Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 252
Uğur1
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 00:36

Alıntı:
Bakan Yıldırım 59. Karayolları Bölge Müdürleri Toplantısı’na Katıldı… (13.04.2009)
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Körfez Geçişi ve Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu Projesi ihalesinde iki konsorsiyumun teklif vermesinin, ''Türkiye'nin hala uzun vadeli yatırım için en güvenilir yer olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya çıkardığını'' belirtti.
59. Karayolları Bölge Müdürleri toplantısı, Karayolları Genel Müdürlüğünde düzenlenen törenle başladı. Türkiye'de karayollarının tarihçesinin anlatıldığı törene, eski bakanlar, bürokratlar, bölge müdürleri ve inşaat sektörü yöneticileri katıldı.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, karayollarının kurulduğu yıldan bu yana vatandaşların ulaşımını sağlamayı hedeflediğini, ancak bugün bu hedefin kaliteli ve güvenilir yol yapımına dönüştüğünü söyledi.

Hükümetleri döneminde Türkiye'de toplam 9 bin 600 kilometre bölünmüş yol yapıldığını anlatan Yıldırım, Türkiye'nin 79 yıllık tarihindeyse toplam 6 bin 100 kilometrelik bölünmüş yol yapıldığını belirtti. Bu uzunluğu 15 bin kilometreye çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Yıldırım, bu yıl hedeflenen 4 bin kilometrelik yolun, 1200 kilometresinin valiliklerle işbirliği yapılarak hizmete sokulacağını kaydetti.

Karayollarına kaplama yapılmasının önemine değinen Yıldırım, bunun maliyetli ancak can güvenliği ve kalite açısından önemli olduğunu dile getirdi. Binali Yıldırım, bölünmüş yolların, ölümlü kaza oranlarını yüzde 85'e varan oranda azalttığını bildirdi.

''Bu sene de durmak yok yola devam'' diyen Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Yollar yapacağız. Ülkemizin tıkanan damarlarını açacağız. Bu sene Kuzey-Güney koridorlarına yoğunlaşacağız. Doğu-Batı koridorunda pek çok sorun aşıldı. Kalan sorunlar da kısa sürede çözüme kavuşturulur. İki denizi birbiriyle buluşturacağız, Kuzey-Güney arasına 4 koridor açacağız. Türkiye'yi hem kuzeyden güneye, hem doğudan batıya kavuşturacağız.''

Geçen yıl Kamu İhale Kanununda yapılan değişiklikle bu alandaki pek sorunun çözüme kavuştuğunu belirten Yıldırım, komisyonların artırılan yetkileriyle projeler için doğru karar alınmasının önünün açıldığını söyledi.

Bakanlığı bünyesindeki ihale komisyonlarına da seslenen Yıldırım, ''Arkadaşlar bu yetkileri kullanmakta cömert olsunlar. Ucuz olması şart değil. Yapılamayacak işe onay vermesinler. İşin içinden kim çıkacaksa ona versinler. Verecekleri her türlü doğru kararın arkasında olacağız'' diye konuştu.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Körfez Geçişi ve Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu ihalesine ilişkin olarak da şunları kaydetti: ''Kamu-özel sektör işbirliği, karayollarında Göcek'te gerçekleşmişti. Bu küçük bir örnekti. Daha büyüğü İstanbul-İzmit Körfez Geçişi'nin ihalesini yaptık. İki teklif geldi. Beni memnun eden, sevindiren şey, güzide Türk müteahhitlerin oluşturduğu iki konsorsiyum teklif verdi. Bakalım ne çıkacak. Tabii o tarafını şu anda bilmiyoruz. Ama 'Yandık, mahvolduk, küresel kriz bizi perişan etti' gibi lafların edildiği böyle ortamda, böylesine projeye iki teklifin gelmesi Türkiye'nin hala uzun vadeli yatırım için en güvenilir yer olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Türkiye'ye güvenen, yatırım yapan tüm girişimcilerimize şükranlarımı sunuyorum'' dedi.

Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan da her yıl geleneksel olarak düzenlenen bu toplantıların kurumun tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Yol yapımının en önemli altyapı yatırımlarından biri olduğunun bilinci içerisinde faaliyetlerini sürdürdüklerini anlatan Turhan, ekonomik ve güvenilir yol yapımını hedeflediklerini söyledi.

''Bir ülkedeki yollar, o ülkenin kalkınmışlık düzeyini gösterir'' diyen Turhan, endüstriyel faaliyetlerin çok kısıtlı olduğu ülkelerde dahi yol yapımının kalkınmışlığı etkilediğini ifade etti.

Türkiye'deki 64 bin kilometrelik yol ağının yaklaşık 50 bin kilometresinin sathi kaplama, 10 bin kilometresinin ise asfalt beton olduğunu anlatan Turhan, bu yıl 4 bin 257 kilometrelik yol yapımı planladıklarını ve bunları Yap-İşlet-Devret sistemiyle hayata geçireceklerini belirtti.


Bizim ordu sanırım bir yerlerde petol kuyusuna el koymuş olmalı, ya da petrol kotaları ile ilgili anlaşma yaptık heralde bazı ülkelerle..

Ya da 1 sene içinde tüketim karneye bağlanmak üzereyken dev otoyol projelerine imza atabilen bir Karayolları müdürlüğümüz var..

Hangisi olursa olsun Müthiş.. Hele 3.sü olursa ki büyük ihtimal, tarih kitaplarına geçeriz..

Valla biz Türk'üz, akıllanmak için tam gaz duvara çarpmamız şart bizim, ben bunu anladım..

Link


Selim_1120
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 00:37

Alıntı:
Menderesi asanlarla Özalı zehirleyenlerin


Menderes ile Özal global sermayenin isine ne geliyorlarsa yapmamislar midir? Sirf siyasal islama ve tarikatlara gösterdikleri yakinliklami nasil adam olduklari ölcülüyor. Karayollari seferberligi ugruna demiryolunun köküne kibrit suyu döken Menderes, "demiryolu gomünist isidir" diyen Özal. Haa birde Özal pkk hakkinda ne demisti: 3-5 capulcu, ugrasmaya degmez. O degilmiydi yarin öbür gün resmen ilan edilecek kürdanistani icin icin sevincle öngörüp Türk-Kürt federasyon tezlerini ortaya atan? En büyük mali ahlaksizliklar, hortumlar O'nun ve A..P'in zamaninda olmadi mi? Calismadan milyarder olanlar, devlet eliyle zengin edilenler, benim memurum isini bilirler.. Yapmayin Mürsel Bey sizin gibi dünya görüsü olan birisi icin; Hadi Menderes sadece amerikanciydi, ama Özal tahammül edilemez biri olmaliydi.

Öldürüldüyse arastirmak lazim, ama öldürülmüs olmasi onu kesinlikle aklamaz.

***

Alıntı:
Valla biz Türk'üz, akıllanmak için tam gaz duvara çarpmamız şart bizim, ben bunu anladım..


Valla biz sagci-mukaddessatciyiz, doga kurallarinin inanclarimizla celistigi noktada doga kurallarinin hep gaddarca ezerek gectigini ögrenmek icin tam gaz duvara çarpmamız şart bizim, ben de bunu anladım...

Yalniz yigidi öldürüp hakkini verelim, 50 senedir hicbir hükümet bu kadar genis rayli sistem projelerine girismedi. Beklentimiz, karayollari yatirim bütcesinin cok büyük bir kismini yolcu yogunlugu yüksek rayli sistem projelerine aktarmasi ve böyle daha hizli bitirilmesine sebep olmasidir.


En son Selim_1120 tarafından Sal 14 Nis 2009, 00:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


mursel1
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 00:45

Alıntı:
Yapmayin Mürsel Bey sizin gibi dünya görüsü olan birisi icin; Hadi Menderes sadece amerikanciydi, ama Özal tahammül edilemez biri olmaliydi.


Ben onları savunmadımki.Sadece onları öldürenlerin aynı çevreler olduğunu söyledim.

Alıntı:
Öldürüldüyse arastirmak lazim, ama öldürülmüs olmasi onu kesinlikle aklamaz.


