1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Kazandibi
|
 |
Aksemseddin
17 yıl önce - Prş 11 May 2006, 22:30
Çok güzel fotoğraflar.ASlan parçalarını böyle görmek bizi mutlu ediyor.Allah daima güçlü kuvvetli kılsın askerlerimizi.Devamını bekleriz bu fotoğrafların.Sağolasın.
|
 |
baydemir
17 yıl önce - Prş 11 May 2006, 23:04
Yalnız, yukarıda ki ilk üç fotoğraf, bir başka gurur kaynağımız olan, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığının Komandolarına ait.
|
 |
ALİ ÖZER
17 yıl önce - Prş 11 May 2006, 23:09
Bu fotoğraflara bakınca tüylerim ürperdi.Çok ama çok mükemmel!!! Bir kez daha anladım ki Türkiye'nin en önemli kurumu Askeriye!Herşey helal olsun Askerimize. Bu ordumuz olduğu sürece(ki sonsuza dek olacak) Türkiyemize hiçbirşey olmaz!!
|
 |
CAN
17 yıl önce - Prş 11 May 2006, 23:57
Askerde 10 günlüğüne bir İstanbul görevi için SAT ların olduğu Çubuklu/Beykoz'da göreve gelmiştim fasulyeden...
Komiktir ama adamlar biyonik demişlerdi gülmüştüm bu doğruymuş...Sabah antremanları 05.00 te ormanda kros ile başlıyorlar.Sonrasında gelip kahvaltı,(atom...) sonrasında havuz çalışmaları var ama havuz öyle mavi fayanslı değil simsiyah ve derinliği 50 mt. olan bir derin havuzda apnea çalışması yapıyorlar ciğer açıyorlar en azı 20 mt. inebiliyor monopaletsiz...!
sonrasında öğlene doğru boğaz komutanlığı tekneleri botları ile beykoz açıklarında akıntıya karşı yüzüyorlar sonra da akşama doğru kendi imkanları ile su iskelesine tırmanıp "10 mt düz duvar ve denizden çıkıyorlar" antremanları bitiyor gelip techizatların temizliği ve kontrollerini yapıp sonra nöbeti olan duşunu alıp giyinip kapıya diğerleri de evlerine gidiyorlardı...
böyle bir iş hayatı vardır bizim komandoların hani savaşta düşman olmak isteyene duyrulur...
|
 |
Neslihan Kamer
17 yıl önce - Cum 12 May 2006, 00:19
Benim babam komando. Yani sizin babalarınızı döver. Paraşütçüdür aynı zamanda.
Bir şehirde evimizin yanı askerlerin eğitim alanıydı. İçimde, her sabah "Her Türk asker doğar!" nidalarıyla uyanmaktan dolayı beliren giyinip kuşanıp aralarına katılma isteğini zor bastırıyordum.
Erkek olsaydım kesin komando olurdum. Sitemizdeki miniklere önerilir. Manevi tatmini de oldukça yüksek.
Onlarla gurur duymamak elde mi? Tabii bir de ne yapmak lazım? Dualarımızı eksik etmemek lazım.
|
 |
AHMETR
17 yıl önce - Cum 12 May 2006, 00:28
Burada gururla baktığım fotoğraflar sadece SAT Komandolarımızın değil.
Sakın eleştiri algılamayın çok yakışmış. Sadece bilgi için. Başlığı açan arkadaşımın affına sığınarak söylemek istiyorum.
İlk dört resimdekiler SAT Komandolarımız kadar gurur duyduğumuz Amfibi Deniz Piyade Komandolarımızdır.
Her Şey Vatan İçin
NOT: Bu iletiyi başlığı açan arkadaşa ayıp olur mu diye yazıp yazmamkta uzun süre düşündüm, ve affına sığınarak yazdım. Bu arada aynı şeyi yazan baydemir'i görmemişim. Kendisinden Özür dilerim.
|
 |
A.Özcan
17 yıl önce - Cum 12 May 2006, 00:54
Gururumuz olan Özel Kuvvetlere mensup Sat Komandolarının ,asıl Birlikleri Çubuklu_İstanbul değil,Beykoz da Keçilik denilen mevki'dir.Sat' larımızın eğitimleri gerçekten de çok güçtür.Allah onlara güç kuvvet ve iman gücü versin.Sar Komandodan,Sat Komandolara.
|
 |
katsumo
17 yıl önce - Cum 12 May 2006, 01:25
hepsı bırer gurur kaynagı asker olacagım gunu sabırsızlıkla beklıyorum ve gun yaslaktıkca gururla onurla sevıncle beklıyorum allah ordumuzun sozunu keskın kılıcını keskın etsın...
|
 |
yasar_gul
17 yıl önce - Cum 12 May 2006, 01:52
Askerliğim sırasında ilk defa sadece SAT lar için gururlandığım ve ağladığım anımı sizlerle paylaşmak istyorum...
Tarih 30 Ocak 1996 Güney Deniz Saha Komutanlığı Harekat merkezinde Görevli Dz.Piyade Muhafız idim.O gün akşam saatleri birden kırmızı alarma geçmiştik.Sebebini henüz bilmiyordum.Ama Komutanımız Kor Amiral Ekmel TOTRAKAN harekat mensuplarının derhal toplanması emrini vermişti.
Hava karardı ve yavaş yavaş gece oluyordu.Tüm Harekat personeli araçlarla evlerinden toplanmaya başlandı.Bende sürekli olayın ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.Gümüşlük limanına SAT ların geleceği haberi alındı.Bizlerde diğer Harekat Subaylarımızı gerekli yerlere sevkiyatında muhafız görevi almıştık.31 Ocak 1996 nın ilk saatleri gelmişti. Amfibi Çıkarma Gemisi de bu arada Kara Burun Açıklarına Demirlemişti...
Gece 02 civarı Komutanımızdan Tedbirli olmamız bildirisi gelmişti.Telsizlerden birden anons yapıldı ; SAT lar Kardakta...SAT lar Kardak ta... Saat 04 civarı Karargaha geldiğimde SAT ların operasyon görüntüleri seyrediliyordu.
Köşeye çekilip ağlamaya başladım.İçimden haykırıp SİZLERLE GURUR DUYUYORUZ diyerek onlara seslenircesine ağladım.Bu görüntüleri hayatımda ilk kez seyretmiştim.
Ertesi gün ; Genel Kurmay Başkanımız Sayın İsmail Hakkı Karadayı bunun yanında Kuvvet Komutanımız , Başbakanımız NATO Komutanları hepsi toplanmışlardı.Sayın İsmail Hakkı Karadayı bir konuşma ile Kardak Krizini özetledi.
EVLATLARIM , TÜRK MİLLETİ SİZLERLE GURUR DUYUYOR deyip bitirdi.
EVET SİZLERLE GURUR DUYUYORUZ...
Şimdi sizlere bu konuda TEMPO da yazılan bir yazıyı aktarmak istiyorum...
| Alıntı: |
Yunanistan'ın eski başbakanı Simitis'in merakını Tempo gideriyor
Yunanistan Kardak'ta elektronik harple felç oldu
Simitis'in, ''Türk komandolarının ikinci Kardak'a çıkışını 4 saat sonra fark ettik'' itirafı, gözleri yeniden 31 Ocak 1996 gecesine çevirdi. Gerçekten de o gece Türk komandoları, Yunanları atlatarak Kardak'a nasıl çıkmıştı?
Bodrum semalarına askeri uçak inişe geçtiğinde, heyecan ve tedirginlik hâkimdi ortama! Subay rütbesindeki 22 SAT ve SAS komandosu hâlâ görevlerinin ne olduğunu bilmiyorlardı. Ama bilinen tek şey Yunanistan’la bir kriz yaşandığıydı. Görev planı, Savaş Harekât Merkezi’nden henüz bildirilmemişti. Gümüşlük Limanı’na askeri otobüsle geldiklerinde ise silah ve malzemelerinin başka bir araçla geldiğini gördüler. Saatler artık gece yarısıydı, 3 adet bot şişirildi. Gece görüşlü silahları bir kez daha kontrol edildi, mermiler, yedek şarjörler yüklendi, en önemlisi susturucular takıldı ve emir geldi: “Kardak’a çıkıyorsunuz!” 22 komandodan 18’i altışar kişilik ekipler halinde 3 bota bindiler. Diğer 4 kişiyse harekât merkezinde kaldı. Operasyonun adı ‘Yunus 1’di. Botlar, ışıkları söndürülmüş gemilerin arkasından kendilerini bekleyen Sahil Güvenlik botunun arkasına takıldılar. Saatler 02.00’yi gösterirken Kardak’ta 18 Türk komandosu yerini almıştı ve operasyon tamamdı.
31 Ocak 1996’nın ilk saatlerinde Türkiye ile Yunanistan arasında savaşın eşiğine gelinen gecenin, askeri anlamda bilinen tek öyküsü böyleydi. Tam 9 yıldır Türk askerinin Yunanistan gemilerini ve savunmasını atlatarak Kardak’a nasıl sızdığı asla bilinemedi. Geçen hafta, Kardak krizi sırasında Yunanistan Başbakanı olan Kostas Simitis’in yazdığı ‘Yaratıcı Bir Yunanistan İçin Siyaset’ adlı kitap piyasaya çıktığında, bu ‘sır’ tekrar gündeme geldi. Yunanistan’ın kriz dönemindeki tek yetkilisi Simitis, 4 saatlik bir kayıp zamandan bahsediyor, Yunanistan savunmasının zafiyetinin itirafına kitabında yer veriyordu. Simitis’in hâlâ yanıtını bulamadığı konu şuydu: “Bu olayın Yunan kuvvetleri tarafından 4 saatlik bir gecikmeyle anlaşılmış olmasından dolayı büyük şok altındaydık. Gözümüzü açanın ABD olmasından son derece rahatsızdık. Kardak krizi Yunanistan'ın zafiyetlerini ortaya çıkardı.”
Dokuz yıllık sırra ilişkin ilk itiraf Yunanistan’dan geldi. Halen Türk komandolarının Kardak’a nasıl çıktığı, özellikle Yunanlar tarafından merakla araştırılıyor. Bu olayın en gizemli tarafı ise aslında işin askeri boyutu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu operasyonu nasıl yürüttüğü, Yunanistan’ı nasıl ‘tufaya düşürdüğü’ bir sır perdesi adeta...
Simitis’in kitabında sorduğu ama cevabını bulamadığı sırrı Tempo açıklıyor. Kardak krizi döneminde aktif görev alan bir askeri kaynağının verdiği bilgiler, Yunanistan’ın eski Başbakanı Simitis’in merak ettiği 4 saatlik kayıp zamana ilişkin gizemi çözüyor; aynı zamanda Türkiye adına önemli bir askeri sırrın da deşifresi anlamına geliyor.
Olayın tüm detaylarını ‘askeri sır’ olması nedeniyle vermek mümkün değil; ama Yunanistan tamamen ‘elektronik harp’ yöntemiyle etkisiz hale getirildi. Dijital saldırılarla Yunanistan gemilerinin tüm elektronik sistemi ‘felç edildi’. Kamuoyuna o dönemde aktarılan bilgilere göre, Yunanistan’ın en büyük deniz üssü Salamina’dan Kardak’a ulaşmak üzere yola çıkarılan gemilerin büyük bir bölümü çeşitli arızalarla yolda kalmıştı. Yola devam edenlerin de hızları ve savaş kapasiteleri sorunluydu. İşte, Tempo’nun yetkili ağızlardan edindiği bilgi bunun ayrıntılarını ortaya çıkarıyor.
Hedef, Yunan askeri sistemini bozmak
Kardak krizinin yaşandığı dönemde, Donanma Komutanlığı Gölcük’teydi. (1999 yılındaki depremden sonra merkez İzmir’e kaydırıldı.) Türkiye’nin en önemli savaş gemileri, firkateynleri ve denizaltıları burada konuşlandırılıyordu. Yavuz sınıfı firkateynler olan F240, 241, 242 hemen Gölcük’ten bölgeye sevk edildi. Alman-Türk ortak yapımı olan ve bünyesinde Savaş Harekât Merkezi de bulunan bu firkateynlerin kimsenin bilmediği bir özelliği de ‘elektronik harp’ yeteneğine sahip olmalarıydı. Bu şekilde ne düşmana yakalanılıyor, ne de karşı taraftan füzelere karşı bir savunma gelebiliyordu.
Gölcük’teki donanma karargâhından o ‘büyük gece’, yani 30 Ocak gecesi emir gelmişti. Emri takiben, 2 saat içinde D-346 numaralı Alçıtepe muhribi hariç, tüm gemiler alargaya çekildi.
D-346 ise tersanede bakımdaydı. ABD yapımı bu muhrip daha sonra ‘jilet’ oldu. Eski ama vurucu güçlerden biriydi. Tüm donanması Ege sahillerindeydi. Marmaris Aksas Deniz Üssü, Foça Özel Eğitim Merkezi alarm durumunda adeta savaşa hazırlık yapıyordu. TSK planını yapmıştı. En ufak ateşe cevap verilecek, ABD bile karışamayacaktı. O gece Tansu Çiller başkanlığında toplanıldı. Ordunun durumu, Yunanistan’la savaşın ayrıntıları konuşuldu. SAT ve SAS komandolarının Kardak’a çıkmasına karar verildi.
9 yıllık sırrın ayrıntıları arasında yer alan bilgiye göre, mayın tarama gemisi görünümündeki dünyanın en gelişmiş teknolojisine sahip gemiler bölgede Yunanistan askeri sistemini bozmak üzere faaliyet içindeydiler. Hatta bu gemilerden Yunanistan telsiz ve telefon bağlantıları bile dinleniyordu. Hatta ilginç bir anekdot daha: Bir Türk denizatlısı, Atina açıklarına kadar gidip görevini tamamlayıp dönebilecek yeteneğe sahiptir.
Bilinmeyen başka bir ayrıntıya göreyse, Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Türk timinin adaya çıkacağı ve hepsinin öldürülmesi emrinin verildiği. Operasyonu haber almışlardı. Fakat Türk askerinde önemli bir istihbarat daha vardı. O da adaya çıkan Yunan askerlerinin teçhizat olarak yetersiz olduklarıydı. Hatta nereye gittiklerini bilmeden çok ani bir şekilde adaya çıkarılmışlardı. Pillerinin bile olmadığı bilgisi, Türk askeri istihbaratının elindeydi! Gece görüşleri çalışmıyordu. Sadece gemilerinin sonar ve radarlarıyla etrafı tarıyorlardı. F242 Yavuz tipi firkateyninden, karşı tarafın elektronik sistemlerini bozmak için saldırı yapıldı. 7 kişilik bir ekip 2.5 saat içinde düşman sistemini felç etti. 3 botla 18 kişilik komando timi adaya doğru yola çıktı, Yunan deniz kuvvetlerinin arasından geçip adaya çıktı. Yunanlar bunu ancak sabah saat 05.00 sıralarında fark etmişlerdi! Yunan sistemlerinin bozulmasının askeri anlamda üç sonucu vardı. Elde ettiğimiz bilgiye göre bunlar şu şekilde yorumlanıyordu:
1. Yunan donanması için büyük bir zafiyetti. Kontrollerindeki bir bölgeye 18 kişilik düşman timi sızıyor ve tüm Yunan donanması savaş durumunda!
2. Tüm elektronik sistemleri felç edildi. Mesela gemilerde füzeye karşı sistem vardır, füze gelirken radarda görünür ve gemiden metal parçaları fırlar, füzenin yönünü şaşırtıp hedefe çarpmaması sağlanır. Tüm sistemleri devre dışı kaldı ve sabah 05.00’e kadar Türk timinin adada olduğunu anlayamadılar.
3- Büyük bir prestij kaybı oldu, kansız şekilde bitti ama her ne şekilde olursa olsun Yunan Deniz Kuvvetleri çok büyük zarar görecekti, Gümüşlük sahili o sabah batarya doldu.
Kardak krizinin ardından 7 Şubat 1996 günü Genelkurmay Başkanı Hristos Limberis görevden alındı. Yunanistan, 9 yıldır bu sırrı çözemedi. Kardak krizinden ortaya çıkan sonuç şuydu: Türk ordusu Yunanistan’ı alt edebilecek güç ve teknolojiye sahipti...
|
http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/09356/
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|