Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Alpaslan Gurkas
11 yıl önce - Cum 09 Hzr 2006, 04:11
VEFA BOZASI - Selcuk Aral'dan Sorulur


Benim Istanbul'daki cocukluk gunlerimin kis aksamlarini susleyen, heyecanla, dort goz ve dort kulakla bekledigim, geceyi yavas yavas yirtan, uzaktan ve derinden gelen, o kelimelerle anlatilamasi guc olan, sadece  cocuklugunda o sesi duyan, yasayan ve tadanlarin bildigi bir ses vardi.  '' BOZA, BOZAA, BOZAAA, BOZAAAA''

Nerden gelir, nerden cikardi bu adam merak ederdim. Bizim gece kartali, gece baykusu Bozaci Amca. Ne yuzu, ne ismi kaldi bugune hatiralarimda ama o ses ve hissettiklerim hala benimle, daha dun, bu gece gibi.

Nedendir bilmem ama babam, Fenerbahce hastasi, Kosuyolu'lu Alican Bey, mahalleli cocuklara, genclere  Alican abi ya da amca,  illede leblebi derdi. Ille leblebi. Neden diye dusundugumu hatirliyorum ama sordugumu asla. Zaten kucuk kardesim Alper'in uc tekerlekli iki bisikletini de babam kirmisti binerekten, hatirlarim Alper'in babamin arkasina asilmaya calistigini, ama o baska bir hikaye, baska bir gune insallah.

Anneme sorardim boza nasil, neden yapilir diye. Annem bayat ekmekten derdi. Dogru mu yanlis mi hala pek bilmiyorum ama cevap oydu. Ne zaman ki buyumeye basladim, o zamanlar hep Vefa Bozasi ve  Bozacisi'ni duyar oldum. Ilk defa Vefa'da, Vefa Bozacisi'nda Boza'yi 18 yasinda ictim bir kis sabahi, o zaman ki kaslari yaydan, teni bugdaydan guzeller guzeli adi hatiralarimda sakli kiz arkadasimla. Kiz arkadasi dediysem, elini tutmustum biraz.
Yok atiyorum iste, o kadarcikla olur mu, gozlerine bile bakmistim bir keresinde.  O zamanlar temizdi asklar; sazlar calinirdi Camlica'nin bahcelerinde, biz her gece Heybeli'de mehtaba cikardik, bahari bekleyen kumrular gibi. Herneyse konumuzdan, sohbetimizden uzaklasmayalim; Yani 10-12 sene tuttu benim Asya'dan bogazi gecip Avrupa'ya Vefa'ya
boza icmeye gitmem. Kimsenin benim gibi cahil ve bozasiz kalmasini istemedigim icin asagiya Vefa Bozacisi'nin kendi agzindan Boza'yi ve Vefa Bozacisi'ni tanitimini aktardim.
Unutmadan Selcuk Aral Pasam'da boza uzmanidir. Konu hakkinda derin bilgiye sahip olup, bilgilerini iki kitapta toplamistir. ''Yuzmeden Once Boza'' ve '' Bozar mi Bozmaz mi?''

Lutfen Leblebiyi de unutmayalim, illede.

Hadi Kalin Saglicakla,


Alpaslan Gurkas

---------------------------------------------------------------------------------------------------------
VEFA BOZACISI

1870 yılında Arnavutluk'tan İstanbul'a gelip yerleşen dedemiz Hacı Sadık Bey, o yıllarda bozanın sulu kıvamlı ve ekşi lezzetli biçimde 200 kadar Ermeni vatandaş tarafından yapılıp satıldığını görmüştür. Zamanın saraylı ve aristokrat ailelerinin ve bürokratlarının oturduğu Vefa'ya yerleşen Hacı Sadık Bey, bu günkü haliyle sevilen koyu kıvamlı ve hafif ekşi lezzetli Vefa Bozası'nı imal etmiş ve 1876 yılı Eylül ayında Vefa Bozacısı adı ile bozacılığı hem bir meslek hem de bir marka haline getirmiştir.

Hacı Sadık Bey, saray ve çevresinde de rağbet gören bu özel Türk içeceğini oluşturduğu yeni kıvam ve lezzeti koruyabilmek için yıllarca bizzat kendisi imal etmiştir. Daha sonra oğlu İsmail Hakkı Vefa'yı yanına alarak Vefa Bozasının yapımına uyumunu sağladı. Bir yandan Edebiyat Fakültesinde okuyan İsmail Hakkı Vefa, bir yandan da Haliç Tersanesinde makine işleri yapan bir akrabasıyla işbirliği yaparak bozanın makina ile üretimini başarmış ve diğer iş kolu olan üzüm sirkesinin üretimini de arttırmıştır.

Halen, Tarihi Vefa Bozacısı dükkanında Ekim ayından Nisan ayına kadar Boza, Nisan ayından Ekim ayına kadar da kuru üzüm şırası, dondurma ve limonata satışı yapımaya devam etmektedir.

Vefa Bozacısı, bütün aile fertlerinin özveri ile çalışması sonucu bugünlere getirilen ata içeceği Boza geleneğini devam ettirirken, diğer iş kolu olan sirke üretimine, Balzamik Sirke, Nar Ekşisi ve Limon Sosu ürünlerini de ekleyerek faaliyetlerine devam etmektedir.

Dördüncü nesil olarak, sirke üretiminde büyük atılım yapan Vefa Bozacısı A.Ş. Çorlu'da dünyanın en ileri teknolijilerini kullanarak modern bir tesis kurmuştur.

Vefa Bozacısı, çağdaş teknoloji ile müşterilerine en iyi, kaliteli ve yüzyıllık güvene dayalı hizmet vermenin gururunu taşıyan bir firma olarak en kısa zamanda bozayı dünya piyasalarına sunmak üzere çalışmalarını devam ettirmektedir.

130 yıllık başarılarla dolu geçmişinin onurunu taşıyan Vefa Bozacısı ikibinli yıllarda da atılımlarını sürdürmekte ve halkımızın damak zevkini karşılamaya devam etmektedir.




 


Selcuk Aral

11 yıl önce - Cum 09 Hzr 2006, 17:04
Vefa Bozası ve Bozacısı


Alpaslan Gurkas demiş ki:
Cum 09 Hzr 2006, 03:11     VEFA BOZASI - Selcuk Aral'dan Sorulur  

--------------------------------------------------------------------------------

Benim Istanbul'daki cocukluk gunlerimin kis aksamlarini susleyen, heyecanla, dort goz ve dort kulakla bekledigim, geceyi yavas yavas yirtan, uzaktan ve derinden gelen, o kelimelerle anlatilamasi guc olan, sadece  cocuklugunda o sesi duyan, yasayan ve tadanlarin bildigi bir ses vardi.  '' BOZA, BOZAA, BOZAAA, BOZAAAA''

Nerden gelir, nerden cikardi bu adam merak ederdim. Bizim gece kartali, gece baykusu Bozaci Amca. Ne yuzu, ne ismi kaldi bugune hatiralarimda ama o ses ve hissettiklerim hala benimle, daha dun, bu gece gibi.

Nedendir bilmem ama babam, Fenerbahce hastasi, Kosuyolu'lu Alican Bey, mahalleli cocuklara, genclere  Alican abi ya da amca,  illede leblebi derdi. Ille leblebi. Neden diye dusundugumu hatirliyorum ama sordugumu asla. Zaten kucuk kardesim Alper'in uc tekerlekli iki bisikletini de babam kirmisti binerekten, hatirlarim Alper'in babamin arkasina asilmaya calistigini, ama o baska bir hikaye, baska bir gune insallah.

Anneme sorardim boza nasil, neden yapilir diye. Annem bayat ekmekten derdi. Dogru mu yanlis mi hala pek bilmiyorum ama cevap oydu. Ne zaman ki buyumeye basladim, o zamanlar hep Vefa Bozasi ve  Bozacisi'ni duyar oldum. Ilk defa Vefa'da, Vefa Bozacisi'nda Boza'yi 18 yasinda ictim bir kis sabahi, o zaman ki kaslari yaydan, teni bugdaydan guzeller guzeli adi hatiralarimda sakli kiz arkadasimla. Kiz arkadasi dediysem, elini tutmustum biraz.

Yok atiyorum iste, o kadarcikla olur mu, gozlerine bile bakmistim bir keresinde.  O zamanlar temizdi asklar; sazlar calinirdi Camlica'nin bahcelerinde, biz her gece Heybeli'de mehtaba cikardik, bahari bekleyen kumrular gibi. Herneyse konumuzdan, sohbetimizden uzaklasmayalim; Yani 10-12 sene tuttu benim Asya'dan bogazi gecip Avrupa'ya Vefa'ya boza icmeye gitmem. Kimsenin benim gibi cahil ve bozasiz kalmasini istemedigim icin asagiya Vefa Bozacisi'nin kendi agzindan Boza'yi ve Vefa Bozacisi'ni tanitimini aktardim.

Unutmadan Selcuk Aral Pasam'da boza uzmanidir. Konu hakkinda derin bilgiye sahip olup, bilgilerini iki kitapta toplamistir. ''Yuzmeden Once Boza'' ve '' Bozar mi Bozmaz mi?''

Lutfen Leblebiyi de unutmayalim, illede.

Hadi Kalin Saglicakla,

Alpaslan Gurkas


Sevgili WOW’cular !

Itiraz ediyorum, olayda tahrik (gaza getirmek) var !

Simdi ben sizlere asagidaki fotograflari sundugumda: Belki icinizden, en az birinizi memnun edecegim ama (adim gibi biliyorum) bir baskasini da gücendirecegim. Her ne kadar *yok canim* falan dese de *Ulan biz sana kac zamandir ac su kirli çıkını !* cikar artik *Vefa’nin resimlerini demedik mi?* diye hesap soracak birisi var. O kendisini bilir ! Hahaha...

Alpaslan *Donanma Kahvesin’de* boza hakkinda bir *anı* yazmis. Tabiki boza deyince akla *Vefa*, Vefa deyince de akla hemen 3 isim gelir (Sunal-Gezen-Dündar) bunlardan (malesef Kemâl rahmetlik) olmustur. Bir Vefa’li da *yillardir uzaklarda yasar* bir senedir WOW’da kelle gösterir. Herneyse ben buraya text olarak *Alpaslan’in yazdigini* alayim boza-vakti gelince *ekim-kasim* bende bir seyler karalarim.

Hoscakalin

NOT: Gercek bozacilardan *Ferdi Vefa* (simdi nerdedir bilmem) Almanya’da tahsil yaparken, benim takimda basketbol oynamis, yâni ögrencim olmusdu.



(+)



(+)



(+)



(+)


Donanma Kahvesi'ne gider ! (Kaşarlı üyelere)



NOT²: Devami gelecek !


BULKAC

11 yıl önce - Cmt 10 Hzr 2006, 01:14



(+)




Kani
11 yıl önce - Cmt 10 Hzr 2006, 02:22

Bir Vefa Bozacısı hikayesi de ben anlatayım. Herhalde elli sene kadar önce bir tarihte sanırım geçen bir olay bu anlatacağım.Benim annem Adapazarı doğumlu fakat 14 yaşında İstanbula gelmiş ve rahmetli babamla (bir ay önce kaybettim) evlenmişler, aradan birkaç sene geçmiş, annemin Adapazarından ahret dedikleri (şimdi kankan mı ne diyorlar) bir kadın arkadaşı misafir gelmiş, tabi o zamanlar İstanbul'un en meşhur yerlerinden biri olan Vefa Bozacısına gitmişler, mevsim kış ve bozacı çok kalabalık, babam ve annem oraya çok sık gittiklerinden orada çalışanlar kendilerini iyi tanıyorlar, karşı leblebiciden sıcak leblebiler alınmış ve bozacıya girmişler, boşalan bir masaya oturup bozalarını içmişler, tabi bu arada çalışanlar kendilerine yakınlık ve saygı gösterince, misafir çok şaşırmış ve bayağı havalanmış, bu arada babamında para ödediğini falan görmemiş tabi, eve gelmişler ve birkaç gün sonrada Adapazarına geri dönmüş. Aradan bir zaman geçmiş ve annem Adapazarına gitmiş, ve orada herkes anneme, kız Hediye (annemin adı) ahretin anlattı sen İstanbul'da çok zengin biriyle evlenmişşin, adamın bozacı dükkanı varmış, millet kuyrukta imiş, bak sen bak deyip durmuşlar, tabi annem gülmeye başlamış onlara öyle olmadığını inandırmak için çok uğraşmış, (rahmetli babamın ismi Vefa idi) bu bizim ailede tatlı bir anı olarak hep hatırlanır, ne zaman oraya gitsem hep gülerim ve babamın bozacısına geldik diyerek bu anıyı hatırlarım.

Selcuk Aral

11 yıl önce - Cmt 10 Hzr 2006, 10:15

Boza nasıl satılır ?  veya
Masal anlatmıyor: *Meslek sırrı veriyorum*

Sevgili WOW’cular !

Istanbul’un *herhangi bir* ister günlük-, isterse haftalik  pazarina giderseniz bütün pazarcilarin, yoldan veya kapi-önünden gecen, yüksek sesle bagirarak, dördüncü kattaki veya en ücra kösedeki komsuya bile sesini duyurmaya calisan bir seyyâr saticinin, hatta Mahmutpasa-Sultanhamam-Eminönünde’ki isportacinin, hatta Ada- veya Kadiköy vapurunda *top-atan fabrikanin veya batan geminin mallarini sunan kisilerin. Hahaha...* her birisinin kendine has söyleyis tarzi *müzigi* ve sunuş sitil’i oldugunu izlersiniz.

Nasil, bir Kuran-i Kerim’in veya Mevlid-i Serif’in yüksek ve güzel sesle okunmasi gerekiyorsa: Satilacak veya pazarlanacak malin da ayni güzellikte, ayni ahenk’ de sunulmasi gerekir. Bilmem nedendir ? Bir kadin, bir cocuk, hatta cigirtkan *ince ton’lu, yüksek* veya çatlak bir erkek sesiyle *hayatta* basarili bir satici olamazsiniz. Sizi kimseler ciddiye almaz ve ilgisini cekmezsiniz, yâni kafalarini cevirip bakmazlar.

Mutlaka *bu yazili olmayan bir kanundur* sesinizin en kalin’indan *davudi* bir erkek sesi olmasi, bir gece evvel kafayi cekmekten *tütsülenmis*, Pazar günkü *Fener-Galatasaray* (farketmez mahalle-maclarida gecerlidir) macinda bagirmaktan *kisilmis*, kuyudan su cekerken yanki yaparcasina *derinden gelir* veya banyoda sarki söylermiscesine eglenceli ve *şakrak* olmasi gerekir. Yâni kötü *bed* bir sesle *en iyi mali bile* satamazsiniz, inanmazlar, güvenmezler ve neticede kimseler almaz, mal elinizde kalir.

Üstelik nüktedan olmanizda da büyük fayda vardir. Uzaktan veya yakindan sesinizi duyanlarin dudak-bükmesi, tebessüm etmesi, babam gibi olanlarinin *biyik altindan* gülmesi, en mutahassip bayanin bile *kendisine yenge diye hitap edildiginde* alenen *kahkaha’yi* basmasi *satis performansinizi* belirleyen en önemli faktörlerden dir.

Simdi kalkip bana *Selcuk, sen en iyi boza’dan anlarsin ! Hele sat da, bi-kerre de, senin sesinin endamini duyalim !* derseniz: Tabiki sizi kirmam hemen *baklayi agzimdan* cikartir ve size bizim bozacimiz *Arnavut Tahir Abi’nin* yorumunu taklit etmeye calisirim.

BOOOOOOZA-BOZ,
KAYMAK BOZA,
VEFAAAAA-NIN,
KAYMAK BOZA.


Hoscakalin, sevgili WOW’cular !

NOT: Simdi icinizden *Ulan Selcuk sen bunlarin hepsini, nasil bu kadar iyi, biliyorsun ?* diye soracak, en azindan düsüneceksiniz. Evet haklisiniz. Cünkü size yukarda anlattiklarimin hemen hemen hepsini (isportacilik-adavapuru-*Persembe pazari haric* P-tesi, Sali-, Carsamba-, Cumapazari) *nerdeyse 4 ay süren* okullarin yaz-tatillerinde kendim yasadim.

Gözünüzü-kulaginizi acin ! Size burada masal anlatmiyor – Meslek sirri veriyorum. Hahaha...



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İSTANBUL