Doğru.Ama insanları sevapları ve günahları ile birlikte değerlendirmeli.HA bu sözümden sevapları fazla vdediğimi algılamayın lütfen.


umit1
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 01:07

Alıntı:
Fakat kendisi bu konuda ne düşünüyor, bir sığınağı varmı ?

Tedbirleri varmı? Bizim bu düşüncelerimiz hakkında kendisi ne düşünüyor ?



http://www.guardian.co.uk/world/2009/apr/13/guns- ...a-virginia

Alıntı:
Americans stick to their guns as firearms sales surge


Gordugunuz gibi bendenizde ABD de hemen hemen herkezin yaptiğıni yapiyorum,su anda ABD ozel kisilerin elindeki atesli silahlarin sayisi 310 milyonu bulmuş durumda daha gecen yil 290 milyon civarinda idi,fabrikalar talebe yetisemiyor bu gunlerde,bunlarin yaklasik 1/3 u de assault weapon dedigimiz turde silahlar ve TSK veya Turk polisinin elindekilerden cok daha ustun vasifta.


http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1142687

Alıntı:
Gelelim Obaya verilen gorevin "paratoner" lik kismina yani dahili kismina.

http://www.wnd.com/index.php?fa=PAGE.view&pageId=90055

Alıntı:
Americans throw more than 40 tea parties
Citizens answer Rick Santelli's call, unite for nationwide protest


Bu sadece baslangıç,"Boston Tea Party" adiyla bilinen olayin neyin baslangici oldugunu hepimiz biliyoruz degil mi ?

Onemli olan "gercek Amerika" nin kizmasi,"Artik Yeter" demesidir,gerisi çorap sokugu gibi ve hizla gelir,"Yeter Artik" demesi icinde Akbabanin 3 gunu adli filmin meshur diyalogunda soylenenlerin gerceklesmesi gerekir,su anda onlar gerceklestrilmeye calisilmaktadir.

Onun icin 2012 den sonra ABD de kalmak isteyenlerin AR-15 veya M-16 satin almalarini oneriyorum en iyi yatirim olarak..

http://www.gunbroker.com/Auction/ViewItem.asp?Ite ...=123951421



Bu bahsettigim "Tea Party" leri bugun nobel odullu unlu ekonomistimiz Global Sermaye basinin amiral gemisindeki makalesine tasimiş:

http://www.nytimes.com/2009/04/13/opinion/13krugman.html

Alıntı:
Tea Parties Forever


Krugman hocanin bundan bahsetmek zorunda kalmasi artik mızrağın çuvala sığmamaya başladiginin bir gostergesidir.

ABD deki "sivil toplum" ile Turkiye'deki "sivil toplum" arasindaki en büyük fark ABD deki sivil toplumun dişine tirnagina kadar ağır bir sekilde "silahlanmis" bir sivil toplum olmasidir.

Cunki ABD anayasasinin 1.maddesi (Amendment) fikir özgürlugunu,bunun hemen ardindan gelen 2.maddesi ise silah bulundurma özgürlüğünü garanti eder.

Türkiyede fikir özgurlugunu savunanlar ABD anayasinin 1.maddesini ornek olarak gösterirler daima ,ama her nedense ayni anayasanin 2.maddesinden hic mi hic bahsetmezler.

Ve boyle yaparakda gerçek niyetlerini belli ederler.

Cogunuzun hosuna gitmeyecek ama madem gercekleri soylememi istiyorsunuz soyliyeyim,Turk toplumu bugun buyuk olcude bir "hanimevladi" ve rantiye bir toplum haline donusmustur,"erkek millet" olmakla,o ne demekse,ovunuruz ama söyle bir etrafimiza bakarsak erkeklerimizin cogunun ana kuzusu tarifine uyduklarini goruruz.

Bu soylediklerim ozellikle kendilerini toplumun elitleri olarak addeden kesim icin dogrudur.

Tabii basta elitleri bu durumda olan bir toplumun icine girdigimiz donemin firtinalarini az hasarla atlatabilmesi biraz zor olur kanimca.

Alıntı:
Türkiye'de, Globalciler ve Ulusalcılar olarak iki taraf yok mudur?


Benim görebildigim kadari ile Turkiyede "globalciler" ve "ulusalcilar" iki ayri taraf degil tek taraftir.

Alıntı:
Burada ulusalcılardan kastınız TSK mıdır, yoksa ulusalcı görünümlü küreselleşmeciler midir acaba?


Kimin kim oldugunu en iyi sekilde Cin ve Hindistan hakkinda ne dusunduklerine bakarak anlayabilirsiniz,yani Cin ve Hindistan ile iliskiler "Turnusol kagidi" dir bu donemde.


En son umit1 tarafından Sal 14 Nis 2009, 01:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


samipasazade
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 01:10



Uğur1
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 01:33

Alıntı:
im görebildigim kadari ile Turkiyede "globalciler" ve "ulusalcilar" iki ayri taraf degil tek taraftir.


Burada ulusalcılardan kastınız TSK mıdır, yoksa ulusalcı görünümlü küreselleşmeciler midir acaba?

Eğer 2. durumsa bu ergenekon davasının seyri çok değişmiş oluyor..


Selim_1120
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 01:43

Alıntı:
Cogunuzun hosuna gitmeyecek ama madem gercekleri soylememi istiyorsunuz soyliyeyim,Turk toplumu bugun buyuk olcude bir "hanimevladi" toplum haline donusmustur,"erkek millet" olmakla,o ne demekse,ovunuruz ama söyle bir etrafimiza bakarsak erkeklerimizin cogunun ana kuzusu tarifine uyduklarini goruruz.


12 Eylül'ün ezilen solun, balansi bozulan sag-sol dengesi(zligi)nin eseri.. "Ama evladim karisma, aman evladim düsünme, aman evladim okuma, aman evladim okuyupda anarsist mi olacaksin..." Yalan mi? Anneler babalar cocuklarini hep cocuk olarak görürler, ruhsal gelisimlerini engellemek, geciktirmek pahasina onlari korumak mecburiyetinde hissederler kendilerini. Zira biyolojiktir sebepleri, ama cocuklarin isyankar ve devrimci olmamasi na-biyolojiktir, sunidir. Bahsettigniz kastrasyon(hadimlastirma) en önce psikolojiktir, ve temeli okul ve ailede verilen egitimdir.

Bir tarafta bunlar, bir tarafta yol verme kavgasi yüzünde sokakta alnindan vurulan gencecik Türk cocuklari... Eee gercekten kafa göz patlatilacak konulari tartismayi yasak ederseniz, takim taraftarligi ve yol verme kavgalarinda bosalir bu enerjiler...

***

Alıntı:
Türkiye'de, Globalciler ve Ulusalcılar olarak iki taraf yok mudur?

Bunlar mücadele etmiyorlar mı?

Ben hiç bir dönemde ulusalcıları bu kadar güçsüz görmedim.

Globalcileri de bu kadar güçlü görmedim.

Ulusalcılar senelerdir dayak yiyorlar, bir karşılık veremiyorlar.


Türkiye'de tuhaf bir yer degistirmislik vardir, batinin ic dinamikleri bizde cogu zaman tersten isler. Bunun bir sebebi bence onlarin sanayilesmis ülkeler olmalari, bizim gelismekte sanayilesmeye calisan bir ülke olmamizdan kaynaklanir. Ümmetciligin milliyetcilik olarak yutturuldugu ülkemizde, gercek milliyetcilik nam-i diger ulusalcilik kendine birde sol demek zorunda kalan bir partinin istemeye istemeye sahiplendigi bir kavram olur. Gercekte Türkiye'de gercekten politik bilim anlaminda ulusalci-milliyetci bir parti yoktur. C... ile M zamanla kisirlastirilmis, C'nin hali ortadayken M..'nin icindeki Turancilik oyulmus, geriye bolbol ümmetcilik ve Türk-Islam sentezciligi kalmistir. Türkiye'de maalesef politik kültür eksikliginden dolayi ulusal cikarlari uzun vadeyi gectik en azindan orta vadede tespit edip savunmak TSK'ya kalmistir, ki o da ancak ABD ve NATO ile olan ittifakin giydirmis oldugu deli gömleginin izin verdigi kadar bu cikarlari savunabilmektedir. Su demokrasicilik mastürbasyonunun süre gittigi 8-10 senedir TSK iyice demokrasi kompleksine sokuldu, nitekim herhalde sivil hükümetine karsi hayati ulusal cikarlari savunmak zorunda kalan baska bir ordu yoktur dünya üzerinde. Eh onlarda halkin bu aymazligi karsisinda artik "ne haliniz varda görün" diyorlardir, Kibris mi ver gitsin, güneydogu mu ver gitsin, azerbaycanli kardeslerimiz mi sat gitsin... Niye? Halk öyle istiyor damokrasi var...

Su Azerbaycan-Ermenistan meselesinde bile benzer bir mesele mesela Fransa'da olsaydi, hükümetler devrilir, yeniden giyotinler kurulurdu. Bizim halktan tik yok.. Eh ama kasindik yani.

Tabii benim görüsüm baska yerlere gider. Ben de ordumuz gecmiste bu kadar ABD ve NATOcularin her dedigini yapmasaydi, özellikle Atatürkcü anti-emperyalis hareket olarak baslayan 60 Türksolu hareketini düsman görmeseydi, siyasi arenada hayati cikarlarimiza yönelen bu pervasiz hareketlere daha öngörülemez tepkiler veren bir kesimimiz olurdu. Hala anlasilamayan sey cünkü geri kalmis ülkelerde solun yani yenilik ve devrim getirmek isteyen dinamiklerin maddi esitlik saglanana kadar ayni ülkenin sagindan cok daha milliyetci olmak zorunda oldugudur. Neden? Ortada bir pasta olmali ki paylasim kavgasi verilebilsin. Pastanin olusamadigi yada olusur olusmaz disariya hortumlandigi ama hep mukaddesatciligi dillerinde düsürmeyen hükümetlerin basta oldugu bir ülkede samimi solcu mecburen en ulusalci kesim olmak zorundadir. Irkci mirkci ama Hüseyin N.Atsiz taa o zamanlarda, Türk milliyetciliginin örneklerine göre(mesela ingiliz, alman vs.) son derece "sathi" yani yüzeysel oldugunu belirtmisti. Zaman gösteriyor ki dogru söylemis.

***

Alıntı:
Benim görebildigim kadari ile Turkiyede "globalciler" ve "ulusalcilar" iki ayri taraf degil tek taraftir.


Güc'ün Türkiye'ye "deal" teklifinin parya ve kurbanlik koyun olarak survive etmesini icine sindiremeyenlerin bir kismi mecburen globalcilerin ekmegine yag sürecek olusumlara gitmis olabilirler. Sorun Türkiye'de ulusalciligin/milliyetciligin gercekte son derece bastirilmis olmasi, yoksa GS'nin Türkiye'ye yaptiklarini bal gibi bilen bu kesimden insanlar babalarinin hayrina GS kampinin bir takim söylemlerini benimsemiyorlar. Eger sag su ümmetcilik hastaligindan ve din kardesligi saplantisindan kurtulabilse hersey yerli yerine oturacak ama anti-komünist mücadelenin toplum mühendisligi ayaginin toksit atiklari kolay temizlenmiyor. Acik ve net: Benim de oy verecek bir British National Party'im olsun. Ama yok. Kimbilir belki Osman Pamukoglu'nun hareketi bir yerlere gelir, ama orada da hersey yine lidere bagli, kurumsallasma yok, ve paralari da yok yani...Zor dostum zor.


En son Selim_1120 tarafından Sal 14 Nis 2009, 01:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


samipasazade
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 01:46



mursel1
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 02:19

Alıntı:
Cogunuzun hosuna gitmeyecek ama madem gercekleri soylememi istiyorsunuz soyliyeyim,Turk toplumu bugun buyuk olcude bir "hanimevladi" ve rantiye bir toplum haline donusmustur,"erkek millet" olmakla,o ne demekse,ovunuruz ama söyle bir etrafimiza bakarsak erkeklerimizin cogunun ana kuzusu tarifine uyduklarini goruruz


Meşhur bir Hz Ali kahramanlığı anlatılır.Hz Ali çekmiş kılıcını tam bir müşriki öldürecekken karşısındaki müşrik Hz Ali ye tükürmüş ve Hz Ali ozaman onu öldürmekten vazgeçerek , evvelce seni Allah için öldürecektim ama şu anda tükürmenle bu nefis için oldu der ve müşriki salıverir. .Bilmem anlatabildimmi ümit bey...


Alıntı:
Ümmetciligin milliyetcilik olarak yutturuldugu ülkemizde


Selim kardeş tüm islam , osmanlı ve selçuklu hinterlandını içeren büyük Türkiye kurulduğunda bu söylediğiniz batı kökenli bizi bölmeye ve tez-antitez üretmeye yönelik kavramlar çöp tenekesini boylayacaktır.


Alıntı:
Eger sag su ümmetcilik hastaligindan ve din kardesligi saplantisindan kurtulabilse hersey yerli yerine oturacak ama anti-komünist mücadelenin toplum mühendisligi ayaginin toksit atiklari kolay temizlenmiyor.



Selim bey yine batı argümanları ile düşünüyorsun.İslam kardeşliği ;dünyada daha siyonizm islam dünyasını ve türkleri bölen tez ve antitezleri ortaya atmadanda vardı.Yani bu topraklar türklüğü ve islamı birbirinden ayırmıyordu.Neymiş efendim ümmetçilikmiş,milliyetçilikmiş , komünizmmiş, liberalizimmiş, sosyal devletmiş, liberal ekonomiymiş, bırakın kardeşim bu tez-antitez mantığına sahip oryantalist modern sömürgecilerin ekmeğine yağ sürmeyi.Atatürkçülük diye de Atatürkü zehirleyen sabetaycıların uydurmalarını bize yutturmayın lütfen.Atatürkün gizlenen vasiyeti çıksın göreceğim ben o sahte Atatürkçüleri.Bu ülkeyi müslüman Anadolu halkı(Türk-Kürt-.......) Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurtardı ve onlar egemenlik hakkını kullanacaktır.Sabetaycı türk ve yahudi kürtlerin o malum iki terör örgütünü nasıl yönlendirdiğini bu millet er yada geç öğrenecektir.

Bakalım ozaman o CFR üyesi ada sahibi ne yapacak göreceğiz.

Belki akıllanırda ümit beyin dediği gerçek sanayici ve işadamı gibi ülkeye hizmet eder ama nafile.

Atatürkü kimin zehirleyip öldürdüğünüde, bu millete ölmeden önce neyi vasiyet ettiğini de bu halk yakında öğrenecektir.

Hristiyanların 2000 yıldır incil diye pagan roma-kabalizm karışımı bir kitabın kendilerine yutturulduğunu öğreneceği gibi.

Bu halkı bölemezler.
Bu halkı islamdan ve köklerinden uzaklaştıramazlar.

hristiyanların gerçek Hz İsayı öğrenmelerini engelleyemezler.


MUHAFAZAKARIM DEYİPTE AMERİKANCILIK YAPANLARIN KİM OLDUĞUNUDA BU HALK BİLMEKTEDİR.

Müslümanım deyipte şeriat isterük deyip provakasyon yapan ve güya laik yandaşlarına ortam hazırlayanlarıda bu millet iyi teşhis etmiştir merak etmeyin.

Laik Atatürkçüyüm deyipte Atatürkü zehirleyenleri ve onun adını ve ismini kirletenleri tanıdığı gibi.

Kabalist ilüzyon ancak karşıtlıkların birlikteliği ile yürüyebilir bunu unutmayın.Hegelin tez -antitez felsefesi ancak bu şekilde icra edilebilir.


Bu ülkede masonların , oryantalistlerin , sabetaycıların ve bunların ağababaları judeo-anglo-sakso-germen matruşka elitinin satılık bilim adamlarının uydurduğu kavramlarla değil KURANİ kavramlarla düşünen bir halk çoğunluğu vardır.Bu kavramlar ile düşünmeyenler bu halk içinde barış içinde yaşayabilir ama nifak sokmaya dış güçlerle işbirliği yapıp balon kavramlar üretip halkı bölmeye kalkarlarsa bazı şeyleri göze almış olmaları gerekir.

Olay bukadar basittir lamı cimi yoktur.

Artık tüm dünyayı saran kabala şeytani büyüsü bozulmuştur.Bafometin emrindekiler onun yanına yollanacaktır.


Selim_1120
14 yıl önce - Sal 14 Nis 2009, 13:53

Alıntı:
Bu kavramlar ile düşünmeyenler bu halk içinde barış içinde yaşayabilir ama nifak sokmaya dış güçlerle işbirliği yapıp balon kavramlar üretip halkı bölmeye kalkarlarsa bazı şeyleri göze almış olmaları gerekir.


Yazdiklarinizin anayasal suc olmaktan öte Sn. Erbakan'in "kanlimi olacak kansizmi" söylemine cok benzedigini biliyorsunuz degil mi? Mason ajanligin, mandaciligin, global sermayeciligin, asiri tüketimciligin panzehiri islamci teokrasi degildir. Cünkü teokratik devlet (yeterince) bilim, teknoloji ve dolaysiyla maddi mutluluk üretemez. Halkin büyük bir kismi ise (daha) kafayi üsütmediginden dolayi azami insani ihtiyaclarinin karsilanmasini tercih eder. Yaniliyorsunuz Mürsel Bey, eger bu ülkede laiklik gercekten uygulanmis olsaydi, kurani terimlerle düsündügünü söylediginiz büyük halk kitlelerinin müsbet bilimsel ve maddi düsünce ile mistik-teokratik düsünce arasinda secim ve sentez firsati olacakti. Olmadi, anti-komünist mücadele esnasinda kitleler sola yönelince panikleyen devlet bunu engellemek icin gizli dinci bir sistem getirdi, özellikle 80 sonrasinda. Maddi bilimsel ilericilik ile milliyetciligin siyaset yelpazesindeki suni ayriminin ve Atatürk'ün pratikte uyguladigi bu dogal simbiyozun Türkiye'de 45' sonrasinda kalkmasinin tek nedeni 2. dünya savasi sonrasinda uluslararasici sistem ile getirilen hegemonyal komünist olmayan ülkeler arasinda soguk baris sistemidir. Yani (gercek) milliyetci olmaya ancak ensesi kalin ülkelerin izni vardi. Bugün de ayni siyasal yapiyi görüyorum ben... Monoblok ve üzerinde anlasilmis bir milliyetciligi ve milli cikar algilamasi olmayan ülkelerin ise giderek baskalarinin stratejik projelerine alet olmalari cok dogaldir. Bati ülkelerinde de yer yer milliyetcilik din ile ic icedir; Mesela alman CDU/CSU. Yalniz almanlar son derece maddeci ve pragmatik insanlar olduklarindan ve orta cagin sonlarina dogru akillarini peynir ekmekle yemegi biraktiklari icin, dini amac degil arac olarak görürler. Alman milliyetciliginin devlet propagandasi olmadan ortaya cikisi ise Fransiz milliyetcisi Napolyon'un alman prensliklerini isgal etmesiyle ortaya cikmistir. Bazi iddialarin aksine, basta bir ingiliz komplosu bile olsa Fransiz devriminin kendi dinamiklerini yaratarak bir bumerang gibi sonunda Ingiltere'ye patladigini unutmamak gerekir. Tipki Lenin'i Rus carina karsi carlik Rusya'sina gönderen Almanya'nin Ümit Bey'in deyimiyle "tarihi bir yol kazasi"na yol acmasi gibi; Ama ne yol kazasi breh breh!

Velakin Türkiye'mizde insanlarin cogu hicbir zaman dünya görüslerini secme sansina sahip olamamislardir. Secme hakki, cesitli dünya görüsleri ve hayat tarzlari arasinda muhakeme firsati olan 100 kadindan kaci miras, toplumsal hayata katilim, hukuksal statü, es secimi vb. gibi kisinin kendisini dogrudan dogruya ilgilendiren konularda 3. sinif olmayi tercih ederdi? Kac genc sofu bir hayati meslek egitimiyle temellendirilmis kendini bu dünyada gerceklestirmeyi gercekci bir sekilde vaad eden bir hayata tercih ederdi? Hem Evrenci okul, hem aile üzerinde tatli dille olsun, sertlikle olsun baski kuran cesitli sosyal baskilar, örgütlü cemaat calismalari nedeniyle bircok genc hicbir secme sansina sahip degildir. "Hür irade"den dem vurmak cok kirilgan bir konseptir Mürsel Bey, siz de biliyorsunuz bunu...

*+*+*

Ümit Bey, nitekim maalesef bu konuda yanildiginizi iddia etmek durumundayim: Türkiye'de "güc"ü kimin temsil edecegi kavgasi da verilmektedir. Müsbet ilimlere dayanan avrupa modeli ulus devletmi, halkina var olup olmadigi ancak inanc meselesi olan "öbür dünyada mutluluk" disinda gercekci yani maddesel olarak hicbir sey vaad edemeyen siyasal islamin cesitli doktrinleri mi? Kisla ile cami arasindaki tarihsel fay hatti, sadece dis etkilerle aciklanamayacak kadar cetrefil ve bana göre asil nedeni islam dininin hayata dair cok fazla "hard coded" ögesinin bulunmasi nedeniyle bu dünyadaki rekabetin gereklerine göre sekillendirelememesinden kaynaklanir. Bunu daha önce her din icin söylemistim, ama islam dini özel olarak anakronik (cagdisi) bir yasam tarzini (kanli ve kansiz)dayatiyor. Islamcilarin hayallerinin gerceklesmesi, dünya nimetlerinden digerleri yararlanirken, bana göre hayal mahsülü "öbür dünya" degerleride bizlere biberon olarak dayatiliyor. O nedenle maddi emperyalist ülkeler cok seviyor bizim dincileri zira kendilerinin sömürülmesine seve seve riza olacak kadar dindar oluyor arkadaslar. Bu kadar net yani...

***
Not: Kirmizi yildizci arkadaslar anladik islam kardesligi dayanismasini sürdürüyorsunuz da, yok bilgiler yalnis, yok su yok bu gelin de argümanlarla karsilik verelim bu yaldizlar yildizlar cocuk oyuncagi oldu cünkü.

Tekrar alalim, büyük soyut siyasi islerden kücük önemsiz hayatlarimizi ilgilendiren somut seylere gelelim: Mesela Türk kadinina vaadiniz kapanma, koca dayagi, ve cocuk dogurma disinda nedir? Var mi baska bir vaadiniz? Türk gencine namaz ve öbür dünyayi sabirla beklemek disinda bu dünyadaki mutlulukla ilgili projeleriniz vaadleriniz var mi? Altyapi sanayi politikasi, enerji verimliligi konusunda dise dokunur projeleriniz nelerdir? Millet Mars'a gidecek biz daha Kars'A gidemiyoruz dogru düzgün, sizi irgaliyor mu?

Acik ve net: Bu gün bati avrupayi gören Türk genclerinin cogu neden oralara imreniyor? Oralardaki düzen ifade edildigi üzere ABD'nin aksine bir takim düzenlemelerle sürdürülebilir. Bu konudaki cözümünüz, "görmesinler, imrenmesinler, biat etsinler, dünyanin nimetlerini istemesinler" seklindemi? Yoksa baska sekilde mi? Batinin bize düsman olmasi kendi düzeninin bize ve özellikle diger islam ülkelerine olan üstünlügünden bir sey eksiltmez. Düsmanin elindeki silahin kilica üstünlügü onun düsman olmasindan dolayi eksilmez. Mevzu budur, bilmem anlatabildim mi?



En son Selim_1120 tarafından Sal 14 Nis 2009, 14:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


sayfa 252
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET