Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
nerminkumbar

13 yıl önce - Çrş 18 Oca 2006, 00:25
[İST-G1.26] - Yolcu Olarak Görevlerimiz



Ulaşım ile ilgili açılan konuların büyük bir dilimi; Toplu taşımanın , ya eleştirilerine , ya şikayetlerine yada enteresanlıklarına değinilerek açılmış... Bunun yanında buram-buram kokan tarihi bilgileri ve nostaljik fotoğraflarıda unutmamak gerekir tabiki...

Zaten menfii yönden ele almadım konuyu. Tabiki eleştireceğiz ve tabiki şikayetlerimizi yapacağız... Eğer bunlar yazılmasa ve çizilmese halkın isteklerine kimse kulak vermez ... Hoş şimdi duyar gibiyim bazılarınızı : "Sanki yazıyoruz da ne oluyor?" Yok-yok öyle demeyin birileri itibar ediyor siz hiç merak etmeyin!

Çok fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum. Toplu taşımacılıkda hep bişeyler istiyoruz da, acaba birde ters açıdan bakıp : "Toplu taşıma bizden ne istiyor?" dedik mi hiç ? İşte burada bunları söyleyeceğiz !

Hemen bir kaç örnek ile başlamak istiyorum:
(Çok sık kullanmam münasebeti ile İETT araçlarından örnek vereceğim.)

-Durakta otobüs bekleriz ama otobüse binmeden Akbilimizi hazırlamayız !
-Akbilimizi ağır hareketler ile basarız!
-Defalarca bilet kullanmamıza rağmen , önceki bilet kabul ışığı sönmeden, diğerini atarız!
-Kalabalık bir duraktan bineceğiz , sıraya gireriz ve bindikten sonra şoförün hemen yanında , şoföre : "şuraya gider mi? - buraya gider mi? - nasıl giderim ? - neye binerim? " diye sorular sorarız! sıradakiler bu muhabbetin bitmesini bekler!
-Hiç kimse attığı indirimli biletin pasosunu göstermez! Şoförler herkese paso sorsa (..ki bir zamanlar soruyorlardı! ne kavgalar-ne dövüşler oluyordu ... hatırlayın! kimi öğrenciyim der öğrenci kimliğini gösterir , kimi askerim der askeri kimliğini gösterir vs. vs...) hareket edemez araçlar! Saatlerce bekleriz bu muhabbetin bitmesini!
-Arkalar ve ortalar boş olmasına rağmen , bindiğimiz kapının hemen sol tarafındaki boşluğa atıveririz kendimizi!
-"Lütfen arkalara doğru ilerleyelim" veya benzeri bir ses gelmeden hareket etmeyiz yerimizden! Kısaca kendimizden başkasını düşünmeyiz!
-Adeta bir çöp gibi kullanırız toplu taşıma araçlarını, mendiller yerlere, kuruyemişler , boş su pedleri aynı şekilde yerlere atılır ve öylece bırakılır!
-En ufacık bir kullanım hatasında veya gerekli bir ani frende hemen parlarız şoföre, oysa psikolojisi bozulan bir şoförün neler yapacağını tahmin bile etmeyiz!...Kısacası işyerinde patrondan laf yeriz, evde eşlerimizden laf yeriz reçeteyi şoföre çıkartırız!
-Akbilimiz ve biletimiz yok, almak zor geliyor, yinede binmek isteriz! Engelleriz oyalandırırız şoförü, hareket edemeyiz çoğu zaman..!
-Ya birde otobüslere binmeden yaparız yapacağımızı! nerede bir otobüs var hemen sıkıştırır , üzerine süreriz otomobilimizi, taksimizi, dolmuşumuzu !
-Duraklar otopark olarak kullanılıyor, yanaşamaz otobüs "Ne biçim durdun be adam " deriz ve bağırır çağırırız!


aaaa yeter , birazda sizlere bırakayım !!! Hep böyle mi oluyor tabiki değil ama, bildiğim bir şey var! Lütfen sizde kullandığınız güzergahlarda şoförlere sorun, çoğu psikolojik tedavi görüyor!

Canımızı ve herşeyimizi emanet ettiğimiz şoförleri düşünerek hareket edelim birazda... Ben yukarıdaki olayları yaşadığım için yazabildim, düşünsenize bunların olduğu bir ortamda birde trafik çilesini yaşayan şoförlerimizin halini! Peygamber sabrı var çoğunda bence!

Kazasız, belasız, iyimser günler dilerim... Gülücükler yüzünüzden hiç eksik olmasın !

Kalın sağlıcakla.


ümit 806

13 yıl önce - Çrş 18 Oca 2006, 10:39
Selam, güleryüz


Selam ve güleryüz çok önemli. Ben otobüse binerken şöförlere selâm sabah etmeyi çok seviyorum. Bazen şöförler çok gergin vb. oluyorlar, bilhassa böyle durumlarda bazı şöförlerin birden bire yumuşayıp gülümseyivermeleri o an ben de biraz gerginsem falan bana da iyi geliyor.

Ayrıca otobüsle ilgili yanlış bir şey görürsem hemen şöförü uyarıyorum, meselâ orta kapının menteşe vidaları gevşemiş, basamaklar çürümüş, körükten sonraki floresan bozulmuş gibi uyarıları yapıyorum.

Şöför yolcu tartışmalarında arabulucu olmaya çalışıyorum.

Darda kalırsam şöför razı olmasa da orta ya da arka kapılardan biniyorum fakat "nasıl olsa aylık" deyip akbilimi göndermemezlik etmiyorum, şöförlerin kendilerini aptal yerine koyduğumuzu düşünmelerini istemiyorum. Zîrâ sonraki seferlerde illâ da sadece ön kapıdan yolcu almak için çaba sarfediyorlar, o zaman da dışarıda kalıyoruz. Bence her durumda akbiller, pasolar, kartlar ön tarafa gönderilmeli. Bazen istisnai haller oluyor tabi. Meselâ körüklü bir 127 numaralı otobüsün en arkasından köprülü kavşak'ta gönderdiğiniz kart Çağlayan'da siz inene kadar geri dönemeyebiliyor.


kutlay34
13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 04:04

Mustafa Abi gibi şöförleri desteklemek lazım...   yüzlerce hatta binlerce insanla uğraşmak kolay değil..



Akın Kurtoğlu

13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 04:15

Alıntı:
Mustafa Abi gibi şöförleri desteklemek lazım...    yüzlerce hatta binlerce insanla uğraşmak kolay değil..

Bu lâfın altına imzamı atarım sadece!... Yolcular olarak sık sık atıp tutarız ama, şoför psikolojisi denen gerçeği görmezden geliriz çoğunlukla. Her Allah'ın günü, İstanbul caddelerinde trafikle boğuşmak, yüzlerce yolcuya dert anlatmak, bilet ve kartları kontrol etmek, kapının başında üşümek-donmak, en temel ihtiyaçlarını bile gidermek için mecburen seferin sonunu beklemek, hesapta olmayan birtakım delilerle ve serserilerle uğraşmak, öyle her babayiğidin harcı değildir... Teori ile pratik arasındaki fark, herhalde o koltuğun başına geçince çok daha iyi anlaşılmaktadır...

Bütün İETT şoförleri adına, teşekkürlerimiz; Mustafa KUMBAR ve Alim KOR üstadlarımıza...  

Akın KURTOĞLU


simon

13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 05:16

Alıntı:
Mustafa Abi gibi şöförleri desteklemek lazım...    yüzlerce hatta binlerce insanla uğraşmak kolay değil..


Kutlayy'ın bu sözünü bende gönülden destekliyorum. Hakikatende İstanbul Trafiğinde, özellikle trafiğin yoğun olduğu saatlerde, sıkıldığı zaman yolcunun inip alternatif bir araç seçme şansı vardır. Bende bu durumda şöför ne yapsın, o mecburen işinin başında olmak zorunda. Bundan dolayı bu stresi çekmek zorunda oldukları için Allah kolaylık versin diyorum.  

Akın abi demiş ki
Alıntı:
Yolcular olarak sık sık atıp tutarız


Ben bu atıp tutmadan ziyade, şikayetler konusuna ise iki yönden bakıyorum. Birincisi  haklı olarak edilen şikayetler. Bunun için söylenecek fazla sözüm yok. İkincisi ise herşeyi olumsuz yönden bakıp, herşeyi şikayete yormak. Ben bunun sonucunu Egoistliğe bağlıyorum. Bilmem bu konuda yanlış mı düşünüyorum?

Yolcuların yapması gereken bazı görevlerden biri ise otobüslerdeki koltuklara zarar vermemek. Ancak ne yazık ki sırf otobüslerde değil, diğer toplu taşıma araçlarında da böyle manzaralarla karşılaşıyoruz. Kendini bilmez kişiler bunu düşünemiyor ki bizler haricinde zararı kendilerinede veriyorlar. Çünkü  bunu düşünebilecek kapasitelerinin olmadığının kanısındayım. Birde bu kişiler koltuk cinslerine görede zarar veriyorlar. Mesela otobüsün koltuğu deri ise yırtmakla, sert plastik cinsiyse koltukların arkasına abuk sabuk yazılar yazarak faaliyet gösteriyorlar.



Mustafa Kumbar

13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 14:36

Alıntı:
Her Allah'ın günü, İstanbul caddelerinde trafikle boğuşmak, yüzlerce yolcuya dert anlatmak, bilet ve kartları kontrol etmek, kapının başında üşümek-donmak, en temel ihtiyaçlarını bile gidermek için mecburen seferin sonunu beklemek, hesapta olmayan birtakım delilerle ve serserilerle uğraşmak, öyle her babayiğidin harcı değildir...


Her mesleğin kendine göre zorlukları olsada , şoförlük kadar çok zevkli ve bir okadar çok-çok zor bir meslek olduğunu ben yeni-yeni anlamaya başladım...

Yağmurdan kurtulayım derken , doluya yakalandım ! Önceki işimden bıkmış usanmıştım... Sabah erkenden kalkıp işimin başına giderdim , gün içerisinde en az üç-beş toplantı, kalan zaman zarfında görevimizle ilgili diğer çalışmalar , akşam eve gidebilirsek Bilgisayarın başında yeni-yeni projeler üretir mesleğimizi geliştirirdik. Öyleki depo ve Lojistik konusunda kendi çevremizde iyi bir yerde ve nereye gitsek iş bulabilecek bir isim yapmıştık ! Ne sosyal yaşantımız vardı - nede psikolojik dengemiz vardı !

Günün birinde devlet kurumlarına girebilirsem rahat edebileceğimi düşündüm ! Ama yaşımız ilerleyince kurumlardaki yerimizde iyice azalmıştı tabi... ve 2004 yılında becerebileceğim ve rahat edebileceğimi düşündüğüm bu mesleğe girmeye karar verdim.... Gözlerimi yeniden açtığımda artık ŞOFÖR - düm ve beni nelerin beklediğini bilmiyordum bile !

Güle oynaya işe gidiyor , orerlerime yetişmek için çaba sarfediyor ve çayımı yudumlarken hep mazide yaşadığım kabus dolu günleri , çile çektiğim günleri hatırlıyorum...Kısacası hiç bu kadar rahat çayımı yudumladığımı hatırlamıyordum !!!

4 Numara çalışırken Altı yolda 30-35 yaşlarında bir bayan karşıdan karşıya cep telefonu ile konuşarak geçerken koca otobüsü görmemiş ve o otobüse orta kapıdan vurmuştu yaya olarak...Bu otobüsün şoförüde bendim malisef... Bayanın kalçası kırılmışdı...hemen ambulans çağırdım anında aldı götürdü hastahaneye ... ve bayan ifadesinde "cep telefonu ile konuşurken karşıdan karşıya geçiyordum otobüse çarptım şoförden şikayetciyim" Ne kadar komik değilmi arkadaşlar hem suçunuzu kabul edin , hemde şikayetci olun... Trafik polisinin raporunda da trafik ışık ve işaretlerinin ve yaya geçidinin olmadığı yerde...geçiş üstünlüğü motorlu araçlara ait olan yerde yayanın dikkatesizliği neticesinde yayaya verilen (görgü şahitlerinin ifadesi doğrultusunda..) kusur doğrultusunda 1 yıl sürdü mahkemem ve sonunda berat ettim...

Böyle başlamıştı benim psikolojik dengemin bozulması... (Bayanın bütün masraflarını kurum olarak karşılamamıza rağmen vijdani bir rahatsızlığım vardı..) Ama direnmeye çalıştım ... Herkese güleryüzlü yaklaşımım yavaş yavaş azalsada , yolculara yardım etmem devam etmişti.... Bir yaşlı teyze Ikaruz kullanıyorum 16Y Çalışırken , binemedi araca...Çektim imdadı elinden tuttum yok binemiyor....Aldım sırtıma koltuğa oturtturdum ve bu yaşlı teyzenin nasıl aldığını bilmediğim (belki biri kağıda yazdı bu yaşlı teyzeye oğulların söyle iett ye bir teşekkür yazısı yazsın mı dedi bilemiyorum..) fakat günün birinde bana bir ödül kazandıracağını bilemedim... Ee hoşuma gitmişti bu ödül , kamçılamıştı beni belkide daha fazla sevmemi sağlayacaktı mesleğimi... Ama öyle olmadı ödülümü alıp dönerken o talihsiz bela geldi başıma Hepinizin bildiği bu haber İşte..!!!!

40 Gün eve tıkılı kalmak nedir bilirmisiniz ? İşe başladığımda o güleç yüzüm kayboldu halada eski haline gelmiş değil... Kızımın "baba sana ne oldu böyle aksayarak yürüyorsun ?" sorusuna cevap verememem... benden bişeyleri koparmıştı ... artık eski halime dönermiyim bilemiyorum derken zaman-zaman deniyorum ! Kaybetmediğim şeylerde var ... Zamanla yarışmak değişmeyen unsurlarımdan ! Arkadaşlarım çoğu zaman kızarlar bana neden bu kadar hızlı gidiyorsun diye ? Ben yolcularımızın hakkı olan aktarmalarını kullandırmak için hızlı gidiyorum..Madem 1 saat içinde ücretsiz seyehat hakları var o yolcu bende olabilirim ve faydalanmak isterim...Yetiştiremediğim zamanlarda inerken yolcunun o enteresan bakışları ile karşılaşmak istemem doğrusu....

Konuşmayı muhabbet etmeyi hala severim..Yakaladım mı önlerde kendim gibi bir deli hemen başlarım muhabbete...Takılırım önce gırgır ile sonra memleketi kurtarırız!!! sonra cebimde önceden hazırladığım wowturkey.com yazılı kağıdı veririm ve mutlaka gel burada devam ederiz muhabbete derim...

Bir teyze yalvar-yakar konuşma tarzı ile "evladım bu arabaya mutlaka binmem lazım , bilet bulamadım yolculardan isterim" dedi ve aldım otoya , ağız ucu ile bileti olan var mı ? dedi ve hemen cevap bile beklemeden oturdu yerine... 1 durak - 2 durak - 3 durak derken 5. durağa geldik hiç hareket yok...Annem yaşında bişey sölesem ayıp olacak rencide olacak ben utanacağım...Ama benimde böyle bir hakkım yok...İçerde sivil denetim olabilir ekmeğimden mi olayım ? olmasada sivil denetim , vicdanım rahat etmez ücretsiz taşımak , bilet atanlar enayimi? dayanamadım ve "Hanımefendi lütfen biletinizi temin edermisiniz  ?" dedim....Hay dilimi eşşek arısı soksaydı ! "sen beni neden rencide ediyon 900 bin lira için...atarım sonra ne olmuş , herzaman biniyoruz ..vs. vs.. siz şöylesiniz , böylesiniz leri söylemiyorum.... sonra iki ses dah ben cevap vermeme rağmek iki yaşlı ERKEK ayıp-ayıp yolcuya böyle davranılmaz...gençlerin şaşkın bakışları altında ayıpsa siz atın biletleri dedim...bana ne hakaretler neler neler...

