Başkanlık sistemi hakkında fazla bilgiye sahip değilim
7.9%
[32]
Toplam Oy : 407
nedimussoy
6 yıl önce - Prş 17 Ksm 2016, 16:59
sistemde yürütme Başkana doğrudan bağlı olduğu için, muhalefet, parlamentoda gerekli çoğunluğu bulup denetim vazifesini yapabilecek..
Mesela 7 Haziran seçimleri olduğu gün eğer 10 Ağustos 2014'ten beri Başkan ve kabinesi görev başında olsaydı, hiç bir bunalım yaşanmadan, parlamento tesis edilebilir, içeride millet-memleket menfaatine çalışmalar başlayabilirdi.
7 Haziran'da kriz sadece hükümetin kurulamamasından kaynaklandı..
Oysa temsili çok kuvvetli bir parlamento çıkmıştı ortaya..
CHP seçmeninin bu dönemde vermesi gereken bir karar var..
Ya parti başkanlarının diktatoryel bir tavırla aldığı karara riayet edecekler.
Ya da kendi kaderlerini kendileri tayin edecekler..
Büyük yol ayrımı…
Partiler yine olsun ancak genel başkanlık adındaki parti diktatörlüğü son bulmalı.
Eğer bir parti meclise girerse grup başkanı, parti sekreteri, sözcüsü ayrı ayrı seçimle belirlenmeli.
Yani fek bir lider etrafında kurulan lidercilik Türk siyasetini çıkmaza sokuyor. Bakınız mevcut muhalefet partilerine.
Yine cumhurbaşkanı partili olabilir ancak partisi ile ilgili yönetimsel süreçlere katılmamalı. Bu işler meclis grubunca yürtülmeli. Sonuçta cumhurbaşkanı icracı olacak. Partiler yasama işi yapacak.
Yine milletvekilleri ön seçimle belirlenmeli. Üstte belirtiğim sistemde parti lideri olmadan sadece parti üyelerinin belirlediği kişiler milletvekili adayı olabilmeli.
Aynı şekilde cumhurbaşkanı adayları da eğer partisi varsa ön seçimle aday gösterilmeli. Bağımsız adaylar da belli bir seçmenden imza toplayarak aday olabilmeli.
Meclis grubunda konuşma yapan bir cumhurbaşkanı istemiyorum. Bu sistem parlamenter sistemin özelliğidir. Yıllık açış konuşmasını gene yapabilir onda sorun olmaz.
Madem demokrasi istiyoruz, 1980 darbesinin ürünü mevcut parlamenter sistemin antidemokratik özelliklerini de atalım.
Ben böyle bir sisteme evet derim. Yoksa basına yansıyan şeyleri desteklemiyorum. Mevcut düzenin devamından başka bir şey değil. Daha önce de dedim Başbakanlığı kaldırarak yeni bir sistem getiremezsiniz. Parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanı ile başkanlık sistemindeki cumhurbaşkanı yetkileri farklıdır ve farklı olmalıdır. Cumhurbaşkanı bakan bürokrat vs ataması yapabilmeli ama rektör ve yargıç ataması yapmamalı.
Bu önerilerimi özellikle başkanlık sistemini destekleyen arkadaşlar nasıl buluyor?
- En önemli sorulardan biri seçim kanunun değişip değişmeyeceği idi. Taslak metinde bu sorunun da cevabı var. Teklif edilen metin, seçim kanunu ya da siyasi partiler kanununa ilişkin değişiklik içermiyor.
Başkanlık için en önemli neden olarak koalisyonların olmaması ve Haziran'daki gibi %40 üzeri oyla hükümet kuramama sorunu gösteriliyordu. Üstelik bunu %34,5 oyla üçte iki çogunlukla (363 MV) meclise gelen ve halen iktidarda olan parti söylüyor.
Bu durum seçim kanununda degişiklik ile düzeltilebilecek bir durum iken şimdi buna hiç dokunmayıp tüm sistemin degiştirilmesinin amacı ne ola ki.
Alıntı:
Başkanlık gelecekse artık particilik bitirilsin.
Partiler yine olsun ancak genel başkanlık adındaki parti diktatörlüğü son bulmalı.
Aksine Türk usulü Başkanlık sistemi Cumhurbaşkanı adı altında partiye ve yürütmeye hakim olmayı hedefliyor. Genel başkan adı Cumhurbaşkanı olacak ve şuan ki durumu resmileşecek kısaca.
Alıntı:
Daha ziyade tam başkanlık, adı da cumhurbaşkanlığı olacak. Sistem olarak başkanlık ama adı cumhurbaşkanlığı olacak."
Partiler yine olsun ancak genel başkanlık adındaki parti diktatörlüğü son bulmalı.
Eğer bir parti meclise girerse grup başkanı, parti sekreteri, sözcüsü ayrı ayrı seçimle belirlenmeli.
Yani fek bir lider etrafında kurulan lidercilik Türk siyasetini çıkmaza sokuyor. Bakınız mevcut muhalefet partilerine.
Yine cumhurbaşkanı partili olabilir ancak partisi ile ilgili yönetimsel süreçlere katılmamalı. Bu işler meclis grubunca yürtülmeli. Sonuçta cumhurbaşkanı icracı olacak. Partiler yasama işi yapacak.
Yine milletvekilleri ön seçimle belirlenmeli. Üstte belirtiğim sistemde parti lideri olmadan sadece parti üyelerinin belirlediği kişiler milletvekili adayı olabilmeli.
Aynı şekilde cumhurbaşkanı adayları da eğer partisi varsa ön seçimle aday gösterilmeli. Bağımsız adaylar da belli bir seçmenden imza toplayarak aday olabilmeli.
Meclis grubunda konuşma yapan bir cumhurbaşkanı istemiyorum. Bu sistem parlamenter sistemin özelliğidir. Yıllık açış konuşmasını gene yapabilir onda sorun olmaz.
Madem demokrasi istiyoruz, 1980 darbesinin ürünü mevcut parlamenter sistemin antidemokratik özelliklerini de atalım.
Ben böyle bir sisteme evet derim. Yoksa basına yansıyan şeyleri desteklemiyorum. Mevcut düzenin devamından başka bir şey değil. Daha önce de dedim Başbakanlığı kaldırarak yeni bir sistem getiremezsiniz. Parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanı ile başkanlık sistemindeki cumhurbaşkanı yetkileri farklıdır ve farklı olmalıdır. Cumhurbaşkanı bakan bürokrat vs ataması yapabilmeli ama rektör ve yargıç ataması yapmamalı.
Bu önerilerimi özellikle başkanlık sistemini destekleyen arkadaşlar nasıl buluyor?
Bu dediklerin bu ülkede çok zor çünkü bu ülkede lider ne derse halk sorgulamadan peşinden gidiyor buda lider diktasını beraberinde getiriyor.
Örneğin ülkemizde %50 oyla seçilen bir başbakan vardı apar topar görevden uzaklaştırıldı yerine daha düşük profilli biri getirildi ne halktan nede partiden en ufak bi itiraz olmadı.
Başkanlık sistemi de ülkemizdeki lider diktasının daha da radikalleşmesine neden olur halk daha da robotlaşır.
Ben güçlendilirmiş parlementer sistemden yanayım başkanlık sistemi bizi daha da ortadoğulu yapar
Bak mesela yanlış Suriye politikası sonucu ülkemizde 3 milyon Suriyeli var ve habire Suriyeliler ülkemize geliyor ee yanlış Suriye politikasını hükümet partisinden kim eleştirebiliyor?
Milyonlarca Suriyeliye vatandaşlık verilmek isteniliyor kimse açıp 2 kelam laf edebiliyor mu? edemiyor çünkü ülkede tek bir kişi ne derse o oluyor o kişi de oy oranına güvenerek bunu yapıyor oysa Cumhurbaşkanını Meclis seçseydi bunlar konuşulmazdı %50 yi gören adam halka nasıl hizmet ederim yerine öncelikle karşı tarafı nasıl sindiririm saltanatımı nasıl pekiştiririm onun derdinde oluyor ve bu sistemde bu sürekli olacaktır başa kim gelirse astığım astık kestiğim kestik dediğim dedik modunda olacaktır.
Başka neye güvenecekti? Yeraltı mafyalarına veya derin devlete mi? Saçmalamakta üstüne yok yani...
Suriye'lilerin ülkemize girişine müsaade edilmesinin yanlış olduğu senin fikrin, bizim orada o topraklarda ve Suriye halkı ile bir geçmişimiz, bir tarihi komşuluğumuz var...
Zaman zaman bize karşı yanlışta yapmış olabilirler ama yönetimin yaptığı hatayı halka maal etmek anlamsız...
Müslümanlıkta komşusu açken, zulüm görürken sessiz kaşmak var mı?
Ben güçlendilirmiş parlementer sistemden yanayım başkanlık sistemi bizi daha da ortadoğulu yapar
Bak mesela yanlış Suriye politikası sonucu ülkemizde 3 milyon Suriyeli var ve habire Suriyeliler ülkemize geliyor ee yanlış Suriye politikasını hükümet partisinden kim eleştirebiliyor?
Parlamenter sistemden yana olmayı yeni keşfedenler acaba bugüne kadar parlamenter sistem üzerine yapılan darbeleri, çullanan cuntaları, rezil vesayet rejimini; AYM baskısını, şiir okudu diye hapse atılan siyasileri, "ordu göreve" şerefsizliklerini, "TSK kağıttan kaplanmış" skandallarını acaba neden bir kez olsun eleştirememiş, lanetleyememişler?
CHP diyor ki, "biz parlamenter sistemin gelişmesi ve yerleşmesi gerektiğini düşünüyoruz"..
İnsan sormadan edemiyor, 27 Mayıs 1960 darbesini fişekleyerek mi bunu yaptınız? Hiç bir serbest seçimde tek başına iktidar olamadığınız halde, hem 1960 hem de 1971 darbelerinden sonra Başbakan vererek mi Parlamenter Sisteme bu desteğinizi gösterdiniz?
Tüm vesayet mekanizmalarına ölümüne destek vererek mi demokrasi ve parlamenter sistemi savundunuz? Daha düne kadar AYM bahçesinde çadır kurayazanlar siz değil miydiniz? Nereden çıktı şimdi birdenbire demokrasi havariliği ve Parlamenter Sistem aşkı? Kimi kandırıyorsunuz ya Hu!
Benzer şekilde, şimdi bu despot zihniyetin destekçileri de, eskiden bedavadan aydın, çağdaş, vatansever geçindikleri gibi, şimdi de demokrat ve parlementer sistem savunucusu/koruyucusu olarak geçinebileceklerini sanıyor... Babayiğit biri çıksın, yukarıdaki rezaletler karşısında bir satırlık eleştirisini göstersin gösterebiliyorsa...
Eskiden vesayet mi parlamenter sistem mi seçeneğinde vesayet seçeneğine oynayanlar, artık vesayet imkanları kalmadığını gördükleri için; şimdi büsbütün rezillikleri ortaya çıkartılamasın diye parlamenter sistem - Başkanlık sistemi seçeneğinde palavradan parlamenter sistemci rolüne soyunuyorlar. Hadi oradan...
Bunu da, demokratik sistemlerden birer sistem olan iki mekanizmayı artıları ile eksileri ile tartışmak yerine; "rejim değiştiriliyor" iftirası, "tek adam yönetimi" bayağılığı, "dikta" çamuru, "bölünürüz" adilikleri ile bulayarak, bugüne kadar en adinin bayağısı palavralarla kandırmaya alıştıkları seçmenlerini tekrar kandırıyorlar.. Yuh be... Üstelik, aynı partinin bir milletvekili "İzmir Türkiyeden ayrılsın, AB üyesi olsun, biz bunlarla(!) yaşamak zorunda değiliz" gibi haysiyetsizlikler yaparken bunları söyleyebiliyor ve de utanmadan, arlanmadan "bölünmeye karşı miting" düzenlemeye kalkıyorlar...
Bu kadar adilik, pespayelik, rezillik ortada iken, bu zihniyetin sözcüleri ve destekçileri hala akıl fikir sahibi özgür bireylermiş gibi ahkam kesmekten de utanmıyor...
Başlığın taaaa en başından beri teklif edip duruyoruz; bir tane makul eleştiri getirebilen çıkmadı hala.. Yazıklar olsun.
Bakın millet, sosyal medyada, forumlarda orada burada herkesin yazdıkları ortada. Yarın tüm bu hengame ve toz duman dağıldığında hepiniz utanacaksınız. Hani şimdilerde bazıları çıkıp da diyor ya, "benim dedem de imamdı" falan diye... Çocuklarınız da utanmadan "benim babam da demokrattı" dese ne olacak...
Rüştü bey, ortada başkanlıkla ilgili metin var. Bu metin iktidar mensupları tarafından da doğrulanıyor.
Madem demokratsınız (!) neden olumlu-olumsuz eleştiri yapmıyorsunuz?
Vesayetten şikayet etmişsiniz peki başkanın vesayeti olursa ne olacak? Daha mı demokratik olacağız?
Ayrıca üstteki başkanlık önerimi dile getirdim daha önceden Başkanlığa karşı biri olarak.
Alıntı:
Başkanlık gelecekse artık particilik bitirilsin.
Partiler yine olsun ancak genel başkanlık adındaki parti diktatörlüğü son bulmalı.
Eğer bir parti meclise girerse grup başkanı, parti sekreteri, sözcüsü ayrı ayrı seçimle belirlenmeli.
Yani fek bir lider etrafında kurulan lidercilik Türk siyasetini çıkmaza sokuyor. Bakınız mevcut muhalefet partilerine.
Yine cumhurbaşkanı partili olabilir ancak partisi ile ilgili yönetimsel süreçlere katılmamalı. Bu işler meclis grubunca yürtülmeli. Sonuçta cumhurbaşkanı icracı olacak. Partiler yasama işi yapacak.
Yine milletvekilleri ön seçimle belirlenmeli. Üstte belirtiğim sistemde parti lideri olmadan sadece parti üyelerinin belirlediği kişiler milletvekili adayı olabilmeli.
Aynı şekilde cumhurbaşkanı adayları da eğer partisi varsa ön seçimle aday gösterilmeli. Bağımsız adaylar da belli bir seçmenden imza toplayarak aday olabilmeli.
Meclis grubunda konuşma yapan bir cumhurbaşkanı istemiyorum. Bu sistem parlamenter sistemin özelliğidir. Yıllık açış konuşmasını gene yapabilir onda sorun olmaz.
Madem demokrasi istiyoruz, 1980 darbesinin ürünü mevcut parlamenter sistemin antidemokratik özelliklerini de atalım.
Ben böyle bir sisteme evet derim. Yoksa basına yansıyan şeyleri desteklemiyorum. Mevcut düzenin devamından başka bir şey değil. Daha önce de dedim Başbakanlığı kaldırarak yeni bir sistem getiremezsiniz. Parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanı ile başkanlık sistemindeki cumhurbaşkanı yetkileri farklıdır ve farklı olmalıdır. Cumhurbaşkanı bakan bürokrat vs ataması yapabilmeli ama rektör ve yargıç ataması yapmamalı.
Bu önerilerimi özellikle başkanlık sistemini destekleyen arkadaşlar nasıl buluyor?
Siz bu önerilere karşı mısınız???
Sürekli parlamanter sisteme küfrediyorsunuz madem demokrasi taraftarısınız sğz de başkanlıkla ilgili düşüncelerinizi paylaşın özellikle demokratik başkanlık ile ilgili. Bugünkü sistemde olduğu gibi kuvvetler birliği değil kuvvetler ayrılığı olanından...