"Caucasian" dedigi "Kafkas" irki degil, "beyaz irk" demek.
Yani bu Darwin salagi Turk'leri baska bir irk zannediyor.
[Hadisler silindi. - alimemo - Cum 19 May 2006, 23:06 ]
Hadi diyelim Darwin salak Türklerin ne olduğunu karıştırdı. Bu hadis ne peki? Türkiye'deki insanların yüzde kaçı çekik gözlü, küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş?
Alıntı:
Evrim teorisinin kurucusu olan Darwin, Türk Milleti'ni "yarı maymun aşağı bir ırk" olarak tanımlayan ve yok edilmesi gerektiğini savunan fanatik bir Türk düşmanıdır. Dahası, ortaya attığı teori ile de Türk düşmanlığına sözde "bilimsel" dayanak kazandırmıştır. Günümüzün neo-Nazileri, hala Darwin'in Türk Milleti hakkındaki hezeyanlarından kuvvet bulmaktadırlar.
Yarı maymun gibi komik bir sözcüğü Darwin kullanmaz. Kullandığını iddia ediyorsanız kaynak gösterin. Neo-Nazilerle, Türk milliyetçileri çok sıkı fıkılar. 2. Dünya savaşında birbirlerine yardım ettiler. Bu nasıl düşmanlık böyle.
3. Eğer İnsan Allah tarafından yaratıldıysa neden kusurlu, mükemmel değil?
Kuranda insanın zayıf yaratıldığına dair ayet vardır
Alıntı:
4. Yaratılışa kaynak gösterdiğiniz dini kitaplardaki yanlışları nasıl açıklıyorsunuz? Örneğin: Okyanus ve Akdeniz birbirine karışmıyor iddiası bilimsel olarak yanlışlanmıştır.
Akdenizin ve Okyanusun birbirine karışmadığını Kuran iddia etmiyorki.Denizden bahsediyor ama bunun Akdeniz olduğunu tabiki yazmıyor
Bilimsel olarak yanlış olduğunu ilk kez sizden okuyorum
En son delibekir tarafından Pts 15 May 2006, 21:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Anlamamakta niye ısrar ediyorsunuz çözemiyorum. İnsan maymundan geliyor demiyor kimse.
Insanlarin evrim teorisini ve cevresinde donen dusunceleri anlayabilmeleri icin felsefe ve bilimle barisik olmasi gerekir. Dunyaya cok dar bir araliktan bakanlar ise maalesef o araliktan gorduklerine inanacaklardir. Bunda sasilacak bir durum yok!
Akdenizin ve Okyanusun birbirine karışmadığını Kuran iddia etmiyorki.
[Ayet silindi. - alimemo - Cum 19 May 2006, 23:07 ]
Bu süre aşağıdaki iddia için kullanılıyor Müslümanlar tarafından özellikle bu forumda kendisine fazlaca atıf yapılan Harun Yahya denen zevat tarafından:
Birbirine açılan fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin ayette bildirilen bu özelliği, okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.
Elbette ki insanların, fizikten, yüzey geriliminden, okyanus biliminden haberdar olmadıkları bir devirde bu gerçeğin Kuran'da bildirilmiş olması son derece dikkat çekici bir durumdur.
Harun Yahya
Harun Yahya denen zevat ya yalan söylüyor ya da bilgisi yok, yukarıdaki mesajda da belirttiğim gibi:
Zaten tatlı su-tuzlu su karışmazlığı ile bilgiler Kuran'dan çok önce biliniyordu. Tatlı ve tuzlu suyun karışmazlık ilkesi Muhammed' den yaklaşık 550 yıl önce yaşayan Romalı bir bilgin olan Gaius Plinius Secundus (M.S. 23-79) tarafından keşfedilmiş ve Naturalis Historia adlı eserde yer almıştır.
Darwin'in , evrim kuramı üzerinde çalışırken aşağıdaki varsayımlardan hareket etmiştir:
1. Değişkenlik : Dünya değişmez değildir , sürekli bir değişim sürecindedir.
2. Türlerin akrabalığı : Tüm canlı yapılar sürekli bir farklılaşma sürecinde ortaya çıkmıştır ve ortak ataları vardır.
3. Evrim bir süreçtir : Evrim sürekli bir süreçtir ve anlık sıçramalarla oluşmaz.
4. Doğal seçilim : Çevre koşullarına en iyi uyum sağlayan canlılar en fazla ürerler ve bunun sonucu daha az uyum sağlayanlar yaşam alanlarından itilirler. Uyum sağlama açısından ne avantajlı ne de dezavantajlı olan değişiklikler bu süreçte etkilenmezler.
Bu varsayımlar , Darwin’in gözlemlenebilir kabul ettiği şu olgular üzerinde yükselmektedir:
1. Üreme biçimleri ne olursa olsun, canlılar geometrik diziyle çoğalma eğilimindedir
2. Bu eğilime karşın türlerde nüfus aşağı yukarı sabit kalmaktadır.
3. Doğal kaynaklar sınırlıdır, nüfus artışına paralel olarak değişmemektedir.
4. Bir türün iki örneği hiçbir zaman bütünüyle aynı değildir , bu şekilde her tür içinde büyük bir değişkenlik potansiyeli mevcuttur.
5. Değişkenliğin büyük bir bölümü genetiktir.
Bütün bu olgulardan Darwin, "yaşam savaşı" dediği ilkeye ulaşır.
Buna göre, belli bir çevrede farklı özellikler taşıyan bireyler arasında yaşam savaşımı varolduğundan, doğal koşullara uyum bakımından , özellikleri üstünlük sağlayan bireylerin (veya türlerin) egemenlik kurması ve diğerlerinin elenmesi kaçınılmazdır. Böylece evrimin itici düzeneği doğal seçilim olduğu bulunmuştur.
Simdi bu yukarida yazanlarin hangi biri Allah'in varligini inkar ediyor? Adam oturmus varolusla ilgili kafa yormus, calismlar yapmis, hatta Beagle adli bir gemi ile sefere cikmis, fosiller toplayip arastirmis. Bunun neresi ateistliktir?????
Dinsiz olsa tutup teoloji okumazdi, teoloji okuduktan sonra da bu tur konulara kafa yormazdi!!!!
Bkz. Teoloji
4. Doğal seçilim : Çevre koşullarına en iyi uyum sağlayan canlılar en fazla ürerler ve bunun sonucu daha az uyum sağlayanlar yaşam alanlarından itilirler. Uyum sağlama açısından ne avantajlı ne de dezavantajlı olan değişiklikler bu süreçte etkilenmezler.
Bu madde biraz mantıksız değil mi? En azından insanlar için mantıksız... Büyük şehir hayatına en iyi uyum sağlamış, belirli bir eğitim ve gelir düzeyinin üzerindeki insanlar üreme konusunda hiçte istekli değiller. Aynı şekilde örneğin filler bölgelerine çok iyi sağlamış olmalarına ve dominant tür olmalarına rağmen az yavru doğuruyorlar... Sadakatleri çok kuvvetli, farklı olanları dahi yaşam alanları dışına itmiyorlar...
Bu madde biraz mantıksız değil mi? En azından insanlar için mantıksız... Büyük şehir hayatına en iyi uyum sağlamış, belirli bir eğitim ve gelir düzeyinin üzerindeki insanlar üreme konusunda hiçte istekli değiller. Aynı şekilde örneğin filler bölgelerine çok iyi sağlamış olmalarına ve dominant tür olmalarına rağmen az yavru doğuruyorlar... Sadakatleri çok kuvvetli, farklı olanları dahi yaşam alanları dışına itmiyorlar...
Darwin'in 1882 yilinda oldugunu gozonunde bulundurursak, buyuk sehir hayatinda yasayan insanlara gore teori gelistirmis olacagini dusunmek biraz sacma olur bence. Kaldi ki buyuk sehirden buyuk sehire degisir bu durum. Ulkeden ulkeye veya kulturden kulture. Onun burada kastettigi dogal secilim, yani guclu olan hayatta kalir ve neslini surdurur, zayif olan ise yok olur gider (extinction).
Darwin'in 1882 yilinda oldugunu gozonunde bulundurursak, buyuk sehir hayatinda yasayan insanlara gore teori gelistirmis olacagini dusunmek biraz sacma olur bence. Kaldi ki buyuk sehirden buyuk sehire degisir bu durum. Ulkeden ulkeye veya kulturden kulture. Onun burada kastettigi dogal secilim, yani guclu olan hayatta kalir ve neslini surdurur, zayif olan ise yok olur gider (extinction).
O zaman Darwin'in çağının doğru kabul edilen gerçekleri çerçevesinde çıkarımlarda bulunduğunu kabul etmemiz gerekmiyor mu?
Dolayısıyla teorisi doğrudur veya yanlıştır yerine; Şu görüşü doğrudur veya bu görüşünde yanılmıştır şeklinde görüş beyan etmek bence daha doğru.. Bu şekilde tartışma kişiden uzaklaşıp fikirlere uzanacaktır.
O zaman Darwin'in çağının doğru kabul edilen gerçekleri çerçevesinde çıkarımlarda bulunduğunu kabul etmemiz gerekmiyor mu?
Ben Darwin hakkinda yazdim diye tum fikirlerini benimsiyorum demedim zaten!
Hatta onun yaptigi arastirmalar gecmise dayanmakta. Gecmise dayanarak varolusla ilgili birkac teori uretmis. Hepsi bu. Urettikleri henuz genel-gecer bir dogruluk haline de donusmus degil (donusmesi de biraz zor gibi zaten).
Büyük şehir hayatına en iyi uyum sağlamış, belirli bir eğitim ve gelir düzeyinin üzerindeki insanlar üreme konusunda hiçte istekli değiller.
Büyükşehir hayatına uyum sağlamış insan niye çok çocuk yapmaz? Bir kere bu insanın vakti yoktur. Sabah 7de kalkar yollara düşer. Günde 8 saat çalışır. Akşam 7-8de evinde olur. Aldığı para kiraya, yemek vb, şeylere gittiği için (Büyükşehirlerde her şey paralıdır, köyde bedava olan çoğu şey burada para ile satılır mesela su) ve bu insanlar genelde iyi eğitimli olduğu için "saldım çayıra mevlam kayıra" demezler. Bu nedenle 1-2 çocuk yaparlar en fazla. Bunun nedeni genetik değil kütüreldir kısacası
Alıntı:
Ben bazı noktalara katılmakla birlikte bazı noktalarda farklı düşünüyorum. Örneğin Türklerle ilgili düşüncelerinin yanlış olduğunu tarih ispatlamıştır. Uyum sağlayamayan ve doğal seçilimden yenik çıkan Türkler (Bence de biz beyaz ırkız yani "caucasian" dolayısıyla teorinin bu kısmı için "balığın baştan koktuğunu düşünmek" yanlış olmaz ) egemenlik ve yaşam alanlarını genişletirken, galip türler için populasyonun azalması söz konusu...
Bugün Türkiye'de kaç Norveçli var
Burada yanlış bir varsayımdan hareket ediliyor. Türkler, Almanlar veya Norveçliler birbirine üstünlük sağlamıyorlar, Darwin böyle bir şeyi iddia etmiyor. Bu iddia sosyal-darwinizm denen ve Darwin ile ilgisi olmayanlara ait. İnsan ırkı bir bütün olarak hayatta kalmayı başarmıştır.
En son emre.ertem tarafından Pts 15 May 2006, 23:00 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi