evet şaşırtan bir durum doğrusu hürriyet gibi bir gazetenin türkiye çapında tanınan bilinen bir gazete olmasına rağmen böyle yalan ,yanlış,bölücü haberler yapması çok mantık dışı geliyor bana...
iki ihtimal var:ya bu gazetede çalışan araştırmacı ve yazarlar çok beceriksiz ve işinin ehli olmayan insanlar.
ya da bu gazete bu türden haberler yapmayı yayın politikası haline getirdi...
bana ikinci şık daha mantıklı görünüyor ama ne denir büyük ve acı bir kapatılma sonu bekliyor hürriyet gazetesini...
kendi düşen zırlamaz...
Medya'nın kirli yüzleri; Yalan, asılsız, abartma, saptırma, magazin dedikodular, gündem büyütme, polemik... gibi gereksiz şeyler bunlar işte. İnsanların akıllarını karıştırıp yanlış bilgiler alıp değişik tepkiler veriyorlar. Hem gazetelerin hem de TV'lerin de kirli yüzleri vardır. Şu bir gerçek medyada ve gazetelerde nefsimize hangisi hoş geliyorsa ona bakarız. Gerçek güvenli medya veya gazete kimse dikkatini çekmez ki. Bunları görmezden görürsek. İşte sonuç Hürrüyet gazetesi gibi Cumhuriyet gazetesi gibi bu tip olaylar başımıza gelir geçer ve hiç bir şey olmamış gibi eğlenceli olur gider. Türkiye kimliğini kaybetmiş vaziyette. Kimse doğru, güvenilir, gazete veya medya ilgisini vermezler. Aksi takdirde işte böyle gereksiz kirli ikiyüzlü medyalar alaylı bir şekilde dalga geçerek işini yaparlar.
Maalesef Türk medyası yani bizim medyamız içler acısı bir durumda.Hangi gazeteyi alsak altında mutlaka bir tarafçılık kokuyo.Neden olayları saptırarak kendi istediklerine göre yapıyolar.
Hep merak etmişimdir 10 sayfalık bir gazete parçası sayesinde bu ülkede herkesten öte dokunulmaz olunmasını nasıl sağlanmıştır.Bir ülkede bu kadar bir basın yayın organı bu kadar yönlendirici bu kadar riyakar nasıl olabilir.Bunlara son vermek hiç mi mümkün olmayacak.Ortalıkta gezen transfer paralarında duydukça satılmış kalemlerin gerçek yüzünü görmüşte oluyoruz.Tabiki bir emeğin karşılığı olacaktır,tabi emek gerçek bir emekse.
Bu yasananlara insan inanmak istemiyor ama guzide! medyamiz yine is
basinda ve anlasilan uzerlerine dusen vazife ne ise yine sektirmeden yapma
gayretindeler.
Ilk haber "Hürriyet muhabirinin namaz cehaleti!"
Alıntı:
Türkiye'de tesettür kıyafetleri üreten bir firmanın defilesini izleyen Hürriyet muhabirinin namaz cehaleti bakın nasıl ortaya çıktı !
TESETTÜR kıyafetleri üreten firmanın 2008 İlkbahar-Yaz koleksiyonunu izleyen muhabirin, Yeşilköy’deki WOO Otel’de düzenlenen defilenin haberini yaptığında kullandığı kelimeler gözlerden kaçmadı.
Namaz kılmanın büyük bir suçmuş gibi gösterildiği haberde gazetenin muhabiri, namaz kılanların başındaki takkeye varana kadar acar gazeteciliğini (!) konuşturmuştu. Hürriyet'in haberde kullandığı bir bölüm aynen şöyleydi:
"NAMAZ KILANLAR DA VARDI
Defileyi izlemeye gelenler, salonun girişinde ayrılan bir bölümde çok sayıda kişinin yatsı namazı kıldığını gördü. Defileye gelip yatsı namazını kaçırmak istemeyen bazı erkeklerin başlarındaki beyaz takkeler dikkat çekti..."
Yalan haberlerin sayısının artmasında büyük payı olduğuna inandığımız "cehalet" bu haberde de dikkat çekti. Haberi yapan muhabir toplumun hemen her kesminin bildiği "yatsı namazı vaktinin sabah namazı saatine kadar devam ettiği" kaidesinden habersizdi. Akşam namazını vakti çıkmadan kılmaya çalışanlar da ilginç haberde böylelikle yer aldı. Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak bir haberin hangi amaçla Hürriyet Gazetesi'nde yer bulduğunu sizin takdirinize bırakıyoruz.
Ikinci haber ise Hakan Sukur'un bu hafta oynanacak GS-FB derbisi oncesi
"Stada kesici aletlerle değil, güllerle gelin." diyerek Kutlu Dogum haftasinda
oynanacak bu macta taraftarlari dostluga kardeslige, kirici olmamaya
ve Efendimiz'e layik olmaya davet etmis olmasi.
Vay sen misin bunu diyen? Hakan Sukur'e hooop bi kapatma davasi.
Allah'tan futbolculara ceza'yi yargitay degil de futbol federasyonu veriyor.
Hakan Şükür'ün 'Kutlu Doğum haftasına yakışan bir derbi olsun' cümlesi üzerine birkaç internet sitesinde kampanya başlatıldı.
Kutlu Doğum gibi manevi değeri çok yüksek bir geceyi centilmenlik şekli sayan oyuncunun açıklamaları sonrası "başlatılan tahriğin farkında olan" okurlar,"Kutlu Doğum temennisi niçin bu kadar rahatsız ediyor?" diyerek tepki gösteriyor. Sayısı yüzlerle ifade edilen tepkilerden sadece birkaç tanesini derledik...
Fanatizmi körükleyen, dostluk mesajları verilmesi gereken kritik derbi öncesinde "Hakan'a FBli yorumu: Maça haşema ile çık" spotuyla Sarı lacivertli taraftarları da tahrik ederek kışkırtma ve bölme amaçlı 2. bir haber daha hazırlayan Hürriyet'e kendi okurlarından gelen tepkiler de ÇIĞ GİBİ...
'Allah kime nasip ederse o kazansın.' diyen rekortmen oyuncunun sözleri, bazı basın-yayın organlarının internet siteleri ve radyo programlarında çarpıtıldı. Ahlâk ve fair-play çağrısında bulunan Hakan Şükür'ün taraftarlara stada kesici, delici aletler yerine güllerle gelmesini istemesi, 'derbi öncesi dini mesaj' şeklinde yorumlandı. Geçen yıl yaşanan olaylardan sonra sahalarının 5 maç kapatıldığına dikkat çeken yıldız futbolcu, "Ortamı gerecek demeçler verip, taraftarımızı tahrik edeyim, rakip taraftarı da rencide. Bu şekilde mi beyanat verseydim? Centilmence bir maç olsun istedim. Bazılarının rahatsızlığını anlayabilmiş değilim." dedi. Spor camiasının birçok tanınmış ismi de Hakan Şükür'e destek vererek, temennilerin farklı boyutlara çekilmesini doğru bulmadıklarını söyledi.
malum gazeteden yine yalan haber yine çamur at izi kalsın mantığı...
bilinçli yapılan bu haberle güya gül ve erdoğan mahkeme başkanına "sevimli" gözükmeye çalışıyor.
düzeltmişler ama insanlarda böyle bi izlenim oluştu bi kere...
manşetten verilen bu yalan haber yine manşetten düzeltilmeliydi. velakin görsel medya için uygulanan cezalar ve yaptırımlar yazılı medya için yeteri kadar uygulanmıyor
Malumunuz dün 1 Mayıs işçi bayramıydı.Tv kanallarında çıkan olaylarla igili haberleri takip etmeye çalıştım.Doğan medya grubunda açık ve net şunu gördüm.Dikkatli olarak seyrettiyseniz farketmişsinizdir.1 Mayıs işçi bayramı değil,'' Polis teşkilatımızı karalama ve kötüleme bayramı''olarak değiştirilmiş.Hürriyet ve Milliyet'in gerek gazete, gerekse internet sayfalarında,Star tv ve Kanal d'nin ana haber bültenlerinde polisimize hakarete varan haberler izledik.Tabi ki polisimizin de haksız olduğu noktalar vardır.Bireysel olarak bütün polisleri takip etmek imkansız.Bu bütün dünyada böyle.Ama ülkemizde bir fark var.Medyamız bunu ballandıra ballandıra,slowmotionlarla 10-15 kez tekrarlayarak gösteriyor.Millette polis teşkilatımıza karşı kin ve nefret duygusu oluşturma çabası içindeler.
Uğur Dündar'ı çocukluktan itibaren imrenek seyredenlerdendim.Onun tarafsız gazetecilik anlayışına hayrandım.Ancak dün akşam 18:55 de başlayan star tv'deki Uğur Dündar'ın sunduğu ana haber bültenini üzülerek izledim.18:55'den 19:50'ye kadar polisin tutumu hakkında haber yapıldı.Bu kadarına pes doğrusu.Bir bayana vurulmasını hiç kimse kabul edemez tabi ancak bunu bütün teşkilata mal etmek ne kadar doğru?İstanbul emniyet müdürüne ve valisine hakarete varan sözler sarfedildi.İstanbul emniyet müdürünü beğenmeyebilirler.Fakat şunu unutmasınlar ki nüfusu 13-14 milyon olan diğer dünya şehirlerine güvenlik açısından baktığımızda İstanbul bir cennettir.
Bir de dikkat ettiğim bir noktayı daha paylaşmak isterim.Yine bu grubun haber bültenlerinde, etrafa saldıran,dükkanları ve arabaları taşlayan,kaldırım taşlarını söküp,devlet malına zarar verip,halka korku ve panik yaşatanlarla ilgili bir haber yer almadı.Onlara göre polisimiz daha çok suçlu.Sonunda bunu da gördük.