1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 210  |
 |
Osman Yavuz
14 yıl önce - Prş 12 Mar 2009, 19:35
Sarapciserkan Bey;
Yukaridaki mesajiniz komple bana ithaf edildigi icin keske ozel yazsaydiniz.
Velakin mesajinizdaki yanlisliklari da aciklayim madem;
Oncelikle benim ve Umit Bey'in mesajlarini takip ettiginizi soylemissiniz, velakin benim mesajlarimi pek takip etmiyormussunuz gibi bir izlenim biraktiniz. Cunku ben hic bir mesajimda "Hurra Cin, Yas Cin" vs gibi dusunceler icerisinde degilim. Eger mesajlarimin tumunu gercekten okumus olsa idiniz herkesi elestirdigimi de anlardiniz. Velakin ya anlayamadiniz, ya da mesajlarin tumunu okumadiniz!
Sitemiz ABD'yi goklere cikarma sitesi degildir, o yuzden bu baslik altinda devam eden bazi uyelerimizin "ABD cok yasa, ABD herseye el koyacak yasasin" vs tarzi anlatimlarini devamli olarak okuyoruz. Umit Bey kendisi uzun yillardan beri ABD'de yasayan bir Amerikali Turk oldugu icin, ABD'yi goklere cikarmasinda vs bir sakinca yoktur. Haliyle kendisi bir ABD vatandasi olarak bunu yapabilir, en buyuk hakkidir. Velakin Turkiye'de yasayan halkimiz neden bunu yapmaktadir? Orasi tartisilir. Bu baslik altinda yazan Turkiye'de yasayan arkadaslarimiz sormustum ben sorumu, hani neden ABD'nin petrollere el koyma kapasitesine cok seviniyorsunuz diye
Cin konusuna gelirsek. Cin'in ABD'ye kafa tutabilecek kapasitede olmasi elbette ki Turkiye icin cok iyidir. Degil midir? Senaryolara bakarsak, hangisini tercih edersiniz sarapciserkan?
Senaryo 1 - ABD butun petrollere el koyuyor, cok buyuk savas cikiyor. Ya Turkiye'de bu savasin icine giriyor, yuzbinlerce belki milyonlarca Turk hayatini kaybediyor. Veyahutta savasin icine girmiyor, ama petrolu bulamiyor, ulke cokuyor (cunku ABD butun petrollere el koyacak ya:))
Senaryo 2 - Cin ABD'ye kafa tutuyor. Bu ikisi kendi arasinda kozlarini paylasmaya calisiyorlar. Boylelikle kimse petrole el koyamiyor, Turkiye'nin enerji ihtiyacinin onunde bir bekci durmuyor, Turkiye savasa girmiyor. ABD ile Cin kendi kozlarini paylasmaya calisirken haliyle petrol tuketimleri de dusuyor vs, dunyada herkese yetecek kadar petrol uretimi devam ediyor (Dunya uretiminin %35 kadar ABD ve Cin tarafindan harcanmaktadir su an).
Siz hangisini tercih ederdiniz sarapciserkan?
O yuzden benim mesajlarimi daha dikkatli okumanizi oneririm!
Su etapta tum dunyada ulkeler cok zor durumdadirlar, ABD gercegini gozlerimle gormekte, Avrupa gercegini de finansal yollardan detaylari ile gormekte, Cin gercegini de gormekteyim. Cin su etapta ABD ve Avrupa'ya oranla daha iyi durumdadir, ama bu onlarin genel olarak etkilenmemis oldugu anlamina gelmez. Elbette ki bu krizden muazzam bir sekilde etkilenmislerdir, velakin bir Rusya, bir Avrupa blogu, bir Ingiltere, bir ABD'nin etkilenme oranlari 100 puan ise, Cin'in 60 puandir.
Diger bir konu ise bu baslik altinda 209 sayfa mesaj yazilmis, ve de cogu mesajlar tek tarafli olarak yazilmistir. Biraz da seytanin avukatligini yapmak gerekiyor, obur turlu konu hep tek tarafli ilerliyor (ABD herkesi yok edecek, tum petrole el koyacak, kalanlara fissss). Biraz pencereye distan bakalim, tum tabloyu inceleyelim, madalyonun bir de obur yuzune bakalim ki konu hep kendini tekrar edip durmasin. Yoksa bir ortama girip te herkes A diye konusursa, o ortamda kimse bilgiden faydalanamaz, cunku herkes A der, ne B'yi ne C'yi, ne de Z'ye kadar giden yolu ogrenirler.
|
 |
hawks
14 yıl önce - Prş 12 Mar 2009, 20:16
| Alıntı: |
Bakin dün Kurt ve Kuzu örneğini verdim,bu örnegi vermemin bir sebebi vardı.
Kurt kuzuyu ne icin yer ?
Kurtlar kuzulari kuzular onları rahatsız ettikleri icin yemezler.
Kurtlar kuzulara gıcık oldukları için kuzulari yemezler.
Kurtlar kuzulari kendilerine düşman olarak gördükleri için yemezler.
Ya ne icin yerler ?
Gayet basit ,karınlarinı doyurabilmek icin yerler.
Yani kurtlar kuzuları yemeseler bu defa kendileri acliktan yok olacaklardir bunun icin yemektedirler kuzucuklari.
Is boyle oluncada kuzularin kurtlarin dikkatini cekmemeye calismasi,onlara direnmemeye calismasi boştur,nasıl olsa yeneceklerdir.
Dunyamiz ise tabii kaynaklar acisindan bir "Peak of Everything" donemine girmis bu sonucundada dunyamiz bir "supply constrained" dedigimiz bir dunya haline gelmis bulunmaktadir,yani herkeze yetebilecek herkezi Amerikalilar Avrupalilar gibi yasatabilecek tabii kaynak kalmamistir dunyamizda.
O zaman ne olacaktir ?
Kurtlar hayatta kalabilmek icin kuzulari yiyeceklerdir.
|
Ümit Bey sizce ABD veya güç şu dediklerinizi yaparken haklımıdır?Böyle bir hakkı varmıdır?
|
 |
Husnu Kursun
14 yıl önce - Prş 12 Mar 2009, 21:03
Hawks, Ümit Bey sizce ABD veya güç şu dediklerinizi yaparken haklımıdır?Böyle bir hakkı varmıdır? demiş.
Hayir hakli degildirler fakat umit beyin
| Alıntı: |
| Amerikalilar Avrupalilar gibi yasatabilecek tabii kaynak kalmamistir dunyamizda |
gorusunede katilmiyorum. cunki, yeterinden fazla kaynak vardir amma velakin, o hain kurtlar, bu kaynaklari kuzucuklarla paylasmamak icin gereginden fazla kuzucuk yemektedirler, taki, mideleri patlıyana kadar.
En son Husnu Kursun tarafından Cum 13 Mar 2009, 00:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Selim_1120
14 yıl önce - Prş 12 Mar 2009, 21:59
Uluslararasi iliskilerde orman kanunu ne zaman kaldirildiki haktan veya hakliliktan bahsediyoruz? Hak yoktur güclü olan haklidir. Aksini iddia eden bu iddiasini kanitlamalidir. Bunu kanitlamak da yine hakliligini gücünden alani yenmekle olur. Ama bu durumda siz "güc"e sahip oluyorsunuz. Orman kanunu her kanunun üstündedir ve degismez. Medeniyet, hak-hukuk, duygular falan hepsi fasa fiso, cocuksu hayaller. Güclü olanin kendi gücünden sikayet ettigini hic duydunuz mu? Sikayet edenler, aglayanlar dövünenler hep hakli ama tesadüfe(!) bakin ki gücsüz olanlar! Tabii bunu begenmemek serbesttir ama isyan da etseniz, catlasaniz da, patlasaniz da bunu degistiremezsiniz.
Peki bunun cözümü nedir? Ortada kime göre bir sorun olup olmadigina bakar... Siz gücsüz, ezilen, sömürülenmisiniz, o zaman bu sizin sorununuz. Isterseniz organize olup sistematik birsekilde askeri veya sosyo-ekonomik ulusal kurtulus savasi verirsiniz; kazanirsiniz veya kaybedersiniz. Isterseniz umudun bittigi yerlerde nihilizme kayip ne de olsa sonumuz yok olmak, düsmana ne kadar zarar verirsem, ne kadar götürsem kardir mantigi ile fedai olursunuz. Cok ama cok gücsüzseniz, ama fedai olarak kacinilmaz sona gitmeyi de gözünüze kestiremiyorsaniz, maci uzatmalara cekmeye calisip boyunegersiniz, güc dengelerinin tarihin ilerki safhalarinda size bagimsizlik firsati cikarana kadar kimliginizi icinizde tutup, ulusunuzu böyle yasatmaya calisirsiniz. Isterseniz emperyalist usagi olup, siranin size gelmeyecegine hergün dua edersiniz vs. vs. Ama temel nokta güclünün biri siz yenip, yere serip üstünüze cikmissa, bundan kurtulmanin tek yolu onu zorla yaptigindan döndürmektir. Emperyalistler kendi istekleriyle sömürüden vazgecmezler, laf aramizda hep daha fazla da isterler, hic doymazlar. Ama mecazi anlamda bile olsa "ama buu haaksizliiiik" diye aglayarak icine düstügünüz kötü durumdan kurtulamazsiniz.
Iste burada tarihte ilk defa ortaya cikan ve cagimiza özgü, bahsettigim dinamikleri daha karmasik hale getiren iki olgu ortaya cikti: Toplu yikim silahlari ve enerji basta olmak üzere kaynak kitligi. Yani tarih denilen döngünün cok mühim bir kirilma noktasindayiz. Yeterli toplu yikim silahina sahip olmayanlarin ulusal kurtulus savasi vermelerinin imkansiz oldugu bir caga girdik, cünkü emperyalist ülkelerin birinci önceligi artik fetih ve sömürü degil, elde ettiklerini sonsuza kadar elde tutmaktir (Nam-i diger yasamda kalmak) ve bunun icin gerekirse önlerine gelen herkesi kirmaya yeminli gözüküyorlar. Bu durumda ne yapmamiz lazim? Teslimmi olalim? Zaten er veya gec bizi yok etmek istemiyorlar mi? Kuzu postuna gizlenmis kurt olmaliyiz. Gerekirse kuru ekmek yiyip tüm kaynaklarimizi bilim ve askeri teknolojiye yatirmamiz lazim. Fark edilmeyecek sekilde ama tüm kaynaklarimizi seferber ederek stratejik silahlara ve uygun sevk platformlarina sahip olmaya calismaliyiz. Sira bize geldiginde öyle hazirlikli olmaliyiz ki, kurdun hevesini kursaginda birakacak bir yikim gücümüzün olmasi gerekir. Vakit cok dar, isterseniz aglayarak, isterseniz dua ederek isterseniz nihai hesaplasma icin calisarak gecirebilirsiniz vaktinizi. Orman kanunun tek güzel tarafi insanin gercek özgürlügünü icinde barindirmasidir
Almanlar derki: "Der Sklave will nicht frei werden, er will Sklavenhalter werden."
Türkcesi: Köle özgür olmayi düslemekle yetinmez, kölelerin efendisi olmak ister.
En son Selim_1120 tarafından Prş 12 Mar 2009, 22:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
mursel1
14 yıl önce - Prş 12 Mar 2009, 22:07
| Alıntı: |
| Uluslararasi iliskilerde orman kanunu ne zaman kaldirildiki haktan veya hakliliktan bahsediyoruz? Hak yoktur güclü olan haklidir. Aksini iddia eden bu iddiasini kanitlamalidir. Bunu kanitlamak da yine hakliligini gücünden alani yenmekle olur. Ama bu durumda siz "güc"e sahip oluyorsunuz. Orman kanunu her kanunun üstündedir ve degismez. Medeniyet, duygular falan hepsi fasa fiso, cocuksu hayaller. Güclü olanin kendi gücünden sikayet ettigini hic duydunuz mu? Sikayet edenler, aglayanlar dövünenler hep hakli ama tesadüfe(!) bakin ki gücsüz olanlar! Tabii bunu begenmemek serbesttir ama isyanda etseniz, catlasanizda patlasanizda bunu degistiremezsiniz |
Bu durum devamlı bir sirkadien ritim ile değişmektedir , medeniyetine göre.Her medeniyet doğar, büyür yaşar ve ölür bunlardan bazıları ise dünya medeniyetini diğerlerinden daha fazla etkiler.İşte bu etkin medeniyetin rengi dünyanın rengini belirler adaletle birlikte güçmü yoksa zulüm ile birlikte güçmü.
|
 |
Selim_1120
14 yıl önce - Cum 13 Mar 2009, 00:38
| Alıntı: |
| Her medeniyet doğar, büyür yaşar ve ölür bunlardan bazıları ise dünya medeniyetini diğerlerinden daha fazla etkiler. |
Evet, dogru ama yenilen, güclünün boyunduruguna giren her medeniyet, her millet bugün yasamiyor. Yenilmenin tarihte cezasi temelli yok olmak olabiliyor.
| Alıntı: |
| adaletle birlikte güçmü yoksa zulüm ile birlikte güçmü. |
Bakin kendi cikarlarimiz icin yabancilarla iliskilerimizde imajimizi mümkün oldugunda parlatmak icin, tarihimizdeki olaylari isimize gelen perspektiflerden degerlendirebiliriz ve bunda israr ederek bunu kavga konusu bile yapabiliriz. Hic itirazim yok cünkü herkes kendini en temiz, en adaletli, en az kanli vs. göstermeye calisiyor, bize özgü bir ugras degil. Batililar kolonyalizmi vahsi, asagi insanlara(!) medeniyet götürme kilifiyla yürütmüslerdir! Benim demek istedigim yapalim, fethedelim ama en azindan bunun bilincinde olalim. Dogru veya yalnis, etkili veya etkisiz yaptigimiz her isten biz sorumluyuz, baskasi degil. Olan tatsiz seyleri de, "yok olmadi onlar" diye kendi kendimize yalan söylemeyelim. Batiya söyleriz ama kendi kendimize degil. Kendi aramizda, Türk'e Türk propagandasinda fayda görmüyorum, cünkü bu bizi meseleleri dogru tahlil ve teshisden alikoyar. Osmanli devletinin diger imparatorluklara göre cok adaletli, cok sevkatli oldugunu iddia etmek maddenin tabiatina aykiridir. Bakin bunu söyle bir anektodla anlatayim:
Sovyetler Birligi zamaninda Kamcatka yarimadasinda bir ilkokulda tarih dersi yapiliyormus. Bu tarih dersinde Sovyetler Birligi'nin enternasyonal baglamda ne kadar hümanist ve bariscil oldugu önemle zikrediliyormus. Bu esnada veletlerden biri söz istemis ve parmagini duvardaki atlas üzerinde gezdirerek tüm safligiyla sormus: "Ögretmenim anlamadigim birsey var; Biz bu kadar bariscil bir devletsek neredeyse bütün kuzey yarim küre nasil oldu da bizim elimize gecmis?
Fethedilen ülkelerin seve seve fethedildiklerini iddia etmek, bir savasta, fetihte ve sonrasinda pratikte neler oldugunu gözönüne getirememekle de alakali olabilir. Eger fethedilen ülkelerin Osmanli anilari bu kadar güzel olsaydi, bagimsizliklarini kazanmaya calisirken topraklari üzerindeki Türklere bu kadar acimasiz ve gaddar davranmazlardi (Özellikle Yunan Isyanlari). Kaldi ki Osmanli devleti bagrindan ciktigi Türk milletinin yasam kosullarinin iyilesmesine büyük bir katki yapmamistir. Simdi büyük ihtimalle diyeceksiniz ki "Ya bakin gördünüzmü, fethedilenlerden cok da fazla sömürmemis oldugundan biz de zenginlesmedik aha iste ne kadar adaletliyiz". Ben de derim ki "Hazir tarihin cilvesi bize gülmüsken kalici olmak icin elimizden geleni ardimiza koymasaydik keske". Oysa zaten Osmanli Imparatorlugunun amaci bu degildi ki, Osmanli devleti tüm dünyaya sahip olsaydi, yine Türk halkinin yasam kosullarinin iyilesmesini cok da dert edinmeyecekti. Osmanli Imparatorlugu duragan tarim toplumlarini yönetmesini belki cok degisik yöntemlerle iyi basarmis olabilir, basaramamis olsaydi zaten bu kadar genislemezdi. Ama "insan" faktörünün yerine fiziksel sermaye ve bilim gecince din-tarim imparatorluklari devri kapanmistir. Burada Carlik Rusyasi'ni iyice analiz etmek gerekir. Mesela Sovyet uzay programinin vizyonerlerinden Tsiolkovski(irken Türk asilli oldugu iddialari vardir), egitimine ve calismalarina Carlik Rusyasi zamaninda baslamistir. Carlik Rusyasi Osmanli Imparatorlugu gibi bir din-tarim imparatorlugu idi. Ama sizin seytani dediginiz aydinlanmanin ortaya cikisi ile, despotluk ve serv kültürünün yaygin oldugu bu Ortodoks ülkede müsbet ilimler ve sanayilesme girmistir. Süphesiz ki din kurallarinin, hele ki bir mezhebin kurallarinin devlet tarafindan zorla uygulanmasina öncelik veren bir ülkeyle, pragmatist (yani yararci, akilci, maddesel anlamda gercekci) bir ülke arasinda bilimsel düsünebilen insanlarin yetismeleri acisindan bir fark olacaktir. Rusya(*) zamanla akilci, maddeye ve onun kurallarina hükmedebilen bir sosyo-kültürel evrim gecirebilmistir, Osmanli geciremedigi icin birakin üretmeyi bilim ve teknolojiyi satin almakta, kullanmakta bile uzun süre boyunca ic tereddütler ve catismalar yasamistir.
(*)Laf aramizda: Sovyetler Birliginin bu sosyo-kültürel evrimin cikabilecegi dogal sonuclardan biri oldugunu düsünüyorum. Cok geri kalmis ülkeler ancak, gerekli oldugu yerde eski düzenden cikari olanlarin ic direncinin zor kullanilarak asilabildigi cesitli alanlarda devrim yaparak tarih oyunundan atilmayi engelleyebilirler.
Rusya Cari dini isine geldigi gibi kullanabilmekteydi, Ortodoks dini aydinlanmayi, bilimsel dolayisiyla özgür düsünceyi engelleyememistir, bu nedenle toplum caga ayak uydurabilmistir. Ulemanin dünyevi islere karisabildigi, siyasi güce sahip oldugu Osmanli Imparatorlugunda dini kurallarin, cagin gerektirdigi kurallara evrilememis olmasindan dolayi 200 sene önce hangi toplum yapisi vardiysa, 200 sene sonra ayni toplum yapisini bulurdunuz. Osmanli Imparatorlugunun bu zaafini Osmanli Imparatorlugu bünyesindeki gayri-müslim azinliklarla, müslüman Türk cogunluk arasinda gittikce acilan sosyo-ekonomik gelismislik farkinda görebilirsiniz. Nasil olur da, zenginligi gectik, Osmanli Devleti sinirlari icinde gayri-müslimlerin ortalama egitim seviyesi hep Türklerinkini gecmistir? Osmanli padisahlarindan kaynaklanan bir olay degildi bu, nitekim kac tane islahat yapilmaya calisildi, toplumun yapisini belirleyen temel unsurlardan kaynaklanan bir seydi. Toplumun yapisini ise sadece Islamiyet degil, ayrica bir de Islamiyeti yorumlama tekelini elinde bulunduran, ve bu yorumu hukuk yoluyla zorla kabul ettirecek imkanlari elinde bulunduran bir devlet yapisida belirliyor idi.
Sükür ki Cumhuriyetle birlikte laiklik geldi. En azindan bir bilim adami dinde yazan kurallara aykiri birsey iddia ettigi zaman basina seriat mahkemesinin cökmesinden kormasina gerek yok, eger cok dindar bir muhitte yasamiyorsa, bu yüzden basina birsey de gelmez. Ama aslinda bence bu da yeterli degil, cünkü bir insanin kisiligini en cok cocuklugunda aldigi aile olsun okul olsun temel egitim ve cevresi belirler. Biliminsanlari burada 50% irsi 50% cevresel faktörler diyecek kadar ileri giderler. Dünyayi dogusundan itibaren dini kavramlar ile görmeyi ögrenen bir cocugun eriskin oldugunda sorgulayici, arastirici, süpheci bir kisilige sahip olmasi cok zordur. Cünkü zaten HER dinin amaci kisiyi kendi dünya görüsünün dogrulari cercevesinde yontmaktir. Devletin dini olan bir toplumda ise hicbir cocuga dindar olmak isteyip istemedigi sorulmaz, öyle yetistirilir, yani aslinda düsünce özgürlügünün(kabiliyetinin) gelistigi veya örselendigi ilk yer ana baba ocagidir. Yalniz tabii bu sadece dinle alakali bir durum degildir, bunu kabul ediyorum. Genel olarak sosyal siniflarin kusaktan kusaga aile ici egitim yoluyla kendi özelliklerini aktarmasi olgusu vardir. Mesela annesi babasi yüksek ögrenim görmüs olanlarin cocuklarinin okulda istatistik mealde signifikant olarak, ebeveynlerinin egitim durumunun daha düsük oldugu cocuklardan, daha basarili olma sanslari vardir. Bu büyük ve uzun calismalarla kanitlanmis bir olgudur. Isci cocugunun isci olmasi avukat olmasindan daha olasidir. Ilerici bir devletin bilgiye dayali mesleki beceriyi ve üretkenligi büyük bir kitleye yayabilmek icin sosyal ve egitim politikalari vardir. Uzun lafin kisasi duragan toplumda bilimin gelismesi cok zordur. Teokratik devletler ise dindarligi hukukun bir parcasi yaparak duragan toplum üretmeye cok meyillidirler. Basta icinden ciktilari topluma bir devrim gibi gelen dinler, zamanla toplumun gerisinde kalirlar, istediginiz kadar evrimlestirin eninde sonunda o dinin degismezlerinden birine carparsiniz. Gelismis devletlerin toplumlarinin bir kismi, devletin onlari daha iyi kontrol edebilmesi icin dindar olmasi da istenebilir, devlet dinleri, toplum nizamini saglamak icin kullanabilir de, ama devlet aygiti ve derin yöneticiler, devlet cikari disinda hicbir kurala kendini baglayamaz, aksi halde bunu böyle yapmayan diger devletler nezdinde hayati bir dezavantaja düserler. Bunun yanisira devlet rekabet halinde oldugu icin, sadece yöneticilerin degil üst ve orta-üst sinifinda(yaratilan katma deger acisindan) bu baglamda teskil olmus olmasi gerekir. Gelismis devletlerin, sömürmek istedikleri devletlerde teokratik akimlari desteklemelerinin temelinde de nitekim öngörülebilir, sorgulamayan toplumsal bir yapiyi tercih etmelerinden ileri gelir. Asiri (dinci) olarak adlandirilan akimlar da aslinda emperyal devletlerin "terörle mücadelede" tepki görmeden uygulayabilecekleri sertligin derecesini arttirmaktan baska bir ise yaramaz. Nitekim (dinci) terörizm nihilist bir yaklasimdir ve kazanmaya yapisal olarak sansi yoktur, sadece hasma zarar verir ama kazanacak zarar veremez. Bilgiye ve bilimsel egitime dayanan mesleki egitimin ve bunun neticisinde kendi durumunu sorgulayan ve daha iyi bir yasam talep eden kitlelere sahip bir toplumun emperyaliste aktarabilecegi haraclar giderek daralir. Cünkü ya bu kitleler ihtilale sebep olur, ya ic savasa, ya da demokrasiye benzeyen bir rejim varsa iktidarlari degistirirler. Ama dindar toplumlarin sifreleri bellidir, o sifrelerle siyaset yaparsaniz bir emperyalist olarak disi dinci ici isbirlikci iktidarlari uzun vakit kullanabilirsiniz.**
Ümit Beyin "ascetik" degerlerin (yani duragan ve sorgucu-süpheci olmayan toplumsal yapilarda görülen toplumsal degerler) emperyalisme karsi en iyi panzehir oldugu düsüncesi külliyen yalnis. Emperyalizme karsi özgür düsünce ve devrimcilik ise yarar ama o da aptal cesaretiyle degil, planli programli stratejik bir sekilde kullanilmali cünkü eskiden kurtulus savaslari cephelerde veriliyordu, sivil halkin külliyen yok olma gibi bir tehlikesi yoktu, ama simdi toplu yikim silahlariyla aslinda ilkcaglara geri döndük: Ya köle olmayi, sömürülmeyi kabul edersiniz, ya da ölürsünüz!
Bizim de dahil oldugumuz geri kalmis ülkelerin kaldiklari ikilem budur.
---
**) Aynisi disi Atatürkcü, ulusalci, milliyetci, solcu vs. ici isbirlikci hertürlü iktidar icin gecerlidir. O nedenle Atatürkcülügün dogru ögretilemedigi ortamda bunun arkasina saklanarak isbirlikcilik (baticilik/mandacilik) yapmak da ayni seydir. Bunu kabul ediyorum. Fakat Atatürkcülük tam da anti-emperyalist bir cizgide sol-milliyetcilik yapmaktadir, O'nun yaptiklari ve yapmak istedikleri ortadadir. Yeterince yazili metin vardir. Sahte Atatürkcülerin maskesi sahte dindarlara oranla kolay düsürülür, zira Atatürkcü gecinen bir birey, vatan/millet sevgisi ve Türk milletinin yüksek cikarlari disinda sabit dogma birakmadigini önemle beyan eden bir liderin ideolojisine sahip oldugunu bilir ve bu nedenle sorgucu süpheci bir kisilige dogru kendini gelistirmekle yükümlü oldugunu bilir.
En son Selim_1120 tarafından Cum 13 Mar 2009, 00:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
umit1
14 yıl önce - Cum 13 Mar 2009, 00:49
| Alıntı: |
| Newsday.com'dan verdiginiz link kullanilmis arac satislarini gosteriyor. Yani yeni araba satislarinda SUV ve pikap satislarinin hizlanmasi diye bir sey sozkonusu degil su anda. Kullanilmis araclar ise zaten onceden satilmis araclar konu ile pek alakasi yok. |
Kullanılmış araba satışlari bir "leading indicator" dur ,malum ABD de yeni bir arabaya plaka takildigi anda daha bayinin kapisindan çıkmadan değeri % 20 kadar düşer.
Kriz nedeni ile yeni arac alimi zorlasinca tuketiciler kullanilmisa hucum etmisler burada buyuk araclar tercih edilmistir.
Kullanilmis araba satislari bir "leading indicator" dur demistik bunun anlami satislar yukselmeye basladigi zaman yeni arac satislarinin dokumude kullanilmis arac satislari dokumune benzeyecektir.
Yani Amerikalilarin tercihlerinde krize ragmen bir degisiklik olmamistir.
Daha evvelde yazmistim Global Sermaye'nin hedefe ABD de yakitin karneye baglanmasi veya yuksek oranli bir "Gas Tax" getirilerek yakitin pahalilastirilarak yakit tuketiminin azaltilmasi idi.
Bu onerilerini asagidaki CFR calismasi ile masaya koymuslardi.
http://www.cfr.org/publication/11683/national_sec ...rce_report
Oysa bugun ABD de benzin 5 sene oncesinin fiyatlari ile satilmaktadir.
Yani Gercek Amerikalilar,Silah Manyaklari pek alistiklari tur araclardan vazgecmezler.
(+)
| Alıntı: |
| Hayret verici bir sey, Cin'i sunu bunu mahrum birakmak anlasilir da, malum sartlar altinda kendi evine ceki düzen vermemekte direnmek pek anlasilir degil. Batililar demeyeyim de ABD'liler gercekten bunu isteyerek, herkesin gözünün icine sokarak yapiyorlarsa akillarina sasmak gerek, zira "Malthus tuzagi" denilen seye tam sürat gitmekte olurlar. Petrol sirf ABD'ye kalsa bile bir süre sonra onlarin talebini karsilamayacak ki... Bunlarin niyeti baska galiba... Acaba diyor insan, beyaz irk falan ayaklarina mi yatiyorlar, genetik selektif silahlarla kendileri disinda herkesi yok etmeyimi planliyorlar acaba... Hele bir de Cin'i yok etmeden önce, Cin-Rusya savasini kotartip Rusya'nin stratejik nükleer kapasitesini yok edilmesini sagladiktan sonra, bunu tarihe nükleer soykirimci olarak degil de "adaleti saglayan beyaz sovalyeler" olarak gecmek icin Cin'e savas acmanin bir bahanesi olarak kullanmak gibi bir planlari var ise, onlari kim engeller? Bu son senaryoyu tanistigim bir Rus fizik-kimya doktora ögrencisi savunmustu. |
Bakin gecen hafta bir ABD gemisi Cin denizinde Cinliler tarafindan "taciz" edildi.
Bir sure once sunlari yazmistim.
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=49055& ...;start=450
| Alıntı: |
Hatırlarsanız bir kaç sene evvel ABD bahriyesinin bir keşif uçağı bu ada civarında uluslararası sularda keşif uçuşu yaparken Cin savas ucaklari tarafinda adaya inmeye mecbur edilmisti.
Tabii simdi bu kesif ucuslarinin nedeni anlasilmistir herhalde.
Yani görülen odurki Cin yönetimininde artik Cin e karşı bir sürpriz nükleer saldırı gerçeklestrileceginden hiç şüphesi kalmamıştir,bu yüzdende bugun böyle bir saldiriya karşı tamamen korunmasiz ve acik bulunan kendi nukleer güçlerini denizaltilara kaydirmaya ve bu denizaltilarida hic su yuzune cikmadan denizin altindan, yerin altina gecirmeye uygun üsler insa etmeye baslamislardir.
Tabii bunu başarsalar bile pek işlerine yaramaz,bu defa ABD avci denizaltilari bu yeraltı üslerinin sualtindaki çıkış noktalarinin yaninda beklerler çıkanı takip ederler. |
Bu taciz edilen gemide son derece gelismis dinleme ve sismik techizatla donanmis bir gemi idi ve bu denizaltilarin suyun altindan bu denizalti uslerine giris cikislarini takip etmekte idi.
Yani Cinli dostlarimiz kendilerine yapilan "Charm Offensive" inin bir "Strategic Deception" hamlesi oldugunu kendilerini neyin bekledigini anlamislardir ama bir sey degismeyecektir sonucta.
Yalniz ben bunun ırkçı mülahazalarla yapildigi fikrine katilmiyorum,bugun 1,5 milyar nufuslu Cin ve Hindistan yerine 1,5 milyar nufuslu Norveç ve Isvicre olmuş olsa idi ayni seyler olacakti,sorun irk sorunu degil "sayı" sorunudur.
| Alıntı: |
| Ümit Bey sizce ABD veya güç şu dediklerinizi yaparken haklımıdır?Böyle bir hakkı varmıdır? |
Guclu olan her zaman haklidir,biliyorsunuz meshur bir deyim vardir "Hak verilmez,alinir" der.
Hakkinizi ne ile alacaksiniz peki ? Aglayarak,sızlanarak mı ?
| Alıntı: |
Almanlar derki: "Der Sklave will nicht frei werden, er will Sklavenhalter werden."
Türkcesi: Köle özgür olmayi düslemekle yetinmez, kölelerin efendisi olmak ister.
|
Kendi "derin devleti" olmayan bütün ülkelerde,yani gelismekte olan ulkelerde bu herkezin düşlerini süsler bu meslek.
| Alıntı: |
Umit bey aklima takilan ve onemli oldugunu dusundugum bir konuyu size danismak istiyorum.
G.Bush zamaninda ortaya atilan ve North American Union diye isimlendirilen Kanada, Meksika, ABD arasinda sinirlari kaldirmayi on goren ve ortak para biriminin ismi bile konulan (Amero) bir G.S urunumuydu? Bu konunun son zamanlarda hic gundeme gelmemesi cok dikkatimi cekiyor.
Eger ki G.S urunu bir olusum atagiysa neden Guc yonetimi tarafindan desteklendi? Bu konudaki fikirleriniz nedir? |
Yeni dunya duzeninde ABD Bati Yarikuresinin yerel hegemonudur,yani ABD Kanada Meksika ve Guney Amerika ABD bolgesindedir,bu yerel hegemonlugun hangi sekilde gerceklestirilebilecegi henuz aciga kavusmamistir ,eger ABD ic savasa giderse,ki bence % 100 gidecektir, o zaman bunun Meksikayi icine alan bir birlikle gerceklestirilemeyecegi aciktir,ne yapilacaktir o zaman Mahan'in metotlarina geri donulecektir,ozellikle Arjantin ve Sili'de bu görüşe yatkin gruplar mevcuttur bunlarinda destegi ile yani demir yumrukla hegemonluk surdurulecektir.
"Mass Immigration Emergency Plan" in hazirlandigi ,toplanma kamplarinin hazirlandigi bir ulkede Meksika ile birliktelige gidilemeyecigi aciktir.
George W. yonetimince bu Plana verilen destegin kendisinin sahsi dostu olan Meksika baskanina yapilmis olan bir "seçim yardimi" olarak goruyorum ben. 
En son umit1 tarafından Cum 13 Mar 2009, 01:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
mursel1
14 yıl önce - Cum 13 Mar 2009, 01:06
| Alıntı: |
| Osmanli geciremedigi icin birakin üretmeyi bilim ve teknolojiyi satin almakta, kullanmakta bile uzun süre boyunca ic tereddütler ve catismalar yasamistir. |
Osmanlının geçiremediği bu yararlı değişim veya geçirdiği zararlı değişim sizce sadece endojenmidir.Kaldıki osmanlığının 1700 lü yıllardan sonraki bu durağan durumuda sizin endojen dediğiniz nedenlerin yalnış uygulanmasından olmamışmıdır.
Birde benim şeytani dediğim aydınlanmanın masonik ve kabaslistik öğeleridir.Yani ben tümsel bir ifade kullanmadım.Yoksa itiraz aydınlanmanın bilimsel tarafına değil , bu bilimselliği kendi pagan inançlarına alet eden elitleredir.
|
 |
Selim_1120
14 yıl önce - Cum 13 Mar 2009, 01:28
| Alıntı: |
| Birde benim şeytani dediğim aydınlanmanın masonik ve kabaslistik öğeleridir.Yani ben tümsel bir ifade kullanmadım.Yoksa itiraz aydınlanmanın bilimsel tarafına değil , bu bilimselliği kendi pagan inançlarına alet eden elitleredir |
Tamam iste simdi enteresan bir noktadayiz. Cok büyük bir ihtimalle ücüncü bir ögenin varligi siritiyor. Kendi basina masonik(Eski Misirda iktidari elegeciren istilaci bir grubun Misirlilar tarafindan bir ihtilal yoluyla kovulan iktidar kalitilari. Jordan Maxwell bunlara Hexos diyor ama benim tarih bilgimi asan bir mevzu) bir komplonun varligi mümkündür; yalniz son aylarda okudugum kitaplarda bütün yollar Ingiltere'ye cikiyor. Burada hijack (kacirma, kullanma) stratejisini iyi kullanan sayilari cok düsük bir gruptan söz ediliyor. Ingiltere'de William the Orange'la birlikte birseyler degisiyor ama daha tam anlamadim...
Bu bahsettim Rus doktora ögrencisi kendi tarihinden bahsederken Stalin, Laurenti Beria gibi sahsiyetleri yahudi ve mason kimlige bagliyor ve Ingiltere'nin Stalin Rusyasi'ni ABD'ye karsi nükleer yok etme icin kullanmak üzere bir kripto koloniye dönüstürdügünü iddia ediyor. Rus derin devletinin Stalin ve Beria'yi ortadan kaldirdiktan sonra temelde ABD'ye karsi olan tutumun degistigini ve nükleer savasin istenilen birsey olmaktan ciktigini iddia eder. Ayni sekilde Sovyet Rusya'da herzaman gizli bir ingiltereci kligin var oldugunu hatta kendisinin okudugu elit addedilen, yüksek sovyet bürokratlarinin cocuklarinin gitti bir lisede alenen ingiliz kültürünün propagandasinin yapildigini hatta derslerin bir kisminin ingilizce olarak yapildigini gösterir. Arkadasin ingilizcesi ortalama bir Rus vatandasindan bekleyebilecegimizin kat kat ötesindedir nitekim.
Osmanli'da 1700 senelerde bahsettiginiz olaylari acarsaniz belki bir yorumda bulunabilirim. Temel tezim Osmanli devletinin icine yuvalanan beyin yiyici parazitler olsa bile bunun devletin ve toplumun yapisal zaafiyetinden kaynaklandigini, bu zaafiyetlerinde eninde sonunda kendi sorumlulugunda oldugundan endojen oldugudur. Ama bilgi degisirse yorum degisir...
|
 |
Osman Yavuz
14 yıl önce - Cum 13 Mar 2009, 01:31
| Alıntı: |
Guclu olan her zaman haklidir,biliyorsunuz meshur bir deyim vardir "Hak verilmez,alinir" der.
Hakkinizi ne ile alacaksiniz peki ? Aglayarak,sızlanarak mı ? |
Peki Umit Bey;
Siz bir ABD vatandasi olmasaydiniz, omrunuzun cogunu ABD gecirmemis olsaydiniz, velakin Cin'de gecirmis olsaydiniz. O zaman da ABD'nin bu planlarina hak verir miydiniz? Ve yine cikip ta guclu olan (ABD) her zaman haklidir diyebilir miydiniz??? 
|
 |
sayfa 210  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|