Tepkisiz bir toplum olduğumuzu düşünmüyorum. Tam tersine, herşeye tepki gösteren bir yapıya
sahip olduk. Üstelik bu tepkiler doğru yer ve zaman seçilemediği için, tamamen boşa gidiyor.
Proğramlı olarak yapılan eylemlerde ise, organizasyonu sahiplenme kavgaları, çoğu kere
eylemlerin hedefini bile şaşırtmakta.
Bir kere, eylemlere kulak asan yok. Üç-beş gün sonra unutulur mantığı ile ciddiye alınmayan,
umursamazlıkla karşılanan, ya da duruma göre müsamaha gören veya çok sert karşı tavıra
muhatap olan o kadar çok eylem varki, şöyle bir hafızalarınızı zorlarsanız, hatırlarsınız.
Yaşadığım örnekler:
Otobüs dolu gelir, durakta durmaz veya ancak birkaç kişi zorlukla biner, bütün öfke sürücüden
çıkarılır. Halbuki, yeterli bir gurup, muhtar eşliğinde ilgili makama gitse umarım netice almak
için çok daha yararlı olur.
Kayıt sırasında para talepleri büyük gürültülerle karşılanır, kıyametler kopar ama hiç kimse
çocuğunun okuduğu okulun sorunları ile ilgilenmez. Eğitim parasız ya, özetle "Saldım Çayıra,
Mevlam Kayıra". Çoğu yerde okul aile birlikleri, veli ilgisizliğinden sadece prosedür olarak vardır.
Kaçak yapısı yıkılırken gösterilen tepkiler, bir savaş ortamını hatırlatmıyor mu?
Kısaca, işin içinde şahsi menfaat olunca kıyametler koparılabiliyor ama, toplumsal bir faydada,
hemen " Aman canım Memleketi kurtarmak sana mı kaldı ? " şeklinde engellemeyi pek ala
becerebiliyoruz.
Konuşmayan, konuşturulmayan bir Türkiye'nin sorumluları, günü geldiğinde " Konuşan Türkiye "
sloganları ile rahatlıkla karşımıza çıkabiliyorlar. Konu hep aynı : Şahsi taleplerin çözümü, karşılanması.
Eylemlerin ses getirebilmesi için, bireylerin mutlak örgütlenmesi gerekiyor, ( çok basit kalacak
ama tam yeri : BİR ELİN NESİ VAR...) işte sihirli kelime ÖRGÜT. Telaffuzu bile bizim neslin
ürpermesi için yeterli. Bu kelime o kadar itici hale geldi ve getirildi ki, insanların bir çatı altında
ortak kamu çıkarları için toplanabilmesinin tüm kapıları kapatılmış oldu.
Şükürler olsun ki, yılların suskunluğumu, wowTURKEY'de (belki kafanızı şişiriyorum -özürlerimi
peşinen kabul edin) bir nebze olsun gidermeye çalışıyorum
Batılı birincisini değerbilirlik, ikincisini ise dostluk sayar..
Alıntı:
İnsanlık ve medenilik konularında lütfen batılıları bize örnek olarak göstermeyin.
Kemal bey, hiç merak etmeyin Japonlar'da aynı değerlendirme mantığına sahipler. Burada ki amaç batılıları değil doğru bakış açısını ön plana çıkamak. Ayrıca doğulu batılı kuzeyli güneyli gibi coğrafi özellikleri bir kenara bırakıp doğru ve insan onuruna yakışan ne gibi kültürel, sanatsal ve toplumsal özellikler var ise toplumların bu özellikleri birbirinden örnek alarak ufakda olsa hayatlarına geçirmesinin faydalı olacağı düşüncesindeyim.
Milli konulara toplum olarak gereken tepkiyi gerektiği gibi gösterdiğimiz kanısında değilim. Tepki göstermek bir anda toplumun tüm fertleri tarafından olur. Örnek olarak Madritte trene atılan bombada ölen 33 kişi için İspanyada halkın yaptığı toplu harekettir.Yağmurda saatlerce İspanyanın her şehrinde yüzbinlerce kişi kolkola yürüyüş yaptılar,sloganlar attılar. İstanbulda Hürriyet meydanında ,İzmirde,Ankarada Laiklik konusunda toplumun verdiği tepkileri unutmayalım. İnançları uğruna sıkılmış bir yumruk gibi birleşen vatandaşlar şimdi neredeler? Unutmayalımki baba evinden binlerce Km. uzakta sarp dağlarda savaşan yirmili yaşlardaki genç fidanlar acaba kimin için savaşıyorlar?Şehitlerimizin mübarek naaşları daha soğumamışken reyting peşinde koşan TV Kanalları niçin eğlence proğramlarına hiçbirşey olmamış gibi devam ettiler? Hepimiz Hrantız,Hepimiz Ermeniyiz diye yırtınanlar şimdi nerede? Gazeteler bile siyah manşetlerle çıkarken,kendilerinin güvenliğini sağlamak için genç fidanlar Gabor dağlarında, hayatlarının baharlarında şehit olurlarken onlar niçin bu kadar tepkisiz kalıyorlar?Hepimiz Mehmetçığiz, Hepimiz Türküz deyip caddelerde en gür sesimizle yürümek için daha ne bekliyoruz acaba? Üçbeş çapulcu diye tanımlanan ihanet şebekesi her gün on,onbeş can alırken ,yetkililer daha ne bekliyorlar? Sınır ötesinde yuvalanmış ihanet şebekeleri niçin ezilmiyor? O Gabor dağı niçin Çöle döndürülmüyor. Sabah gazetelerinde o kahramanların fotoğraflarını görünce göz yaşlarını tutamayanlar çare olarak Milli Takım Siyah Forma giysin demekten başka birşey yapamıyorlar mı acaba? yoksa Tepkisizlik gerçekten toplumumuzun ana kuralı olmaya mı başladı?
Toplum olarak asla tepkisiz bir toplum oldugumuzu düsünmüyorum. Ama Tepkimizi dogru zamanda , dogru sekilde verdigimizden süpheliyim. Özellikle toplum icerisinde yasanan adi bir olay karsisinda halkin etraftan gelen 2-3 sese kulak vererek tepkiyi "Linc" boyutlarina ulastirmasi ne yazik ki zaman zaman karsilastigimiz talihsiz bir tepki örnegi.
Toplum olarak asla tepkisiz bir toplum oldugumuzu düsünmüyorum. Ama Tepkimizi dogru zamanda , dogru sekilde verdigimizden süpheliyim. Özellikle toplum icerisinde yasanan adi bir olay karsisinda halkin etraftan gelen 2-3 sese kulak vererek tepkiyi "Linc" boyutlarina ulastirmasi ne yazik ki zaman zaman karsilastigimiz talihsiz bir tepki örnegi.
Linç; ulusal bir tepki değildir. Tepkisizlik; dünyada 1.lik alacağımız nadir meziyetlerimizden biridir. Tabi bu ulusal tepkisizlik sendromu durduk yere olan birşey değil, bilinçli ve sistemli bir devlet politikasının ürünüdür. (BKZ: Ziverbey Köşkü / İlhan Selçuk) Konunun başlığına bakınca sanki yıllardır inanılmaz hassas ve tepkisel bir toplummuşuzda son dönemde bu özelliğimizi kaybetmişiz gibi algılıyor insan. Halbuki malesef görmek isteyenler için gerçekler her zaman ki gibi çok ama çok acı..
Sevgiler..
En son M.O.Dikmen tarafından Çrş 10 Ekm 2007, 20:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Tepkisiz değiliz de,uzun sürede tepki verir olduk. Biraz bıkkınlık olduğundan kaynaklı. Sistemlerin temelinde sorunsuzluk yatar. Bir tepki doğduğunda,onun etkisi doğar ve sonuçla beraber tepki gerçekleşmiş olur. Ama tepkiler sistemi tehdit boyutuna ulaşırsa ya sistem yıkılır ya da yeniden düzenlenir. Ya da tepki imha edilir. İnsan doğasında güçlü olana karşı bir saygı vardır. Saygının altında ise korku. Eğer ben sisteme karşı durursam sistem beni ezer iç güdüsü. Bu yüzden de tepki vermek zor olur. Bıçak kemiğe dayanmadıkça da pek ses getiren tepkiler olmaz bu yüzden. Ama eskiye nazaran kendi toplumumuz için konuşurken daha bilinçli idik. Daha çok tepki verirdik haksızlığa karşı. Ama sistemlerin genel huyu olan geleceği düşünmeden dolayı,sistemi oluşturan yapı elemanlarını uyutursanız sistemde tepki süresi uzar,hatta tepkisizlikle sonuçlanır. Bizim toplumumuz üzerinde de tepkisizlik oluşturulmaya çalışılınıyor. Bunda da en büyük koz medya. Söz konusu 15şehit verdiğimiz günlerde eğer halen daha magazin malları konuşulabiliyorsa tvlarda ve o 15şehidin haberi sırf reyting uğruna bol dramatizasyonla gösteriliyorsa ve haber sunulurken ekranın altında magazinin ünlü mallarının kimlerle basıldığı haberi geçiyorsa insanlarda tepki aramak biraz saçma olmaya başlıyor. Herşeyin yerinin ayrı olması göz ardı ediliyor artık. Çok ciddi haberler bazen ajitasyonla sunuluyor. Bazen de nerdeyse oyun havası çalacak şekilde. Yani doz ayarlaması yapılmadan sunuluyor. Bu sayede de tepkisizlik ortaya çıkıyor. Bu yüzden gelecek zamanlardan artık korkuyorum. Bu böyle devam ettikçe tepkisizlik çoğalacak. Ve tepkisizlik bir hastalık gibi bulaşabiliyor. Çevrenizde herkes aman boşver derken,siz önemsersiniz. Bu bir olur,iki olur ve 3te sizin dudaklarınızdan da şu kelimeler dökülür:"Aman boşver"
Aman boşvermek bazen iyidir. Ama işler ciddi boyutlara ulaştığında bile aman boşver deniyorsa iş çok daha ciddidir.
Durum ciddiyet arzedince Toplum gereken tepkiyi fazlası ile gösteriyor. Türk Milleti zor zamanlarda sıkılmış yumruk gibi birleşiyor.Ulusumuzun yüzyıllardır bu topraklar üzerinde dimdik ayakta kalmasının sebebi de budur.
Asagidaki olay yaklasik bir ay once Barselona da yasandi Kirmizili Cocuk 21 yasinda ve Metroya bindi Cep telefonu ile sinirli bir sekilde konusuyordu, daha sonra orada oturan hic tanimadigi bir gocmen kiza (Ekvator lu) vurmaya basladı ve ne ısınız var bu ulkede v.s. gibi birtakim sozler soyledi ve metrodan inmeden once kizin suratina tekme atti, orada oturan diger cocuk, oda gocmen. Olaya hic karismadi, 15 -20 gun bu tartismalar devam etti ve bircok tartisma programlarinda, kirmizili cocugun yani sira olaya tepkisiz kalan diger kisi de suclandi. psikoloklar boyle durumlarda tepkisiz kanlan insanlarin olmasi, bu gibi eylemleri yapanlara cesaret verdigi soylendi. Bunun gibi bircok olayda, hirsizlik, gasp, adam oldurme, kapkac v.s. gibi olaylarda cogu insan banane , bana dokunmayan yilan bin yasasin vari davranislarda bulunuyor ve bu sekildeki durumlar genelde metropollerde yasaniyor.
Bu ve benzeri durumlarda sizce tepkisiz kalinmali mi?
Aynı durum sızın basınıza gelse ne yaparsınız?
Oturan dıger cocugun yerınde olsaydınız sız ne yapardınız?