Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Diyanet Isleri - Laiklik
123 ... 262728   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 1
Cihangir
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:21
Diyanet Isleri - Laiklik


Bakin Diyanet Islerinin web sitesinde kurulus amaci olarak ne denmis:

Diyanet İsleri Başkanlığı'nın ana görevi, 633 sayılı Diyanet İsleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1. maddesinde ifade edilen “İslam Dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek”le ilgili görevlerin yerine getirilmesi için gerekli çalışmaları düzenlemektir.

Bize yillardir ogretilen Turkiye Laik bir ulkedir palavralari ile nasil da celisen bir amac. Oncelikle eger laik bir ulkeysek devlet icerisinde dinle ilgili hic bir kurum olmamali. Hadi diyelim dinle ilgili yapilar vs icin bir kuruma ihtiyac var, kuruluc amacinda neden sadece Islam Dinine atifta bulunuyor?!?

Ya halk icindeki farkli dinden veya mezhepten insanlarin ihtiyaclari ne olacak?!?!

Bakin Hurriyetimde cikan yaziya bir goz atin. Alevi olmamama ragmen, tartismanin konusu nekadar rahatsiz edici!

"Alevilerden Diyanet’e tepki
Alevi-Bektaşi Kuruluşları Birliği, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın cemevleriyle ilgili açıklamalarına tepki gösterdi.

İstanbul
NTV


     21 Ağustos —  Mersin Müftülüğü vaizlerinden Abdulkadir Sezgin’in “Aleviler Alevistan kurmak istiyorlar” sözleri de eleştirildi. Birlik Genel Sekreteri Ali Balkız, Diyanet’i Hizbullah terörüne zemin hazırlamakla suçladı.    
    Alevi-Bektaşi Kuruluşları Birliği, Hacıbektaş Veli Kültür Merkezi’nde Genel Başkan Ali Doğan, Genel Sekreter Ali Balkız ve yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla basın toplantısı düzenledi.
     
“ALEVİ KİMLİĞİ REDDEDİLİYOR”
      Genel Sekreter Ali Balkız, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın “Alevilerin ibadet yeri cami olmalıdır” sözleri ile Mersin Müftülüğü vaizlerinden Abdulkadir Sezgin’in “Aleviler Alevistan kurmak istiyor” sözlerine tepki gösterdi. Balkız, “Bir Diyanet İşleri Başkanı kalkar da böyle derse, Alevi kimliğini reddediyor demektir. 20 yıldır müfettişlik yapan bir kişi kalkıp Alevistan kurmak istiyorlar derse, sıradan vatandaşların bundan nasıl etkileneceği çok açıktır” diye konuştu.
     
“ÖNCE KENDİLERİNE BAKSINLAR”
      Bu açıklamalarla Alevi-Sünni kardeşliğinin bozulmaya çalışıldığını savunan Balkız, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Hizbullah terörüne zemin hazırlığını söyledi. Balkız, “Gündüz devletten, gece Hizbullah’tan yana olan, camileri Hizbullahların karargahları haline getiren, ona fırsat veren Diyanet’in, Aleviler hakkında konuşması yerine, kendi söküğünü dikmesi gerekmez mi öncelikle?” dedi.
     
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAKLAR
      Alevi-Bektaşi Kuruluşları Birliği Genel Sekreteri Ali Balkız, son tartışmaların Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Yapılan açıklamalar karşısında ilgili bakanlık, Başbakanlık ve Cumhuriyet savcılarını suç duyurusunda bulunmaya çağıran Balkız, kendilerinin de suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti."

Ben halkca diyanet islerinin devletten ayrilmasindan ve belkide vakif haline donusturulmesinden yanayim. Eger Turkiyenin din islerini kapsayacak bir olusum gerekiyorsa her mezhebe, dine ve hatta dinsizlerin de haklarini koruyacak bir olusuma ihtiyac var.


En son Cihangir tarafından Sal 08 Tem 2003, 23:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Cihangir
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:25

Ilginc bir makale..hem de akit gazetesinden....

Yazar: hacı ali özhan

"Laik bir devlette, genel idare içinde devlet kurumu olarak yer alan Diyanet işleri Başkanlığı olabilir mi?" sorusuna evet cevabı verenler, dini denetim altına almak gerekçesine dayanmaktadırlar. Bununla kastedilen, dini inanç ve ibadetlerin devlet kontrolünde yapılmasıdır.

Diyanet işleri Başkanlığı, laiklik ilkesi, din eğitimi ve türban konusunda, insan Hakları Derneğinin, 10. Genel Kurul çalışma raporundan genişçe alıntı yapmak istiyorum.

“.........Devlet, dini kendi tekeline almıştır. Eğitim kurumlarında ve devlet televizyonların da tek bir dinin ve tek bir mezhebin tanıtımı ya da o dine ilişkin gerekler yerine getirilmektedir. Böylece devlet, dinler, mezhepler ve inanç yollan arasında taraf tutmakta ve tercihte bulunmaktadır.

İHD, laiklik ilkesini savunan bir kurumdur. Din, vicdan ve inanç özgürlüğünü sınırsız olarak savunuyoruz, bunun dokunulmaz bir hak olduğunu düşünüyoruz ve ancak laik bir toplumda gerçek anlamda inanç özgürlüğünden söz edilebileceğine inanıyoruz. Ancak Türkiye'de devlet, çarpıtılmış, sözde laiklik anlayışına sahiptir. Bu dini kurumları, hizmetleri kendi bünyesine almakla kendisini göstermektedir. Dini kullanamaya, yönlendirmeye dönük bir program baştan beri sürdürülmektedir.

Diyanet işleri Başkanlığı eliyle devlet, tercih ettiği dini, mezhebi yayma, farklı ve azınlıkta kalan inanç sahiplerini sistem dışı bırakma yoluna gitmiştir.

Biz, inanç özgürlüğünü devletin karışmayacağı, yurttaşların özel bir alanı olarak görüyoruz. O nedenle devlet, din, vicdan ve inanç özgürlüğü alanından tümüyle çekilmelidir. Diyanet işleri, başkanlığı anayasal bir kurum olmaktan çıkarılmalı ve kaldırılmalıdır. Yurttaşlar kendi inançlarını ifade etmeli, örgütlenmelidir.Devlete bağlı eğitim kurumlarının programlarında zorunlu din dersleri yer almamalıdır.

Dinsel motifleri çağrıştırıyor gerekçesiyle konulmuş tüm kılık kıyafet yasaklarına ve sınırlamalarına ilişkin yasa, tüzük ve yönetmelikler yürürlükten kaldırılmalıdır.Kılık kıyafet düzenlemeleri bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Üstelik bu ilericilik, laiklik adına yapılmaktadır.

Öğrenciler açısından eğitim ve öğretimini, kılık kıyafet zorunluluğu bulunmayan okullarda sürdürme olanağı ve seçeneği de bulunmamaktadır. Ayrıca, kamu hizmeti verenlerin statüsü ile kamu hizmetinden yararlanma durumunda olanların statüsü arasındaki fark dikkatten kaçırılmaktadır. Sonuçları itibariyle türban ya da kılık kıyafet. sorununda yaptırımlar kadın cinsiyeti üzerine uygulanmaktadır......”

Diyanet işleri Başkanlığımın varlığını ve türban yasağını savunan sözde laikçilere yukarıdaki değerlendirmeleri sunar, demokratik vicdanlarıyla özgürlük adına düşünmelerini öneriyorum.

Laiklik, dinin devlet işlerine karışmasını önlemek olduğu kadar, devletin de din işlerine karış-maması demektir. Dine karışmama, vatandaşların kendi dini inanç ve ibadetlerini istedikleri gibi yapmasını gerektirir.

Kuşkusuz din özgürlüğü, her dinin özgürce bilinmesini, keza bir dine inanmama hakkının da sağlanmasını gerektirir. Az sayıda mensubu bulunan din veya mezhep de laik devlette güvence ye sahiptir.

Doğaldır ki, hiçbir dine inanmayanlar da bu korumadan yararlanacaktır. Türbanla eğitim alabilmek, vücut bütünlüğü ve kılık kıyafet özgürlüğü hakkı yanında, dinini ve ibadetlerini istediği gibi yaşamak hakkının da bir gereğidir. Devlet, hiçbir dini hizmet ve ibadete olumlu veya olumsuz müdahale etmemelidir. Personel, mali kaynak, bina ve altyapı yardımları, dinler arasında ayırım yapmak olduğu kadar, yardım yapılan dine müdahaledirBu nedenle Diyanet işleri Başkanlığı, tümden kaldırılmalı,din işleri ve eğitimi cami yapımı ve imam ücretini ödemek dahil, yalnızca o din mensuplarına bırakılmalıdır.

29 ekim 2000 akit gazetesinde yayımlanmıştır.


Kazandibi

15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:30

Özellikle 1982 Anayasası, Türkiye'yi yobazlaştırmış ve "Laiklik"ten çıkarıp "İslam Ülkesi" haline getirmiştir.

Her ne kadar "Laik" olduğumuzu iddia etsek de, devletin din konusunda tarafsız olduğunu söylemek pek mümkün değil.

Bence nüfus cüzdanlarına dinin yazılması da doğru değil; bazen devlet kurumlarında gayrimüslim vatandaşlarımıza pek de iyi davranılmıyor.



M.Ali
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:34

Arkadaslar tamamen haklisiniz diyanet devlet elinden cikarilmali.

Ama kazandibi sen herseyi carpitiyorsun. Diger konuda da dedigim gibi Türkiye Laik bir devlettir ama Laik bir ülke degildir. Maddi Kurumlar laik olabilir, maddi olmayan soyut bir kavram laik olamaz. Ve nüfusunun %99'u müslüman oldugu söylenen -ki bence o kadar yoktur- bir ülke islam ülkesidir.

Fransa laisizmin merkezi olmasina ragmen, bir Fransiz rahatlikla ülkesinin Hristiyan oldugunu söyleyebilir.


Misafir a80

15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:54

"Hristiyan Ülkeleri Konferansı" diye birşey yok, çünkü Batı'da din "a matter of private conscience" ("kişisel" inanç konusu) olarak kabul edilmektedir ve "devletlere" mal edilemez. Zaten bu yüzden AB Anayasası'na "Hristiyanlık" maddesinin eklenmesi de şiddetli bir tepki ile engellenmiştir.

Batı'da dini inanç tamamen "kişisel"dir, "devletsel" değil. Hristiyan doğan birisi pekala sonradan Hindu, Müslüman ya da Budist olabilir. Bunun için devletinden herhangi bir izin alması ya da nüfus cüzdanında değişiklik yapması da gerekmemektedir zira orada devlet böyle konularla pek ilgilenmez.

Hiçbir devlet bir "Hristiyan ülkesi" ya da "Müslüman ülkesi" olmamalıdır, zira din tamamen kişisel bir "inanç/düşünce"dir ve her inanç/düşünce gibi zamanla değişebilir - yani "değişkendir" ve "soyuttur", somut değil.

Soyut ve değişken düşünceler de "devletselleştirilemez".


Cihangir
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:54

Ben de katiliyorum...nufus cuzdanlarinda din hanesi olmamali. Ozel yasam ve inanisi neden gozler onune serme zorunlulugu var ki? Kimliklerde Ad- Soyad- Baba Adi- Dogum yeri ve Tarihi- Adres yeterli.

Neymis ogle...din min...kime ne?!?



Kazandibi

15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:56

Evet ama Ahmet Necdet Sezer, "ülke başkanı" olarak değil, "devlet başkanı" olarak ve "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"ni temsilen İslam Ülkeleri Konferansı'na katılıyor.

Dikkatini çekerim.

(Merak etme, genel kültürümle cebimden 10 tane reignman çıkarırım. )


Cihangir
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2003, 23:59

Evet evet...ben Devleti Temsilen hickimsenin dini bir olusuma katilmasindan yana degilim.

Biz nedense devleti hep kisisellestiriyoruz...sanki bir insanmis gibi dusunuyoruz. Devlet bir orguttur. insan degil, devletin dini olamaz.


xgokhan
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2003, 01:18

Diyanet Isleri kaldirilir, cami yapmak isteyen fizibilite raporu alir (ihtiyac var mi yok mu diye), planiyla projesiyle belediye ya da valilige basvurur, izin alir insaa eder. Ayni sey kilise ya da pagoda icin de gecerli olur, kim ne insaa etmek istiyorsa sehir planina uydugu ve gerekli oldugu surece insaa eder. Her dinin kendi kurumlari olur ve bunlar denetime tabi olur. Nufus cuzdanindan din hanesi kaldirilir. Bu kadar basit.

sipahi
15 yıl önce - Çrş 09 Tem 2003, 18:37

Siradaki gelsin...
Ondan sonra süleymancilar,nurcular,milligörüscüler nebiliyim bir sürü grup cikar(ki ciktilar) elimizdeki düzen(ki varsa) kaybolur hergelen 50 telden calar oynar bizde bakar kaliriz.Su anda diyanetin olmasi bence cok iyi en azindan biraz düzen var.
Eger halk istiyorsa olmalidir bunlar bence referendum konularidir.%51'i bulan isi götürür.



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
123 ... 262728   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET