydoğdu'nun babası Hilmi Aydoğdu'nun sözleri iki ayrı gazetede kullanıldı ikisi de farklı şeyler yazdı.. Ortadoğu gazetesi sürmanşetinde "Vatan sağolsun diyorum ama açılım yüzünden bunlar başımıza geliyor. Bu açılım nereden çıktı" dedi.. Oysa Şehit babası tam tersi sözler sarfetmişti..
TARAF DOĞRUYU YAZDI
Aynı baba Taraf gazetesinin de sürmanşetindeydi.. Ama başka bir şekilde Taraf da "Açılım istemeyenlerin çocukları askere gitmiyor. Evlatları gidenler ister ancak açılımı. Ne olur bir çare bulunsun artık..." diyordu..
İşin en kötüsü de kutsal değerler üzerinden çelişkili haberlerin yapılması, kutsal eğerleri kendi görüşlerini desteklemek için kullanılması medyayı iki yüzlü yapıyor..