İlkesel olarak karşıyım ama Türkiye şartlarında gerekli
20.3%
[297]
Karasızım/fikrim yok
3.3%
[48]
Toplam Oy : 1465
M.O.Dikmen
16 yıl önce - Sal 26 Hzr 2007, 20:55
Yaşar Hoca: İdamı geri getireceğiz.
HYP Genel Başkanı Prof. Yaşar Nuri Öztürk seçim bildirgesini açıklarken dokunulmazlıklar, diyanet, MGK, ekonomi ve de özellikle idam cazası ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu ve cezanın kapsamının genişletilerek tekrar uygulanmaya konulması gerektiğini belirtti. Bence de olması gereken bir uygulama. Neden mi??
Sapığın biri çıkacak antalyada olduğu gibi benim 6 - 7 aylık kızıma tecavüz edecek (Allah Korusun) ondan sonra anası ve babası olarak bizlerin verdiği paralarla o kızımın hayatını mahveden sapığa hapisanede bakacağız. Adalet mi bu?? Böyle adalet olmaz olsun..
Alıntı:
Yaşar Hoca: İdamı geri getireceğiz.
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, “Hazreti Muhammed mirasıyla Mustafa Kemal mirası arasında hiçbir çelişme ve çatışma yoktur” dedi.
Öztürk, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye'yi Türkiye'den yöneteceğiz” başlıklı seçim beyannamesini açıkladı.
HYP'nin “Anadolu hümanizmine bağlı, dalları çağdaş insanlık değerlerine uzanmış ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasının ikinci maddesinde ifade edilen hedeflere yönelik sosyal demokrasiyi esas almış bir siyasi parti kimliği taşıdığını” belirten Öztürk, Türkiye'de “Müslümanlık” ve “Laiklik”in yapay kavga olarak dış güçler tarafından kullanılmaya çalışıldığını öne sürdü.
Öztürk, şunları söyledi:
“Hazreti Muhammed mirasıyla Mustafa Kemal mirası arasında hiçbir çelişme ve çatışma yoktur. Türkiye'nin bütün sıkıntılarının bir biçimde bağlantılı olduğu temel problemi Hristiyan güç odakları tarafından yaratılıp içerideki siyaset dinciliği tarafından takip edilen İslam-laiklik yapay kavgasıdır. Bu yapay kavganın bir hıyanet ürünü olduğu, hiçbir dinsel ve bilimsel dayanağının bulunmadığı milletimize anlatılacak ve gereği yapılacaktır.”
İktidarda söz sahibi olmaları halinde milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıracaklarını ifade eden Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye'yi örtülü bir sömürgeye dönüştüren, Türk tarım ve hayvancılığını çökerten, KOBİ'leri ayakta duramaz hale getirip Türk sanayini güçsüzleştiren, Türkiye'yi ithalat cennetine döndüren, 10 yıllık süre içinde Türkiye'ye 220 milyar dolar zarar veren, diğer ülkelerle serbest ticaret anlaşması yapmamazı engelleyen Gümrük Birliği Anlaşması'nı da askıya alacağız.”
Hukuk sistemini de yeniden ele alacaklarını belirten Öztürk, “Milletimiz bize vekalet verirse idam cezasını yeniden ve kapsamını genişleterek yürürlüğe koyacağız. Devre dışı bırakılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu kapsamını genişleterek geri getireceğiz. Milli Güvenlik Kurulu'nu (MGK) eski etkinliğine süratle kavuşturacağız” diye konuştu.
“Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkiye'de sadece bir mezhebe ait olmasının kabul edilemez bir durum olduğunu” belirten Öztürk, bu kurumun ıslah edileceğini, Alevi toplumunun diyanet bütçesinden pay almasının sağlanacağını söyledi. A.A
En son M.O.Dikmen tarafından Çrş 27 Hzr 2007, 10:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
İdamın gerek olmadığı kanaatimi değişik mesajlarımda belirttim.
İdam ceza değil, aksine bir kestirme yoldur.
İdam cezası ayrıca caydırıcı değildir. İdam cezası gerektiren suçları işleme sayısı ile başka bir suç işleme oranında aldığı ceza ile caydırıcı olduğunu belgeleyen bir istatistik varmı?
Bugün bazı ilkel toplumlarda ağırsuç bile işlenmediği de başka bir gerçektir.
Ada mahkumunun en ağır cezaya çarptırılmasını ben istiyorum. Ama bu ceza bana göre idam değildir.
İdamı destekleyen tarafa soruyorum;siz daha önce idam edilenlerin hayatlarını ve son mektuplarını okudunuz mu?
Eğer okumuş olsaydınız, onların tarafı veya benim gibi karşı tarafında bile olsanız inanın idamlarını istemezdiniz.
Sadece ada mahkumunu gündeme getirerek ben de idam istiyorum demek acizane bana göre, bağnazlığın, adaletsizliğin, cahilliğin, kıyas ve muhakeme eksikliğinin ta kendisidir.
Tarih boyu idam asla cezalandırmak için değil saf dışı bırakmak için kullanılmıştır. Kardeşin kardeşi padişahlığımı elimden almasın, kralın ;bana başkaldıran olmasın, liderin benim ayağımı kaydırmasın diye ölüme gönderdiği yiğit ve bilge kişilerin veballerine siz de ortak olmayın.
Padişahtan hürriyet istedi diye gidenin gelmediği, gardiyanın başka bir kral olduğu, direneni yokettiği sistemde bir gardiyan, bir cellatta siz olmayın.
Hangi düşünceden olursanız olun, Adnan Menderesi, Deniz Gezmişi ve 12 Eylül mağdurlarını ipe gönderirmisiniz?
Siz ,yanlışlıkla bir mazlumu cezalandırmak yerine binlerce caninin müebbet yatmasına razı olun ve onu destekleyin.
İdama karşıyım... Ama bunun nedeni yok insan hakları, yok Allah'ın verdiği canı alması filan değil..
Özellikle teröristler için; idam onları kahrramanlaştırır. Şu anda İmralıdaki it "hapiste bir ittir" ama eğer idam edilirse onların saçma davası uğruna canını feda eden bir kahramana dönüşecektir.. Bugüne kadar idam edilen herkes kendi düşüncesini savunanlarca kahraman olarak ilan edilmiştir.. Hem idam o kişi için de kurtuluştur, bırakın ki yıllarca hapis hayatı yaşasın, her gün özgürlüğünü özlesin.. Öldürüp de ona iyilik yapmaya ne gerek var
Özellikle teröristler için; idam onları kahramanlaştırır. Şu anda İmralıdaki it "hapiste bir ittir" ama eğer idam edilirse onların saçma davası uğruna canını feda eden bir kahramana dönüşecektir..
Ersan bey bence bu "kahramanlaştırma" gerekçesi ile bir sürü it'i köpeği asamayıp, ödediğimiz vergilerle hapisanelerde bakıyoruz. Ben pek bu "kahramanlaştırma" fikrine karılmasam da tabi ki fikrinize saygı duyuyorum. Ancak bu gibi teröristleri asmak eğer onları kahraman yapacaksa, o asılan teröristi kahraman ilan edecek olan soysuzlarında asılmasında bir sakınca yoktur diye düşünüyor ve temenni ediyorum. Bu sayede ne terörist kalır, ne kahraman, ne de kahramanlaştıran...
Necmettin bey yazdıklarınızı okudum, hepsinin altına imzamı 1 değil 1000 kere atarım ancak bu PKK denilen soysuzları yorumlarınızda yer alan kapsamın dışında tutarak sadece teröriste yönelik bir yasa hazırlanması lazım diye düşünüyorum. Çünkü dediğiniz gibi bende
Alıntı:
Ülkemizde şiddet uygulayarak huzuru sağlayabilmeye inanmayı üzgünüm ilkel ve yanlış buluyorum.
Ancak o hainler ülkemizde şiddet uygulayarak huzuru bozmayı hiç ilkel bulmuyorlar. Bu nedenle zannediyorum ki bu gibi laftan anlamayan kanı bozuk kişiler için "dinsizin hakkından imansız gelir" mantığını uygulamak en doğru ve gecikmiş de olsa fazlasıyla hak ettikleri bir yöntem olacaktır..
Cevabımı şahsınıza münhasıran yazdığımı ve sizi eleştirdiğimi lütfen sanmayınız.
Fikirler tartışılarak olgunlaşırlar. Buna inanın, bir alimin bir cahilden fikir alacağı vardır.
Özelden değil genelden yazmam, belki yanlış düşündüğüm bir konuda beni fikirlerim konusunda değiştirecek olumlu bir mesaj alabilirim maksadından başkası değildir.
Alıntı:
Ancak o hainler ülkemizde şiddet uygulayarak huzuru bozmayı hiç ilkel bulmuyorlar. Bu nedenle zannediyorum ki bu gibi laftan anlamayan kanı bozuk kişiler için "dinsizin hakkından imansız gelir" mantığını uygulamak en doğru ve gecikmiş de olsa fazlasıyla hak ettikleri bir yöntem olacaktır
Hukuk dilinde nefsi müdafa denilen savunma mecburiyeti ve refleksi dediğimiz olay ile idam veya şiddeti ne karıştırın ve ne de kıyaslayın.
Terörle mücadeleyi bizzat teröristlerin ininde yapanların hayatlarını ölümleri sonrası arkadaşlarından dinledim. Silahla baskına giden timin kafasına sıkmak ve çatışmada öldürmek ile gözünüze bakarak acizliğini ve çaresizliğini ifade eden bir mahkumu öldürmek aynışey değildir.
Acizane benim düşünceme göre, Irak'ta veya Afganistan'da adam kaçırarak onların infazını yapmak kendi evladını katletmekten hiçbir farkı yoktur.
Belki ben yetiştiğim ortam ve kurallar ile belki topluma göre yanlış yetiştirildim. Bize öğretilen felsefede, babanı öldüren kişi bile olsa sana sığındığında veya yaralı yakaladığında ona eziyet etme, onu iyileştir ve sal. Sal ki namın arşa yükselsin ,beyliğin varolsun demişlerdi.
Düşmanımın canını isteyen dostum bile olsa onla vuruşur teslim etmem. İnsanın gözünün içine bakarak asla insan öldüremem. Ancak bu durum tamamen yufka yürekli ve korkak olduğum anlamına gelmez. Ben insanlığın ve inancımın gereği öldürürüm. Öldürmeden önce de Hz. Ali'nin kıssasında olduğu gibi kendi nefsim için mi, yoksa devlet ve hukuk için mi öldürdüğüm önemlidir.
Devlet eğer bana korumak ve kollamak görevi verirse yasal hakkımı kullanırken asla elim titremez. Asla da teslim olana elim kalkmaz.
Terörle mücadele de benim felsefem, teröristten geç kalmamaktır. Daima teröristin yarını olacaksın. Eğer dünü isen yazıklarolsun, eğer bugünü isen eyvah geç kaldın, yine canlar yanacaktır.
Bu felsefeye göre, terörist gelsin diye beklenmez. Hele bir eylem yapsında görelim denemez. Basarsın inini, sıkarsın kafasına bir daha kafasını kaldıramaz.
Onun yapacağını dünden bileceksin, onun pusu kuracağı yere sen daha önce pusu atacaksın.
Sen bir can verdikten sonra bir cana bin can olsan ne yazar? Sen can vermeden can alacaksın. Ama yine tekrar ediyorum; idam ile öldürmek asla kıyas kabul etmez.