Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
Engin

11 yıl önce - Sal 01 May 2007, 20:06

diğer sorular da var tabii ama  
Alıntı:
Rusya ile bir Avrupa ulkesi
kim bu İsveç mi?
Alıntı:
Bu duzende bir "Consentual Hegemon" denilen guc (bu ABD degildir)
kimdir? Çin bölgesel güç olma derdinde değil, Rusya desem giydiremiyorum..
Alıntı:
ve 3 veya 4 bolgesel hegemon bulunmaktadir
bunlar neler? mesela almanya ve fransa ayrı kutuplar mı olur? yoksa [fransa benelux] [almanya avusturya] gibi gruplar mı?

diğer avrupa ülkelerine biçilen gelecek nedir?

bir de bu kutuplaşma zaten global sermayecikleri beraberinde getirir. ingiltere merkezli hindistan pakistan uzantılı olmaz da ispanya merkezli portekiz fas uzantılı olur...


umit1
11 yıl önce - Sal 01 May 2007, 20:20

Alıntı:
kim bu İsveç mi?


Bakin bir arkadasimiza özelden yazmistim ama birde genelden yazayim Turkiyede iyi analistler vardir ama su hata yapilmaktadir.

Dunya uzerindeki cekismenin "guc" ve "Global Sermaye" arasinda oldugunu artik Turkiyede de bir cok kisi farketmistir.

Hatta "Global Sermaye" dedigimiz seyin ardinda Ingiltere oldugunuda cok kisi farketmistir.

Ama ondan sonra saçmalamaya başlanmaktadir,yok mucadele Ingiltere ile ABD arasindadir,yok mucadele Ingiltere ile Rusya arasindadir diye.

Halbuki taraflarin birini Ingiltere olarak belirlediginiz zaman bunun karşisindaki taraf neredeyse otomatik olarak yani kendiliginden ortaya cikar,digerleri ancak bunun "proxy" gucu yani ancak taseronu olurlar.

Umarim anlatabilmisimdir.


Engin

11 yıl önce - Sal 08 May 2007, 15:08

Sarkozy'de kendi utube kanalını kurup cevap vermezse neyim  



şimdi bu ilgili alakanın nedeni nedir? adam diyor kürselleşmeyle başa çıkarmak için bağamsız ekonomiler inşa etmeliyiz diye. rakip olarak da çin ve hindistanı gösterip fransa ile özel yakınlaşmayı öneriyor. bu nasıl bağamsız ekonomi?

şimdi sarkozy geçmişi ve bugünü ile güç tarafında mıdır, global sermaye tarafında mı? bu fransa'yı prusya'dan koparıp kendi tarafına çekme çabası mıdır ingiltere'nin?

adam fransızcadan kutlamış bir de ben anlamıyorum fransızca.





umit1
11 yıl önce - Sal 08 May 2007, 19:44

Alıntı:
şimdi bu ilgili alakanın nedeni nedir? adam diyor kürselleşmeyle başa çıkarmak için bağamsız ekonomiler inşa etmeliyiz diye. rakip olarak da çin ve hindistanı gösterip fransa ile özel yakınlaşmayı öneriyor. bu nasıl bağamsız ekonomi?


Bay Blair benim görebildigim kadarıyla Cin ve Hindistanı örnek gösterip benim Alimemo kardeşimize soylediğim şeylerin bir benzerini öneriyor Fransizlara,yani Cinle Hindistanı örnek gösterip "sizde onlarla rekabet edebilmek icin onlar gibi çalişıp,onlar gibi yasayıp onlar kadar kazanmanız gerekir" diyor.

Tabii o bunlari açıkça söylemiyor ama dunyanın heryerinde Cin ve Hindistani örnek gosterip "onlarla rekabet edebilmemiz lazım" derseniz aslinda demek istediğiniz budur ve herkezde bunu boyle anlar.

Bay Blair'in  de demek istedigi budur,zaten bir Ingiliz başbakaninin yani "Global Sermaye" başbakaninın başka bir şey demek istemesi zaten işin tabiatina aykiri olur.

Bay Sarkocy bizde meşhur olan tabiri ile "ulusalcı" dalga ile iktidara gelmistir, daha dogrusu getirilmiştir,oyle oluncada kendisi Rusyada Putin,ABD de Bush Almanyada Merkel vede Vatikanda Papa Benedikt ile aynı dalga boyundadır.

Bay Blair in Fransizlara yaptigi "dostluk taaruzu" nun nedeni ise ABD nin Irak macerasina ne nedenle katilmşsa yine ayni nedendir,yani gelişmeleri kontrol altinda tutabilme nedenidir.

Gorusumce Sarkocy nin izleyecegi politikalar bayan Merkel in izlemekte oldugu politikalara çok benzeyecektir.

Alıntı:
şimdi sarkozy geçmişi ve bugünü ile güç tarafında mıdır, global sermaye tarafında mı? bu fransa'yı prusya'dan koparıp kendi tarafına çekme çabası mıdır ingiltere'nin



Milliyetci, dışlayıci ve izolasyonist soylemlerle iktidara gelen birisinin "Global Sermaye" den yana olabilmesine imkan yoktur zira söyledikleri ve savundukları şeyler "Global Sermaye" nin temellerini dinamitlemekle eşdeğer şeylerdir.

Bakınız ihtiyar kurt Bismarck in Almanya'nin dunyaya hukmedebilmesi icin olmazsa olmaz dedigi bir şart vardi oda suydu.

Almanya Fransa ve Rusya yi kendi tarafina cekebilmeliydi veya bu mumkun olmazsa bu iki ulkenin en azından tarafsiz kalmalari sağlanmali idi,Bismarck' in politikasınin temeli bu idi.

Buna karşı Lord Palmerston ve onun talebesi olan ve geleneksel olarak Ingiliz "derin devleti" nin başı sayilan Galler Prensi (daha sonra Kral Edward adıyla tahta geçmiştir) nin buna karşı gelistirdikleri proje ise Galler Prensi nin öz be öz kuzeninin Almanya da tahta çikarilması olmuştur.

Oz be Oz kuzenin Almanyada tahta çikar çikmaz yaptiğı ilk iş ise ihtiyar Kurt Bismarck i gorevden alıp onun uyguladiği Rusya ve Fransa politikalarıni ters yüz etmek olmuştur.

Yani Almanya 1.Dunya savasini başlamasından çook daha evvel kaybetmiştir.

Bay Blairde bugun 100 küsür sene evvel Lord Palmerston ve Galler Prensinin yaptıklarini yapmaya calişmaktadir,100 küsür sene icinde kullanılan araçlar çok degişmiştir ama amaçlar ve metotlar aynıdır.


Engin

11 yıl önce - Sal 08 May 2007, 21:20

Ama Sarkozy'nin de hem Bush ile hem Blair ile çok iyi arkadaş olduklarını söylüyorlar... Sarkozy sadece göçmen olaylarından sonra yükselişe geçen milliyetçilik havasını "kullanarak" iktidara gelen biri olmasın?

Bir de Hindistan ve Çin gibi davranmak derken herhalde İngiltere ve Fransa'nın kendi ülkesinde günlük 1 dolardan adam çalıştırmasını kastedmediniz?

+ o kuzenin adı neydi?


alimemo
11 yıl önce - Çrş 09 May 2007, 03:08

Alıntı:
yükselişe geçen milliyetçilik havasını "kullanarak" iktidara gelen biri olmasın?

Tramvay hesabı diyorsun yani?  

Olabilir tabii. Fransa'nın atılım yapmasını engelleyen korumacı sosyal devlet düzenini değiştirmeye çalışacağı tahmin ediliyor.

Alıntı:
Bay Blair benim görebildigim kadarıyla Cin ve Hindistanı örnek gösterip benim Alimemo kardeşimize soylediğim şeylerin bir benzerini öneriyor Fransizlara,yani Cinle Hindistanı örnek gösterip "sizde onlarla rekabet edebilmek icin onlar gibi çalişıp,onlar gibi yasayıp onlar kadar kazanmanız gerekir" diyor.

Tabii o bunlari açıkça söylemiyor ama dunyanın heryerinde Cin ve Hindistani örnek gosterip "onlarla rekabet edebilmemiz lazım" derseniz aslinda demek istediğiniz budur ve herkezde bunu boyle anlar.  


Çin ile rekabet edebilmek için

-ya katma değeri çok yüksek mallar üretip ihraç edeceksin, yani bir kamyon Noel Baba'ya karşılık birkaç koli Château Haut-Brion satacaksın,

-ya da haftada 35 saat çalışıp üstüne üstlük neredeyse iş dokunulmazlığına sahip olan sabit gelirli sınıfı biraz dürtükleyip rahatsız edeceksin.

En doğrusu, en üretkeni, ikisini birden yapmak. Ama "bana ne bana ne, ben küreselleşmeyi seemedim, küreselleşmiyorum işte" diye kafanı kuma gömersen, ikisini de yapmayıp fanusta yaşarsan bir anlamda kesenden yemeye başlarsın, daha doğrusu torunlarının kesesinden. Millet deli gibi çalışırken üretkenlikten uzak olmak gelecek nesillere fakirlik olarak geri döner.

Alıntı:
+ o kuzenin adı neydi?

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=6426&start=0  

Ama o VII. Edward'ın yeğeniydi, kuzeni değil..?

Ha bir de soru: Hangi dünya düzeni Türkiye'ye (veya dünyaya) daha faydalıdır? Gerçi dünya düzenini değiştiremeyiz ama en azından zihin jimnastiği yapabiliriz. Güç'ün radikal din, milliyetçilik gibi ön plana çıkan temelleri mi gelecek nesiller için daha iyi, yoksa globalleşmenin getirdiği hoşgörü ve çok kültürlülük ortamı mı? Ben ikincisi diyorum.



umit1
11 yıl önce - Çrş 09 May 2007, 08:51

Alıntı:
Ama Sarkozy'nin de hem Bush ile hem Blair ile çok iyi arkadaş olduklarını söylüyorlar... Sarkozy sadece göçmen olaylarından sonra yükselişe geçen milliyetçilik havasını "kullanarak" iktidara gelen biri olmasın?


Sahsi ölçekteki dostluklarin veya düşmanlıklarin belirleyiciliği yoktur,oyle olmuş olsaydı 1.Dunya savaşı diye birşey olmazdi zira savasan ulkelerin hukumdarları,Almanlar,Ingilizler Ruslar dosttan öte birbirlerinin akrabası idiler.

Ben geçen sene FRansada çikan olaylar uzerine "gocmenlerin oyuna getirildiklerini" soylemiştim ,yani Bay Sarkozy millliyetçilik havasıni kullanarak iktidara gelmemistir aksine milliyetcilik havası Fransa da bir yon degisikligi yapilabilmesi için öne cikarilmistir,aynen ABD de bir yön degişikliği için 11 Eylul un one cikarilmasi gibi.

Alıntı:
Olabilir tabii. Fransa'nın atılım yapmasını engelleyen korumacı sosyal devlet düzenini değiştirmeye çalışacağı tahmin ediliyor


Bu gibi şeylerde dogru bir tahmin yapmak icin dunyaya getirmek istenen modeli taniyabilmek gerekir o zaman tahmininiz eger modelle uyumluysa dogrudur degilse yanlistir.

Bu modelde "ulus-devletler" bugunkine gore daha militarizedirler, ve ağırlik "Kerim devlet" ten "Law&Order" a doğru kaymiştir,baziları bu yeni devlet yapisini "Light Faşizm" olarak nitelemektedirler ki bana göre "Light" dışinda doğrudur.

Yani yapacagi sey ulkeyi militarize etmektir,ama bu ABD deki gibi toptan mi yapilir,yolsa Almanyadaki gibi bir "Dilim Dilim" mi yapilir onu ulke şartlari belirler,her ulkeye özgu seyler vardir.

Alıntı:
Çin ile rekabet edebilmek için


Oyunun kurallarini değiştirirsiniz o kadar,o zaman ne Cinle nede Hindistanla rekabet etmenize gerek kalmaz,Cinde Hindistanda "Global Sermaye ve Globalizasyon" doneminin urunleridir o donemin kapanmasiyla onlarin adida fazlaca duyulmayacaktır.

Belki Turkiyede hic duyulmamiştir ama gecen hafta Afrikada Cinlilerin islettigi bir petrol uretim alanini basan "yerli gerillalar" orada calisan 100 kadar cinliyi oldurup kaçtilar ve tabii bu olayda ABD nin "Afrika Komutanligi" diye yeni bir komutanlik ihdas etmesinden yalnizca birkaç hafta sonra oldu.

Tabii isler daha da ciddileşince "nuclear primacy" opsiyonu devreye girecektir,hic şüpheniz olmasin.

Alıntı:
Güç'ün radikal din, milliyetçilik gibi ön plana çıkan temelleri mi gelecek nesiller için daha iyi, yoksa globalleşmenin getirdiği hoşgörü ve çok kültürlülük ortamı mı? Ben ikincisi diyorum.


Bugune kadar yaşadiğimiz dunya bir "Demand Constrained" bir dünya idi,artik yaşamakta olduğumuz dünya ise "Supply Constrained" bir dünyadir.

O zaman soruyu şöyle sormak gerekir:

"Supply Constrained" bir dünyaya hangi model uygundur?

Malesef guç modelinin icinde bulunduğumuz dünyada gerçekçi bir altermatifi yoktur,oyle oldugu icinde Rusyadan ABD ye,Almanyadan Fransaya heryerde sahneye konmaktadır bu model.


alimemo
11 yıl önce - Çrş 09 May 2007, 14:53

Yarın yazacağım. Şimdilik bu iki linki koyuyorum ki unutmayalım.

http://news.bbc.co.uk/2/hi/africa/6605561.stm

http://en.wikipedia.org/wiki/United_States_Africa_Command

Ha bir de bu var:
Cıvaoğlu demiş ki:
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için "olumsuz" bakış açısı bilinen Almanya Şansölyesi Merkel, Başkan seçilen Sarkozy ile güçlü bir ortak mı buldu?
Türkiye'ye karşı "Almanya-Fransa ittifak ekseni" mi oluştu?
Görünüş böyle de olsa, Almanya, ekonomik olarak çok güçlendi.
Fransa'yı kendisiyle aynı düzeye getirip ona "sınıf atlattırmaz." İnisiyatif verdirmez. Fakat... Gene de Sarkozy'nin elinde güçlü kartlar var.


[ek: http://www.bura.org.tr/haberler/haberoku.asp?hid=395
- alimemo - Pzr 13 May 2007, 05:05
]


Engin

11 yıl önce - Cmt 12 May 2007, 18:19

Peki ne değişti? Rice böyle konuştu?
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/6504353.asp?gid=200


umit1
11 yıl önce - Cmt 12 May 2007, 19:18

Alıntı:
Peki ne değişti? Rice böyle konuştu?


Hiçbirşey,çünki ABD nin Turkiye politikası Pentagon tarafından belirlenir.  

Linkteki haber yani Türkiyedeki hukumetin ABD dişişlerinden destek istemiş olduğu haberi,bana rahmetli Menderes' in kendisine  darbe hazırlayan TSK ya karşı ABD den  "Gladio" örgütünü harekete geçirmesini  talep etmesini hatırlattı.

Onu ipe götürende bu talep oldu,zira 27 Mayis' in kuvvetli Albayi CIA nin TSK içindeki irtibat subayından başkası değildi.    

Yani ABD hem Menderes'e destek olurken ayni zamanda hazırlanan darbenin arkasindaki güçtü.

Benim görebildiğim kadarı Turkiyede "Global Sermaye" yonetimden tasviye edilmiş bulunmaktadır,ustelik bu benim tahminimden epeyce daha kolay ve süratli olarak gerçekleştirilmiştir,artik yapilanlar göstermelik şeylerdir.

Atı alan çoktan Usküdar ' i gecmiştir,artik Turkiyede yeni sistemin "dizayn" çalışması yapılmaktadır.

Turkiyede Büyükanıt-Cheney görüşmesinin önemi pek kavranamadı galiba,ama görünen o ki Bay Cheney in ofisi ve Pentagon Turkiyede Ozaldan beri suregelen "Global Sermaye" referansli yönetimler zincirinin sonuna gelindiği gelindiği konusunda hemfikirdirler.

Tabii "Global Sermaye" referanslı yonetimlerin sonuna gelinmesi demek ,AKP veya sayın Erdogan' in sonuna gelinmiş olması demek değildir,ama bunun için esaslı bir "Bahar Temizliği" yapmaları gerekir kendi kadroları arasında.

Zira "Global Sermaye" şu veya bu ülkeden değil yeryüzünden tasviye edilmektedir ,bu bakımdan hiç bir ülkenin Global sermayeye sığınak gorevi görmemesi,destek vermemesi gerekir,"hasım' olarak değerlendirilmemek için.

Bu arada bizim Islamcilar için  bayan Rice' in ABD de kendilerine "evangelist" ler denen kesimin temsilcisi olduğunu,ama bu "manevi" degerleri ön plana çıkaran kesimin ,manevi degerleri yozlaştıran "Global Sermaye" yi 1.numaralı düşman olarak görduklerini tekrar hatırlatalim,ve soralım "Siz neden manevi değerleri yozlaştıran Global Sermaye ile aynı yataktasınız?"

Umarim anlatabilmişimdir.



sayfa 3
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET