Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı

Atık ayrımına dikkat ediyor musunuz?
Evet
53.5%
 53.5%  [136]
Hayır
18.1%
 18.1%  [46]
Bazen
28.3%
 28.3%  [72]
Toplam Oy : 254

Seral Gönenç
8 yıl önce - Pzr 05 Mar 2006, 01:19

Atıklarımızın ayırımı ve olabildiğince geri kazanılması konusu açılmışken, geçen yıl mecliste görüşülen  yasa ile ilgili olarak, evsel katı atıkların arıtılması ve  çöp işleme -ayırma  işlemleri ile ilgili  son aşama hakkında bilgisi olan varmı .

Görüşülen yasa maddesinde belli bir  süre içinde konunun sonuçlandırılmasından belediyelerin sorumlu tutulacağı şeklinde bir madde mevcuttu. Hangi aşamada .

Bu konunun özellikle kanalizasyon  altyapısı olmayan  turizm bilgeleri için  büyük önem taşıdığını düşünüyorum..


alikemal@
8 yıl önce - Pzr 05 Mar 2006, 03:09

Konu ile ilgili bilgi bu forumun ilk sayfasında var, yasa çıktı 15 tanesi faaliyete geçti bile. Bu yıl 81 ilde falliyete geçicek hepsi.


Neslihan Kamer
Metin Arslan

8 yıl önce - Pts 06 Mar 2006, 17:45

Konuyla ilgili güzel bir yazı.
Alıntı:
COP DONUSUMU (RECYCLING), ENERJI TASARRUFU VE KIRLENEN DUNYA

Dunya uzerindeki hammadde ve dogal kaynaklarin gun gectikce yokolmaya dogru yol aldigi bugun artik hemen hemen her „dunya vatandasi" tarafindan bilinmekte. Ne var ki dunya populasyonunun, goreceli olarak oldukca ufak bir kesiminin disinda cevrekirliligine karsi yeterli tepki ortaya konamiyor. Dusunulmesi gereken bir durum aslinda. Oncelikle insanlarin cevre bilincinden yoksun oluslarinin ardinda yatan camurlu, kirli gercek nedir, bunu desifre etmek gerekiyor. Kaba bir cerceve cizersek olaya, bu vurdumduymazliga gerekce olarak „egitimsizligi" gosterebiliriz. Konumumuz geregi en basta kendi toplumumuzu sorgulama hakkina ve sorumluluguna sahip oldugumuzdan dolayi da ise Turkiye‘den basliyoruz.

Turkiye’de halen cop aritimi ve donusumu konusunda, coktan atilmis olmasi gereken adimlar atilmadi. Olay sadece bazi buyuk sanayi kuruluslarinin ilgisi dahilinde kaldi. Bu konuda, Koc, Sabanci ve benzeri bazi gruplarin uretim safhasinda aciga cikan atik maddelerin yeniden kazanilmasi konusundaki calismalari basina yansimisti. Bunu otesinde en buyuk cop uretme potansiyeli olan „halk"tan uzak duruldu hep. Birey bazindaki az da olsa ilgi gorebilen yegane proje, TetraPak’in kullanilmis karton icecek kutularini toplayip bunlardan mobilya uretmesi oldu. Ancak ne var ki bu uygulamanin da bazi buyuk kentlerin ust gelir ile dar gelir arasinda kalan kesimlerine hitap etmekten oteye gidemedigi gercektir.

Gorulmesi gereken gercek, en buyuk donusum potansiyelinin halkta oldugudur. Bu gercek, donusumun yapilacagi altyapi tesislerinin olmayisi ve maddi imkansizliklar nedeniyle surekli gozardi edildi, daha dogrusu gozardi edilmek zorunda kalindi.

Avrupa’da yasamakta olan bir kisi olarak, cop ayirma ve donusturme isleminin ne kadar onemli ve hayati oldugunu gunluk yasantimda gayet iyi gozlemliyorum. Evimde biriken gunluk copleri her zaman cinslerine gore (kagit, renkli cam, beyaz cam, aluminyum kutu, organik atiklar ve digerleri) ayirmak durumundayim ve copu containerlara bosaltirken de ayni uygulamayi devam ettirmek zorundayim. „Zorundayim" demem kasitli, aslinda bu konuda hicbir gucun yaptirimi yok, kontrol edilebilecegim bir mekanizma da yok fakat insanlara cevre bilinci gundelik aktiviteler icerisinde o kadar guzel ogretiliyor ki kisiler kendilerini bir sure sonra bu konuda zorunlu hissetmeye basliyorlar. Ayni durum Amerika ve Kanada’da da hemen hemen her yerde gecerlidir. Cevreye duyarlilik konusunda insanlari zorlamanin hic bir faydasi olmaz, bunu yerine egitime agirlik verilmesi gerekmektedir.

Bu konuda baska bir ornek de Viyana’dan...

Viyana birbucuk milyona yakin nufusuyla, Istanbul gibi bir megapole kiyasla son derece kucuk bir sehirdir. Viyana’nin oldukca buyuk bir kesimi, ozellikle de yeni yapilan yapilar, evler, binalar tamamen yakilana coplerden isi enerjisi saglarlar. Turkiye’de henuz emekleme asamasinda olan „dogalgazla isinma" konusu Viyana’da sona ermek uzeredir. Bu sistem, sehrin merkezi sayilabilecek yoresine yakin bir yerde kurulmus olan „Cop Yakma Merkezi" (Muellverbrennungsanlage)‘nde yakilan coplerin isisinin, sebeke ile tum evlere, ofislere dagitilmasi ile gerceklesir. Bu sisteme de „Uzaktan Isinma" (Fernwaerme Wien) denir. Bu uygulama sayesinde kislari Viyana’nin soguk havasi disinda ayrica bir de hava kirliligine katlanmak zorunda kalmazsiniz.

Bu boyutta bir projeyi belki Istanbul ya da Ankara gibi dev kentlerde gerceklestirmek, daginik yerlesim ve merkezden uzaklasma gibi nedenlerle imkansiz olabilir ancak yillar bazinda bu tur bir calismaya ayrilacak belirli bir butce ile en azindan Anadolu’nun bazi buyuk kentlerinde benzeri yontemler denenebilir.

Bu islem yapilamasa dahi, cevre bilinci konusunda en temel adimi olan cop ayristirma konusunu uzerine daha bilincili gidilebilir. Baska bir sorun ise, asiri derecede plastik mamullerin israfi...

Migros, Carrefour gibi dev alisveris merkezlerindeki inanilmaz boyutlardaki platik poset tuketimi gozlerden kacacak gibi degildir. Bu alanda getirilebilecek en saglikli uygulama, plastik posetleri parayla satmak olacaktir. Bunun yaninda posetlerin uzerine yazilacak basit uyari cumleleri de, mesela „Cevre sagligi icin bir poseti cok defa kullaniniz..", tuketimin azalmasi yonunde itici guc gorevi gorecektir. Posetler icin fiyat uygulamasi Avrupa’nin hemen hemen pek cok yerinde uygulanan bir yontemdir ve faydasiz olmadigi kesindir.

Insanoglu ne yazik ki, birakin yarinini, bugununu dahi goremiyor. Dunya uzerindeki petrol rezervlerinin daha ne kadar dayanacagini ya da nesli tukenmekte olan hayvan turlerini kimse merak etmiyor. Isin daha da kotu tarafi, insanimiz cevreye karsi pozitif bir etki yapmadigi gibi tam tersine dogayi yikici, yaralayici bir takim eglencelerle vakit gecirmeyi surdurmekte israr ediyor.

Turkiye hala „batililasma yolunda atilan hizli adimlarla" ovunedursun, icecek suyu dah iparayla aliyor olmamiz ne kadar „batililasmis" oldugumuzu acikca gozler onune seriyor. Saniliyor ki bu pek meshur batililasma kavrami, sadece insan haklarinin duzenlenmesiyle, yeni vergi yasalariyla, sorunsuz adalet sistemiyle yerini buluyor.Turkiye icin birseyler yapmak, sadece tartisma programlarinin cefakar izleyicisi olmakla, ya da secim gunleri sandiga gidip oy atmakla olmaz. Bunlar zaten yapilamsi gerekli olan dogal seyler ama bunlarin yaninda herkesin elini tasin altina sokup biraz daha fazla cevre bilnci edinmesi lazim...

Mutlu kalin...

M. Kivanc ONDER


Kaynak:http://www.turkiye.net/focus/focus1.htm


serkan
8 yıl önce - Pts 06 Mar 2006, 17:54

Bu uygulamayı tamamen destekliyorum. Yurtdışında üretilen ürünlerin kullanım kılavuzlarında artık neredeyse yarım sayfa, bir sayfa çeşitli atıklar konusundaki uyarı, direktif ve tavsiyeler yer alıyor. Bizde bu bilinç henüz yerleşmiş değil. Kağıt, pet, cam ve pil gibi atıkların ayrı toplama birimleri tam olarak oluşturulmuş değil. Daha geçende biriken pillerimi atmak için fellik fellik pil toplama kutusu aramıştım.


KerimTekin

8 yıl önce - Sal 07 Mar 2006, 01:46

Kagitlari ayiririm,çöplerin yanina koyarim.
Çöp toplayanlar olursa,ekmek paralari ciksin diye kagitlari geri donusume atmiyorum.
sonucta bir sekilde o kagitlar gidiyor dönüşüme=)
ama malesef cam şişeleri ve plastikleri cöpe atiyorum.
umarim yakinda bu konuda halkımız bilinçlenir


coskunorenli

7 yıl önce - Cum 12 Oca 2007, 13:01
Geri Dönüşüm


Birçok ülkede atıkların çevreye olan zararlarının en aza indirilmesi, hatta ortadan kaldırılması için yürütülen toplama, taşıma, yeniden kullanım, geri kazanım, geri dönüşüm, kompostlama, düzenli depolama ve yakma şeklindeki faaliyet deneyimlerinden edinilen birikimlerin “Katı Atık Yönetimi” başlığı altında toplanması ile yeni bir bilimsel disiplinin ortaya çıktığı görülmektedir.

Katı atıklar içinde değerlendirilebilir olanların, ayrı toplanması, cinslerine göre ayrılması, fiziksel ve/veya kimyasal ve/veya biyolojik işlemlerle ikincil hammaddeye veya tarım girdisine dönüştürülmesi ve enerji eldesi için yakılması şeklindeki faaliyetlerinin tümü geri kazanım olarak adlandırılır.

 


ARTAN nüfus ve kentleşme, beraberinde pek çok çevre sorununu da gündeme getiriyor.

Belli bir değer ödeyerek aldığımız, kullandıktan sonra işimize yaramadığı için sokaklara bıraktığımız çöplerin, yıkadığımız bulaşık ve çamaşırlardan, tuvaletten, lavabodan akıp giden atıklarımızın evimizden çıkıp nasıl bir serüvenle, nereye gittiğini bilmiyoruz.

 


Ülkemizde her gün kişi başına bir kilogram atık çıkıyor. Toplam nüfusa bakıldığında ise günlük ortalama 65-70 bin ton evsel atık üretiliyor. Oysa daha 100 yıl öncesine kadar insanlar söz konusu rakamın yüzde biri kadar bile atık üretmiyordu. Çünkü ambalaj yoktu, israftan korkulurdu, yiyecekler hayvanlara verilir ya da toprağa geri dönerdi...

Değişen yaşam koşullarıyla değişen ihtiyaçlar atık kavramı olmayan insanları, pek çok sorunla yüzleştirdi. Doğanın devinimi ve değişimi içinde atık ve çöpten söz etmezken ihtiyaçlar ve değişen yaşam koşulları bizi, tanımakta kimi zaman zorluk çektiğimiz "sürekli tüketen" bireylere dönüştürdü.

Bugün üretimleri büyük bedellere mal olan tüketim ürünleri, kullanıldıktan sonra bizden olabildiğince uzaklaştırılıyor. Sokağa atılır atılmaz toplumun sağlığını bozacağı endişesiyle insanların yaşadığı alanlardan mümkün olduğunca uzak çöp depo alanlarına giden evsel, tıbbi, endüstriyel, tarımsal, nükleer vs. atıklar çevreyi kirletmenin yanında büyük bir ekonomik değeri de temsil ediyor.

Evsel katı atık kavramı evimizde ürettiğimiz katı atıkları kapsıyor. Evdeki kullanımlar sonucunda atılan atıkların miktar ve özellikleri; bölgenin ya da şehrin sosyo-ekonomik seviyesi, kullanılan yakıt cinsi, beslenme alışkanlıkları vb. faktörlere bağlı olarak değişim gösteriyor.


Çöp dağları

Her gün ürettiğimiz binlerce ton atığın çevre ve insan sağlığına vereceği zararları önlemek amacıyla çöpler, yerleşim alanlarından uzaklaştırılıyor ve yakma, gömme, yeniden kullanım, geri kazanım gibi farklı yöntemlerle bertaraf ediliyor. Bu amaçlarla kentlerde katı atık depolama alanları oluşturuluyor. Yerleşim merkezinden uzakta özel topraklar kullanarak oluşturulan bu alanlar, atık sularının dışarı sızmasını engelleyen malzemelerle kaplanıyor. Ayrıca çöplerin arasında sıkışan gazların tehlike yaratmaması için çöp dağının arasına borular yerleştiriliyor.


 

Ancak bütün bu önlemlere karşılık çöp alanları koku ve estetik görünümlerinin dışında yeraltı sularının kirlenmesi gibi tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor bizleri. Bu anlamda geçen yıllarda patlayan çöpler, giderek büyüyen çöp dağları gibi sorunlarla karşı karşıya kalan İstanbul, artık biri Avrupa diğeri Asya kıtasında olmak üzere toplam iki çöp depolama alanına sahip. Ancak bu alanların yetkililerce belirlenen ömürleri sadece 12-15 yıl. İstanbul’un bir uçtan diğer uca (Avcılar-Tuzla) yaklaşık 120 km. olduğu düşünülürse ileride çöplerimizi yerleştireceğimiz alanlar bulmakta zorlanacağımız çok açık.

Yakma, çöplerin berterafında bir başka yöntem. Ancak yakma işlemi için kurulması gerekli tesisler hem pahalı hem de bu işlemin çevreye verdiği zararlar tartışılıyor.

Çöplerimizin içindeki madde çeşitlerine ve oranlarına baktığımızda organik atık miktarı yüzde 40’ı buluyor. Bu atıkların değerlendirilmesi için de farklı yöntemler kullanılıyor. Yiyecek ve bitki atıkları olarak adlandırabileceğimiz, önceden canlı birer organizma olan bu atıklar, kompost yapılarak gübre olarak değerlendirilebiliyor.

Kağıt, cam, metal, plastik gibi atıkların değerlendirilmesinde ise geri kazanım ve geri dönüşüm yöntemleri kullanılıyor.

Bugün hemen her şey kağıt, plastik, cam ve metal ambalaj içinde satılıyor. Ambalaj, katı atık miktarını sürekli artırırken, bu maddelerin depolanması, toplanması ve boşaltımı için kullanılan depolama gereçleri, toplama araçlarının yatırım-işletme-bakım giderleri, işçilik maliyetleri de her geçen gün artıyor. Belediyeler bugün bütçelerinin üçte birini temizlik hizmetlerine harcıyor. Sonuçta her tüketim, onun atıklarının çevreye zarar vermesini önlemek için yeni bir tüketimi de beraberinde getiriyor.

Bu nedenle özellikle son dönemlerde çöpün azaltılması üzerine çalışmalar yapılıyor. Bu anlayış, atıkların çevreye zarar vermesini önlemek için kullanılan yöntemlerden çok daha basit yöntemler gerektiriyor. Bir ürünü almadan önce gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını düşünmek ya da ürünü kullandıktan sonra farklı amaçlarla da olsa tekrar kullanmak çöp miktarının azalmasını sağlıyor.

Türkiye’de yılda üretilen 20 milyon ton evsel atığın yüzde 12-15’ini geri kazanılabilir atıklar (kağıt, karton, cam, metal, plastik) oluşturuyor. Geri kazanılabilir atıkların çöplerimizde kapladığı alan ise yüzde 35’i buluyor.

Türkiye’de bu konuda özellikle yerel belediyeler önemli çalışmalar yapıyor. Belediyeler, katı atık yönetiminde, genel olarak "kaynağında ayrı toplama" yöntemini izliyor. Bu sayede hem geri kazanılabilir maddeler ekonomiye tekrar kazandırılıyor, hem de düzenli depolama yapılacak çöplerin hacmini azaltmak mümkün oluyor.

Tekrar kullanım (reuse), geri dönüşüm (recycle) ve geri kazanım (recovery) giderek yaşamımıza daha çok yerleşiyor. Tekrar kullanımda, cam şişede olduğu gibi atıklar sadece toplama ve temizleme dışında hiçbir işleme girmeden aynı şekliyle ekonomik ömrü dolana kadar defalarca kullanılıyor. Geri dönüşüm ile geri kazanım kavramları zaman zaman aynı anlamlarda kulanılıyor olsa da geri kazanım, geri dönüşüm ve yeniden kullanımı kapsıyor. Geri dönüşümdeyse, atıklar çeşitli işlemlerden (fiziksel ve/veya kimyasal) geçirildikten sonra yeni bir ürün haline getiriliyor.

Geri dönüşüm söz konusu olduğunda belediye-vatandaş-sanayi üçgeni devreye giriyor. Daha sağlıklı ve verimli geri kazanım için çöplerin kaynağında (evde, okulda, işyerinde vs.) ayrılması, toplanması ve geri dönüşüm yapılacağı sanayi kuruluşlarına ulaştırılması gerekiyor. Çöpe atılan geri kazanılabilir atıkların (cam, plastik, kağıt, karbon, metal) çöpten ayrı olarak biriktirilmesi konusunda tek tek bireylere, bu çöplerin ayrı toplanması konusunda belediyelere, ayrı toplanan çöplerin cinslerine göre ayrılarak geri dönüştürülmesinde de sanayi kuruluşlarına sorumluluk düşüyor.

Geri dönüşüm, atıkların değerlendirilmesi dışında, bir yandan doğal kaynakların korunmasını sağlarken, diğer yandan da -dönüşüm sürecinde işlem sayısının normal işleme göre az olması nedeniyle- enerji tasarrufu sağlıyor, çöp alanlarının ömrünün artmasına ve belediye araçlarının çöpleri düzenli toplamasına yardımcı oluyor. Ayrıca geri dönüşüm, ekonomiye de büyük katkılar sağlıyor. Yıllık 3 milyon ton geri kazanılabilir atığın ekonomik değeri 150 trilyon lirayı buluyor.

Ancak her ne kadar geri dönüşüm, çöpleri doğadan biraz olsun kaçırıyor, ekonomiye artı değer sağlıyorsa da, bu hiçbir zaman çöplerden kurtulmanın yolu değil. Çünkü ister yeni üretilsin, isterse geri dönüşüm maddesi olsun her ürün için benzer enerji ve emek harcanıyor. Geri dönüşüm içleri rahatlatarak tüketimi, tüketim de çöp üretimini körüklüyor.

Türkiye’ye 1980’lerde giren plastik, 20 yılda yüzyıllardır kullanılan camın, ahşabın, kağıdın ve diğer doğal malzemelerin yerini alıyor.

Suyu çömlek testilerde, doğal olarak saklayan bizler, şimdi plastik şişelere ve buzdolaplarına ihtiyaç duyuyoruz. Oysa sahip olduğumuz kültürün değerini iyi bilerek, sadece hayvan, bitki koruyarak değil mümkün olduğunca az tüketerek doğal yaşamın devamını sağlayabiliriz. Aslında hepimiz yediği ekmeğin kırıklarını bu da karıncanın payı diyerek toprağa veren Anadolu insanından sadece bir duygu kadar uzağız.

Türkiye’de yılda 18-20 milyon ton evsel atık üretiliyor. Bu atıklardan yaklaşık 2.5 milyon tonu geri kazanılıyor. Sadece 1 ton kağıt için 7 bin 600 kwh enerji harcanırken, bu rakam 1 ton geri dönüştürülmüş kağıtta 2 bin 800 kwh’a iniyor.

70 bin ton cam tekrar hayat buluyor

Çayırova Cam Kırığı Tesisi, 1985 yılında ülkemizde cam ambalaj atıklarının geri kazanımını sağlamak amacıyla kuruldu. Çalışmalarını Şişecam Cam Ambalaj Kurumu’na bağlı olarak sürdüren tesise kumbaralar ve sözleşmeli tedarikçiler olmak üzere iki kanalla ulaşan cam ambalaj atıkları işlenerek fırına hazır cam kırığı haline getiriliyor.

Cam Kırığı Tesisi, 700 kilometre yarı çaplı iki daire içindeki 4 işleme bölgesinde (Eskişehir, İstanbul-Avcılar, İzmir, Konya) 4 bini aşkın cam şişe kumbarasıyla çalışmalarını sürdürüyor.Türkiye’de cam sektörü, ambalaj camı, düz cam, züccaciye ve cam elyaf alt sektörlerinden oluşuyor. Bunların içinde en büyük payı, yüzde 35 ile ambalaj camı alıyor. Cam ambalaj atıklarının büyük bölümü şehir çöplüklerinden toplanıyor. Buralarda toplayıcılar tarafından çuvallara doldurulan atıklar daha sonra hurdacılar tarafından alınarak işleme tesislerine getiriliyor.

Öte yandan diğer bir tedarik kanalını ilk kez 1986 yılında İstanbul’da başlayan cam-şişe kumbara sistemi oluşturuyor. Bu sistem İstanbul,  Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, İzmit ve Antalya Büyükşehir belediyelerinde uygulanıyor.

Ayrıca cam şişe kumbara sisteminin yerleştirildiği Ege, Akdeniz ve Kocaeli Belediyeler Birliği kapsamındaki birçok belediye sınırları da dahil, Türkiye’de yılda 70 bin ton cam ambalaj atığı toplanıyor.



İstanbul’un çöpü altın...

İstanbul’da artık evsel atıkların değerlendirildiği, tıbbi atıkların imha edildiği, çöpten enerji üretilen tesisler var. İstanbul halkı bugün, 5 bin 500 tonu Avrupa yakası, 3 bin tonuysa Asya yakasında olmak üzere günde toplam 8 bin 500 ton çöp üretiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde kurulan İSTAÇ A.Ş. bu çöplerin çevre ve insan sağlığına zarar vermeden toplanması, depolanması, ayrıştırılması, geri dönüşümü ve imha edilmesi konularında çalışıyor.

İstanbul’da atıklar ilçe belediyelerince toplanıyor, aktarma istasyonlarına getiriliyor, burada presleniyor ve silolara yerleştirilerek depolama alanlarına gönderiliyor. Aktarma istasyonuna getirilen çöplerin  preslenmesi ve depolama alanlarına iletilmesine kadar yapılan işlemler Büyükşehir Belediyesi tarafından yürülüyor.

İstanbul’da üç tanesi Avrupa yakasında (Halkalı, Yenibosna, Baruthane) ve üç tanesi Asya yakasında (Ümraniye, Tuzla, Kadıköy) olmak üzere toplam altı akratma istasyonu ve Asya yakasında Ümraniye-Kömürcüoda, Avrupa yakasında da Eyüp-Odayeri’nde olmak üzere, iki depolama sahası bulunuyor. Ancak, Avrupa yakasında depolama alanının kalan ömrü 15, Asya yakasının depolama alanının kalan ömrü ise 30 yıl olarak belirlenmiş. Bu da İstanbul’un yakın bir zamanda çöplerini aktaracağı yeni alanlara ihtiyacı olacağını gösteriyor.  

Atıklar, sızdırmazlığı sağlanmış alanlarda toplanıyor ve günlük olarak toprakla örtülüyor. Cinsine göre (kağıt, cam, alüminyum, plastik) farklı torba, araç vs. ile toplanan atıklar, farklı projelerde değerlendiriliyor:

Tıbbi atıklar için belirlenen renk kırmızı. Bu atıklar, kırmızı toplama aracıyla, kırmızı kazaklı personel tarafından kırmızı torbalara toplanıyor ve katı atık depolama sahasındaki yakma tesisine getiriliyor. Türkiye’nin bu ilk ve tek tıbbi atık yakma tesisinde 205 hastaneden toplanan tıbbi atıklar yakılarak imha ediliyor ve külleri gömülüyor. Tesisin günlük kapasitesi 25-30 bin ton. Ayrıca bu atıklardan çıkan gazlardan 500 kwh elektrik enerjisi elde ediliyor. Bu üretim, Eyüp Odayeri Katı Atık Depolama Sahası’ndaki tesislerin elektrik ihtiyacı karşılıyor.
Atık kağıdın toplanarak geri dönüşümünün sağlanmasını amaçlayan çeşitli kapmpanyalara katılan okul, işyeri, apartman vs. verdiği kağıdın miktarına bağlı olarak Büyükşehir Belediyesi’nden hizmet aldı (fidan, bakım, aşılama vs.)2002 yılında İstanbul’da 1300 noktada devam eden bu çalışma ile toplanan aylık kağıt miktarı ortalama 400 tondu. Kağıt için belirlenen renk ise mavi.
İstanbul’da yemek, sebze, bitki gibi organik atıkların depolanacağı kompost tesisi hizmete girdi Eyüp Odayeri’ndeki kompost tesisinde ilk etapta hal, sabit pazarlar, süpermarketler, yemek fabrikaları ve lokantalardan çıkan organik atıklar gübre olarak değerlendiriliyor. Ayrıca İzmit'te de bir kompost tesisi bulunuyor. Kompost için belirlenen renk kahverengi.
İstanbul’da piller de ayrı toplanıyor. Aylık yaklaşık  2 bin 500 kg. pil toplanıyor. Şu an Kemerburgaz çöplüğünde betondan yapılan özel bir hücre içinde depolanıyor. Ancak bu bölümün de kalan ömrü 10 yıl. Piller için belirlenen renk turuncu.
ÇEVKO Vakfı ilçe belediyelerle Türkiye genelinde ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplandığı çalışmalar yapıyor.  
Atıkların, taşıyıcı firmalar tarafından toplanması ve toplanan atık miktarına bağlı olarak belediyelere bedel ödenmesi söz konusu. Atıklar için belirlenen renk sarı.
Özellikle deprem sonrası yaşanan sıkıntılar nedeniyle "Alo Moloz Hattı" açıldı.
Halkalı çöp depolama alanı yeşil alan haline getiriliyor.
Kemerburgaz vahşi depolama alanı rehabilite edildi. Bu rehabilitasyon sonunda 15 yıl süreyle 100 bin nüfusa hitap edecek ve çöpten çıkan gazlardan günlük dört megavatlık elektrik üretilmesi planlanıyor.


Burçin.
7 yıl önce - Cum 12 Oca 2007, 13:46

Atık ayrımına dikkat ediyor musunuz? Bulunduğunuz ...ama nasıl? şeklinde bir başlığımız vardı.

_serhat

7 yıl önce - Cum 12 Oca 2007, 14:46

Sevgilili arkadaşımıza bu hassas konuyu gündeme getirdiği için çok teşekkür ederim.
       Başta çevre temizliği olmak üzere,sağlığımızı ve ülke ekonomisini yakından ilgilendiren bu konuya tüm insanlarımızın duyarlı yaklaşıp el birliği ile gelecek nesillerimize, temiz ve çağdaş bir Türkiye bırakması gerektiğine inanıyorum.
       Cevre temizliği önlemlerine ülkemizde hala gereken ilginin gösterilmediği aşikardır.Günümüzde halen tüm alışveriş yaptığımız yerlerde naylon poşetler kullanılmaktadır.Doğa bu naylonu tam 300 senede yok edebiliyor,Oysa ki çevre bakanlığımızın alacağı bir kararla naylon poşet yerine kesekağıdı kullanımının ülkemize çok büyük faydası olacağına inanmaktayım. Ayrıca hayatımıza son yıllarda giren şu pet şişeler.Ülkemize ekonomik gelir sağlıyacağı yerde yanlış kullanım sebebi ile çevre kirliliğine neden olmakta.Bu konuda yaşadığım Almanya dan örnek vermek istiyorum. Adamlar çok basit bir kararla bunun önüne geçmeyi başarmışlar. Nasıl mı? Cam şişeden 0,08 € depozito kesilirken ,pet şişeden 0,25 € depozito kesmek suretiyle geri dönüşümünü sağlamışlar.Alınacak böyle basit kararlar ile çevre temizliği konusunda büyük adımlar atılabileceğine eminim.
 
 

        Yine yaşamakta olduğum ülkeden vereceğim örneklerin yerinde olacağına inanıyorum .Sizlere yukarda vermiş olduğum resimlerdeki çöp kutuları her binada mevcut.Görülen iki büyük siyah kutuya  normal mutfak çöpleri atılmakta, yeşil renkte olanlara cam diğerlerine ise kağıt ve naylonlar.
        Bu sistemin  ülkemizde biran önce devreye girmesi gerekiyor, hatta şimdiden ilk öğretim okullarında ders konusu olarak beyinlere sokulması, bu alışkanlığı küçük yaşta çocuklarımıza adapte etmenin şart olduğü görüşünü taşımaktayım.Ileride görülecektir ki kazanan hem bizler hemde ülke ekonomisi olacaktır            Sevgiler


Sarıyerli TAYFUN

7 yıl önce - Cum 12 Oca 2007, 15:15

Gelişmekte olan ülkelerin belli başlı sorunlarından biriside maalesef atıklardır,
sanırım gelecek 20 yıl içersinde bu konu sektörel bazda çok ilerleme kaydedecektir.
Bu konu ile yüzleşme zamanı yakındır,artık geri kalmışlığın hiç bir özürü bulunmamaktadır,
gelişmiş ülkeler ve toplumlar iş alanlarında bu konularda kurumsal kimlik sahibidirler,
vazgeçilmezdir,İSO 14001 standardı tamamen bununla ilgilidir.
Coşkun bey kardeşimize gayreti için teşekkürler,ayrıca bir ekleme yapmam gerekirse
evsel atıklardan yemek yağlarıda artık ayrı bir toplama kabında kontrollü olarak ya
bertaraf ediliyor yada enerji alanında kullanılıyor,anti parantez olarak Ülkemizde
yemek şirketlerinin bazıları (Merdiven altı tabir edilenler) toplama atık yağları tekrar
kullandıkları yönünde bilgiler var,daha bilinçli olmak gerekiyor,ayrıca depozito uygulamasıda
iyi bir sistem,sağlıklı bir çevre harkese


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET