1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 20  |
 |
alikemal@
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 03:29
Kim nerde iç savaş çıkarmayı planlıyormuş? Türkiye de mi? Nerden sızdı bu? Abd onun için mi APO'yu bize teslim etti acaba? Ülkemiz gelişmesin diye mi? Ülke olarak bir kısmımız hala Kurtuluş savaşı paranoyasından kurtulamamış. Arkadaşlar ABD ve yahut AB ve yahut sadece AB'nin bir ülkesi istese Türkiye'yi bir gecede istila eder, askeri ekonomik hiçbir gücümüz kalmaz ve isteseler Türk halkı diye bir ırk kalmaz, hiçbir ülke de ağzını açmaz, açamaz eğer siziz bahsetiğiniz gibi bir dünyada isek.Görünen o ki Türk halkına bir an önce yakın tarih dersleri de verilmeye başlanmalı ilkokuldan başlayarak.
|
 |
Orçun.G
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 03:32
sızan haberlere göre cia 2011 de iç savaş çıkarmayı planlıyormuş. ab de bu plana tam destek veriyormuş.
kusara bakma abi, tam anamadim...kime karşiy ?
|
 |
kadirbaba
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 03:36
| Alıntı: |
| Kim nerde iç savaş çıkarmayı planlıyormuş? Türkiye de mi? Nerden sızdı bu? Abd onun için mi APO'yu bize teslim etti acaba? |
abd ortadoğuya keklik avlamaya mı geldi yoksa?
|
 |
Nihat Joseph Ilkay
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 04:29
Merhaba,
Ver,kurtul fikrine katilmiyorum.Bugun bir karis yer verdin mi yarin 10 karis daha baskalari tarafindan istenir ve bunun icin de ortam yaratilabilir.
Arkadaslar hepimiz egitimli,genc insanlariz.Sinirlerimize,ofkelerimize hakim olup,mantikli bir sekilde olaya yaklasmamiz lazim.
Turkiye insanlari,Avrupa insanlarindan farklidirlar.Avrupa da irkcilik vardir,Turkiye de Avrupa tipi irkcilik yoktur.Bu tip irkcilik olmadigi icin Turkiye nin insanlari gecmisten gunumuze kadar birbirleriyle kaynasmislardir.Benim tanidigim enistesi,yengesi,dayisi,amcasi Turk veya Kurt olan bir cok insan vardir Turkiye de.
Osmanli doneminde bile insanlar Musluman, Musluman olmayan siniflari halinde ayrilmistir.
Musluman Arnavut ile Musluman Cerkez bir Millet olarak gorurmustur.Turkiye agacinin tohumunda irkcilik yoktur.
Dis guclerin bence burada oynadiklari bir oyun var.Turkiye de ki etnik kitleleri birbirinden nefret ettirme ve bu kitleler arasinda ki saygiyi yok etmek.
Turkiye cok onemli bir donemden geciyor,onumuzde ki yillarda elinde degisik firsatlari olan guclu bir ekonomiye sahip ulke konumuna gelebilir.
Bizim yapmamiz gereken sinirlerimize ve ofkemize sahip cikmak,etnik guruplar arasinda nefret tohumlarinin yesermesine izin vermemektir.
Kurt degilim ama onlarin da kardeslerim olduguna inaniyorum.Boluculere destek verenlerin degisik sebebleri vardir ve her destek vereni ayni kefeye koymamak lazimdir.
Kimileri tehdit yuzunden,kimileri fakirlik veya siyasal rant yuzunden,kimileri de agalik,asiret bagliligi yuzunden PKK ya destek vermektedirler.
PKK nin faydalandigi bu yollari kapatabilirsek bence PKK ya verilen destek onemli olcude azalacaktir.
Burada yazilan yazilar icinde atom bombasi kullanmayi oneren yazilar da var.Bir devlet kendi topragina ve kendi insanina atom bombasi ile saldirmaz.Turkiye devleti bir Fransa devleti gibi veya Almanya devleti gibi degildir.
Biz gecmisi olan,tarihi olan degisik halklari bir devlet altinda yasatma tecrubesi olan bir milletiz.
Mevlana ,Yunus Emre,Taptuk Emre gibi humanist dusunurler yetistirmis ve bu insanlarin ogretilerini uygulayan bir medeniyetiz.
Hic bir Alman dusunur "Yaratilani severim,Yaratandan oturu dememistir",Hic bir Fransiz din adami da "Gel ne olursan ol,yine gel " dememistir.
Turkiye sakin ,sabirli ve akilli olmalidir. Biz Avrupali degiliz, Biz Asyali da degiliz. Biz Turkiyeyiz.
Saygilarimla
|
 |
Selcuk
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 12:57
Bu son olaylar gösteriyor ki Kürtlerin cogu (hepsini bir cuvala atmayalim) radikal ve türk devletine karsi olduklari. Buna karsi artik birseyler yapilmali! AB falan kendi b*klarini baksin ilk önce... Bu radikal kisileri ve gruplari sert cikilmali! Bu kisilerin INSAN HAKLARI yok! Bu kisiler INSAN degil! Hayvanlar bunlardan daha degerlidir! Acaba Hitler bu kisilere karsi ne yapardi... 
|
 |
Siyahbeyaznihat
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 13:28
Halkımız Öcalan'a Hazırlanıyor! - Ümit Zileli (Aralık 2005)
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını anayasal üst kimlik olarak kabul ediyoruz...
Hürriyet gazetesinin 6 Aralık'taki manşeti buydu. Yukarıdaki sözleri söyleyen kimdi? Biliyorum, aklınıza hemen Başbakan Tayyip Bey geldi ama değil, bu sözlerin sahibi, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis tatilini İmralı'da geçirmekte olan Abdullah Öcalan 'dı!.. Bununla da kalmıyordu Öcalan:
- Başbakan'ın kullandığı kavramları daha önce ben kullanmıştım. Bu kavramlar bana aittir!
Haklıydı!.. Gerçekten de ''Demokratik Cumhuriyet'' kavramını da ilk kez Öcalan kullanmış, daha sonra Tayyip Bey aynı kavramı kamuoyuyla paylaşmıştı!.. Aynı gün Ertuğrul Özkök Hürriyet'teki sütununda MİT'in şimdiki patronu Emre Taner 'in müsteşar yardımcısıyken İmralı'da Öcalan'la görüştüğünü yazdı. Yalanlanmayan bu yazıya göre, baş başa kaldıkları an Öcalan, Emre Taner'e şöyle demiş:
- Bugüne kadar neredeydiniz?..Öcalan'ın ''çok önemli'' mesajlar verdiği bu görüşme sonrasında Emre Taner, İmralı'dan ilerisi için umut verici bazı izlenimlerle dönmüş!!!
Yazının geri kalan kısmında Özkök, MİT Müsteşarı Taner'in ''Kürt sorununa'' nasıl hâkim olduğunu ve ''gerçekçi gözlükten'' baktığını anlattıktan sonra ana soruya geliyor:
- Öcalan'la ilişki kuran MİT, acaba örgütün dışarıdaki kısmıyla ilişki kuramaz mı, örgütü dağdan inmeye, silahı bırakmaya ikna edemez mi?..
Özkök, ''Adı Türkiye olan bu ülkede insanları mutlu, barış içinde yaşatmanın her yolu denenmelidir'' diye bitirmiş yazısını. Ama koca yazıda bir şeyi fena halde pas geçmiş:
- Öcalan ve dağdaki kadro ''ne karşılığında'' silahı bırakıp dağdan inecek?..
***
İki gün sonra, 8 Aralık'ta, Vatan gazetesi şu soruyu taşıdı manşetine:
- Devletin sesi mi?
Kısa bir süre önce emekli olan MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş , Radikal gazetesine yazdığı yazıda, ''Teröre karşı yeni politika'' öneriyordu. Öneş, son derece ilginç bir yaklaşımla ''Toplumumuz, Türkiye vatandaşlığı üst kimliği altında, farklılıklarını zengin bütünlüğe çevirebilecek tarihi birikime ve olgunluğa sahiptir'' diyordu. Diğer bir deyişle; üst kimlik konusunda Öcalan ve Tayyip Bey'le aynı çizgide buluşuyordu!.. Emekli MİT'çi yeni terör politikasının en önemli ayağını da açıkça belirtmişti:
- Cezasını çekmekte olan Öcalan'dan, silahların bıraktırılması ve çözümlerde yararlanılması, iç barışın sağlanması için önemlidir..
Şu tesadüfe bakın; bir gün arayla Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve en üst düzeyden emekli MİT mensubu aynı kanıda birleşivermişlerdi!.. Tabii art arda gelen bu iki yazı, Emre Taner'in geçen yıl İmralı'dan ''ilerisi için umutlu dönüşü'' ile birleşince ortaya Vatan gazetesinin de ima ettiği soru çıkıyordu:
- Ne oluyoruz? Öcalan'ın özgürlük yolu mu açılıyor?..
***
Türkiye'nin günden güne radikal bir biçimde değişen gündemi nedeniyle yukarıda anlattıklarım bir anlamda toz duman arasında kaynadı gitti!..
Ardından önce FBI Başkanı, sonra da CIA Başkanı Ankara'ya geldiler. Gazetelerin büyük bölümü Türkiye'nin bu iki çok önemli kişiden isteklerini bir bir sıraladı. Ancak çoğunluk, bu muhteremlerin Türkiye'den ne istediğini yazmadı!.. Cumhuriyet, gayet isabetli bir şekilde sıranın İran ve Suriye'de olduğunu manşete çıkardı. CIA Başkanı'nın MİT Müsteşarı'yla görüştüğü sıralarda Lübnan'dan gelen suikast haberi, İran'dan önce Suriye'nin defterinin dürülebileceği mesajını veriyordu!. Ülkenin en büyük gazetesinin patronu, milletvekili ve Suriye karşıtı Cibran Tüeyni bombalı saldırı sonucu öldürülmüştü. Suriye'yi ilk kim suçladı? ABD Dışişleri Bakanı Rice !.. Suriye öylesine aptaldı ki, kendi eliyle kendi idam fermanını imzalamıştı!!!
Peki sonuç? İçinde, Öcalan ve PKK'nin yeni konumu, Kuzey Irak'ın tanınması ve himayesi ile Suriye ve İran'ın ''ham yapılması'' nın da bulunduğu bir senaryo uygulamaya konulmuş gibi görünüyor.. Bu dev projenin ''nasıl'' uygulanacağı ise Türkiye'nin ''nasıl'' kullanılacağına bağlı... Türkiye'ye biçilen rol ne acaba?
- Piyon mu?..
----------------------------
İlk önce belediye başkanı meyadana çıkıyor,adamda öyle bir söylem var ki apo mu elebaşı o mu belli değil.Belediye başkanını kabullendikten sonra apo'da kabullenilecek,
kabul ettirilecek.Beklentim apo'nun (yattığı yerde ortadan kaldırılmaz ise) geri döneceği hatta Ankara da elini kolunu sallayarak dolaşacağıdır.Hatta kendisi dış işleri bakanı da olabilir,en azından AB le aramız düzelir.
Ayrıca k.ırak ta kurulacak devletin silahlı koruyuculuğu Türkiye ye verilecek daha sonra bu devletin bize ihtiyacı kalmayınca Türkiyeden canlarının istediği yerleride alarak Büyük Kürdistan(tesadüf bu ya büyük ermenistan da var ve aynı topraklar talep ediliyor) kurulacak.
Bunlara paranoyak düşünceler diyen arkadaşlar 1986-2006 arasındaki 20 yılda neler oldu bir baksınlar.
Bugünlerde o yıllarda yaşayan insanların hayal edemeyeceği şeyler yaşanmaktadır.
Bu düşüncelere itibar etmeyenler 5-10 yıl içinde bu öngörüler gerçekleşirse ne yapacaklar,tüh yanıldık mı diyecekler?
Umarım yanılmazlar biz paranoyak hülya görmüş olarak kalırız.
Paralize olduk,bize her şey kabul ettiriliyor,her şeye alıştırılıyoruz.
Dezenformasyon borbardımanı altındayız,bunu anlamak için yazılı-görsel basını takip ediniz!!
Hülya nın boşanması,kimin kimin altına yattığı vb. meseleler neden herşeyin önünde?
Doğan gurubu neden birand'a amiral gemileri olan televizyon kanalında ana haber bülteni sunduruyor,hem de tüm beceriksizliğine ve çapsızlığına rağmen!
|
 |
İsmail Erdoğan
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 13:28
Durun arkadaşlar durun, bir nefes alın.
Uykusuzluktan gözleriniz kızarmış, ne yazacağınızı düşünmekten siz de uyuyamamışsınız, benim uyuyamadığım gibi.
Ara verin ve sakinleşin biraz
70’li yılların tecrübelerini bir dinleyin ve bunları okuduktan sonra da kararınızı hemen vermeyin , sakin sakin bir düşünün ve değerlendirmenizi öyle yapın lütfen :
O yıllarda da iki taraf vardı ; ülkücüler ve devrimciler.
Her iki taraf da diğerini hainlikle suçlardı , bir taraf moskof uşağı diğer taraf , amerikan işbirlikçisi idi. Ama işin acı tarafı , bir kesim kendisini milliyetçi ; diğer kesim ise vatansever olarak görüyordu. Daha da acısı , her iki taraf da ; daha güzel ve daha yaşanabilir bir ülkenin mücadelesi içindeydiler. Öyle inanmışlardı , öyle inandırılmışlardı... İnsanlar, ancak doğru olduğuna inandığı şey için mücadele ederdi çünkü.
Binlerce insan öldü, öldürüldü.
Binlercesinin hayatı mahvoldu , hapishanelerde işkence gördüler ; sağcılar solculara işkence yaptı, solcular da sağcılara.
Birgün (12 Eylül) birisi sahaya indi ve düdüğü çaldı, herkese kırmızı kart gösterdi.
Sistem, ülkücüyü de devrimciyi de vatan haini ilan etti.
Olaylar durdu, silahlar birden bire sustu.
Yargılamalar başladı ve yıllarca sürdü, hala devam edenler bile var. İdam edilenler oldu.
Olaylar sırasında maroken koltuklarında ahkam kesen sözüm ona toplum önderleri ; bu kez yeni iktidar sahiplerine yalakalık yapmaya başladılar. Biliyorsunuz, “en büyük alçaklar hep iktidar sahiplerinin yanında olurlar”. Onlar hala maroken koltuklarında ahkam kesiyorlar, köşklerinde, villalarında olayları seyrederlerken ; Amerikan viskisi zıkkımlanıyor, Küba purosu tüttürüyorlar.
O zamanki olayların üstünden tam 26 yıl geçti. Bugün diyorum ki : 12 Eylül öncesi olaylar tümüyle dış mihraklıydı ve tek merkezden yönetiliyordu. İnsanımız bu tek merkez tarafından yönlendirilip, yönetilmişti. Zamanı gelince de olaylar durdurulmuştu. Neden durdurulmuştu konusu buranın konusu olmadığından o detaya inmeyeceğim.
Bugün:
Biliyorsunuz içimize yerleştirilen , uzaktan kumandalı ve zaman ayarlı bombalar var ; sağcı-solcu, ilerici-gerici, sunni-alevi, Türk-Kürt , x partili-y partili, çağdaş-yobaz...bunların sayısını çoğaltmak mümkün değil mi? Say sayabildiğin kadar... Zamanın şartlarına uygun olarak bunlardan hangisini istersen onu patlat.
Hadise bundan ibarettir arkadaşlar.
Lütfen hiç kimse beni “ot” olmakla suçlamaya kalkmasın... Belki en büyük kusurumuz “dinlememek, dinlemeyi bilmemek”.
Evet, bugün ; bugün gerçekten neler oluyor ?
Olaylar, gerçekten ; bir kürt ayaklanmasının provası mı...
Evet, görüntü öyle. 12 Eylül öncesinde de “komünist ihtilal provası” gibi gözükürdü zaten.
Yoksa, Türkiye üzerindeki emellerine tam olarak kavuşamamış ; “herşeyin hepsini isteyen” birilerinin sahnelediği bir kanlı senaryo mu...
Gençler özellikle size sesleniyorum:
Tepkinizi ve isyanınızı anlıyorum, 70’li yıllarda buna benzer tepkileri ben de gösterdim çünkü.
Tahriklere kapılmak suretiyle oyuna gelmeyiniz.
İstedikleri ve planladıkları şey insanımızı sokağa dökmektir, oyunlarına alet olmayınız.
Siz kolay olana değil zor olana talip olunuz.
Durun!nereyi kime veriyorsunuz... veremezsiniz! Veremezsiniz ...çünkü o topraklarda büyük dedemin kanı var.
Durun! Kimi nereye gönderiyorsunuz... gönderemezsiniz! Aralarında arkadaşlarım, dostlarım ve komşularım var... gönderemezsiniz! Aralarında akrabalarımız var, akrabalarınız var.
Gördüğünüz o kalabalıklar sizi aldatmasın. 70’li yıllarda ODTÜ’de iken forumlar, boykotlar olurdu... yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal misali; herkes katılmak zorunda kalırdı, evet bizler de...
“Vatan için ölümü elbette göze alırız, ama; vatan için yaşamak varken, ölmek niye?”
Dileğim, bu başlığın ivedilikle değiştirilmesi yönündedir ; Gerçekten Etnik bir başkaldırı mı? olabilir mesela .
Tartışmalar birilerinin ekmeğine yağ sürmekte , ayrılığın derinleşmesine neden olmaktadır.
Bakın, kimin ne yapmaya çalıştığı pek ala anlaşılıyor:
| Alıntı: |
BBC, "Bölgesel başkent Diyarbakır’ın içinde ve çevresinde Kürtler ve Türk çevik kuvveti arasında yaşanan çatışmalarda 7 kişi öldü" ifadelerini kullandı.
KAYNAK: Milliyet |
Bu da haberin orijinali:
| Alıntı: |
Seven people were killed in clashes between Kurds and the Turkish riot police in and around the regional capital, Diyarbakir.
KAYNAK :BBC, Last Updated: Friday, 31 March 2006, 21:47 GMT 22:47 UK |
En son İsmail Erdoğan tarafından Cmt 01 Nis 2006, 14:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
|
 |
Karakan
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 13:32
CARE mi? Al sana çare:
- Kuzey Irak'da bir Kürt Devleti kurulmalı: Bunlar 15-20 milyon. Bu sayede, ne Türkiye nin, ne Suriye nin ne de Iran'in artık başı ağrır.
- Bu bölgede yaşayan Türkmenler derhal Türkiye'ye yerleştirilmeli.
- Musul ve Kerkük Birleşmiş Milletler himayesinde Irak topraklarında kalmalı.
- - Türkiye'de terorizmi savunup alet olan kürtler türk vatandaşlığından derhal çıkarılıp kürt devletine temelli teslim edilmeli.
- Güney Doğu Anadolu'yu tam anlamıyla kalkındırabilecek uygulamalara geçilmeli. Bu bölge gümrük'den ve belirli bir süre vergilerden muaf edilebilir.
|
 |
Neslihan Kamer
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 13:46
[ kendi isteği ile mesaj silindi - Burç - Çrş 05 Nis 2006, 11:50 ]
En son Neslihan Kamer tarafından Cmt 01 Nis 2006, 23:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
İsmail Erdoğan
17 yıl önce - Cmt 01 Nis 2006, 14:07
Sn.Civağolu Milliyet'teki köşesinde, olaylarla ilgili olarak demiş ki;
| Alıntı: |
Birinci sınıf çözümler, üçüncü sınıf değil birinci sınıf yöneticilerle oluşur.
Krizi yönetmek, devlet adamlığı sınavıdır.
Hortla, zortla, övünmekle, böbürlenmekle olmaz. |
Bazı insanlar nedense köşelerini ve koltuklarını hep muhafaza ettiler.
Tehdit ettiler, şantaj yaptılar ... biz " toplum önderiyiz" dediler, toplumu yönlendirdiler...
"Devlet Adamlığı" sınavları yaptılar.
Devlet adamlarına, siyasetçilere notlar verdiler.
Devlet adamları gittiler, siyasetçiler gittiler...
Ama bazı insanlar; nedense köşelerini , güçlerini ve koltuklarını hep muhafaza ettiler...üstelik büyüyerek... üstelik daha da zenginleşerek!
|
 |
sayfa 20  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|