Muhammedcim; foto hakkında detaylı bir bilgi verebilir misin? Bu aile acaba mübadelede ABD yada başka bir ülkeye giden ailelerde den mi?
Detaylı bir şekilde aynen aktarıyorum;
1965 Yılında Kayseri Ermeni Cemaati/Rıfat N. Bali
Kayseri,Ermenilerin İstanbul'a gitmek için para biriktirmek üzere durakladıkları bir istasyon olma yolundaydı.Bu kişiler muhtemelen İstanbul'da kalmayacak ve bir yabancı ülkeye göç edeceklerdi.Gülbenkianlar gibi varlıklı tüccar aileleri çok uzun zaman önce göç etmişlerdi.Dahası,hükümet Ermenice eğitime izin vermemektedir.Bu şartlarda Papaz Kirkor,yeterli para olsa bile,kiliseyi tamir etmek için bir sebep ve bu bölgedeki cemaatinin geleceği için küçük bir umut bile görmüyor.
Aşağıda çevirisi yayınlanan vesika,Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliği Müşaviri'nin Kayseri'yi ziyaret etmesinden sonra hazırladığı bir rapor.1965 yılı,1915 Ermeni tehciri sırasında yaşanan "Büyük Felaket"in ellinci yıldönümü olup,bütün dünyada gösteri ve konferanslarla anılmaktaydı.Bu gösteri ve anma toplantıları nedeniyle Türk basını "Ermeniler" konusuna geniş yer ayırmaktaydı.(1) İşte bu nedenle Amerikan Büyükelçisi Müşaviri Philip Clock Orta ve Doğu Anadolu'da yaşayan Ermenilerin durumu hakkında bir fikir edinmek için Kayseri'yi ziyaret edecek ve aşağıda çevirisi sunulan raporu hazırlayacaktı.(2)
Kayseri'deki Ermeni Cemaatinde
"Pazar sabahı saat 08:00'de Kayseri'deki Ermeni Kilisesi'nde Papaz Kirkor,Ermeni-Gregoryen ayininin eski ilahilerini söylemeye başladı.Şakırdayan ziller ve yakılan tütsüler eşliğinde monoton bir şekilde okunan bu ilahiler,İncil'den sahneleri tasvir eden üç dev mihrap paneli,Papaz Kirkor'un altından tahtı,çok sayıdaki rahip yardımcısı ve mumlar müthiş bir dekor oluşturuyordu.Yine de bu sahnede çöküşü gösteren bir hava vardı.Geçmiş bir zamanda zengin bir şekilde dokunmuş olan Papaz Kirkor'un cüppesi şimdilerde eprimiş,hatta yer yer delinmişti.Gülbenkianlar gibi Kayserili Ermeni tüccar ailelerinin zenginliğini hatırlatan ve bir ondokuzuncu yüzyıl yapısı olan kilise şimdi ihmal edilmiş ve restorasyona muhtaç bir haldeydi.Yerde,iki sıra renkleri solmuş halıların üzerinde diz çöken cemaatin (bir camiide olduğu gibi yer halılarla kaplıydı) fakirleşmiş bir durumda olduğu açıkça görünüyordu.
Sonra Papaz Kirkor'la kilisenin içinde gezinirken,bitişik binalar ve bodrumdaki odalarda eski kiliselerden kalanları inceledik:Bir zamanlar var olan,ancak artık yok olmuş diğer Ermeni kiliselerine ait eski mihrap parçaları,heykeller,ahşap işleri ve tasvirler.Papaz Kirkor bizi Kayseri'nin en eski mahallelerinden birinin yayıldığı çevreyi gören kilisenin çatısına götürdü.Ermeni Mahallesi olarak bilinen bölgenin hâlâ ortaçağ görünümündeki duvarları,taş evleri,dar ve yılankavi sokakları vardı.Papaz Kirkor,bir zamanlar Ermeni Mahallesi'nin merkezinde olan Ermeni kilisesinin üç tarafının şimdi Müslümanlarla çevrilmiş olduğunu belirtti.Ayrıca tiksinti ile yakındaki k.rhaneyi gösterdi ve bu pazar sabahı önünde sıralanmış olan arabalara dikkat çekti.
Papaz Kirkor dar merdivenlerden indi ve çalışma odasına girip masasına oturdu.Arkasındaki duvarda küçük bir İsa tasviri ve onun üstünde bir Atatürk resmi asılıydı.Ayakkabıları çıkarıldıktan,Türk kahvesi ikram edildikten sonra Kayseri'deki Ermeni cemaatinin durumunu konuştuk.Papaz Kirkor,halihazırda şehirde 130 Ermeni hanesi olduğunu söyleyip,bu hane sayısının sadece birkaç sene öncesine kıyasla epey az olduğu tahmininde bulundu.Onun gözlemlediğine göre,kilise ve ona ait cemaat şimdilerde Kayseri yakınlarındaki köylerini terkeden Ermenilerin önce İstanbul'a gidebilmeleri için yeterli parayı biriktirmek üzere gerektiği kadar durakladıkları bir çeşit ara istasyon olma yolundaydı.Bu kişiler muhtemelen İstanbul'da kalmayacak ve bir yabancı ülkeye göç edeceklerdi.Papaz Kirkor birkaç yıldan beri eğilimin bu olduğunu belirtti.Gülbenkianlar gibi varlıklı tüccar aileleri çok uzun zaman önce göç etmişlerdi.Dahası,hükümet kilisenin bitişiğinde bulunan ve halihazırda hiçbiri kullanılmayan sınıflarda Ermenice eğitime izin vermemektedir.Bu şartlara bakarak Papaz Kirkor,yeterli para olsa bile,kiliseyi tamir etmek için bir sebep ve bu bölgedeki cemaatinin geleceği için küçük bir umut bile görmüyor (cemaat için "millet" kelimesini kullandı).
Tam o sırada odaya esmer ve ciddi tavırlı bir başka kişi girdi:Mavi ve pahalı görünümlü takım elbiseli bu adam eğildi ve Papaz Kirkor'un elini öptü.Çabuk bir şekilde karşılıklı selamlaştıktan sonra,Papaz Kirkor Agop'un sağlığını sordu ve iyi olduğunu öğrendi.Adamın,sahipleri ve idarecileri Ermeni olan İstanbul'daki bir ilaç şirketinin,Doğu İlaç Fabrikası'nın Doğu Anadolu temsilcisi Josef olduğu anlaşıldı.Sivas'ta oturan Josef,Orta ve Doğu Anadolu'da yaşayan,birbirlerinden tecrit edilmiş Ermeni gruplar arasındaki haberleşme sisteminin devamını sağlamakta.Josef Papaz Kirkor'la konuşurken,doğmuş olduğu (yaklaşık 1930 yılında) Diyarbakır gibi,uzak vilayetlerde tecrit şartlarında yaşayan Ermenilerin sağlıklarını ve durumlarını anlattı.Josef beni etkilemeyi güden,üstünlük taslayan havasıyla Papaz Kirkor ile birkaç kelime daha konuşup elini bir daha öptü ve odayı terketti.
1909 yılında çekilen fotoğraftaki Ermeni aile hakkında bilgi isteniyor. Verilen cevabın bu fotoğrafla uzaktan yakından en ufak bir alakası yok. Bu fotoğraf, Ermenilerin esas konusu "Armenian genocide" temalı dayanaksız propoganda amaçlı internet sitelerinde yayınlanan binlerce fotoğraftan sadece birisidir. İnternette kısaca bir araştırma yaparsanız buna benzer çok sayıda fotoğrafları görebilirsiniz.
Bu fotoğrafın Kayseri'nin tanıtımında ne gibi bir faydası olabilir? Madem bu fotoğraf alıntılandı ve üyelerimizin oldukça masum foto hakkında bilgi istenmesinde niçin fotoğraf hakkında tatmin edici en ufak bir bilgi verilmiyor? Niçin konuyla alakasız 1965 yılında geçen bir olay naklediliyor? Ermenileri konu eden binlerce site yetmiyor da wowturkey'in Kayseri konu başlığında dile getiriliyor?
Bu fotoğrafın ve devamında güya fotoğraf hakkında bilgi verildiği iddiasıyla alıntılanan yazının burada kendi halinde fotoğraf yükleyen, yazı yazan insanlara ne gibi bir faydası var? Faydası varsa makul ve mantıklı bir şekilde bir cevap bekliyorum. Eğer makul ve mantıklı bir sebep yoksa fotoğrafın ve yazının silinmesini talep ediyorum.
Ahmet abi,eski fotograflar başlığı olduğu için paylaşılmıştır bu foto.
Bende fotoyu paylaşırken gönderdiğim yazıyı, fotonun altına yazmayı düşünüyordum ama bende bu bilgi doğru'mu,yanlış'mı arasında gidip geldiğim için paylaşmamayı düşündüm.
Alper abimin isteği ile foto'nun ayrıntısını yazdım doğru olup olmadığını bilemem.
Fotoğraf açıklaması icin yeri burasi degil denebilir. Ancak fotoğraf kalmalıdır. Bu başlık altında önceki fotoğraflara baktıgınızda eski Kayseri Ulemasının ve bazı rahmetli Hacemmilerin resimlerini görebilirsiniz. Unutulmasin ki fotoğraftaki ermeni aile, "ben Kayserili'yim diyen herkes kadar Kayserili. Bunları aştığımızı zannediyorum.
Makul ve mantıklı bir açıklama olmadı. İtirazım bir önceki sayfadaki fotoğrafın alıntılanması değildi. Alper Tekkuş merak ederek soruyor: Bu fotoğraftaki aile hakkında bilgi edinmek istiyor. Link ve kaynak belirtilmeden fotoğrafın altındaki yazı kopyalanarak buraya yükleniyor. İtirazım bu yazıya olmuştur. Link belirtilmeyen bu yazının içeriğini irdeleyelim. Büyük bir ihtimalle Aziz Türk milletini ve İslam cemaatini karalamak için oluşturulmuş Ermeni sitelerinden biridir. Burada yaratılmak istenen imaj şu şekildedir. "Genelde Osmanlı, özelde Kayseri halkı Ermenilere zulmetmiştir. Kayseri'deki Ermeni cemaati de son derece fakir durumdadır."
1965 yıllarının Kayseri'sini hatırlıyorum. Henüz çocuktum, bırakın Kayseri'nin köylerini, kasabalarını; şehrin içinde dahi yamasız elbise giyen orta halli insan bulamazdınız. Yamasız elbiseyi sadece zenginler giyerdi. Orta halli bir ailenin insanlarının yamalı elbiseyle gezmeleri ayıp karşılanmazdı. Çünkü böyle giyinmek zaruriydi, herkes aynı şekilde giyinirdi. (Bu sadece Kayseri'ye has bir durum değildi elbette. Türkiye'nin neresine gidersenin aynı manzarayla karşılaşmanız normaldi.) Kilise papazını ve cemaatin giyim kuşamının son derece eski olduğundan bahsediliyor. 1965 yılında Hunat Camiinde namaz kılan bir müslüman farklı bir kılıktamı idi zannediyorsunuz? Türkiyede insanlarımız 60'lı yılların sonunda ve yetmişli yılların başlarında triko ve konfeksiyon sanayiinin gelişmesi ve giyim kuşamın ucuzlamasıyla yamalı elbiseden kurtuldu.
Milletimizi ve dinimizi karalamak maksadıyla oluşturulmuş bu tür sitelerde yazılan yazılara karşı lütfen uyanık olalım. Karabağ'da Azerilere karşı yapılan, Bosna'da Boşnaklara karşı yapılan katliamlara sessiz kalanların bu tür yazılara itibar etmesi ise bir başka çelişkidir.
Bu sitede fotoğraf ve sohbet bölümleri ayrıdır. Farkındayım. Ama Kayseri halkına yapılan töhmet içime sinmedi...
Bu sitede hiç kimseyle tartışmak istemiyorum. Gayem fotoğraf yüklemek ve diğer üyelerin fotoğraflarını görmektir.
Muhammed Bilben: Seninle de tartışmak istemiyorum. Bu sitedeki diğer üyelerin rahatsız olmaması için; verilecek bir cevabın varsa lütfen özelden irtibat kuralım...