Ne zaman tutunacak olsam
kırılan bir daldın;
.............................işte bu hüzündür.
Demirlediği limanlardan kovulan
bir yelkenlidir yüreğim,
gözlerinin
karşı kıyılarında yakılan ateşlere
hüzünle bakmakla yetinir;
.............................işte bu özlemdir.
Başıboş bir kuyruklu yıldız gibi
gözlerinin çekimine kapıldı yüreğim,
kanatlarım sensiz uçuşlara küstü.
Tarih düşürsek eğer
takvim aralıktı, saat akşamüstü.
Yolumu gözlerken sensizlik
gülüşün umudu besledi,
banliyö trenleri hüzün ve ayrılığı.
Özlem yüklü dizelerde
yol gösterdi yüreğime ayışığı.
Sonu başından belli bir serüvendi bu
acılı bir özgürlüktü payıma düşen.
İşte şimdi gidiyorum
heybemde anılar ve hüzün.
Ozanın da dediği gibi;
“-Belki yine gelirim,sesime ses veren olursa bir gün…”
Heyatim, gündüzüm, quzum,
Ey, daglar arasinda qalan ulduzum.
Istanbulum, Derbendim, Isfahanim,
Anamnan sonra gelen yari-cahanim.
Lalezarim, hur$idim, gözelim,
Zülm edenlere vicdani-ezab eden eqlim,
Sükutum, söhbetim, ak$amim,
Ey paklar içinde yanan ag $amim.
Sevincim, hissler divarim, divanim,
Menim derdime derman olan insanim,
Varim, dövletim, behtim,
Mene göre kederlenen badbehtim
Kocamandı zaman, vazgeçilmez koca yığını sıkıştırmıştı... Sonra birden gelmiş dönem sonu; arananlar uzaklaşmış, sözler değişmiş, dostlar ıramış, evren değişmiş, bırakılan hiç bir şey yerinde kalmamış. Kalemler tükenmezmiş, tükenmiş, kelimeler kiyafetsiz kalmışsa kalemde tükenmiş. Son bitmesi gereken de bitmiş. Kocamandı hayat.
Yemyeşil ruha azad veriyordu oysa.
Azadtı avutan ama yaşandığı kadar kabul edilmiş.
Özlem gelir dayanır yürek denen kapıya. Uzaklara gidersin durduğun yerde. Aklına sevdiklerin gelir. Yüreğin biraz refahlar, asilik uzaklaşır. Aramaya başlarsın uzaklaşanları. Hepsi yakın olur birden. Buz kesilir insan, var ile yok arasında. Kesik kesik çizgiler şeklinde uzanır gidersin. Sükünetle yaşamaya devam etmek gibi olur hayat. Oysaki hiçbir zaman olmayandan öte geçilmez. bilgelik sanılır, durdurak devam edilir.birden bir güneş gibi doğar üstüne, ışıldar, yakamoz kaybolup, gözlerin kamaşır. içine mavi bir ışıltı o an sana seslenir. bana doğru gel diye. adım atarsın, gülümseme belirir yüzüne. mutlulukla doluyorsun. kararını birden veriyorsun. hayat ne ile devam etmesi geliyorsa gereğini yapıyorsun.
tatlı bir mutluk adına...
Son zamanlarda gelişen olayların da tetiklemesiyle canım sıkıldı ve şu sözleri karaladım, bir kusurum varsa affola. Bu sadece kendi kendime bir yakınmadır.
Güneş Tutulması
Bize düşman gerekmez bize biz yeteriz
Çocuk katili İsrail'den sanki daha beteriz
Herkes geçmişinden ders alır geleceğe ışık tutar
Bizde şimdiki zaman hepsini birden yutar
Hakk’ın haram saydığını biz medeniyet sayarız
Geri geri giderken koşuyoruz sanarız
Dava gerek bizlere ortak koşacak bir dava
Davalar kutsaldır bozgunculuk bedava…
Güneş sizin sizin oralara kaçarken ardına bile bakmadan
Bizim buralarda aydınlık eksilir,
Takvimden günler, cepte ki ümitler, yüzde ki tebessüm eksilir
Ama bazı şeyler birikir..
***
Yapılacak işler birikir mesela
Gidilecek yollar, okunacak şeyler, görülecek yerler birikir.
Gündeliğinde kaybolmuş ruhlar bir yana
Aklımıza yenik düşmüş kalplerimizde avazı çıktıkça bağıran
vicdanlar birikir.
***
Geceler yerini sabahlara bırakırken; maskesini takmış, gardını almış
beyefendiler , hanımefendiler belirir
Yetişecekleri yer, yapacakları iş çok mühim olmalı ki yüzlerinde
her zaman ki o beklendik telaş birikir.
***
Akşamları çökdüğünde ise şehrin artık isyan etmiş sokaklarında
belli belirsiz silüetler birikir
Sahte gülüşler, yapmacık işler, gerilmiş sinirler birikir
El ayak çekilince, mahremi meskenlerde; kendini bile unutmuş haneler birikir.
***
Neyse bunlar birikir de birikir...
***
Bunlardan ziyade gönüllerde hasret birikir
Söylenmemiş sözler, edilmemiş muhabbetler birikir
Nemli gözlerde yaşlar, saçlarda aklar birikir
Seni sevdiğim günden beri arş-ı alada dualar birikir
Adamın aklında ki hayallere inat, heba olan yıllar birikir..
Geldiğimde şu garip dünyaya önce hissetmeyi öğrendim
Hep manidar bulmuşumdur; her insan gibi ağlamayı öğrendim gözlerimi açtığımda
Sonra annemi, babamı ve ailemi
Sonunu bilmediğim bir yolculuğa çıkacağımı belki çok sonraları idrak edecektim ama yaşamayı öğrendim bir ucundan tutarak
Önce acıkarak, gülerek belki koklayarak, emekleyerek, konuşarak ve aklınıza ne gelirse en elzeminden
Sonra tabii ve saf halimle; şefkati, sevgiyi, ışıldayan gözleri, huzuru ve merhameti öğrendim
Okumayı bildim daha sonraları, oynamayı, arkadaşları, çevreyi, olmazsa olmaz her ne varsa işte..
Öğrenmesi ve anlaması bir ömür sürecekti belki ama şükürler olsun öğrenmek iddialı kaçsa da
O’nu bildim sonra.
***
Buraya kadar kolaydı belki ama zorluğu ve sıkıntıyı öğrendim sonra
Sefadan önce cefa, sabahtan önce gece, ilkbahardan önce kış olduğunu öğrendim
Hep iyi şeyler değil tabi, hırsı, tatminsizliği, yalanı, kibri, enaniyeti, planı, düzeni de öğrendim..
***
Bunlar her zaman marifet değil veren el olmanın yanında alan el olmayı da öğrendim
Marifet değil her zaman konuşmak, dinlemeyi de öğrendim
Değil marifet her zaman kazanmak yeri geldi kaybetmesini de öğrendim
Koşmak değil her zaman, yavaş yavaş yürümesini de öğrendim
Bu arada yolun başında öğrenip de unuttuğum ağlamayı da hatırladım bazı zamanlarda
***
Durup bazen filmi geri sarmak istediğimde, bazı şeylerin yaşandığını öğrendim
Ta ilkokul sıralarında zahiri öğrendiğim ‘zaman’ kavramını idrak ettim bu durumlarda
İşin bu kısmı yıllarımı alsa da haşa ama nacizane susmayı ve sabretmeyi de öğrendim
Benimde söyleyecek doğrularım varken bazen yutmayı da öğrendim
***
Yani dostum bazen istemesem de ‘öğrendim’ maalesef işte
Öğrenmenin ve her şeyin vebal ve aslında bir yük olduğunu da öğrendim
Sadece beni değil; seni, onu, bizi anlattım bu satırlarda ve aslında aynı olduğumuzu öğrendim
***
Ya sonra...
Sonra, hayat dalga geçer gibi zaman zaman öğrendiğim tüm ezberleri bozduğunda, belki ağır olacak ama aslında hiçbir şey bilmediğimi öğrendim
Gücümün yetmediğini de öğrendim..
Halen o küçük beynimin kader ve kadercilik arasında ki ince çizgiyi göremediğini fark ettim sonra
Aklımın acziyetin dip kuyularında can çekiştiği bazı zamanlarda O’na bırakmayı öğrendim..
***
Ve çocuklukla başlayan bu hikayenin bir eşikten sonra geriye sardığını öğrendim
Evet kıştan sonra ilkbahar vardı elbet ama yazdan sonra tekrar kış olduğunu gördüm
Manidardır, insan evladının bunca şey öğrendikten sonra unuttuğunu gördüm
Önce gülmeyi sonra da ışıldayan gözleri kaybettiğini gördüm
Koşmayı, yürümeyi unutup yeri geldiğinde emeklediğini ve hatta bir yatağa yıllarca mahkum olduğunu gördüm
Yeri geldi aklını kaybettiğini de gördüm
Biraz şanslıysa, ta çocukluğunda öğrendiği adını bile unutmadan son nefesini verdiğini gördüm...