Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 39
Fatih Ozbatur

15 yıl önce - Sal 22 Tem 2008, 02:06

Alıntı:
Birazda boyundan büyük işlere kalkışmamak lazım. Sarıkamış'ta askerlere kışlık elbise bulamazken, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olursunuz. Ya da Çanakkale' de Almanların gazına gelerek onca şehidi vermeseydik, durum çok daha farklı olabilirdi.


Gunumuzde gazina geldiklerimiz kimler?

Alman ve AB ortaklari degil mi?
Ve hala sehit vermeye devam ediyoruz.


OrhanSezgin
15 yıl önce - Sal 22 Tem 2008, 02:16



Osman Yavuz
15 yıl önce - Sal 22 Tem 2008, 04:31

Alıntı:
in Abeyance

Askıda
Askıda olmak


In Abeyance malvarliginin, topragin, resmi pozisyonun belli sure askida olmasidir


teoman1
15 yıl önce - Sal 22 Tem 2008, 22:43

Alıntı:
Bu arada Ingiltere devletinde "Sevr Anlasmasinin" bugunki resmi statüsünün "in Abeyance" olarak göründüğünü de ekleyelim.

ümit bey süpersiniz hatta
ama bu işi sevrin imzasına kadar çektiğinize göre bazı şeyleri de zannediyorum kabulleniyorsunuz.
orhan (ama sezgin, kınık değil, hep karıştımışım şimdiye kadar, çok özür) beylerin de bu hususta kafalarını biraz karıştırıyım:
samsuna kalkan gemi neden tam o gün kalkıyor? acaba yolcular bir şeyi mi bekliyorlar da gemiye öyle biniyorlar????


umit1
15 yıl önce - Çrş 23 Tem 2008, 01:36

Alıntı:
ümit bey süpersiniz hatta
ama bu işi sevrin imzasına kadar çektiğinize göre bazı şeyleri de zannediyorum kabulleniyorsunuz.
orhan (ama sezgin, kınık değil, hep karıştımışım şimdiye kadar, çok özür) beylerin de bu hususta kafalarını biraz karıştırıyım:


Estagfurullah bendeniz sadece dün doğmus biri degilim,birde neyin nasil takip edilmesi gerektigine dair tecrubelerle olusmus bazi sezgiler oluyor,buna bir ornek vereyim.

Bakiniz bugun dunyanin en tehlikeli ve tespiti en guc silahlari nukleer baslikli fuze tasiyan denizaltilardir,bunlarin yerleri genelde dinleme yapilarak tespit edilirler ama sadece sesler degil "sessizlik" de dinlenir.

Cunki bunlardaki sesleri azaltma ve yok etme sistemleri o derece gelismistirki onlarin bulundugu bolge son derece sessiz olur.yani okyanusun belli bir sektörü dikkati cekecek kadar "sessiz" ise o bölgede bir nukleer denizaltinin gizlenmekte olduguna hukmeder ve arama faliyetlerini o bölgede yoğunlastirirsiniz.


Simdi bu ornekten yola cikarsak,mesela bir 1.Dunya savaşı olayi vardir,Osmanlilarin Ermeni asilli tebasi ile Musluman tebasi arasinda olan olaylar vardir.

Bu olaylar asagi yukari yuzyildir "Siz bizi kestiniz,yok siz bizi daha cok kestiniz" ekseninde surup gitmektedir,yani burada cok fazla "gurultu" ,yani "ses" vardir.

Oysa ayni donemde bu olaylarin gectigi yerlerin civarinda, dunyanin o zamanki 1 numarali petrol uretim bölgesi ve ve petrol tesisleri bulunmaktadir.Fakat bu bolgeyle o zamanki olaylarin iliskisi hakkinda bilinen hicbir sey yoktur resmi tarihte.

Yani denizalti örneginde verdigim olağanüstü "sessizlik" bölgesi bu bölgedir,arastirmalarin bu bolgede yogunlastirilmasi gerekir.

Burada arastirma yapilirsa görülürki Ermeniler Petrolun onemini Osmanlilardan cok daha once ve daha iyi kavramislar ve cıvardaki Petrol tesislerini sabote ederek Ingiltere'yi kendi siyasal taleplerini kabule veya desteklemeye zorlayabileceklerini düşünmüşlerdir,ve dusunduklerinide uygulayarak Londra'yı kizdirmislardir,fatura ise her zaman oldugu gibi taseronlara havale edilmistir.

Alıntı:
In Abeyance malvarliginin, topragin, resmi pozisyonun belli sure askida olmasidir


Musul ve Kerkuk'ü isterseniz tabii "askıdan indirilir".
Kibrıs'ta herhangi bir talebiniz olursa "askıdan indirilir".
Falan'ı yaparsanız "askidan indirilir".
Filan'ı yapmazsanız "askıdan indirilir".
Askı süresinin bittigine karar verirsek "askidan iner".





teoman1
15 yıl önce - Çrş 23 Tem 2008, 02:21

Alıntı:
Ermeniler Petrolun onemini Osmanlilardan cok daha once ve daha iyi kavramislar ve cıvardaki Petrol tesislerini sabote ederek Ingiltere'yi kendi siyasal taleplerini kabule veya desteklemeye zorlayabileceklerini düşünmüşlerdir,ve dusunduklerinide uygulayarak Londra'yı kizdirmislardir,fatura ise her zaman oldugu gibi taseronlara havale edilmistir


hiç düşünmemiştim

ama bu bölgenin 1918 de bizim işgalimizde olduğunu da yorumlamanızı bekliyorum. sessizliği bozmuşuz ama bu gün kimse hatırlamıyor. geçenlerde benim amcam oradaymış diyen birisiyle tanıştım. tarih çok ilginç.


OrhanSezgin
15 yıl önce - Çrş 23 Tem 2008, 05:06

Alıntı:
kafalarını biraz karıştırıyım:
samsuna kalkan gemi neden tam o gün kalkıyor? acaba yolcular bir şeyi mi bekliyorlar da gemiye öyle biniyorlar????


Bence sizin kafanız baya bir karışmış
tarih olsa olsalarla yazılsaydı herhalde ona tarih denmezdi ?

Nutukda Mustafa Kemal Atatürk İngiliz Muhipler cemiyeti hakkında şunları yazıyor
Alıntı:
İngiliz Muhipler Cemiyeti

İstanbul'da çeşitli amaçlarla gizli ve açık olmak üzere de, birtakım parti ya da dernek adı altında kuruluşlar vardı.

İstanbul'da önemli sayılacak kuruluşlardan biri İngiliz Muhipler Cemiyeti (İngiliz Dostları Derneği) idi. Bu addan İngilizleri sevenlerin kurdukları bir dernek olduğu anlaşılmasın! Bence, bu derneği kuranlar, kendilerini ve kişisel çıkarlarını sevenler ve kendi varlıklarıyla çıkarlarının dokunulmazlık çaresini Lloyt Corc (Lloyd George) hükümeti aracılığıyla İngiliz desteğini sağlamakta arayanlardır. Bu zavallıların (bedbaht), İngiltere Devleti'nin, bütünüyle, bir Osmanlı Devleti bırakmak ve korumak isteğinde olup olamayacağını bir kez düşünüp düşünmedikleri üzerinde durmak gerekir.

Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve yeryüzü Halifesi sanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) olan Ali Kemal, Âdil ve Mehmet Ali Bey'ler ve Sait Molla bulunuyordu. Dernekte İngiliz ulusundan kimi serüvenciler de vardı. Örneğin: Rahip Fru (Frew) gibi. Yapılan işlerden ve işlemlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı Rahip Fru idi.

Bu derneğin iki görünüşü ve niteliği vardı. Biri, dış görünüşü ve uygarca girişimlerle İngiliz desteğini istemeye ve sağlamaya yönelen niteliği idi. Öteki, gizli yönü idi. Asıl çalışma bu yöndeydi. Yurt içinde örgütler kurarak ayaklanma ve başkaldırmalara yol açmak, ulusal bilinci işlemez kılmak, yabancı devletlerin işe karışmalarını kolaylaştırmak gibi haince girişimler, derneğin bu gizli kolunca yönetilmekteydi. Sait Molla'nın, derneğin açık girişimlerinde olduğu gibi ondan daha çok gizli işlerinde de rol oynadığı görülecektir. Bu dernek için söylediklerim, sırası geldikçe yapacağım açıklamalar ve gerektiğinde göstereceğim belgelerle daha iyi anlaşılacaktır.

http://www.ataturktoday.com/NutukBolum1.htm

İzmirin işgaline kim karar veya onay veriyor
Lloyd George, Georges Clémanceau ve Woodrow Wilson'dan oluşan Yüksek Konsey
İngilizler bu kararı tek başlarına almıyorlar ?
Birde bazı kaynaklarda İngiliz Genelkurmay Başkanı General H. Wilsonun işgale karşı olduğu yazılır..
peki bu Lloyd George kim ?
Aslen Galler kökenli ,Türklere sempatiyle bakmadığı bilinen biri ve Eleftherios Venizelos la dost olduğu pek çok kaynakta yazılmaktadır..

Alıntı:
Liberal Parti'den seçilen son başbakandı. I. Dünya Savaşı boyunca ülkesini yönetti, savaş sonrasında Avrupa'nın yeniden şekillenmesinde baş rolü oynadı. Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalama siyasetini destekledi
...Türk Kurtuluş Savaşı sürdüğü yıllarda İngiliz Hükümeti'ni yönetmiştir. Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen dönemde Lloyd George Türkiye'ye karşı son derece sert ve tavizsiz bir politika izledi. 15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlılarca işgali, Sevr Antlaşması, Türk hükümetinin Sevr Antlaşmasına direnmesi üzerine Yunan ordusunun Anadolu'ya sürülmesi, 1921 Londra Konferansı'nda Sevr Antlaşmasından taviz verilmemesi, 1922 yazında Yunan başbakanı Gounaris'in Anadolu'dan çekilme teklifinin reddi, 1922 Eylülünde Çanakkale Boğazı nedeniyle Türkiye ile savaş noktasına kadar tırmanan gerilim, hep Lloyd George'un şahsen yönettiği politikaların ürünüdür.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Lloyd_George

Mustafa Kemal paşanın ordu müfettişi olarak atanma kararının Padişah tarafından imzalanma tarihi 30 Nisan 1919

Alıntı:
14 Mayıs 1919 akşamı Mustafa Kemal Paşa, Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın evine akşam yemeğine davet edilmişti. Gayet soğuk bir hava içinde geçen yemekten sonra küçük bir salonda getirilen bir harita üzerinde Sadrazam, Mustafa Kemal Paşa'ya sordu: "Samsun ve havalisinde ne yapacaksınız?". Mustafa Kemal, İngiliz raporlarına göre bu bölgede karışıklıklar olduğunu, bunun büyütüldüğü kanısında bulunduğunu ve yerinde yapacağı bir araştırma ile sorunu çözüme kavuşturacağını bildirdi. Kendisi ile birlikte yemekte bulunan Cevat Paşa da Mustafa Kemal'i destekleyerek bu gibi işlerin yerinde çözümlenebileceğini söyledi. Sadrazamın asıl endişesi Mustafa Kemal'in Anadolu'da ne kadar yere sözünü geçireceği idi ve bunun geniş tutulmasını istemiyordu. Bu konuda da Cevat Paşa araya girerek zaten Anadolu'da pek kuvvetin kalmadığını söyleyerek Sadrazamı rahatlattı. O gece Nişantaşı'ndaki konaktan ayrılırken Damat Ferit Paşa gitmeden önce padişahı da ziyaret etmesini Mustafa Kemal'e bildirdi.
Ertesi günü 15 Mayıs 1919'da Yunan birlikleri yirmi bin kişilik bir kuvvet halinde İzmir'e çıkmışlardı. Haberin Babıali'ye gelişi sırasında Mustafa Kemal de Harbiye ve Dahiliye nazırlarına veda etmek için orada bulunuyordu. Etrafta bir telaş, bir koşuşturma sürüp gidiyordu. Mustafa Kemal bu durumda ne yapacaklarını merakla bekliyordu. Osmanlı yetkilileri sadece protesto edeceklerini söylüyorlardı. Yani protesto ederek Yunanlıları İzmir'den çıkaracaklar, şa da İngilizler, Yunanlıları geri çekeceklerdi! Mustafa kemal Paşa kendisini Samsun'a götürecek geminin hazır olup olmadığını sorunca Bandırma vapurunun rıhtımda beklediği bildirildi ve kaptana hareket etmesi için bir emir yazıldı. Yola çıkmadan önce Mustafa Kemal'in yapacağı son ziyaret Yıldız Sarayı'na gidip padişaha veda etmekti. Son Osmanlı padişahı ile Türkiye Cumphuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanının bu son görüşmeleri olacaktı.


yoruma gerek varmı bilmiyorum.
Samsuna gidilme kararı izmirin işgalinden evvel alınmış,İzmirin işgali haberi istanbula Mustafa Kemalin veda ziyaretleri sırasında ulaşmış,kararı alan kişilerden biri Lloyd George Türklere pekte sempatiyle bakmadığı bilinen bir başbakan.vs vs


teoman1
15 yıl önce - Çrş 23 Tem 2008, 12:14
yoruma gerek var


Alıntı:
Samsuna gidilme kararı izmirin işgalinden evvel alınmış

doğru

Alıntı:
İzmirin işgali haberi istanbula Mustafa Kemalin veda ziyaretleri sırasında ulaşmış

yanlış

doğrusu:
zaman: aylar önce
mekan: pera palas
kaynak: bbc


umit1
15 yıl önce - Prş 24 Tem 2008, 01:59

Alıntı:
ama bu bölgenin 1918 de bizim işgalimizde olduğunu da yorumlamanızı bekliyorum. sessizliği bozmuşuz ama bu gün kimse hatırlamıyor. geçenlerde benim amcam oradaymış diyen birisiyle tanıştım. tarih çok ilginç.


Simdi uzerinde cok kisinin mutabik olduğu bir seyden yola çıkalim.

Osmanlı Imparotorluğu ömrunun son 100 seneye yakın bölümünü "Oksijen Cadirinda" geçirmistir,peki onu Oksijen çadirina koyup hayatta kalabilmesini saglayan kimdir ?

Ingiltereden başkası değildir.

Yani adı resmen konmamış bile olsa Osmanli devleti fiilen Ingiliz mandası altındadir,taa 1.Dunya savaşının baslamasina yakin yillara dek.

Peki Ingiltere'neden Osmanlilari himayesi altina almıştir ?

Tabiki "Buyuk Oyun" daki rakiplerinden biri olan Rusya'yı durdurabilmek,hiç olmazsa yavaşlatabilmek için.

Yani arkadaşlarimizin bahsettigi Londra'nın Moskova'dan çekindigi veya Moskova'nin Ankara'da etkili olmasini onleyebilmek icin Ankaraya destek verdigi veya en azindan karşı çıkmadigi görüşü yanlış değildir,ama bu neredeyse 100 yillik bir politikadir,baskentin Ankara veya Istanbul olmasi politikayi degistirmemistir,sadece yeni dünya şartlarina,ki bunlar petrol devrinin başlaması ve Rusyada bolseviklerin iktidara gelmesidir,uygun "balans ayarları" yapilmistir,hepsi bu.

Gelelim Dogu Anadoludan Hazar denizine kadarki bolgeye,şimdi Ingilizlerin gizliligini kaldirip "British Museum"a devrettiklere o devire ait belgelere göz atilirsa ilginç seyler görülüyor.

1) Ingiltere Ermenilere güvenmemekte,onları Moskova'nın "proxy" gücü olarak değerlendirmektedir.
2)Ama aynı Ingiltere 1.Dunya savaşında düşmani olan Osmanlilar'a karsi kullanabilmek icin Ermenilere bazi sözler vermistir.
3)Isin daha da ilginc yani Ermenilere verilen sozlerin, vaad edilen topraklarin neredeyse kelimesi kelimesine aynılari Kurtlerede verilmiştir.
Yani nasil ucak şirketleri bazen bir koltuğu iki müşteriye satıyorlarsa Ingilterede aynı "arsayi" iki müşteriye satmıştir.

Tabii Ingiltere gibi bir ulkenin devleti böyle bir hatayı "dalginlikla" yapmış olamaz,değilmi ?

O zaman savaş sirasinda verilen sozlerden savaş sonrasında o topraklarda nasil bir devlet kurulmasinin planlanmis olduguda anlasilir,neden simdi Kurt kardeslerimizin "biz Turkiye Cumhuriyetinin kurucu kimliklerinden biriyiz" diye ortaya cikmakta olduklarida,onlari kimlerin ortaya çikardigida iyi anlasılir.

Ingiliz devletinin "British Museum" a devrettigi belgeler arastirmacilar icin "El Dorado" gibidir,Turkiye'de "Majestelerinin Ergenekonculari" ile "Majestelerinin Ergenekoncu avcilari" tarafindan ortaklasa sahneye konan orta oyununu seyretmekten sıkılanların bu belgelere göz atmalarini şiddetle tavsiye ederim.

Ermeni cetelerinin petrol tesislerine yaptikları sabotajlar ise tam anlamı ile "Cami duvarına işemek" olmuştur.


Orhan Kınık

15 yıl önce - Prş 24 Tem 2008, 02:15

Alıntı:
Ermeni cetelerinin petrol tesislerine yaptikları sabotajlar ise tam anlamı "Cami duvarına işemek" olmuştur
Tarihler çakışıyor ümit. Tehcir kararının çıktığı yıl 1915, Çanakkale'de İngiltere ile savaştığımız yıl 1915. O yılllar İngiltere ile savaş halinde idik. Enver Paşa Çanakkale ile odaklanmışken, Dahiliye nazırı Talat paşa, İngilizlerle iş mi tuttu diyorsunuz?

Doğu Perinçek ondan mı son yıllarda Talatımıza sahip çıkalım kampanyası başlatmıştı,Lozan'ı da aynı nedenlerle mi deldirtmeyiz demişti , Yolları aynı merkezde mi kesişiyor?



sayfa 39
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET