1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Emre_meyavuz
|
 |
Farmir
20 yıl önce - Pzr 03 Ağu 2003, 10:00
| Halil demiş ki: |
Meyyavuz harikasin. ben hic dikkat etmemistim bu binaya. Supermis. Valla dalga geciceksiniz ama tam Otel yapmalik. Yeri muhtesem  |
Halil, sana benden iyi bir haber. Bu gunlerde bu binannin otel yapilma ihtimali hayli yuksek - gecen yil Park Holding (Turgay Ciner) bu binayi otel yapmak icin TMSF'dan (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) satin almisti. Aslinda, bu bina ilk kez 1998, Denizcilik Isletmeleri'ne ait iken, Ozellestirme Idaresi tarafindan satisa cikarilmis ve, o zaman, bu binanin ilk alicisi, o zaman'in Bank Ekspres'in sahibi, Korkmaz Yigit olmustu. Korkmaz Yigit da bu bina'yi otel yapmak istemis, ama Turk Bank olay'indan sonra binayi yitirmis ve bina TMSF gecmisti. To make a long story short, read the following information below (from http://atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&arti ...leid=325):
"Mart 2002 – Korkmaz Yiğit’in Deposu 16 Trilyona Turgay Ciner’in oldu. Korkmaz Yiğit'ten devlete geçen Üsküdar Paşalimanı'ndaki tarihi tütün deposu, 16 trilyon liraya Park Holding'in sahibi Turgay Ciner'e satıldı.. Devlet, Yiğit'e 4 yıl önce 16 milyon 250 bin dolara sattığı tütün deposuna, bu işadamının bankası Bankekspres batınca el koymuştu. BDDK, batık bankalardan eline geçen gayrimenkullerin en pahalılarını özel bir müzayede ile satmaya karar vermiş, bunun için Şubat ayında sadece tekliflerin alındığı bir müzayede düzenlemişti. BDDK, aldığı teklifleri geçen hafta, sonuca ulaştırdı. Üç teklifin geldiği tütün deposu 16 trilyonla Turgay Ciner'de kaldı. Bu tarihi bina, geçen yıl Kasım ayında 24 trilyon muhammen bedelle satışa çıkarılmıştı. Park Holding'in patronu Turgay Ciner, tütün deposunu aldıklarını doğruladı. Üsküdar'ın en güzel yerinde Boğaz'a nazır bir konumda bulunan tütün deposu, bin 100 metrekare arsa üzerinde 4 katlı olarak inşa edildi. Korkmaz Yiğit, 14 milyon dolara aldığı binayı apart otel yapmak istemişti. Ancak batınca bu bina da borçlarına karşılık BBDK'nın eline geçti. Turgay Ciner, BDDK ile başka bir anlaşma yapmazsa, paranın yüzde 30'unu peşin, kalanını da 4 taksitte ödeyecek. Tütün deposu, Tekel'in idari binasıydı. Tekel, bu tarihi binayı kültür ve sergi merkezi yapmak istedi. Ama bina satılması için ÖİB'ye devredildi. Depo 30 Temmuz 1998'de 16 milyon 250 bin dolara yani bugünkü kurla yaklaşık 22 trilyon liraya Korkmaz Yiğit'in oldu. Binanın son sahibi Turgay Ciner."
I hope, if they ever get to make it into hotel, Dorint will run it. Look at it, it is beautiful:
|
 |
Farmir
20 yıl önce - Pts 04 Ağu 2003, 16:14
Another beautiful hotel of the water-front villa kind coming to Istanbul soon. To be made out of Ahmet Rasim Pasa yali, it is built bu the Bilgili family, the investor owner of the current Radisson SAS Istanbul in Sefakoy.
"AHMET RASİM PAŞA YALISI. Şebnem Ercantürk. 03.06.2003 16:09:49. Serdar Bilgili ve ailesi tarafından ‘de luxe’ butik otele dönüştürülen Ahmet Rasim Paşa Yalısı, bu yıl sonbaharda konuklarını ağırlamaya başlayacak. Bir yalıdan beklenin tersine son derece yalın, modern ve minimalist konseptte hazırlanan dekorasyonu ile şaşırtan projede, tek olağandışı durum da bu değil!
Boğaz’daki bir diğer butik yalı projesi ise, ünlü bir aileye ait. Projenin başındaki isimler; Serdar Bilgili, Sevil Temo, Şerife Ercantürk, Şebnem Ercantürk. Aile şirketi Arsan Tekstil Grubu ama bu otel, grubun yan kuruluşu olan Arman Tekstil ve Yatırım Şirketi’ne ait. Yine gruba bağlı olan Hayat Turizm A.Ş., Sefaköy’deki Radisson SAS Hotel’e sahip bulunuyor. 1 Ekim 2000 tarihinde Ahmet Rasim Paşa Yalısı’nı 27 yıllığına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden kiralayan aile, inşaata 2002 yılının başında başlamış. Amaçları oteli 2003 yılı sonbahar sezonunda açmak. Kanlıca’da konumlanan otel ile bilgileri ailenin küçük, ama turizm heveslisi enerjik kızı, Hayat Turizm Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Şebnem Ercantürk’ten aldık.
Adı “Seal” olabilir
Otelin adı henüz kazanmış değil. Ama söyleşi sırasında Şebnem Ercantürk’ten “Seal” olmasını düşündüklerini öğreniyoruz. “Bu isme karar vermemizin nedeni bu kelimenin mühür, damga manasına gelmesi. Fakat bu, insanların aklına fok balığını da getiriyor çünkü kelimenin ikinci bir anlamı da fok balığı. Fok balığı bir otel ismine ne derece yakışır bu tartışılır, fakat ‘damga’ bizim için uygun bir sözcük. Ahmet Rasim Paşa hem tarihten çıkan hem de tarihe damgasını vuran bir isim. Bunu otelin dekorasyonunda da kullanabileceğimizi düşündük. Ancak şu anda kesin olarak karar verilmiş bir şey yok.”
Tarihi yalıda modern konsept. Öncelikle dünyada trend olan hip otellerden esinlenerek böyle bir projeye girişmişler. Şebnem Ercantürk, “Türkiye’de bu tarz oteller -özellikle de dışarıdan çok tarihi bir bina olup içerisinde her şeyin son derece modernize edildiği- bir yer pek yok. Bizim otelimizin konsepti yalın, sade ve minimalist; bu yüzden de çok farklı. İstanbul’da bu tarz bir otelin eşi yok. Örneklerden birisi yeni açılan Bentley Hotel olabilir, ama çok fazla kıyaslama yapılamaz, çünkü biz bir yalı oteliyiz. Otelimiz, içerisinde tarihi bir şey barındırmayacak. Son derece modern bir konsepti benimsememiz, sadelik ve yalınlığın çok ön planda olması ise otelin zaten konumu itibariyle deniz kenarında ve tarihi bir bina oluşundan ötürü içeride çok fazla bir gösterişe ihtiyacımız olmadığını düşünmemizden kaynaklanıyor” derken bütün odaların denizi göreceğini belirtiyor. “Odada oturan bir konuğumuzun Avrupa’yı seyretmesi çok güzel olacak” diyen Ercantürk, yalının dış cephesinin hiç değişmediğini söylüyor. “Oteli biz ilk devraldığımızda iç cephesi yeniden yapıldı, dış cephesinin ise sadece renove edildi. Bütün bunları yapan isim Mimar Reşit Soley ’dir. Otelin iç ve dış mimari projelerini hazırlayan Soley ile çok iyi bir ekip çalışması halindeyiz ve sürekli beyin fırtınası yapıyoruz.”
Abartı yok lüks var. Abartıya hiç yer vermediklerini belirtseler de bunun dışında kullanılan donanım, tesisat ve teknoloji en lüks şekilde seçilecek. Şebnem Ercantürk, ‘de luxe’ otel projeleri için, “Bizim amacımız burada konaklayacak misafirleri kendi evlerinden bile daha rahat hissettirmek, onlara her türlü lüks ve hizmeti verebilmek” diyor. Ayrıca bize önemli bir ipucu daha veriyor. “Bütün odaların tasarımı ve konseptleri farklı olacak. Hepsinde aynı çizgi, fakat farklı tarzlar göreceksiniz. Belki odalara numara da vermeyeceğiz, her odanın kendi ismi olacak. Otelin daha butik, izole ve özel bir yer olması için değişik bir tarz düşünüyoruz.”
En büyük özelliği. Otelin en büyük özelliği servisi olacak. Şebnem Hanım bu konuda titiz. “Misafirlerimize vereceğimiz servis ve hizmet çok farklı olacak. Amacımız misafirlere kendilerini çok iyi hissettirmek ve onları otelimize yeniden kazandırmak. Kişiye özel servisimiz kesinlikle olacak. Yurtdışından gelen misafirlerimizin, Türkiye’ye geldikleri andan itibaren her türlü ihtiyacına cevap vermek istiyoruz. Onlara şoför istiyorsa şoför ve araba, onun dışında isterlerse şehir turu imkanları sağlayacağız. İsteyen deniz yoluyla gelecek, isteyen havaalanından özel olarak alınacak. Avrupa yakasından karşılıklı tekne seferlerimiz olacak.”
Hepsi suit 16 oda. Bu otelde hepsi suit 16 oda yer alıyor. Odaların metrekareleri değişkenlik gösteriyor; en küçük oda 35 m2 den başlayıp 82 m2’ye kadar çıkıyor. Tavanlar ise çok yüksek; yükseklik bazı yerlerde 4 metreye kadar çıkıyor. Odaların her birinde bilgisayar ve internet bağlantısı ve en son teknoloji ürünleri mevcut. Şebnem Hanım, “Oda fiyatları, dolar bazında olacak, fiyatları tam olarak belirlemedik, ama tabii ki yüksek tabakayı hedeflediğimizden fiyatlarımız biraz yüksek olacak” diyerek verecekleri servisin bedelini alacaklarını söylüyor.
Gastronomisi çok konuşulacak. Otel bünyesinde; bir ana restoran, iç kısımda artı dışarıda bir bar ve otelin yan tarafında bir cafe ile alt katta başka bir cafe daha olacak. Bu mekanların güzel havalarda dışarıya servis verecek şekilde tasarımı yapılıyor. Otel aynı zamanda banket servisi de verecek. Ercantürk, “Burası düğünler ve özel günler için çok ideal bir yer olacak. Balo salonumuz yok, ama özellikle yaz aylarında 700-800 kişi kapasiteli alanımızın özel organizasyonlar için çok uygun olacağını düşünüyoruz. İnsanlar şimdiden ilgi göstermeye başladılar. Öyleki yaz sonu için rezervasyon yaptırmak isteyenler dahi var. Restoran ve mutfak konusunda çok iddialıyız. Uluslararası mutfak düşünüyoruz. Restoran-bar işletmeleri için görüştüğümüz Emre Ergani, yurtdışından ünlü bir şef getirmeyi planlıyor. Zaten mönüyü de Emre Bey yapacak. Burası için modern, sade ama yemeği çok kaliteli olan bir restoran konsepti tasarlıyoruz” dedikten sonra restoranda sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği servisleri vermeyi düşündüklerini, kış aylarında ise yurtdışında kullanılan bir tarzı getirerek lobide de yemek servisi verebileceklerini vurguluyor. “Aynı zamanda şehrin eğlence merkezi olabilecek nitelikte bir gece kulübümüz olacak. Çok abartıya kaçmadan, sabahlara kadar değil de iş çıkışı insanların içkilerini içtiği, yemekten sonra barında kalıp eğlendiği, güzel müzik çalan, hafif kulüp havasında bir yer olacak” diyen Şebnem Hanım, tüm bunların otel misafirlerini rahatsız etmeyecek şekilde yapılacağını da belirtiyor. İzolasyonun çok iyi olmasının yanı sıra bu bölüme giriş-çıkış kapılarının da farklı olacağına dikkat çekerek “Otel içinde restoranımız, farklı girişi ve tarzıyla otel dışındaki herkesin ilgisini çekecektir. Ayrıca tekne servisimiz ve ikinci köprüden buraya sadece 10 dakikada varabilmek de bir avantaj” diyor.
Gelecekte neler bekleniyor? "Biz zaten bu piyasanın içinde olduğumuz için çok fazla bir tanıtıma ihtiyacımız yok, otel şimdiden çok fazla duyuldu” diyen Şebnem Hanım, yine de bazı firmalar ile çalışacaklarını ve tanıtımlarını en iyi şekilde yapacaklarını belirtiyor. Her tür bilginin olduğu bir internet sayfası hazırlayacaklarını ve oteli kesinlikle kendilerinin işleteceğini de...
Otel açılışında özel sürprizler de düşünülenler arasında. Ercantürk bu konuda “Resmi açılış için kendimize yakışır bir davet vereceğiz” diyor. Hedeflerini ise, bakın nasıl açıklıyor: “İstanbul’a harika bir mekan kazandırdığımıza inanıyoruz. Çok iyi hizmet vermek ve müşterimizi memnun etmek istiyoruz. Belki yakında değil, ama gelecekte bütün dünyaya açılmak hedeflerimizin başında yer alıyor.”
|
 |
Halil
20 yıl önce - Pts 04 Ağu 2003, 19:08
Sagol Fariz. Super haber. Ikinci haberi biliyorum. Hatta Gastronomi dergisinde ayni fotograf var. Kiz da fena degil hani .
Ciner agam orayi super bir Dorint yapar insallah. Gerci son zamanlarda yapilan ( Almanyada) tum dorintler, Design Otel tarzinda. Hepsi Hip. Hamburgdaki mukemmel mesela. Ama bu binanin icine pek olmaz. Daha klasik tarzda bir dekorasyon uygun olur.
Gerek yeri, gerekse manzarasi super.
Ciner amca burayi Dorint yapsin. gider ellerinden operim valla .
Aslinda Tam Westin olmalik bir bina(Hala Starwood yokya Istanbulda, ona gicigim).
Fariz, Bunun Mandarin Oriental veya Peninsula oldugunu dusunebiliyormusun
|
 |
Aydinsert
19 yıl önce - Çrş 03 Mar 2004, 17:28
bir fotograf ta benden
(+)
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> İSTANBUL
|