Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Yatırım Haberleri - [EKONOMİ]
« önceki   123 ... 414243 ... 616263   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 42
Dost Akın
1 yıl önce - Prş 02 Arl 2021, 14:54



Yakup
1 yıl önce - Cum 03 Arl 2021, 02:48

Alıntı:

Gıda teknolojileri alanında faaliyet gösteren Alapala, İtalyan makarna teknolojileri firması Axor Srl’nin yüzde 70 hissesini satın aldığını duyurdu. Yapılan açıklamaya göre, 4 kıtada, 700’den fazla anahtar teslimi buğday unu, irmik, mısır unu ve yem fabrikaları ve tahıl taşıma ve depolama sistemleri kuran Alapala, Axor Srl ortaklığı ile gıda proses endüstrisinde entegre tesisler kuracak




Gıda prosesi teknolojileri alanındaki ihtiyaçlara yönelik ürünler ve çözümler geliştiren Alapala, makarna endüstrisine yönelik ekipman mühendisliği, üretimi ve kurulumu yapan İtalyan Axor Srl’i satın aldı.

Alapala'nın bu stratejik kararıyla uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmayı hedeflediği kaydedildi.

Yapılan açıklamaya göre, 30 yılı aşkın süredir gıda endüstrisinde faaliyet gösteren Axor Srl bugüne kadar, İtalya’dan tüm Avrupa’ya, Kuzey ve Güney Amerika’dan Afrikaya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada 150’den fazla hat ve ekipman kurdu.

Gıda sanayisinin un ve unlu mamuller kolunda, makarna teknolojilerinin önemli alt sektörlerden biri olduğuna işaret eden Alapala Grup CEO’su Görkem Alapala, "Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9.8 milyara yükselmesi bekleniyor, gıda üretiminin ise yüzde 60 artması gerektiği öngörülüyor. Alapala olarak gıda teknolojilerinde büyümeyi hedefliyoruz. Özellikle ithal ettiğimiz ve know-how sahibi olmadığımız alanlarda satın alma veya stratejik ortaklık fırsatlarına bakmaya devam edeceğiz. Makarna teknolojileri de bu anlamda bizim için çok stratejik bir adım" dedi.

Bu alanda da hem yurt içi hem yurt dışı pazarlarda var olacaklarını söyleyen Alapala, "Türkiye dünyanın en çok makarna ihraç eden üç ülkesinden biri fakat bu teknolojinin tamamına yakınını ithal ediyor. İlk etapta üretimimize İtalya’da devam edeceğiz. Kapasite artırım ihtiyacı olduğunda Axor için Türkiye ve İtalya’da yeni yatırımlar yapacağız" bilgisini paylaştı.


KAYNAK; HABERTURK,

Türkiye icin cok önemli satin alma hamlesi oldu..


BJK 5106
1 yıl önce - Pts 06 Arl 2021, 13:05

Alıntı:


Cizreli işadamı Ramazan Bülbül'ün 1988 yılında Gaziantep'te temellerini atttığı, 1993 yılından itibaren de Kazakistan'a yoğunlaştığı Rams Global, Türkiye'deki yatırımların artırma kararı aldı. 2019 yılında 400 yataklı Doğu'nun en büyük hastenesini Gaziantep'te inşa ederek Türkiye'deki ilk yatırımını hayata geçiren şirket Türkiye'de üç ayrı noktada arsa alarak yeni projelere başlama kararı aldı. Kazakistan'da halen toplam 27 şantiyede proje yürüten ve alanında ülkenin en büyük 3 şirketinden biri olan Rams Global, Bahçeliveler'de 1.5 milyar lira bedelle satın aldığı arsaya 1000 konutluk proje yapacak. Bu projenin büyüklüğü 4 milyar lirayı bulacak.

HEDEFİMİZ İLK BEŞ

Şirket ayrıca Bodrum'da iki ayrı otel ve villa projesini hayata geçirecek. Fikirtepe'de ise yarım kalan bir projeyi satın alan şirket burada inşaata başladı. RAMS Global CEO'su Faruk Bülbül hedeflerinin Türkiye'de de inşaat sektöründe ilk 5'e girmek olduğunu açıkladı. Kazakistan'da bugüne kadar 2.5 milyon metrekare inşaat yaptıklarını ve 50 proje bitirdiklerini anlatan Bülbül "6 Mayıs'ta Rams Kazakistan'ın 25. yılını kutluyor olacağız. 25. yıla yaklaşık 60 proje iş bitirme olarak gireceğiz" diye konuştu.

CİZRE'YE ÜNİVERSİTE

Türkiye özlemiyle önce Gaziantep'e yatırım yaptıklarını anlatan Faruk Bülbül, sadece Bodrum'da hayata geçirecekleri projelerde 1200 kişinin çalışacağını söyledi. Faruk Bülbül, İzmir'de özel hastane ve Cizre'de de ilkokul-lise ve üniversiteden oluşan bir eğitim kampüsü kurmayı planladıklarını anlattı. Bülbül Kazakistan'da 12 bin kişiye istihdam sağladıklarını, Türkiye'de projelerinde ise bin kişinin çalıştığını söyledi.

'SAT-YAP' DEĞİL BİZ YAPIP SATACAĞIZ

Türkiye'deki projelerinin ağırlıklı olarak 'yap-sat' şeklinde olacağını anlatan Faruk Bülbül, kendi öz sermayeleriyle iş yaptıklarını belirterek,"Kaba inşaat bitmeden satışı yapmayacağız. Ama Türkiye'de işler 'sat-yap'a dönmüş" dedi.

FİKİRTEPE MAĞDURLARI PROJEDE DEVAM EDEN İNŞAATI AĞLAYARAK İZLİYOR

RAMS Global Türkiye CEO'su Devran Bülbül ise, Fikirtepe Şerif Ali Mahallesi'nde kentsel dönüşüm sürecinden devraldıkları 700 konutluk projeyi haziranda teslim edeceklerini söyledi. Bülbül, "Projeye kimse girmek istemiyordu. Şu anda 65-70 yaşında mağdurlar gelip ağlayarak devam eden inşaatı izliyor" diye konuştu.

Habertürk
haber7
hurriyet


Dost Akın
1 yıl önce - Pts 06 Arl 2021, 13:25



Yakup
1 yıl önce - Sal 07 Arl 2021, 12:01

Alıntı:

Türkiye'de yeni ekonomi modeli gündemi meşgul ederken bu modeli açıklamak için sık sık Çin örneği gösteriliyor. Çin, 1978 yılında başlattığı reformlarla önemli bir sanayi hamlesine imza attı ve kalabalık nüfusunu avantaja çevirerek ucuz iş gücü sağlayarak 'dünyanın fabrikası' haline geldi. 1993'te son kez dış ticaret açığı verdi. 1994 başındaki devalüasyonla dolar yuan karşısında yüzde 50 değer kazandı. 1993'te Çin ekonomisi 11.8 milyar dolar dış ticaret açığı verirken 1994'te 7.4 milyar dolar fazla verdi. Çin ihracat odaklı büyüme politikasıyla 1990'daki 360 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğünden 2000'de 1.2 trilyon dolara, 2010'da 6.1 trilyon dolara, 2020'de ise 14.7 trilyon dolara yükseldi. Geçen yıl Çin'in ihracatı 2.7 trilyon dolara dış ticaret fazlası da 366 milyar dolara ulaştı. Bu büyük başarı hikayesinin başında yani 1978 sonunda 156 dolar olan kişi başı gelir 1990'da 317 dolar, 2000'de 959 dolar, 2010'da ise 4.550 dolara yükseldi. Geçen yıl 10.550 dolara yükselen Çin'in kişi başı geliri 10.990 dolarlık dünya ortalamasına yaklaştı. Bu yıl ise ilk kez dünya ortalamasını geçmesi bekleniyor. Yani Çin üretimi merkeze alarak rekabetçi kur politikasıyla ihracat odaklı önemli bir başarı hikayesine imza attı. Bir Çinli'nin dünya ortalamasında bir gelire sahip olması ise 43 yıl sürdü





Türkiye'de son dönemde Çin modelini tartışıyor. Yeni ekonomi modelini açıklamak için sık sık Çin örneği gösteriliyor. Çin uzun yıllar kalabalık nüfusunu avantaja çevirerek ucuz iş gücü sağlayarak 'dünyanın fabrikası' haline geldi.

Çin bu işlevini uzun yıllar sürdürdü ve her yıl artan bir şekilde cari fazla verdi. Böylece başta altyapı ve enerji alanları olmak üzere yatırıma artan bir şekilde daha fazla kaynak ayırabildi.

1949'da Çin Komünist Partisi yönetimi devraldığında ülke ekonomisi tamamen tarıma dayalıydı. O dönemki yönetim 50'lerde ve 60'larda sanayileşme hamleleri denese de istenen sonuç bir türlü elde edilememişti. Bunda 1958-1961 yılları arasında yaşanan kıtlık da etkili olmuştu. Söz konusu yıllarda hükümet tüm makine teçhizat ithalatını durdurarak acil bir biçimde tahıl ithal etmek zorunda kalmış, bu da sanayileşme adımlarını yavaşlatmıştı.

HİKAYE 1978'DE BAŞLADI
Çin'in bugünkü küresel dev haline gelmesini sağlayan yolculuğunun başlangıcı ise 1978 yılı olarak kabul ediliyor. 1978 yılında Çin Komünist Partisi Merkezi Komitesi tarihi bir karar alarak ekonomide kademeli ancak temel bir reform programı başlattı. Aşırı merkezi planlamanın yeterli verimliliği sağlayamadığı kanaatine varan Komite bu verimsizlik sebebiyle Çin'in sadece batı ülkelerinin değil Japonya gibi Asya ülkelerinin de gerisinde kaldığı kanaatine vardı. Devletin planlama ve gelişimdeki payının azaltılmasını hedefleyen bu reformun amacının komünizmi terk etmek değil daha iyi hale getirmek olduğu vurguladı.

Çin yönetimi reform kapsamında ilk olarak ihracat ve tarımsal üretimi artırmaya odaklandı. Dünya Bankası verilerine göre 1978 yılında Çin ekonomisi 149.5 milyar dolarlık büyüklüğe sahipti. Aynı yılda Çin'in Asya'daki en büyük rakibi 1 trilyon dolar, ABD ise 2.4 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşmıştı.

800 MİLYON DOLAR DIŞ TİCARET AÇIĞI
1978'de Çin'in ihracatı 6.8 milyar dolardı ve ihracatın ekonomideki payı yüzde 4.5 seviyesindeydi. Buna karşılık ithalatı ise 7.6 milyar dolar civarındaydı. Yani Çin yaklaşık 800 milyon dolar dış ticaret açığı veriyordu.

1982'ye gelindiğinde ise Çin'in ihracatı hızlı bir şekilde artarak 22.6 milyar dolara geldi. İthalatı ise 17.8 milyar dolarda kaldı. Böylece Çin 1982'de 4.8 milyar dolarlık dış ticaret fazlası vermeyi başardı.

Bu esnada Çin Merkez Bankası yuanın değerini düşürmeye başladı. 1981 başında 1 dolar 1.6 yuan iken 1982 sonunda 2 yuana yükseldi. Dolar/yuan zaman zaman sabit seyretse de 1990 sonunda 5.24'e kadar yükseldi.

1990'a gelindiğinde Çin'in ihracatı 49.1 milyar dolar, ithalatı ise 38.5 milyar dolar oldu. Dış ticaret fazlası 10.6 milyar doları aştı.

12 SENEDE YÜZDE 141 BÜYÜME
Çin ekonomisinin büyüklüğü ise 1990 sonunda 360.9 milyar dolara ulaştı. Yani Çin ekonomisi reform ve açılışın başlangıcı olarak kabul edilen 1978 sonunda 1990 sonuna kadar kümülatif olarak yüzde 141 büyüdü. Yine Dünya Bankası verilerine göre 1978'de 156 dolar olan Çin'deki kişi başı gelir 1990'da 317 dolara yükseldi.
Bu artış, oran olarak yüksek görünebilir ancak o dönem diğer büyük ekonomilere bakıldığında Çin'de kişi başı gelirin ne kadar düşük kaldığı net bir şekilde görülüyor. 1978'de Japonya'da kişi başı gelir 8.820 dolar iken bu rakam 1990'da 25.371 dolara yükseldi. ABD'de ise aynı dönemde gelirler 10.550 dolardan 23.880 dolara çıktı.

Çin 1993 yılında son kez dış ticaret açığı verirken 1994 başında devalüasyona gitti. 1994 başına kadar Çin'de bir Merkez Bankası tarafından belirlenen kur bir de piyasada belirlenen kara borsa fiyatı olarak da nitelenen kur bulunuyordu. 1994 başında ise yeni reformlar kapsamında tek bir kur seviyesi olmasına karar verildi ve piyasanın belirlediği fiyat benimsendi.
YÜZDE 50 DEVALÜASYONLA AÇIK FAZLAYA DÖNDÜ

Bu kararla dolar yuan karşısında yüzde 50 değerlenerek 5.8'den 8.7'ye yükseldi. 1993 yılında 11.8 milyar dolar dış ticaret açığı veren Çin ekonomisi 1994 yılında ise kurun da daha rekabetçi hale gelmesiyle 7.4 milyar dolar fazla verdi.
2000 yılına gelindiğinde Çin ekonomisi artık yılda 18.8 milyar dolar dış ticaret fazlası veriyordu. Toplam ihracatı 253.1 milyar dolara ithalatı ise 223.1 milyar dolara ulaşmıştı. Çin ekonomisi de 1.2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı.

2000'DE KİŞİ BAŞI GELİR 959 DOLARDI
Bu muazzam büyümeye rağmen Çin halen yoksulluğu yenememişti. 2000 yılında Japonya'da kişi başı gelir 39.169 dolar, ABD'de 36.334 dolara çıkmışken Çin'de sadece 959 dolardı. 2000'de kişi başı gelir dünyada ortalama 5.512 dolar seviyesindeydi.

Ancak Çin uzun yıllara dayanan planlama, dış ticaret fazlası sayesinde elde edilen geliri altyapı ve eğitim başta olmak üzere kritik alanlara yaptığı yatırımların meyvesini tam olarak 2000'lerde toplamaya başladı.

2010'DA JAPONYA'YI SOLLADI
2000'lerin ortasından itibaren Çin artık sadece ucuz işgücüyle anılan değil yüksek teknolojili ve verimli üretim tesislerine sahip bir ülke konumuna yükseldi. Özellikle teknoloji alanında Kore ve ABD'li firmalarla rekabet edebilen markalar çıkarmaya başladı.

2010 yılına gelindiğinde Çin ekonomik büyüklük olarak modern zamanlarda ilk kez Japonya'yı geride bırakarak dünyanın en büyük 2. ekonomisi oldu. Çin 2010'da 6.1 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşırken Japonya 5.8 trilyon dolarda kaldı.

2010'da Çin'de kişi başı gelir de 4.550 dolara yükseldi. Aynı yıl dünyada kişi başı ortalama gelir 9.550 dolar seviyesindeydi.

10.500 DOLARA YÜKSELDİ
2020'ye geldiğimizde ise 14.7 trilyon dolarlık bir ekonomi haline geldi. Asya'daki rakibi Japonya'nın ekonomik büyüklüğü ise 4.9 trilyon dolara geriledi.

2020'de Çin'de kişi başı gelir 10.500 dolara yükseldi. Dünyada ise ortalama 10.900 dolar oldu. Bu yıl ise Çin'in artık dünya ortalamasını geçmesi bekleniyor.

Çin'de işgücü maliyeti artsa da artık oturmuş sanayisiyle yılda 2.7 trilyon dolarlık ihracat yapan ve 366 milyar dolar dış ticaret fazlası veren bir ülkeye dönüştü.

60 MİLYONDAN 230 MİLYAR DOLAR YATIRIMA
Tabii tüm bunların yabancı yatırım olmadan gerçekleşmesi mümkün değildi. Çin 1978 sonunda aldığı dünyaya açılma kararıyla yabancı yatırımcıyı da ülkeye davet etti. 1980'de ülkeye doğrudan yabancı yatırımı (FDI) sadece 60 milyon dolardı. 1990'da ise bu rakam 3.5 milyar dolara yükseldi. Yatırımlar 2013 yılında ise 290 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen yıl koronavirüsün de etkisiyle 187 milyar dolara geriledi. Yıllar içinde bu yatırımlar Çin'in modern bir üreticiye dönüşmesine önemli katkı sağladı.

EĞİTİM YATIRIMLARI KATLANDI

Bunun yanında Çin daha fazla dış ticaret fazlası verdikçe eğitime de daha fazla kaynak aktarmaya başladı. Bu da işgücünü daha kaliteli hale getirdi. 1983 yılında Çin'in eğitim harcamaları ekonominin yüzde 9.4'üne denk gelirken bu oran 1994'te yüzde 20'ye yükseldi. Bu yatırımlar sayesinde 1950'lerde ilkokula kaydolma oranı yüzde 50'nin altındayken bu oran 2018'de yüzde 99.9'a yükseldi.

Özetle 1978 sonrasında Çin dış ticaret fazlası vermeyi önceliklendirdi. Buradan elde ettiği gelirle altyapısını ve eğitim sistemini geliştirdi. Bu esnada yabancı yatırımcı dostu politikalarla her yıl katlanan bir şekilde yatırım aldı. Çin bu politikalar sayesinde dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumuna yükseldi.

Tabii bunlara tek bir habere sığdırmak mümkün olmayan kapsamlı bir planlama eşlik etti. Örneğin yıllar içinde bölgelere farklı ihtisaslar verildi. Bir şehir sadece otomotiv alanında gelişirken diğeri tekstile odaklandı. Bu da lojistik olarak çeşitli maliyet avantajları sağladı. Bu ve bunun gibi sayısız örnekler Çin'in bir dünya devine dönüşürken ne kadar sabırlı ve sistematik ilerlediğini ortaya koyuyor.


KAYNAK: HABERTURK.COM.TR


RAKAMLAR INANILMAZ..!!

Türkiye Cin'in yapmis oldugu seyleri yapabilir. Bunun en iyi nedeni oldugu konumu diye düsünüyorum..

Cin taaaa Uzakdogudan Avrupaya ve Kuzey ABD'ye mal satabilmis..

Türkiye bu kitalara cok daha yakin..



Dost Akın
1 yıl önce - Sal 07 Arl 2021, 22:03
Anlaşmalar sonrası Katar yatırımları hız kazanacak




BJK 5106
1 yıl önce - Prş 09 Arl 2021, 00:01

Alıntı:
AA muhabirinin Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre, Bakanlık portföyünde 2020 yılı sonu itibarıyla 19 KİT, 4 kamu bankası ve 7 diğer kuruluş olmak üzere toplam 30 kamu işletmesi bulunuyor.

Geçen yıl bütçeden Kamu iktisadi teşebbüslerine (KİT) 15,4 milyar lira sermaye ve 2,1 milyar lira görevlendirme bedeli olmak üzere 17,5 milyar lira ödeme yapılırken KİT’lerden bütçeye gerçekleştirilen ödemeler ise 1,9 milyar lira temettü, 1 milyar lira hasılat payı ve 2,6 milyar lira kurumlar vergisi olmak üzere toplam 5,5 milyar liraya ulaştı.

KİT’lerin aktif büyüklüğü 2020 sonunda bir önceki yıla kıyasla yüzde 11,8 artarak 310,3 milyar lirayı buldu. Brüt satışlar ise söz konusu dönemde yüzde 4,7 artış göstererek 160,7 milyar lira olurken 2020 yılında mal-hizmet satış maliyeti bir önceki yıla göre yüzde 0,3 azaldı. Bu durum satışların karlılığını olumlu etkilerken KİT sisteminin 2019 yılı sonunda 1,7 milyar lira olan dönem net zararı 2020 yılında 825,8 milyon lira net kara dönüştü.

Geçen yıl KİT’lerde istihdam edilenlerin sayısı 99 bin 235 kişiye gerilerken toplam istihdam gideri bir önceki yıla göre yüzde 17,5 artarak 15 milyar lira oldu.

Yatırım harcamalarında enerji ilk sırada

KİT'lerin yatırım harcaması 2020 sonu itibarıyla bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 17,2 artarak 23,8 milyar liraya ulaştı. Bu tutar, 2020 yılı gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 0,5'ine karşılık gelirken geçen yıl en çok yatırımı sırasıyla 9,6 milyar lirayla Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Taşımacılık AŞ (TCDD), 4,7 milyar lirayla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), 3,7 milyar lirayla Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ), 3,3 milyar lirayla Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) ve 765,9 milyon lirayla Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) gerçekleştirdi. KİT'ler 2019 yılında yaklaşık 7,1 milyar lira faiz dışı açık verirken 2020 yılında bu tutar 2,3 milyar lira faiz dışı fazlaya dönüştü.

Teşebbüslerin sektörel yatırım harcamalarında 12 milyar 202 milyon lirayla enerji ilk sırayı alırken bunu 10,9 milyar lirayla ulaştırma, 225 milyon lirayla sanayi, 160 milyon lirayla tarım takip etti.

Yatırımlar artacak


Öte yandan, bu yıl KİT yatırımlarının 43 milyar 487 milyon 704 bin lirayı bulması bekleniyor.

Kamu payı yüzde 50'nin üzerinde olan KİT'lerin 2022'de 61 milyar 870 milyon 156 bin lira yatırım yapması planlanırken bu tutar 2023 için 63 milyar 875 milyon 612 bin lira, 2024 için de 63 milyar 846 milyon 624 bin lira olarak belirlendi.AA


murad22
1 yıl önce - Cum 10 Arl 2021, 19:08



Yakup
1 yıl önce - Cmt 18 Arl 2021, 16:02

Alıntı:






Enerji Günlüğü - Güneş paneli ve hücre üreticisi Swiss Solar, artan talebi karşılamak için yeni fabrikasını Türkiye’de kuracak. Yılda 1500 MW kapasiteli fabrikada, çift taraflı güneş paneli üretecek.Güneş paneli ve güneş hücresi üreticisi İsviçre merkezli Swiss Solar AG şirketi, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’daki güneş enerjisi pazarlarına yönelik artan talebi karşılayabilmek için yeni fabrikasını Türkiye’de kuracağını açıkladı. Kara ve deniz yoluyla ulaşım imkanlarına sahip olması ve güçlü lojistik alt yapısı nedeniyle Türkiye’nin tercih edildiği ifade edilen açıklamada kurulacak olan fabrikada çift taraflı PV modüllerinin (bifacial PV) üretileceği ve yıllık üretim kapasitesinin 1500 MW olacağı kaydedildi. Şirket, üç üretim hattıyla üretime başlayacağı Türkiye’deki fabrikasında 2027 yılına kadar on hatla üretim yapmayı ve en az 5 bin MW üretim kapasitesine sahip olmayı hedefliyor.



KAYNAK: ENERJIGUNLUGU,

Bu dönemde cok cok önemli bir yatirim.!!

Iktidarin dedigi gibi,

Üretim,

Ihracat odakli,

Istidham odakli,

Ve kur nedeniyle biraz da ucuz is gücü ile kaynakli diye düsünüyorum..


Hamza Koçak
1 yıl önce - Pts 27 Arl 2021, 00:45

Alıntı:
Japonya'nın Kaga Electronics şirketi, Türkiye'de yeni bir fabrika kurarak baskılı devre kartı üretiminin bir kısmını Çin ve Güneydoğu Asya'dan buraya taşıyacak.


https://asia.nikkei.com/Business/Tech/Semiconduct ...actor-Kaga



sayfa 42
« önceki   123 ... 414243 ... 616263   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET