1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
atyilmaz
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 22:27
Enerjide nereye gidiyoruz?
Uzun zamandır ilk defa geçtiğimiz hafta Rusya ve İran'dan aldığımız doğalgazın, havaların aşırı soğuması sebep gösterilerek seviyesinin azaltılmasıyla krizin eşiğinden döndük. Doğalgaz aldığımız iki ana ülkeye bakacak olursak; Rusya, geçtiğimiz haftalarda Avrupa'ya giden doğalgaz hatlarını kapatarak, kendisine olan enerji bağımlılığını ortaya çıkardı. En pahalı doğalgazı almamıza rağmen ülkemizde ister istemez bundan nasibini aldı. İran ise; belki Amerikalı diplomatların şu sıra ülkemize çok geliş gidişine bir tepki göstermek için; vanalarını kısarak kendilerine bu konuda ne kadar bağımlı olduğumuzu göstermek istedi. Bu konuda bir çok komplo teorisi üretilebilir. Ancak şu bir gerçek ki; enerjisinin çoğunu sadece iki ülkeden temin eden başka bir gelişmiş ülke bulunmuyor. Acil bir şekilde, şu anki çözümsüzlük politikasını bir kenara bırakarak, önümüzdeki birkaç yıl içinde bu konuda çözümler üretmemiz gerekiyor.
Peki bu çözümsüzlük politikası ile nereye kadar gidebiliriz. Yeni enerji arayışlarına gitmiyoruz, yatırım yapmıyoruz ve varolan enerji kaynaklarımızıda yenilemiyoruz. Kısacası hükümet kendisinden önceki hükümetler gibi; ülkenin geleceğini düşünmeyerek uzun vade de çözümler yaratmıyor. Hepimiz ülkemizde varolan bir takım enerji kaynaklarını biliyoruz. Peki olmayanlar neler? Neleri kullanmıyoruz? Bu konuda belki konuşmak isteyecek daha ehli kişiler olacaktır diyorum ve susuyorum.
|
 |
Deniz Gerçekçi
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 22:39
Aynen buraya ekliyorum tekrar birçok yatırımımız var bu konuda, aslında bir de konu açmıştımben ama fazla rağbet olmadı. İlk konu:
2006 yılımızın sıkıntısız geçmesi dileklerimle.
Belki ayrı başlıklar altında birkaç yazı var bu konu hakkında ama, insanlığın varoluşunu devam ettimesi için gerekli, tüm yatırımların, gelişmenin temel sağlayıcısı enerji sektöründe neler olup bittiğinden biraz da özelleştirmelere değinerek birkaç haber.
Öncelikle, enerjide elektrik dağıtımı ve özelleştirmesi hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum.
Öncelikle şunu kabul etmemiz gerek, devlet bu işi beceremiyor, yıllardır kaçak ve kayıp elektrik oranı yüksek.
Dağıtım özelleştirmeleri, tüm halkı çok ilgilendiren, bazılarına çok yarayacak, bazılarını çok üzecek bir gelişme olacak. Etkin denetim, etkin yasalar sonucu enerji sıkıntımızı büyük oranda giderecek. Yıllardır kaçak elektrikten yakınır çoğumuz ve bu nedenden dolayı elektriğin yüksek fiyatından. Halkı direk ilgilendiren yönü, dağıtım şebekelerin özelleştimeleri ile bu kayıpların çok çok düşmesi belki sıfır olması ve elektriği önlenen kaçak oranında ucuza alabilmemiz tabi kaçak elektrik kullananlar buna üzülecek.
Tabi tüm halka olan toplu yararı da, kurumların, sanayinin elektriği çok daha ucuza mal etmesi ve girdilerinin düşmesi sonucu dünya ile fiyatta ve kalitede daha çok rekabet edebilir hale gelmesi. Enerji birim fiyatını düşürmeliyiz, kayıpları önleyeceğiz, ucuz ve çevreci enerji kullanacağız ve dünyayla rekabet edebileceğiz.
Bugün dünya, dağıtım şebekesi özelleştimelerini 90'lı yıllarda tamamlanmıştır ve devlet artık, serbest piyasa ekonomisini gereği olarak elini bu sektörden de çekmiştir, verimlilği arttırmıştır.
Evet özelleştime sattım oldu diyecek birşey değil gerçekten çok önemsenmesi gerek, eniye boyuyla tartışılması gerek, özellikle de stratejik özelleştimeler ve yasaların özel şirketleri yanlış yapmayacak şekilde yönlendirmesi gerekli, dünyada enerji özelleştirmelerinde bu tür sorunlar olmuştur, halk sıkıntıya düşmüştür ama etkin denetim, yasa, eleştiriler bu riski ortadan kadıracaktır.
Sonuç olarak, enerji en çok ihtiyaç duyduğumuz temel faktör ve bu yüzden doğalgaza, fosil yakıtlara milyarlarca dolar ödüyoruz her yıl, Ülkemin fosil yakıtlardan elektriği elde etme oranı yüzde 80'lerde yüzde 20 ye yakını hidroelektrik, küçük miktar da diğer enerji kaynakları kullanılmakta. İşte bu bağlamda üretilne elektriğin israf edilmemesi çok önemli bir rol üstlenmekte ve dış kaynaklara bağımlılığımızı direk olarak azaltmaktadır.
Yapılan bu özelleştirmelerin sadece bir devir, en fazla 49 yıllık işletme hakkı verilmesi, Devletin yaşanan bir olumsuzlukta, etkin işletememe devam ettiğinde her an özellştirilen bu dağıtım şebekelerine bedelsiz el koyma yetkisi olduğunu hiç bir zaman unutmamlıyız.
Kaynaklar:
http://www.oib.gov.tr/ypk_strateji_belgesi.pdf ( Neden elektrikte özelleştirme)
http://www.eia.doe.gov/emeu/pgem/electric/ch4l4.html
http://multinationalmonitor.org/hyper/issues/1989 ...gold.html( Bir yabancı gözünden Türkiye ekonomisi ve elektrik özelleştirmesine birkaç atıf)
http://jubileesouth.org/news/EpZlEkkEkEzoYeOfYF.shtml
http://energylinx.co.uk/distribution_network_operators.htm
http://www.oib.gov.tr/baskanlik/mevzuat.htm (Özelleştime kanunları)
http://www.oib.gov.tr/program/uygulamalar/ok_faal ...gileri.htm ( Enerji özelleştirmelerinde yıllık faaliyet verileri)
Jeotermal, fosil yakıt, güneş, hidrojen, rüzgar,hidro, vs hakkında yenilikleri duymak ve dile getirmek dileğiyle.
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=19606& ...ght=enerji
|
 |
Deniz Gerçekçi
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 22:46
Yine aynen buraya ekliyorum, jeotermal ve maden kömür araştırmaları hakkında ilgisi olanlar linklerde açıklayıcı ve basit bilgiyi bulabilirler.
Jeotermal, rüzgar enerjilerinden elde edilebilecek elektrik miktarı kısıtlı, zaten bu kaynakların hepsi de artık kullanıma açılmış durumda, MTA,DSİ yeni jeotermal kuyuları vuruyor, rüzgar enerjisi için de teşvikler yapılmış durumda ve taleplerin geldiğini duyuyorum ben. Kömürümüz var ama işletmesi çok maliyetli doğlagazdan bile pahalı ve çok kirletici. Hidrolektrik, tarihi yerleri, hayvan ve bitki türlerinin sonunu getirmek için birebir, bir baraj yapıyorsunuz 50 kuş nesli yok oluyor. Eğer güvenli işletilirse en çevreci ve ucuzu nükleer santral,bu iş için uranyum kaynaklarımız da bol miktarda mevcut. Başka tüp enerji üretim yöntemleri var ama onlar da şu an için ütopik ama bir 20-30 yıl sonra ekonomik olabilir.
Biz çok kötüyüz, naptık yıllarca kendimize, yüzde 80 elektrik fosil yakıt ile elde ediyoruz, ne kadar kötü ve tembel bir milletiz demek yerine neler yapabileceğimize, neler yaptığmıza bakmak en güzeli.
VE şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayarak; bizim için en değerli unsur çevre, doğal hayat, biz çevremize iyi bakmamış olsak da yine birçok gelişmiş ülkeden daha az tahrip edilmiş durumdadır, en azından doğaldır, bunu da fırsat bilerek entellektüel, bilinçli yapılanmak için şimdi fırsat günüdür, köylüsünden, işçisine, mühendisine, hocasına.
Şurada epey bir bilgi var jeotermalde durumumuz hakkında, bir link var powerpoint dosyası linki, daha basit ve açıklayıcı , ilgilenen olursa diye ekliyorum tekrar.
http://www.mta.gov.tr/mta/enerji/jeokor.asp
http://www.enerji.gov.tr/belge/MTAJEOTERMAL.ppt
|
 |
Deniz Gerçekçi
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 23:09
Buyrun doğalgazda yaptığımız yatırımlar
Evet arkadaşlar bu başlığı biraz canlandırayım dedim, bu günlerde insanı umutlandıram bir gelişme ve tabii ki özel sektör tarafından yapılması bu işin olacağının garantisi, devlet ile 2003'ten beri çalışıyorum 2003 yasama ve proje, 2004 yatırım-proje ,2005 proje yatırım yılları oldu enerjide. 2006'da bu ilk büyük meyvesini hep beraber toplayacağız inşallah, bu insanı çok mutlu edecek bir haber. Çok büyük gelişmler bekliyor bizi bir kaç yıl içersinde mevyesini toplayacağız inşallah, el ele. Maden ve doğalgaz yataklarının özel sektöre açılmasının en büyük meyvesi denilebilecek bir proje, inşallah 2006 ortasında ilk gazı vereceğiz, burada 600 milyar metreküplük doğalgaz rezervi tespit edildi ilk aşamada ama öngörümüz bunun daha da çok olduğu, bu bize şu anki kullanım seviyesi ile 30 yıl yetecek kadar. Yıllık 5 milyar metreküp üretim hedefleniyor, tabii ki bu tesisin yanında bir de kömür madenleri var ki o da ayrı sevindirici bir gelişme.
Yerli Doğalgaz 2006'da Pompada
08.01.2006 14:17
Dünyayı sarsan doğalgaz krizinden sonra Türkiye kendi doğalgazını üretme çalışmalarına hız verdi. Yerli doğalgazımız 2006'da kullanımda.
Hema Endüstri, Rusya-Ukrayna doğalgaz krizinden sonra Amasra-Bartın havzasında doğalgaz üretimi çalışmalarına hız verdi. Holding’in açacağı 6 yeni kuyu ile önümüzdeki kış kendi doğalgazımızı kullanabileceğiz.
Rusya’nın Ukrayna’ya verdiği doğalgazın fiyatını artırmak istemesi üzerine patlak veren ve AB ülkeleri ile Türkiye’de de tartışmalara yol açan doğalgaz krizinin ardından Hema Endüstri, yerli doğalgaz üretimi çalışmalarını hızlandırdı. Holding’in Bartın-Amasra Havzasında 2 yıldır sürdürdüğü çalışmalar sonucunda ilk gaz 2006’nın ikinci yarısında üretilecek.
Bu gelişmelere bağlı olarak Endüstri Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat önceki gün doğalgaz üretimi için gerekli kuyuları açacak firmalar ile anlaşma imzalamak üzere Çin’e gitti. İmzalanacak anlaşmalar ile Holding’in bu yıl içinde 6 yeni kuyu daha açacağı belirtiliyor. Bu kuyularda ilk etapta yılda 5 milyar metreküp doğalgaz üretmeyi hedeflediklerini belirten Hema Endüstri Enerji Grubu Başkanı Şerafettin Yılmaz, şu noktalara dikkat çekti:
- Bartın-Amasra Havzasında Türkiye’nin 30 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayacak büyüklükte bir rezerv var. Şu ana kadar tespit ettiğimiz kadarıyla havzada 600 milyar metreküp doğalgaz bulunuyor.
SÜRPRİZ YOK
- Biz yılda 5 milyar metreküp doğalgaz üreterek Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyoruz. Yine aynı havzada yılda 5 milyon ton kömür de üreterek, demir çelik ve çimento fabrikalarına satacağız. Böylece hem doğalgaz hem de kömür ithalatımız azalacak.
- Önümüzdeki kış kimse bize ‘Aldığınız gazı artırın yada fiyatını artırın’ diye bir süpriz yapamayacak. Çünkü bizim kendi gazımız olacak. Keşke böyle bir şey yapsalar, böylece pahalı gazı almaktan kurtuluruz.
Gaz yerine teknoloji ithali
Yılmaz, Hema Endüstri’nin Bartın- Amasra kömür havzasında bulunan doğalgazı nasıl çıkaracağını ise şu şekilde açıkladı: “Kömür yatağında bulanan metan gazını (yüzde 98’i doğalgaz) ABD’li bir şirketin geliştirdiği bir yöntemle çıkaracağız. Sır gibi saklanan bu teknoloji ile madendeki gaz, vakum sistemi ile daha kömür çıkarılmadan önce vakumlanıyor. Bu konuda ABD’li firma ile gerekli anlaşmaları imzaladık, yani enerji yerine teknoloji ithal ettik. Böylece şu anda doğalgaza ödediğimiz fiyatın yarısına doğalgaz üretebileceğiz. Daha şimdiden enerji dağıtım şirketlerinden “gazınızı biz dağıtalım” teklifleri alıyoruz.
http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=58487
|
 |
göçmen
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 23:12
| Alıntı: |
Öncelikle şunu kabul etmemiz gerek, devlet bu işi beceremiyor, yıllardır kaçak ve kayıp elektrik oranı yüksek.
Dağıtım özelleştirmeleri, tüm halkı çok ilgilendiren, bazılarına çok yarayacak, bazılarını çok üzecek bir gelişme olacak. Etkin denetim, etkin yasalar sonucu enerji sıkıntımızı büyük oranda giderecek. Yıllardır kaçak elektrikten yakınır çoğumuz ve bu nedenden dolayı elektriğin yüksek fiyatından. Halkı direk ilgilendiren yönü, dağıtım şebekelerin özelleştimeleri ile bu kayıpların çok çok düşmesi belki sıfır olması ve elektriği önlenen kaçak oranında ucuza alabilmemiz tabi kaçak elektrik kullananlar buna üzülecek.
Tabi tüm halka olan toplu yararı da, kurumların, sanayinin elektriği çok daha ucuza mal etmesi ve girdilerinin düşmesi sonucu dünya ile fiyatta ve kalitede daha çok rekabet edebilir hale gelmesi. Enerji birim fiyatını düşürmeliyiz, kayıpları önleyeceğiz, ucuz ve çevreci enerji kullanacağız ve dünyayla rekabet edebileceğiz. |
cok hakli bir yazi, özellikle elektrik dagitiminin özellistirmesi ile bazi illerde %60 lara varan kacak kullanimin önüne gecilecek ve sadece kacak elektrigi karsilamakta olan barajlarimiz bundan sonra arti kaynaklar olarak lehimize dönecek
|
 |
umit1
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 23:18
Bu konuda bir kac sey soyledim degisik basliklar altinda,gene de yazayim Turkiyeye ozgu bir akaryakit sorunu yoktur,dunya petrol devrinin sonuna gelinmistir ,sadece bunun sancilari gittikce artan bir sekilde hissedilmeye baslanmistir hepsi bu.
Artik herkesin aklini basina alip yok petrol uretimi soyle artacak boyle artacak diye kendini avutma yerine dunyanin bir cok gelismis ulkesinde halen yapilmakta oldugu gibi "petrol sonrasi" doneme adaptasyon konusunu bir numarali milli guvenlik sorunu olarak degerlendirmeye baslanmalidir.
Fazla uzatmadan soyleyeyim bugunlerde Petrolun zirve yaptigi gunleri yasamaktayiz,Tabii gaz ise zirveyi muhtemelen 2030 yilinda yapacak ve 2050 de veda edecektir bizlere.
Yani Tabii gazin vedasi cok otede degildir bugunun cocuklari ve gencleri bunu goreceklerdir.
Petrolun vedasi ise cok daha once 2030 da gerceklecektir,zira su anda zirve yapmaktadir,ve 2009 yilindan itibaren petrol cok pahalilasacak hatta istenen parayi odemeye razi olsaniz dahi petrol bulamamaniz ihtimali olacaktir zira petrol olanlari belli "guc" lerin direkt kontrolu altina girecektir.
2009 yilinda ABD de benzinin pompa fiyatinin galonu 7 dolar olacagi tahmin edilmektedir (su anda 2,5 dolar civarlarindadir).
Yani "biraz dayanalim yeni reservler bulup rahat edecegiz" edebiyatini birakip gerceklerle yuzlesme zamanidir artik ,hatta gecmektedir.
Saygilar,
|
 |
Deniz Gerçekçi
17 yıl önce - Çrş 01 Şub 2006, 23:26
Şimdilik bunlar yeterli ve hepsi de bu forumdan yaptığım alıntılar, enerji yatırımlarında bir kıpırdanma var evet, ama yetmez elbette ki, nükleer enerji için diplomasi, lobi faaliyetlerinin yanında ihale süreci de takip edilmekte, bor,rüzgar, bio, hakkında da talep olursa yine alıntılar yaparak sitenize ekleyeceğim.
Petrol kaynakları elbette bitecek birgün, ama bitecek diye kullanmamazlık etmeyiz, para konuşur, hangisi en ucuz ise o alana yönelinir 30,40,70 yıl diyin ama petrol hala günümüzde ucuz bir enerji kaynağıdır, eğer 20, 40 yıl sonrasını şimdiden planlarsanız 20 yıl boyunca kullanacağınız enerji kalmaz, enerji yatırımları temel olarak kısa, orta, uzun vadede yapılır, uzun vade planını yapmalısınız ama kısa ve orta vade fevkalade önemlidir, bilgi sahibi olmadan yorumlar olabilir elbette şuna yönelmeliyiz diye ama enerji konusuna bir bütün olarak bakmazsanız çok büyük sıkıntılara düşersiniz; mesela bor yani hidrojen enerjisinin kaynağı hakkında ülkemizde de çok önemli araştırmalar yapılıyor, dünya hidrojen enerjisi konseyi başkanı bir Türk; Prof. Dr. Nejat Veziroğlu' dur ve uzun vade enerji tiplerinde kısa ve orta vade enerji tiplerinden çok daha avantajlıyız çünkü yetişmiş elemanımız bol, bu konuda yapılan araştırmalar avrupa ile aynı seviyededir. İşte bu açıdan bakılırsa Hattatların çıkaracağı doğalgaz 2006'da doğalgaz krizini bitirecektir ve bu bize kısa,orta, uzun vadede ihtiyacımızı giderme olanağı sağlayacaktır. Nükller santralin kurulumu ve işletmeye alınması iyimser bir tahminle 2014 yılı gibi olacaktır. Peki 8 yıl ne yapacağız, 1980'leri mi yaşayalım,doğlagaz ve kömür bunun için önemlidir.
Ülkenin enerji koridoru haline gelmesi, enerjide planlama nasıl yapılır, maliyetler nelerdir vs gibi temel konular ve akademik bilgiler ile devam edeceğiz.
|
 |
Deniz Gerçekçi
17 yıl önce - Cmt 11 Şub 2006, 15:00
Orta vadede su enerjisine yapılan yatırımlarla ilgili bir haber.
[/quote]Şirketler sudan enerji üretmek için sıraya girdi
Enerjide dışa bağımlılığı azaltma çalışmaları çerçevesinde Türkiye'nin su potansiyelinin daha verimli kullanılması için kamu ve özel sektör harekete geçti.
Elektrik üretmek için kullandığı doğalgazı, kriz yüzünden kesilen Türk sanayicisi, hem daha ucuz hem de yerli kaynaktan üretim yapmak için baraj projelerine el attı. Enerji piyasasının özel sektör yatırımlarına açılması çerçevesinde hidroelektrik santral kurup işletme lisansı verilmeye başlanmasıyla birlikte, Devlet Su İşleri'nin yapımını sürdürdüğü barajların da şirketlere devri gündemde. Enerji Piyasası Üst Kurulu'nun onayıyla DSİ ile 'su kullanma anlaşması' yapacak şirketler, 5 yıl içinde 623 hidroelektrik santralın şalterini kaldıracak. Halen yapımı süren ya da proje halindeki 608 HES için bin 318 şirket başvuru yaptı. Geçen yıl 650 megavat (MW) gücündeki 23 santralın ihalesini gerçekleşti. 160 proje ile ilgili başvuruların değerlendirilmesi sürüyor.
Uzmanlar, söz konusu projelerin devreye girmesiyle hidroelektrik gücünün 12 bin 900 MW'den 23 bin 800 MW'ye çıkarılabileceğini belirtiyor. Mevcut durumda doğalgaz, barajlar, kömür ve linyitten 38 bin 900 megavat gücünde enerji üretiliyor. Mevcut baraj inşaatlarının yeterli hızda yapılmadığını düşünen DSİ'nin genel müdürü Veysel Eroğlu, 13 Şubat'ta yatırımcı firma yetkilileriyle Ankara'da bir araya geliyor. Eroğlu, şirketlerden yapım işlerini hızlandırmalarını isteyecek. DSİ yeterli kaynak bulunmadığı için yapımını geciktirmek istemediği 0,50-200 MW arasındaki 41'i inşaat halinde olan 608 projesini su kullanım sözleşmesiyle özel sektöre devretmeye hazırlanıyor. Konuyla ilgili Zaman'a yaptığı değerlendirmede, su kullanım sözleşmesi ile özel sektör yatırımlarına kapı açacaklarını kaydeden Genel Müdür Eroğlu, “Bu sayede sektörde rekabet ortamının tesis edilmesine katkıda bulunacağız. Sanayicimizin daha ucuz enerjiye kavuşmasına yardımcı olacağız. Ayrıca özel sektörün yatırımları daha kısa sürede tamamlayacağı unutulmamalı. Elektrik enerjisinin kırsal kesimlere daha kolay ve kesintisiz ulaşması da sağlanmış olacak.” değerlendirmesinde bulundu. DSİ’nin projelendirdiği küçük ve orta büyüklükteki 194 hidroelektrik santralı için 775 şirket müracaat etti. Tüzel kişilerin geliştirdiği 427 projeye ise
543 teklif geldi. İki milyar dolarlık lisans verildi
Türkiye, yıllık 107,3 milyar ton tüketilebilir suya sahip. Bunun ancak yüzde 36,6'sı kullanılabilirken, enerjiye dönüştürmede ise yetersiz kalınıyor. Sudan üretilebilecek elektrik miktarı yıllık 125 milyar kilovatsaati bulurken, bunun ancak 44,4 milyarı gerçekleştirilebiliyor. Resmî verilere göre 2005'te elektrik üretimi içinde suyun payı yüzde 24,5'te kaldı. Aynı zamanda doğalgazın payı yüzde 43,7 ile ilk sırada yer alırken, yerli linyit ve taşkömürü ise yüzde 20 ile son sırada kaldı. Uzmanlar, su potansiyelinin tamamından faydalanılması durumunda, elektrik üretiminin dörtte üçünden fazlasının karşılanabileceğini ifade ediyor. EPDK verilerine göre de özel sektör, lisansını aldığı 20 barajın yapımına başladı. 19 baraj ise yatırım aşamasında bulunuyor. Hidroelektrik santral projeleri için geçen yıl yaklaşık yatırım tutarı 2 milyar doları bulan toplam 986 bin megavat kurulu gücünde 69 üretim tesisine lisans verildi. Bu santrallardan üretilecek elektrik miktarının yıllık 8 milyar kilovatsaati bulması bekleniyor. Kurum, su kaynaklarına dayalı üretim tesisi kurmak için yapılan 204 adet ve 2 bin 875 MW kurulu gücündeki başvurunun incelemesini de sürdürüyor. DSİ’nin HES projelerini almak için başvuran firmalardan Çalık Enerji’nin santrallardan sorumlu müdürü Teoman Alptürk, santralın her bir megavatlık kurulu gücü büyüklüğünün 1,5 milyon dolara mâl olacağını tahmin ettiklerini söyledi. Alptürk, yıllık üretilen enerji miktarına göre de santralın kendini amorti edeceğini kaydederek, “10 megavatlık bir santral en az 15 milyon dolara mâl oluyor. Talip olduğumuz Pozantı-Göktaşı Baraj ve HES inşaatının lisans hakkını aldığımızda 5,5 yılda yapmayı amaçlıyoruz. Büyük nehirler üzerine yapılan projelerin büyük bölümünün lisans hakkı devredildi.” diye konuştu.
Özel sektöre devredilmesi planlanan HES’lerin 48’i Fırat Nehri üzerine kurulacak. Fırat’ı, 35 proje ile Çoruh ve Dicle nehirleri takip ediyor. Seyhan’da 25, Ceyhan’da ise 22 proje yürütülüyor. DSİ’nin ilk etüdü hazır olan 50 HES projesine 219 firma başvurdu. Bu proje kapsamındaki santralların büyüklüğü 50 MW’yi geçmiyor. Katî projesi tamamlanan 4 HES’e de 19 firma müracaat etti. Planlama raporu hazırlanan 48 HES için ise başvuruda bulunan firma sayısı 177’yi buldu. Başvuranlar arasında Çalık, Alarko, Enerjisa, Aksa Enerji, Aytemiz, Fernas gibi şirketler dikkat çekiyor. Ayrıca Aksu Enerji, Has, Efe, Ekol, Atlas, Peker, Doka, 3M Elektrik, Gün Enerji firmaları da talipliler arasında yer alıyor.
19 projeye talep gelmedi
Özel sektörün katılması için ilan verilen toplam 34 projeye başvuru yapılmaması dikkat çekti. Bu projelerin 19'u Şırnak, Siirt, Bingöl, Erzincan, Sarıkamış, Tunceli ve Hakkari'de bulunuyor. 4,60 megavatlık Antalya'nın Bulgular-Gebaşı HES projesine ise 22 firma talip oldu. Yine 8,70 megavatlık Kars'ta bulunan Çıldır 2 HES için 16 firma başvurdu. Antalya Beşkonak, Sinanhoca, Alakır, Aykırca, Çandır 1 ve Celle, Kayseri Çamlıca 2, Adana-Mersin Otulaca, Trabzon, Kutlu, Tıran, Koyunhamza, İkizkavak, Kars Kotanlı ve Akırcı, Samsun Kozbükü, Darıca, Erzurum Bağıştaşı, Bağıştaşı 2 ve Isparta Kaplanbükü HES de ilgi gören projeler arasında yer aldı. Öte yandan yapımına 2000 yılında başlanan Afşin-Elbistan B Termik Santralı yarın açılıyor. Santraldan yıllık 8,1 kilovat/saatlik elektrik enerjisi sağlanacak.
DSİ, SANTRALLARI ÖZEL SEKTÖRE DEVREDİYOR:
Bundan sonra özel sektörün yetersiz kaldığı baraj ve hidroelektrik santralı projelerinde devreye gireceklerini ifade eden Genel Müdür Veysel Eroğlu, hedeflerinin boşa akan su kaynaklarının milli ekonomiye kazandırmak olduğunu söyledi.
Nükleerde adres yakında belli olacak
Enerji Bakanı Hilmi Güler, ABD'deki temaslarından dönüşte, nükleer santralların kurulacağı yeri yakında açıklayacaklarını bildirdi. Güler, Amerikalı yetkililerle enerji arzı, nükleer santral, kömür ve yenilenebilir enerji konularını ele aldıklarını ifade etti. Enerji Bakanı, nükleer santral modeli ile ilgili görüşmelerin yerli ve yabancı yatırımcılarla sürdürüldüğünü söyledi. "Esas amacımız santralları özel sektöre kurdurmak." diyen Bakan Güler, "Bununla ilgilenen gruplar var, onlarla görüşüyoruz. Özel sektör bunu yapamazsa kamu-özel sektör olarak ele almayı düşünüyoruz." şeklinde konuştu. Enerji Bakanlığı, 5 bin megawatt'lık en az üç en fazla beş nükleer santral yapımına ilişkin çalışmalarda son aşamaya geldi. Konuya ilişkin dosya Başbakanlık'a sunuldu.
Ercan Baysal, Ali Akçoban; Ankara, Adana
|
 |
CEMALİ
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 12:38
| Alıntı: |
"2009'da karanlığa gidiyoruz"
ANKARA (ANKA) - Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'nin hızla enerji darboğazına doğru yol aldığını belirterek, "Türkiye enerji konusunda 5 yıldır yan gelip yatıyor. 2009'da karanlığa gidiyoruz, ampuller sönecek" dedi. Aygün, son 5 yıldır, ithal doğalgaz ve petrole bağımlığı enerji politikalarının devam ettiğini söyledi.
Aygün, yaptığı açıklamada, önlem alınmadığı takdirde gelecek yıl Türkiye'nin bir numaralı sorununun elektrik kesintileri olacağını kaydeden Aygün, siyasetçilere, "Gelecek iktidarın 2008 yılı ajandasının ilk sırasında, Türkiye'yi karanlıktan kurtarma sorunu olacak. Neden meydanlarda enerji konusunu konuşmuyorsunuz?" diye seslendi.
Aygün, Devlet Planlama Teşkilatı'nın "2009 yılında karanlık günlerin başlayacağı" uyarısı yaptığını hatırlattı. Dünya Bankası'nın 2006 tarihli raporunda da elektrik sektörünün arz güvenliği açısından riskli durumda olduğuna dikkat çekildiğini, yeni santral yapılacak zaman kalmadığı için talebi kısma önerisinde bulunulduğunu anımsatan Aygün, "Talebin kısılması, elektriğe zam yapılması demektir" dedi.
"SUYUMUZUN ÜÇTE İKİSİ BOŞA AKIYOR"
Türkiye'nin yıllık kullanılabilir 112 milyar metreküplük suyunun 72 milyar metreküpünün boşa aktığına dikkat çeken Aygün, şunları söyledi:
"Su akıyor, biz bakıyoruz. Eğer bir yağmur damlası düştüğünde denize akıp gidiyorsa büyük kayıptır. Enerjisi alınmadan boşa akan su paradır, israftır ve geriye dönüşü yoktur. Suyun akışını seyretmeye devam edersek, yurtdışına tonlarca domates, patates satıp varili 60 dolardan petrol almaya devam ederiz." Aygün, Türkiye'nin "yerli, güvenilir, ucuz ve sürekli" bir enerji kaynağı olan sudan yılda 129 milyar kwh enerji üretebilecek durumda olduğunu ancak 45 milyar kwh elektrik üretildiğini de sözlerine ekledi.
Petrol boru hatlarından sonra bölgenin en büyük enerji yatırımı sayılan Çoruh Nehri üzerindeki Deriner Barajı'nın 1998 yılında temelinin atıldığını ve 2005 yılında bitirilmesinin planlandığını hatırlatan Aygün, "Aradan 10 yıl geçmesine rağmen projenin yarısı bile tamamlanamadı. Bu hızla gidersek, karanlıkta kalacağız" diye konuştu.
Kredisi temin edilmiş çok sayıda projenin 5-6 yıldır beklediğini anlatan Aygün, dünyada bir eşi daha bulunmayan GAP Projesi'nin ise yarım kaldığına dikkati çekti. Aygün, GAP'ın 2.5 milyar dolar olan yıllık elektrik geliriyle projenin 6 yılda tamamlanabileceğine ve 20 milyar kilovat saat elektrik elde edilebileceğine işaret etti.
"ENERJİYİ PAHALIYA ÜRETİYORUZ"
2006 yılında üretilen 175 milyar kwh elektriğin sadece yüzde 25'inin sudan, yüzde 44'ünün ise ithal doğalgazdan üretildiğini, bunun da elektrik fiyatlarını yükselttiğini anlatan Aygün, "2006'da elektrik üretiminde yüzde 46.6 oranında yerli kaynak, yüzde 53.4 oranında ithal kaynak kullanıldı. Türk sanayicisi, OECD ülkeleri içinde İtalya ve Japonya'dan sonra en pahalı elektriği kullanıyor" dedi.
Devlete bağlı çalışan kömür santrallerinin 2006 yılı ortalama kapasite kullanım oranının yüzde 43 olduğuna dikkati çeken Aygün, "Bakımsızlık ve kötü işletmecilikten kaynaklanan bu durum üretim maliyetlerini yükseltiyor" diye konuştu. Aygün, Elektrik Üretim A.Ş.'ye (EÜAŞ) bağlı olarak çalışan termik santrallerin 1 kilovat saat elektriği 8.64 cent'e ürettiğini söyledi. Ağır vergi yüküne de işaret eden Aygün, şöyle devam etti:
"Petrolün varilini 60 dolara alıyoruz. Yunanistan da 60 dolara alıyor, ABD de 60 dolara alıyor. Ama Amerika'daki benzin ile Türkiye'deki benzin arasında üç misli fiyat farkı var. Bu şartlarda rekabet edemeyiz. Enerji üzerindeki vergilerin hafifletilmesini istiyoruz. Sanayicimiz artık isyan ediyor. Altın yumurtlayan tavuğu kesiyoruz. Sanayinin iki ana maliyet kaleminden biri enerji… Eğer enerjiyi ucuza verseniz sanayimiz daha üretken hale gelecek. Türkiye'de üretime teşvik yok caydırma var. İşsizlik ve yoksulluğun önlenmesi için enerji maliyetlerinin aşağı çekilmesi kaçınılmazdır."
"SANAYİYE 9 CENT, BARZANİ'YE 4 CENT"
Aygün, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun raporuna göre, Türkiye'nin ilk özel elektrik ihracatçısı olarak ve Kuzey Irak'a elektrik satan Kartet'e elektriğin 4.2 cent'ten, Türk sanayicisine ise 9 cent'ten verildiğini belirterek, "Türkiye elektriği 9 cent'e, Barzani'ye 4 cent'e satıyor" dedi.
"ENERJİMİZİN YÜZDE 70'İ İTHAL"
Türkiye'de enerjinin yüzde 70'inin, petrolün yüzde 92'sinin ithal edildiğini belirten Aygün, Türkiye'nin 2006 yılı ham petrol ve doğalgaz faturasının 26 milyar dolar olduğunu hatırlattı. Önümüzdeki 15 yılda enerji ithali için 460 milyar dolar para bulmamız gerektiğini anlatan Aygün, "Önümüzdeki yıllarda enerji faturamız kabaracak. Bir an önce yerli kaynaklarımıza dönmemiz ve yatırımlara hız vermemiz lazım" diye konuştu.
"NÜKLEERE SIRTIMIZI DÖNEMEYİZ "
Dünyada 440'a yakın nükleer enerji santrali bulunduğunu, 38'inin de inşa halinde olduğunu ifade eden Aygün, "Türkiye, risklerine karşı gerekli güvenlik önlemlerini alarak nükleer santral kurmak zorundadır" dedi.
Fransa'da elektriğin yüzde 75-80'inin, Almanya ve Japonya'da yüzde 30-35'inin, ABD'de yüzde 19-20'sinin, dünya genelinde ise yüzde 16-19'unun nükleer enerjiden elde edildiğini hatırlatan Aygün, Türkiye'nin nükleer enerjiye sırtını dönme lüksü bulunmadığını ileri sürdü.
"HIRSIZLIĞIN YILLIK FATURASI 1.5 MİLYAR DOLAR"
Elektriğin pahalı olması, bakımsızlık ve denetimsizlik nedeniyle kayıp ve kaçak oranının OECD ülkelerinin tümünden yüksek olduğuna dikkat çeken Aygün, kaçak elektrik kullanımının Türkiye'ye yıllık faturasının 1.5 milyar dolar olduğunu kaydetti. Aygün, "Türkiye'de kayıp-kaçak oranı yüzde 18-20 ile AB ortalamasının iki katına ulaşıyor. Aydınlık için kayıp-kaçağı önlemek zorundayız" dedi.
Rehabilitasyon eksiklikleri, yatırımların gecikmesi ve kurumlar arası koordinasyon yetersizliğine de işaret eden Aygün, Türkiye'nin enerji darboğazını aşması için mevcut santrallerin rehabilite edilmesi, su ve kömür kaynaklarının değerlendirilmesi, güneş ve rüzgar enerjisi ile jeotermal enerjiden yararlanılması, petrol ve doğalgaz arama çalışmaları ile enerji yatırımlarına ağırlık verilmesi ve kayıp-kaçak oranının düşürülmesi gerektiğini bildirdi. |
http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Economy& ...Temmuz2007
Gönlümüz zengin ama doğal kaynaklarımız konusunda onu işleyiz çıkarabildiğimiz sürece zenginiz gerçekten de hiçbir şey tükenmez değil tutumlu olup onu bizden soraki nesillerede tasarruflu bir şekilde devretmeliyiz yoksa bu gidişte gelecek nesilleri karanlıktan göremeyeceğiz.
CEM HOŞGÖR...
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|