1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 32  |
 |
mursel1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 03:03
Türkiyede neden güç odakları ile muhafazakarlar hep birbirine karşı?Sakın bu iki grup içindeki aynı kardeşlik örgütüne üye kişiler böyle istiyor olmasın?Tıpkı güç ile global sermayeyi yönetiyor dediğiniz ülkeleri yönlendirenlerin aynı kardeşlik örgütüne üye olmaları gibi ...
Hala dünyadaki işleyiş mekanizmasını ülkelere bağlıyorsunuz.Ülkeler etkilidir ama onları etkili kılan oluşturulduğu birimlerdir.Evrende bu kural hep geçerlidir .Aynı birimler farklı kombinasyon ve permütasyonlarla oluşturdukları grupların fonksiyonlarını farklı kılarlar.Ama sonuçta farklı etkiler hep birbirini nötürleştirir ve bir homeostazis oluşturur.Zaten dünyadaki etkili olmaya çalışan negatif şeytani irade bunu taklit etmektedir.Birimlerin birbirine ters etkili olmasını sağlayarak dünyayı yönetmeye ve kendi çıkarları doğrultusuna kullanmaya çalışmaktadır ki işte tam burada kendi felsefesi ile kendini vurmaktadır , çünkü bir üst boyuta göre ; kendi negatif şeytani iradesine ters pozitif nurani iradeyi unutmaktadır.
|
 |
alimemo
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 13:22
| Ümit Ağabey demiş ki: |
| Oysa Turkiye'de taa vaka-i Hayriye'den beri bu iki grup birakin birbirini desteklemeyi,birbirinin gırtlağına sarılmaktadırlar, |
| alimemo demiş ki: |
| Tarih bilgim eksik. Ama askerden başka her şeye benzeyen yeniçeriler kaldırılmasa daha mı iyi olacaktı? |
| Ümit Ağabey demiş ki: |
| Ama guc ve Global sermaye konusuna gelince Turkiye'de yuzyillardir bu konuda bir "anomali" olduğu muhakkaktir,soyleki dunyanin Turkiye haric hicbir ulkesinde güç odakları ile kendilerini "muhafazakar" addeten kesimler catisma halinde degildirler,aksine birbirlerini desteklerler,acikca destek vermediklerinde bile yakin duruş sergilerler. |
Türkiye'nin gelişimi batıdan biraz farklı oldu. Batının gelişmesi 300 yıl aldı. Uzun bir maratondu. Rönesans ve reformu kaçırmış, matbaayı batıdan 300 yıl gecikmeli almış, sanayileşememiş, burjuvalaşamamış, 20. asrın başında 17. asır haliyle duran Türkiye'nin "normal" yollarla gelişmesi düşünülemezdi. Maraton değil sprint atmak gerekiyordu ve o sprintin itici gücü de asker-sivil bürokrasiydi. (Bir yerde yanılıyorsam doğrusunu söylemekten çekinmeyiniz.)
Değişim (belki de mecburen) çok ani oldu ve kültürel şokun faturası (belki de mecburen) asker-sivil bürokrasiye kesildi.
Bu mesaja aslında aşağıdaki haberle başlayacaktım ama yukarıdaki mesajları okuyunca ben de bir iki cümle katkıda bulunayım diyerek yukarıdaki cümleleri yazdım.
| Yahoo Haber demiş ki: |
| USA wollen Russland bei Raketenabwehr als "gleichen Partner" |
ABD Rusya'yı misil savunma sisteminde "müsavi ortak" olarak görmek istiyormuş. Bu da asıl düşmanın kim olduğunu aşağı yukarı gösteriyor.
| Alıntı: |
| Russland sieht in den Plänen der USA, in Tschechien und Polen einen Raketenschild zu errichten, eine Bedrohung der eigenen Sicherheit. |
Ama tabii Rusya ABD'nin Çek Cumhuriyeti ile Polonya'yı kalkan kapsamına almasından pek hoşnut değil. Mesafeli duruyor.
|
 |
teoman1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 15:15
cevaplara cevap
ümit1 beyin yazdıkları benim için çok açıklayıcı oldu. minnetarım. zamanında demirelde "bu konuları açmayın, 100 sene sonra belki" demiş.
ben bu işte bir iş olduğunu ortaokulda anladım. askeri olarak hesap tutmuyor. söylenenlerle görülenler tutmuyor. ayrıntılarını zaman içinde ordan burdan, aynen burada ümit beyden olduğu gibi, çıkardım ve devam ediyorum. en son rıza nurun sansürsüz anılarını buldum. okuyan varsa yorumlarını merak ediyorum. ama anlatılanlar şok edici haberiniz ola.
ümit beyi dinleyelim ve bu mevzuyu daha fazla kaşımayalım. ben kafasını karıştırdığım herezden özür dilerim.
özetle: "mavzer çok sıkı bir silahtır, gemi de batırır, donanma da kaçırır"
|
 |
mursel1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 15:44
Bu söyledikleriniz benim söylediklerime cevap değil.
hala ülkeler boyutunda yani bir alt boyutta kalmaya devam
|
 |
teoman1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 16:33
dayanamayıp azıcık daha eşeliycem
ümit bey beni bağışlasın, dayanmak mümkün değil.
bu donanma işi bence bu günkü durumumuz için de önemli. bu günkü bir çok kafa karışıklığının cevabı ingilizlerin o donanmayı nasıl olupta marmara ve boğazlardan çektiğinde gizli.
hatta atatürkün meşhur lafı geldikleri gibi giderleri ben hep tersten okudum. aynen geldikleri gibi, yine tek silah atmadan gizli bir anlaşmayla gittiler. karşılığında biz bütün geçmişimizden ve iddiamızdan vazgeçtik. hani bana sorsanız lozan bize bir ülke verdi ama türk tarihinde yapılmış en acı anlaşmadır. türk tarihinde son 80 yıldaki gibi emperyal dünya vizyonunun olmadığı başka hiç bir dönem yoktur. beni sakallı bir zatta sanmayın. sadece gördüğümü söylüyorum ve içim yanıyor.
atatürkün fulminan hepatitten öldüğü, daha doğrusu öldürüldüğü de kanımca doğrudur. atatürkü dedem ölmeden 6 ay önce eskişehirde görmüş. bende ses kaydı var aynen şöyle anlatıyor:
"atatürk geliyor dediler. hataya gidiyor, o zaman fransızlarda hatay. en yakından gördüm zamanında. ordu evinde bize (genç havacı subaylara) çocuklar müstefi olmuş bir millettir fransızlar. biz kararlıyız. ne diyorsunuz. yaşaa .... aferin. büyük adamdı atatürk. " dedem bu olayın etkisini 50 sene sonra böyle hatıtrlıyorsa bilinki atatürk alkolik sirozdan ölmüş olamaz. alkolik siroz feci bir ensefalopati yapar ve hasta karaciğer iflasıyla beraber bir tür zehirlenmeye girer. resmen delirir. alkolden çok farklı bir saçmalama haline psikoza girer. atatürk aniden gelişen muhtmel bir zehirlenmeyle ölmüş, bu çok belli. o dönem ikinci dünya savaşının başlangıç günleri, benim kanaatim ingilterenin inönüyü başa getirme oprasyonu olabileceği şeklinde. ama bilemiyorum. ümit bey kanaatini açıklasa çok sevinirim.
katılmadığım bir konu çanakkalenin türk aydın ksimini yok etmek için yapılmış bir operasyon olduğu. bu doğru değil. çanakkale gerçek bir savaş ve ingiltere ciddi olarak bu savaşın uzamayacağını düşünerek geliyor. savaşı uzatan ise alman komuta kadrosu ve liman paşa. savunmayı kıyıdan geri çektirerek bir siper savaşı yaratıyorlar. 8 saat sürmeyecek savaş 8 ayda zor bitiyor ve gerçek bir kıyım oluyor. bu da çok bariz bir alman planı.
|
 |
mursel1
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2008, 16:38
Ben gerçek bir savaş değil demedim.Çanakkale savaşı gerçek bir savaş , Müttefikleri yönlendiren irade biliyorduki müslüman türkler kahramanca savaşır ve vatanının bir karış toprağını vermez ama canını verir zaten buda benim teorimi doğruluyor.
İnönünün eşinin kim olduğuna bakarsanız Aatatürkü öldürtüp niye inönü yü başa geçirdiklerini anlarsınız.
|
 |
teoman1
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 00:34
çanakkale
sayın mursel, bana çanakkale hakkondakü görüşünüzü tam yazar mısınız. aslında bu bir model içinde anlamlı olur. bütün 1.dünya savaşı dönemini bir model içine nasıl oturtuyorsunuz.
bu bir çok insana ne var eski hikayeler gibi geliyor. halbuki bu gün olan bitenle bence bire bir alakalı. o günlerde ne olduysa bu gün de onun devamı oluyor.
ben bu çanakkale savaşına takıntılı bir insanım. oraları çok gezerim, okurum. yıllardır böyle. benim gördüğüm hep ingilizlerin tek seferde halledebileceklerine inandıkları bir savaş olduğu. işin uzaması onlar açısından tamamen hesaplamadıkları bir sürpriz.
konu açılmışken, kannatim odur ki boğazı gemilerle geçme fikri tarihte yapılmış en garip planlardan birisi. eğer başarılı olsalardı bu gemiler marmarada hapis kalacaktı. istanbul boğazını geçmeleri neredeyse imkansızdı, geri dönmeleri keza son derce riskli olacaktı. marmarada onları yavuz zırhlısı gibi o dönemin en büyük gemisi de bekliyordu. bu hep merak ettiğim bir konudur geçseler ne olacaktı. muhtemelen istanbulu topa tutacaklardı ama marmarada balık tutarak karınlarını doyurmak zorunda kalacaklardı.
bir diğer konuda boğazın "S" şeklindeki kiltbahir noktası. bu öyle bir noktaki boğaz iki kere 90 derce kırılıyor. bir şekilde bu hattı geçen gemiler artık geriden görülmeyecek bir noktaya gelecekler. bu feci bir tuzak olarak kullanılabilirdi. tam boğaz girişinde donanmaya modası geçmiş toplarla intihar saldırısı yapmak yerine bu kilitbahir uzağında ki noktada aynı toplarla yakın mesafeden bir facia yaratılamazmıydı diye hep düşünmüşümdür.
görüşlerinizi bekliyorum
|
 |
umit1
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 00:36
Simdi ilk önce meşhur ve dehteşetengiz "Ergenekon Cetesi" ile baslayalım.Cunki:
1) Bu olay Dunyadaki "Güç" ve "Global Sermaye" mucadelesinin cok küçükde olsa bir parçası
2) Ergonekon Cetesi basliğı kilitlenmiş.
Bakın bugün Serdar Akinanin ilginç bir yorumu var bu konuda.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=123202,10,156
| Alıntı: |
| Beklenmedik sona doğru mu? |
| Alıntı: |
Savaş, kaybetmeye mahkum “Küresel sermaye”nin karanlık lordları ile yeniden yükselen “ulus-devlet”ler arasında yeni bir evreye giriyor.
ABD’de gücü tekrar eline geçiren belli odakların da, önümüzdeki süreçte, Erdoğan’dan yana ve askerden yana tavır aldığını düşünüyorum.
Bu anlamda Soros bağlantılı, AB bağlantılı liberallerin, cemaatçilerin uzun ömürlü olamayacağını düşünüyorum.
Neden mi?
Şundan...
Şemdinli’den bu yana yaşanan süreçte TSK’yı yıpratan tüm yayınlar tek bir odaktan yapıldı.
Bu odak her ne kadar bu süreçte çeşitlilik arz etse de muhtevadan ve üsluptan ötürü rengini dekode etti.
Şimdi Taraf gazetesi ne kadar “bağımsızız” dese de “küresel sermaye”den yana, cemaat istihbaratının beslediği bir odak olmanın ötesine geçemedi. Mesela finansal kaynaklarının ne olduğuna asla yanıt vermiyorlar.
Peki, cemaat bu servisi, dış yardım ve talimatla yapmasına karşın “hedef”inin bunu anlamayacağı gibi bir aymazlık içinde olabilir mi?
İmkansız.
Özünde analitik bir yapı barındırmayan, muhalefet kültürünü içselleştirememiş, şeffaf mali ve idari yapılara doğası gereği sahip olamayan ve dış etkilere sonuna kadar açık bir cemaatin lideri yok olduğunda ne olacak?
Bu proje uzun bir fetret dönemiyle birlikte ayrışmaya mahkum.
Tayyip Bey, bence, büyük hatalar yaptı.
Ama, “milli” duruşunu asla bozmadı. Önemli olan da budur... Onu Abdullah Gül’den ayıran temel özellik de budur.
O hatalar telafi edilir... Ama Türkiye bu kadar “milli” bir aktörünü kaybederse yerine ne koyacağını iyi hesap etmek zorundadır.
Asker bunun farkında...
|
Altina imzamı atarım.
ABD de kazanamayan "Global Sermaye" Turkiye'de kaybetmeye mahkumdur.
ABD den bahsetmisken Bay Soros'un baskan adayi olan Bay Obama'nın son günlerde adının "Flip Flop Obama" ya ciktigini ve ucaginin "teknik bir ariza" yuzunden mecburi inis yaptiginida ekleyeyim.
Hiristiyan dunyasinda cok kullanilan bir söz vardır derlerki "düşmekte olan bir uçakta ateist bulamazsınız".
| Alıntı: |
| hala ülkeler boyutunda yani bir alt boyutta kalmaya devam |
Ben daima bu mücadelenin iki farkli felsesefenin mücadelesi oldugunu soylerim,oyle oldugu icin mucadele ulkelerin sınırlarinda durmamakta iclerinde de devam etmektedir,yani hırıstıyan dunyasi bu eksende bölünmüştür.
| Alıntı: |
| ingilterenin inönüyü başa getirme oprasyonu olabileceği şeklinde. ama bilemiyorum. ümit bey kanaatini açıklasa çok sevinirim |
"Milli Sef" in Almancası ne oluyor ,Almanca bilen biri bunu yazsa bende çok sevineceğim.Birde acaba von Papen gibi diplomat kisiliginin cok uzerinde bir kimlige sahip biri neden Ankara'ya yollanmistir ?.
| Alıntı: |
Değişim (belki de mecburen) çok ani oldu ve kültürel şokun faturası (belki de mecburen) asker-sivil bürokrasiye kesildi.
|
Tabii siz birisine fatura keserseniz onlarda size,birikmis faiziyle beraber,baska bir fatura keserler,bu fatura savaslarida sürer gider.
| Alıntı: |
Yukarıda bir yerlerde yazmıştım
Almanya
|
Yazdınız,ama yazdiğınızın benzerlerini "mainstream" basında görmek zordur,zira bu mücadelenin baş aktörlerinin her ikisi icinde perde gerisinde kalmak avantaj saglar,bu özelliklede daha "ürkütücü" bir tarihe sahip olan Almanya icin hayati önemdedir.
|
 |
mursel1
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 04:02
Çanakkale savaşı bir çok sonuçları olmuş bir savaştır.Dediğniz gibi bu savaşta kurtuluş savaşında verdiğimiz zaiyattan daha fazlasıını verdik.
Osmanlı devletinde modern anlamda devlet idari bürakrasisine ve askeriye ye eleman yetiştiren okullar abdülhamid devresinde açılmıştır.İşte bu okullarda yetişen modern müslüman türk genç nesli özellikle çanakkale savaşında kaybettik.Yeni kurulan cumhuriyette daha sonrasında yararlanamadık.Onların yerine avrupada eğitim görmüş malum kardeşlik örgütlerinin eline geçmiş müslüman türk görünen!!! bir nesile idari ve askeri mekanizmayı teslim ettik.Nobel verilen malum yazar da zaten bunu abileri karşısında itiraf etti.Bu durum bence sağlıksız şu sonuçları doğurdu:
-Ülkeyi bu halkın çoğunluğunun fikirlerini anladığında hiç bir zaman sempati ile bakmayacağı kişilere emanet ettik(baştakilerden bahsetmiyorum ... mekanizmayı işleten çarkı oluşturan sivil ve askeri bürokrasiden bahsediyorum.).Çünkü halk ile duygusalbütünleşme sağlayacak yetişmiş elemanları savaşlarda kaybettik.
- Halkın inançsal ve duygusal yapısını tanımayan ve bunu küçümseyerek halkı kendi istediği gibi yönlendirmeye çalışan bu sivil ve askeri bürorasi sayesinde halkın inançsal ve duygusal dinamikleri tepkisel olması nedeni ile yozlaştı.Buda fay hatlarını oluşturdu.
|
 |
Kazandibi
15 yıl önce - Prş 10 Tem 2008, 05:16
| Alıntı: |
2) Ergonekon Cetesi basliğı kilitlenmiş.  |
Bu konuda site denetçisi Selahattin'i destekliyorum, hatta kendisine özel mesaj atıp bu başlığı mümkün olduğunca (en azından konu soğuyuncaya ve detaylar belirginleşinceye kadar) kilitli tutmasını rica ettim, çünkü:
1) Devam eden bir dava sürecini en ufak şekilde "etkilemek" bile bir suçtur (en azından Türkiye'deki yasalar, bu konuda diğer ülkelerin yasalarına göre daha katı)
2) Basında muazzam bir kamplaşma ve "dezenformasyon" yarışı var. Sürekli yeni bilgiler/detaylar ortaya atılıyor, sonra resmi makamlar bunların "yalan, yanlış" olduklarını söylemek zorunda kalıyorlar.
3) Bu kamplaşma ve dezenformasyon yarışı ister istemez halkı da etkiliyor, "bölünmeye" sebep oluyor.
4) Bu bölünme ve kamplaşma, site üyelerinin birbirlerine kırıcı şeyler yazmalarına sebep oluyor.
5) Allah bilir savcılar ve emniyet teşkilatı bu siteyi de izliyorlardır, neme lazım, durup dururken hiçbir üyemizin başı derde girmesin (şahsım adına söyleyeyim ki, ne konuyla, ne de konunun taraflarıyla zerre kadar alakam yoktur. Ne olup bittiğini ben de bilmiyorum ve gelişmeleri "Türkiye'nin geleceği ve güvenliği adına" herkes gibi ben de endişe ile izliyorum.)
* Bence en iyisi "konu tamamen soğuyuncaya ve detayları belirginleşinceye kadar" kilitli kalsın. Herkes için en iyisi budur, çünkü "freedom of speech" ve "rule of law" konularında henüz "emekleme çağında" olduğu aşikar olan bir ülkede kimsenin başı derde girsin istemem.
Bu arada Bekir Coşkun tarafından yazılmış, ancak "detaylı bilgilerin" yakın dostu Emin Çölaşan tarafından sağlandığını düşündüğüm (çünkü Bekir Coşkun'un tarzı değil) ilginç bir yazı:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9401795.asp?y ...p;sz=18118
Gerçek mi yoksa dezenformasyon mu, bilemeyeceğim. Ben "taraf" değilim ve bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, okuyup değerlendirme kararını da size bırakıyorum.
Mehmet Yılmaz'ın aynı konudaki yazısı:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9401801.asp?y ...p;sz=89190
Dediğim gibi: "Bilmiyorum" ve muhtemelen siz de bilmiyorsunuz. Peki "bilenler nasıl biliyorlar", onu da bilemeyeceğim. Beni ilgilendiren tek şey Türkiye'nin huzuru, "rule of law" devleti olması, "freedom of speech"'in korunması; yani kısacası, bir gün "muasır medeniyetler seviyesindeki bir ülkenin vatandaşı olmanın" rahatlığına kavuşabilmek.
| Alıntı: |
Türkiye'nin gelişimi batıdan biraz farklı oldu. Batının gelişmesi 300 yıl aldı. Uzun bir maratondu. Rönesans ve reformu kaçırmış, matbaayı batıdan 300 yıl gecikmeli almış, sanayileşememiş, burjuvalaşamamış, 20. asrın başında 17. asır haliyle duran Türkiye'nin "normal" yollarla gelişmesi düşünülemezdi. Maraton değil sprint atmak gerekiyordu ve o sprintin itici gücü de asker-sivil bürokrasiydi. (Bir yerde yanılıyorsam doğrusunu söylemekten çekinmeyiniz.)
Değişim (belki de mecburen) çok ani oldu ve kültürel şokun faturası (belki de mecburen) asker-sivil bürokrasiye kesildi. |
Her kelimesi ile doğru bir tespit 
|
 |
sayfa 32  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|