Ben Eyüp Lisesi'nde okudum. Biraz okulumu biraz da oturduğum mahalleyi anlatmak istiyorum.
Sultan Reşad'ın yaptırdığı bu okul 1912 yılında Eyüp Sultan Reşadiye Numune Mektebi adıyla hizmet vermeye başlamış. Ardından Eyüp Ortaokulu adını almış, daha sonraki yıllarda ise Eyüp Lisesi olmuştur. Ben Lise olduğu yıllarda okudum bu okulda. Sabahtan öğleye kadar lise, öğleden akşamüstüne kadar da ortaokuldu. Bina öğrencileri sığdırmaya yetmediği için bahçeye dört sınıftan oluşan barakalar yapılmıştı. Bir yıl binada iki yıl bu barakalarda okudum. Okulun bahçe duvarının bitiminde deniz başlıyordu ama daha sonraları buraya dolgu yol yapıldı. Bina ihtiyaca cevap veremez olunca Bahariye Yolu'nda yeni bir bina yapıldı ve Eyüp Lisesi bu binaya taşındı. Lisenin taşınmasıyla bu binaya Ebussuud Ortaokulu geldi.
Benim Eyüp Lisesi'nde okuduğum yıllarda Eyüp Lisesi'nin hemen önünde olan binanın adı Eyüp Emniyet Amirliği'ydi, şimdiki adı ise Eyüp İlçe Emniyet Müdürlüğü'dür.
Biz kuşaklar boyu Düğmeciler Cadddesi'nde oturuyorduk. Mahallemizde bostanlar vardı. Bulgarlar'ın bostanı, Yugoslavlar'ın bostanı, Arnavutlar'ın bostanı diye anılırdı bu bostanlar. Karşımızdaki bostan Arnavutlar'ın bostanıydı. Komşularımızın bostanından taze sebze alırdık. Keçi beslerlerdi. Yaz aylarında kavun, karpuz kabuklarını çöpe atmazdık. Keçiler kavun karpuz kabuklarını çok seviyorlardı, keçilere vermeleri için komşumuza verirdik. Zaman içerisinde hepsi betonlaşmaya yenik düştüler.
Yine Düğmeciler Caddesi üzerinde gençlerin futbol oynadığı bir saha vardı. Daha sonra buraya Eyüp Stadyumu yapıldı. Stadyum yapıldığında Eyüp henüz ilçe değildi. Ama o zamandan beri Eyüp'teki tüm ilkokullar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarını bu stadyumda yaparlar. Şiirler okunur, izciler, bando takımı yürüyüş yaparlar ve folklor oyunları oynanır.
Biz kuşaklar boyu Düğmeciler Cadddesi'nde oturuyorduk. Mahallemizde bostanlar vardı. Bulgarlar'ın bostanı, Yugoslavlar'ın bostanı, Arnavutlar'ın bostanı diye anılırdı bu bostanlar. Karşımızdaki bostan Arnavutlar'ın bostanıydı. Komşularımızın bostanından taze sebze alırdık. Keçi beslerlerdi. Yaz aylarında kavun, karpuz kabuklarını çöpe atmazdık. Keçiler kavun karpuz kabuklarını çok seviyorlardı, keçilere vermeleri için komşumuza verirdik. Zaman içerisinde hepsi betonlaşmaya yenik düştüler.
Evet çok güzel anlatmışsınız eski Eyüp semtini, özellikle düğmeciler caddesini, lakin o eski tarihi 1-2 katlı ahşap güzel evleri, Bahçelerinde bin bir mis kokan çiçekli tarihi binaları tarihin tozlu sayfalarında kaldılar, çok güzeldiler Bahçelerindeki bin bir çeşit çiçeklerin yanı sıra, meyve ağaçları özellikle Erik,Nar,Dut,Ayva gibi meyveler aşağı yukarı her evin bahcesinde bulunmaktaydı. Bende rami semtinde oturmaktaydım, ve şuan bu anlattığım güzelliklerinden hiç birisi maalesef kalmadı, hepsi yok oldular, kaybolup gittiler. Eyüp semti bir ayrıcalıktı. Güzel anlatmışsınız beğendim, bir kaç varsa kaldıysa’ki zannetmiyorum ama gene birkaç güzel fotoğraf paylaşırsanız eskileri daha güzel yad ederiz.
Rami ile Düğmeciler arasında kalan çok geniş bir alan vardı , buaraya Saffetin bahçesi deniliyordu o yıllarda , salata , soğan, turp, roka domates gibi bahçe mahsülleri yetiştiriliyor idi.. Bu anlattıklarım 1965 - 1970 yılları arası Rami İlkokuluna gittiğimiz yıllarda idi... Eski bir Rami'li olarak o günler gözümde bir bir canlandı