Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 594
Uğur1
13 yıl önce - Pts 08 Şub 2010, 13:06



mursel1
13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 13:01

Alıntı:
Thule Örgütü ve Adolf Hitler
Bir ezoterik öğreti ve örgüt...
Şurası hiç de ilginç değildir ki, Thule Örgütünün sembolü, çift boynuzlu Viking miğferidir. Söylemsel kökleri, kayıp kıta Mu'ya dayanan bu öğretinin temel konusu, insan psikolojisinin derinlikleri ve zamandır. Kimileri bu çift boynuzlu miğferin bir wormhole tünelini simgelediğini düşünmektedir.

(...Yanınızdakilerle birlikte bir zamandan başka bir zamana sıçrayabilmektesiniz! Bu yanınızdaki, bir çakmak da bir uçak da bir uzay gemisi de bir fabrika da olabilir!)

Thule örgütü'nün amaçlarına gelince; bunlar özetle :

1. Zamanda gidip gelen üstün yaratıklarla ilişkiye geçmek,

2. Üstün bir Âri ırk oluşturmak : (Bunun için de saf bir Cermen ırkı oluşturup pan-Cermenik bir Alman İmparatorluğu'nu kurmak ve bu imparatorluğu Âri ırkın oluşturulmasında kullanmak) ve bu arada,

3. Hıristiyanlık öncesi antik Alman kültürünün yeniden uyandırmak,

4. Böylece dünyanın yazgısını değiştirmek ve

5. Mu uygarlığına ulaşmaktı.



Gizlici örgüt ve öğreti olarak Thule'nin felsefesine gelince; Bunu Eckart, şöyle açıklıyordu: "Thule'nin tüm sırları, eski bir kayıp uygarlığa dayanır. İnsanoğlu ile dış zekalar arasında bazı varlıklar, bu sırlara erenlere büyük bir güç kaynağı oluşturmaktadır. İşte bu güçtür ki, Almanya'yı dünyaya egemen kılacaktır". Bu sözler, Nazizmin de temelini oluşturuyordu.



Dikkat edilirse bu sıralamada adı geçen öğreti ve örgütlerin, aslında yeterince heterojen bir kök ve geçmişe sahip olmadıkları görülür. Üyelerin çoğunluğunun Hıristiyan görünmelerine karşın, Thule için bu bile gerek ve yeter bir koşul değildir. Açıkçası, Thule'nin üye ve öğreti olarak içeriğini netleştirmek oldukça zordur. Bu içerik içinde Pagan, Cermen, Gnostik, Kabalacı yani Yahudi mistizmi, Âri ırk ve bolca Katolik unsurlar vardı. Yani, Thule'nin oluşumu tek tip ve homojen değildi. Bir kök, Tötonlara giderken; öbürü, Cermenlere; bir başkası, Mu'ya; bir başkası, Hint ve Tibet Aryenlerine; bir başkası, Tapınakçılara; bir başkası ise doğrudan Masonlara gidiyordu. Saydığım ve saymadığım bir çok öğe ve etken, kolayca Thule'de bir araya gelebiliyorlardı; çünkü ortak ve temel bir konu vardı: Zaman gezmenliği!

19. yüzyılın başında, Almanya'da aşırı sağ eğilimleri ve birbirleriyle de yakın ilişkileri olan Tapınakçılığa bağlı üç örgüt kurulmuştu: Armanenschafft, Ordo Templi Orientis ve Ordo Novi Templi. Her üçü de Tapınakçıydı. Bu üç örgütün en önemli işlerinden biri, Germenorden (Alman Tarikatı) adlı örgütün kurulmasına katkıda bulunmalarıydı. Bu Alman Tarikatı, 1912'de kuruldu ve Âri ırkın varlığına ve üstünlüğüne inanıyordu.



1. Dünya Savaşı sırasında ateşli Alman milliyetçilerini organize etmişti. Onu önemli kılan asıl şey ise, Thule örgütünün oluşmasına önayak olmasıydı. Thule Derneği ya da Almanca adıyla "Thule Gesselschaft".



Thule Derneği’nin kurucusu, "Baron Rudolf von Sebottendorff"tur. Diğer adıyla Rudolf Glauer.Yüksek öğrenimini yarım bırakıp, gemilerde üç yıl elektrikçi olarak çalıştı. Böylece bir çok yer gezmiş oldu. Uzak Doğuya, ezoterik öğreti ve gruplara da ilgisi bu sayede oluştu. Bu gezileri sırasında simya, astroloji ve Kabala üzerinde çalışmış, Gül-Haç felsefesi üzerinde de uzun araştırmalar yapmıştı.

Türkiye'de onu "Gizli Müslüman Baron" olarak biliyorlardı. Sufizmi ayrıntılı biçimde biliyordu. Birçok tarikatla ilişkisi vardı. Güçlü bir Mason kariyerine sahip olarak özellikle, Bektaşilikle ilgilenmişti.


Rudolf Hess: Bu topluluğa ilk katılanlardan biri kimdi dersiniz? Rudolf Hess; Hitler'in kötü yoldaşı! Antisemitik düşünceleriyle ünlü, "Oyuk Dünya Kuramı"nın babası, Aryan ırkının varlığına ve üstünlüğüne inanan, ezoterik ve inisiyatik tarikatlarla bağlantılı bir bilim adamıdır.

Barış görüşmeleri için İngiltere’ye gönderildi ama orada tutuklandı. Spandau cezaevinde ömür boyu hapse mahkum edildi.

Haushoffer: Thule'nin en önemli ve etkili üyelerinden biri. 1869 doğumlu. Bir bilim adamı, Münih üniversitesinde profesör. Profesör ve general. Hitler'le onu tanıştıran Rudolf Hess'ti. Kavgam'ı Hess ve Haushoffer yazdırmıştı Hitler'e. Nazi Partisi için Gamalı Haçı seçen de oydu. Deitrich Eckart'tan sonra Hitler'i en çok etkileyen ikinci insandı. 1934'de genç bir general ve çok güvenilir bir kâhindi. Düşmanın saldıracağı yeri, saati ve mermilerin düşeceği yerleri söylüyordu. Hitler'e de Paris'e ne zaman gireceğini, nerede ne kadar dirençle karşılaşabileceğini söylemişti. Rooswelt'in ölüm tarihini de doğru olarak vermişti.

Uzak doğuda uzun yıllar resmi görevde bulundu. Japonca biliyordu. Ona göre Alman ırkının kökleri Orta Asya'da idi. Aslında o da bir Gurdjief öğrencisiydi. İkisi de Tibet Locası'na üyeydiler ve bu Tibet Loca'sının dünyanın altında yaşayan ve insandan daha üstün bir tür ile ilişkisinin olduğuna inanıyorlardı. Hitler, Himmler, Goring, fizikçi Morell de aynı locanın üyeleri idiler.

Thule, derneğinin özünü şöyle açıklıyordu: "Thule'nin tüm sırları eski kayıp bir uygarlığa dayanmaktadır. İnsanoğlu ile dış zekaların arasında bulunan bazı aracı varlıklar bu sırlara erenlere büyük bir güç kaynağı oluşturmaktadırlar. Bu güç Almanya'yı bütün dünyaya egemen kılacaktır. Yine bu güç ve bu gücün kaynağı, geleceğin üstün insanının ortaya çıkması için imkan sağlarken, insan türünün de değişimine yol açacaktır. İşte bu ifadeler özet olarak Thule'nin da Nazizmin de temelini oluşturmaktadır."

Yaşlı bir okültist kadının kendisine yıllar önce anlattığı "Almanya'yı kurtaracak Mesih" prototipini Hitler'de görmüştü. Bu nedenle bu genç adamın elinden tuttu, onu Thule'nin zengin ve etkili üyeleri ile tanıştırdı. 1923 yılında kurulan Milliyetçi Sosyalist Parti’nin yedi kurucu üyesinden biriydi.

Aynı yıl öldüğünde, elindeki tüm bilgi birikimini Karl Haushofer’e bırakmıştı. Vasiyetinde ise, şöyle diyordu: "Hitler’i izleyiniz. Dans edecektir; ancak müziği ben yazdım. Onlarla temasa geçmesi için gerekli araçları kendisine verdik. Bana da sakın acımayın. Tarihi herhangi bir Alman’dan daha fazla etkilemiş olacağım."

Eckart ve Rosenberg, 1920'de Hitler'le tanıştılar ve onu üç yıl sıkı bir eğitimden geçirdiler. Hitler’e doğu ezoterizmini, gizli dilini ve bu dille konuşmayı öğreten Eckart'tı. Öğretisini iki bölümde Hitler'e aktarmıştı: Gizli öğreti ve propaganda.

Bu da gösteriyor ki, Hitler üzerinde birinci derecede etkili olan bir isimdir. 1923'de Nazi partisi kurulduğunda Kurucu yedi üyeden biriydi.

Hiç kuşkusuz, Hitler’in ve Nazi Partisinin Thule'nin bir ürünü olduğu söylenebilir. Onun da Thule’ye derin ilgi duyduğu, onayladığı, çalışmalarını yakından izlediği, zaman zaman derneği ziyaret ettiği doğrudur. Hiç kuşkusuz, onun akıl hocaları ve yaratıcıları oradaydı. Hitler’i tetikleyen, eğiten, ideolojisini, düşünce yapısını veren, hedeflerini belirleyen onlardı.

Eckart başta olmak üzere Alfred Rosenberg ve Karl Haushofer Hitler'e çok zaman ayırmışlar, ilgi göstermişler ve onu eğiterek hazırlamışlardı. Özelikle Eckart, Hitler’e mistik doğunun gizemlerini öğretmiş ve Thule'nin temel değer ve öğretisini benimsetmişti.

Thule’de Güneş, Aryanların kutsal sembolü olarak bilinirdi. Bir Tibet söylencesine göre, üç-dört bin yıl önce, Orta Asya’da, Gobi’de çok büyük bir uygarlık vardı. Bu uygarlık yıkıldı ve Gobi de bir çöle dönüştü. Buradan canını kurtarabilenler, Kuzey Avrupa’ya ve Kafkasya’ya göç ettiler.

Thule Örgütü’nün ermişleri, bu Gobi göçmenlerinin, insanlığın temel ırkını (Âri soyunu) oluşturduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden General Haushofer, kaynaklara dönmeyi istiyor, bunun için de Doğu Avrupa’yı, Türkistan’ı, Pamir’i, Gobi’yi ve Tibet’i ele geçirmeyi planlıyordu. Ona göre, bu bölgeleri ele geçiren, Dünya’ya egemen olacaktı.

Hiç kuşkusuz, Hitler'i siyasete sokan, yükselten ve ona mali destek bulan da Gamalı haçı Nazi bayrağı yapan da Thule idi.

Thule, temelinde, o bir tür Zaman Gezmenleri Derneği idi! Hitler’i seçmesinin temel nedeni, Hitler’in bir çok özelliklerinin yanı sıra onun zaman gezmenliğine duyduğu ilgi idi.

Bu durum Hitler’de Thule'ye karşı direnilemez bir çekim oluşturuyordu. Ayrıca Hitler sıkı bir ezoterikçi idi. Öne çıkmağa, kahraman olmağa meraklıydı ve tipik bir medyumdu! Onun bu özellikleri de Thule'nin ona çekilmesini sağlıyordu.

Şimdi Hitler’in biraz da medyumsal-parapsişik yönünden söz edelim: Zaten tamamı kırklara karışmış bir kasabada doğmuştu. O kasabada ruhlardan, medyumlardan geçilmiyordu! Kendisinin de medyumik yeteneği vardı. Bir çok vizyonlar gördüğü, bir çok bilgiler ifade ettiği bilinmektedir. Hitler' in çevresindekilerin görmediği fakat kendisinin gördüğü, bir çok varlıktan söz ettiği kayıtlara geçirilmiştir. Hatta bu yüzden şizofren olduğundan bile kuşkulanılmıştır. Onun hitabeti ve kitleleri etkilemesi de bir çok kişilerce parapsişik bir yetenek olarak algılanır. Keza yakın çevresi Hitler'in geceleri ''Büyük Ruh'' ismini verdiği bir bedensiz varlıktan geleceğe dair bilgi aldığı söylenir.

Bu bilgilerden sonra büyü, mitler, Büyük Ruh, Mu, Thule, zaman gezmenliği, Şamballa derken, Hitler’in nasıl bir zihinsel karmaşaya sürüklendiğini açıkça görüyoruz. Hess, Oyuk Evren kuramı yanında bir de buzul kozmozdan ve bir Buz Çağı'ndan söz ediyordu. Hitler kendi döneminde bu buz çağının ateş çağına dönüşeceğine inanmıştı. Üstelik bu çağı başlatmak için de kendisi seçilmişti! Rusya buzuluna orduyu yazlık elbiseyle göndermesinin nedeni buydu!

Hep bunlar, kara büyünün, Şamballa’nın, Büyük Ruh’un (aslında Einstein'le de bağlantılı olduğu düşünülen bir zaman yolculuğu grubuyla gelen, zaman Volf Messing'in telepati gücünün) marifetiydi.

Böylece süreç tapınakçılardan başlıyor, Masonlara bulaşıyor Germonerden’i (Alman Tarikatını) doğuruyor ve o da Thule'nin doğuşunu hazırlıyordu. Sonra Thule örgütü kendi etkisi altında zaman gezmenliği uğruna Hitler’i ve Nazi Partisini yaratıyor. Âri Irk’la dünyanın kurtuluşu ve zaman gezmenliği uğruna Naziler, Doğu gizliciliğine bulaşıyor ve sonunda II. Dünya Savaşı ortaya çıkıyordu.

Bir çok başka amaç ve ideallerle kuşatılmasına ya da zenginleştirilmesine karşın Thule’nin merkezî konusu yine de Zaman'dı ve bu durum Hitler’in onlarla daima ilişkide olması için için yeterliydi.

Hitler’in eski uygarlıklara, mitolojilere olan ilgisi de Thule ile örtüşüyordu. Doğa yasalarının üstüne çıkmak istemesi ve bu yüzden büyü ile ilgilenmesi de öyle. Bir farkla ki, Thule ileri gelenlerinin hiç biri kendini böyle ortaya atmamasına karşın Hitler, güç ve imperium uğruna kırklara karıştığına ve seçilmiş olduğuna inanıyor ve dünya egemenliği fikrine lâpinler gibi atlıyor ve öne çıkıyordu.


Dikkatinizi çekerim örgütün arması vikinglere yani normanlara dayanıyor.Özellikle koyuyla yazılmış yeri tekrar tekrar okumanızı rica ediyorum , o çok güçlü GÜÇ nereye dayanıyor.

Kudüsün romalılarca altüst edilmesinden sonra kudüsteki kabalacı elit aileler Avrupaya göç edip ordaki franklar,normanlar ,got lar gibi germen ırkların elitleri ile evlilikler yaptıklarını ve benim bahsetiğim judeo-anglo-sakso-germenik matruşka elitinin nüvesini oluşturduklarını yazmıştım değilmi.


Yani bu elit ailelerin kökeninin bir bölümü mistik ve genetik olarak mu ya dayanıyor, bir bölümüde mistik ve genetik olarak ibraniler vasıtası ile (bunların içinde yahudiler,fenikeliler birlikte) bir atlantis kolonisi olan eski mısıra dayanıyor.

Dahada yukarı çıkarsanız bunun ucu habil-kabil mücadelesine ve şeytanın talebesi kabil e kadar gider.

Yani Ümit bey global sermaye-güç savaşıymış geçin bunları

Sizin global sermaye olarak karşı tarafta gördüklerinizde aynı örgütün diğer çocukları.

Bunlarada cevap vermeyeceksiniz veya cevap verirken yine illüzyon yapacaksınız.Ben buna şaşırmıyorum.

Asıl bunu görmiyen genç taraftarlarınıza şaşırıyorum.

Gerçi onlarada şaşırmamam gerekir.Dünya insanlığının çoğunluğu onlardan oluşuyor.Bu söylediklerimize komplo deyip sırt çeviriyor.Böyle olmasa bukadar ilüzyon başarılı olamazdı.


Birde Baron Rudolf von Sebottendorff" a dikkat edin derim. onun mason bektaşilerle nasıl ilgilendiğine yoğunlaşmak gerekir.Biliyorsunuz Osmanlının son zamanında orduyu ve ülkeyi yönetenler onlar.Yani şu andaki ergenekon terör örgütünün esas kurucuları.

Not:mason bektaşiler,sabetaycılar,erguvaniler,yahudi kürtler,Türkiyenin derin oligarşisi benim aynı kesim için kulandığım çeşitli kaynaklarda yazan terimler.




Alıntı:
Thule Örgütü’nün ermişleri, bu Gobi göçmenlerinin, insanlığın temel ırkını (Âri soyunu) oluşturduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden General Haushofer, kaynaklara dönmeyi istiyor, bunun için de Doğu Avrupa’yı, Türkistan’ı, Pamir’i, Gobi’yi ve Tibet’i ele geçirmeyi planlıyordu. Ona göre, bu bölgeleri ele geçiren, Dünya’ya egemen olacaktı.





Yani gücün mistik babalarından biri orta asyayı ele geçirmeyi planlıyor.

Majestelerinin hizmetçisi Sir mackender( yani global sermayenin teorisyenlerinden) ne demişti......


Orhan Kınık

13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 19:13

Alıntı:
Turkiye'de adina laikliklik denen sey bazı degisiklikler yapilarak Turkiye Cumhuriyetinin kurucu ortagi olan Ingilterededen kopyalanmis bir sistemdir.

Bu ortaklık ilişkisinin tarihi arka planını biraz açmakta fayda var . Biraz geriye gidelim.

Bu temeller Tanzimatla birlikte atılmıştır. 1839 yılında Baltalimanı antlaşması ve İngiltereye verilen ticari imtiyazlar. Kırımda ( 1853 - 1856 ) bizim için 100 bin askerini feda eden gene İngilteredir. İttihat Terakkicilerin Almanlara oynamasını ihanet sayan İngiltere Osmanlının burnunu fena halde sürtmüştür. Sürtmekle kalmamış lök gibi İstanbula oturmuştur. Lozan'da her şeyi sağlam kazığa bağlamış ve çekilmiştir. Bundan da önemlisi İngiliz generali Allenby 'in Anadoludaki asayişsizliği önlemek için kimi mefettiş olarak önerdiğinin bilinmesi gerekir.


mursel1
13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 19:27

Alıntı:
Doktor ve Baron ` kitabına göre, önce Almanya `da Thule `yi kuran Baron Rudolf von Sebottendorff daha sonra Alman İşçi Partisi`ni kurdu ve Thule `nin gazetesini bu partiye devretti. Bu tarihten sonra masonlar arasında uzun süre `faaliyet göstermeme, gizlenme` anlamına gelen `uyku` dönemine geçen Baron ortadan kayboldu. Aynı tarihlerde Berlin`de Türkiye İşçi Çiftçi Fırkası(TİÇF) ve yayın organı Kurtuluş Dergisi kuruldu. Bu parti ve dergiyi Almanya `da talebe olan Türk gençlerinin kurduğu biliniyordu.


Osmanlı Devleti`nin Birinci Dünya Savaşı`nda olduğu bu dönemde, Almanya `da bulunan bu gençlerin hepsi İttihat ve Terakki tarafından korunuyordu.


Bu sayede Türkiye `deki Sabetayistlerin çocukları, savaştan uzak tutulmuş olurken aynı zamanda Siyonizm için çalışmaları da sağlanıyordu. Türkiye İşçi Çiftçi Partisi ile Kurtuluş Dergisi `ni kuran kişi ise uykuya geçtiği iddia edilen ancak başka bir kimlikle çalışmalar yapan Baron Rudolf von Sebottendorff yani Şefik Hüsnü `den başkası değildi.






Alıntı:
Zaman gezmenliği!


Ümit bey şu sizin fikirlerini benimsediğiniz Thule ve töton ların bir özelliğide zaman gezmenliği.Yani hiçte öyle mistizme karşı değiller.

Ayıp olmuyormu izinden gitiğiniz insanların fikirlerini eleştiriyorsunuz.


En son mursel1 tarafından Sal 09 Şub 2010, 21:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Osman Yavuz
13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 22:06

Alıntı:
The calls for broad retaliation over the planned U.S. weapons sales to the disputed island came from officers at China's National Defence University and Academy of Military Sciences, interviewed by Outlook Weekly, a Chinese-language magazine published by the official Xinhua news agency.

The interviews with Major Generals Zhu Chenghu and Luo Yuan and Senior Colonel Ke Chunqiao appeared in the issue published on Monday.

The People's Liberation Army (PLA) plays no role in setting policy for China's foreign exchange holdings. Officials in charge of that area have given no sign of any moves to sell U.S. Treasury bonds over the weapons sales, a move that could alarm markets and damage the value of China's own holdings.

While far from representing fixed government policy, the open demands for retaliation by the PLA officers underscored the domestic pressures on Beijing to deliver on its threats to punish the Obama administration over the arms sales.

"Our retaliation should not be restricted to merely military matters, and we should adopt a strategic package of counter-punches covering politics, military affairs, diplomacy and economics to treat both the symptoms and root cause of this disease," said Luo Yuan, a researcher at the Academy of Military Sciences.

"Just like two people rowing a boat, if the United States first throws the strokes into chaos, then so must we."

Luo said Beijing could "attack by oblique means and stealthy feints" to make its point in Washington.

"For example, we could sanction them using economic means, such as dumping some U.S. government bonds," Luo said.


http://translate.google.com/?hl=tr# (Turkce ceviri icin)

Ve vaktinde paracilarin ABD'yi emir kulu yapip ta FRE ve FNM'e sinirsiz haklar verdiklerini, aynilarini Avrupa'ya da yaptiracaklarini soylemistim.

Bakin bugun Avrupa'dan ne haberler geliyor.

Komsu ulkemiz Yunanistan'in kurtarilmasina karar verilmis. Acaba bu emri kimler verdi? Hem de bunu yapacak olan Almanya.

Ha Almanya, ha Amerdenyo. Farki yok. Ikisini de kontrol edenler onlara emir verirler, onlar da uygularlar. Ameridenyolular paracilardan emir alirlar ve FRE/FNM'e sinirsiz haklar getirilir, paracilar kurtarilir, Alamanlar da emir alirlar, giderler Yunanistan'i kurtarirlar mesela. O para kimin cebinden cikacak saniyorsunuz? Tabi ki de "kamu". Soyulma sirasi Avrupa'da a dostlar

Bu arada Yunanistan sadece bir baslangic, devami arkasi yarin kusaginda.

Alıntı:
A senior German ruling coalition source said euro zone governments have decided in principle to help Greece and that various options were being considered.


Hersey sirasiyla.
Once paracilarin emirleri yerine getirilecek ve yuk kamuya bindirilecek
Sonra paracilar kamuyu bir vurus daha yaparak yeniden duzecek...

Kamu tamami ile duzulunce zorunlu askerlik cagi da baslar herhalde. Ne de olsa dogu'ya dogur bir savas acma niyetleri var. Yikip yeniden yapma gibi. Ama dogu bu sefer bunlari yikabilir, hic belli olmaz.

Not: Son habere gore Almanya devlet sozcusu haberleri yalanlamis. Gorelim bakalim bir kac gune.



Uğur1
13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 22:27

Alıntı:
Savas guc ile global sermaye arasinda degil, bati ile dogu arasinda.


Bence de, 3 sene öncesine kadar şiddetli bir şekilde böyle bir savaş vardı, ama şimdi şiddeti azaldı ve bitmek üzere denilebilir, Ukrayna'da bile Sorosçular devriliyor, artık savaş ortaasyaya kayıyor, g-8 ler ile Çin ve Hindistan ikilisi arasında patlayacak bir çatışmaya doğru..


mursel1
13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 22:43

Alıntı:
Bence de, 3 sene öncesine kadar şiddetli bir şekilde böyle bir savaş vardı, ama şimdi şiddeti azaldı ve bitmek üzere denilebilir, Ukrayna'da bile Sorosçular devriliyor, artık savaş ortaasyaya kayıyor, g-8 ler ile Çin ve Hindistan ikilisi arasında patlayacak bir çatışmaya doğru..


Bu çevir kazı yansın olmamışmı.

Üç sene öncesine kadarda böyle bire savaş yoktu.O Bir devirdi.Devir Yapıcılarındı.Şimdi ise yıkıcıların yani Thule nin(Güçün).Ama Thulenin yapıcılardan bir farkı yok çünkü oda tapınakçı kökenli , oda kabalacı kökenli.Yani ortada bir savaş değil bir oyun vardı tabi siz anlamamak istesenizde.


Osman Yavuz
13 yıl önce - Sal 09 Şub 2010, 23:29

Alıntı:
Bence de, 3 sene öncesine kadar şiddetli bir şekilde böyle bir savaş vardı, ama şimdi şiddeti azaldı ve bitmek üzere denilebilir, Ukrayna'da bile Sorosçular devriliyor, artık savaş ortaasyaya kayıyor, g-8 ler ile Çin ve Hindistan ikilisi arasında patlayacak bir çatışmaya doğru..


Global sermaye ile guc arasinda hic bir zaman icin savas olmadi ki.

Hep demis oldugum gibi, ikisi de ayni amaca hizmet eden araclardir. O yuzden aralarinda bir savas olma imkani yoktur. Gunun sartlarina gore kullanilirlar. Guc ile global sermaye hem ayni anda da kullanilir, kimi zaman da sadece global sermaye, veya sadece guc kullanilir.

Amac tek
Araclar ise coktur


elvin1
13 yıl önce - Çrş 10 Şub 2010, 16:02

Alıntı:
Yani ortada bir savaş değil bir oyun vardı tabi siz anlamamak istesenizde.


Bu tek bir odak tarafından yürütülen bir oyunsa, tek bir felsefe var demektir.
Bu oyunda binlerce üst düzey insan dünya değiştirdi. Hem de bu ölümler korkunç diyebileceğimiz şekillerde oldu.
Bunların içinde profesörler, stratejistler, felsefeciler, tarihçiler de vardı.
Yani Mürsel bey, olayları sizden daha iyi ve doğru analiz edecek insanlar da vardı.
Madem bu bir oyundu, bu insanlar niçin bu oyunun bir parçası olmayı kabul edip, öldüler.
Özgür iradeyi nasıl açıklayacaksınız?
Benazir Butto'nun ölümünü nasıl açıklayacaksınız?
Uçaktan indiğinde ilk bomba patladı. Belli ki onu öldürmek için değildi, çok uzakta patladı, bu bir ihtardı. Geldiği uçağa binip geri dönse canından olmayacaktı.
Fakat devam etti. Yani Benazir Butto diyelim ki geri zekalıdır. Peki bunun yanında en az sizin kadar akıllı bir danışman yok mu idi?
Babası da bir suikast sonucu öldürülmüştü. İşin ucunda ölüm olduğunu pekala biliyordu.
Peki onu seçim kampanyasına devam ettiren nedir?
İnsanlar bir oyun için canlarını vermezler.
Fakat inandıkları değerler için gerektiği yerde canlarını vermeyi kabul ederler.
İki farklı taraf olduğunu, iki farklı felsefe olduğunu ve bunlar arasında bir savaş olduğunu kabul etmek gerekir.


En son elvin1 tarafından Çrş 10 Şub 2010, 16:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


mursel1
13 yıl önce - Çrş 10 Şub 2010, 16:03

Alıntı:
Bu tek bir odak tarafından yürütülen bir oyunsa, tek bir felsefe var demektir


İşte bu yorum ters köşeye yattığınızın , tez-antitezi anlamadığınız ispatıdır.

Tam tersine Bir odağın üretiği çok sayıda felsefe var.İllüzyona uğrayanları birbirinden ayırıp güçleri bölünsün diye.

Hala şu güççülerden Thule hakkındaki cevaplarını bekliyorum herkez suspus oldu.



sayfa 594
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET