Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Türkiye'de başkanlık sistemi uygulaması doğru olur mu? [SİYASET]
« önceki   123 ... 168169170 ... 188189190   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
kilitli
sayfa 169

Türkiye başkanlık sistemine geçmeli mi?
Evet 35.6%  35.6%  [145]
Hayır 54.1%  54.1%  [220]
Fark etmez 2.5%  2.5%  [10]
Başkanlık sistemi hakkında fazla bilgiye sahip değilim 7.9%  7.9%  [32]
Toplam Oy : 407

Rüştü BAKMAZ
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 11:59

Alıntı:
Ak partisinin önerdiği başkanlık sistemine göre



Alıntı:
2- başkan yüksek yargı üyelerini kendi seçecek.

Yargı erki yürütmenin güdümünde olacak.


Bunu söyleyen muhterem, şu anda yüksek yargı üyelerini kim atıyor? Seneler boyunca kim, nasıl atamış? Bu süreç boyunca "Yargı erki, milletin doğrudan seçmediği, parlementer sistemin zayıflıklarından istifade edilerek ve vesayet odaklarının zorlamasıyla görüntüde TBMM tarafından atanmış görünen ama aslında çoğunluğu vesayet sistematiğinin askerleri olan Cumhurbaşkanlarınca atanan Yüksek yargı üyeleri kimin güdümündeydi? Erdoğan, Cumhurbaşkanı unvanı ile atarsa sorun yok, Başkan olarak atarsa sorun var he mi? Hay sizin mantığınıza..

Alıntı:
3- mecliste başkanın partisi çoğunluk ise yine başkanın istediği yargıçlar seçilecek.

Yasama yürütmenin emrinde olabileceği için yargı yine yürütmenin güdümünde olacak.

Yine aynı mantıksızlık... Nedir peki öneriniz? "Başkan kim seçilirse onun partisinin oyları en fazla %49 ile sınırlı kalır" mı diyeceksiniz? Milletin teveccühünü cezbedecek politikalar yapsın işte muhalefet partileri de... Hem millete ve değerlerine düşmanlık yap, hem de millet teveccüh gösterince, "vay efendim Başkan ile partisi tek başına iktidar oluyor, dikta oluor, herşeye bunlar karışıyor" diye zırla. Heykelden, protestodan, bölücülükten, hainlikten başka işler yapın sizler de milletin gönlünde yer bulun, sizler de seçilin işte...

Alıntı:
5- başkan rektörleri atayacak.

Yükseköğretim Kurumları siyasi iktidarın şubesi gibi olacak.

Şimdi kim nasıl atıyor? Başkanlık olursa, tüm mekanizma nasıl olacak? arada ne farklar bulunacak, buyurun adam gibi izah edin. Her hususu, zaten yetkisinde bulunduran bir makam için neden sanki yeni yetkiler veriliyormuş gibi sunmaya çalışıyorsunuz.

Şu anda bu mızıklanmalardaki tüm yetkilere zaten sahip, üstelik şu anda hiç bir sorumluluğu yok. Başkanlık sistemi ile sorumluluk da verilecek. atamalarında bir sorun olursa millete ve meclise hesap verecek. Neyini beğenmiyorsunuz?
Alıntı:

6- başkan vali ve kaymakamları atayacak.

Yerel idareler tamamen siyasi idareye hizmet edecek.

Şimdi nasıl atanıyor bu görevdekiler? Şu anda atayınca normal, Başkanlık sistemi altında atayınca tamamen siyasi idareye hizmet, öyle mi? Peki, tamam, kim atasın o zaman? Milletin yetki verdiği Başkan atamasın, Meclis atamasın, kim atasın? Kim atarsa ona hizmet olmayacak mı bu mantıkla? Bu mu muhalefet argümanlarınız? Bu kadar sığ mı gerçekten...


Alıntı:
8- başkan meclisi feshedebilecek.

Bu yetki de yasamaya müdahale anlamında yürütmenin mutlak güç sahibi olmasına neden oluyor.


Bu yetkiye dair kaynak paylaşabilir misiniz? Şu anki ifadeden, Başkan meclisi feshedip yerinde gerine gerine kalacakmış gibi anlaşılıyor. Burada iki nokta var, birincisi, Başkan meclisi fesh ederse kendisi de istifa etmiş sayılmalı. İkincisi, Başkan bariz şekilde haklı ise, haklı olduğuna milleti ikna edebilirse kendi istediği gibi halkın desteğini alabileceği gibi; meclisteki muhalefet haklı ise ve milleti ikna edebiliyorsa Başkan kaybeder.. Tabii burada "millet" dediğimiz, bağnaz ve yobaz ideolojik saplantılı malum kesim değildir. O malum kesim, partileri ne yaparsa yapsın, hatta ne yapmazsa yapmasın "tıpış tıpış" oylarını blok halinde verirler... Onlar memnun etmenin yolu yöntemi yoktur. Millete memlekete ilaç niyetine bir hizmetleri dokunmadan "istemezük" der dururlar, millete de "koyun", "biat" demeye devam ederler...


Alıntı:
9- başkan kararname çıkarabilecek.

By yetki ile yasama organı devre dışı bırakılmış olacak, aynı OHAL KHK'leri gibi.

Bu konuyu çarpıtmaktan utanılmadığı ortada. Bu yetki ile yasama organı nasıl devre dışı bırakılmış olacakmış. Daha önce izahatı yapıldı. Meclis tarafından karar alınmamış ve yönetim boşluğuna sebep olabilecek hususlarda tedbiren bu yetki öngörülüyor. Meclisin kararı bulunan hiç bir noktada böyle bir yetki yok ve olmayacak. Neden bu kadar maniplatif ve alenen yalan şeyler yazabiliyorsunuz. Meclis istediği anda kanun çıkararak kararnameleri geçersiz hale getirebilir. Muhalif partiler, meclisin çalışmasını tıkamak yerine, ihtiyaç duyulan yasaların çıkmasını sağlar belki bu şekilde..

Alıntı:
10- başkan partisinin genel başkanı olabilecek.

Başkan icraacı konumu yerine parti işleri ide uğraşacak.

İyi ya işte. Başkan iyi icraatlar yapamazsa kurtulursunuz ilk seçimde. Belki de her lider, kendisine oy vermekten aciz tipler gibi tembel ve beceriksiz değildir, kimbilir...

Alıntı:
11- dolayısıyla kendi partisinin milletvekili ve belediye başkan adaylarını istediği gibi seçecek.

Partinin milletvekili adaylarını seçebilmesi yasama ile yürütmenin iç içe olması demektir.


Gören duyan da, tek parti diktası zamanında yapıldığı gibi, köşkten bildirilen isimler otomatikman ve göstermelik tek liste seçimleri gibi milletvekili, belediye başkanı olarak atanacak sanır... Bu adaylar millete gidecek hemşerim. Siz de daha isabetli isimleri aday göstererek çoğunluğu elde edebilirsiniz o zaman. Ama dikkat edin, terörist cenazelerini omuzlamayan, Türkiyeyi bölmeye teşne zırvalar söylemeyen, teröristlere destek vermeyen adaylar belirlemelisiniz. Sonra millet tokadı çaktığında "koyun" falan demeye kalkmayın, koyun dediniz çaktı olur yine...

Alıntı:
12- başkan meclis parti grubunda konuşma yapabilecek.
Yine yasama organı içi de kendi parti grubunu yönlendirebilecek.

Vay anasına, ne büyük bir problem. İnsan şunu yazmaya utanır be! Meclisi de başkanı da halk seçmiyor mu? Başkan aynı zamanda o partinin genel başkanı değil mi? Ya ne olacağıdı? Parti grubunda konuşamasa kendi parti grubunu yönlendiremeyecek mi sanıyorsunuz? Şu çapsızlığa tevessül etmeyin yahu. Bu mu Başkanlık sisteminin koskoca mahsuru...


Alıntı:
Mutlak monarşilerde bile neredeyse olmayan yetkiler bir kişiye verilecek.

Mesela hangi yetkiler. Yukarıda saydık, hepsi zaten fazlasıyla var ve zerre kadar sorumluluk yok. Özellikle şu alttaki alıntıya buyurun:

Alıntı:
Başkan kesinlikle denetlenemeyen, sorgulanamayan, 5 yıl ülkenin mutlak hakimi bir idareye sahip olacak.

Nasıl denetlenemeyecek? Şu anda Cumhurbaşkanını denetleme imkanı nasıl var? Buyurun kanıtınızı koyun. Şu anda sıfır sorumluluk sahibi ya Hu! Başkanlık sistemi ile meclisin nitelikli çoğunluğu ile yargılanması bile mümkün hale getiriliyor.

Alıntı:
Madem demokrasi için Başkanlığı öne sürüyorlar neden bütün yetkileri beş yıl boyunca tek bir kişiye veriyorlar?

Haydaa, hangi bütün yetkiler efendi? Bir de, o yetkiler kime verilecekti? Misal, karşısına Kılıçdaroğlu aday olup kaybetse, Kılıçdaroğluna mı verilmeli yetki? Başkanlık sistemi nedir tam anlayamamış gibisiniz..

Alıntı:
Mesela Amerikan modeli seçim sistemi hariç demokratik değerlere sahip. O neden uygulanmıyor?

Valla mı? Şu ana kadar "istemezük de istemezük" diyordunuz, ne oldu? Kıldan tüyden bahanelerinize kendiniz bile inanmadığınız için mi böyle oldu. Şimdi biraz izahat yapmanız da lazım ama. Mesela, ABD modelinin hangi unsurları demokratik değerlere sahip? Bunların bizde gündemde olan hangi unsurları ile farklılıklar var. ABD başkanları yargıçları falan bırakın, büyükelçileri bile kendisi atıyor. Ciddi misiniz sahiden? Sonra zırlamak yok ama, "ülkenin dış politikasını da kendi istediği gibi yönetecek" diye... Ya ne olacağıdı?


Alıntı:

Mesela neden senato yok. Meclisin üzerinde bir güç olarak bahsediliyor ancak senatörler de halk tarafından seçiliyor. Her ilden birer senatör seçilebilir. Bu kişiler seçildikleri yerin tam desteğini aldığı için bağımsız kararlar verebilir. Bu da yasama bağımsızlığını sağlar.

Neden senato olsun? Madem her ilden bir kişinin seçilmesi çok faydalı, dar bölge veya daraltılmış bölge ile 600 MV seçilse neden bağımsız karar veremeyeceklerini düşünüyorsunuz? Senato'nun bir vesayet mekanizması olduğunu bildiğinizden mi bu sempati? Meclise ve milletvekillerine her türlü hakaret ve karalama, ama senato cici... Meclise "Senato" desek mutlu olur musunuz?

108 yıllık vesayet sona eriyor diye nasıl da kıvranıyorlar...

İnşallah, bunların ağa babalırının da kıvranışlarını ve yok edilişlierini göreceğiz.. Allahu Ekber...


göktegin
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 12:29



Fatih 1234567890
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 12:56

Alıntı:
şivan perver'leri sahnelere çıkartan,

Şivan perver ve İbrahim tatlıses sahneye çıkarılmıştı.
Hangisi hain? Türkiyeye mâl olmuş İbrahim tatlıses mi?
Yoksa kardeşlik ve birlikten yana olduğu, pkk itlerine haraç vermediği ve onları reddettiği için pkk'nın ölüm listesinde adı en baş sıralarda olan zavallı şivan perver mi?
Yoksa böyle yazdığınız ve bölücülüğe hizmet ettiğiniz için sizmi?


Rüştü BAKMAZ
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 13:11

Alıntı:
Bu halleriyle halka açık forumlarda açık açık 15 yaş ve altı çocuk istismarını evlilik adı altında aklamaya çalışan kitleler gibi mi?

İnşallah o yasayı yasallaştırlar ve muhaliflerin eline bir koz sunarlar çok güzel olur!! sonra da sizler gider forumlarda eğitim seviyesi, neden düştü? Kürt nüfus neden artıyor? bu çocuklar neden terörist oluyor? çocuklar niçin polis taşlıyor diye ahkam kesersiniz..

Kardeşim o çocuklar bu ülkenin geleceğidir ve okul sıralarında olmalılar sen bunu diyebiliyormusun?

Bu konuda alçakca ve adice konuyu dejenere eden rezil bir muhalif anlayış var. Buna muhalif anlayış demek de doğru değil aslında, rezillik var denmeli doğrudan.

Ortada bir ihtiyaç var. Benimseriz veya benimsemeyiz. Halkın bir kesiminde çocukları erkenden evlendirme görüşü bulunuyor. Bu yasaya göre "istismar" adı altında yargılanıyor.

Ahlaklı bir muhalefet bulunmadığından, bu meseleyi, insan gibi ve çözüm odaklı tartışabilmek imkansız.

Gençlere prezervatif dağıtmayı çağdaşlık olarak görebilenler, toplumsal bir sorunun çözülmesi amacıyla gündeme gelen konuları böyle adice iftiralarla hem sabote ediyor, hem de buradan alçakça bir yaklaşımla siyasi menfaat devşirmeye çalışıyor... Keşke meseleyi dürüstçe tartışsalar da, dileyen dilediği gibi bir karara varsa.

Söz konusu taslak, asla ve kesinlikle "tecavüz" veya "istismar" kapsamında değil, belli bir kesim vatandaşın, kanunları ihlal ederek erken yaşta çocuklarını evlendirmeleri neticesinde ortaya çıkan tecziyeler nedeni ile ortaya çıkan sorunlara bir çözüm bulma amaçlı.

Burada kimse, erken yaşta evliliği benimsemiyor, desteklemiyor, göz yummuyor. Ancak ortada binlerce hükümlü olmuş aile ferdi var. Ülkede böyle bir gerçek var. Hele hele, kesinlikle meselenin tecavüzle tacizle alakası yok.

Ya mesele nedir? Şudur: Erken yaşta çocuk evlendirme, "çocuklara cinsel istismar" kavramıyla değerlendiriliyor. Bu yüzden bu evlendirmeyi yapan (hem kızın hem de oğlanın) anne ve babalar destek çıkmaktan; çocuklardan da erkek, şayet bir de baba olduysa istismar suçlamasıyla (elbette yasaya göre) yargılanıp hüküm giyiyorlar. Sonuçta, annesiz babasız, eşsiz, kayın validesiz kayın babasız bir kız, kucağında çocuğu ile yapayalnız kalıyor... Böyle bir sorun var mı? Var. Bu durumda bir mağduriyet var mı? Meseleye bakanların sütüne kalmış.

Muhalefet, dürüst olsa, "kardeşim yasa açık, bunun sonuçları belli, kim ihlal etmişse cezasını çeksin, biz taviz vermek istemiyoruz" dese katılırız katılmayız ama "adamların duruşu ve meseleye bakışı bu" deriz. Ancak muhalefet ne yapıyor? meseleyi mecraından ve esasından adice iftiralarla çıkarıyor.

Taslakda açıkca, "zorlama, taciz, tecavüz yoksa, itiraz söz konusu değilse ve evlilik söz konusu ise" diye şart var. Yani tam da erken yaşta evlendirme ile ilgili kapsam tariflendiği halde; "açık açık 15 yaş ve altı çocuk istismarını evlilik adı altında aklamaya çalışan kitleler gibi mi?" diyebilmek ne demektir?

Bunu, siyaset olarak asıl amacından çıkartıp, iftiralarla kendi tabanına sunmak ne demektir?

Dense ki, "tamam kardeşim, böyle bir mağduriyet de var, bu mağduriyet gelen taslakdaki gibi değil, şöyle daha isabetli çözülür, ahan da bizim teklifimiz şudur" dense ne kaybedilir? Ancak adamlardaki tıyniyet bozuk bir kere. İlla yalan söyleyecekler, illa iftira atacaklar, illa pislik yapacaklar...

Kimse, tecavüz olsun, istismar kolaylaşsın demiyor ki. Hattızatında, böyle bir mağduriyete rağmen, insanların iyice çaresizlik çekmesini kimse görmezden gelmemeli. Denen, beklenen ve istenen sadece budur. Ancak, biliyoruz ki, muhataplarımızda ahlak yoksunluğu var.

Ne dersek diyelim, ne anlatırsak anlatalım, kendi kafalarındaki iftiraları boca edecekler, kendi destekledikleri partinin çocuklara prezervatif dağıtmasında hiç bir sorun görmeyecekler. Utanmadan da haklı olduklarını iddia edecekler...

Hele hele, utanmadan, arlanmadan, böylesine çarpıtılmış bir konuyu, Başkanlık Sistemi meselesini sabote etmek için kullanabilecekler... Bu da yakışır vesselam...


maho80
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 14:03



Rüştü BAKMAZ
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 16:32

Alıntı:
-başkan meclisi feshedebiliyorsa meclis başkanı nasıl denetleyecek?

-bakanlar neden dışardan seçiliyor neden milletin vekilleri içinden değilde dışardan seçme ihtiyacı duyuluyor?

-daraltılmış bölge sakıncalı sonuçlar doğuran bir sistem değilmi?
hilary Clinton oy olarak 600.000 daha fazla oy aldığı halde bu yüzden kaybetmedimi?yani nüfusu az olan bölgeler nüfusu çok olan bölge kadar vekil çıkaracak bu sakıncalı değilmi?

-14 senedir tek başına iktidar olan ve her türlü desteği alan bir parti bu başkanlık sistemi ile şimdi yapamadığı neyi yapacak?şuan bu parlementer sistemle yapılamayan ne var?

-millet bu sistemden memnun kalmazsa geri dönüş nasıl olacak?


Her satırına ayrı ayrı cevaplar var, sırasıyla takip ediniz:

Şu fesih meselesini bir kez olsun duyduklarınızla değil de, meseleyi araştırarak yazsanız. Ortaya kanıtını koysanız. Tüm içeriğini alıntılayarak izah etseniz ne olur? Bakın, bu ciddi bir mesele, ezbere sloganlarla geçiştirilebilecek bir şey değil. Bakın bakalım nasılmış. İkna olmadığınız yer varsa buyurun tartışın ama önce meseleyi hakkıyla bir anlayın yahu.

Hem "Güçler ayrılığı isterüüük" diye yırtınıyorsunuz, hem de yasama ve yürütmenin gerçekten ve fiilen ayrılmasının garantisi olacak bakanların meclis dışından atanmasını eleştiriyorsunuz. Siz ne istiyorsunuz? Bahane mi arıyorsunuz? Herşeyi ezbere yaşıyorsunuz, bir kez olsun bir konuda araştırarak, birazcık bilgi sahibi olarak fikir beyan edemez misiniz? Bu kadar zor mu?

Sorsan pabuç kadar klavyeyle herşeye itiraz var ama zerre kadar içerik yok. Talepler birbiri ile çelişkili.

Yasamayı vatandaş oyları ile seçip meclisi oluşturacak, yürütmeyi de yine halk oyu ile bu iş için yetki almış Başkan veya Cumhurbaşkanı. Yasama yürütmeye karışamayacak yürütme de yasamaya. Başkanlık sisteminin en güçlü en pozitif yanlarından birini bile eleştirmeye kalkıyorsunuz, tebrikler, o halde parlamenter sistemin esasında en zayıf yönlerinden biri olan kuvvetler çorbasına nasıl bir çözüm öneriyorsunuz peki? Böyle bir durumdan haberdar mısınız acaba?

Daraltılmış bölgenin (veya dar bölgenin) ne gibi mahsuru varmış? Gerçekten zerre kadar bilgi sahibi misiniz bu konuda? Hele meselenin Hillary Clinton ile ne alakası var. Ayrıca, nüfusu az olan bölgeler esasen şu anki seçim sisteminde daha fazla MV çıkartabiliyor. Doğudaki az nüfuslu seçim bölgeleri, batıdaki seçim bölgelerinin bazen dörtte biri kadar az oy ile MV çıkartabiliyor. Fakir de bu konuyu her ortamda eleştirmiştir.

Oysa, Dar bölge veya daraltılmış bölgede, sabit bir seçmen sayısına istinaden MV sayısı belirlenebilecek. Şahsen ben o konuda bilgi sahibi değilim, şayet biliyorsanız buyurun paylaşın, eşit seçmen sayısına eşit MV öngörmeyen bir düzenleme öngörülüyorsa birlikte eleştirelim. Bu kadar netiz. Her ortamda eğriye eğri, doğruya doğru deriz. Buyurun, taslağın ilgili bölümünü paylaşın, eleştirmeyen muhaliflerden beter olsun...

Hala 14 sene sakızı çiğniyorsunuz. Ak Parti şu an zaten güçlü olduğu için memlekette ve kaoslara gebe idari sistematiğimizde sorun yaşamıyoruz. Siz parlamenter sistemin yaz mevsimine göre ahkam kesip hesap sormaya kalkıyorsunuz. Bu sistemin kışını hiç ama hiç düşünmüyorsunuz. Koalisyon dönemi olduğunda sadece biz değil hepimiz yine eski Türkiye'deki gibi krizlerden krizlere soyulacağız. İmkan varken, kış mevsimi olmayan bir iklime geçilmeye çalışılıyor. Ama gel de zerre kadar bilgi sahibi olmadan, kıldan tüyden bahane kastırmaya çalışanlara anlat...

Ak Parti de Erdoğan da bugün var yarın yok. Ama milletimiz ve ülkemiz Allah'ın izni ile kıyamete kadar var olacak... Doğru düzgün, istikrar sağlayan bir sistem getiremezsek Türkiye'nin başına neler gelebileceğinden haberiniz var mı?

Millet yeni sistemden memnun kalmazsa ne yapacakmış. Artık, bazıları darbe de yapamayacağına göre tek alternatif, meşru siyaset yöntemi ile görünüyor. Tabii bunun için, önce, gerçekten milletin Başkanlık sisteminden memnun olmaması gerekir, ki malum medya ve malum muhalefetin her meselede uyduracakları çarpıtma ve iftira ile bu algı üzerine oynayacaklarını görmemek imkansız. Ancak bir de gerçekten siyaset ve millete hizmet de etmeniz gerekir ki, yeterli halk desteğini sağlayabilmelisiniz.

Bununla birlikte, şu anda bir kişinin bile beceremediğini yapıp, aslında parlementer sistemin ne kadar da cici olduğunu anlatırken; bugüne kadar CHP zihniyetinin parlementer sistemi neden vesayet sistematiği içinde boğmaya çalıştığını, her darbeye, her kalkışmaya her teröre niçin destek verdiğini, parlementer dönemin gerçekten mümtaz isimleri olan Menderesi, Özalı, Erbakanı ve Erdoğanı ne maksatla şeytanlaştırmaya çalıştığını da izah edebilmelisiniz...

Haa, oldu ya, muhalefetin bunca rezil yalan ve iftiralarına milleti de inandırdınız diyelim. O halde o millete yaşayacakları müstehak olur.. Kimsenin ağlaması da fayda etmez...

Bu başlıkta onlarca mesajda, Başkanlık sistemi ile parlementer sistemin artılarını eksilerini dilimiz döndüğünce izah ettik, hiç bir zaman parlementer sisteme küfür etmedik ama Başkanlık sistemine göre zayıf yönlerini izah ettik. İki sistemi kıyas ettik.

Ancak görüyoruz ki, düne kadar parlementer sistemi yok etmek için
"ordu göreve" diyenler,
AYM bahçesinde vesayet sistemi sürebilsin diye çadır kurayazanlar,
"TSK kağıttan kaplanmış" diye sıvayanlar,
"Başkanlık sistemi dikta getirir" derken aslında Parlementer sistemin mümtaz yıldızları olan Menderese, Özala, Erdoğana "diktatör" diye iftira attıklarını ikrar edenler,
15 Temmuz darbe kalkışmasının failleri,
Ülkedeki bilumum bölücüler,
Soros beslemeleri,

şimdi nasıl olduysa hepbirlikte Parlementer sistem sevicisi olmuşlar...

Yav he he...


aksu001
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 18:26



ads 1940
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 18:55

Alıntı:
-14 senedir tek başına iktidar olan ve her türlü desteği alan bir parti bu başkanlık sistemi ile şimdi yapamadığı neyi yapacak?şuan bu parlementer sistemle yapılamayan ne var?

-millet bu sistemden memnun kalmazsa geri dönüş nasıl olacak?

Bu sistemden geri dönüş nasıl olacak? %50.1 oy alırsa sistem değişecek ama daha sonra %60 çoğunluk bu sistemden memnun olmazsa ne olacak? çoğunluğun istediği olacak mı? millete gidilebilecek mi? yeniden parlamenter sisteme dönülebilecek mi?


Ömer YILMAZ
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 22:23

Alıntı:

Bunu söyleyen muhterem, şu anda yüksek yargı üyelerini kim atıyor?


Parlamenter sistemde tarafsız olması anayasada açıkça yazılan Cumhurbaşkanı atar.

Başkanlık sisteminde ise başkan ya da cumhurbaşkanı partili olacak. Bu atamalar güçler ayrılığı ilkesine ne kadar uygun?

Alıntı:
Nedir peki öneriniz? "Başkan kim seçilirse onun partisinin oyları en fazla %49 ile sınırlı kalır


Siz benim ne demek istediğimi gayet iyi anlıyorsunuz. Lafı muhalefete getirerek sürekli kaçıyorsunuz.

Benim itiraz gerekçem gayet açık. Kuvvetler ayrılığına aykırı. Siyasi partilerin yargı üyelerini seçmesi apaçık kuvvetler ayrılığına aykırı.

Olması gereken yargı erki içinde seçim yapılması.

Alıntı:

Alıntı:
5- başkan rektörleri atayacak.

Yükseköğretim Kurumları siyasi iktidarın şubesi gibi olacak.

Şimdi kim nasıl atıyor? Başkanlık olursa, tüm mekanizma nasıl olacak? arada ne farklar bulunacak, buyurun adam gibi izah edin. Her hususu, zaten yetkisinde bulunduran bir makam için neden sanki yeni yetkiler veriliyormuş gibi sunmaya çalışıyorsunuz.


Madem aynı yetkileri olacak da neden sistem değiştiriyoruz? Nedir bu hırs bu doymazlık. Her şeyi ben bilirimcilik?

Siz sürekli parlamenter sistem ilkeleri ile başkanlığın ilkelerini eşdeğer tutuyorsunuz ve şuanda bu böyle yine aynı olacak gibi şeyleri savunuyorsunuz. Madem aynı neden sistem değişiyor?

Üniversiteler özerktir. Rektörler seçimle başa gelmeli.


Ben daha önceden karşıydım ancak ideal bir sistem olması durumunda evet diyebileceğimi söyledim.

Evet diyebilmem için de mutkak bir güçler ayrılığı olmalı.

Şuanki parlamenter sistemin devamı olacak başkanlık sistemine karşıyım

Alıntı:
Başkanlık gelecekse artık particilik bitirilsin.

Partiler yine olsun ancak genel başkanlık adındaki parti diktatörlüğü son bulmalı.

Eğer bir parti meclise girerse grup başkanı, parti sekreteri, sözcüsü ayrı ayrı seçimle belirlenmeli.

Yani tek bir lider etrafında kurulan lidercilik Türk siyasetini çıkmaza sokuyor. Bakınız mevcut muhalefet partilerine.

Yine cumhurbaşkanı partili olabilir ancak partisi ile ilgili yönetimsel süreçlere katılmamalı. Bu işler meclis grubunca yürtülmeli. Sonuçta cumhurbaşkanı icracı olacak. Partiler yasama işi yapacak.

Yine milletvekilleri ön seçimle belirlenmeli. Üstte belirtiğim sistemde parti lideri olmadan sadece parti üyelerinin belirlediği kişiler milletvekili adayı olabilmeli.
Aynı şekilde cumhurbaşkanı adayları da eğer partisi varsa ön seçimle aday gösterilmeli. Bağımsız adaylar da belli bir seçmenden imza toplayarak aday olabilmeli.

Meclis grubunda konuşma yapan bir cumhurbaşkanı istemiyorum. Bu sistem parlamenter sistemin özelliğidir. Yıllık açış konuşmasını gene yapabilir onda sorun olmaz.

Madem demokrasi istiyoruz, 1980 darbesinin ürünü mevcut parlamenter sistemin antidemokratik özelliklerini de atalım.

Ben böyle bir sisteme evet derim. Yoksa basına yansıyan şeyleri desteklemiyorum. Mevcut düzenin devamından başka bir şey değil. Daha önce de dedim Başbakanlığı kaldırarak yeni bir sistem getiremezsiniz. Parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanı ile başkanlık sistemindeki cumhurbaşkanı yetkileri farklıdır ve farklı olmalıdır. Cumhurbaşkanı bakan bürokrat vs ataması yapabilmeli ama rektör ve yargıç ataması yapmamalı.


yhykooc
6 yıl önce - Pts 21 Ksm 2016, 22:43

Alıntı:
O resimdeki "eziyet" ne imiş Allah aşkına açıklayabilir misiniz?

Darbeci ve darbesevici kriptoların ajitasyonlarında bile iş yok. Bu kadar mı düşecektiniz...

O görüntü Samsun'da Okul ve dershane ögretmenlerine yapılan operasyondan. Suçları neymiş. 'terör örgütüne üye olmak' ve 'terör örgütüne finans sağlamak'. En önemli kanıt neymiş. Bankasya'ya para patırmak. Ne kadar büyük suç degil mi?
http://www.samsunhaber. tc/samsun-haber/samsun-da-feto-nun-egitim-kanadina-darbe-h725238.html
http://www.milliyet.com.tr/feza-operasyonunda-17- ...m-2343189/

Ama o görüntüde ki asıl "eziyet" bu degil aslında. Oradaki türbanlı polis. 28 Şubat'ta bunun için mi mücadele etmiş. Bunun için mi kamuda başörtülü görev yapmak istemişler. En başta kendilerine eziyet etmişler...

Bir de bu var tabii...



Şimdi 2 dakika dürüst ol ve 28 Şubat'ta Demirel için başkanlık getirmek isteselerdi tepkin ne olurdu cevap ver... Önemli olan kişiler degil sistem mi derdin...



sayfa 169
« önceki   123 ... 168169170 ... 188189190   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET