Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
ozanfus
17 yıl önce - Prş 05 Oca 2006, 13:48
Yeraltı Zenginlikleri - [EKONOMİ]




ozgurkose.mn
17 yıl önce - Prş 05 Oca 2006, 21:12



Deniz Gerçekçi
17 yıl önce - Cum 06 Oca 2006, 02:37



ozanfus
17 yıl önce - Cum 06 Oca 2006, 14:10

Alıntı:

Üretimin ve gelişmenin temel taşlarından olması gereken AR-GE konusunda, pek çok alanda olduğu gibi enerji ve doğal kaynakların geliştirilmesinde de istenilen düzeye henüz erişilememiştir. Bu alanda, birbirini tamamlayabilecek münferit çalışmaların koordinasyonunun sağlanması ve araştırma konularında bir takım tekrarlamaların engellenerek yeni konulara açılım yapılmasının önemli olduğu aşikardır.

Bakanlığımızca, enerji ve doğal kaynaklara ilişkin araştırma ve teknoloji geliştirme projelerinin, ulusal enerji politika ve stratejileri ile uyumlu ve ülke ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde önceliklerin belirlenmesi amacıyla sürdürülen enerji sektörü Araştırma ve Teknoloji Geliştirme Envanteri çalışması kapsamında mevcut veri bankasının güncellenmesi çalışmalarına devam edilmektedir.

Bu çalışma çerçevesinde enerji sektöründe; kamu kuruluşları, araştırma merkezleri, üniversiteler ve özel sektörce araştırma ve teknoloji geliştirme alanında yürütülen ve yürütülmesi planlanan çalışmalar proje bazında tek tek ele alınarak; maliyet, süre, araştırmacı sayıları ve özellikleri, araştırmanın amaç, kapsam ve sonuçları açısından incelenerek, ülkemiz enerji AR-GE envanterinin oluşturulması ve enerji sektörünün araştırma ve teknoloji geliştirme alanında genel bir değerlendirmesinin yapılması amaçlanmaktadır.


Alıntı:
ARAŞTIRMA VE TEKNOLOJİ GELİŞTİRME KONULARININ SINIFLANDIRILMASI http://www.enerji.gov.tr/apkarastirmalari.htm

Ekteki tabloda yer aldığı şekilde sınıflandırılan konular kapsamında; ilgili sektörlerde 1993 yılından bugüne kadar yapılmış, halen devam etmekte olan ve 2010 yılına kadar da yapılması planlanan enerji AR-GE çalışmalarının belirlenmesine yönelik olarak kurum ve kuruluşlara gönderilmiş olan proje bilgi formlarına gelen cevaplar doğrultusunda 1000’e yakın araştırma projesinin değerlendirilme çalışmalarına halen devam edilmektedir.


~~ARASTIRMA(2)!

Nükleer enerji çevre dostu bir enerji üretim seçeneği midir?    

Nükleer enerji çevre dostu bir teknolojidir.  

buyurun bakin ! (ayriyeten nukler eneji ureten ulkeler tablosunda iran a da bakmanizi oneririm)

  http://www.enerji.gov.tr/nukleerenerji.htm


ozanfus
17 yıl önce - Sal 10 Oca 2006, 18:21

Alıntı:
Dünya rezervinin üçte ikisine sahip olan Türkiye, bor madenini geleceğin enerjisi olarak geliştirmeye çalışıyor.



Türk bilimadamları, borun cep telefonundan otomobile kadar pek çok araçta yakıt olarak kullanılması için proje geliştiriyor. Bilimadamları bor sayesinde hidrojenin taşınma ve depolanması sırasındaki patlama riskini ortadan kaldırıyor.

     Yakın gelecekte cep telefonundan, bilgisayara kadar günlük yaşamda kullanılan birçok cihazın enerjisi, hidrojen kaynaklı ‘yakıt pilleri’nden sağlanacak.
     Dünya bor rezervinin üçte ikisine sahip olan Türkiye de, bu noktada enerji tekeli olmak için bir proje geliştiriyor.
     TÜBİTAK’a göre bu proje sayesinde Türkiye, 2010’lu yıllarda, ‘teknoloji satan bir enerji tekeli’ olabilecek.
     Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Sami Demirbilek, borun gelecekte pekçok elektronik cihaz için enerji kaynağı olacağını belirterek, “Örneğin arabanızın benzin deposu olmayacak, kızaklı teypler gibi, bor-hidrür kartuşu koyacağız, 150 km. gidip yeni bir kartuş koyacağız” diye konuştu.
     
HİDROJENİN TAŞIMA SORUNU    
 Katı yakıtların hem çevreci olmadığını hem de hızlı tükendiğini belirten yetkililere göre Güneş, rüzgar enerjisinin taşınma ve depolanma sorunu, doğalgazdan elde edilen hidrojenin ise yanıcı özelliğinden ötürü patlama riski var.
     İşte Türk bilimadamları bu noktada bor madenini Türkiye için altın bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor.
     TÜBİTAK Mam. Enerji Endüstrileri Müdürü Doç. Dr. Mustafa Tırıs önümüzdeki dönemde hidrojen enerjisinin egemen olacağını Türkiye’nin bu aşamada sunacağı stratejik ürünün sodyum bor-hidrür olacağını bildirdi.
     
SÜNGER GİBİ TAŞIYACAK
       Bir kimya kavramı olarak “adı” biraz karışık görünse de, bor-hidrür, hidrojenin taşınma, depolanma, patlama gibi tüm risklerini yokeden bir taşıyıcı, yani bir tür “enerji bileşeni.” Sanılanın aksine bor tek başına bir enerji kaynağı değil. “Bor-hidrürü bir sünger gibi düşünmek mümkün. Nasıl sıktığınızda içindeki suyu alıyorsunuz, aynı biçimde buna hidrojen depolarsanız, bunu sağmanız, almanız mümkün.” Bu alanda başlatılan iki projeyi 3 yıl içinde sonuçlandırmayı hedefleyen Türk bilimadamlarının beklentileri de büyük.
     Doç. Dr. Tırıs, “Bu özgün bir yakıt pilidir. Bunu sadece Türkiye geliştiriyor. Çünkü bu kaynak sadece Türkiye’de var. Dünya pazarlarında hidrojeni güvenli taşımaya ihtiyaç var, dolayısıyla bu alanda Türkiye’nin tekel olması sözkonusu” dedi.


Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/301998.asp


----------------------------------------------------------------------------------------------------------
seker fabrikasi  BiYOBENZiN uretecek

Alıntı:

seker sirketi, Eskisehir, Turhal, Erzurum ve Malatya seker fabrikalarinda biyobenzin uretmeye hazirlaniyor. Turkiye seker Fabrikalari Genel Muduru Aksu, yilda 190 milyon litre biyobenzin uretmeyi hedeflediklerini soyledi.

Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/350539.asp




ozanfus
17 yıl önce - Cmt 25 Şub 2006, 16:19

Alıntı:
BOTAŞ Genel Müdür Vekili Rıza Çiftçi, Türkiye'de başta elektrik olmak üzere konutlar ve sanayi tesislerinde her geçen gün artan doğalgaz talebini karşılayabilmek amacıyla arz kaynaklarını zenginleştirmeye çalıştıklarını bildirdi.

Çiftçi, Türkiye'nin, dünya hidrokarbon rezervlerinin yüzde 70'lik bir kısmına sahip, enerji zengini olan Ortadoğu, Hazar bölgesi ve Güney Doğu Akdeniz ülkeleri ile Avrupa'daki önemli enerji tüketicisi ülkelerin arasında yer aldığını, BOTAŞ olarak Türkiye'nin bu konumunu en iyi şekilde değerlendirme çabasında olduklarını belirtti.

Arz ve talep eden ülkeler arasında yer alan Türkiye'nin bu konumunu en iyi şekilde değerlendirmek istediklerini ifade eden Çiftçi, 1974'de Irak petrolünün İskenderun Körfezi'ne taşınması amacıyla kurulan BOTAŞ'ın 1987'de doğalgaz ticareti ve taşımacılık faaliyetlerine başladığını anımsatarak, şunları söyledi:

''Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'nin bu yılın Mayıs ayında devreye girmesiyle BOTAŞ'ın işlettiği ham petrol boru hatlarının toplam uzunluğu 3 bin 374 kilometreye, taşıma kapasitesi ise yıllık 130 milyon tona ulaşacaktır.''
Türkiye'de artan doğalgaz kullanımına da dikkati çeken Çiftçi, doğalgaz kullanımının bu yıl 29 milyar metreküpe ulaşacağının tahmin edildiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Türkiye'de doğalgazın yüzde 57'sini elektrik sektörü, yüzde 22'sini konutlar, yüzde 19'unu sanayi tesisleri, yüzde 2'sini de gübre tesisleri kullanıyor. 2005 yılı verilerine göre, konutların doğalgaz tüketimi 2002 yılına göre yüzde 100 arttı. Genel kullanım içerisinde oranı ise 2002'de yüzde 15 iken, 2005'de yüzde 22'ye yükseldi. Bütün bunları dikkate alarak, doğalgazda arz kaynaklarımızı çeşitlendirme çabasındayız. Bu kapsamda, 5 ülkeyle doğalgaz anlaşması imzaladık.''

ULUSLARARASI PROJELER

Çiftçi, BOTAŞ olarak yürüttükleri uluslararası projelere de dikkati çekerek, ''Komşumuz Yunanistan ile ortak yürüttüğümüz proje kapsamında, Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa pazarlarına doğalgaz taşınması amaçlanıyor. Proje ile bu yılın sonunda Yunanistan'a gaz arzı hedeflenmektedir. Bu projenin bir sonraki aşamasında boru hattı Adriyatik denizinden geçerek İtalya'ya kadar uzatılacak'' dedi.

Çok ortaklı bir başka projenin ise Nabucco Projesi olduğunu vurgulayan Çiftçi, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya gaz şirketlerinin ortak olduğu boru hattı projesiyle Avrupa'ya gaz arzı sağlanacak. BOTAŞ, günümüzde enerjinin ihtiyaç ve öneminin artığı, büyük bir güç haline geldiğinin farkındadır. Bir yandan ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak, öte yandan bulunduğumuz coğrafi konum ve stratejik fırsatları milletimizin menfaatleri ve sosyoekonomik kalkınması doğrultusunda değerlendirerek, üstlendiğimiz görevlerin ve sorumlulukların bilinci içerisinde çalışmalarımızı üstün gayret ve azimle sürdüreceğiz.''


haber7


levent tezcanlı

17 yıl önce - Cmt 25 Şub 2006, 17:08



ozanfus
17 yıl önce - Cmt 25 Şub 2006, 18:33

Alıntı:
istanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Hasanpaşa ile Dolmabahçe'deki gaz fabrikalarından bugüne kalan tesisleri restore edilerek 'dünya turizmine kazandırılması' için bir karar almış. Belediye Meclisi ‘yıllardır atıl vaziyette duran tesislerin modern birer kültür merkezine dönüştürülmesi için’ sunulan raporu onaylamış. Yapı İşleri Müdürlüğü tarafından sunulan raporların kabulüyle, ‘her iki gazhanenin özel sektör tarafından modernize edilerek kültür merkezine dönüştürülmesi için’ ihale açılması kararlaştırılmış. Raporda 30 yıl süreyle intifa hakkı (kullanım) karşılığı ihale edilecek tesislerin 'İstanbul halkının kültür faaliyetleri açısından ihtiyacını karşılamak, tabi servet ve kaynaklarının değerlendirilmesini temin etmek ve uluslararası tanıtımı sağlamak amacıyla' restore edileceği ve kültür merkezi olarak işlevlendirileceğine işaret ediliyor.

                                 

Kuruluşları 1850'li yıllara kadar uzanan İstanbul'daki gaz fabrikaları ilk olarak sarayların, daha sonra da sokakların aydınlatılmasında kullanıldı. 1993 yılında İstanbul’da doğalgaz dağıtımı başlayınca da havagazı üretimi sona erdi ve bu tesisler de işlevsiz kaldı. Meclis tarafından onaylanan bu raporda adı geçen ‘Dolmabahçe gazhanesi’ ise daha önce, stadyum yapılırken yerinden sökülerek Kağıthane'ye taşındı. Bugün Dolmabahçe'de gazhane değil, yalnızca bir gazometre var. İstanbul’da ayakta kalan tek örnek olan bu gazometre İstanbul’un modernleşme tarihine ait bir anıt olarak değerlendirilebilir. Ancak bunun için öncelikle bu ilgi çekici çelik yapıyı bir ‘imar hakkı’ gibi değerlendirecek bir yaklaşımdan sakınmak gerekir. Görüldüğü gibi endüstri arkeolojisinin küçük bir örneğinin bile korunma ve kullanılma biçimi gibi kenti, dolayısı ile kamuyu ilgilendiriyor. Dolmabahçe'nin yerini alan Kağıthane'deki gaz fabrikası ise 'bir kültür varlığı olarak tescil edilme tehlikesine karşı' İETT tarafından kısa zaman önce yıktırıldı. Bu kararda adı geçmeyen Yedikule'deki gaz fabrikası ise ilk defa sınırlı bir alana değil, kente gaz vermek için 1880 yılında kuruldu. Bu gazhane ise yakın tarihlerde, koruma kurulu kararına rağmen, adım adım yok edildi. 1890'larda kurulan Hasanpaşa gazhanesi ise Kadıköy'ün en eski sanayi tesisi olarak kısmen ayakta duruyor. Ancak gazometreleri, makineleri –onlar da tescilli olmalarına rağmen- hurdaya gitmiş vaziyette. Ayrıca bu yapı geçmişte ihale ile sökülmeye başlandı ve bugün de geçimini hurda ile temin etmeye çalışan kişiler tarafından da sürekli yağmalanmakta. Semt sakinlerinin sahip çıkması ve koruma kurulu kararı ile bu gazhane belediyenin yürüttüğü planlı yıkım operasyonundan bir ölçüde kurtulmuş gibi gözüküyor. Yedikule, Kağıthane gibi endüstri mirası örneklerine bakıldığında geçmişte belediyenin elindeki kültür varlıklarına sanki 'kendi çocuklarına işkence yapan bir baba' gibi davrandığı söylenebilir. (Benzetmek gibi olmasın ama hani bir bıraksalar çocuklarını doğrayacak ama cinnet geçirdiğinde komşular yetişip duruma müdahale etmek zorunda kalıyorlar!) Yedikule, Kağıthane gazhanelerinin başına gelen bu acıklı durum geçtiğimiz dönemde belediyenin halkı bilinçlendirmek, kamusal alandaki duraklar, banklar, çiçeklikler, çöp kovaları vesairenin tahrip edilmemesi amacıyla uyguladığı ‘Kentim İstanbul’ projesinin ilk önce kent yöneticilerini eğitmek için uygulanması gerektiğini düşündürüyor. Çünkü kent yöneticilerinin endüstri mirası da dahil olmak üzere, kültür varlıklarının nasıl korunacağı, nasıl yönetileceği, nasıl programlarla profesyonel katılıma açılacağı konusunda en ufak bir deneyimleri yok.


 


Alıntı:
Şimdi gelelim bu kararın neler öngördüğüne:

Raporda gaz fabrikalarının 'dünya turizmine kazandırılması’ndan sözediliyor. Hasanpaşa'daki gazhane şüphesiz kentin modernleşme tarihi açısından önemli. Ama bu tesisin hiç zaman kaybetmeden korumaya alınıp, kentin endüstriyel dönüşüm tarihini belgeleyen bir yapı olarak ilk önce kente ve kentlilere kazandırılması gerekli değil mi? Eğer kentteki teknolojik dönüşümün önemli bir ögesi olan bu yapı kararda öngörüldüğü gibi bir 'kültür merkezi olacak' ise, ilk önce bu dönüşümün nasıl gerçekleştirileceğinin tartışılması gerekmiyor mu? Kültür dendiğinde karşımızda çok geniş kapsamlı bir alan var. Daha doğrusu bugün kültür kapsamına girmeyen neredeyse konu yok. Gazhanenin kültür merkezine dönüştürülmesi neleri içeriyor? Sinema, konser, gösteri gibi konular mı? Yoksa kent için kültür projeleri geliştiren bölgesel bir kalkınma merkezi mi? Karardaki kültür merkezi kavramı ve kurul tarafından korunmaya değer bulunması nedeniyle içine kültürel işlevler yerleştirilmiş bir yapı olarak tanımlanması bu açıdan yetersiz kalıyor. Örneğin Paris'in göbeğindeki Beaubourg Kültür Merkezi her bölümün bağımsız yönetildiği, araştırmalar, sergiler, eğitim programlarının düzenlendiği kamusal bir etkinlikler merkezi. Hasanpaşa'nın da bu tür bir merkez olması için neler yapılacak? Kamusal projeler profesyonel uzmanlık çalışmalarına, kuruluşların katılımına nasıl açılacak? Bu kararda bunların hiç birinden söz edilmiyor. Belediyenin bu tesisleri ihaleye çıkaracağı ve yatırım ve işletmenin özel sektör tarafından yapılacağı söyleniyor. İşlevi, kültür varlığı olarak korunması konusunda karar alırken asıl tartışılması gereken konu bu. Özel sektör hizmet üretebilir, mimari proje geliştirebilir, bina inşa edebilir, restoran, hediyelik eşya bölümü işletebilir ama 'kamu işlevi' üretemez. İhale sonucu, kar elde etmek için teklif veren özel sektör hangi hizmetlerin kamu tarafından destekleneceğine nasıl karar verebilir? Yoksulların, eğitimsizlerin, istihdam olanakları olmayanların bu merkezde gerçekleştirilecek programlarla desteklenmesi nasıl sağlanabilir? Eğer gaz fabrikaları kamunun malıysa, kültür varlığı olarak tescil edilmiş ise, bölgenin, kentin gelişmesi için kamu işlevini yerine getirecek ise, bu kamu işlevini özel sektöre ihale etmek, demokratik bir ülkede olmaması gereken bir şey. Kamu halktan aldığı yetkiyle ve halk adına kamu alanlarını yönetir, özel sektörden, uzmanlık kuruluşlarından hizmet alabilir ama bu sorumluluğunu özel kuruluşlara devredemez. Çünkü yönetimin özelleştirilmesi kamusal politikaların ve işlevlerin de ortadan kalkması demek.

Ne yapılmalı?
Belediye her şeyden önce enerji yaratıcı bir modelle bu girişimi stratejik bir vizyon oluşturmak için geniş sorgulama alanına çekmeye çalışmalı. Herkesin ikna olması gereken konu bu girişimin tepeden inmeci bir kavramsallaştırma sureci sonucu olmaması gerektiği. Bu çalışma için görev alan kamu yöneticileri öncelikle katılımı ve bilgi üretimini teşvik eden bir merci olarak konuyu tartışmaya açabilmeli. Kültür merkezi öncelikle iş organize eden, etkinlikler düzenleyen, kurumların katılımını sağlayan bunun için servisler sunan esnek bir yapılanma olarak kurgulanmalı. Bu nedenle bir toplantılar dizisi yapılmalı, bölgede yaşayan halk, uzmanlar, kültür kurumları bir araya gelerek bu konuları tartışmalı. Yasalar bugün Alan Yönetimi adı altında, bütün belediyeleri (yerel/büyükşehir), kamu kuruluşlarını, STK'ları bir araya getiren, idari yetkiler ve sorumluluklar taşıyan, kamu işlevi olarak projeleri yönetecek çok kuruluşlu, açık, amaçları, misyonu gerçekleştirecek hesap verebilir bir kuruluş yapısına da imkan tanıyor. Demek ki bu tür girişimlerin bugün kamu yöneticilerinin keyfine veya özel sektöre terk edilmeden de gerçekleştirilmesinin imkanı var.



http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNe ...mp;ID=6507


ozanfus
17 yıl önce - Pts 27 Şub 2006, 20:09

Alıntı:
Hatay’ın Kumlu İlçesi Aktaş Köyün arazilerinde Servet Parlak’a ait sondaj kuyusundan doğal gaz çıktı. 5 ay önce çıkan ve alev alan gaz bu güne kadar hiç sönmedi.

Ovada şiddetle yağmur ve sel olmasına rağmen yinede sönmeyen alevler en fazlada çobanların işine yarıyor. 5 aydır yemeklerini ve çaylarını ovanın ortasındaki küçük bir delikten çıkan alevlerde pişiren çobanlar ısınma ihtiyaçlarını da buradan karşılıyor.

Köy Muhtarı Ahmet Biricik(51) gazın çıktığı arazinin hazineye ait olduğunu belirterek 'Köyün çobanları burada dinlenirken içtikleri sigaranın izmaritini yere attıklarında birden alev çıkmış. Daha sonra alevleri söndürmek için çok uğraşmışlar ama bir türlü başaramamışlar. Köyün bekçisi gelerek çamurla deliği kapatmaya çalışmış ama içeride oluşan basınç büyük bir patlamaya neden olmuş.
5 aydır hiç sönmeden yanıyor. Ben durumu Özel İdare aracılığıyla kaymakama bildirdim. Bir ekip geldi. Bir takım incelemelerde bulundular. Ama bize her hangi bir bilgi verilmedi. Buranın kazılması halinde daha çok gaz çıkacağına inanıyoruz. Bu gaz köyün içinde çıksaydı köylü faydalanırdı. Burası köye biraz uzak olduğu için sadece çobanlar faydalanıyor” dedi.

Köyde çobanlık yapan Cemil Yumuşak(20) 5 aydır çaylarını ve yemeklerini burada yaptıklarını belirterek soğuk gönlerde de ısınmak için buraya geldiklerini kaydetti. Ateşin ilk çıktığında çok korktuklarını anlatan çoban Yumuşak “Önce söndürmeye çalıştık. Su döktük, toprak attık ama bir türlü sönmedi. Bizde ateşten faydalanmaya başladık” dedi. Gazın çıktığı yeri görmeye gelen köylüler alevlerde yumurta pişirmeyi ihmal etmediler. Yumurtayı pişiren köylülerden Ahmet Gümüştok iki dakikada yumurtanın piştiğini belirterek “Eğer üzerine kazan konursa çok rahat yemek pişirile bilir. Ayrıca bu arazide şimdi ekimde yapılamaz. Çünkü alevler hiç sönmediği için yangına neden olur.” dedi. Köylüler şimdi yetkililerden yapılan incelemenin sonuçlarını ve burayla ilgili ne gibi çalışmaların yapılacağını bekliyor.



AA


ozanfus
17 yıl önce - Prş 02 Mar 2006, 02:49

Alıntı:
Rusya'nın doğalgaz devi Gazprom'un başkanı Aleksey Miller 'in geçen haftaki Ankara temaslarının sonuçlarına Rus basınında geniş yer verildi. Günlük yayımlanan ''Nezavisimaya'' gazetesinde yer alan ''Türkiye aynı anda iki boruya oynuyor'' başlıklı haberde Gazprom'un ''Mavi Akım'' ı kullanarak Ortadoğu ve İsrail'e doğalgaz ihraç etmek istediği, ancak bu planlara Azerbaycan'ın engel olabileceği belirtildi.


Aleksey Miller'in Ankara temaslarının başlıca sonucunun, ''Mavi Akım'' ın kapasitesini diğer ülkelere doğalgaz ihracatı için kullanılması yönünde anlaşmaya varılması olduğu vurgulanan gazetede, ''Mavi Akım'la İtalya'nın güneyine, Yunanistan'a, İsrail'e ve Ortadoğu ülkelerine doğalgaz ihraç edilebilmesi için Rusya ve Türkiye ortak şirketi kurulabileceğinden'' de söz edildi.



Gazete yazısında Rusya ve Türkiye'nin Mavi Akım'ın devamı olacak bu doğalgaz boru hattı projesinin 2010-2015 yılları arasında gerçekleştirilmesi planlanırken Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelen boru hattının inşaatının bu yıl biteceğine de değinildi.



İzvestiya gazetesinde ''Rusya, Türkiye'nin iç pazarıyla yetinmek istemiyor. Rusya, Türkiye ile bir arada Samsun-Ceyhan Boru Hattı'nı inşa ederek Rus doğalgazını, bazı Avrupa ülkelerinin yanı sıra Lübnan ve İsrail'e kadar ulaştırmak istiyor'' diye vurgulandı. Gazete, Gazprom'un Avrupa pazarı için mücadelede çok sayıda rakibi bulunduğunu vurguladı ve Azerbaycan'la İran'ın da Avrupa pazarı için mücadele edeceğine değinildi.



Öte yandan BOTAŞ, Tuz Gölü'nün altına yapılacak doğalgaz depolama tesisleri için temmuz ayında ihaleye çıkmayı planlıyor. Reuters'un haberine göre, bu durumda Türkiye'nin ilk yeraltı doğalgaz deposu, ancak 2016'da tam verimli olarak çalışabilecek. Bu arada, Silivri'deki 1.6 milyar metreküp kapasiteli hazır durumdaki yerüstü doğalgaz deposunun haziran ayından önce devreye alınması planlanıyor. Sevkıyatta yaşanan aksamalar, Türkiye'nin depolama sorununu yeniden gündeme taşımıştı.

CUMHURİYET



'Türkiye doğalgazda transit ülke olacak'


Alıntı:
Rus gaz şirketi Gazprom'un Dış Ekonomik Operasyonlar Bölümü Başkanı Tsigankov Stanislav Yevgeniyeviç, Rus gazının Türkiye'den üçüncü ülkelere gönderilmesi konusunu Türk yetkililerle görüştüklerini söyledi.


Yevgeniyeviç, bir grup Türk gazeteci için düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ve Rusya arasında enerji alanındaki işbirliğinden son derece memnun olduklarını belirterek, "Önümüzdeki yıllarda işbirliğimizi daha da geliştirmemiz söz konusu. Son günlerde Rus gazının Türkiye'ye satılması değil, Türkiye'nin transit ülke olarak kullanılıp üçüncü ülkelere gaz gönderilmesi konusunda da görüşmeler yapılmakta" dedi. Türkiye üzerinden gazın başka ülkeye gönderilmesiyle ilgili üç bölgenin gözden geçirildiğini ifade eden Yevgeniyeviç, şunları kaydetti:

"Bu ülkeler Avrupa, Güney İtalya ve İsrail'dir. Güney İtalya'ya Yunanistan'ı da katıyoruz. Bununla ilgili olarak Türk tarafıyla olduğu gibi, doğalgazın gönderileceği ülkelerle de görüşmelerimiz devam ediyor. Bu işlemlerin ekonomik parametrelerini belirlemek için görüşmelerimiz devam ediyor ve bu görüşmelerin en önemli sonucu da Mavi Akım Hattı'nın kapasitesini genişletmek olacaktır. Stratejik açıdan Türkiye'nin transit ülke olarak kullanılması gündemde ve bu konudaki görüşmelere devam ediyoruz."

RADİKAL  




Doğalgaza zam


Alıntı:
Konutlarda ve sanayide kullanılan doğalgaza bugünden geçerli olmak üzere yüzde 5.01-5.68 oranında zam yapıldı.


BOTAŞ'tan yapılan açıklamada, uluslararası piyasalardaki doğalgaz fiyatlarında görülen artışların, tüketiciye en düşük düzeyde yansıtılması politikasının sürdürüldüğü kaydedildi.
Açıklamada, bu çerçevede, bugünden geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatının yüzde 5.01 oranında, sanayide kullanılan doğalgaz fiyatında da yüzde 5.68 oranında artış yapıldığı belirtildi.


RADİKAL - 1 MART 2006 ÇARŞAMBA





http://www.akradyo.net/yeni/haberdetay.asp?k=3



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET