orduyu alay konusu yapan ben değilim ki... kendisi yaptığı bu işle zaten alay konusu oluyor. yoksa ordu hepimizin ordusu; sizin benim gibi vatani görevini yapanlardan oluşuyor. ben ordunun siyasetten uzak durması gerektiğini belirtiyorsam bu sadece siyasetin değil, ordunun da hayrına olur, onun da saygınlığını korur.
ordunun siyasete dair muhtıra, uyarı vs. vermesi, imamın kendini cinsel hastalıklar uzmanı ilan edip cemaate yardımcı olmasından farksızdır. üst rütbeli subayların da, rektörlerin de herkes gibi bir siyasi görüşü elbette olacaktır. ancak bunu askeri üniforma ile, cübbe ile dillendirmek ile sivil olarak dillendirmek arasında bir fark vardır.
ordu iç hizmet kanununa göre görevini yaptı diyorsunuz. darbeler de bir kanuna göreydi elbette. dokunulmazlıklar da öyle bugün nitekim. bu kanunları 2007 Türkiye'sinde, sivil toplumun milyonları sokağa dökebildiği bir ortamda halen "doğru" olarak niteliyorsanız o başka. ben yanlış buluyorum.
Düşünebiliyormusunuz ABD de Genel Kurmay siyasi açıklama yapsa ne kadar komik gelir bize. Oysa bu bizde bir gerçek ve bunu ne yazıkki doğru bulanlar var
Bana gelmez. Orası canı cehenneme ABD. Burası Türkiye. Eğer ordu bunu yapmazsa öyle ordu olmaz olsun. Kimse bu ülkenin bağımsızlığına ipotek koyduramaz, bilmem anlatabildim mi?
Ordunun siyasete karışmasını istemek ya da göreve çağırmak bağımsızlığa ipotek koymaktan başka birşey değildir. Türkiye'de hiçbir iktidarın gücü ülkeyi başkalarına himaye etmeye yetmez, kimsenin de böyle bir niyeti olduğunu düşünmüyorum. İnsanları potansiyel suçlu yada vatanı satmaya meğilli olarak nitelendirmek kuru bir paranoyaklıktır ve bu bize çok zaman kaybettirmektedir.
1950-960-970 yıllarında gerek yerl gerek ulusal medya (bir büyük gazete haric ) sadece gazeteciliği meslek edinmiş, gazete sahipleri ve inançlarına göre gazetecilik yapan insanların elindeydi. Ancak 1980 li yıllardan sonra ,hele günümüzde medyamız yabancı ortaklı büyük sermaya gruplarının( yada onların perde arkasında kaldığı piyonlarının), çeşitli tarikat ve cemaatlerin, daha da üzücüsü bir kısmı da yabancı devletlerin eline geçmiş, (ki bu önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşaktır. hiç kuşkunuz olmasın) Herbiri kendi çıkarları ve sadece kendi inançları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmektedir.Oysa gerek görsel gerek yazılı medya ülkesinin halkını gözü,kulagı ağzı olması gerekirken, kamuoyunu kendi çıkarları doğrultusunda yanlış yönlendiren,bilgilendiren kısaca halkın gözünü kör ,kulagını sagır.dilini kopartılmış bir hale getirmiştir Medyada yazarım diyenlerin bir kısmıda döneklerden ,SOROS beslemelerinin (meşhur turuncu,pembe devrimlerin organizatörü) korosu haline gelmiş, bizleri sorgulamayan ,düşünemeyen,analiz edemeyen bir ortama sokmuştur. Ekranlarda halkın ailevi sorunlarını gündeme taşıyıp insanları kavga ettiren, kaynana gelin yarışmaları, sanatçılığın yanından geçemiyecek kişilerin kim kiminle nerede nasıl basılmış televole programlarıyla herkesin kabullendiğini sandığım ahlaki çöküntünün (çıkarçılığın, bireyselliğin ön plana çıkartıldığı)Milli ve manevi değerlerimizden hızla kopartıldığımız,dilimiz ve inançlarımızı aşındıran bir konuma gelmiştir.Tabiki bu tüm gazeteler ve tüm yazarlar için değildir
Saygılarımla
Buradaki mesajlardan da bir kez daha şu gerçeğin farkına varıyoruz: Arkasında siyasal bir ideoloji ve/veya sermaye grubu olmayan bir medya grubu neredeyse yok. Dolayısıyla kim olursa olsun taşeronluğunu yaptığı ideolojinin veya sermeye grubunun menfaatlerini savunmak adına her şeyi kendine mubah sayıyor, sürekli tek yanlı haber yapmak suretiyle toplum üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor. Bu konu hassas bir konu. İnsanların, gazetecilerin siyasi görüşleri olup olmamasını tartışmıyoruz. Ama kesin olan bir şey varsa kesinlikle basın ahlakı geçerli olmalı. İnsanlar gerektiğinde yiğidi öldür, hakkını yeme diyebilmeli. Adil ve vicdanlı olmalı. Belli bir seviye olmalı. Ama şu an için malesef medyanın geneline temkinli yaklaşmalıyız.
Abuk sabuk tartışmalarla milleti oyalamanın anlamı yok. Örneğin Kanaltürk'e bakıyorsunuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait reklam panolarında mayo reklamını yasaklayıp yasaklamadığıyla ilgili saçma sapan haberler çıkıyor. Öte yandan Vakit Gazatesi'nde kucağında süs köpeği alan bir bayanın resmi yayınlanıp "kucağına köpeğini alan Cumhuriyet Mitingi'ne koştu" diye haber yapılıyor. Böyle bir gerilim ve hakaret politikasının bu ülkeye bir faydası var mı? Ayrıca Aydın Doğan ve Cem Uzan'ın da sırf rant paylaşımı uğruna yıllarca nasıl medya savaşları yürüttüklerini, birbirini karaladıklarını da biliyoruz.
Medya, siyaset ve rant kıskacından çıkmalı.
Milliyet Washington muhabiri Yasemin Çongarın izlediği ve Zeyno Baranında başkanlığını yaptığı Amerikadaki toplantıyla ilgili basında neler yazılmadı. Basında ve siyasi çevrelerde bu toplantıdan hoşnut olanlarıda gördük, küplere binenleride. Böyle büyük yankı uyandıran olaylarda medyanın hangi yönde tavırlar alıp, sonra tavırlarını nasıl değiştirdikleri, ne gibi evrelerden geçildiğini lütfen iyi analiz edelim.
Sn. Genel Kurmaydan ilgili açıklama yapıldı;
Alıntı:
Toplantıyı gündeme taşıyan basın mensubu tarafından iddia edilen: "Türkiye'ye teslim edilmesi düşünülen teröristlerle ilgili haber" tamamen hayal ürünü olup, yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacını taşımaktadır. O nedenle bu konu, söz konusu gazetecinin açıklık getirmesi gereken bir husus olarak görülmektedir.
Genel Kurmayın açıklamasından sonra,
ÇGD (Çağdaş gazeteciler derneği) başkanı Ahmet Akbaydan açıklama geldi;
Alıntı:
Ahmet Abakay, söz konusu açıklamanın tartışmaya açık olduğunu belirtti. “Genelkurmay’ın basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına saygı göstermesini beklemek hakkımızdır” diyen Abakay, haberi yazan gazeteci Yasemin Çongar’ın yeteri kadar tecrübeli olduğunu ve bu olayda gazetecilik görevini hakkıyla yerine getirdiğini kaydetti.
“Arkadaşımız bu olayı saklasaydı ya da görmezden gelseydi görevini yapmamış olurdu. Arkadaşımızın yaptığı haber, toplantıya katılanlar da dahil Genelkurmay’ın açıklamasında yalanlanmıyor tam tersine doğrulanıyor sadece haber üzerinden subjektif yorumlar yapılıyor.”
ÇGD Ankara Şube Başkanı Tarık Hatipoğlu da, Genelkurmay’ın açıklamasının, söz konusu toplantıya yönelik haber alma özgürlüğünü hiçe saydığını savundu. Hatipoğlu, “Gerçekler karşısında gerçeklerin üzerine gitme yerine görevleri sadece haber vermek olan gazetecileri suçlama alışkanlığından tüm kurum ve kuruluşları vazgeçmeye çağırıyoruz” diye belirtti.
(Dikkat edin her paragrafın içinde 'Generkurmay' kelimesi yazılı) Tesadüf tabi..
ÇGD'nin açıklamasından sonra, Adı geçen Washington portakalı pardon muhabirinden açıklama geldi;
''Milliyet muhabiri Yasemin Çongar ile Zeyno Baran 32. Günde canlı yayında kapıştılar''
Bu haberi ilk duyunca dedim heralde birbirlerine girdiler.
Alıntı:
Zeyno Baran, Hudson Üniversitesi'nde böyle bir senaryonun olmadığını, "pkk'ya operasyon yapılmasın bu AK Parti'ye yarar" diye bir konuşma olmadığını ve oradaki konuşmaların Yasemin Çongar'a yanlış aktarıldığını iddia etti.
Senaryo iddiasını ortaya atan Yasemin Çongar ise "Böyle bir senaryonun olmaması en çok beni mutlu eder. Ancak ben bu senaryoyu hem Hudson'ın internet sitesinde okudum hem de bana çok sağlam kaynaklar aktardı. Ben daha önce Zeyno Baran'la yazıştım ve bu iddiaları kendisine sordum. Başta yalanlamadı. Ben bu iddiaları yazdıktan sonra çıkıp yalanlıyor" dedi.
Bakmayın böyle atıştıklarına aslında bu iki medya mensubu birbirlerinin Kankası...
Buraya kadar anormal birşey yok diye düşünenler olabilir. 'Sen paranoyak olmuşsun'da diyebilirsiniz.
İki gazeteci 32. günde kapıştıya bundan sonra bu konu tartışılmaz artık, diye düşünürken; son çıkan haberler beni tam paranoyak yaptı.
Nazlı Ilıcaktan açıklama geldi. Nazlı Ilıcak'tan Erdoğan'a siper, Paşa'ya taş
''Canlı yayında Başbakan'ı canla başla savunan Nazlı Ilıcak, Büyükanıt için ise şöyle konuştu...''
Alıntı:
Ilıcak önce 27 Nisan bildirisini veren Genelkurmay Başkanının bir dakika bile o koltukta oturmaması gerektiğini öne sürdü.
Bu görevi ona kim verdi, kendisini avukatmı sanıyor, bu soruları kendisine sorması gerekir.
Sn. Başbakan ve Sn.Genel Kurmay Başkanımız arasında gerilim ortamları yaratılmak isteyenler hiç boş durmuyor. Sahi unuttum bu kadını milletvekili adaylığında kabul etmemişlerdi değilmi.?
arkadaslar burda sunu niye bunu niye diye tartısmaya gerek olmadıgını herkes iyi biliyor.gerek gazete gerek tv kanalları olsun belirli bi düşünce yapıları oldugunuda herkes iyi biliyor.insanlar kanal ve gazete tercihlerini yapmalarındada asıl tercih sebebi bu.
sonucta bizim medyamız kesinlikle tarafsız değil bence. Ankarada ulusta patlama oldu haberlerde bir baktık her yerde olen insan goruntuleri herseyi gosterdiler.Amerikada koca gökdelen yıkıldı hiç bir görüntü gördünüzmü hayır, hiç bir şey göstermediler...
ne kadar kötü durumda olursak olalım düşmana bunu belli etmemek lazım , göstermemek lazım....ama bu medyayla biraz zor...
Medya taraflı olmalıdır. Tarafsız medya bir işe yaramaz. Medyanın taraf olması gerektiği yer ise vatan ve millet menfaatlerinin olduğu yerdir. Vatan ve millet menfaatine taraflı yayın yapan medya kurumları istiyoruz.
ah arkadaşlar ah hep konuşuruz hep konuşuruz medya şöyle medya böyle ama arkalarında bulunan yabancı güçleri hiçe sayarız senin vatanın için senin herşeyin için onlar pilan proje yapıpta bizleri böyle oyalıyorlar ondan sonra yok o örtülü yok bu örtüsüz yok layik yok layik deği diye diye bizim aynen kuyumuzu kazıyorlar arkadaşlar cevat rıfat atilhan diye bir rahmetli subayımız var onun bu memleket için oynanan oyunlar hakkında yazdığı 72 ad eseri var alın onları okuyun okur iken taraflı değil yazdıkları gerçekten bu memlekette ve dünyada uygulandımı uygulanmadımı öyle araştırıpta karar verin .saygılar sunarım
evinde bombalarla yakalanan ve çöplükten bulduğunu iddaa eden emekli askerlerin orduda görevli birilerine fişleme yaptığı da ortaya çıkıyor ama daha mühimi MGK kararları da ele geçiyor ve hatta üzerine notlar düşülmüş, kendi görüşleri içeren yazılar...
ama nasıl oluyorsa ordu o yazılar MGK kararları değil diye yalanyalıveriyor, sanki herkesin önünde ne MGK kararıdır, ne değildir, sanki yazılı bir belge varmış gibi.. açıklanması yasak olan bilgiler, suç işleyen kişilerin elinde çıkabiliyorsa, amerikalarda her hangi ir enstitüde olan konuşulanlar neden açıklanmıyor ki... askeri sır mı, ülke güvenliği tehdit altına mı girer, ya da yayınlanması yasak mı? ama oradan birisi çıkıyor ve bunlar konuşulmadı diyor işin içinden sıyrılmaya kalkıyor...
ARKADAŞLAR ŞİMDİ GİZLİ BELGELER OLMASI GEREKEN KİŞİLERDE ÇIKTIĞI BİR YERDE O BELGELER BİZİM DEĞİL DİYEN BİRİLERİ VAR, AMA GİZLİLİĞİ OLMASINA GEREK OLMAYAN, İSTENİRSE YAYINLANABİLECEK OLAN BİŞEYLER İÇİN DE YALANLAMA VAR.. HANGİSİNE İNANMAK GEREKİR...
orduya çıkar o zaman elindeki MGK kararlarını da bakalım, çöplükten bomba toplayan adamdakiler yalan mı, dolan mı diyemeyeceğime göre... buradan vatandaş olarak soruyorum Zeyno Baran'a... kızım gizli olmayan şu belgeleri, yazıları, varsa, ki kesin vardır, ses kayıt ve video kayıtlarını da bakalım, neler konuşuldu, neler konuşulmadı...