Ana Sayfa 882 bin Türkiye Fotoğrafı
Kayseri Ahî Evran Zaviyesi (Esnaf Müzesi)
Sayfa: 1, 2  Sonraki
Ana Sayfa -> KAYSERİ
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Burhanettin Akbaş

8 yıl önce - Cmt 24 Hzr 2006, 02:22
Ahî Evran Zaviyesi (Esnaf Müzesi)


Ahi Evran: (1171-1261)
Ahilik Teşkilatı'nın kurucusu Ahi Evran, Azerbaycan'ın Hoy kasabasında doğmuştur. Hoy kasabası günümüzde Türkiye'nin doğu sınırından 60 km. uzaklıkta ve Sultan Tuğrul zamanından beri Türkler'in yerleştiği bir bölgedir.
Ahi Evran'ın asıl adı Nasir üd-din Ebül-Hakayık Mahmud El Hoy olarak kayıtlara geçmiştir. Ahi Evran ilk eğitimini Azerbaycan'da doğum yeri olan Hoy'da aldıktan sonra, Maveraünnehir ve Horasan'a giderek orada ünlü alimlerden Fahr-u-d-din Razi'nin derslerini takip etmiştir. Bir Eş'ari kelamcısı olan Razi'den (1149-1209) Hükema Felsefesini ve Kuran-ı Kerim tefsirlerini öğrenmiştir.
Ahi Evran gençliğinde Ahmet Yesevi'den ilk tasavvuf terbiyesi aldıktan sonra o zamanın ünlü tasavvuf alimlerinin buluşma yeri olan Bağdat'a gitme kararı verir. Önce niyetlendiği Hac farizasını yerine getirir, sonra dönüş yolunda kayınpederi olan Evhadüd-Dini kirmali ile tanışır. Büyük üstad sayesinde halife Nasır-li'dinillah ile tanıştırılan Ahi Evran, Halife'nin kurduğu Fütüvvet Teşkilatı'na girer. Ahi Evran Bağdat'ta iken, Fütüvvet Teşkilatı'nın ileri gelenleri ile tanışarak onlardan yararlanmıştır. Araştırmacı Mikail Bayram "Tasavvuf Düşüncesinin Esasları" adlı kitabında ve diğer kaynaklarda Ahi Evran'ın çok yönlü bir ilim ve fikir adamı olduğu kaydedilmektedir. Ahi Evran'ın çok yönle bir ilim ve fikir adamı olduğu kaydedilmektedir. Ahi Evran'ın yazmış olduğ kitaplar da bunu bizlere göstermektedir.
Ahi Evran Tefsir, Hadis, Kelam, Fıkıh ve Tasavvufi kitaplar yazmıştır. Ayrıca felsefe, tıp ve kimya sahalarında da bilgi sahibi olan çok yönlü bir ilimadamı ve filozoftur. İbn-i Sina ve Fahreddin-i Razi'nin eserlerini Farsça'ya çevirmiştir.
Selçuklu Sultanı Gıyaseddin-i Kephüsrev zamanında, kayınpederi Evhadudin ile Anadolu'ya gelen Ahi Evran Konya'da Sultan'a yazdığı Letaif-i Gıyasiye adlı kitabını sunar. Kitabın 1. cildi 15 felsefe, 2. cildi ahlak ve siyaset, 3. cildi fıkıh (İslam Hukuku), 4. cildi dua ve ibadet hakkındadır. İbn-i Sina hayranı olan hükümdar kendisine sunulan kitapları beğenmekle kalmaz, aynı zamanda Ahi Evran'a büyük ilgi de gösterir. 1205 yılında Kayseri'ye gelen Ahi Evran burada bir deri atölyesi kurar. Kayseri'de devletin desteği ile depbağları ve diğer sanatkarları da içine alan büyük bir sanayi sitesinin kurulmasına öncü olur. Her sanat dalının biraraya toplandığı bu siteler Selçuklu Sultanı Aleaddin Keykubat zamanında diğer şehirlerde de kurulmaya başlanır.
Sultan Aleaddin Keykubat'ın Ahi Birlikleri'ni himaye etmesi ile Anadolu'nun birçok yerinde bu birlikler süratle kurulmaya başlanır. Bu dönem Anadolu Selçuklu Devleti'nin iktisaden en parlak dönemi olmuştur. Sultan Aleaddin'in oğlu tarafından öldürülmesinden sonra Ahiler bu duruma tavır alırlar. Ahi Evran'ı çekemeyenler onunla yeni hükümdarın arasını açarlar. Aleaddin Keykubat zamanında Konya'da medreselerde ders veren Ahi Evran bu sebepten dolayı Konya'dan ayrılarak, Denizli'yi gider. Oradayken Konya'ya çağrılan Ahi Evran Konya'dan kırşehir'e gelerek Ahi Birlikleri'nin teşkilatlandırılmasına hız verir.
Kırşehir'e eşi Fatma Ana ile yerleşen Ahi Evran eşinin kurduğu Anadolu Kadınlar Birliği (Bacıyan-ı Rum) Teşkilatı'nı desteklemiş, bununla birlikte Ahi Teşkilatı'nın (Ahiyan-ı rum) büyümesi ve gelişmesi için çaba sarfetmiştir. Anadolu Kadınları Birlği de Ahiler'in Kadınlar Kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları himayesine almış, onların eğitimlerinden ev-bark sahibi olmalarına kadar her türlü yardımı yapmıştır. Bunun dışında ihtiyar kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi birtakım sosyal yardımlarda bulunulmuştur. Ayrıca maddi sıkıntıda olanlara da yardım etmiştir. Ahi Zaviyesine gelen konuklara hizmette bulunup, eşlerine yardımcı olmuşlardır. "İşine, Aşına, Eşine sahip ol" sözü bu teşkilatın ana prensibi olmuştur.
Anadolu Kadınlar Birliği dünyada kurulan ilk kadınlar teşkilatıdır.
Ahi Evran kendi mesleği olan Debbağlık dalından başka 32 çeşit esnaf ve sanatkarın lideri olmuştur. Ahi Evran'ın Anadolu'da kurduğu Ahilik Teşkilatı'nın asıl amacı ilim ve bilgiyi insanlığın hizmetine sunmaktır. Türkler Anadolu'ya yerleşirken dönemin bilimadamları, 16 pozitif ilimlerin gündelik hayatta kullanılabilmesini ve insanların da bundan faydalanmasını öngörmektedir.
İlimin tekniğe uygulanmasına örnek olarak: Cizreli İsmail B.Rezzaz isimli bilimadamının kitabında birçok otomatik makinanın projelerinin çizildiği ve tariflerinin yapıldığı hatta bazı projelerin uygulandığı bilinmektedir. Bu makina ve robotlara örnek olarak: Su saati, otomatik musluk, el yıkama ve abdest alma esnasında kendiliğinden su döken makina, kendi kendine müzik çalan makina , otomatik su tulumbaları, su fışkırtan fiskiyeler, şifreli anahtarlar, değişik hareket yapan robotları görmekteyiz. Teknolojinin üretime tatbikanının ilk örnekleri olan bu buluşlara Ahi Evran önem vermekte idi.
Ahi Evran'ın Selçuklu Sultanı II: İzzetin Keykavus'a sunduğu Letaif-i Hikmet adlı kitap, sultanlara ve yöneticilere nasihat vereci ve "Siyasetname" türü bir eserdir. Bu eserde halkın ihtiyaçları belirlenmekte, bu ihtiyaçların karşılanması, istihdamın, kaliteli bol ve ucuz üretimin arttırılması sırasında çıkabilecek sorunlara karşı tedbirlerin neler olması gerektiği şöyle anlatılmaktadır:
"Allah insanı, medeni tabiatlı yaratmıştır. Bunun açıklaması şudur, Allah insanları yemek, içmek, giymek, evlenmek, mesken edinmek gibi çok şeylere muhtaç olarak yaratmıştır. Hiç kimse kendi başına bu ihtiyaçları karşılayamaz. Bu yüzden demircilik, marangozluk, dericilik gibi çeşitli meslekleri yürütmek için çok insan gerekli olduğu gibi, bu meslek dallarının gerektiği alet ve edavatı imal etmek için de bir çok insan gücüne ihtiyaç vardır. Bu yüzden toplumun ihtiyaç duyduğu ürünlerin üretimi için gerekli olan bütün sanat kollarının yaşatılması şarttır. Bununla da kalmayıp, insanların sonradan doğacak ihtiyaçlarını karşılamak için yeni sanat dallarının meydana getirihlmesi gerekmektedir."
O halde toplumun büyük bir kesiminin sanata yönlendirilmesi ve her birinin belli bir sanat dalıyla meşgul olması gerekir ki toplumun ihtiyacı görülsün. Ahi Evran'ın kurduğu Ahilik Teşkilatı'nın eğitim anlayışı bu temel görüşe dayanmaktadır. Devlete düşen görev bu görüşe destek vererek, halkın eğitilmesine ve yönlendirilmesine yardımcı olmaktır. Ahi Evran eserinde belirttiği eğitim ve öğretim konusundaki tüm önerilerini kendisi Ahi birliklerinde uygulamıştır. Ahi Evran'ın teknik öğretim ve ahlaka yönelik eserleri yıllarca Ahi Birlikleri'nde kitap olarak okutulmuştur.
Ahi Evran, Letaif-i Gıyasiye, Letaif-i Hikmet'ten başka Vaziyet, Ruh'un Bekası, Tıp ve İbn-i Sina'dan tercüme kitabı dahil olmak üzere yirmiye yakın eser bırakmıştır.
Ahi Evran hayatı boyunca ilimle ve eğitimle uğraşmış "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış", Hadis-i Şerif-ini kendisine ilke edinmiştir. Birlik üyelerine devamlı olarak çalışmayı önermiştir. Üretimin ancak çalışarak sağlanacağını bilen Ahi Evran insanların ihtiyaçlarını gidermenin de bir Tanrı buyruğu olduğuna inanmaktadır. Bu bakımdan çalışmak, insanları mutlu etmek, ibadet etmek kadar önemlidir.
Osmanlı Devleti'nin kurulmasında da önemli rol oynayan Ahi Evran Cevat Hakkı Tarım'ın deyişiyle "Doksan üç yıl yaşayan,akla yar, nefse düşman olan bu faziletli er kişi, tekkesine kapanmış, dünyadan elini eteğini çekmiş münzevi bir sofu ve softa değildi. O hayatını kazanmak için diyar diyar dolaşmış, her sanat ve zanaata başvurmuş, öğrendiklerini de insanoğluna öğretmek için uğraşmıştır."
Kayseri'de Talas Cad. Üzerinde Ahievran Zaviyesi Esnaf ve Sanatkarlar Müzesi Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek Birliğimizin  kullanımına sunulmuş ve  müzede sergilenen eserler TESKOMB’ un katkılarıyla temin edilerek  Haftanın 7 günü 08:00-17:00 saatleri arası ücretsiz olarak ziyarete açılmıştır.  



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



Serkan Erdoğan

8 yıl önce - Pts 31 Tem 2006, 19:39



(+)


[görüntü kalitesi kötü olan fotoğraf silindi. - ebruturhan - Pts 31 Tem 2006, 20:51 ]


Gökhan Erdoğan

8 yıl önce - Pts 31 Tem 2006, 23:22

İçten görüntüsü



(+)


EmrahMac

7 yıl önce - Pzr 27 Ağu 2006, 15:24

Ahi Evren
Anadolu’da Ahilik adlı esnaf teşkilatının kurucusu olan alim ve veli. İsmi, Mahmud bin Ahmed el-Hoyi, künyesi Ebü’l-Hakayık, lakabı Nasirüddin’dir. 1171 (H. 567) senesinde İran’ın batı Azerbaycan taraflarında bulunan Hoy kasabasında doğdu. 1262 (H. 660)de Kırşehir’de şehid edildi.

Zamanın en büyük alimlerinden olan Fahreddin-i Razi’nin derslerine devam ederek akli (fen) ve nakli (din) ilimleri öğrendi. Ahmed Yesevi hazretlerinin talebelerinin sohbetlerine devam ederek tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu. Şihabüddin-i Sühreverdi hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Bir hac yolculuğu esnasında evliyadan Evhadüddin Hamid Kirmani ile tanışıp, onun talebeleri arasına katıldı ve vefatına kadar yanından ayrılmadı. Böylece tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve tıp ilimlerinde derin alim, tasavvuf yolunda yüksek makam sahibi bir veli oldu.

Sadreddin-i Konevi hazretlerinin babası Mecdüddin İshak’ın daveti üzerine, insanlara dinlerini öğretmek, kardeşlik ve beraberliği aşılamak için Muhyiddin ibni Arabi ve hocası Evhadüddin’le birlikte Anadolu’ya gelen Ahi Evren, hocasının kızı Fatıma Bacı ile evlendi. Hocası ve kayınpederi Evhadüddin’le birlikte çeşitli Anadolu şehirlerini dolaştı. Vaazlarında özellikle esnafa İslamiyet’i anlatarak dünya ve ahiret işlerini düzenli hale getirmeleri için nasihatlerde bulundu. Yaklaşan Moğol tehlikesine karşı Müslümanların kuvvetlendirilip teşkilatlandırılması için çalıştı. Hocasının vefatından sonra yerine geçti ve vekili oldu. Kayseri’ye yerleşti. Debbağlık yaparak (deri dabağlayarak) geçimini temin ettiği gibi Müslümanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını da anlattı. Bilhassa sanat sahibi kimseler arasında çok sevildi. Bugünkü manada esnaf teşkilatı diyebileceğimiz Ahilik (kardeşlik) müessesesini kurarak bir çok şehir ve kasabada teşkilatlanmasını sağladı. Hanımı Fatıma Bacı da kadınlar arasında bu faaliyetleri yapmış ve “Baciyan-ı Rum” adıyla meşhur olmuştur. Ahilik mensuplarının toplanıp sohbet edebilecekleri, birbirlerinin ilimlerinden faydalanacakları, gelen misafirleri ağırlayabilecekleri dergahlar kuruldu.

Ahi Evren’in yetiştirdiği talebeler gittikleri yerlerde zaviyeler inşa ederek, bilhassa esnafı bir çatı altında toplayıp teşkilatlandırdılar ve dışarıdan gelen misafirleri ağırladılar. Moğol tehlikesine karşı halkı uyandırmaya çalışarak, istilacıların önünden kaçıp gelen kimsesizleri barındırmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Moğollarla mücadelede devlet güçlerinin yetersiz kaldığı yerlerde esnaftan milis kuvvetleri teşkil edip “Vatan sevgisi imandandır.” hadis-i şerifinde bildirildiği gibi vatanlarını, din ve namuslarını müdafaa için çalıştılar.

Anadolu Selçuklu Devletine karşı meydana gelen bir hadise bahanesiyle onun nüfuzundan rahatsız olan bazı kimselerin şikayeti üzerine Ahi Evren tutuklanıp hapsedildi. Beş sene hapiste kaldı. Bu sırada Moğollar Kayseri’yi muhasara ettiler. Ahi Evren’in teşkilatlandırdığı Ahiler, şehri kahramanca müdafaa etti. Ancak sürüler halinde gelen Moğollar bu müdafaayı kırıp bir çoklarını şehit, bir kısmını da esir edip şehre girdiler. Ahi Evren’in hanımı Fatıma Bacı da esirler arasındaydı. Ahi Evren beş yıllık tutukluluk süresini bitirdikten sonra Denizli’ye gitti. Bir müddet sonra Sadreddin-i Konevi hazretlerinin isteği üzerine Konya’ya gelip Müslümanlara İslamiyeti anlatmakla meşgul oldu. Şems-i Tebrizi’nin şehid edilmesinden sonra Kırşehir’e (Gülşehir’e) yerleşti. Vaazlarındaki sadelik, herkesin anlayabileceği şekilde meseleleri izah ederek yazdığı kitaplar, kendisinde görülen kerametler, ahlakının güzelliği, dünya malına ehemmiyet vermeyip, yalnız Allahü tealanın rızası için çalışması, insanların sevgisini kazanmasına vesile oldu. Çevresine pekçok kimse toplandı. Herkesin korkarak kaçıştığı Evran ismindeki büyükçe bir yılanın kendisine itaat etmesi, herkesin gözü önünde bu kerameti göstermesi sebebiyle “Ahi Evran (yılanın kardeşi)” ve İslamiyete yaptığı hizmetlerinden dolayı “Nasirüddin” lakabı verildi. Moğollar, Ahi Evren’in nüfuzundan ve sevenlerinin çokluğundan korkuyor, ne pahasına olursa olsun öldürülmesini istiyorlar, bunun için Kırşehir emirine baskı yapıyorlardı. Nihayet Ahi Evren 1262 (H. 660) yılında Kırşehir’de şehit edildi. Şehit olduğu tarih hususunda farklı rivayetler vardır.

Talebeleri onun yolunu devam ettirdiler. İslam dininin yayılmasını tek gaye edinmiş olan Ahiler, Söğüt civarında, Bizans hududunda gelişmeye başlayan Osmanlı beyliği emrine koşuştular. Uçlara yerleşip tekkeler ve zaviyeler kurdular. İnsanlara Allahü tealanın dinini anlatıp, örnek ahlaklarıyla gayri müslimlerin Müslüman olmalarına vesile oldular. Osman Gazinin kayınpederi olan Şeyh Edebali bir Ahi şeyhiydi. Ahi Evren’in yolunda olan Ahiler, Allahü tealanın rızası ve O’nun dinini yaymak aşkıyla çalışan Alperenleri ve gazileri yetiştirdiler.

Eserleri:

Allahü tealanın kullarına hizmet ve onlara din bilgilerini öğretmek için gayret eden Ahi Evren, yazdığı kıymetli eserlerle, insanlara nasihatlerinin devamlı olmasına gayret etti. Bu eserlerinden bazıları şunlardır: 1) Metali-ul-İman, 2) Tebsırat-ül Mübtedi ve Tezkiret-ül Müntehi, 3) Et-Teveccüh-ül-Etemm, 4) Menahic-i Seyfi, 5) Medh-i Fakr ve Zemm-i Dünya, 6) Ağazi Encam, 7) Mükatebat, 8) Yezdan-Şinaht, 9) Tercüme-i Elvah-ı Imadi, 10) Mürşid-ül-Kifaye.


Venhar Vural

6 yıl önce - Cum 23 May 2008, 23:10
Esnaf Müzesi




(+)



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> KAYSERİ