Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
Sinan Doğan

8 yıl önce - Çrş 31 May 2006, 23:50
Saliha Sultan Çeşmesi - Azapkapı


Restore edilen Saliha Sultan Çeşmesinden 2006 Mart Ayında çekilmiş birkaç foto




(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



Sinan Doğan

8 yıl önce - Çrş 31 May 2006, 23:51



(+)



 

(+)


aysenur2734

8 yıl önce - Prş 01 Hzr 2006, 17:23

bu cesmenin tarihini de eklerseniz sevinirim

Selcuk Aral

8 yıl önce - Prş 01 Hzr 2006, 18:10

Sevgili Aysenur !

Gecen sene tesadüfen sormus oldugun *bilgiye* raslamis belki bir gün lâzim olur diye kenara koymustum.  Bilmem Azapkapi Istanbul'da nerededir bilirmisin ? Unkapani Köprüsünün (Halic) Galata ayaginin bulundugu Sishane yokusunun basladigi semt. Umarim seninle birlikte diger WOW'culara da faydali olur.

Hoscakal

Çeşm-i İstanbul (Istanbul'un cesmeleri)

Azapkapı’daki Saliha Sultan Çeşmesi

Azapkapı’daki Saliha Sultan Çeşmesi 18’inci yüzyıla ait meydan çeşmesi ve sebil birleşiminin en güzel örneklerinden biridir. Saliha Sultan’ın bu çeşmeyi yaptırışıyla ilgili halk arasında ilginç bir söylenti vardır:

IV. Mehmed’in eşi II. Mustafa’nın annesi Valide Sultan arabasıyla gezerken, Azapkapı’nın sokakları arasında küçük bir meydandaki çeşmenin başında, kırılan testisinden elinde kulpu kalmış ağlayan bir kız çocuğu görür ve çocuğu çağırtarak ona para vermek ister. Çocuk ise parayı almaz ve yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla Valide Sultan’a şöyle der: *Testiyi kırdım parası için ağlamıyorum eve su götürmenin üstesinden gelemedim ona ağlıyorum.*

Kızın bu sözleri Validenin hoşuna gidince, ailesine haber salınır ve küçük kız saraya alınır. Bu kız büyüdüğünde II. Mustafa’nın eşi Saliha Sultan olacak ve II. Mustafa’ya hamile kaldığında; başında testiyi kırdığı çeşmeyi anımsayıp o küçük çeşmenin yerine daha büyük, daha muhteşem bir çeşme yapılmasını isteyecektir. Onun bu isteğini 1730 tarihinde tahta çıkan, oğlu I. Mahmud gerçekleştirmiştir.

Lale Devri geleneğini sürdüren Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi, ortada yuvarlak bir sebil, iki yanda birer çeşmeden meydana gelmiştir. Tümüyle mermer olan çeşme-sebilin ön cephesi muhteşem güzellikteki bitki motifleriyle bezenmiştir.

Yabancı kaynaklarda Galata Çeşmesi olarak anılan Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi’nin Avrupalı ressamlar tarafından yapılmış gravürleri vardır. 1910’lu yıllarda onarılmak üzere kısmen sökülen sebil-çeşme, araya savaş yıllarının girmesi üzerine, uzun yıllar öylece kalmıştır. 1940’lı yıllara ait fotograflarda çeşmenin çatısının olmadığı görülür.

İkinci onarım 1952-53 yılları arasında gerçekleşmiştir. 1957 yılında ise çeşme-sebille bir bütün oluşturan sübyan mektebi yıkılarak, sebil ortada bırakılmıştır. Bugün ise önünden geçen ana yol nedeniyle meydan çeşmesi olma niteliğini yitirmiş, zemin kotunun bir hayli altında, bulunduğu çevreye yabancı bir görünümdedir.

Kaynak: •Özlem İnay - Bütün Dünya • Mayis'05 •


levent tmr
8 yıl önce - Prş 01 Hzr 2006, 18:18

Alıntı:
Saray mensubu bir hanım, bir gezi esnasında şimdiki çeşmenin bulunduğu yerden geçerken su başında ağlayan bir kız çocuğuna rastlar ve ağlamasına üzülür. Çocuk kırılan testisi için ağlamaktadır. Sultan, ağlamamasını, kendisine yeni bir testi alabileceğini söyler. Çocuk reddeder. Testiyi kırmakla kendisinin işe yaramadığını düşünmektedir. "Saliha eve bir suda götüremiyorsa, ne işe yarar" diyerek ağlamaya devam eder. Sevimliliği ve sorumluluk duygusuyla karşısındakini etkileyen küçük kız saraya alınır ve büyüdüğünde Sultan 2. Mustafa'nın eşi olur.

Yıllar sonra, Saliha Sultan da Oğlu 1.Murat'a onu buldukları yer olan, şimdiki Azapkapıda Unkapanı Köprüsünün ayakları dibine kendi adını taşıyan bir çeşme yapmasını ister. Oğul 1.Murat çeşmenin üslubunu sorduğunda, Saliha Sultanın cevabı ilginçtir. "Kızlar testilerini kırmasınlar da nasıl olursa olsun " der.

1. Murat'ın eserleri arasındaki Topuzlu bendine bağlı Taksim makseninden su verilerek yapılan çeşmenin mimarı , Kayserili Mustafa Ağadır. Lale devri üslubu kullanılarak yapılan çeşmenin her tarafında nefis taş işçiliği sunulmuş, Saliha Sultan'ın iri göğüslerinden etkilenerek yapıldığı öne sürülen iki adet kubbe ile bitirilmiştir.

İlginç bir hikayesi var.Yapım yılı 1732-33


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> İSTANBUL