1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Firuz Altıngöz
17 yıl önce - Prş 30 Mar 2006, 16:21
Şubat'ı sevmeyen THY Viscountlarının hikayesi ve hiç sesi çıkmayan TC-SES!
TÜRK HAVA YOLLARI uçaklarının fanatik hayranları, yaşı kemal-e ermiş, tayyörlü hanfendiler ve fötr şapkalı beyfendiler, Yeşilçam'ın Belgin Doruk'lu, Türkan Şoray'lı unutulmaz siyah-beyaz filmlerinin müdavimleri ile o yıllarda İstanbul-Ankara arasında, 175 TL'sına, First Class seyahat edip, uçuşun keyfini ikram edilen birinci kalite şarapları yudumlayarak ve tadı damaklardan silinmeyen enfes peynir çeşitlerini atıştırarak çıkaran vefalı ve sadık THY dostları çok iyi bilir ve hatırlarlar;
THY'nın 1958 yılında ünlü İngiliz uçak imalatcısı, VICKERS'dan satın aldığı, Turboprop'ların babası, gökyüzünün Rolls-Royce'ları olarak anılan ve bilinen meşhuur, VISCOUNT tayyareleri vardı. Bu tayyareler, 1958 yılının Ocak ayından itibaren teslimat sırasıyla TC-SEC, TC-SEV, TC-SEL, TC-SES ve TC-SET çağrı kodlarıyla THY'nda hizmet vermeye başlamışlardı. Bunlardan SEV uçağı, 17 Şubat 1959'da dönemin Başbakanı Adnan MENDERES ve beraberindeki Türk heyetini Kıbrıs müzakereleri için Londra'ya götürüşü sırasında kaybedilmişti. Uçak, inmesi planlanan Gatwick Havalimanı, 09 pistine yaptığı son yaklaşma sırasında ani bastıran yoğun sis nedeniyle havalimanına 3 mil mesafede, Rusper, Sussex bölgesindeki Jordan's koruluğuna düşmüştü. Kaza'dan Başbakan Adnan MENDERES hafif sıyrıklarla yara almadan kurtulmuş, ancak, uçakta bulunan 24 kişiden 14'ü hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında THY'nın o dönemdeki Genel Müdürü Abdullah PARLA'da bulunmaktaydı. Şehit mürettebat ve Genel Müdürün isimleri, talihsiz kazadan bir süre sonra Kıbrıs'taki bazı cadde ve sokaklara verilmişti. THY tarihinde hafızalardan silinmeyen ve akıllara durgunluk verecek bir biçimde vukua gelen ikinci VISCOUNT hadisesi de, Şubat 1968'de meydana geldi. SEC uçağının Istanbul-Ankara seferi sırasında Pamukova semalarındayken ön kapısı patlamış, uçakta bulunan pas ekipten, Kaptan Pilot Kemal KARAPARS, olay anında kabin tazyikinin ani deşarj olması neticesinde, 5,000 metreden boşluğa fırlayarak motor pervanelerine çarpması sonucu hazin bir şekilde hayatını kaybetmişti. KARAPARS kaptanın cesedi olaydan günler sonra Pamukova'lı köylüler tarafından bulunmuştu. Hadise sonrasında pilotlar, uçağı büyük bir ustalıkla Deniz Kuvvetleri'ne ait Cengiz Topel Askeri meydanına mecburi olarak indirmeyi başarmış, yolcuları ve diğer mürettabatı mutlak bir faciadan kılpayı olarak kurtarmışlardı. VISCOUNT'ların THY'daki son macerası, enteresan bir tesadüf, yine Şubat ayında yaşandı. SET uçağı, 2 Şubat 1969'da Diyarbakır-Ankara seferi, Esenboğa son yaklaşma sırasında elektrik direklerine çarpması sonucunda düşerek infilak edip alev almış, ancak havaalanı itfaiyesinin anında müdahalesiyle kazada mucize eseri can kaybı olmamıştı.
THY, 1958 ve 1972 arasındaki 14 yıllık dönemde serviste tuttuğu VISCOUNT'larından 2 tanesini bu kazalarda kaybetmiş, kalan 3 uçaktan TC-SES, 13 Mayıs 1971'de, TC-SEL, 7 Temmuz 1971'de, TC-SEC ise, 4 Nisan 1972'de TÜRK HAVA KUVVETLERİ tarafından VIP taşıma maksatlı olarak satın alınmışlardı. Uçaklar, Ankara Etimesgut'ta konuşlu, 224'üncü filoda özel görevlerde kullanılmak üzere 1993 yılına kadar hizmet vermişler, sonrasında ise, 224'üncü filonun modernizasyonu planı çerçevesinde yerlerini Ankara'daki T.A.I. tesislerinde üretilen CN235'lere bırakmışlardı.
Hizmet dışı kalan üç VISCOUNT'dan 246 imalat ve kuyruk numaralı TC-SEC, 1981 yılında yedek parça kaynağı olarak kullanılmak üzere hurdaya ayrılmış, 430 kuyruk numaralı TC-SEL, uçarak Istanbul'a getirilip, Yeşilköy'deki Havacılık Müzesi'nde sergilenmeye başlanmış, 431 kuyruk numaralı TC-SES ise, bildiğim kadarıyla sökülüp karayoluyla Eskişehir'e götürülerek Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu'nda öğrencilerin eğitimine tahsis edilmişti.
Sivil havacılığa, THY'na ve uçaklarına, çocuk yaşlardan itibaren olan özel ilgim ve merakımdan ötürü boş vaktim olduğunda ve yolum düştüğünde Yeşilköy'deki Havacılık Müzesi'ni, yeni birşeyler var mı, yeni bir uçak ya da obje gelmiş mi, merakıyla sık sık ziyaret eder, doya doya gezmek ve seyretmek içinde ziyaretlerimde yanıma kimseyi almadan giderim hep! Nedendir bilinmez, seneler evvelinde kulakları sağır eden sıradışı ürkütücü gürültüleriyle kalkıp inen, arkalarından el sallanan, çook uzaklara çabucak gidip, geliveren o yakışıklı kuşların adeta, "Ah bir dili olsada konuşsa," dedirten ürpertici sessizlikleri, kalkıp gitmek için fırsat kollarmışcasına hareketsiz duran marur görüntüleri, esen rüzgarın kanatlarını yalayıp geçerken, "Tutmayın, bırakın beni uçmak istiyorum, uçmak istiyorum," dercesine ki uğultusu, hayranıyla buluştuğu için heyecandan titrermişcesine çıkardığı garip sesler ve çıtırdamaları, beni hiçbir zaman tarif edemediğim ve edemeyeceğim farklı bir dünyaya alır götürür hep oralarda! Uçaklarla ve havacılıkla olan yakınlığım, duygularımın satırlara nakledilmesindeki üslubumdan anlaşılıyordur belki ama; o müzede eşi benzeri olmayan nesli tükenmiş, öylesine haşmetli koca bir kuş var ki; onu seyretmenin, ona dokunmanın, içinin kokusunu dahi teneffüs etmenin, The Beatles'ın 60'lardaki konserini canlı izlemekten, Münir Nurettin'in, "Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç." adlı eserini besteciden dinlemekten, 35 sene önce tükenmiş eski bir parfüm şişesinin dibinde kalan bir damla parfümü koklayıp geçmişe yolculuk etmekten, inanın hiçbir farkı yok! Aslına bakılırsa beni oraya çağıran, gider gitmez yanına getirten de hep o koca kuş!
O kim mi?.. O, hikayeme adını verip, gerçek kimliğine kavuşmak isteyen VISCOUNT kardeşlerin üç numaralı ferdi, THY TC-SEL tayyaresinin ta kendisi! O, en son TÜRK HAVA KUVVETLERİ'nde 1971-1993 yılları arasındaki görevini sessiz sedasız, başarıyla tamamlayıp, yıllar evvel emekliye ayrılarak bir köşede inzivaya çekilmiş olsada, uçuş hayatına ve kariyerine 1958 yılında çiçeği burnunda bir TÜRK HAVA YOLLARI tayyaresi olarak başlamış, THY'nın 50'li ve 60'lı yıllarına damgasını vurmuş, birçok ilklere imza atmış, rekorlar kırmış, küçücük bir parçası dahi artık paha biçilmez değere sahip, rahmetli babacığımın hayattayken rakı sofralarında keyifle anlattığı seyahat anılarının baş kahramanı, kolonyalı mendillerini dahi atmaya kıyamayıp hatıra olarak sakladığım, klasik safkan bir THY ABİDESİ!..
Paçayı M.K.E.'nin Kırıkkale'deki sevimsiz dar ağacına gitmekten şans eseri kurtarıp, kapağı bir müzeye atarak hayatta kalmayı başaran hikayemin kahramanı TC-SEL ile yönünü şaşırıp kendisini bir anda Eskişehir'de buluveren akibeti meçhul, hiç sesi çıkmayan TC-SES kardeşler için uzun zamandır gündeme getirmeyi planladığım çok çarpıcı bir proje ve öneriyi, ilk defa, siteniz aracılığıyla buradan ilgili makamların değerlendirmesine sunmak istiyorum. Son yıllarda inanılmaz bir yükseliş trendi içinde ve tüm dünyanın dikkatlerinin üzerinde olduğu milli havayolumuz, THY'nın geçmişini sembolize eden ve çok önemli bir simge haline gelen, aynı zamanda Türk Sivil Havacılık tarihinin de mihenk taşı olan bu eşsiz değerdeki klasik yolcu tayyarelerimizin, H.V.K.K. ve THY arasında yapılacak özel bir protokol ile THY'nın sorumluluğuna devredilmesinin sonrasında, THY TECHNIC tarafından 60'lı yıllardaki orijinal görüntülerine sadık kalınarak restore edilip, ( Pijama deseni ve kuyruklu yatık yazı karakteri.) Atatürk Havalimanı nizamiyesine cepheli bir alanda özel olarak dizayn edilecek çelik konstrüksüyon kaide üzerine oturtularak sergilenmesinin, THY'nın, hem ülkemizde hemde dünya sivil havacılık kamuoyu nezdindeki prestiji ve tanıtımı istikametinde takdire şayan, fevkalade değerli bir çalışma olacağını düşünmekteyim. Keşke mümkün olabilsede, 430, SEL tayyaresi daha detaylı hassas bir çalışma ile faal hale getirilip, Lufthansa'nın 1940'lardan kalma, (D-CDLH / D-AQUI) Junkers, JU-52/3M'i gibi özel günler ve kuruluş yıldönümlerinde yapacağı nostaljik seferlerle, gösteri uçuşlarıyla torunlarına parmak ısırtabilse! Ancak, bu düşünce için vakit çok geç ve gerçekleşmesi artık hakikaten imkansız birşey! Teknik olarak mümkün olmasada, verdiğim emsale duyduğum hayranlığımdan ötürü, bu fantazimden bahsetmeden de geçmek istemiyorum! Düşünce ve önerimin olumlu karşılanarak projeleştirilip hayata geçirilmesi, aynı zamanda THY'nın merkez üssü, Türkiye'nin dünyaya açılan en büyük kapısı, Atatürk Havalimanı içinde geçmişe ışık tutan, fantastik bir abide olarak hafızalarda yer alacaktır.
Çok iyi korunarak THY ve tarihini temsil etmesi gereken TC-SES'in ise, Sivil Havacılık Yüksek Okulu'nda eğitim amaçlı kullanılmasının, açık konuşmak gerekirse, anlamsız, lüzumsuz, ve tarihi bir israf olduğunu düşünmekteyim. Bu düşüncemden hareketle, neslinin son türü, pervaneli bu THY tayyaresinin de, envanter dışı bırakılmış başka bir yeni nesil uçak ile değiştirilip, (Ör. B727, A300, C160 vd.) restore edildikten sonra yıllar öncesinde sık sık ziyaret ettiği eski yuvası, Ankara Esenboğa Havalimanı'na getirilerek biraz önce bahsettiğim aynı düzenlemeyle teşhir edilmesinin, tamamlanmakta olan yeni Esenboğa Terminali ile "Dünden, Bugüne THY ve Esenboğa" teması arasında çok anlamlı bir sentez oluşturacağı kanaatini taşımaktayım. Tabii tayyare, restore edilebilir vaziyette ya da hayatta kaldı ise?..
Sivil havacılık tarihimizin ve milli havayolumuz, TÜRK HAVA YOLLARI'nın geçmişine ışık tutarak gelecek kuşaklar için önemli bir abide olacak bu öneri ve projemi, destekleyeceklerine yürekten inandığım, başta değerli TÜRK HAVA KUVVETLERİ Komutanımız, Sayın Orgeneral Faruk CÖMERT Komutanım olmak üzere, TÜRK HAVA YOLLARI Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi, Sayın Doç. Dr. Temel KOTİL beyefendinin görüş ve değerlendirmelerine en derin saygı ve hürmetlerimle arz ederim...
Firuz ALTINGÖZ
Istanbul, 28.03.2006
En son Firuz Altıngöz tarafından Prş 06 Nis 2006, 03:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Ertugrul Selvi
17 yıl önce - Prş 06 Nis 2006, 02:37
Firuz Bey, ben de bu guzel yaziyi bizlerle paylastiginiz icin size tesekkur etmek istiyorum. Hem sivil, hem de savas ucagi kullanan tanidiklarim, arkadaslarim var. Dunyanin en yetenekli ve kisitli imkanlar icinde bile en basarili pilotlarinin Turk pilotlari oldugunu cok iyi biliyorum. Ayrica butun pilotlara -ozellikle savas ucagi pilotlarina- cok derin bir saygim vardir. "9g" basinci yiyerek, o ucaklara hakim olabilmek insanustu bir yetenektir.
Cok saygi duydugum bir baska meslek grubu da hava trafik kontrolorleridir. Hep geri planda olduklari icin bir cok kimse tarafindan bilinmezler. Cok yogun stres altinda hep ayni performansi gostermeleri beklenir, cunku bircok insanin hayati iki dudaklarinin arasindadir. Yaptiklari is hata affetmez.
Su anda detaylarini tam animsayamadigim, facianin esiginden dondugumuz bir olay yasanmisti bir kulemizde. Belki bilginiz olabilir diye size sormak istiyorum. Olay Ataturk ya da Esenboga havalimani kontrol kulesinde gecer. Hava trafiginin yogun oldugu bir gun kulenin elektrigi kesilir. Bir sebepten yedek enerji unitesi devreye girmez ve havada yaklasma bekleyen iki ucak cok yakindan birbirlerine pas gecerler. Mucize eseri olay hicbir can kaybi olmadan, 15-20 dakika suren bir kargasa ile atlatilir. Bu olayi hatirlayabiliyor musunuz?
|
 |
vedatsencan
17 yıl önce - Pts 10 Nis 2006, 12:38
Öncelikle böyle güzel bir makale yazdığınız için sizi tebrik ediyorum,bende havacı bir aileden geliyorum,rahmetli babam THY de taknisyen olarak görev yapardı,ancak bana THY de görev almak kısmet olmadı ne yapalım kısmet değilmiş,şimdilerde ise bilgisayar ortamında uçuş simulatörü ile bu merakımı gidermeye çalışıyorum,neyse sözü fazla uzatmadan simulatörümden ilgili uçağın bir kaç resmini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgilerimle
(+)
(+)
|
 |
Firuz Altıngöz
17 yıl önce - Pts 10 Nis 2006, 13:15
Sevgili Vedat Bey kardeşim,
Öncelikle merhum babanız için Rahmet diliyorum sizlere. Yazım hakkındaki düşünceleriniz ve de yorumunuz için pekçok teşekkür ederim. Sizin safkan bir havacı olduğunuz yanılmıyorsam SE-ERC cağrı kodlu (Malmö) İSTANBUL olması lazım, DC-7B tayyerinizin kusursuz olmasından anlaşılıyor zaten. Tebrik ederim... Dünkü, THY'nin MASKARA EDİLEN A320'si başlıklı yazımda THY'nin eski teknik ekibine dair yorumlarım var, okumanızı tavsiye ederim...
Selam, sevgilerimle,
|
 |
Firuz Altıngöz
16 yıl önce - Pzr 17 Eyl 2006, 19:25
VISCONT PİJAMA GİYMİŞ, AMA NASIL?..
cc: Sn. Burç Bey, Sn. Hakan Aydın,
Bundan yaklaşık beş buçuk ay önce, 30 Mart 2006 tarihinde, "Şubat'ı Sevmeyen Viscount'ların Hikayesi, Müzedeki Hayalet ve Hiç Sesi Çıkmayan TC-SES!" başlıklı bir makale yazmıştım burada... Makalem, İstanbul Havacılık Müzesi'nde çürümeye terkedilmiş, neslinin son örneği, çok kıymetli klasik bir THY tayyaresini konu almaktaydı. Buradaki gayem, hem tayyarenin gerektiği şekilde korunması, hemde orijinal hali olan özüne, yani THY (TC-SEL) uçağı haline dönüştürülmesi amacına yönelikti... Yazarken de, başlıktan belli olduğu üzere, hadiseyi hikayeleştirip, birazda zülfüyare dokunarak dile getirmeye çalışmıştım... En önemlisi, konunun tarafımdan Türk Havacılık Kamuoyu'nun dikkatine sunulmak üzere ilk defa bu sitede, yani WOWTURKEY'de tarafımdan gündeme getirilmiş olmasıydı... Başlık sonradan Internet'te de yayınlandı ve hala da yayınlanmakta... Sonradan, yazımın wowturkey'deki bir kopyasını Türkiye'de sivil havacılık alanında isim yapmış, birkaç uzman ve yazar arkadaşlarıma da yollayarak duyuruda bulunup konuyla ilgilenmelerini rica etmiştim...
Neyse, lafı daha fazla uzatmayayım. Aradan bir hayli zaman geçip, hiç kimseden, hiçbir yayın organından konuyla alakalı ses çıkmıyor derken, yanılmıyorsam geçtiğimiz hafta başıydı, 11 Eylül, pazartesi günü, öğleden sonra saat 16.00 civarında cep telefonum çaldı. Arayan, "TÜRK HAVACILIK KRONOLOJİSİ" kitabının yazarı, Amerikalı araştırmacı yazar, STUART KLINE'dı ve tayyarenin hangara çekildiğini, pijama deseninde THY renklerine boyanıyor olduğu müjdesini veriyordu bana. Ancak, tayyarenin restore edilerek THY formuna dönüştürüldüğüne dair ne bana ne de wowturkey'e herhangi bir bilgi ulaştırılmadığı için önce çok şaşırdım bu haberi arkadaşımdan duyduğum için. Kline'nın da fazla bir bilgisi yoktu konu hakkında. Sadece aldığı duyumu bana iletmekle yetindi... Haberi, biraz araştırayım dedim, herhangi bir bilgiye rastlayabilir miyim, acaba bir fotoğraf görebilir miyim diye? Ancak, Google'da benim makaleden başka bir bilgiye rastlayamadım tayyarenin son haliyle alakalı...
Bugün, her hafta sonu olduğu gibi Hürriyet gazetesinin pazar ekinin, "Kokpit" sayfasını açtığımda birde ne göreyim; Benim makalenin kahramanı, TC-SEL, TC-SEV çağrı numarası ve THY renklerine boyanmış bir vaziyette, "VISCOUNT PİJAMA GİYDİ" başlığı altında öylece duruyor karşımda!
Buruk sevincim kısa sürdü desem yalan olmaz. Neden mi? Birincisi, haberde tayyarenin ADNAN MENDERES'in hayatını anlatan belgesel çekimleri maksadıyla THY renklerine boyandığından bahsedilmekteydi sadece. Bu hiç inandırıcı gelmedi bana, hiç kimse kusura bakmasın! Öncelikle bu projenin hayata geçmesini sağlamış bir kişi olarak, bana ve makalemin yayınlandığı WOWTURKEY'e, nezaketen her hangi bir bilgi verilmemesini, projenin, içeriden birilerinin düşüncesiyle yapılmış gibi yansıtılmasını, ben fevkalade yadırgadım ve de üzüldüm doğrusu... İkinci önemli hususta, tayyare THY renklerine boyanmıştı, boyanmasına ama aynı JLC A320/KAHRAMANMARAŞ tayyaresinde olduğu gibi yine resmen katledilmişti. Şimdi uzun uzadıya bunun detayına girip kafa şişirmek istemiyorum burada. Ancak, o tayyereyi projelendirip boyayan mühendis ve teknisyenlere sesleniyorum buradan; siz hayatınızda hiç mi pijama desenine boyanmış THY uçağı görmediniz yakından?.. Görmediyseniz hiç mi bir THY VISCOUNT'ının fotoğrafına bakma ihtiyacı duymadınız bu işi yaparken? Model uçak mı o boyadığınız?.. Böyle bir tarihi objeyi katletmeye sizin ne hakkınız var?.. Ne iş yaptığınızın farkında değilseniz ya da bilmiyorsanız, bırakın bilenler gelip yapsın! THY, 100'üncü uçağına ne isim koyayım diye Kültür Bakanlığı'na akıl danışacağına, önce bunları danışsın bilen birilerinede komik duruma düşmesin. Orada bilen adam kalmadı çünkü, hepsinin defterini dürdüler...
Bir kere yaptığınız iş hakkında bilgi sahibi olmadığınız, araştırma yapmadığınız, tayyarenin dikey stabilizesini inanılmaz bir hatayla 60'lı yılların ortalarına ait iki çizgili paternde boyamanızdan belli. TC-SEV, 17 Şubat 1959'da Londra'da düştü ve düştüğünde de, dikey stabilizesi, o paternde boyalı değil, 1958'de VICKERS'den satın alındığındaki boyasız düz beyaz, üzerinde yalnızca Türk bayrağı olan paterndeydi. Gövdedeki pijama desenini anlatmaya zaten hiç gerek yok! Bas, bas bağırıyor beni otobüsçüler boyadı diye...
Yapılan bu yanlışlığın ve dönem hatasının en kısa zamanda giderileceği ümidimi yitirmeyerek, 13 yıl boyunca Yeşilköy'deki havacılık müzesinde olumsuz hava koşulları altında kimsenin umurunda olmadan açıkta çürümeye terkedilen bu çok değerli tarihi mirası, kültür hazinesini, mesajımı dikkate alıp gelecek kuşaklara kazandırmayı başaran ilgililere, tüm olumsuzluklara rağmen, yinede teşekkür etmek istiyorum...
Saygılarımla...
FİRUZ ALTINGÖZ
17 Eylül 2006
|
 |
Firuz Altıngöz
16 yıl önce - Çrş 27 Eyl 2006, 00:37
İŞTE THY VISCOUNT'UNUN YENİ PİJAMASI!
|
 |
Firuz Altıngöz
16 yıl önce - Prş 28 Eyl 2006, 15:33
TÜRK HAVA YOLLARI MÜHENDİS VE TEKNİSYENLERİNİN DİKKATİNE SUNULUR...
Merhum Başbakan Adnan Menderes'in, 17 Şubat 1959'da Londra'da kaza geçirdiği TC-SEV çağrı kodlu THY VISCOUNT'u, ilustrasyon fotoğraftaki TC-SEL ile aynı görünümdeydi... TC-SEV, restore edildiği şekildeki paternde hiçbir zaman uçmadı...
SON
(+)
Firuz Altıngöz Arşivi
|
 |
Firuz Altıngöz
16 yıl önce - Cmt 30 Eyl 2006, 22:34
Y O R U M S U Z!..
Y O R U M S U Z!..
(+)
|
 |
Firuz Altıngöz
|
 |
Firuz Altıngöz
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 14:29
TC-SET, ANKARA ESENBOĞA'da (1960'lar)
(+)
KAYNAK: FİRUZ ALTINGÖZ Arşivi
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|