Avrupa ülkelerinden biri, ekonomik ve siyasi gücüne rağmen bölündü. Giderek daha fazla parçalara ayrılması bekleniyor.
Peki bizim siyasiler bu durumdan kendilerine bir ders çıkartırlarmı sizce?
Alıntı:
GERİ DÖNÜŞ YOK
Referanduma katılım oranı yüzde 49 oldu. Sandığa gidenlerin 74’ünün “evet” demesiyle Avrupa’da en geniş haklara sahip özerk bölge haline gelen Katalonya’nın İspanya’dan kopuş süreci hızlanırken radikaller ayrılık için bastırıyor. Bu sonuçla yeni özerklik statüsüne kavuşan Katalonya, tarihinde ilk kez “millet” olarak anılacak.
KOMUTANII YEDİLER
İSPANYOL vatanseverler ise, Katalonya örneğinin BASK bölgesine bağımsızlık için cesaret vereceğini ve diğer özerk bölgelerin de ayrılmak için mücadele başlatacağını savunuyor. Zira tartışmalar sürerken ordunun devreye gireceğini belirten İspanyol Kara Kuvvetleri Komutanı, AB baskısıyla hükümet tarafından görevinden alınmıştı.
Koca ülke paramparça olacak
İspanya, Aragona, Asturya, Balear Adaları, Bask Ülkesi, Kantabria, Kastilya-La Mancha, Comunidad Valenciana, Comunidad de Madrid, Endülüs,
Ekstremadura, Galisya, Kanarya Adaları, Kastilya Leon, Katalonya, La Rioja, Navarra ve Region de Murcia’dan oluşan 17 özerk bölgeyi kapsıyor.
“Medeniyetler İttifakı”nın iki eş başkanı
Avrupa Birliği’nin ısmarladığı “Medeniyetler İttifakı” projesinin BM tarafından kabul edilmesinin ardından İspanyol Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero, projenin eşbaşkanlığını Başbakan Tayyip Erdoğan’la birlikte yürütüyor.
AB uğruna ülkesinin parçalanma yolunu açan işbirlikçi Başbakan Zapatero, muhalefetin “Sonuçlar meşru değil” isyanına da kulak tıkıyor. Bölücü İspanyol, diğer özerk bölgelerin de ayrılması için teşvik edici politikalar izlemekten geri kalmıyor.
Elde ettiği haklar
* Katalonya millet olarak tanınacak.
* Daha fazla vergi geliri elde edecek.
* Ekonomik kaynaklarının nasıl harcanacağı konusunda daha fazla yetki sahibi olacak.
* Avrupa Birliği ile doğrudan ekonomik ilişkiler kurabilecek.
* Hakim ve savcı atamalarında söz sahibi olacak.
* Katalonya bölgesinde yaşayanlara Katalanca öğrenme zorunluluğu getirilecek.
LEYLA ZANA: Aynı hakları istiyoruz
ZANA, arkadaşlarıyla 2 yıl önce, Herald Tribune Gazetesi’ne “Kürtler ne istiyor” ilanı vererek İspanya modelinin Türkiye’de uygulanmasını istemişti.
Ispanya’daki bölünme Türkiye’de de isteniyor
Türkiye’nin, Kalkınma Ajansları adı altında adım adım federatif bir yapıya götürüldüğü ve DTP’li belediye başkanlarının bölgede çıkan yeraltı kaynaklarından daha fazla hak talep ettiği bir dönemde İspanya’da önemli bir gelişme yaşanıyor
İspanya’nın 17 özerk bölgesinden biri olan Katalonya’nın bağımsızlığına bir adım kaldı. Katalanlar’ın özerklik hakları hükümetin de desteğiyle artırıldı. İspanya ordusu tedirgin, BASK bölgesinden ise ayrılık sesleri yükseliyor
1979 yılında hazırlanan Anayasa’da İspanya’yı oluşturan milletler statüsüne alınan ve özerklik verilen Katalonya, bağımsızlığa bir adım daha yaklaştı. Ayrılıkçı Katalanlar’ı ‘İspanya içinde bir ulus’ ilan eden statü, önceki gün Katalonya’da düzenlenen bir referandumla kabul edildi. Sandıktan yüzde 74 oranında ’daha fazla özerkliğe evet’ oyu çıktı. Referandumda, Katalonya’daki 5.3 milyon seçmenin yaklaşık yarısı sandık başına gitti. Katalanlar, Katalonya özerk yönetimine özellikle vergi gelirlerinin kullanımı ve adalet sisteminde daha fazla özerklik tanıyan planı oyladı. Katalonya özerk yönetimi, yeni statünün kabul edilmesi için oy kullananların yarısından bir fazlasının “evet” demesinin yeterli olduğu referandumdan, yüzde 74 oranında “evet” oyu çıktığını duyurdu. Oylamada yeni statüye “hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 20’de kaldı.
Katalanlar’ın yeni statüsü, Aralık 2005’te Katalan parlamentosunda yüzde 90’ın üzerinde bir oranla kabul edilirken, daha sonra yapılan bazı değişikliklerle İspanyol Meclisi ve Senatosu’nda da onaylanmıştı. İspanya’yı oluşturan 17 özerk yönetimden biri olan Katalonya, ülkenin en zengin bölgelerinden biri. İspanya’daki üretimin yüzde 19’unun yapıldığı Katalonya’da kişi başına düşen milli gelir de ülke ortalamasının yüzde 20 üzerinde: 26 bin 550 dolar. Yaklaşık 6.8 milyon Katalan, 32 bin kilometrekarelik bir alanda yaşıyor. Katalonya özerk yönetiminin resmi dilleriyse Katalanca ve İspanyolca. 20’nci yüzyılın başlarında elde ettiği özerkliği General Franco iktidarıyla kaybeden Katalonya, 1979’da düzenlenen referandumla kısmi özerkliğe yeniden kavuşmuştu.
İşte tanınan haklar
“Evet” çilerin galip geldiği referandumun ardından şu gelişmeler yaşanacak:
* Katalan özerk yönetimi, vergi gelirlerinin kullanımında daha fazla söz sahibi olacak.
* Limanlar ve havalimanlarının kontrolü büyük ölçüde özerk yönetime verilecek.
* Katalonya bölgesinde Katalanca öğrenme zorunluluğu getirilecek.
* İspanyol Devleti ile Katalonya arasındaki ilişkilerin istikrarlı bir şekilde geliştirilmesi için bir komisyon oluşturulacak.
* Katalonya Yüksek Mahkemesi’nin yasal hakları artırılarak, Adli Güç Genel Konseyi adlı bir organ oluşturulacak.
* Katalonya’da çalışan göçmenlerin hakları özerk yönetim tarafından belirlenecek.
* Bölgenin ekonomik çıkarlarında Katalonya, AB ile ilişkilerde bulunacak.
Parçalanmayı onayladı
Referandum sonuçları İspanya’yı ikiye böldü. Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero oylamanın meşru olduğunu belirterek “Katalonya” nın bağımsızlık sürecini başlatan referanduma destek verirken, ana muhalefetteki Halk Partisi “İspanya bölünüyor” diyerek hükümete sert eleştiriler yönetiyor. İspanyol ordusu ise Katalonya konusundaki rahatsızlığını daha önce dile getirmişti. Darbe iması yaparak Katalanlar’a tanının haklara karşı çıkan General Jose Mena Aguado ve üst düzey komutanlar görevden alınmıştı.
Gelişmeler ülkemizi nasıl etkiler?
Araştırmacı yazar Aytunç Altındal:
Bunların hepsi büyük bir planın parçaları. Türkiye’ye de bunu dayatıyorlar. Bu çerçeveden bakarsak, Katalonya’da yaşananların çok daha tehlikelisi Türkiye üzerinde oynanıyor. AB sürecinde Türkiye makasa alınmış, her önüne gelen Türkiye’yi tekmeliyor. Zaten yerel yönetimler yasası ve Bölgesel Kalkınma Ajansları adı altında Türkiye’yi parçalama planları hazırlanmıştı. Bu süreç yeni bir Haçlı Seferidir. Çünkü bu yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeyi AB müktesebatına bizzat Papa koydurtmuştu.
Emekli Albay Hüseyin Mümtaz:
AB sürecinde biz çok daha tehlikeli bir tehditle karşı karışayayız. Çok tartışılan 9. Uyum Paketine baktığımız zaman bunların intihar belgeleri olduğunu görürüz. Anayasa’mızın ilk üç madddesi nettir, şunlar vurgulanmıştır: “Başkentimiz Ankara’dır, bayrağımız Ay yıldızdır.” Geçenlerde AB bayrağının Türkiye’de dalgalandırılması için genelge eksikliğinden söz ettiler. Ayrıca başkenti yavaş yavaş istanbul’a taşımaya çalışıyorlar. resmi görüşmeler artık Ankara yerine değişik kentlerde yapılır oldu.
İçimizdeki Katalanlar tetikte
Katalonya’ya refandumla tanınan hakların benzerini DTP’nin kurucusu Leyla Zana ve arkadaşları da talep etmişti. 10 Aralık 2004’te International Herald Tribune ilan veren Leyla Zana ve 200 arkadaşı Kürtlere, İspanya’nın Bask ve Katalan, İngiltere’nin İskoç, Belçika’nın Valonlar bölgeleri için tanınan, Ankara’nın da Kıbrıs’taki Türk azınlık için önerdiği otonomisinin verilmesini istemişlerdi. Yarım sayfa olarak yayımlanan “Türkiye’deki Kürtler ne istiyor?” başlıklı ilanda, sayıları 15 - 20 milyon olarak nitelendirilen Türkiye’deki Kürtler’in 20’nci Yüzyıl boyunca adaletsizlik içinde yaşadığı iddia edilerek şu talepler sıralanmıştı:
n Kürt halkının varlığını tanıyan, kendi dilinde eğitim, yayın hakkını garanti altına alan ve kendi kurum ve kuruluşlarını oluşturmasına izin veren yeni bir demokratik anayasa.
* Türkiye’de silahlı çatışma ve şiddete son verecek, ülkeyi güven ve uzlaşı ortamına kavuşturacak genel af.
* 1990’larda yıkılan 3400 Kürt köyünün yeniden kurulması ve 3 milyon Kürt’ün evlerine dönmesi.
Bu da Baydemir’in projesi!
Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ise, her kentte çıkan farklı ekonomik değerlerin bir kısmının o kentin kalkınmasına harcanması gerektiğini söylemişti. Geçtiğimiz hafta Baydemir, “Şırnak’ta çıkarılan kömür, Batman’da çıkarılan petrol ve GAP’taki barajlardan elde edilen enerji gelirinin bir kısmı bölgede kullanılmalıdır. Bölgeler arası farklılığın kaldırılması için ciddi bir teşvik politikası uygulanmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.
Federalizme ‘kalkınma’ kılıfı
Katalonya’daki ayrılıkçıları açık açık destekleyerek İspanya’yı zora sokan Avrupa Birliği, benzer projeleri AKP eliyle Türkiye üzerinde de hayata geçirmeye çalışıyor. Türkiye’deki bölücüleri her fırsatta destekleyen Avrupa Birliği bir yandan “Kamu Yönetimi Reformu’nu hayata geçirin” baskısıyla yerel yönetimleri güçlendirmeyi hedeflerken, diğer yandan bir adım ötesi ‘federasyon’ olan “Kalkınma Ajanslarının” kurulması için hükümete baskı yapıyor. Yeniçağ’ın 12 Haziran 2006 tarihli sayısında Avrupa’nın, Osmanlı’ya dayattığı 12 bölgeli federalizmin, AKP hükümetince “Kalkınma Ajansları” adı altında uygulanmak istendiğini duyurmuştuk.
Böyle bir parçalanmayı ABD ve Avrupa Birliği'nde de yaşanacağını umut ediyorum, ülkeleri ve aileleri perişan olan mazlum Irak'lıların beddualarının gerekli yerlere ulaştığından endişem yok, Ve darısı ABD'nin başına diyorum...
Böyle bir parçalanmayı ABD ve Avrupa Birliği'nde de yaşanacağını umut ediyorum
Amerika'yı bilemem, ama Avrupa'da bunlara parçalanma, bölünme denmez, biz burada bu konularda genelde daha rahatız. Sırbistan Karadağ olsun, eski Çekoslovakya, asıl bölünmeler işte bunlardaydı, ve yine de beraberler. AT'nin özelliklerinin bir tanesi nasyonal yerine rejyonale daha önem verilmesi. Euro District denen bölgeler oluşuyor meselâ, iki "ülkeye" ait oldukları halde sanki birbirleriyle bağlı gibiler.
Bir misal bizim oturuğumuz şu bölge. Burası Almanya, Almanya'nın Baden-Württemberg eyaleti, ve o eyaletin de Südbaden bölgesi. Karşı taraf (Ren nehri bölüyor) Fransa ve oranın Haut-Rhin ve Bas-Rhin illeri, ikisi (ve bir üçüncü galiba) beraber de Alsace bölgesini oluşturuyor. Oranın ploisi, jandarması, cankurtaranı ve toplu taşım otobüsü buraya ve burada (!) çalışıyor, bizimkiler de o tarafa geçıyor. Polislerin (ve askerlerin bile!) Alman-Fransız özel çiftli bölümleri ve ekipleri oluyor. Alman posta kod sisteminde 77000 ile 77599 numaraları arası boş bırakıldi, ki bu 7'li bölgede o kadar kod kıtlığı var ki 88 ve 89'u bile Bavyera eyaletinden aldık, yetsin diye. O zaman niye koskoca bir bölüm, hele bir ana bölüm boş bırakılıyor D-77xxx diye? Tesadüfen karşıda F-67xxx kodlu büyükçe bir şehir var, Strasbourg ve burada da Kehl diye bir kent, çok eskiden o şehrin ta bir semtiydi. Şimdi tramvay yapıyorlar (iki ülke arası).
Yani AT ne kadar problemliyse de, ne kadar para, gümrük ve kuvvet konuysa da, içinde yaşayan insanların bir kısmı beraberlik düşünü düş olmaktan çıkarıp hakikate döndürüyor.
Uzun lâfın kısası, şu "bölünme" bölünme diye algılanmıyor, benlik ve şahsiyet isteyen elde ettikten sonra (Katalanlar ve Basklar apayrı ve çok özerk kültürler, Portekiz de kendisine öz ya ...) "bölünmüş ve kopmuş" kalmıyor. Bazı konular hâlen çözülemediye de (Korzlar meselâ) genelde - şu an - Avrupa ferahlıyor. Ve unutmamalı, buranın tarihi eski ve bakılması gerekir, Almanya diye tek bir ülke aslinda neredeyse hiç bir zaman yoktu, yeni yeni Birleşik Eyaletleri kurdular. Hollanda ayrıldı (dahildi eskiden).
O bölücülük korkusu "oranın" bir özelliği, burası için pek geçerli değil artık. İnsanlar mesutsa, işler iyi gider.
Ülkemizde de yıllardır daha fazla etnik ve kültürel özgürlük çığırtkanlığı yapan, bu özgürlüklerin bölünmeye değil birleşmeye katkısı olacağını, asıl sorunun yoksulluk olduğunu ve örnek olarak ta sürekli İspanya'yı gösteren at gözlüklü sözde aydınlarımızın kulakları çınladı mı?
Kültürel hakların genişlemesinin etnik kimliğe sahip çıkma eğilimini artırmayacağını söyleyen aydınlar varsa elbette ki yanılmışlar. Ama benim okuduğum aydınlar daha ayağı yere basan öngörülerde bulunmuşlardı. Özetle:
Elbette ki etnik kimlik önemli olacak, hatta daha da önem kazanacak. Kültürel çekişme kolay kolay bitmeyecek. Ama bu çekişme en azından şiddet vasıtasıyla tecelli etmeyecek. Mücadele kültürel olacak. Tabii öncelikle aş ve iş şart.
İspanya'da terör var mı? Yok sayılır. Ezik bir ETA örgütü var. Sebep olduğu ölü sayısı da sadece 800 küsur (krş 30000). Katalonya kesiminde zaten terör yok. Refah etnik kimlik tabii ki bilincini eritmez, tersine artırır. Ama şiddeti azaltır. Okumuş, parası olan, geleceğinden umutlu olan insan istisnaî haller (kafayı yemiştir, baskı altındadır, vs) dışında dağa çıkmaz, molotov kokteyli atmaz. Sivil toplum örgütü oluşturur, haksızlığa uğradığına inandığı hususlarda hakkını hukukî platformda arar.
Önceki mesaj değiştirmemek ve yanlış anlamalara meydan vermemek için yeni mesaj yazıyorum.
Bu son referandum benim kafamı karıştırdı. Eskiden "Sırf kendine 'Hristiyan' Avrupa hep başkasını bölüyor, kendi burnundan kıl aldırmıyor" diyordum. Ama bu referandumlar doğru bildiğim birçok şeyi sorgulamama sebep oldu. 1999'da İskoçlar kendi parlamentolarını seçtiler. İspanyol general "bölücü hareketler artarsa ülkenin savunmasını biz üstleniriz" dedi diye saf dışı bırakıldı. Şimdi de Madrid Katalonyalılara özerkliği genişletmeleri için referandum yetkisi verdi. Avusturya'nın bazı yerlerinde Slovence çoktandır resmî dil. Finlandiya 2000 yılında kabul ettiği anayasada İsveççeyi millî* dil olarak kabul etti. (ek: yani tabii ki fince ile birlikte)
En son alimemo tarafından Çrş 21 Hzr 2006, 00:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Ispanya adina bence üzücü bir olay, federalizm yeterli olurdu katalonya icin. Bu denli büyük bir özerklik ne islerine yarayacak bilmiyorum, bence özgürlükten cok karmasa getirecek.
Madrid'in neden böyle bir adima izin verdigini arastirirsak su noktaya varmak lazim. Su anki Ispanya Basbakani Zapatero(Sosyaldemokrat) secimleri bir nebze katalonyalilara daha fazla özgürlük sözü vererek kazandi, ve sözünü yerine getiriyor.
Ama ben Ispanyalilari anlamis deyilim! Krallari var sesi cikmiyor, Basbakan bölünmeyi(ülkesine ve hatta katalonyalilara faydasi olmayan bir bölünmeyi!) organize ediyor. Neyse ki ülkemizde belli bir milli düsünce var. Asiri olmadigi taktirde ben bu düsüncenin hic yok olmamasini temenni ediyorum.
Ama etnik sorunu tetikleyen faktörler kültürel baskı ve açlık.
Sevgili Alimemo, birçok konuda seninle aynı düşünceleri paylaşıyorum ama, benim söylemek istediğim farklı.
İster terör, isterse barışçıl yollarla olsun, her türlü ayrılıkçılık ve bölünme isteklerinden bahsediyorum. İspanya'da Basklılar veya Katalonlar üzerinde kültürel baskı mı vardı, ekonomik olarak gelişmiş değiller mi?
Yıllardır bazı aydın geçinen çevreler, etnik kimlik ve kültürel özgürlüklerin genişletilmesi ve ekonomik refah düzeyinin artmasına paralel olarak bölünme isteklerinin azalarak sona ereceğini, örnek olarak ta İspanya modelini sunmadılar mı bizlere?
Sonuç ortada. Koskoca bir İspanya Devleti bilmem kaç parçaya bölünmenin eşiğinde.
Korkum; benim ülkemin de bundan etkilenmesidir. Tesellim; İspanya ile Türkiye'nin dinamiklerinin farklı olmasıdır.