Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 32
mursel1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 03:03



alimemo
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 13:22

Ümit Ağabey demiş ki:
Oysa Turkiye'de taa vaka-i Hayriye'den beri bu iki grup birakin birbirini desteklemeyi,birbirinin gırtlağına sarılmaktadırlar,
alimemo demiş ki:
Tarih bilgim eksik. Ama askerden başka her şeye benzeyen yeniçeriler kaldırılmasa daha mı iyi olacaktı?

Ümit Ağabey demiş ki:
Ama guc ve Global sermaye konusuna gelince Turkiye'de yuzyillardir bu konuda bir "anomali" olduğu muhakkaktir,soyleki dunyanin Turkiye haric hicbir ulkesinde güç odakları ile kendilerini "muhafazakar" addeten kesimler catisma halinde degildirler,aksine birbirlerini desteklerler,acikca destek vermediklerinde bile yakin duruş sergilerler.

Türkiye'nin gelişimi batıdan biraz farklı oldu. Batının gelişmesi 300 yıl aldı. Uzun bir maratondu. Rönesans ve reformu kaçırmış, matbaayı batıdan 300 yıl gecikmeli almış, sanayileşememiş, burjuvalaşamamış, 20. asrın başında 17. asır haliyle duran Türkiye'nin "normal" yollarla gelişmesi düşünülemezdi. Maraton değil sprint atmak gerekiyordu ve o sprintin itici gücü de asker-sivil bürokrasiydi. (Bir yerde yanılıyorsam doğrusunu söylemekten çekinmeyiniz.)
Değişim (belki de mecburen) çok ani oldu ve kültürel şokun faturası (belki de mecburen) asker-sivil bürokrasiye kesildi.

Bu mesaja aslında aşağıdaki haberle başlayacaktım ama yukarıdaki mesajları okuyunca ben de bir iki cümle katkıda bulunayım diyerek yukarıdaki cümleleri yazdım.
Yahoo Haber demiş ki:
USA wollen Russland bei Raketenabwehr als "gleichen Partner"

ABD Rusya'yı misil savunma sisteminde "müsavi ortak" olarak görmek istiyormuş. Bu da asıl düşmanın kim olduğunu aşağı yukarı gösteriyor.
Alıntı:
Russland sieht in den Plänen der USA, in Tschechien und Polen einen Raketenschild zu errichten, eine Bedrohung der eigenen Sicherheit.

Ama tabii Rusya ABD'nin Çek Cumhuriyeti ile Polonya'yı kalkan kapsamına almasından pek hoşnut değil. Mesafeli duruyor.


teoman1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 15:15
cevaplara cevap




mursel1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 15:44



teoman1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 16:33
dayanamayıp azıcık daha eşeliycem




mursel1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 16:38



teoman1
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 00:34
çanakkale




umit1
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 00:36

Alıntı:
Beklenmedik sona doğru mu?


Alıntı:
Savaş, kaybetmeye mahkum “Küresel sermaye”nin karanlık lordları ile yeniden yükselen “ulus-devlet”ler arasında yeni bir evreye giriyor.

ABD’de gücü tekrar eline geçiren belli odakların da, önümüzdeki süreçte, Erdoğan’dan yana ve askerden yana tavır aldığını düşünüyorum.

Bu anlamda Soros bağlantılı, AB bağlantılı liberallerin, cemaatçilerin uzun ömürlü olamayacağını düşünüyorum.

Neden mi?

Şundan...

Şemdinli’den bu yana yaşanan süreçte TSK’yı yıpratan tüm yayınlar tek bir odaktan yapıldı.

Bu odak her ne kadar bu süreçte çeşitlilik arz etse de muhtevadan ve üsluptan ötürü rengini dekode etti.

Şimdi Taraf gazetesi ne kadar “bağımsızız” dese de “küresel sermaye”den yana, cemaat istihbaratının beslediği bir odak olmanın ötesine geçemedi. Mesela finansal kaynaklarının ne olduğuna asla yanıt vermiyorlar.

Peki, cemaat bu servisi, dış yardım ve talimatla yapmasına karşın “hedef”inin bunu anlamayacağı gibi bir aymazlık içinde olabilir mi?

İmkansız.

Özünde analitik bir yapı barındırmayan, muhalefet kültürünü içselleştirememiş, şeffaf mali ve idari yapılara doğası gereği sahip olamayan ve dış etkilere sonuna kadar açık bir cemaatin lideri yok olduğunda ne olacak?

Bu proje uzun bir fetret dönemiyle birlikte ayrışmaya mahkum.

Tayyip Bey, bence, büyük hatalar yaptı.

Ama, “milli” duruşunu asla bozmadı. Önemli olan da budur... Onu Abdullah Gül’den ayıran temel özellik de budur.

O hatalar telafi edilir... Ama Türkiye bu kadar “milli” bir aktörünü kaybederse yerine ne koyacağını iyi hesap etmek zorundadır.

Asker bunun farkında...


Altina imzamı atarım.
ABD de kazanamayan "Global Sermaye" Turkiye'de kaybetmeye mahkumdur.

ABD den bahsetmisken Bay Soros'un baskan adayi olan Bay Obama'nın son günlerde adının "Flip Flop Obama" ya ciktigini ve ucaginin "teknik bir ariza" yuzunden mecburi inis yaptiginida ekleyeyim.

Hiristiyan dunyasinda cok kullanilan bir söz vardır derlerki "düşmekte olan bir uçakta ateist bulamazsınız".



Alıntı:
hala ülkeler boyutunda yani bir alt boyutta kalmaya devam


Ben daima bu mücadelenin iki farkli felsesefenin mücadelesi oldugunu soylerim,oyle oldugu icin mucadele ulkelerin sınırlarinda durmamakta iclerinde de devam etmektedir,yani hırıstıyan dunyasi bu eksende bölünmüştür.

Alıntı:
ingilterenin inönüyü başa getirme oprasyonu olabileceği şeklinde. ama bilemiyorum. ümit bey kanaatini açıklasa çok sevinirim


"Milli Sef" in Almancası ne oluyor ,Almanca bilen biri bunu yazsa bende çok sevineceğim.Birde acaba von Papen gibi diplomat kisiliginin cok uzerinde bir kimlige sahip biri neden Ankara'ya yollanmistir ?.


Alıntı:
Değişim (belki de mecburen) çok ani oldu ve kültürel şokun faturası (belki de mecburen) asker-sivil bürokrasiye kesildi.


Tabii siz birisine fatura keserseniz onlarda size,birikmis faiziyle beraber,baska bir fatura keserler,bu fatura savaslarida sürer gider.

Alıntı:
Yukarıda bir yerlerde yazmıştım
Almanya


Yazdınız,ama yazdiğınızın benzerlerini "mainstream" basında görmek zordur,zira bu mücadelenin baş aktörlerinin her ikisi icinde perde gerisinde kalmak avantaj saglar,bu özelliklede daha "ürkütücü" bir tarihe sahip olan Almanya icin hayati önemdedir.


mursel1
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 04:02



Kazandibi
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 05:16

Alıntı:
2) Ergonekon Cetesi basliğı kilitlenmiş.


Bu konuda site denetçisi Selahattin'i destekliyorum, hatta kendisine özel mesaj atıp bu başlığı mümkün olduğunca (en azından konu soğuyuncaya ve detaylar belirginleşinceye kadar) kilitli tutmasını rica ettim, çünkü:

1) Devam eden bir dava sürecini en ufak şekilde "etkilemek" bile bir suçtur (en azından Türkiye'deki yasalar, bu konuda diğer ülkelerin yasalarına göre daha katı)

2) Basında muazzam bir kamplaşma ve "dezenformasyon" yarışı var. Sürekli yeni bilgiler/detaylar ortaya atılıyor, sonra resmi makamlar bunların "yalan, yanlış" olduklarını söylemek zorunda kalıyorlar.

3) Bu kamplaşma ve dezenformasyon yarışı ister istemez halkı da etkiliyor, "bölünmeye" sebep oluyor.

4) Bu bölünme ve kamplaşma, site üyelerinin birbirlerine kırıcı şeyler yazmalarına sebep oluyor.

5) Allah bilir savcılar ve emniyet teşkilatı bu siteyi de izliyorlardır, neme lazım, durup dururken hiçbir üyemizin başı derde girmesin (şahsım adına söyleyeyim ki, ne konuyla, ne de konunun taraflarıyla zerre kadar alakam yoktur. Ne olup bittiğini ben de bilmiyorum ve gelişmeleri "Türkiye'nin geleceği ve güvenliği adına" herkes gibi ben de endişe ile izliyorum.)

* Bence en iyisi "konu tamamen soğuyuncaya ve detayları belirginleşinceye kadar" kilitli kalsın. Herkes için en iyisi budur, çünkü "freedom of speech" ve "rule of law" konularında henüz "emekleme çağında" olduğu aşikar olan bir ülkede kimsenin başı derde girsin istemem.




Bu arada Bekir Coşkun tarafından yazılmış, ancak "detaylı bilgilerin" yakın dostu Emin Çölaşan tarafından sağlandığını düşündüğüm (çünkü Bekir Coşkun'un tarzı değil) ilginç bir yazı:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9401795.asp?y ...p;sz=18118

Gerçek mi yoksa dezenformasyon mu, bilemeyeceğim. Ben "taraf" değilim ve bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, okuyup değerlendirme kararını da size bırakıyorum.

Mehmet Yılmaz'ın aynı konudaki yazısı:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9401801.asp?y ...p;sz=89190

Dediğim gibi: "Bilmiyorum" ve muhtemelen siz de bilmiyorsunuz. Peki "bilenler nasıl biliyorlar", onu da bilemeyeceğim. Beni ilgilendiren tek şey Türkiye'nin huzuru, "rule of law" devleti olması, "freedom of speech"'in korunması; yani kısacası, bir gün "muasır medeniyetler seviyesindeki bir ülkenin vatandaşı olmanın" rahatlığına kavuşabilmek.



Alıntı:
Türkiye'nin gelişimi batıdan biraz farklı oldu. Batının gelişmesi 300 yıl aldı. Uzun bir maratondu. Rönesans ve reformu kaçırmış, matbaayı batıdan 300 yıl gecikmeli almış, sanayileşememiş, burjuvalaşamamış, 20. asrın başında 17. asır haliyle duran Türkiye'nin "normal" yollarla gelişmesi düşünülemezdi. Maraton değil sprint atmak gerekiyordu ve o sprintin itici gücü de asker-sivil bürokrasiydi. (Bir yerde yanılıyorsam doğrusunu söylemekten çekinmeyiniz.)
Değişim (belki de mecburen) çok ani oldu ve kültürel şokun faturası (belki de mecburen) asker-sivil bürokrasiye kesildi.


Her kelimesi ile doğru bir tespit



sayfa 32
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET