Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Gaziantep - Yörük Türkmen Şenliği
123   sonraki »

ANA SAYFA -> GAZİANTEP
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 1
Burhanettin Akbaş

12 yıl önce - Pts 22 May 2006, 22:04
Gaziantep - Yörük Türkmen Şenliği


Yörük Türkmen Şenliği - (Diğer Başlıklar)

Sanko Holding'in özverili yaklaşımı ve Yörük Türkmen Vakfı'nın gayretleri ile Gaziantep'te Yörük Türkmen Şöleni yapıldı. 21 Mayıs Pazar günü davulun ve zurnanın uğurlu sesi Sazgın köyü yakınlarındaki Konukoğlu Çiftliğinden duyuldu. Gaziantepliler, akın akın şenlik alanına doğru koşarlarken civar illerden, Kahramanmaraş'tan, Mersin'den, Kayseri'den, Şanlıurfa'dan gelen dostlar da onları yalnız bırakmadı.  



 


 


 

GAZİANTEP'TE ABA GÜREŞİ

Türk Milleti tarihin her döneminde kendine has gelenek ve görenekleriyle birer kültür merkezi oluşturmuştur.Oluşturulan bu kültürlerin başında Spor ve Güreş kültürü gelmektedir.Güreşin içerisinde ise Türklere özgü bölgelere göre farklılık gösteren "YAĞLI-KARAKUCAK-KISA ŞALVAR GÜREŞİ-ABA ve SİNSİN GÜREŞLERİ vardır.
Güres sporunun tarihine bakildiginda en eski güres türü olarak Aba Güresi gözlenmektedir. Bu güres türü Iskit, Saka, Uygur, Karahan, Mogol, Özbek, Kazak, Çagatay, bugünkü sinirlar içerisinde de Gaziantep, Antakya yörelerinde konaklamalarini yapan Kizik Türkleri’nce yapilmaktadir.
Aba güresi, dünyada giysilerle yapilan ilk güres türlerindendir. Orta Asya’da mücadele ve askeri egitim araci olarak yapilan güres sporu M.Ö. 4 yy’da Türk topluluklarinca Çinli’lere ögretilmistir. Hatta uzakdogu yakin bogusma sporlarindan olan Judo, Aba Güresi’nin biraz degistirilerek modernize edilmis seklidir.
Toplumları anlamak ve değerlendirmek için önce onların değerlerini , örflerini, Gelenek görenek ve toplumsal değerlerinini tanımak gerekir.Bütün toplumlaran kendine has kütlürleri vardır.Bu kültürel değerler ülkelerin gücü ve propagandasını yapabildiği ölçüde evrensel bir niteliğe kavuşmuşlardır.
Bu gün unutulmaya yüz tutan Güreş türlerimizden biriside Aba Güreşleridir.Aba güreşi : Güreşçilerin sırtlarına ABA giyerek , bellerine kuşaka bağlayarak yaptıkları güreştir.Günümüzde Hatay ve Gaziantep yörelerinde yapılır.Ancak her iki yöreninde Aba güreşi arasında uygulanış bakımından farklılıklar vardır.
Önceleri büyük şenliklelerle yapılan güreş artık malesef unutulmaya yüz tutmuş olup ancak yılda bir iki defa yapılmaktadır.Özellikle köylerde yapılan güreşlerde Düğün sahibi çevre köylere haber salarak "OKUNTU YOLLAYARAK" güreşçileri düğün güreşine davet ederdi.
Çevre köylerden gelen güreşçiler köyde düğün süresince misafir edilirdi.Güreş köy meydanında yapılırdı.Bazen bir hafta sürdüğü olurdu.Köylüler meydanın etrafına halaka kurarak güreşi izlerlerdi.Bu güreşin diğer güreşlerden en önemli farkı yenen ve yenilen güreşçi hakkında lehte veya aleyhte tezahurüt yapılmamasıdır.Eğer herhangi birisi için bir tezahurat yapıldığında köylüler tarafından bu durum yadırganır ve çok ayıplanırdı.Aba güreşlerinde genel manada tezahurat yapılmaz tavrı yıllardan bu yana yerleşik gelen bir adettir.
Aşirtmali Aba Güreşinde Yenme- Yenilme
El asirtip, kusaktan tutan güresçi, elini biraktigi an yenik sayilir.
Tus olan, açik düsen ( yüzünkoyu düsmek ) güresçi yenik sayilir.
Kalçasi ve omuz yani tam yere degen güresçi yenik sayilir.
Geriye atma veya buna benzer bir oyunu yapan güresçinin sirti veya yan tarafi yere gelirse, bu da gözle izlenir biçimde olursa, oyunu yapan bu güresçi yenik sayilir.
Asirilan güresçi, el asiranin ayaklarini yerden kestiginde, yere düserse, el asiran güresçi yenik sayilir.
Aba Güreşinde Oyunlar
1- El Asirma : El asiran güresçi rakibinin, omuzunun üzerinden elini asirarak, arkadan rakibinin kusagini tutar.
2- Iç Çangal : Iç çangali genellikle el asiran pozisyonondaki güresçi yapar. El asiran güresçi rakibine kalçasini döner, sag ile rakibinin sol ayagini içten sarar ve atmaya çalisir.
3- Dis Çangal : El asiran güresçi, rakibine kalçasini döner. Sag ayagi ile rakibinin ayagini distan sarar.
DAVUL VE ZURNA :
Bir çok şenliklerde , düğünlerde çeşitli mevsim eğlencelerinde , bayramlarda , törenlerde ve kaynaşmalarda Müzik olarak özellikle davul zurnanın etkinliğin görmekteyiz.Davul zurna bu güreşin vazgeçilmez unsurlarıdır.Güreş esnasında çalınan ezgilere ve kendine has usluba HARBİLEME denir.Harbileme harbten gelip cenk havası , harb havası anlamına gelir.Yiğitçe, mertçe Güreşe davettir.Olağanüstü durumlarda ritim ve vuruşlar artar ve bazende azalır.
ABA GÜREŞİNDE ÇUKUR
Aba güreşinin yapıldığı alana çukur adı verilir.Köy meydanı, harman yeri, çimenlik bir alan , yumuşak topraklı bir alan çukur için arzu edilen uygun olan bir yerdir.Çukurlar genellikle düğünün durumuna göre tesbit edilir.Güreşe ilgi ve kalabalık çok olur ise geniş alanlar çukur olarak belirlenir.Aba güreşleri genellikle düğünlerin yoğun olduğu Sonbahar da organize edilir.Özellikle köylüler harmanlarını kaldırdığı hasatlarını bitirdiği zaman ve gelirlerini elde ettikleri ay olan sonbahar ayında düğün merasimlerini yaparlar.Eğer çukur çamur olursa saman serpilmektedir.Ayrıca çukur bölgesi taş çakıl ve insan bedenine zarar verecek şeylerden tertemiz temizlenir ve tam güreş yapacak evsafa getirilir.
DOLANMA
Güreşin yapıldığı çukurda gezinmeye dolanma adı verilir.Taraftarlar tarafından çukura salınan güreşçi kendine rakip bulabilmek için dolanır.Bu dolanma karakucak ve yağlı güreşteki dolanmaya benzemez.Rakip taraf çukurda gezinen güreşçiye denk bir güreşçi bulduğu zaman hemen soyunup çukura çıkar.Dolanan güreşçi çukurda gezinen güreşçiyi kendine denk bulursa hemen güreş başlar.Eğer dolanan güreşçi rakibi kendine eş görmez ise güreş başlamadan çukurdan çıkar ve giyinir.Fakat genellikle korkmuş havası vermemek için ilk evvela rakibi kabul edip ondan sonra giyinir.Dolanan güreşçi kendine güvenen gururlu cesur güreşcidir.Bu sebeple kendinden daha ağır rakiplerle mücadele etmekten çekinmez.Aba güreşinde özellikle bilhassa düğün güreşinde güreşçileri kilolara göre eşleştirerek güreştirmek pek görülmez. İsteyen isteyenle güreşir.Bur tür güreşlerde rakibe itiraz genellikle güreşçinin taraftarları tarafından yapılmaktadır.Rakip uygun görürse güreş başlar rakip uygun görmez ise yukarıdada belirtmiş olduğumuz gibi güreş başlamaz.
TOP (ödül)
Diğer güreşlerde Yol (Yolluk) adını alan ödül aba güreşinde "TOP" adını alır.Güreşte düğün sahibi tarafından ortaya konan ödüldür.Bu ödül düğün sahibi tarafından çukura getirilen beş metrelik bez, halı , koç vb gibi olabilir.Topun maddi değeri pek fazla yoktur.Manevi değeri vardır.Diğer güreşlerdeki gibi para toplama işi aba güreşinde kesinlikle yoktur.Bu töre yıllardan beri süregelmektedir.Top şampiyon için en büyük zenginlik büyük bir zenginlik ve gururdur.Ancak son zamanlardaki büyük organizasyonlarda ise altın ve para ödülleri verilmeye başlanmıştır.
OKUNTU
Yöredeki köylüleri ve misafirleri güreşe davet, cağrının adıdır.Şimdiki modern anlamda davetiye denen çağrı pusulasına halen anadolunun bir çok yerinde okuntu denmektedir.Okuntuyu düğün sahibi listeler halinde tanzim ederek gönderir.
EŞLEŞTİRMELER
Gaziantep'te yapılan tüm Aba güreşlerinde Pekmezciler, Fıstıkçılar, Dereköylüler diye üç gruba ayrılır.Bağcılıkla uğraşanlara pekmezci ,Fıstıkçılıkla uğraşanlara ise Fıstıkçı adı verilmiştir.Böylelikle kimin fıstıkçı kimin pekmezci olduğu anlaşılır.Bir fıstıkçı ile pekmezci eşleştirilir.Ayrıca burada güreşçilerin beslenme tipinide burada görebiliriz.
HAKEM SEÇİMİ
Hakem seçiminde de fıstıkçılar ve pekmezciler göz önünde bulundurulur.
Önceden Aba güreşi yapmış her iki tarafında saygı duyduğu yaşlı kimselerden bir heyet oluşturulur.Bu heyet seçilirken kişinin sosyal ve dini yaşantısı dikkate alınır.Yalan söylemeyen,doğru,dinine bağlı kişiler heyete kabul edilir.Heyet her iki tarafında kabul edeceği,Eski Aba ustalarını hakem
olarak tayin eder.
ABA GÜREŞİNİN BAŞLAMASI
Güreş yazı tura ile başlar,genellikle iki kez yapılır.Beraberlik durumlarında üç kez yapılır.Güreşe başlamadan önce aba giyilir.Üstünden kuşak bağlanır.Güreşçilerden birisi rakibin kuşağını sağ eli rakibin omzunun üzerinden yakalar.Kuşak sırasıyla önce bir güreşçi sonra diğer güreşçi tarafından sırasıyla tutulur.Kuşaktan tutmaya, aşırma yada el atma denir.Bu pozisyon dezavantaj olduğu içinyazı turayı bilemeyen önce aşırır.Güreş esnasında kuşak bırakılırsa güreşçi yenik sayılır.Yenik düşme göbeğin gün görmesidir.Göbeğin güneşe karşı gelmesi sırtın yere gelmesidir.Yerde pek güneş olmaz.
Oyunlar genellikle ayaktan yere düşürmeyle sonuçlanır.İki defa yenen güreşçi çukurdan galip ayrılır.
Berabere kalmaya "Toy gelme" denir.Çukurda dolanan güreşçi yenilinceye kadar çukurdan çıkmayabilir.Rakibi yenen güreşçi alkışlanmaz,yenende yenilende erdemlidir.
TEMEL TEKNİKLER
YAN BAĞDA:El atan (Aşıran)Güreşçi tarafından rakibin yan tarafından,sağ bacağa yapılan ayak
hareketidir.Yan bağda en etkili tekniklerden biridir.
BOŞA KALDIRMA : En önemli tekniklerden biridir.Aşırılan güreşçinin rakibin bağdalarını etkisiz kılarak iki bacağı arasından yoklayıp göğüs hizasına kadar kaldırıp yere vurduğu oyundur
İÇ BAĞDA : Aşıran (el atan) güreşçinin , sağ bacağı ile rakibin sol bacağına yapılan hamlenin adıdır.
SONUÇ OLARAK . Kültürel varlığın vazgeçilmez bir parçası olarak bilinen Aba Güreşimizde gün geçtikçe önemini maselef kaybetmektedir.Nedeni medyanın ve yazılı basının her şeyi futbola endekslemesi bunun en tipik örneğidir.Japonların sumosu gibi temennimiz bu güzelim güreşimizin Ata ecdad yadigarı olarak nesiller boyu sürdürülmesi yaşatılması ve dünyaya tanıtılmasının sağlanmasıdır.

 


 


GAZİLERİN KENTİ GAZİANTEP
Yörük Türkmen Şenliğinde "gaziler" de yerlerini almışlardı. Gazi unvanı taşıyan bir şehrin gazileri de çocuklarını yalnız bırakmadılar. Biz de onların çadırına varıp onlara hal hatır sorduk. Onların yürekleri Erciyes gibi, Ağrı gibi, Palandöken gibi zirvelerde duruyordu. Şahin Bey'in memleketinde, gazilerin yurdunda olmaktan gurur duyduk.
ŞAHİN’İ SORARSAN OTUZ YAŞINDA…
Şahini sorarsan 30 yaşında
Süngü ile vuruldu köprü başında
Uyan Şahinim uyan gör neler oldu
Sevdiğin Antep'e düşmanlar doldu..

Gara yılan der ki gelin oturak
Kilis yollarından kelle getirek
Fransız adını bütün batırak
Vurun Antepliler namus günüdür
Birden Gaziantepli arkadaşlarım aklıma geldi. Gaziantep’e “Antep” dediğimiz zaman kızan arkadaşlarım, Şahin Bey’in hikayesini anlatırlar, onun adına söylenmiş türküleri söylerlerdi.
Şimdiki kuşaklar Şahin Bey deyince TV dizisindeki Antepli Şahin Bey’i zannedebilirler diye de endişeye kapıldım. Gaziantep’in gerçek Şahin Beyini anlatmaya karar verdim.
Gençlik dönemimde Bünyan’da Mehmet Sıtkı Amcadan (Işıtır) Maraş Harbi, Antep Harbi diye hikayeler dinlerdik. Bu hikayeleri anlatırken “Maraş Altı” ve “Antep Türküsü” diye uzun havaları da söylerdi. Hamidiyeli Ali Osman Ağa’nın (Odabaşıoğullarından) Antep ve Maraş harbine katıldığını ve Maraş Harbinde cephede birlikte savaştıkları Maraşlı Çuhadaroğullarından Fatma Hanımı harp sonrası ailesinden isteyip onunla evlendiğini tadına doyulmaz bir şekilde anlatırdı. Onun “Antep Türküsü” diye söylediği bir türkü de o günlerin hatırası olarak bende durmaktadır. Onu da sizinle paylaşmak isterim:

[ şiir düzeltildi? - Burç - Cmt 16 Şub 2008 13:40 ]

Atına binmiş de elinde dizgin
Aldığım tepeler hiç verme bozgun
Çeteler içinde Hilalim azgın
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti namus günüdür

Sürerim sürerim gitmez gadana
Fransız kurşunu değmez adama
Benden selam söyle Şıhbabama
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti namus günüdür

Anama söyleyin damda yatmasın
Çuha şalvarıma uşkur takmasın
Oğlum geliyor diye yola bakmasın
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti namus günüdür

Antep’in harbine on bir ay oldu
Kanımız kurudu benzimiz soldu
Nice analar, bacılar saçını yoldu
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti namus günüdür


Asırlar boyunca hür yaşamış necip milletimiz, hürriyetlerine, vatanlarına, dinlerine müteveccih tecavüzleri bertaraf etmek için canlarını seve seve feda etmişlerdir. Bu, tarih boyunca böyle olmuştur.
İstiklal Harbi neticesindeki muhteşem zafer, binlerce aziz şehidin kanlarıyla yazdıkları eşsiz bir destandır.
Binlerce vatan evlâdı, vatanlarının tehlikede olduğunu görünce düşmanın önüne dikilmişlerdir. Onlar Allah'ın rızasını gaye edinmişlerdi ve ebedî hayatı arzulamaktaydılar. Bu yüzden dünyalıklara ve dünyaya ehemmiyet vermemiş, hayatı sadece bu dünyadaki safhadan ibaret bilen maddenin esirlerine meydan okumuşlardır.
Antepli Şahin Bey de istiklal harbinin aziz şehitlerindendir. Tek başına düşmana meydan okumuş, "Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep'e giremez." demiştir. Bu kahramanın hayatı, fedakarlıklarla doludur, yeni nesil için ibret levhasıdır.
Hayatı-İstiklal Harbine Katılışı
Şahin Bey 1877'de Gaziantep'de doğmuştur. Asıl adı Mehmed Said'dir. 1899'de Yemen'e er olarak giden Mehmed Said, Yemen cephesinde gösterdiği muvaffakiyet ve kahramanlık üzerine başçavuş olmuştur.
Mehmed Said 1911'de Trablusgarb harbine gönüllü olarak katılmış, Balkan savaşlarında Çatalca cephesinde savaşmıştır.
Galiçya'da 15. Kolorduda savaşan Mehmed Said, 1917 Ekiminde Sina Cephesinde vazife almıştır. Tehlikeli vazifelere gönüllü olarak koşan, vatanperverliği, ahlakı ile dikkatleri üzerinde toplayan Mehmed Said'in rütbesi teğmenliğe yükseltilmiştir.
1918'de İngilizlerle Sina cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düşmüştür. Mısır'daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar esir olarak kalan Mehmed Said, ateşkesden sonra serbest bırakılmıştır.
Şahin Bey, 13 Aralık 1919'da İstanbul'a gelmiş, Harbiye Nezaretine müracaat ederek vazife istemiştir. Harbiye Nezareti tarafından Urfa'nın Birecik kazası Askerlik Şubesi Başkanlığına tayin olunan Şahin Bey, İşgal altındaki Antep'in vaziyetini görerek Antep'te kalmaya karar vermiştir.
Antep Heyet-i Merkeziyesine müracaat ederek vazife isteyen Şahin Bey, heyetin kendisine Kilis-Antep yolunu kontrol altında tutma vazifesini vermesi üzerine derhal çalışmaya başlamıştır.
Yıllardır evinden, ailesinden, çocuklarından ayrı kalan Şahin Bey, kendisine verilen vatan hizmetinin mesuliyetini omuzuna aldıktan sonra derhal hizmet mahalline koşmuştur. Yıllar sonra döndüğü evinde ise ailesi ve çocukları arasında ancak bir gün kalmıştır.
1920 yılı Ocak ayı başlarında köyleri dolaşarak cihadın ehemmiyetini ve faziletini anlatan Şahin Bey, kısa zamanda 200 fedai toplamıştır.
Kilis-Antep yolu, Antep harbinin kilit noktasıdır. Ne yapılıp edilmeli Fransızların bu yoldan Antep'teki işgal birliklerine yardım ulaştırmalarına engel olunmalıdır. Şahin Bey kendisine haber gönderen Anteplilere şu cevabı vermektedir:
"Müsterih olunuz. Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep'e giremez!"
5 Kasım 1919'da İngilizlerden işgal hareketini devralan Fransızlar bir türlü Anadolunun bu güzel beldesini işgale muvaffak olamamakta, şehir halkı, sınırlı imkânlarıyla karşı koymaktadırlar. Fransızlar bütün ümitlerini Kilis'ten gelecek takviye kuvvetlerine bağlamışlardır. Fakat, o yolu da Şahin Bey bir avuç serdengeçtisiyle tutmuştur.
Şahin Bey ve fedaileri 3 Şubat'ta ve 18 Şubat 1920'de tam donanımlı Fransız birliklerini perişan etmişlerdir.
Şahin Bey, zaferin ardından düşman kumandanına gönderdiği mektupta şöyle demektedir:
"Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde şühedâ kanı karışıktır... Din için, namus için, hürriyet için ölüme atılmak bize, Ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza."
Sürüyle saldıran düşman kuvvetleri bir avuç yiğit karşısında perişan olmanın şaşkınlığına düşmüşlerdi. Bu şaşkınlık yerini öfkeye terketmiş ve Antep'e ulaşmak düşman kuvvetleri için bir prestij, meselesi olmuştur.
Fransız kuvvetleri 25 Mart 1920'de Andorya kumandasında yola çıkar. Bu Fransız küvetleri sekiz bin piyade ve iki yüz süvariden oluşmaktaydı. Ayrıca bu Fransız birliğinde, bir batarya top, 16 Ağır makinalı tüfek, çok miktarda otomatik tüfek ve 4 tank mevcuttu.
Kahraman Şahin Bey, ancak yüz kişiyi bulan fedâileriyle düşmanın karşısına dikilmişti. 25 Mart günü sabahtan akşama kadar çatışma devam etmiş ve Şahin Bey düşmana ağır kayıplar verdirmiştir.
Şahin Bey gece gündüz uyumuyor, çatışma esnasında her tarafa yetişerek fedailerin manevî kuvvetlerini yükseltmeye çalışıyordu. Sırtındaki kaputu çıkartıp nöbet bekleyen yiğitlerin üzerine örten Şahin Bey, her hareketiyle örnek olmaktaydı.
28 Mart sabahına kadar düşmana aman vermeyen Şahin Bey, durumun gittikçe kritik hal almasından sonra kendisine geri çekilmeyi tavsiye edenlere şöyle diyordu:
"Düşman buradan geçerse ben Ayıntab'a ne yüzle dönerim, düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir."
Çatışmanın 4.günü Öğleye doğru Şahin Bey'in yanında 18 kişi kalmıştı. Onların da şahadet şerbetini içmelerinden sonra tek başına kalan Şahin Bey, son kurşunu kalıncaya kadar düşman ateşine karşılık vermiştir.
Atacak kurşunu kalmayan Şahin Bey tüfeğini yere çarparak kırmış ve sel gibi üzerine hücum eden düşmanlara karşı yumruklarını sıkarak karşı durmuştur. Silahsız Şahin Bey'in yanına yaklaşamayan düşman askerleri uzaktan ateş ederek Şahin Bey'i şehit etmişler, ardından süngü darbeleriyle aziz nâşını parça parça etmişlerdir.
28 Mart 1920'de şahadet şerbetini içen Şahin Bey'in ağzından dökülen son söz şu olmuştur. "Allah'ım vatanımı kurtar, alçak düşman! Gel sen de süngüle" Şahin Bey'in şahadet haberi şehre gelince yanık bağırlardan şu mısralar dökülmüştür:
Şahin'i sorarsan otuz yaşında,
Süngüyle delindi köprü başında.
Çeteler toplanmış ağlar başında.
Uyan şahin uyan gör neler oldu.
Sevgili Ayıntab'a Fransız doldu.
Şahin Bey, istiklal meşalesini tutuşturmuş, on binlerce Şahinler, tutuşturulan bu meşaleyi söndürmemek için var güçleriyle vuruşmaya koşmuşlardır. Şahin Bey'in 11 yaşındaki oğlu Hayri de gönüllü olarak savaşa katılmış ve bütün çatışmalarda yer almıştır.
Şair o yıllarda Ayıntaplılara şöyle seslenmektedir:
"Düşünme arkadaş, Allah büyüktür,
Alamaz bir tek taş Allah büyüktür,
Sen çalış ve uğraş Allah büyüktür.
Sönmesin İslâm’ın parlak yıldızı..."
Cenab-ı Hakka istinat edenler düşmana tek bir taş vermemek için 11 ay düşmana kan kusturmuşlar ve din için, millet için vatan için, altı bin şehit vermişlerdir.

 


 


 


 


 

Gaziantep'te Yörük Türkmen şenliğindeki bu büyük bayrak sürekli dalgalandı durdu. Kendisine al rengi vermek için kanlarını seve seve akıtan Yörük ve Türkmenleri görmenin coşkusuydu sanırım. Mavi göklere al bayrak yakışır dedirten bu manzara duygulandırdı beni. ...



En son Burhanettin Akbaş tarafından Pts 22 May 2006, 23:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Gaziantepli Mehmet

10 yıl önce - Pzr 24 Şub 2008, 13:37
KARAYILAN ŞİİRİ


Çok beğendim. Yalnız Karayılan Şiirini düzeltme ihtiyacı duydum.

Atına binmiş de elinde dizgin
Aldığım tepeler hiç verme bozgun
Çeteler içinde Hilalim azgın
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti kavga günüdür

Sürerim sürerim gitmez gadana
Fransız kurşunu değmez adama
Benden selam söyle Şıhbabama
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti kavga günüdür

Anama söyleyin damda yatmasın
Çuha şalvarıma uşkur takmasın
Oğlum geliyor diye yola bakmasın
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti kavga günüdür

Antep’in harbine on bir ay oldu
Kanımız kurudu benzimiz soldu
Nice analar, bacılar saçını yoldu
Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk Milleti kavga günüdür


Mehmet Gezen

9 yıl önce - Pzr 08 Mar 2009, 14:13
GaziAntep


Antep Barak Ovası ,Türkmen Yuvası



Ahmet Özbuluk

9 yıl önce - Pzr 08 Mar 2009, 16:59

Antep barak ovası türkmen yuvası derken mekanı çok merak ediyorum. bu tam olarak oğuzeli kilis arası bir yerde mi?

Mehmet Gezen

9 yıl önce - Pzr 08 Mar 2009, 17:29

Alıntı:
Antep barak ovası türkmen yuvası derken mekanı çok merak ediyorum. bu tam olarak oğuzeli kilis arası bir yerde mi?

Barak Ovası, Gaziantep ili sınırları içerisinde yer alır. Haritada "Gaziantep platosu" adıyla görülür. Genel olarak Oğuzeli, Nizip, Karkamış ilçelerini içine alarak Suriye sınırına kadar uzanır.

"Barak" adını buraya yerleşen Türkmen topluluğunun isminden almaktadır. Nüfusun tamamına yakını Türkmenlerden oluşur. Barak ovasına gelen Türkmenlerin Horasan'dan ve Firuzabad (İran) şehrinden geldiği söylenmektedir. Yöre uzun hava türküleri, yemekleri ve misafirperverlikleriyle ünlüdür. Ünlü "Ezo gelin" de buradaki Uruş (yeni ismi dokuzyol) köyünde yaşamıştır. Geçim kaynakları başlıca hayvancılık ve tarımdır. Mercimek, pamuk, arpa, buğday, Antep fıstığı, zeytin üretiminde Türkiye'nin önemli tarım alanlarından biridir. dokuzyol köyü ayrıca ezo gelinin köyüdür. bu nedemle turizmde Türkiye'de önemli bir köydür. Aynı zamanda eğitime verdiği önemle gaziantebin gelişmişlik düzeyini arttırmiştır
Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/Barak_Ovas%C4%B1


[quote][url][/url][/quote]




sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> GAZİANTEP