Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Eskişehir Demiryolunun yer altına alınması ve Yeni Gar binası inşaatı
« önceki   123 ... 100101102103   sonraki »

ANA SAYFA -> ULAŞIM
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 101
Furkan ÇINAR
1 yıl önce - Sal 27 Arl 2016, 15:36

Alıntı:
Mevcut gar binası, demiryolu müzesi, sanat galerisi ve konser dinleti salonu olarak düzenlenebilir.


ESOGÜ ve İTÜ işbirliğiyle hazırlanan, Eskişehir Ulaşım Ana Planı(EUAP) kapsamında Eskişehir'de banliyo projesi tekrardan gündeme geldi.

Hatta geçtiğimiz hafta da Taşbaşı'nda EUAP konusunda bir bilgilendirme toplantısı da yapıldı.
Yılmaz Büyükerşen'de geçen hafta katıldığı yerel bir tv'de konuyu gündeme getirdi.

Yeni gar binası yapılsa dahi mevcut gar binası banliyo sisteminin ana istasyonu olacak gibi.


Misafir ef6

1 yıl önce - Sal 27 Arl 2016, 21:15

Yeni tren garı binası yapılır mı bilinmez ama garın karşı çaprazında kalan Ambarlar sokağın yanındaki tcdd ye ait arazinin içindeki harebe binaların bulunduğu yer içler acısı içinde. Bu yolu kullananlar daha iyi bilir özellikle geceleri oranın hiç tekin bir yer olmadığını içinde barınan tinercilerden dolayı. Bu harebelerin bulunduğu arazi biran önce kesinlikle temizlenmeli. Bu durum hem Eskişehir'e hem de TCDD' nin imajına hiç yakışmamaktadır.

mesutdem
1 yıl önce - Prş 29 Arl 2016, 00:45
Mezbelelik (!)


“Mezbelelik”.

Bu kelime, Vişnelik mahallesinin tam ortasında olup, bir şekilde aileden devlete düşmüş olan koca bir alan için de telaffuz ediliyordu. Çünkü kafalarında yine AVM yapmak vardı. Fakat tahmin ettiklerinden daha fazla tepki aldılar. …galak memur takımı ve yerel politika farelerinin o tepkileri ne kadar kal´e aldıklarını bilmiyorum. Fakat anlaşılan o ki, o günün bir yerinde cumhurbaşkanlığı seçimine oy toplayabilmek adına burayı bugünkü adıyla “Dedekorkut Parkı” olarak revize etmiş oldular. Fakat seçime de yetiştiremeyip hem oydan hem de AVM´den olmuş oldular. Diyeceğim, o “mezbelelik” lâfını, o harika alan için “onlar” telaffuz ediyorlardı.

Metotları bu: Ellerindeki alanları önce atıl bırakıp mezbeleliğe (!) çeviriyorlar. Sonra da “nasıl olsa mezbelelik, kullanalım da işe yarasın” demeye getiriyorlar.

Eskişehir´de demiryolu, biz Eskişehir´in çocuklarına –hayallerimize daha yakın şekilde- bir “peyzaj” sunuyordu.

Hayallerimize diyorum çünkü, “Demiryolculuk” devlet melanetinden bize düşmüyordu. Bendeniz, meselâ, bir Eskişehir insanı oluşuma rağmen, devlet çiftliği ( ki, asıl “mezbelelik” o maaş çiftlikleridir) döküntülerinden olup, bize onca zaman “fabrika” diye yutturulmuş o yere ancak “kazık kadar adam” olduktan sonra gidebilmiş / girebilmiştim.

Benzer durum, aslında, İstasyondan, çok sonraları Enveriye denen rezil hale döndürülmüş mekânlara kadar uzanan topyekün bir alan için geçerliydi.

Eskiden Enveriye rezaleti yokken, demiryolu, naif bir virajla döner, -biraderlerini Hitler´den kurtarmasıyla bilinen- bir şahsın mezarının bulunduğu yerin yanından dolaşarak batı yoluna bağlanırdı. Demiryolları, alanı kaba bir plantasyon olarak kullanıyordu. Sonraları o kavakları dahî aradık. Onların yerine aptalca bir kararla karaçam diktiler ve şimdi o çamlar de kesilmeyi bekliyor.

Eskişehir´in en tipik ve de bütün çocukluğumuza damgasını basmış “Çelik Silo”nun arkasında demiryoluna kadar uzanan alanında harika bir yalancı portakal ağacı korusu olduğunu kaç kişi biliyor?

Ben de dahil olmak üzere, Eskişehir ahalisinin çok büyük bir kısmının varlığından dahî haberi olmadığına adım gibi emin olduğum “Eskişehir Demiryolu Fidanlığı”nı ben de ancak yine “son vagonun son küpeştesinden yakalamak suretiyle” haberdar olabildim.

Ben 2013 Mayısında orada gar müdürlüğünden özel izinle gün boyu fotoğraf çektiğimde orada henüz bir görevli ( eski adıyla “tarım çavuşu” ) hâlâ vardı. O ilkbahar günü, kendimi “kendi çocuklarını yiyen bu melanet şehrin / ülkenin” ortasında kayıp / gizli bir cennette gibi hissettim.

Ağaçlardan çalı ve otlara, yılların bitki mirası bir yana, orta yerde, ta 1894´ten kalma olduğunu sonraları öğrendiğim Alman Mimarii bir bina bulunuyordu.

Devlet …areleri orayı önce bütün bir ömrümüz boyunca –tel örgülerle- bizim uzağımızda tuttular. Sonra da, kendi haline terk ettiler. Evet, 2014 kışından itibaren –misal olmak üzere- Eskişehir´in o muazzam demiryolu mekânı tinercilere bırakıldı.

Eskişehir Demiryolu Fidanlığı´nda –terk edilmesi ardından da- çekimler yaptım. Mayıs 2015´teki bir çekimde, Alman mimarii bina henüz tinerciler tarafından çatısı yakılmamıştı…

Yukarıda misafir olarak yazarken söyledim, bendeniz “kalpakçı” takımından değilim. Fakat Sezar´ın hakkı Sezar´a, bu uyanıklık “Demiryolu” faslında sökmez. Hotla zotla yaparlar yapmasına fakat bu da, “dişilerin sürüsünü ele geçirmiş erkek aslanın kendinden önceki erkek aslandan olma yavruları öldürmesi” gibisinden bir tarz olur. Böyle olunca, bu ülkenin “tarih”i olmuyor işte.

Kimi kalpakçılar gibi, sırf hızlı trene binmemek için gidip inadına köhne dizel trene binmekten bahsetmiyorum / savunmuyorum. Fakat demiryolu ile tabiat arasındaki bağ -fesçilik üzerinden- kopartıldığında bu iş bitmiş demektir.

Cumhuriyet Dönemi demiryolu politikası, o günün “trenciliği” bakımından öyle olmak durumunda idi. Fakat bu, Mustafa, İsmet, Cemal, Süleyman veya Recep vs. öyle istediği için değil, İttihat Terakki ( Yahudileri ) ile Prusya (Yahudileri) arasındaki ittifak üzerinden ithal edilmiş “Alman Demiryolu Ekolü”nde bu işler böyle olduğu için öyleydi. Yani, tren bir tabiat ruhu içinde yol alırdı…:



Biz çocuklarını eşek yerine koyup mübadilleri (!) ihya etmiş Eskişehir´de kritik demiryolu alanı eski oval köprüden başlar, “birileri önümüze çıkıp buradan geçmek yasak” der mi heyecanıyla geçtiğimiz bütün bir istasyon / fabrika alanına yayılır, oradan, eski futbol sahasının yanından geçen bisiklet patikasını takip ederek önce Ertuğrulgazi ve oradan da batıya çok ötelere (!) kadar uzanır.

Bu alanın Eskişehir çocuğu için anlamını / önemini ancak buraları yaşamış insanlar bilebilirler.
Bu anlamda daima “bisiklet” ve onun yanından geçen tren vardı(r).

Vakti zamanında, kalpakçı oligarşisinin kollama ve ihyasında bu şehrin koca koca arazileri kendilerine tahsis edilmiş olup, şimdilerde bunları İstanbul´dan devşirme biraderlerine –plaza yapsınlar diye- sata sata bitiremeyen mübadil ailelerinden birilerinin dahî buralara “nasıl olsa mezbelelik” demesi o kadar kolay olmamalıdır.

Evet, zaman ile inatlaşılamaz fakat –devlet farelerinin “lojmandan işe / işten lojmana” keyifleri karşısında hayalden ibaret kalmış olsa bile- “hatırat” bu kadar kolay satılamamalı…

Israrla “mezbelelik” diyen misafir! Siz bunları hiç biliyor musunuz?
Kavak plantasyonu boyunca uzanan bisiklet patikasında bisiklet üstünde geçmiş gençlik yıllarınız hiç oldu mu?
Bilebilmeniz için bunları “yaşamış” olmanız gerekiyor. Aksi takdirde, bütün bir dünya mekânı zaten toptan idiot mezbeleliğidir.

Ve –Eskişehir insanına rağmen- kafalarından kolayca “plan yapanlar”. Bütün bunların hesabı birgün sorulmaz mı sanıyorsunuz?










Misafir 429

1 yıl önce - Prş 29 Arl 2016, 03:41

Sayın mesutdem konuyu çok güzel özetlemişsiniz emeğinize sağlık. Eski hali çok güzel olabilir, bilmiyorum, çünkü Eskişehir' de çok eski değilim. Fakat şu anda günümüzden bahsetmek gerekirse gördüğümü söylüyorum. Kesinlikle harabelerin ve içinde tinercilerin barındığı bakımsız bir arazi. Bu durum bu arazinin yanındaki sokaktan geçen ve çevresinde ikamet eden herkesi tedirgin etmektedir. Burayı bahsettiginiz eskisi gibi mi yapılır veya daha farklı bir temizleme ve bakım işlemi mi görür bilmiyorum ama her ne yapılacakca biran önce buradaki çirkin ve tedirgin edici manzaranın aydınlığa kavuşturulması gerektiği kanısındayım.

Misafir 0a6

1 yıl önce - Prş 29 Arl 2016, 03:57

Eski halini burada bulunmadığım için bilemem ama şu anki durumunun farklı bir izahı varsa buyrun siz söyleyin. Son 2 yılda tinerciler tarafından 3 kere yangın çıkartilmis bir arazi. Burada çocukluğunuz cok güzel de geçmiş olabilir ama tinerciler tarafından bu arazide son yanginın bu arazide nezaman cikartildigi ile ilgili bilginiz var mi?

Misafir 0a6

1 yıl önce - Prş 29 Arl 2016, 04:27

Sayın mesutdem şunuda merak ediyorum eski fotoğraflarını paylaştıginiz bu arazinin yeni fotoğraflarinida çekip yetkili merciilerle hiç paylastiniz mı, bu arazinin düzenlenmesiyle ilgili bu kadar derin duygularinizi paylaştıginiz, çocukluğunuzun geçtigi bu arazi ile ilgili bir çivi caktiniz mı? Ben bu şehirde çok eski değilim çocuklugum da burda gecmedi ama bu arazinin çevresindeki diğer alanların düzenlenmesiyle ilgili resmi yazışmalarda bulundum ve hepsinden de olumlu yanıt aldim. Ve tcdd sağolsun her konuda da yardımcida oldu ve gereği her neyse yerinede getirdi. Şimdi size soruyorum, bu arazide geçirdiğiniz keyifli bir çocukluktan başka bu arazi ve çevresi için ne yaptınız? Eğer Eskişehirli olarak bu araziye sahip çıkıp birşeyler yapmış olsaydınız adına toz kondurmadiginiz şu anki arazinin içinde tinerciler değil çocuklugunuzda olduğu gibi çocuklar oynuyor olmamıydı?



Misafir 1a3

1 yıl önce - Cmt 31 Arl 2016, 15:51

Valinin ya da Büyükerşen in binasında niçin tinerciler yok?

Misafir 620

1 yıl önce - Cmt 31 Arl 2016, 18:08

Bakarsan bağ bakmazsan dağ olur dedikleri durum da bu. Dağ olmasına da razıyız, içinde barınan tinerciler olmasa!

Misafir 7ed

1 yıl önce - Sal 11 Nis 2017, 16:00

Arkadaşlar yeni Eskişehir Tren Garının projesi hakkında son durum nedir diye İnternette araştırdım fakat hiç bir şey bulamadım. Sizlerden bu konuda son durum nedir bilen var mı?

Furkan ÇINAR
1 yıl önce - Sal 11 Nis 2017, 16:26

Alıntı:
Arkadaşlar yeni Eskişehir Tren Garının projesi hakkında son durum nedir diye İnternette araştırdım fakat hiç bir şey bulamadım. Sizlerden bu konuda son durum nedir bilen var mı?


Tarihin tozlu sayfalarında yerini almış, Eskişehir'e vaat edilip hayata geçirilmeyen/geçirilmeyecek nice projeden yanlızca biri.



sayfa 101
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 100101102103   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM