Evet muratgüner arkadaşımızın önceki sayfalarda paylaştığı bir fotoğraf.
Osmanlı'nın Rumeli'de ilk olarak Çimpe Kalesi'ne çıkarma yaptığını, özellikle İstanbul'un fethine kadar, Gelibolu'nun Rumeli'ye geçişite bir üs olarak kullanıldığını , Gelibolu Tersanesi'nin, Haliç Tersanesi yapılana kadar Osmanlı'nın en büyük tersanesi olduğunu biliyoruz. İstanbul'un fethinde kullanılan donanma burada inşa edilmiştir.
Osmanlı Dönemi sadece maddi şahlanışın yaşandığı bir dönem değil, evvela manevi şahlanışın yaşandığı bir dönem. Gelibolu, çok sayıda manevi ehliyet sahibi zata ev sahipliği yapmakta. Rumeli'de iskan edilecek Türkler, burada aynı zamanda manevi eğitimden geçirilirlerdi. Yani burası manevi anlamda da bir üs görevi görmüştür. İşte Osmanlı'daki nizam ve intizam. Aynı zamanda kaç kişilik bir göçmen topluluğu için hangi mesleklerden kaç kişiye ihtiyaç duyulacağı hesaplanırdı.
Rivayete göre Yazıcızade Ahmed-i Bican Efendi, birgün camide vaaz ederken, kapıda ağabeyi Yazıcızade Mehmed-i Bican Efendi belirir. Kapıyı aralayıp bakar, gülümseyip kapatır ve geri gider. Ahmed-i Bican Efendi, bunun küçümseyici bir davranış olduğu hissine kapılır ve durumu annesiyle paylaşır. Mehmed-i Bican Efendi ise bilakis memnuniyetinden dolayı böyle bir davranışta bulunduğunu ve Ahmed-i Bican Efendi'nin vaazını meleklerin dinlediğine şahit olduğunu belirtir. Ahmed-i Bican Efendi de bunun için özür dilemeye niyet eder ve neden ağabeyininmelekleri görebildiğini, kendisinin ise göremediğini sorar. Anneleri ise kendilerini çok itinalı yetiştirdiğini, kendilerini abdestsiz olarak emzirmediğini ; yalnız istisna olarak Ahmed-i Bican Efendi'yi bir kez aceleyle abdestsiz emzirdiğini belirtir ve durumun bundan kaynaklandığını belirtir.
Takvaya bakar mısınız? Gelinen manevi derecelere bakar mısınız? Demek ki böyle insanların rahle-i tedrisinden geçen askerler ve ahali, kısa zamanda büyük fütühata vesile oldular.