1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
mete-m
17 yıl önce - Pzr 18 Hzr 2006, 21:59
Zengin minerallerin fakir bekçisiyiz
Maden kaynaklarını kullanarak büyük paralar kazanamayan Türkiye, ‘zengin kaynakların fakir bekçisi ‘olmakla övünse de gerçekler bu kadar pembe değil.
Okullarda Türkiye’nin yer altı zenginlikleri diye anlatılan madenlerin birçoğu bu gün atıl vaziyette duruyor. Uzmanlar, son yıllarda Türkiye’deki maden zenginliklerinin çeşit ve rezerv açısından çok da parlak olmadığını seslendirmeye başladılar. Türk sanayii bir kaç maden çeşidinin haricinde ithal hammaddeleri kullanıyor.
Türkiye’deki madenlerin çeşitlerinin ve rezervlerinin azlığı madenlerden yeteri kadar kazanç elde edilememesinin sebebi olarak gösteriliyor; oysa ki Türkiye’deki madenlerden kazanç elde edilememesinin sebebi çok açık; mevcut madenler işlenemiyor ve yeterince pazarlanamıyor. Türkiye’deki maden potansiyeli hakkında pembe ve kara tablolar çarpışırken bazı gerçekler de unutuluyor. Unutulan en kârlı gerçek ise, maden fakiri Türkiye’nin dünyanın en büyük bor üreticisi ülke olması.
Temizlik ürünlerinden deriye, uçaktan bilgisayara, tarımdan cam sanayiine kadar yüzlerce sektörde kullanılan bor mineralleri sanayide, kaliteyi ve fiyatı olumlu yönde etkileyen yan ürün olarak kullanılıyor. Kullanım ağının genişliği nedeniyle ‘sanayi tuzu’ olarak adlandırılan bor minerallerini tüm dünyaya pazarlayan Türkiye, kendi madenini kendi sanayicisine dahi tanıtamamış. Madencilik bölümünde okuyanların bile Türkiye için önemini bilmediği bor minerallerinin tanıtımı için de bugüne kadar herhangi bir çalışma yapılmış değil.
Birçok sanayi dalında kalite ve fiyatı olumlu yönde etkileyen en önemli faktör olan bor mineralleri Türk sanayiinde keşfedilmemişken; dünyada kullanılan borun yüzde 38’i Türkiye’den çıkıyor. Türkiye’deki bor rezervleri tek başına tüm dünyanın bor ihtiyacını 350 yıl karşılayabilecek kapasitede. Yine Türkiye etkin üretim ve pazarlama tekniklerini kullanarak yüzde 38’lik pazar payını yüzde 65’e çıkartabilecek konumda.
Dünyanın en zengin bor kaynaklarına sahip ülkesi olan Türkiye’nin en büyük rakibi ise Amerika, Şili ve Arjantin. Amerika, ürettiği boru daha çok kendi sanayiinde kullanmayı tercih ediyor. Bu durum Türkiye için bir avantaj olarak da kabul edilebilir, çünkü Türkiye bu durumda sanayi zengini Avrupa ülkelerinin ve Japonya’nın bor ihtiyacı için tek alternatif olabiliyor.
Türkiye’nin petrolü bor olsa da...
Fakir maden yataklarının fakir bekçisi Türkiye’nin bütün dünyanın kabul ettiği bor zenginliğinden bugüne kadar tam olarak yararlanamamasının en büyük sebebi bu madeni yüksek fiyattan satamaması ve yerli sanayide bor kullanımına yönelik çalışmalarının olmaması.
Türkiye’nin dünyada en büyük bor üreticisi ülke olması ve gelişmiş ülkelerdeki yüzlerce sanayi sektöründe bor kullanılmak zorunda olunmasının pek de önemi yok. Çünkü Türkiye, borun tonunu 200—300 dolar arasında değişen fiyatlarla satıyor ve dünyanın en büyük bor üreticisi Türkiye üretiminin yüzde 98’ini ihraç ettiği bu madenden geçtiğimiz yıl sadece 46 trilyon liralık gelir elde etti.
Türkiye’nin boru niçin ucuz sattığının hiçbir somut açıklaması yapılamıyor. Çünkü arz—talep dengesi düşünüldüğünde, Türkiye en büyük bor üreticisi ve satıcısı konumunda. Boru talep eden sanayi ülkelerinde Amerika’nın dışında bor minerallerine sahip ülke yok.
Türkiye’nin sattığı borun kalite oranı hakkında uluslararası denetim şirketleri dünya sanayi çevrelerine sürekli olumlu raporlar veriyor. Bor üretimi Türkiye’nin yarısı kadar olan Amerika’nın üretimini kendi sanayiinde kullanması ve Avrupa ülkelerine olan uzaklığı Türkiye’nin diğer avantajları arasında.
Bor bizim, fiyat inisiyatifi onların
İhraç ağırlıklı bu ürünün fiyatları Türkiye’de Bakanlar Kurulu tarafından belirleniyor. Bor minerallerini hakkettiği fiyatlardan satmak girişimi ise şimdiye kadar pek denenmemiş. Alıcı ülkelerin, Türkiye’nin bor kozuna karşılık diğer sektörlerde Türkiye’ye kısıtlama getirip, baskı uygulamasından korkuluyor. Bu korku da Türkiye’yi başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın tüm sanayi ülkelerine fason bor üreten bir ülke konumuna itiyor. Bu şekilde yapılan ihracatın getirdiği yıllık 46 trilyonluk kazanç büyük başarı diye sunulurken; sanayi ülkeleri bor sayesinde ürünlerindeki kaliteyi artırıp, maliyetlerini ucuzlatıyorlar.
1978’de üretiminin ve satışının bir kısmını özel sektörün yaptığı bor madenleri aynı tarihte kamulaştırılarak tamamıyla devletin eline geçmiş. Anasol D Hükümetiyle birlikte yeniden özelleştirilmesi gündeme gelen madenlerin yüzde 51’lik hissesinin yine devletin elinde kalması ve fiyatların yine devlet tarafından belirlenecek olması özelleştirmenin hiçbir yarar getirmeyeceği ihtimalini doğuruyor. Çünkü bugünkü haliyle bor tesislerinde madenin çıkışı, dağıtımı gibi işlemler yine özel sektör tarafından yapılıyor. Özelleştirmeden sonra, üretiminin yüzde 98’i ihraç edilen bir ürünün fiyatının devletçe belirlenecek olmasının mantığı ise ‘Bor madenlerini işletecek şirketler birbiriyle rekabete girip fiyatları düşürebilirler’ sözüyle açıklanmak isteniyor.
Türkiye’deki bor minerallerinin yüzde 60’ı Balıkesir’in Bigadiç ilçesinden çıkartılıyor. Diğer yüzde 40’lık bor ise Bursa—Kemalpaşa, Kütahya—Emet ve Eskişehir’den çıkartılıyor. Bu 4 büyük denilen bor madenlerinde çalışan kişi sayısı ise yaklaşık 1600 civarında. Türkiye’nin yarısı kadar bor rezervine sahip Amerika’da ise sadece bin kişi bordan nasıl daha fazla verim alınacağını araştıran araştırma—geliştirme servisinde çalışıyor.
Dünya kullanıyor, biz bakıyoruz
Sanayileşmiş ülkeler, kullandıkları her sanayi ürününün yapımında boru kullanırken; Türk sanayicilerinden sadece Eczacıbaşı ve Toprak Holding, bor minerallerini kullanıyorlar. Türkiye’deki tüketimin az olması nedeniyle bor mineralleri Türk sanayicilerine yabancılara oranla yüzde 25 civarında daha pahalıya satılıyor. Türk sanayicilerinin bor minerallerini kullanamamasının en büyük sebebi ise Türkiye’de bor minerallerini işleyecek tesislerin bulunmaması. Dünyanın en büyük bor üreticisi Türkiye, kendi toprağından çıkardığı madeni işleyemezken; Türk sanayicisi de ‘nasıl olur da Avrupalı meslektaşlarımız aynı ürünü bizden daha ucuz ve daha kaliteli üretiyor’ feryadını seslendirmeye devam ediyor.
Sanayileşmiş ülkelere ucuz bor teminiyle görevli bir ülke konumuna gelen Türkiye, boru işleyip tüm dünyanın yaptığı gibi sanayide yardımcı madde olarak kullanmak için şimdiye kadar ciddi bir yatırım yapmış değil. Borun stratejik bir maden olarak görülmesiyle her türlü tasarrufun devletin elinde olması özel sektörün de bor minerallerini işleyen tesislerin yapımına soğuk bakmasına sebep oluyor.
Daha düne kadar dünyada kullanılan silahların en büyük hammaddesi olan kromu Türkiye’nin çıkarmasıyla övünürdük; bugünse o çok övdüğümüz kromun tonunu 20—30 dolardan satmak zorunda kalıyoruz. Kromu işlemek yerine başkalarına devretmeyi daha kolay gören zihniyetin bor minerallerine ne gibi etkilerinin olacağı şimdiden belli gibi.
|
 |
ozanfus
16 yıl önce - Pts 11 Eyl 2006, 15:39
Suriye sınırında petrol bulundu
TPAO Genel Müdürü Dinç, Suriye sınırında açılan 7 kuyuda petrol bulunduğunu belirterek, 10 kuyu daha açmayı programa aldıklarını söyledi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/384494.asp
|
 |
Akınyakup
16 yıl önce - Sal 12 Eyl 2006, 08:37
Mart Ayında Memleketten dönerken Toplayıcılık yapan biriyle tanıştım.Adamın işi toplayıcılıktı,İlginç olan adam çeşitli bölgeleri yaya olarak gezerek bulduğu mineralleri,taşları yada elinde bulunan katalogtaki taşların benzerlerini topluyormuş.Anlatatığına göre Denizlide Zümrüt bulmuşlar,Fakat bunun işlemesini İsrail ve İsviçrede yaptırıla bildiğinden işletilmesi çıkartilması kadar maliyetli oluyormuş.
Yurdumun Altıda Mücevher Üstüde Mücevher.
|
 |
denisk
16 yıl önce - Sal 12 Eyl 2006, 21:04
Bor konusunda yanlış bilinen bazı noktalar var borun Türkiyeyi kurtarıcağı düşüncesi yanlış bir düşünce, güzel bir gelir kaynağı olabilir ama ülkeyi kurtarıcak bir ürün değil fındık bordan çok daha önemli bir ürün Türkiye için, bor pazarının büyüklüğü 1,5 milyar dolar civarında Eti madenin bu pastadan elde ettiği pay 300 milyon dolar civarında, bu payın düşük olmasının 2 ana sebebi var.
İlki son ürün üretemiyor olmamız, belli başlı bir kaç ana ürünü üretebilip son ürünleri üretemediğimiz için pazardan elde ettiğimiz pay düşük kalıyor, neden son ürün elde üretemiyoruz derseniz bunun sebebide son ürün üretmek için gereken bilgiye sahip değiliz ve hiçbir ülke bu teknolojileri bize satmak istemiyor (neden satmak istesinler ki?) ve malum Türkiyede AR-GE acınası halde olduğu için bu teknolojileri kendimizde geliştiremiyoruz, öncelikle yapmamız gereken bu teknolojilerin geliştirilmesi için çalışmak.
2. sebep ise pazarlamada yatıyor, mesela amerika borik asitin tonunu japonyaya 450-500 dolardan satarken biz 300 dolara ancak satabiliyoruz bu konuda Türkiyenin gerekli pazarlama stratejilerini geliştirip fiyatları kendi lehine çevirmeyi başarması gerekiyor.
bu arada bor madenlerinin zamanında kamulaştırlmasına tepki gösterilir ancak şunu gözden kaçırmamak lazım kamulaştırılan bor madenlerinin en büyük hissedarı bir amerikan şirketi idi.
|
 |
Akınyakup
16 yıl önce - Pzr 24 Eyl 2006, 22:55
Bir kaç gün önce gazetelerde bir haber vardı,Çinliler Su ve Borla çalışan araç motoru yapmışlar.Bunun üzerine Bor Ülkeyi kurtarmaz diyenler ne diyorlar.Yahu zaten paranın büyük bir kısmı dışarı Petrole gidiyor.Gazetedemi okumuyorsunuz kardeşim.Kaldıkı ATO'nunda Bor üzerine yayınlanmış bir kitabı var.
|
 |
denisk
16 yıl önce - Pzr 24 Eyl 2006, 23:44
bor ve suyla çalıştığı söylenen araçlar boru yakıt olarak değil yakıt depolamasında bir araç olarak kullanıyorlar ileride bor araçlarda çok kullanılan bir amden olucak ancak sarf malzemesi olarak kullanılmıycak.
|
 |
Engin
16 yıl önce - Pts 25 Eyl 2006, 02:38
| Alıntı: |
| Gazetedemi okumuyorsunuz kardeşim |
kardeşim , ben okumuyorum çünkü gazeteler şimdi vereceğim türden haberleri ya hiç vermez, ya da aralarda iki parmak kalınlığında bir yerde duyurur google'da çıksın bari diye... vakit kaybı olarak görüyorum... milliyete tıkladığımda uçak kazasının üzerinde zayıf mankenler üzerine oylama duruyorsa neden okuyayım...
Öyle ki sizin de haberiniz yok Buyurun sizlere Türkiyeden yarışa ilk ve tek takım olarak katılıp, Fransa'da 3. lük alarak dönen, 1 litre benzin karşılığı enerji ile 550km yol giden hydrobee
ayrıntılar için buyurun çalışınca oluyor bakın bakalım üzerinde kaç tane yerli sponsor var? bu da Formula G de İTÜ'den yarışan arıba lar da, ilk Güneş Enerjili teknemiz Nusrat'da ne kadar maddi yokluklar içinde meydana çıkıyor haberiniz var mı? Sinan Aygün televizyonda şov yapıp sağa sola demeç verene kadar odasına seslensin de böyle projelere destek olsun...
Nusrat bugün Amerika'daki yarışa katılamıyor... Hazır bitmiş çalışan tekne, kargo masrafını çıkaramadığı için yarışa katılamıyor... Sonra da bir oda başkanı halkı provoke ediyor...
Neyse.. Yanlış konudayız zaten..
|
 |
Yakup
16 yıl önce - Prş 26 Ekm 2006, 21:14
Düzce Akçakoca'da bulunan doğalgazın karaya ulaştırılması için boru döşenecek.
26.10.2006 17:54
Düzce'nin Akçakoca İlçesi açıklarında bulunan doğal gazı kıyıya taşıyacak doğal gaz borularının döşenmesine başlandı.
Borular, 57,3 metre yükseklikteki ''özel amaçlı'' doğal gaz boru döşeme
gemisi (Barç Gemi) tarafından yerleştiriliyor.
Hareket etme ve sevk kabiliyetine sahip, az su çeken, geniş karinalı,
yaklaşık olarak 250 ton yük taşımak için inşa edilmiş ya da dönüştürülmüş ve bu
amaçla kullanılan gemilere ''barç gemi'' deniliyor.
Düzce''nın Akçakoca İlçesi açıklarında bir süre önce doğal gaz bulunurken,
Ortadoğu Denizcilik arama kurtarma şirketine ait doğal gaz borularının
döşenmesinde kullanılacak Barç gemi çalışmalarına başladı.
Gemi, Akçakoca Shell mevkiinde, karaya 7,5 km uzaklığındaki 3 nolu doğal gaz
platformundan kıyıya boru döşeyecek.
Hava şartlarının uygun gitmesi halinde 60 günde çalışmalarını biteceğini
bildiren Ortadoğu Denizcilik arama kurtarma şirketi proje Müdürü İlter Balımtaş,
''90 kişilik mürettebatla çalışmalarımız başladı. Hava şartları uygun giderse
45-60 süre içinde 7,5 km'lik bir sahaya boru hattını döşeyeceğiz'' şeklinde.
Kaynak: Habertürk.
Cok güzel bir olay, ama ne kadar büyük bir dogal gaz yatagi oldugundan bahsetmiyorlar.
|
 |
Ahmet Kozanlı
16 yıl önce - Cum 27 Ekm 2006, 17:35
Hatay'da petrol sevinci
TPAO sonuç aldı, Hatay'da petrol sevinci
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yaklaşık iki yıldan bu yana Hatay'ın Altınözü ilçesi Kılıçtutan köyünde sürdürdüğü petrol arama etüt çalışmasını umutla sonuçlandırdı.
TPAO'nun Hatay'ın Suriye sınırına 2 kilometre mesafede bulunan Kılıçtutan köyünde büyük oranda petrol rezervinin tespit ettiği bildirildi. 4 bin metre derinlikte bulunan petrolün yer yüzüne çıkartılması için çalışmalar başlatıldı.
Günde yaklaşık 5 bin varil petrolün çıkartılabileceği umudu TPAO heyecana yolaçtı. Necmetin Okur, Mahmut, Yusuf ve Şerif Yıldız ile Abdurrahman Aşkar isimli çiftçilerin yan yana bulunan tarlasının 4 bin metre derinliğinde büyük oranda petrolün bulunduğunu tespit eden TPAO çalışmalarına geçtiğimiz gün başladı.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=443899
Yaklaşık 70 işçi ile petrol çıkartma malzemelerini Kılıçtutan köyünde konuşlandıran TPAO, çalışmalarını 15 dönümlük bir alanda yürütüyor. TPAO'nun sondaj çalışmalarının en az 6 ay süreceği bildirildi. TPAO'nun Adıyaman Bölge Müdürlüğü tarafından hummalı bir şekilde yürütülen çalışmalar 160 ton ağırlığında ve 60 metre uzunluğundaki dev kulelerde sürdürülüyor.
Şantiyedeki işçiler petrol çıkma ihtimalinin yüzde 80-90 oranında olduğunu belirtirken 500 nüfuslu Kılıçtutan köyünde ikamet eden 4 çocuk babası Necmettin Okur ise TPAO'dan 17 bin YTL civarında istimlak bedeli almış. 4,5 dönüm arazisinin her dönümüne 4 bin YTL ödendiğini hatırlatan 73 yaşındaki Okur, "Benimle birlikte Mahmut Yıldız, Yusuf Yıldız, Şerif Yıldız ve Abdurrahman Aşkar isimli şahısların da aynı fiyattan tarlaları da kiralandı. Köyümüzde böyle bir çalışmanın yapılması bizi sevindirdi. Burada petrol çıktığında gençlerimize de belki iş çıkar, köyümüz gelişir, petrol fiyatları düşer" dedi.
|
 |
ozanfus
16 yıl önce - Cmt 11 Ksm 2006, 00:17
Adıyaman'da 'kaliteli' petrol bulundu
Adıyaman'da, özel petrol şirketlerinden Güney Yıldızı Petrol Arama Şirketinin yaptığı arama çalışmaları sonucu, 'Nemrut 2' kuyusunda petrol bulundu.
Kule Sondaj Mühendisi Mahmut Argör, petrol kuyusunda yaptığı açıklamada, 'Nemrut 2' kuyusunda yaklaşık 20 gün önce sondaj çalışmalarının başladığını, bin 500 metreye kadar devam eden sondaj çalışmaları sonunda büyük bir petrol yatağı bulduklarını söyledi.
Kuyudan fışkıran petrolün kaliteli olduğunu belirten Argör, ''20 günlük bir çalışmanın sonunda bin 500 metrede bir yatağa rastladık. Kuyunun verimliliği konusunda çalışmalarımız sürüyor ancak çok ümitliyiz'' dedi.
Bölgede kuyu sayılarının 25'e yükseldiğini ifade eden Güney Yıldızı Adıyaman İdari Müdürü Murat Batır ise bölgede yıllardır petrol arayan bir şirket olduklarını ve çalışmalarına hiç ara vermeden devam ettiklerini söyledi.
Batır, açılan bu yeni kuyularda petrol buldukça daha da heyecanla çalıştıklarını ifade ederek, ''Şu anda İndere Köyü mevkiindeki çalışmalarımızda devam ediyor. Orası da çok önemli bir bölge ve umut verici bir yerdir'' dedi. Petrol bulunan kuyunun başındaki işçiler, petrolün fışkırmasını şapkalarını fırlatarak kutladı.
CNNTURK
nice mutlu haberlere....
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|