Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Karakan
11 yıl önce - Pzr 22 Oca 2006, 13:59
Türk ekonomisi ne durumda?


Tamam, problemler bitmiş değil ve halledilmesi gereken çok şey var fakat dikkat ediyorum burada bazı arkadaşlar memleketimizin ekonomik tablosunu çok karamsar bir şekilde yansıtıyorlar. Bazı gerçekleri yerli yerine oturtmakta fayda var. Bakın Avrupalı ve hem de Avusturyalı bir uzman ne demiş:

Kurier: "BA-CA Türkiye'nin Yakında Avrupa Olgunluğunda Olacağı Görüşünde"

Avusturya’da yayımlanan Kurier gazetesi "BA-CA'nın (Bank Austria Creditanstalt) Yönetim Kurulu üyesi Willi Hemetsberger’in , 'Türkiye yedi yıla kadar AB'ye katılıma hazır olacak' diyerek, dikkatleri üzerine çektiğini yazdı.

Bankacı Hemetsberger, ülkenin ekonomik açıdan birçoklarının düşündüğünden çok daha ileride olmasının yanı sıra, yatırımlar için de ilgi çekici bir piyasa oluşturduğu görüşünde. Hemetsberger'e göre Türkiye, örneğin 'Orta Avrupa'dan çok daha büyük bir potansiyele' sahip.

BA-CA'nın Türkiye uzmanı Simon Quijano-Evans ise bunun nedenini şöyle açıklıyor: ''Türk Lirası'ndaki iniş çıkışlar 2001'deki krizden bu yana kontrol altına alındı. Ankara yılda yüzde 5 ila 6 oranında ekonomik büyüme kaydedebiliyor. Enflasyon yüzde 8'e, böylece Romanya ile kıyaslanacak bir düzeye indi. 2005'te yüzde 3'ün altındaki bir bütçe açığı ile Maastricht Kriterleri bile yerine getirilmiş oldu. Bunun neticesinde yabancı yatırımlar neredeyse üç katına çıktı.
İstanbul Borsası'nın hisse senedi endeksi geçen yıl yüzde 80 arttı.' Hemetsberger, Ankara'nın kurumlar vergisini bu yıl içinde yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirmeyi planlamasının, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor."

Kaynak : AB Haber


Sina

11 yıl önce - Pzr 22 Oca 2006, 15:18

Doğru söylemişler,

Devlet elinde sopayla vergi toplayan değil, düzenleme yapan durumunda; eknominin hangi yöne hangi argümanları ne şekilde kullanarak ne şekilde gideceğini hesaplayan ve bu uğurda bir politika uygulayandır.

Devletin vergiye ihtiyacı kamu kurumlarını elinde bulundurmasıyla ilişkili. Ee bu insanların maaşları, giderleri, her türlü imkanı devlet tarafından karşılanıyor. Vergi indirimi gerekli idi, karşı tarafta özelleştirmeler...

Şu nokta çok önemliki, ekonomi bir trenddir yani eğilimdir. 2001 yılında sorsaydık bu soruyu jkötüye gidiyoruz derdik ve bunu ispat edecek bir sürü verimiz vardı. Şimdi iyi gidiyoruz diyoruz çünkü bunu ispat edecek bir sürü verimiz yine var, ama bu demek değil 2 sene sonra da aynı eğilim sürer. Ekonomi iyi yönetilir, mali disiplinden taviz verilmezse ve hortumlar tekrar açılmazsa bu iş böyle güzel sürer ve şimdi şikayet ettiğimiz bir çok şeyi ilerleyen senelerde düzeldiğini görürüz. 70ler ile 95ler arasında farkı rahatça karşılaştırabilirsiniz, ama 2002 ile 2006 arasında farkı çok net karşılaştıramayabilirsiniz. 2002 ile 2020 yılları arasında belirgin bir fark görebilirsiniz. Anlatmak istediğim uzun süreli bakmak ekonomiye, hatta bu aslında ekonomik takvimde orta vadeye tekabül edebilir.

Ayrıca açılan başlığın tarafsız ve sorgulayıcı nitelikte olmasını da takdir ettim.

Sevgiler


En son Sina tarafından Pzr 22 Oca 2006, 15:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Karakan
11 yıl önce - Pzr 22 Oca 2006, 15:42

Işte zaten ekonomik performansın ancak zaman içinde değerlendirilebilen bir faktör olması "istikrarlı politika"nın bir devlet için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Bir ülke her 3-4 yılda hükümet ve ekonomik rota değiştirirse kesinlikle sonuca varamaz.
Bir ekonomik programın gerçekleştirilip uygulamaya başlaması zaten en az 3 yıl sürmekte.



hüsnü öz
10 yıl önce - Cmt 20 Oca 2007, 13:32

iktidarın 5 yılında uyguladığı ekonomik uygulamalarının özet bir analizini yaparsak nerden nereye geldiğimizi ve geldiğimiz yerde geriye dönmeksizin sağlam olarak durabilirmiyiz sorusunun cevabını araştırmış oluruz...

1-en önemli sorunlarımızdan belkide başlıcası KAMU sektörünün borcunu
geriye ödeyip ödeyemiyeceğiydi...

sıkı bir para politikası ve bütçe uygulanmasına bir önceki iktidarın zamanında alınan tedbirlerle başlanmış ve bu hükümette aynı politikayı sürdürme konusunda gayretli olmuştur...

ama sadece bu şekilde bir tedbirin bunalımdan çıkmak için yeterli olamıyacağı anlaşılmış,her türlü TAVİZ düşünmeksizin verilerek YABANCI SERMAYE yi gelmeyi ikna etmek başlıca amaçları olmuştur..

verilen tavizler dahi başlangıçta istenen yabancı sermayeyi ülkemize çekmeye yetmemişti...yabancılar zaten İSTEDİKLERİ HERŞEYİ ALIYORLARDI..onların tek görmek istediği şey devlet kamu borçlarını ödeyebilecek duruma gelecekmiydi...????

2-işte sıkı para politikası ile ne kadar tasarruf yapılabildiğini göstererek,borçların rahatça ödenebileceğinin güvencesini verdiler yabancı sermayeye...

3-REEL FAİZLERİ ÇOK YÜKSEK SEVİYELERDE tuttular...dedilerki eğer ytl de kalırsanız karınız çok yüksek olacak..böylece dövize olan spekülatif talebi kırdılar....

4-tasarrufların ytl ağırlıklı olması ve yurt dışından yüksek reel faiz için gelen paranın ytl talebi,sıkı para politikası ile birleşen ödeme garantisi,dünyada ki likitide bolluğu ile biraraya gelince ekonominin itici gücü olan finansman yeniden elde edilecek ve büyüme trendine girilecekti...

5-bu nakit bolluğu zamanla faizleri düşürecek,devletin faiz giderleri azalacak,daha az borçlanarak borç sarmalından kurtulunacaktı...hatta tersine bile sarılabilecekti...

6-hatta köprü krediler ile ödemeler dengesine finansman katkıları olan IMF ten bile kurtulacaklardı..hatta hatılarsanız ımf olmasada olur aşaması bu safhadaydı....

7-2003’ten bu yana kamu bütçesinden 90 milyar dolar seviyelerinde
tasarruflar yapıldı...yani dedilerki biz artık kamu borcunu rahatça ödeyebiliriz...tabi fedakarlığı kimlerden geldiği herkesçe malum...

8-yurt dışından; kamu,özel,özelleştirme kalemlerine ait olmak üzre
120 milyar dolar sermaye girişi sağlandı....


9-peki diğer gelişmekte olan ülkelerde faizler son derece düşükkken bizdeki ortalama faiz ne oldu derseniz...yıllık basit ortalama %31..bu rakamı iyi aklınızda tutun...hemde ödeme garantili...halkın anası ağlatılarak elde edilmiş sıcak,taze,güvenli...

10-dalgalı kur sistemi ise bu YÜKSEK REEL FAİZLİ sistemin sigortası olarak görüldü...

11-tabi bu durumlardan sonra YTL itibarını hızla geri almaya başladı...

şimdiiiiiii zurnanın zırt dediği yer geldi...

2002 yılından bu yana enflasyonumuz toplam %50 civarında...'' yok yaaa '' diyebilirsiniz..TÜİK öle diyor...

peki dolar-euro sepetine göre YTL nin durumu ne oldu....

yüzde 5 nominal değer kazandı...

çok önemli bu çelişkili durumu da aklınızda tutun arkadaşlar....

SONUÇ OLARAK;

3 tane ağır bombamız var....

faiz dışı bütçe fazlamız ne kadar... GSMH’nın % 6’sı ...

peki enflasyon beklentilerine göre reel kredi faizleri ne kadar..%15 lere kadar çıkıyor...

2007 de iki çok önemli seçim var...yani politik belirsizlik...

bu durum doğal olarak tüketim ve yatırım kanallarını olumsuz olarak etkileyecektir...yani 2007 yılında ekonomi yavaşlayacak....

yavaşlamanın süresi ne olacak...kısa bir dönem olursa pek olumsuz etkilenmeyiz...

ama uzun sürer ve şiddetlenirse 2008 de ekonomik durgunluğa merhaba diyebiliriz...

bu durum baya büyük bir rsktir...niçin:????? yüksek cari açık yüzünden....

cari açığın finansmanı; yüksek ekonomik büyümede ve yüksek ihracat kapasitesiyle ancak sorun olmaz...

aksi takdirde ödenebilir olmaktan çıkar ve çok ciddi olumsuz sonuçlara sebep olabilir...

tabi en kötü şekilde piyasayı vurur olumsuz gelişmeler...

iyi şekilde takip etmemiz gereken ilk husus %5 ler seviyesinde büyümeyi sürdürebilecekmiyiz...ikincisi ise ihracatta sistemli olarak artış sağlayabilecekmiyiz...

İŞTE ARKADAŞLAR BU İKİ GÖSTERGE, PERİYODİK OLARAK ÇOK İYİ İNCELENMESİ VE TAKİP EDİLMESİ GEREKİR...

olumlu ise sorun çıkmayacaktır..eğer olumsuz ise..siz bilirsiniz...

bizim şu andaki en baba garantimiz %20 seviyelerinde olan faiz..yüzde 9 enflasyon(yersen).... yüzde 11 reel faiz...

böyle tatlı bir kazanç varken ve ödeniyorken sıcak para 2007 deki olumsuzlukların hiç birini kaale bile almaz...

yani %5 büyüme ,yüksek ihracat , %11 reel faiz,'' kriz hiç bir zaman çıkmazın'' net açıklamasıdır...

bu dengeye çok dikkat etmek gerekiyor...

peki 2007 de ne gibi bir plan uygulayalım ...

önce faiz....şu anda reel faizler yüksek..denge bozulursa daha da yükselecekkkk...belki de 30 lara kadar....hiç hoş olmaz...dikkat edilmeli...

tabi borsanın hiç sevmediği bir durumla karşı karşıyayız demektir...

denge bozulursa ihracatı teşvik için yapılacak mini döviz ayarlamaları..

eğer ''çok riskli bir durum ben faize bile güvenmem'' diyen arkadaşlar,reel faizden vazgeçip daha belirsiz bir getirisi olabilecek dövizede yönelebilirler...

ama faizdeki alternatif geliri hiç bir zaman gözardı etmemek kaydıyla...

ha dövizdeki artış faizi geçer diyorsanız...alın dolarınızı..yatırın bankanıza..
ekonomi programları yerine tv de pembe panter i izleyin..ya da bir türlü sonu gelmeyen dizileri...

ama bir bakarsanız rte fikrinden caymış...uzlaşma sağlanmış...MB fazileri düşürmüş...ab de yeni gelişmeler sağlanmış eh o zaman kim tutar artık Türkiye yi


hüsnü öz
10 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 12:05



(+)



1) GSMH 2 kattan fazla artış gösterdi... (Özal bile bu kadar hızlı yapamamıştı...)

2) Enflasyon %68'lerden 3 yıldır tek haneye gevşedi.

3) Sanayi üretimi %40 arttı.

4) Özel yatırımlar %60 arttı.

5) İstihdam yaklaşık 600 bin kişi arttı. Ancak nüfus artışı hızlı olduğu için işsizlik oranı değişmedi. (Yani çoğalmayı keseceğiz veya daha da hızlı büyüyeceğiz...)

6) Bütçe açığı milli gelirin %16'larından %1'lerine indi.

7) Kamu borcu %90'lardan, %48.2'ye indi ki AB ortalaması %65'dir. Yani bugün AB Türkiye'den daha borçludur.

12) Dış ticaret hacmimiz 3 kat arttı.

13) Yabancı sermaye yatırımı patladı. (Son cari açığın %60'dan fazlası doğrudan yabancı yatırımıyla karşılandı... Yani söylendiği gibi kriz tehlikesi yok... Net açık düşük...)

14) Ve bütün bunlar, petrol fiyatı 3'e katlarken meydana geldi. (Yani bu kadar petrol fiyatında artış varken bile enflasyonla mücadelemizi sürdürebiliyoruz...)

Özetle, hikaye anlatanları dinlemeyiniz. Datalar açık ve seçik... .

Neler yapmalıyız?

1) Tarımdaki çözülme süreci (tarım kapitalizmine geçiş...) bitene kadar dayanıp, ardından işsizliği %5'in altına çekmeliyiz.

2) Büyüme sürecini devam ettirmeliyiz. (%5+)

3) Daha fazla doğrudan yabancı yatırımı çekmeliyiz.

4) Kamuda tasarruftan vazgeçmemeli, bu işi %10 kamu borç oranına kadar çekmeliyiz. Ülkede borcu sanayici almalı. Sanayi yatırımına gitmelidir borç. Çünkü bu tür borç faydalıdır. Kamuda populist politikalara gidecek borç ülkeyi batırır.

Türkiye'nin geleceğine inanıyorum.


Okan Akin

10 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 13:06

Sevgili Dostlar,

En son iletide bahsigecen istatiksel sonuclari gorunce, gercekten heyecanlanmamak ve ferahlamamak elde degil. Eger gostergeler durumu bu derece olumlu gosteriyorsa ki gosteriyor, tadindan yemeye doyulmaz...

Icim ferahladi biraz.

Dostlukla,



izzet kıraç
10 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 13:16
türk ekonomisi ne durumda


hükümet hergün vay efendim durum şöyle iyiye gidiyor böyle iyiye gidiyor.diyor.
Kardeşim herkes aynaya bakıp kendi geçmişi ni göe alsın
baksınki ekonomik olarak ne durumda
ŞEKER DEMEKLE KİMSENİN AĞZI TATLANMAZ
Hükümet açıklama yaptı
GENÇLERİMİZİN ÖNÜ AÇILDI
Gören desin ki hiç işsiz kalmayacak
NEYMİŞ?
siyasette aktif hale gelecekler
AÇ KARNA SİYASET Mİ YAPILIYOR
Farz edelimki 40 veya 50 genç millet vekili katıldı PARLEMENTOYA
YA GERİ KALAN MİLYONLAR
UZUN SÖZE HACET YOK
BATTIK VE İNANMAK İSTEMİYORUZ


burkay_01
10 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 13:28

Her şey iyi herşey güzel!?. Arkadaşlar ailenizin ve kendinizin cebine giren paraya çevrenizdeki işsizler ordusuna bakarak karar verin bence. Zengin daha zengin oldukça bizim cebimize giren rakam değişmiyor.

Muhammet ÇOLAK
10 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 13:38

Ekonomimizin dünden daha iyi olduğunu söleyebiliriz.. Enflasyon, Reel faizler, Yabancı sermaye, ve özelleştirme vb..
Aslında ekonomimizi yorumlarken idoolojiden uzak kalmalıyız ki tarafsız olabilmek için.. ülkemizde (yönetimde kim olursa olsun) istikrarlı giden siyasi ve ekonomik cizgimizi daha güçlendirirsek dahada güçlü bir ekonomiye sahip oluruz.
Türk ekonomisinin daha da ileri sıçramasını  ve gelişmiş ülkeler kriterine ulaşabilmek için şuanda geçtiğimiz sancılı günlerimizde brazdaha dayanıklı olmalıyız ve siyasi iktdara eleştirilerimizi idolajik pencereden değil, realist pencereden yapmalıyız.
Bence iyi giden ekonomimizin eksik yanlarından biriside Anadoluda  yerli yada yabancı sermayenin yatırım yapması ve işsizliğin önüne geçilebilmesidir..?


umutyolu
10 yıl önce - Çrş 21 Şub 2007, 14:17

Benim duyduğum, Türkiye' nin 2006 yılında AB ile yaptığı ticaret, AB üyesi 9 ülkenin AB ile yaptığı ticaretin toplamından daha fazla. Eğer bu şekilde gidersek ve AB verdiği sözleri tutarsa Türkiye' ye AB' ye yüksek bir sıradan girecek. Bir ara 4. sıra deniliyordu sonra 6. sıradan denildi. AB'ye girmesek bile bu coğrafyada güçlü ve zengin bir ekonomiye sahip olacağız. Aslında Türkiye çok daha iyi yerlerde olabilirdi. Ancak yıllardır uğraştığı iç ve dış sorunlar ekonomiyi sürekli yıprattı. Ayrıca yanlış politikalarda buna etken.

Ben oy vermesemde bu ülke için çalışan ve yükselten herkeze saygı duyurum. Gerçek şu ki, 2001 krizinden sonra ekonomi iyi toparlandı. 2001 yılında olanları hatırladıkça üzülüyorum, insanlar varını - yoğunu sattı, intihar etti, yuvalar dağıldı. Allah bir daha bizlere öyle kara günler göstermesin.

Teşekkürler.



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET