Bugün başka bir konuya bakarken ilginç bir konuya rastladım. Medyanın, hem de çok dürüst ve objektif olduğu addedilen kısmının dahi nasıl insanları yanlış yönlendirdiğine harika bir örnek. Lütfen dikkatle okuyunuz:
Haber:
Alıntı:
Son Ermeni köyü: Vakıflı
Türkiye’nin tek Ermeni köyü, Medeniyetler Buluşması’na ev sahipliği yapan Hatay’da bulunuyor. Vakıflı Köyü sakinleri, birçok zorluğa rağmen köylerini ayakta tutmaya çalışıyor.
Hilmi Hacaloğlu
NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:33 TSI 27 Eylül 2005 SalıHATAY - Hatay anavatana katıldığında bölgedeki diğer Ermeniler topraklarını terk ederken, Vakıflı Köyü’nde yaşayanlar göç etmemeyerek köylerinde kaldı.
1960’larda 600 olan köy nüfusu bugünlerde 140’e düştü. Köylülerin köyden göçmelerinin başında işsizlik sorunu geliyor. Şu anda köyde bulunan 30 hane, geçimini organik tarımdan sağlıyor.
Vakıflı Köyü, sakinleri her pazar köylerinde bulunan kilisede buluşuyor.
Yurtdışında yaşayanların gelmesiyle yaz aylarında köyün nüfusu ikiye katlanıyor. Büyükşehirlerden gelen yaşıtları, Vakıflılı gençleri köylerinden ayrılmaları konusunda ikna etmeye çalışıyor. Gençlerin çoğunluğu gitmek istese de, ata yadigarı köyelerine bağlı olanlar da bulunuyor.
Öte yandan, köyün ileri gelenleri Ermeni sorununun sürekli önlerine konmasını istemiyor. Yaşanan tartışmalardan rahatsız olduklarını belirten köylüler, “AB’ye girme çabamız var. Bir o parlemanto, bir öteki parlemento karar alıyor, biz bundan sıkıntı duyuyoruz” diye görüş belirtiler.
Köyün gençleri ise, zaman zaman dışlandıklarını belirterek, Ermeni olduklarını söylediklerinde farklı tepki aldıklarını dile getiriyorlar.
Haberinizi okudum ama yazdıklarınızla kesinlikle aynı fikirde diilim,ben de VAKIFLI köyündenim ve dediğiniz gibi kesinlikle ERMENİ olduğumuz için ayrımcılığa maruz kalmıyoruz,siz biriyle muhabbet ederken önce mezhebinimi sorarsınız?Ben asla öyle birşey yapmam şahsen,insan olan daima insandır mezhebi ne olursa olsun...Saygılarımla
can bedros çapar - Hatay 08 Mayıs 2007, Salı 07:44
ben de linda arkadaşımıza katılıyorum.Hayatım boyunca çevrem tarafından hiç dışlanmadım.Dinimiz hep arka planda kaldı.Hem benim için hemde çevremdekiler için öle.Kolay gelsin.by.
linda karakas - Hatay 10 Ocak 2007, Çarşamba 19:25
selamlar.. Ben Vakifli Köyünde yasiyan genclerden bir tanesiyim.yorumunuzda köyün geclerinin zaman zaman dislandigini belirtmissiniz.Yanlis bilgilendirilmissiniz.öyle birsey kesinlikle yok.askine bizim tüm arkdaslarimiz diger din mensuplarina ait insanlar.hatirlatiyim biz türkiyede yasiyoruz ve cok memnunuz..sevgilerimle LINDA
Medyanın nasıl tehlikeli bir oyun oynadığını, insanları kendi kafasına göre nasıl manipüle ettiğini gösteren harika bir örnek.
Allah memleketimizi kötü niyetlilerin şerrinden korusun...
Az önce ilk iş olarak bir gazetelere gözatayım dedim.Duymuşsunuzdur Bolu yakınlarında bir trafik kazası meydana geldi ve maalesef 13 vatandaşımızı kaybettik.Böylesine önemli bir haberi Hürriyet gazetesinin internet sitesinde okuduğumda şaşırdım.Kaza önce Bursa'da olmuş ,sonra Bolu'ya taşınmış.Herkes işini en iyi şekilde yapsın böyle hata mı olur?Bu kaçıncı?
Linki burda görebilirsiniz.
http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx? ...eID=995471
Bolu DHA
Sinop’ta katıldıkları akrabalarının cenazesi sonrası minibüsle İstanbul’a yola çıkan aile Bursa’da TIR’la çarpıştı. Kazada minibüsteki 13 kişi öldü, 2 kişi yaralandı
Sinop’ta yaşamını kaybeden akrabalarının cenazesine katıldıktan sonra İstanbul’a dönmek üzere yola çıkan ailenin bulunduğu minibüs, Bolu’nun Gerede ilçesinde TIR ile çarpıştı. Kazada, minibüste bulunan 13 kişi ölürken, 2 kişi yaralandı. 10 ceset, gelen tek cenaze aracına üst üste konulurken, kaza nedeniyle ulaşıma kapanan karayolunda uzun araç kuyrukları oluştu. 3 ceset daha sonra minibüsün altında bulundu.
Sürücüsü belirlenemedi
Kaza saat 18.15 sıralarında, Gerede ile Karabük arasındaki karayolunun Kurugöl mevkiinde meydana geldi. Sinop’ta yaşamını kaybeden bir akrabalarının cenazesine katılan aile, sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen 34 VD 3683 plakalı Ford Transit marka minibüsle İstanbul’a gitmek üzere yola çıktı. Gerede’ye gelindiğinde minibüs hatalı sollama sonucu, Karabük istikametine gitmekte olan Yılmaz Bedir idaresindeki 61 K 9697 plakalı TIR ile kafa kafaya çarpıştı.
Demir yığını haline dönen minibüste bulunan 13 kişi yaşamını kaybederken, TIR sürücüsü Yılmaz Bedir ile yanında bulunan bir kişi yaralandı. Yaşamlarını kaybedenlerin isimleri şöyle; “Ali Rıza Görgeç (57), Naşit Sütçü (57), Cemil Sarıca (50), Cihan Ünlütürk (70), Cemil Özdemir (55), Cafer Ünlütürk (57), Mehmet Ünlütürk (50), Muzaffer Biberoğlu (40), Serkan Sarıca (27), Rahmi Çelebi (65), Recep Çelik (58), Nurhan Budan (25), Mustafa Budan (8).”
Minibüste sıkışan cesetler ise güçlükle çıkarılarak ceset torbalarına konuldu. Olay yerine, Gerede Belediyesi’ne ait sadece bir tane cenaze aracının gelmesi nedeniyle, cesetler üst üste konuldu. [/quote]
Bu da taraf gazetesinin nasıl haber yaptığını,
belgeleri nereden ve nasıl bulduğunu gösterir nitelikte bir haber.
Eminim Aktütün görüntülerini de bu şekilde bir pkk forum sitesinden alıp haber yapmıştır bunlar.
Haber yapıyoruz diye forum sayfalarından bulduklarını manşet yapıyorlar.
Alıntı:
Basında zincirleme Mustafa kazası
Taraf gazetesi 3 Kasım’da yaptığı “Hz. Atatürk kavgası” başlıklı haberi nedeniyle Müjdat Gezen’den yazılı olarak özür diledi. Gazete haberin tamamen gerçek dışı ve bir gazetecilik zaafının ürünü olduğunu belirtti. Taraf, bir internet forumuna dayandırarak yaptığı haberde Müjdat Gezen’in Mustafa filmiyle ilgili söylediği iddia edilen sözlere yer vermişti. Müjdat Gezen, daha sonra bir televizyon programında hakaret içeren bu sözleri kendisinin söylemediğini açıklamıştı. Gazete, bunun üzerine Gezen’den, Can Dündar’dan, kendilerini kaynak göstererek konuyu köşesine taşıyan Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu ve okuyucularından özür diledi.
Özür yazısında şu ifadeler yer aldı:
“3 Kasım 2008 tarihli Taraf’ın manşetindeki ‘Hazreti Atatürk kavgası’ başlıklı haberde sanatçı Müjdat Gezen’in Can Dündar’ın Mustafa filmiyle ilgili bir televizyonda katıldığı programda boykot çağrısı yaptığı ve Can Dündar ile ilgili hakaretimsi ifadeler kullanıldığı bilgisi yer aldı. Bu haber altında bizim imzamız olan bir gazetecilik zaafıdır ve tümüyle gerçek dışıdır. Bir internet forumunda Müjdat Gezen’in bir televizyonda Mustafa filmiyle ilgili yaptığı değerlendirmeler olarak yer alan bu ifadeleri hiç sorgulamadan ve kendisine hiç sormadan gazeteye taşınması tarafımızdan yapılmış bir gazetecilik ayıbıdır. Bu haberimiz, Yeni Şafak gazetesinde konuyla ilgili yazı yazan Ali Bayramoğlu’nu da yanıltmıştır. Bu büyük ayıbımız için en başta Müjdat Gezen’den, yanlış bilgilendirdiğimiz okuyucularımızdan, Can Dündar’dan ve Ali Bayramoğlu’ndan çok özür dileriz.”
Bu yalan haberlere ise Başbakanlık tepki göstererek şu açıklamada bulundu:
Bazı gazetelerde Genelkurmay Başkanlığı'nın Bakanlar Kurulu'na verdiği brifinge ilişkin ''asılsız bazı haberlerin'' yayımlandığı belirtilerek, ''Söz konusu haberlerde yer alan bilgiler gerçeği yansıtmadığı gibi doğruluğu hiçbir şekilde soruşturulmamış olup, tümüyle dayanaktan yoksundur''
Daha fazla ayrıntı ilgli linkte var, veya google'da zaman gazetesi yalan haber gibi kelimeler arattır çıkar.
Aslına bakarsak tarafsız yayın yapan gazete ve kanal bulmak imkansız.Basın özgürdür isteyen istediği haberi asparagaz da olsa verir.Etniklik olayına gelirsek,malesef hoş değil.Konuyla alakası yok ama bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.Yaklaşık 4 yıl önce Futbol milli takımımız işviçre ile dünya kupası ön eleme maçı yapıyorduk.Maçda malesef istenmeyen olaylar çıkmıştı.Bizim basın ne yaptı Avrupanın yapmadığını.Bizi rezil ettiler.Tüm görüntüleri dış basına sattılar.Diyeceğim şu para ile yönetilen, hiç bir ideali olmayan bu basına güvenim yoktur.
Daha fazla ayrıntı ilgli linkte var, veya google'da zaman gazetesi yalan haber gibi kelimeler arattır çıkar.
Google da dediğiniz gibi bakılınca gazete hakkında yalan haberler sıralanmıyor.
Herkes aynı şeyi yazmadığına göre, farklı başka açıklamalar belirtilmesi normaldir.
Ayrıca farklı gazete isimlerini yalan haberle yan yana yazınca çeşitli sonuçlar karşımıza çıkar.
Zaman'da haberlerde yanlışlıklar olunca veya haber hakkında görüş belirtilmesi söz konusu olunca, haber muhatabının görüşlerine yer veriliyor.
Bu çeşitli defalar olmuştur, zaman zaman okuyorum.
Yalan haber ise masa başında gerçeğin bilindiği halde kamuoyuna bambaşka bir şekilde intikal ettirilmesi şeklinde yapılıyor.
Yalan haber mevzuu yeni bir şey değil; defalarca yazılan, çizilen, ifade edilen bir konu.
Zaman'ın bu tarz yalan haberlerle ilişkisi yoktur.
Bunu diyenlerin önyargıları olabilir, gazeteyi tam tanımıyor olabilirler.
Tam tersine bazen bazı yalan haberler gazetede yer alır.
Başbakanın yalan haber yapan gazeteler ile ilgili yaklaşımı aşağıdadır:
Alıntı:
Başbakan akreditasyonla ilgili ilk kez konuştu.
"Yalan yanlış haber yapanlarla biz yola devam etmeyiz. Bizim ölçümüz o"
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin sorusu üzerine Başbakanlık'ın akreditasyon uygulamasına ilişkin de ilk kez değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, şunları söyledi: "Muhabir yalan yanlış haber yapıyorsa akreditasyonları iptal edilebilirdi. Medya organı veya medya grubu bir başkasını göndersin. Yalan yanlış haber yapanlarla biz yola devam etmeyiz. Bizim ölçümüz o. Yalan yanlış haber yapılmasın."
Alıntı:
Yeni Şafak, Zaman ve Sabah Gazetelerinin kirli yüzü:
Bu açıklamalar sonrasında, medyadaki kirlilik değerlendirmesi gerçekçi olarak yeniden yapılabilir.
Seçmen kütükleriyle ilgili tartışmalar ilginç bir boyut kazandı. Yüksek yargıda 'anayasa ihlali' polemiğine yol açan konu, medyanın da uzun süredir gündeminde.
Gazete ve televizyonlar yayımladıkları haberlerde adreslerin doğru olmadığını savunuyor ve hile yapıldığını ileri sürüyor. Bu konuda en çarpıcı haber dün Akşam Gazetesi'nde yayımlandı. 'Seçmen Tavuklar' başlıklı haberde "Seçim uyanıkları bu kez bir kümesi adres gösterip 10 seçmen kaydetti. Sayı doğru ama kümestekilerin 6'sı tavuk, 4'ü horoz." denildi. Ancak bu haberin doğru olmadığı ortaya çıktı. Beylikdüzü, Kavaklı Mahallesi, Menekşe Sokak No: 10 adresinde kümes değil, 4 katlı bir apartman var. Evin bahçesindeki kümes, apartmanda oturan Zeynel Taşyaran'a ait.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=774438&a ...tman-cikti
______________________________________________
O adresteki 10 seçmen kümeste değilse nerede
Menekşe Sokak 10/C’de bina sahibi Zeynel Taşyaran oturuyor. aman’ın ‘Oturuyor’ dediği aileyi tanıyan yok.
“Seçmen Tavuklar” başlığı ile sürmanşetten verdiğimiz haberi bu kez de ZAMAN gazetesi yalanlamaya kalktı. Gazete “Seçmen kütüğü yalanı: Kümes dedikleri adresten 4 katlı apartman çıktı” başlıklı haberinde bizi yalanlarken yanlışa düşmüş. Biz de haklılığımızı kanıtlamak için haberi yapan arkadaşımız Ercan Öztürk’le birlikte aynı adrese gittik. Kapıda Kanal 24 televizyonun ekibi de var... Seçmen listesinden haber için gelen kameraman da dertli...
.....
Daire 4’te ise seçmen olarak Zeynel Taşyaran, Fatma Taşyaran, Recep Taşyaran ve Tuncer Taşyaran var... Dört dairede eder toplam 10 seçmen. Seçmen kütüklerinde ise daire 1’de 9 kişi, daire 2’de iki kişi var. En doğrusu bu. Daire 3’te 5 seçmen ve daire 4’te ise 4 seçmen var. Bu da eder 20. Yani 10 kişi ortada yok. Kümeste de yoksa nerede?
Beylikdüzü’nde seçmen kütükleri arapsaçı. İşin içinden çıkmak mucize. İlçe seçim kurulu hayali seçmenleri temizlemek için çalışıyor. Parti ilçe örgütleri hayali seçmen avında.
SONGÜL TAŞYARAN’A TEK TEK İSİMLERİ OKUDUM... O DA ŞAŞTI KALDI
Zeynel amcanın cumadan gelmesini beklerken kapıda gelini Songül Hanım’la konuştuk. ZAMAN gazetesinde yazan daire 3’teki isimleri okudum. “Tanımıyorum. Orada kayınpederim, kayınvalidem oturuyor. Yabancı oturmadı” dedi.
Posta Gazetesi'nin haber anlayışını çok yanlış buluyorum, ne yaptığı belli değil ve 'basit, rahatsız edici' bir sunuşa sahip... Bu tip bir gazete Türkiye medyasına bir artı katmaz, katamaz...