Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 13
sengulb

8 yıl önce - Pzr 22 Şub 2015, 13:27



344Hacı
8 yıl önce - Pts 04 May 2015, 19:00



sengulb

8 yıl önce - Çrş 12 Ağu 2015, 17:16



sengulb

8 yıl önce - Pzr 16 Ağu 2015, 11:02

Alıntı:


Kadıköy’ün ilk deniz hamamları : SUADİYE PLAJI

1929 yılının yaz akşamlarında deniz kenarından Suadiye tren istasyonuna doğru bir insan selinin tarlalar arasından ağır adımlarla geldiği görülür, küçük istasyon binasının peronu dolar taşardı.
O yıl Suadiye Plajı açılmış, denizi, gazinosu, oteli, cazı, lokantası ile Kadıköy’ün olduğu kadar, İstanbul’un hayatına da değişik ve kaliteli bir yaşam tarzı getirmişti.
Suadiye tren istasyonundan denize kadar olan ve bugün apartmanlarla dolmuş bulunan arazi, boş tarlalardan oluşur, demiryolundan bütün deniz görünürdü.
Kadıköy’le Suadyie arasındaki incecik yola yol demek mümkün değildi. Ulaşım sadece trenle yapılır, plajdan çıkan ve güneşten yanmış halk uzun bir şerit halinde istasyonunun yolunu tutardı.
Plajın sahibi olan Aydınlı, sağlam yapılı Mustafa Güler Bey, jandarma binbaşılığından emekli olmuş, ticari hayata atılmış, ticaret için gittiği Bakü’de evlenmiş, Suadiye’de seksen dönümlük bir araziyi Mediha Öztoprak Hanım’dan satın alarak büyük bir tesisin yapımına başlamıştı. Plaj olarak seçilen kıyı ve denizin içi çok kayalıktı, işçiler günlerce büyük kayaları parçaladı, sahile kamyonlarla kum getirildi. Sosyal tesisler tamamlandı ve 1929 yılında plaj halka açıldı. Bundan sonra her yıl biraz daha gelişerek çalışan Suadiye Plajı ve tesisleri büyük bir isim oldu ve bu yüzden civar arsalar çok kıymetlendi.
Bu arada Mustafa Bey’in Belçika’da öğrenimde bulunan oğlu Murat Güler, Manş denizini geçen ilk Türk yüzücü olmuş, bizim kuşak Suadiye Plajı’nın ihtişamı ile sporcu Murat’ı bir bütün olarak tanımıştı.
Mustafa Güler Bey, 1952 yılında vefat etti. Murat Güler işbaşına geçti; fakat olmadı, iş yürümedi. 1962 yılında otel de plaj da satıldı.
Plajın bulunduğu yerden sahil yolu geçti. Otelin ismi Princess’e dönüştü ve böylece bir dönemin pek revaçta olan Suadiye Plajı, tarihe karıştı.

Dr. Müfid Ekdal



sengulb

8 yıl önce - Pzr 16 Ağu 2015, 16:19

Alıntı:
CADDEBOSTAN PLAJI

Ragıp Sarıca Paşa Konağı’na bitişik, içinde incir ağaçları olan plajı, Reşit Bey işletirdi.

Arkası yola dayalı, kabinlerden başka, iki katlı uzunlamasına yapılmış binalar yazdan yaza kiraya verilir, İstanbul ve Ankara’dan gelen müşterlier bütün mevsim ailece kalırlardı. Plajın restoranı olduğu için yemek sorunu da halledilmişti. Günün kalabalığı dağılıp, akşam olunca pansiyonlarda kalan müşteriler gurup gurup otururlar, geçe saatlere kadar eğlenirlerdi. Tiyatro ve ses sanatçılarının, müzisyenlerin kaldığı bu plajın geceleri bir başka olurdu. Piyanist Fevzi Aslangil hemen hemen her yıl ailesiyle gelir, en uçtaki iki odayı kiralar, bütün yazı geçirirdi. Selahattin Pınar onu yalnız bırakmaz, Çiftehavuzlar’daki evinden her gece gelir, Aslangil’in türlü muziplikliklerine yarı kızıpı yarı gülerek katlanırdı.

Plajın sahibi Reşit Bey, hafifçe öne eğik bir vücut yapısına sahip, sessiz, terbiyeli, daima siyah elbise giyip, kravatsız dolaşmayan bir İstanbul efendisiydi. Çok kere kışları bile plajın içindeki evinde kalırdı. Kızkardeşi Naciye Hanım kapıda bilet keser, hemen bütün müşterileri tanırdı.

Sıcak yaz günlerinde plajı dolduran kadın, erkek ve çocukların sesleri akşam güneşi batarken kaybolur, yerini bitişikteki Caddebostan Gazinosu’ndan gelen müzik sesi doldururdu. Plajın içi geniş bir aile topluluğunu hatırlatır, herkes birbirini tanır, aileler arasında yemek ikramları yapılırdı.

Mevsimin ilerleyen günlerinde Naciye Hanım devamlı kapıya gelecek olan üzümcüyü gözler, ”Üzüm küfesi görülünce plaj mesvimi biter!” derdi.

Caddebostan Plajı her yıl daha gelişerek yeni odalar, kabinler ilave edilmiş, plaj müşterileri arasında dostluklar, arkadaşlıklar kurulduğu gibi ailelerin dağılmasına sebeb olan aşkların doğmasına da sahne olmuştu. Bütün bu hızlı plaj yaşantısı Reşit Bey’in zamansız ölümüne kadar sürdü.

Reşit Bey’den sonra Naciye Hanım birkaç yıl daha kuruluşu sürdürdü ise de artık yorulmuştu. Geceli gündüzlü yüzlerce insanın bulunduğu bir müesseseyi idare etmek tek başına bir kadının başa çıkabileceği durum değilde ve plaj kiraya verildi. Fakat eski havası kaybolmuş, müşteriler değişmişti. Günün birinde yol genişletildi. Bitişikteki Caddebostan Gazinosu’nun çam ağaçlarıyla dolu bahçesi yok edildi. Plaja ait bütün binalar yıkıldı.

Böylece Reşit Bey’in plajından en küçük bir iz bile kalmadı.

Dr. Müfid Ekdal





sayfa 13
« önceki   123 ... 1213141516   sonraki »
ANA SAYFA -> İSTANBUL