Bir yolcu bindi indirimli bilet kullandı...ama öğrenciye benzetemedim ve beyefendi pasonuzu görebilirmiyim dedim....cüzdanını açtı gözüme 5 cm yaklaştırdı aha paso dedi...ne oluyoz ya dedim içimden heralde çattık.... göremedim beyefendi lütfen düzgün tutum dedim...aha olm işte dedi...valla ben anladım ne olduğunu paso ile alakası yok...beyefendi lütfen tam bilet kullanın dedim... olmaz bu şekilde dedim....başladı hakaretler yağdırmaya ..şikayet edecem seni...bilmem ne bilmem ne...indirdim imdadı atana kadar bekledim..yolculardan tık yok beni üzen asıl bu oldu ve sonunda gitti buldu biyerden attı biletini devam ettim...10 dk. gitti tabi...

Dün akşam 129K Çalışıyorum son sefer 23:30 Pendiğe gider (Hala anlamış da değilim neden Pendiğe gittiğini ve üstelik çift biletle..) Pendik köprüsünde herkes indi 1 kişi kaldı genş...UYUKLAR GİBİYDİ...arkadaşım nerede ineceksin dedim Devlet hastanesi dedi..bende hemen aklıma Kartal devlet hastanesi geldi ve geçtik orayı dedim ozaman döneyim dönüşte cevizli köprüsünde inersin dedim...kendinizi hep böyle aptallığa veriyorsunuz dedi... hepiniz aynı............. saydı bende hemen göbekte attım aşağıya git şikayet ozaman dedim...meğer pendik devlet hastanesinde inecekmiş.... adam gibi söyle....

araba boş gelir ön kapıya yaslanırlar , aynayı kapatırlar , eşlerinden azar işiten çatar bize...Biri sallama şoför efendi dikkat et biraz der , biri akbilini basar gıcıklığına sorar mecidiyeköymü ? (bende hemen yok taksim derim iner arabadan....heralde bir daha sormaz..!!!).


vs.vs. vs..İşe gitme saatim geldi yine 129 K ....


Mustafa Kumbar


kutlay34
13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 15:24

Alıntı:
4 Numara çalışırken Altı yolda 30-35 yaşlarında bir bayan karşıdan karşıya cep telefonu ile konuşarak geçerken koca otobüsü görmemiş ve o otobüse orta kapıdan vurmuştu yaya olarak...Bu otobüsün şoförüde bendim malisef... Bayanın kalçası kırılmışdı...hemen ambulans çağırdım anında aldı götürdü hastahaneye ... ve bayan ifadesinde "cep telefonu ile konuşurken karşıdan karşıya geçiyordum otobüse çarptım şoförden şikayetciyim" Ne kadar komik değilmi arkadaşlar hem suçunuzu kabul edin , hemde şikayetci olun... Trafik polisinin raporunda da trafik ışık ve işaretlerinin ve yaya geçidinin olmadığı yerde...geçiş üstünlüğü motorlu araçlara ait olan yerde yayanın dikkatesizliği neticesinde yayaya verilen (görgü şahitlerinin ifadesi doğrultusunda..) kusur doğrultusunda 1 yıl sürdü mahkemem ve sonunda berat ettim...


Bir şey diyeceğim şimdi büyüklerimin yanında küfür etmek doğru olmaz... Hele Akın Üstad taviz vermez...  bu ülkededeki insanlarımızın ne kadar çıkarcı olduğunu gösterir(bilhassa para konusunda)... Ülkemizde ne kadar aferdersiniz abuk sabuk insan varsa iyiyi buluyor



ümit 806

13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 16:04

Alıntı:
İşe gitme saatim geldi yine 129 K ....


Abi seni direksiyon başında yakalayayım da, resmini çekeyim


Çağrı Tekin

13 yıl önce - Cum 20 Oca 2006, 23:21

Mustafa abi bu imdat ne oluyor.Ayrıca Uğur Mumcu seferlerine giriyormusun seninle tanışmak isterdim.

Mustafa Noyan

13 yıl önce - Cmt 21 Oca 2006, 01:04
"Çektim imdadı"


Alıntı:
indirdim imdadı

Alıntı:
Mustafa abi bu imdat ne oluyor

Ahmettekin,
Otomobillerdeki el frenini karşılığı otobüslerde imdat oluyor.
"Çektim imdadı" biz otobüs şoförlerinin sohbetlerinin enaz yarısında geçer



En son Mustafa Noyan tarafından Cmt 21 Oca 2006, 01:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM