Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
Kırşehir - Mucur - Seyfe Gölü
12   sonraki »
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Selahattin
8 yıl önce - Cmt 03 Hzr 2006, 19:42
Kırşehir - Mucur - Seyfe Gölü


Detylı Bilgi:

İç Anadolu Bölgesinde Kırşehir İlinin kuzeydoğusundaki tektonik kökenli çukurlukta yer almaktadır. İdari olarak Kırşehir İlinin Mucur İlçesi sınırları içerisindedir. Adını batısındaki Seyfe Köyü’nden almaktadır. Kapalı bir havzada bulunduğundan dışarıya akıntısı yoktur. Bu nedenle suları tuzludur.

Ankara'ya 220 km, Kırşehir İline ise 30 km. mesafededir.  152.200 hektarlık Seyfe kapalı havzasının güney ucunda yer alan göl; Oligosen sonrasında değişik doğrultularda gelişmiş bulunan faylanmalar sonucunda meydana gelmiştir. Havzanın taban kotunda (1100 m.) yer alan göl, aynı zamanda havzanın doğal drenaj alanıdır.

Batıdan Kervansaray (1167 m.) ile Gölyaka tepeleri, kuzeyden Kızıldağ (1355 m.), doğudan ise yükseklikleri 1135 m’ye kadar ulaşan küçük tepeler ile sınırlanmıştır.

Göl, batı ve kuzeybatısındaki pınarlar ve dip kaynakları ile drenaj alanı yüzeysel akışı  ile göl alanına düşen yağışlarla beslenmektedir. Boşalımı ise buharlaşma ile gerçekleşmektedir.

Yörenin çok az yağış alması, gölü besleyen derelerin yazın büyük ölçüde kuruması ve yüksek buharlaşmanın da etkisiyle yaz mevsiminde su seviyesi 60-70 cm. ye kadar  düşer ve büyük bir kesimi tuzlu bataklığa dönüşür. Göl alanı, su düzeyine bağlı olarak 1500 hektar ile 7000 hektar arasında değişir. Ortalama alanı 3400 hektardır. Maksimum su derinliği 165 cm. dir.  

Göl kıyılarının büyük bir bölümü çamurlu ve düzdür. Gölü besleyen en önemli tatlı su kaynağı olan Seyfe pınarlarının göle ulaştığı yerde küçük bir delta oluşmuştur. Seyfe pınarlarının suları küçük bir rezervuarda tutulmakta ve yazın sulamada kullanılmaktadır. Rezervuar çevresinde ve batı kıyılarında kavaklık ve söğütlük alanlar bulunmaktadır. Gölün kuzeyinde göl kıyısına kadar uzanan geniş step alanları mevcuttur. Diğer kıyılar genellikle tarlalarla çevrilmiştir.

Geçici göl alanının doğu ve güneydoğusunda gölde üreyen ve kışlayan kuşlar için son derece önemli olan hafif tuzlu ve tatlı su bataklıkları bulunmaktadır.

İŞLEV VE DEĞERLERİ

Seyfe Gölü, dip faunası ve organizma çeşitliliği bakımından fakir olmasına karşın, yoğunluk olarak oldukça zengindir. Ancak Bazı yıllar 100.000'i aşan kuşun yörede toplanması bu zenginliğin en önemli göstergesidir.

Besin maddelerince zengin oluşunun yanısıra, tuzlu su gölü, tuzludan tatlıya doğru değişen nitelikteki bataklıkları, geniş step alanları ve predatörlerden uzakta, güvenli adalar gibi farklı ekolojik karakterdeki yaşama ortamları, değişik türden binlerce kuşa ideal beslenme, barınma ve üreme ortamı oluşturmuştur.

Göl, sonbaharda yüzbinlerce ördeğin konaklama alanıdır. Göl çevresi ise sonbaharda leyleklerin önemli toplanma alanlarından biridir.

FLORA VE VEJETASYON

Seyfe gölü havzasında, Orta Anadolu step iklimi hakimdir. Gölü çevreleyen alanlar ağaç ve çalı örtüsünden yoksundur.  Gölün kuzey kesimlerinde yarı çalı formunda olan Lycium depressum türüne ait topluluklar görülmektedir. Seyfe Köyü civarında ise meyve bahçeleri, kavaklık ve söğütlük alanlar bulunmaktadır.

Göl suyu tuzlu olduğu için su içi bitkilerine rastlanmaz. Tuzlu suyun etkili olduğu yerlerde ve tuzlu bataklıklarda Halocnemum strobilaceum, Salicornia prostrata, Salsola inermis, Panderia pilosa, Petrosimonia brachiata, Krascheninnikovia ceratoides, Camphorosma monspeliaca, Gypsophila perfoliata, Frankenia hirsuta, Limonium iconicum, Limonium globuliferim gibi bitkiler hakimdir.

Ayrıca, kaynakların göle karıştığı yerlerde ve kanallarda phragmites australis, Sparganium erectum, Thypa angustifolia, Potamogeton pectinatus, İris pseudocorus gibi tatlı su bitkilerine rastlanır.

FAUNA VE ORNİTOLOJİK ÖNEMİ

Göldeki en önemli canlı grubunu su kuşları oluşturmaktadır. Göl suları tuzlu ve sodyumlu olduğundan balık türlerine rastlanmaz. Sadece tatlı suların göle karıştığı yerlerde ve göl içerisindeki yayılım alanlarında Aphanius chantra ve Spirlinus sp. (dişli sazancık) gibi 5-6 cam. Boyunda iki küçük balık türü yaşamaktadır. Bu balıkların ticari bir değeri olmamakla birlikte, pelikan ve balıkçıl gibi su kuşlarının besinleri olarak ekolojik değerleri büyüktür.

Göl tabanı kuşların beslenmesi bakımından son derece değerli olan, Chironomidae  larvaları ile Planonbis sp., Ylmnaea sp. Ve Physa sp. gibi kabukluklar bakımından çok zengindir. Burada kuşların yoğun olması kuşların chironomidae larvaları ile beslendiklerinin bir göstergesidir.

Yapılan gözlemler neticesinde, göl ve çevresinde 187 kuş türü tespit edilmiştir. Göldeki kuş varlığı, göç dönemlerinde ve kışın büyük sayılara ulamaktadır. Sakarca kazı, suna, angıt, çamurcun ve sakarmeke kalabalık gruplar oluşturur.  Seyfe Gölü, aynı zamanda su kuşları için ülkemizdeki önemli kuluçka alanlarından biridir. Gölün doğusundaki adalarda, flamingo, ak pelikan, kaşıkçı, küçük ak balıkçıl, macar ördeği, uzun bacak, kılıç gaga, mahmuzlu kız kuşu, akdeniz martısı, karabaş martı, gülen sumru kuluçkaya yatan önemli kuş türleridir. Seyfe Gölü , Tuz gölünden sonra flamingonun ülkemizdeki en önemli üreme alanı gölün doğusundaki adalarda yaklaşık 2000 çift flamingo kuluçkaya yatmaktadır. Göl, sonbaharda yüzbinlerce ördeğin konaklama alanıdır. Göl çevresi ise sonbaharda leyleklerin önemli toplanma alanlarından biridir.

Göl çevresindeki stepler, nesli dünya çapında tehlikede olan kuş türlerinden biri olan toyun beslenme ve üreme alanıdır.

TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLER

Arkeolojik kazılarda ele geçen buluntulardan yöreye ilk yerleşimlerin Tunç Çağında (İ.Ö. 3500-2000 yılları) olduğunu göstermiştir. Göl ve çevresinde bu döneme ait 20 höyük ve tümülüs vardır. Yapılan araştırmalar, tarih boyunca göl kıyısına yerleşen halkın tarımla uğraştığını ortaya çıkarmıştır. Halkın bir yandan tarımla uğraşırken diğer yandan da göçmen kuşları avlayarak beslendikleri tahmin edilmektedir. Höyüklerden çıkarılan tarihi eserler Kırşehir müzesinde korunmaktadır.

İNSAN AKTİVİTELERİ

Tarım

Göl çevresindeki halkın temel uğraşısını tarla tarımı ve hayvancılık oluşturmaktadır. Halkın %90'ı geçimini bu yolla sağlamaktadır. Havzanın %91.7'sinde kuru tarım, %8.3'ünde ise sulu tarım yapılmaktadır.

Tarımı yapılan başlıca ürünler buğday, şeker pancarı, arpa, mercimek, nohut, fasulye, yulaf ve ayçiçeğidir. Az da olsa meyve ve bağ tarımı da yapılmaktadır.

Havzada mera alanlarının geniş yer tutması, mera hayvancılığını ön plana çıkarmıştır.

Avcılık

Alanın 1990 yılında tabiatı koruma Alanı olarak ilan edilmesini takiben avcılık tamamen yasaklanmıştır.

Turizm

Yöredeki höyük ve tümüslerin taşıdığı tarihi ve kültürel zenginlik, gölün sahip olduğu zengin kuş varlığı, göl ve çevresinin oluşturduğu manzaranın güzelliği, göl ve çevresini doğa turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahip kılmıştır.

KORUMA VE YÖNETİM

Göl ve çevresindeki 10.700 hektarlık saha 26.8.1990 tarihinde Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Göl aynı zamanda 1. derece Doğa Sit alanıdır. Sürekli ve geçici göl alanını da kapsayan 10.700 hektarlık alan 1994 yılında Ramsar Sözleşmesi  listesine dahil edilerek alanın doğal yapısının ve ekolojik karakterinin korunması uluslar arası düzeyde de taahhüt edilmiştir. Ancak, alanın korunması ve izlenmesi için idari bir mekanizma bulunmamaktadır


Kaynak: www.cevreorman.gov.tr


Fotoğraflar bana ait.  



(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



S.Memo
8 yıl önce - Pts 05 Hzr 2006, 01:17

Valla Selo çok iyi bir çalışma olmuş.kırşehir başlığında da bol bol fotoğraflar yüklersin umarım.Yarı Kışehirli olarak çok mutlu oldum.    

kadirbaba
8 yıl önce - Pts 05 Hzr 2006, 03:51

Selahattin Bey bu güzel çalışma için teşekkürler. Seyfe Gölü yurdumuzu süsleyen boncuk gibi göllerden bir tanesi. Ve diğerleri gibi o da büyük bir tehdit altında. Bilinçsiz sulama, drenaj kanalları ve kaçak sulama kuyuları Seyfe Gölü'nü yavaş yavaş öldürüyor. Göl kurumaya yüz tutmuş durumda ve rüzgar erozyonuna açık. Anadolu faunasında önemli bir yeri olan göl yüzlerce su kuşunun göç yolu üstünde, konaklama ve bazıları içinde üreme yeri. Acil önlemler alınmazsa bu hazineyi, sahip olduğu bitki örtüsü ve yuva olduğu hayvan türleriyle birlikte sonsuza dek kaybedebiliriz. Alttaki harita göldeki çekilmeyi göstermek için hazırladım:

Sarı çizgiler eski durumunu gösteriyor. İçte kalan mavi kısımlar yaz aylarında neredeyse tamamen kuruyor. Beyaz kısımlar 20 santimetre tuzle örtülü.
 

(+)


8 ay öncesinden bir haber, gördükçe insanın içi sızlıyor:
http://www.ntvmsnbc.com/news/342247.asp


umitsll
7 yıl önce - Pts 06 Ksm 2006, 16:07
Seyfe Gölü çölleşiyor


Kırşehir’de bulunan Seyfe Gölü, son 3-4 yıldaki kuraklık nedeniyle çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Doğa ve Çevre Derneği Genel Başkanı ve eski Milli Parklar Genel Müdürü Nevzat Ceylan, 207 kuş türünün barındığı Seyfe Gölü’nün son yıllarda kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirterek, yetkililerin konuya duyarlı davranmaları gerektiğini söyledi. Sulak alanların, Türkiye’nin en önemli doğal varlıklarının başında geldiğine dikkati çeken Ceylan, kuraklıkların o bölgedeki doğal dengeyi bozduğunu vurguladı.




Bizler bu mirası bir müsrif gibi harcayıp korumayı da beceremedik. Gölü kuruttuk. Cenneti cehenneme çevirdik. Şimdi çevresinde kuşların dinlenebileceği ne bir çalı yığını ne bir saz var. Önce sular çekildi. Daha sonra bölgeyi kuşlar terk etti. Elimizde tuzlak alan olmuş bembeyaz bir çöl kaldı.

1990 yılında önce devlet eliyle, Seyfe’nin çevresine devasa boyutta kilometrelerce uzunlukta kanal açıldı. Baktılar ki göl aynası küçülüyor, sular azalıyor, bir diğerini daha açtılar. Göl aynası iyice küçülmeye başladı. Açtıkları kanalın içinde su bile kalmadı. İkinci açılan kanal birincinin suyunu da alıp götürdü. “Bu kanallar niçin açıldı?” diye sorulduğunda, “gölü korumak, taşkınları önlemek, fazla suyu tahliye etmek için” dediler. Gölde su tükendi. Onlar gölden 16 yıldır açık tuttukları kanallara daha 1 yıl önce kapak takmayı akıl ettiler. Kanallarda tuttukları suyu motopomplarla tekrar göle geri verme gereği bile duymadılar. Hatalı çalışmalarını bir kenara itip, hep kendilerini savundular; “bilen de bilmeyen de konuşuyor” dediler. Bir taraftan yanlış projelerini savundular, diğer yandan salt bizi suçlamayın, bu karara yalnız biz imza atmadık, diğerleri de var, dediler. Ama açtıkları kanal kapaklarının üzerine DSİ yazmayı da hiç ihmal etmediler.



Daha önceleri suyun kalitesi bozuk, toprağın yapısını bozar diye sulu tarım yapmayan çevre köylerdeki çiftçilere birileri akıl verip “taban suyunda kalite bozuk olmaz” dediler. Gölün çevresine sulama amaçlı 1650 adedin üzerinde, derinlikleri 50 metreye ulaşan keson kuyuları kontrolsüz olarak açıldı. Bölge hızla sulu tarıma geçip, şekerpancarı ve ayçiçeği üretmeye başladı. Gölün dip suyunu çekme tarihi 15 nisanda başlayıp 30 kasıma kadar devam etti. Tam tamına 8 ay süreyle bu kuyulardan gölün suları çekildi. Bu kuyuları DSİ kontrol etmedi ve kapatmadı. Bununla ilgili yasa olmasına rağmen Tarım İl Müdürlüğü gerekli uyarı ve bilgilendirmeyi çiftçilere yapmadı. Meydanı boş bulan çiftçiler de göl aynası daraldıkça açılan toprağı tarım arazisi yapma yarışına girdiler. Bugün göl aynası 10 bin hektardan 7 bin hektara düştü. Çiftçi yaptığı tarımdan istediği kaliteli rekolteyi alamadı. Ama gölde ekolojik denge bozuldu. Önümüze devasa bembeyaz bir çöl çıktı. Bu gölün üzerinde biraz dolaşsanız serap görmeye başlarsınız.



Mucur İlçesi 27 km. mesafeden devasa motopomplarla yıllarca içme ve kullanma suyu çekti ve de çekmeye devam ediyor. Oysa hemen yanı başında, 4 km. mesafedeki Acıöz Bölgesi’ni kullanmadı. Seyfe Gölü’nden yılda 1 milyon 500 bin ton su Mucur İlçesi’nin ev bahçelerine ve ihtiyaçlarına kullanılmaya devam edildi. Eleştirdiğinizde, yöneticiler “biz Seyfe’yi sizden daha çok seviyoruz” dediler. İzi bile kalmayan flamingoların resimleriyle festivaller düzenlediler. Seyfe’yi sevenler gölün suyunu çeker mi? Gölün kurumasına etken olan bu işlevi savunur mu? Ama onlar inatla yaptıklarının doğruluğunu savundular. Bölgede, Mucur İlçesi’ni örnek alan irili ufaklı beldeler ve köyler de açtırdıkları kuyularla bu suyu kullanmaya başladılar. Köylerdeki kullanım suyu ve bahçe sulama ihtiyaçlarında, çektikleri göl suyunu umarsızca tereddütsüzce kullandılar. Göl suyunun böyle israf edilmesi kimseyi etkilemedi, ilgilendirmedi.

Kuru tarımdan sulu tarıma geçen çiftçi daha çok ürün daha çok kazanç için çok ilaç ve bunun yanında aşırı su kullandı. Kullanılan zirai ilaç ve kimyasal gübrelerle, ürün sulama suyunun tabandan göl suyuna karışmasıyla, gölde yaşayan ve su kuşlarının ana besin kaynağı olan organizmaların ölümüne neden oldu. Çevredeki kuş ölülerini yiyen veya hastalıklı kuşları avlayan tilki, sansar, kurt, kartal, şahin gibi etçil hayvanların birer birer telef oldu.

Göl aynasının çekilmesiyle açıkta kalan saz ve kamışlıklar, köylülerin “buraya kazlar geliyor, ekinimize yayılıyor, bizi perişan ediyor” bahanesiyle ateşe verildi ve yakıldı. Hayvanlar burada üremez oldular, beslenmez oldular ve bölgeyi terk ettiler. Ateşten kaçamayan civcivler yanarak telef oldu.

Bütün bunlara yanında, RAMSAR Sözleşmesi’nin özeti yazılı olan tabela, kurumuş göl tabanına arkası dönük, arada bir ziyarete gelenlere kenar bilgisi olarak paslanmış olarak kaldı.

Göldeki kurumuşluğun bedeli ne acıdır ki kuraklığa bağlandı. Bilgilendirme toplantılarında, 1990 yılından bugüne kadar yapılan zincirleme hatalarda baş aktör kuraklık oluverdi. Oysa ki göldeki suyun azalma nedenlerindeki kuraklığın payı sadece %7 civarındaydı. Bunu kendileri söyledi. Ancak biz tekrar edince 10 yıllık buharlaşma ölçümlerini önümüze dayattılar.

Ya diğerleri ne yaptı? Ankara’da avsever hatırlı dostlara burada rehberlik yapıp, yasak olmasına rağmen günlerce yanlarına güvenlik birimleri de verilerek av egolarını tatmin ettiler. Bir günde 350 adet bıldırcın vuruldu. Kimse bu durumu tenkit dahi edemedi. Tereyağda kızarmış yaban kazı, sultan ördeği yenildi, içildi. Ankara’da gelemeyen diğer zevata ikram olarak paketler yapılarak araçlara konuldu. Kuşların tüy ve telekleri Seyfe Ovası’nda kaldı. Bunlarla beraber yaktıkları kamp ateşlerinin külleri de… Onlar her yıl burayı ziyaret etmeyi hiç ama hiç ihmal etmediler. Bugün bölgede sesini duyabileceğiniz bir tarla kuşu bile yok. Bütün bunlara rağmen onlar hiç utanmadılar.

Kış ayı geldi. Bu yıl yağışlarda iyi gitti. Bu sıralarda mevsim itibariyle göl çevresindeki kuyularda faal değiller. İlçe ve beldelerde su ihtiyacı yarı yarıya düştü. Göl yüzeyi biraz parladı. Peki yaz gelince ne olacak? Gelecekte ne olacak? Açılan kuyular, kanallar, devasa motopomplar, aşırı ilaçlama ve askıya alınmış Çatak Projesi ne olacak? İyi biliyorum ki 2006 yılı da koskoca bir hiç yılı olacak. Kuşlar geri dönmeyecek, hatırlı kaçak avcılar esamesi kalmayan kuşları avlamak için bölgeye yine gelecek, av arayacak koskoca tuz çölünde…



Çevre koruma kanunu der ki: Bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi; kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi; ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak ve alınacak önlemleri ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenler”

Biz diyoruz ki: Gölün hızla su kaybetmesinin nedenlerinin başında yanlış olarak açılmış kanallar geliyor. Bu kanalların kapatılması, çekilen suyun tekrar göle dönmesi gerekli diyorsak… Onlar da, hâlâ inatla biz bu kanalları gölü desteklemek için açtık ve yaptığımız iş doğru diyorsa… Siz kahin misiniz? Nereden biliyordunuz Seyfe Gölü’nün 16 yıl sonra susuz kalacağını? diye sorarız. Göl aynasını besleyen kaynak, dip suları dediğimiz kaynak ve yağışlar değil mi? Diyelim ki sizin projeniz doğruydu… Neden göl kurudu? Bu gölü açtığınız kanallarla besleyecektiniz. Neden kanallar göl tabanının altında kaldı? Neden topladığınız suyu göle vermediniz?



Biz diyoruz ki: Başta Mucur İlçesi, diğer ilçeler ve köyler kendilerine hiç vakit kaybetmeden alternatif su kaynakları bulacaklar.

Biz diyoruz ki: Kanun gücünü ortaya koyacak yasak olan ve kaçak olarak açılan bütün kuyuları kapatacak.

Biz diyoruz ki: Bölge sıkı denetim altında tutulacak, çevre köylerde seminerler verilerek çiftçi ve köylü bilinçlendirilecek.

Biz diyoruz ki: Seyfe Gölü’ne etrafında eskiden yaşamakta olan 150 tür kuş yanlış yerde. Ama Seyfe Gölü Kırşehir’de… Bunun içindir ki Seyfe adalet arıyor!

Mustafa Bağ
KIR-ÇED Başkanı
ÇEKÜL Vakfı Kırşehir Gönüllüsü


Emel A
4 yıl önce - Cmt 26 Hzr 2010, 22:13



(+)



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler