Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 170
Osman Yavuz
14 yıl önce - Sal 24 Şub 2009, 04:09

Alıntı:
Turkiye'nin en buyuk eksikliginin Turkiyede "işadamı" olmaması oldugunu


Peki bunun sorumlusu kimdir?
Kasitli olarak Turkiye'de bir "isadami" mantiginin gelismesini onleyenler kimlerdir? Vaktinde bu isi yapan "guc" unsuru Fransizlar, Almanlar, sonra "globalci" Ingiliz ve Amerikalilar... Yani hangi taraf olursa olsun pislik degil mi eninde sonunda? Bize bir yardimi dokunmamis tersine ulkemizi Turkiye'yi daha da kotuye goturmek gelismesini onlemek icin ellerinden geleni yapmamismidir bu unsurlar tarih boyunca?

Hele son yillarda biraz kendine gelmis olan is dunyamizda hakiki sekli ile "isadamlari" ortaya cikmaya basladigi vakit hemen ortaligi vesveseye veren ve "yesil sermaye" diye bir sey ortaya cikartip milleti bu "yesil sermaye"ye karsi antipatik tutumda bulunmaya cagiran kimlerdir? Mesela hangi partinin, hangi olgunun takipcileri ve yoneticileridir? Tam da yeni nesilde "isadami" nesli ortaya cikarken bunun onune gecmek icin ellerinden geleni artlarina koymayanlarda hic mi suc yoktur?

Ayni seyi 1950'lerde ve 60'larda da yapmamislar miydi? Isadamlari nesli ortaya cikarken onlari da sondurmuslerdi. Degil mi? Her ilerleme cabalarimizda hemen birileri cikip bu ilerlemenin onune gecmek icin var gucleri ile calisip durmuyorlar mi?


Alıntı:
Aslında doğrusu, geçen gazdan m3 başına pay almak veya belli senelerde belli m3 alacağına dair anlaşma yapmak


Zaten yapilan da o degil miydi?

Gecen m3 basina %15'i Turkiye'ye ait olacak.
1000m3 gecerse 150m3'unu Turkiye gecis ucreti olarak alacakti.

Nasil ki Bogaz Koprusunden bir araba gectigi zaman x TL ucret aliniyor ise, biz de m3 basina 0.15m3 kesinti ucreti alacaktik.

Ama acgozlu molozlarin isine gelmedi. Yakinda cekikler butun petrol ve dogalgaza el koyacaklar diye korkuyorlar hic bir kimseye pay vermek istemiyorlar.

Turkiye de az ulke degil. Yeri gelince gireriz ordumuzla koyariz elimizi petrolun de dogalgazin da uzerine. Bu kendilerini cok bir sey sanan batili guc molozlari da bakar dururlar.

Bu molozlar o kadar acizler ki esasinda petrolu catir catir ucuza alan, bir de uzerine cikip ucuza anlasmalar yapan, her gun kocaman petrol depo insaalarini bitiren ve de o depolari simdi sudan ucuz fiyata dolduran cekik gozlulere karsi hic ama hic bir sey yapamiyorlar.

Rusya yakinda tum petrol yataklarini bu cekiklere satacak, o kadar iflasin esigine gelmis ki Rusya, her 1 dolara bile muhtac durumda yakinip duruyorlar. Cin'in yapmis oldugu 25 milyar dolarlik anlasmanin daha merdivenin ilk adimi oldugu yakinda cok daha buyuk anlasmalar ile cok daha yuksek rezerv bolgeleri de kontrol altina alacagi soyleniyor.


erkan
14 yıl önce - Sal 24 Şub 2009, 05:03

Alıntı:
Türkiye, Çin'e de TL ile ticaret teklifi götürdü


Bölgesindeki ülkelerle ihracatı artırmak için Türk Lirası ile ticaret adımını atan Türkiye, rotayı Çin'e çevirdi.


Rusya ve İran'ın ardından dünyanın en büyük ekonomilerinden Çin ile de TL üzerinden ihracat ve ithalat yapılabilmesi için çalışma başlatıldı. Mevzuatın tamamlanması ve görüşmelerin olumlu sonuçlanmasının ardından ruble ve riyalin (tümen) yanı sıra yuan ile de TL karşılığında alışveriş yapılabilecek. Edinilen bilgilere göre Türkiye Ticaret Müşavirliği aracılığı ile karşı tarafa "görüşelim" talebini iletti. Çin'in olumlu cevap vermesi halinde iki ülke arasında Türk Lirası ile ticaret başlayacak.



Ümit bey bu gelişmelerde neyin nesi? Doların pabucu dama atılmışta haberimiz yok


Osman Yavuz
14 yıl önce - Sal 24 Şub 2009, 08:14

Alıntı:
zaten Hintliler,bugun ABD lisansli doktorlarin yaklasik % 40 i yabancidir,ve bu yabancilarinda yine yaklasik % 70 i Hindistan ve cevresi ulkeler kokenlidir


Umit Bey, arada sirada debrownisation of America olayindan bahsediyoruz(sunuz).
Ben bu de-brownisation olarak hep ilk etapta Latino brownlarin ABD'den yollanacagi olayini dusunuyordum. Yoksa Hint kokenliler mi ABD'den sinirdisi edilecekler? Oyle bir sey olursa ABD'nin tip sektoru komple cokmez mi?

Alıntı:
Turkiye'nin en buyuk eksikliginin Turkiyede "işadamı" olmaması oldugunu,Türkiyede etrafinizdaki işadami olarak gecinenleri dikkatle mercek altina alirsaniz bunlarin buyuk cogunlugunun işadami degil emlak simsarı,müteahhit,yap-satçı vs.oldugunu cok kez belirtim.


Burada cok dogru soyluyorsunuz. Velakin ABD'de Turkiye gibi rantci bol degil mi? Hem de bolun da otesinde. Zaten su krizin en buyuk sebebi degil miydi rantcilik makami? Turkiye'ye biraz haksizlik etmis gibi olunmuyor mu? Ayni sey Ingiltere olsun, Cin olsun, Irlanda olsun, Rusya olsun bir cok ulkede de meydana gelmistir.

Hele Amerika'daki insaat rantciliginin ornegini bulmak herhalde cok zordur. Burada mesela ofis binalarinin nasil da borc al - yap - borc al islet - borc al sat seklinde gelistigini de cok iyi biliyor olmamiz gerekiyor. Boyle bir sistemi ben hayatimda hic gormedim, gorebilecegimi de sanmiyorum ya. Hele ki bu insaat sektoru ABD'nin en buyuk reel ekonomi sektorlerinden en buyugu iken sadece Turkiye'de rantcilik oluyor, o yuzden kimse "isadami" olmuyor gibi bir manaya dusmek pek te gercek olmaz, ABD'deki insaat rantcliginin daha da berbat bir durumda oldugunu gordukten sonra.


Mustafa Mert07
14 yıl önce - Sal 24 Şub 2009, 12:43

Alıntı:
Bu dönemi dikkatle değerlendirmek zorundayız. Küresel ekonomik kriz, sadece "ekonomik kriz" değildir. Sonuçları ekonomik olmaktan çok siyasi olacaktır, jeopolitik olacaktır. Başta ABD olmak üzere, yeryüzünün merkez güçlerinin boylarının ölçüsünü ortaya koyacaktır. Bir çok ülke, merkezi rolünü kaybedeceği gibi, bir çok ülke imparatorluk günlerine dönecektir. Etrafımızda gördüğümüz işgaller, çatışmalar, etnik sorunlar bu büyük kırılmanın, yer değişiminin, güçler dengesinin yeniden oluşumunun küçük göstergeleri. Kriz, bugüne kadar olanın çok ötesinde değişimlere yol açacak, birkaç yıl içinde tahmin edemeyeceğimiz ölçüde şaşırtıcı gelgitlere neden olacaktır.

Meksikalı jeopolitikçi Jose Alonso Trabanco, krizin yol açacağı jeopolitik çöküşün sanılandan çok daha yakın ve ciddi olduğunu, uluslararası sistem ve güçler dengesinde çok büyük etkilere yol açacağını, Amerika'nın bile tek yanlı küresel liderliğini sona erdireceğini, gücünü önemli ölçüde zayıflatacağını söylüyor
. Ona göre, bir çok ülke pozisyonunu yeniden tanımlamak zorunda kalacak. Doların hegemonik gücü bitecek. Dolar ve askeri güce dayanan ABD hegemonik gücü de gerileyecek. Dahası; kriz, NATO'nun opersyonel imkanlarını önemli ölçüde daraltacak. Hatta, NATO üyeleri, bırakın dünyaya şekil vermeyi ittifak içindeki dostlarını kurtarma telaşına düşecek. AB üyelerinin bir çoğu önemli ölçüde gerileyecek. Yunanistan, Polonya hatta İtalya ve Fransa bile ciddi sorunlar yaşayacak. Bazılarına göre İngiltere bir finansal enkaza dönüşecek. Bu yüzden ekonomik kriz, en tehlikeli noktaya doğru ilerliyor. Bu da uluslararası güç dengesini dağıtacağı nokta.

Krizin de tetiklemesiyle yaşanabilecek jeopolitik çöküş, ülkelerin acizlik içinde kaderlerine razı olarak geri çekilecekleri bir süreç olmayacak. Güçler dengesinin yeniden oluşumu büyük çatışmalarla da kendini gösterebilecek. İşte Karadeniz üzerinde biriken stres bu dönemde patlarsa, bugün Ortadoğu'da yaşadığımız sarsıntıya Kırım'dan Kafkaslar'a, Hazar'dan Güney Asya'ya kadar tanık olabiliriz. Bu yüzden Karadeniz'e dikkat çekmeye çalışıyorum.

Devamı : http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=24.02.2009&am ...himKaragul


Ertuğrul MERTEL

14 yıl önce - Çrş 25 Şub 2009, 00:39

Alıntı:
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, ABD'nin yaptığı gibi Avrupa Birliği'ne (AB) sanayisini koruma çağrısında bulunacağını söyledi
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İtalya ziyareti sırasında Başbakan Silvio Berlusconi ile düzenlediği basın toplantısında, ''pazar gününden itibaren İtalya ve Fransa, sert bir üslupla konuşacak ve Avrupa'dan (AB kriz zirvesinde) güçlü kararlar almasını isteyecek'' dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, ''ABD çiftçisini savunuyorsa biz aynısını Avrupa'da yapabiliriz, ABD sanayisini savunuyorsa ki onlar haklı belki Avrupa'da biz aynısını yapabiliriz'' diye konuştu.


Alıntı:
Süleyman Yaşar / Taraf

Obama'dan OYAK'a darbe

Amerikan çelik üreticileri, Türkiye’den geçen yılın son üç ayında gerçekleşen çelik ürünleri ithalatında damping yapıldığı şüphesine kapıldılar.

Türkiye’nin ABD’ye çelik ihracatı, 2008’in son üç ayında, yılın ilk dokuz aylık toplam ihracatına göre yüzde 21 oranında arttı. Türkiye’nin ABD’ye çelik ürünleri ihracatındaki bu hızlı artışı durdurmak için Başkan Barack Obama’nın yeni ekonomik planında Türkiye’ye karşı koruma önlemleri alındı.

The Wall Street Journal’ın hafta sonu nüshasında yer alan haberde, U.S. Stell Corp., Nucor Corp. ve AK Steel Holding Corp., Türk ve diğer ülke firmalarına karşı ithalatta ilave gümrük vergisi istiyorlar. Böylece hem Amerikan çelik pazarındaki paylarını arttırmayı amaçlıyorlar hem de yaşanan bu global durgunlukta yerli üreticileri kollayacak tedbirlerin alınmasını istiyorlar.

Amerikan çelik firmalarının yoğun baskısı üzerine ABD bundan böyle kamu yatırımlarında ithal demir ve çelik ürünleri kullanamayacak. Böylece Çin, Türkiye, Rusya, Güney Kore, Meksika, Kanada, Ukrayna ve Brezilya’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatı azalacak.

Oysa Türkiye son yıllarda ABD dahil, dünya pazarlarına demir ve çelik satışında önemli bir yol kat etti. 2008 yılında demir ve çelik ihracatı Türkiye’nin tüm ihraç malları içinde ikinci sıraya yükseldi. Türkiye 2008’de 14,9 milyar dolarlık demir ve çelik ihracatının yanı sıra 5,7 milyar dolarlık çelik eşya ihracatı yaptı. Böylece toplam demir ve çelik mamulleri ihracatı geçen yıl 20,6 milyar dolara yükseldi ve otomotiv ürünleri ihracatının ardından genel ihracat sıralamasında ikinci sıraya oturdu.

Türkiye’de en büyük demir ve çelik üreticilerine gelince, bunlardan en büyüğü Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK). Tek başına OYAK, Erdemir, İsdemir ve Çelbor gibi çelik ve mamul madde üreten üç tesise birden sahip. OYAK’a ait bu demir ve çelik fabrikaları Avrupa’nın 8. büyük tesisini oluşturuyorlar.

Bu arada OYAK dışındaki diğer Türk demir-çelik firmaları da üretimde oldukça güçlüler. Bu firmalardan bir kısmı Erdemir ve İsdemir’den aldıkları ürünleri nihai tüketim maddesi haline getirip ihraç ediyorlar. Bu firmaların ihracatı düşünce Erdemir ve İsdemir’in de doğal olarak satış gelirleri azalıyor.

Anlaşılan OYAK’ın üyelerine mektup yazarak, gelirlerinin 2009’da yüzde 30 azalacağını duyurmasının nedenlerinden biri de Amerikan Başkanı Obama’nın yukarıda açıkladığımız korumacı ekonomi planı. Yeni Amerikan yönetiminin kendi üreticilerini korumaya yönelik ekonomi planı Türkiye’yi epey zarara uğratıyor. Ancak bu zarar Türkiye’yle sınırlı kalmayabilir.

Yeni Amerikan yönetiminin kendi demir-çelik üreticisini korumaya yönelik ekonomi programı, dünya krizini daha da derinleştirebilir. Kendi tarım üreticilerine 300 milyar dolar civarında devlet yardımı yapan ABD, gelişmekte olan ülkelerin tarım sektörlerini bugüne dek hep olumsuz etkiledi. Zira daha ucuza üreten fakir ülkelerden tarım ürünleri ithalatını adeta yasakladı.

Şimdi aynısını demir ve çelikte yapıyor. Aldığı koruma tedbirleriyle ABD, zaten iyice daralmış olan dünya ticaretini bu gidişle daha da daraltacak. Gene olan bize olacak. Bizim son yıllarda gelişen demir-çelik endüstrisine ve ihracatına Amerikan darbesi vurulacak
.




Osman Yavuz
14 yıl önce - Çrş 25 Şub 2009, 00:52

Alıntı:
ABD, gelişmekte olan ülkelerin tarım sektörlerini bugüne dek hep olumsuz etkiledi. Zira daha ucuza üreten fakir ülkelerden tarım ürünleri ithalatını adeta yasakladı.


Kocaman palavra.
Haberin tumunu okumadim velakin, bu kismi palavra, hatta palavranin da asinasi, daniskasi.

Onceden de bir mesajimda bu konu hakkinda yazmistim.

ABD'de marketlere gidin bakin tarim urunleri nerelerden geliyor. Eger eyalette yetismiyor ise veyahutta yetisen eyaletlere yakinlik yoksa bir cok meyve Meksika ve Latin Amerika ulkelerinden geliyor.

Ornekler, daha yeni alisveris yaptim.
Muz
Bogurtlen
Avokado
Mango
Salatalik
Sert Seftali ve Nektarin
Jalepeno Biberleri

Aldiklarim arasinda yukardakiler Meksika ve Latin Amerika'dan gelme idiler. Ve de genel anlamda bu ulkeler fakir ulkeler (gelismis ulkelere gore). Yasaklanma filan yok. Hatta yasaklanma olursa marketlerin meyve reyonlari kisin komple bos, yazin da karpuz ve elma ile dolu kalir o kadar. Kavunlar bile Meksikadan geliyor cogu zaman (honeydew).

Sagolsunlar ABD'de uretilen domateslerin lb'si (450 kusur gr) $2.50, en ucuzlari ise $1.00. Ama patates bol, misir da bol, sogan da cok. Eger yasaklar gelirse tarim urunlerine, artik bol bol misir ve patates haslama yiyip durur obez Amerika'lilar. Baska ise yaramiyorlar zaten


Orhan Kınık

14 yıl önce - Çrş 25 Şub 2009, 01:22

Alıntı:
Oysa Türkiye son yıllarda ABD dahil, dünya pazarlarına demir ve çelik satışında önemli bir yol kat etti. 2008 yılında demir ve çelik ihracatı Türkiye’nin tüm ihraç malları içinde ikinci sıraya yükseldi. Türkiye 2008’de 14,9 milyar dolarlık demir ve çelik ihracatının yanı sıra 5,7 milyar dolarlık çelik eşya ihracatı yaptı. Böylece toplam demir ve çelik mamulleri ihracatı geçen yıl 20,6 milyar dolara yükseldi ve otomotiv ürünleri ihracatının ardından genel ihracat sıralamasında ikinci sıraya oturdu.
Süleyman Yaşar'ı severek takip ederim ancak bazan verileri tek taraflı açıklıyor. Bu yazısı pek oturmamış doğrusu. Bu yazıda İthalat rakamları yok. Oysa Türkiye'nin çelik ithalatı ihracatından fazladır. Bu anlamda bu kısıtlamadan Türkiye olumsuz etkilenmeycektir. Amerika çelik ithalatını yasaklarsa pahalı ürettiği çelikten mamul ürünleri iç ve dış piyasalara satabilecek mi acaba, birde işin bu yüzü var.

umit1
14 yıl önce - Çrş 25 Şub 2009, 01:30

Alıntı:
ABD'nin en buyuk reel ekonomi sektorlerinden en buyugu iken sadece Turkiye'de rantcilik oluyor, o yuzden kimse "isadami" olmuyor gibi bir manaya dusmek pek te gercek olmaz, ABD'deki insaat rantcliginin daha da berbat bir durumda oldugunu gordukten sonra.


Osman Bey butun gelismis ulkelere.bu arada ABD ye de bakarsaniz en buyuk kuruluslarin arasinda bir tane bile insaat sirketi bulamazsiniz,mesela ABD nininsaat isleri ile ugrasan en buyuk sirketi malum Bechtel'dir ki o da zaten bizim anladigimiz anlamda bir insaat sirketi,yapsatci degildir,ki Bechtel'in varligi diger dev teknoloji ve finans sirketleri ile kıyas bile edilemez.

Bizim anladigimiz anlamdaki insaatciligin yani "residental construction" sektorunun devleri olan Toll ve Hovnanian gibi sirketler ise diger ABD sirketleri yaninda tek kelimeyle "solda sıfır" dirlar,belki bunlarin adini Turkiyede cok kisi duymamistir bile.

Yani insaat sektoru gelismis ulkelerde bizdeki "pazarcılık" sektoru gibidir,binlerce belki onbinlerce kucuk kurulus , sayica yazbinlerce sayida ama birim fiyati dusuk urunler icin birbirirleriile mucadele etmektedir,oysa bugun bir savas ucaginin fiyati 1 milyar dolara dayanmistir,bir ucak gemisi yuzlerce milyar dolardir,onun icin bu sekterdeki sirketler butun gelismis ulkelerde diger sektorlerdeki sirketlere gore cok güdük kalmaktadirlar.

Bunun boyle olmasi ise istenen sonuctur,zira gelismis ulkeler derin devletleri ulkelerinin finansman ve beyin gucu kaynaklarini "toprağa gömmek" degil,yaratici ve üretken alanlara kanalize etmek isterler.

Ornegin ABD de bunu saglamak icin kullanilan enstruman "Capital Gains Tax" dir,eger paranizi bir sirkete yatirip 2 saat icinde buyuk kazanç elde ederseniz dusuk vergi ödersiniz,oysa ayni parayi bir arsaya yatirirsaniz ve arsanizin degeri şu veya bu şekilde 13 ay sonra artarsa artan deger uzerinden yuksek oranli vergi odersiniz,yani sizin kazancinizi IRS alır.

Bu "Capital Gains Tax" de gosterilen zaman dilimleri ozellikle gayrimenkuldan elde edilecek rant kazanclari hedef alinarak secilmistir.

Cunki borsalarda cok kisa surde kazanclarin realize edilmesi mumkundur oysa Emlakta kazanclar ancak orta uzun vadeli olur.

Ornek olarak muhterem Aydin Dogan beyin aldigi Hilton arazisi eger ABD topraklari icinde olsa idi ne olurdu ona bakalim ?

Diyelim ki Aydin Bey imar planlarini degistirdi oraya rezidanslar dikti,ve onlari satti.

Hilton arazisinin alinis tarihiyle rezidanslarin dikilip satilma tarihi arasinda 12 aydan fazla bir zaman gectigi icin, bir gun bile gecse kafidir,IRS Aydin Beyin kafasina dikilir elde ettigin gelirin % 50 sine yakin bir bir kismini ABD hazinesine aktarirdi.

Onun icinde gelismis ulkelerde insaat sirketleri daima digerlerinin yaninda cok guduk kalirlar.

Oysa Turkiyede oyle mi ?

Aydin Bey bile güdük kalmamak insaat isine girmeye calisiyor,öyle değil mi ?

Insanlarin güdük kalmamak icin insaat sektorune girmeye calistigi ülkelerin ise kendileri güdük kalır.


efendi87
14 yıl önce - Çrş 25 Şub 2009, 01:43

Alıntı:
Bunun gerceklesmeyecegi anlasilinca tezkerede yatmistir,Dogan Grubuda anti-Amerikan pozisyon almistir.

Umit Bey,peki bir sorum daha olacak ingilizlerin bu isteginin turkiye tarafindan karsilanmayacagi 1 Mart 2003'ten once mi belli olmustur yoksa sonra mi?
Eger 1 Mart'tan once ingilizlerin isteginin karsilanmayacagi anlasilmis ise;Dogan Grubu bu sure zarfindan 1Mart'a kadar olan surecte niye tezkereyi desteklemeye devam etmistir.
Eger 1 Mart'tan sonra ingilizler isteklerinin gerceklesmeyecegini anlamissa,1 Mart neden kabul edilmemistir?
Gercek sorunun cevabi hala ortada:1 Mart tesaduf eseri mi kabul edilmemistir?eger tesaduf degilse tezkerenin gecmemesinde pay sahibi olan ic ve dis aktorler kimlerdir?
Tesekkur ederim.


Ertuğrul MERTEL

14 yıl önce - Çrş 25 Şub 2009, 01:54

Alıntı:
Kocaman palavra.
Haberin tumunu okumadim velakin, bu kismi palavra, hatta palavranin da asinasi, daniskasi.


Sektörel bazda korumacılığa geçme durumları yok mu? Yani haberin tarım boyutu tabi bilemiyorum ne kadar doğru. Sarkzoy'de korumacılıktan bahsediyor.

Bazı rakamları bilmediğimizden sektörümüz olmadığı için veya oralarda yaşamadığımız için haberlerle yetiniyoruz doğal olarak. Burada da Medyanın kucağındayız tabiri ayıp kaçmaz herhalde çoğunluk gibi.

Fakat tarım politikalarını her zaman önemserim. Benim için ve bölgem için ne etkis iolur takip etmeye çalışırım. KAYNAK SAVAŞLARI dediğimiz şeyin en önemlisi yaşam alanlarını sağlıklı olarak ayakta tutabilmeye bağlıdır ve özellikle tarım burada ENERJİ kadar özellikle birde sulu tarım olayı,meyve ve sebzeler için hayati önem arzeden bir konu. Hiç olayın bu boyutu tartışılmadı hep sanayi ve enerjide kaldık nedense. ENERJİ Hatlarının geçtiği Boru hatlarında GAP altında,Dicle ve Fırat kıyıları meseleleri bunlar olmadan bu konu zayıf. Açılım gerektitiyor.

Abd'nin bu konudaki duruşu bize gidilen yön ve uygulamalrı göstereceği için bence çok önemli. Ab çiftçisini nasıl destekliyor hakeza Abd biliyoruz. 2008 yılında Rusya tam Ramazan ayında DOMATES ihracatını şak diye kesti. Tırlar gümrüklerde bekledi. Gariban bir sene domates yapayım dedi /Ben oluyorum genelde kavakçılık ve Enginar yetiştiriyoruz) onda da çuvalladı. Ya hayatını bundan kazanan ve kredi ile ayakta duran çiftçi ne oldu. Çok iyi görüyorum.

Onun için bu kavganın TARIM tarafının ne olacağını merak edenlerdenim.
Az çok devletler bazında senaryo ve izlenen yolu anladık sanırsam. Konunun farklı alanlara KAYNAK SAVAŞLARI içinde TARIM ile ilgili politikalara kaymasını özellikle rica ediyorum. Uygun görürseniz.
Ve Türk çiftçisi veya Tarım ile profesyonel olarak uğraşanlar bir şeyler kapacaklardır eminim.



sayfa 170
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET