Ana Sayfa 878 bin Türkiye Fotoğrafı
  
Amazonlar diyarı Samsun...
Sayfa: 1, 2, 3, 4  Sonraki
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz (üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
fatihsune
8 yıl önce - Pzr 25 Arl 2005, 16:33
Amazonlar diyarı Samsun...


MÖ 7. yüzyılda Amisos adıyla kurulan Samsun, doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle turizm sezonuna hazırlanıyor.  

Gerek nufus itibari ile,gerekse Karadenizin Tek büyükşehir belediyesine sahip olma özelliği Karadenizin merkezi konumundaki , Cumhuriyete giden yolda ilk adımın atıldığı kente, müze gemi Bandırma Vapuru, Atatürk Anıtı, İlkadım Anıtı ve Atatürk Müzesi damgasını vuruyor.
 




 



MÖ 7. yüzyılda “Amisos’ adıyla kurulmuş bir koloni kenti olarak bilinen Samsun, Orta Karadeniz Bölgesi’nde Kızılırmak ve Yeşilırmak’ın denize döküldüğü bölgede yer alıyor. Tarihin her döneminde önemini sürdüre gelmiş bir kent olan ve Büyük Önder Atatürk ile 18 kader arkadaşının, 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile kente gelişlerinin ardından Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımının ateşlendiği yer olma özelliği de taşıyan Samsun, bu yönüyle de ilgi çekiyor. Denizi, yemyeşil yaylaları, gölleri, ırmakları ve şifalı kaplıcalarının yanı sıra Türkiye’nin en önemli sulak alanlarının başında gelen Kızılırmak Deltası ile turizme çeşitlilik sunan Samsun, müzeleriyle de kentin binlerce yıllık geçmişini ve uygarlıkları gözleri önüne seriyor.



ANITLAR
Avusturyalı heykeltıraş Heinz Kriphel tarafından 1928-1931 yıllarıarasında yapılan ve Samsun’un simgesi haline gelen Atatürk Anıtı’nda, şaha kalkmış at üzerinde askeri giysileriyle Büyük Önder Atatürk canlandırılıyor. Anıt Park’ta yer alan anıtın kaidesinde ise Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ve Milli Mücadele’yi vurgulayan kabartma figürler yer alıyor. Atatürk Bulvarı’ndaki İlkadım Anıtı ise Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’a çıktığı alanda yer alıyor. Samsun’a çıkışı simgeleyen anıtı, elinde çelenk tutan genç kı zve güvercin bulunan erkek heykelleri tamamlıyor.

MÜZELER
1968 yılında kurulan ve mermerden yapılan Atatürk Müzesi’nde, Büyük Önder’in özel eşyalarıyla çeşitli tarihi fotoğraflar sergileniyor. Müzenin cephesinde havuz, heykel ve kabartma figürler bulunuyor. Gazi Müzesi ise Atatürk’ün Samsun’a geldiği dönemlerde kaldığı zamanın Mıntıka Palas Oteli’nden dönüştürülerek 1930 yılında müze haline getirilmiş. Müzede Atatürk’ün kullandığı eşyalarla fotoğraflar sergileniyor. Birebir ölçülerde inşa edildikten sonra Doğu Park sahiline yerleştirilen müze gemi Bandırma Vapuru ise 2001 yılında ziyarete açıldı. Gemide, Atatürk ile Samsun’a çıkan silah arkadaşlarının balmumu heykelleri bulunuyor. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde ise Samsun ve çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkan tarihi eserler yer alıyor. Müzede yer alan eserler arasında Amisos Hazinesi, mozaikler ve Bafra’da 1974 yılından bu yana sürdürülen İkiztepe Kazıları’nda çıkarılan binlerce yıllık tarihi eserler bulunuyor.






TARİHİ VE DOĞAL MEKANLAR
Doğal çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepelerin, denizin mavisine karıştığı Samsun sahilleri, deniz turizminde de iddiasını sürdürüyor. Kunduz Dağı ve yaylasının yanı sıra tarihi mekanlarıyla Vezirköprü, Altınkaya ve Derbent Baraj gölleri, Paflagonya Kaya Mezarları ve tarihi Asar Kale’nin yer aldığı Bafra, Amazon diyarı Terme, kaplıca turizmi ile ünlü Havza ziyaretçileri bekliyor. Samsun’un en yüksek dağı olan Akdağ’ın yer aldığı kaplıca ve yaylaturizmine olanak sağlayan Ladik, Paleolitik dönemden itibaren yerleşimyeri olarak kullanılan Tekkeköy, eşsiz kumsallarıyla Yakakent ve 1176 yılında yapıldığı düşünülen Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Göğceli Camii’nin yer aldığı Çarşamba İlçesi, tarihi ve doğal güzelliklerin bir kısmını teşkil ediyor.








KIZILIRMAK DELTASI
Samsun’un Bafra İlçesi’nde, Kızılırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü alanın da içinde yer aldığı 56 bin hektar genişliğindeki Kızılırmak Deltası ise Türkiye’nin önemli sulak alanlarının başında geliyor. Ayrıca irili-ufaklı çok sayıdaki gölü, sazlık alanları, ender subasar çayırları, 12 bin hektarı bulan sulak alanları ve barındırdığıcanlı türleriyle Türkiye’nin önemli doğal sistemlerinden birini oluşturan deltada, bugüne kadar yaklaşık 140 kuş türünün ürediği belirlendi. Kış döneminde 100 bin dolayında su kuşunun kışladığı delta bu yönüyle de uluslararası ornitolojik öneme sahip bulunuyor.

 




AMAZONLAR
Efsanevi kadın savaşçılar olarak bilinen ve Thermedon Çayı (Samsun’un Terme İlçesi) yakınlarında kurdukları Themiskyra kentinde yaşadıkları belirtilen Amazonlar ise Samsun’un kültürel zenginlikleri arasında yer alıyor. Daha iyi ok atabilmek için bir göğüslerini kestikleri çeşitli kaynaklarda rivayet edilen ve birçok efsanede adları geçen Amazonlar, Samsun ve yöresinin tarihi ve kültürel değerlerinden kabul edilmesi nedeniyle her yıl adlarına Terme İlçesi’nde festival düzenleniyor. MÖ 1200 yıllarından itibaren Karadeniz kıyılarında yerleştikleri bilinen Amazonların yurtları üzerinde çeşitli iddialar ortaya atılsa da Terme adının Thermedon’dan geldiği biliniyor.

YEMEKLER
Samsun ve çevresinde çeşitli deniz ve tatlı su balığı avcılığı yapılabiliyor. Mevsimine göre hamsi, barbunya, istavrit, kefal, mezgit, çinekop, palamut ve kalkan yeme imkanı bulunan Samsun’da ayrıca sazan, yayın, levrek, alabalık ve turna gibi tatlı su balıkları da her dönemde restoranlarda servis edilebiliyor. Yer pancarı, mısır, kara lahana ve hamsi katkılı çeşitli çorba ve yemekler de Samsun yöresinin özgün yemekleri olarak biliniyor. Bunun yanı sıra “Karadeniz” adıyla bilinen pide ise Samsun’u ziyarete gelenlerin mutlaka tatmak istedikleri yemekler arasında yerini alıyor.

KONAKLAMA VE ULAŞIM
Samsun’da turizm yatırım belgeli çok sayıda otel, restoran ve eğlence mekanı yer alıyor. Ayrıca kent merkezinde çeşitli kamu kuruluşlarına ait misafirhaneler de bulunuyor. Her gün THY ve özel hava şirketleri tarafından başta İstanbul olmak üzere birçok kente bağlantılı uçak seferi bulunan Samsun’dan ayrıca Türkiye’nin her iline günlük otobüs seferleri düzenleniyor. Bunun yanı sıra demiryolu ve deniz bağlantısı bulunan Samsun, Karadeniz Bölgesi’nin en önemli ulaşım ayağını oluşturuyor.


Okan Türkeş
8 yıl önce - Sal 20 Hzr 2006, 17:46

"SAMSUN" ADININ OLUŞUMU

"Samsun" adının Yunanca "Amisos" kelimesinden gelme olduğu Sonundaki "os" veya "s" ekine bakılarak ileri sürülmüşse de, kelimenin kökeninin eski Yunan öncesi döneme dayanmasının daha kuvvetli bir ihtimal olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Amisos adının deniz yoluyla gelen Yunanlılar tarafından verilmiş bir ad değil, komşu şehir Amasia gibi, Anadolu menşeli bir kelime olduğu anlaşılmaktadır.

Bu gün kullandığımız şekilde "Samsun" adının ortaya çıkışı XII. ve XIII. yy.deki Türk hakimiyetine dayandığı, Batı kaynaklarından ise "Samsun" şeklinde geçmeye başladığı görülmektedir. Gerek Samsun ve gerek Sampson şeklindeki söylenişlerin Amisos’tan geldiğine de şüphe yoktur.

Osmanlılar devrinde şehrin adı Samsun olarak anılmış, fakat Sancak adı olarak Canik ismi kullanılmıştır.

TÜRK HAKİMİYETİNDEN ÖNCE SAMSUN

Samsun’un ilk insanların "başkalar" olduğu Dündar Tepe ve Öksürük Tepe kazılarında bulunan eşyalarından anlaşılmaktadır. Anadolu'ya dışarıdan gelen Gaşkalar, buraya daha önce gelenlerle birleşerek Mert Irmağı ağzında küçük bir şehir kurmuşlardır.

Anadolu'nun tarih öncesi döneminin ilk siyasi birliği olan Hititler döneminde, Gaşkaların Hitit egemenliği altına girdiği görülür. Bu egemenlikte Gaşkalar zamanla eridiler ve Samsun Şehri de bir Hitit Şehri haline geldi.

M.Ö. 1200 yıllarında Balkanlardan gelen Frigler denilen Deniz kavimleri Hitit Devleti'ni yıkıp Samsun Şehri'ni de yaktılar. (M.Ö.1182) Anadolu'da Friglerin hakimiyetine girmiş oldu.

Bazı eski Yunan kaynaklarında Samsun ve civarında "Amazon" adı verilen savaşçı kadınların yaşadığı ve kendi kaynaklarına asla yabancı erkeği sokmadıkları yazılıdır. Eski İran (Pers) kaynaklarında "Akshaena" olan bu savaşçı kadınların "Termadon" adı verilen bugünkü Çarşamba ve Terme ovalarında yaşadıkları iddia edilmektedir.

Friglerin Anadolu’daki hakimiyetlerinden sonra bir Kafkas kavmi olan Kimmerlerin özellikle Doğu Karadeniz kıyı şeridini hakimiyetlerine aldıklarına görüyoruz. Ancak Lidyalıların Kimmerlerlerin hakimiyetine son vermesinden sonra Ege’nin denizci kavimlerinden Miletliler Karadeniz’e açılarak, M.Ö. VI. yy. ortalarına doğru buraya geliş yerleşmişlerdir. Amisos'a yerleşenlerin Miletliler olmayıp Foçalılar olduğu da iddia edilmektedir.

Milletliler veya Foçalılar geldiği sırada şehre Enete adının verildiği ve Mert Irmağı ağzında bulunduğu belirtilmektedir. Fakat Enete şehrinin ne zaman kimlerce kurulduğu bilinmemektedir. Daha sonra Enete'ye gelip yerleşen İonlar, bu şehre Amisos adını vermişlerdir. M.Ö. 546 da Perslerin, Amisos şehrinin güneyinde Lidyalılarla yaptığı savaşı kazanmaları üzerine Anadolu Pers hakimiyetine girmiş oldu. Böylece de l6 yıl önce kurulan Amisos şehri de Pers hakimiyetine geçti. Pers İmparatoru Darius (Dara) büyük bir sefer hazırlığı için geldiği Amisos şehrinde, şehrin yerini beğenmeyerek, Amisos’un 3 km. batısındaki Toraman Tepede şehri yeniden kurdurdu. Böylece Türk hakimiyetini gördükten sonra halkın "Kara Samsun" dediği ikinci Amisos şehri kurulmuş oldu. Yunanlıların Perslerin yenmesi üzerine Amisos, Sinop ile birlikte Atinalıların eline geçti. Ancak Amisos kısa bir süre sonra tekrar Persler tarafından hakimiyet altına alındı. M.Ö. 327 yılından M.Ö. 331 yılına kadar Pers hakimiyetinde kaldı.

Makedonya İmparatoru Büyük İskender, çıktığı doğu seferinde Anadolu hakimiyeti olan Persleri .yenmesi ile, Amisos şehrine de hakim olmuş ve bu şehirde bağımsız bir idare kurmuştur. Ancak, Büyük İskenderin M.Ö. 323 yılında ölümü ile İmparatorluğunda da kargaşaların baş göstermesi ile Amisos'ta miras kavgasına düşen kumandanları arasında sık sık el değiştirmiştir.

Makedonya İmparatorluğunun içerisinde bulunduğu bu karışık durumdan faydalan Pers Asilzadelerinden Mitridat Amasya, Sinop ve Amisos'u ele geçirerek "Pent Krallığı"nı kurdu (M.Ö. 255). Amisos'da Eupatoria mahallesini inşa ettirip saraylar ve mabetler yaptırdı. Amisos ve Sinop'u İdare Merkezi yaptı. Pent Krallığı ile büyük Roma İmparatorluğu arasında uzun süren savaşlar sonrasında M.Ö. 71 de Romalı General Lukullus tarafından Amisos zapt edildiyse de, hakimiyet mücadelesi bir süre daha devam ettirdikten sonra Amisos, Roma hakimiyetine girdi. Romalılar bu şehir bir nevi muhtar Cumhuriyet haline getirdiler. Ancak muhtariyet zamanla ortadan kaldırıldı.

Roma hakimiyeti altında Amisos, ticari bakımdan önem kazandı. Ve bu ticaret sayesinde zenginleşti. Hıristiyanlık da Amisos'ta erken yayıldı. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla da Amisos Bizans'ın idaresine geçti ve bir piskoposluk merkezi haline getirildi.

Bizanslılarla, Müslüman Araplar arasında başlayan savaşlar Amisos'u da etkilemiş, Müslüman Arapların Anadolu ya yaptıkları akınlar Karadeniz kıyılarına kadar ulaşmıştır. Amisos IX. Asrın sonuna kadar bir kaç defa kısa sürelerle (705,733,863 ve 893 de) Müslüman Arapların eline de geçti. Bu mücadeleden sonra Amisos Türklerce feth edilinceye kadar Bizans hakimiyetinde kaldı.

TÜRK HAKİMİYETİNDEN SONRA

1071 deki Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapıları Türklere açılması ile, Türk Beyleri, Akıncıları, Dervişleri Anadolu’yu boydan boya fethe başladılar. Bu feth hareketiyle Amisos şehri de karşılaştı Danişmendliler Amisosu kuşattılarsa da alamadılar. Ancak şehri abluka altına alabilmek amacıyla bir kale yaptırdılar. Bu kale daha sonra yıkılmış olup, bugünkü kale mahallesi, adını bu kaleden aldığı tahmin olunmaktadır.

Samsun havalisinin kesin olarak Selçuklu hamiyetine alınması II. Kılıç Arslan (1155-1192)’ın saltanatının son devirlerine rastlar. Ancak Amisos’u alamayan Selçuklular, bu şehrin yakınında “Müslüman Samsun”u kurdular. Samsun bir Türk beldesi olduktan sonra Hıristiyan Amisos önce Bizans XIV. asrın ilk yarısından itibaren de Ceneviz Müstahkem Beldesi olarak, onun yanında 230 yıldan fazla yaşayabilmiştir. Türkler bundan sonra Amisos’a “Kafir Samsun”, “Gavur Samsun” veya “Kara Samsun” adını vermişlerdir. Kara Samsun adı, Amisos harap olduktan sonra da zamanımıza kadar varlığını sürdürmüştür. Müslüman Samsun yanında, Amisos’un bu kadar uzun bir müddet bağımsız yaşayabilmesi müşterek menfaat temeline dayanan bir düşünce ile açıklanabilir.

Kalyon Burnu gerisindeki sırt üzerinde bulunan Amisos’a karşılık, Selçukluların kurduğu Samsun ise burnun önünde deniz kıyısından itibaren yamaçlara doğru kurulmuştu. Her iki şehrin de surları vardı ve iki şehir arasında “ancak bir sayan atımı” yahut “bir yarım ok menzili” mesafe var idi.

Amisos şehri XIV. asrın başlarında, öteden beri şehirde kuvvetli bir tüccar zümresi bulunduran Cenovalıların eline geçti. Cenovalılar Amisos’u bir asırdan fazla ellerinde tuttular. Samsun ise Selçuklulardan sonra İlhanlı Devletinin veya ona tabi beyliklerin elinde kaldı. Selçukluların zayıflamasından itibaren Samsun ve çevresinde bir takım küçük beylikler doğdu. Bu beylikler bazen Candaroğullarına, bazen Kadı Burhaneddin’e, bazen Osmanlılara dayanarak varlıklarını muhafaza edebilmişlerdir.

Bu beylere tarihte “Canik Beyleri” adı da verilir. Bu beylikler şunlardı; Canik, Ladik ve çevresinde Kubadoğulları, Ordu-Giresun mıntıkasında Emiroğulları, Niksar-Terme, Çarşamba havalisinde Tacüddinoğulları, Vezirköprü-Havza sahasında Taşanoğulları, Bafra havalisinde Bafra (Bavra) Beyliği. Bu beylikler daha sonra Osmanlı hakimiyeti altına alınmıştır.

Samsun (Müslüman) Kubadoğullarından Osmanlı hakimiyetine 1398’de I. Beyazıd zamanında geçti. I.Beyazıd Cenevizlilerle barış halinde olduğundan Amisos’a dokunmadı. Osmanlı Devletinin birliğini bazen Ankara savaşından sonra (1402) Samsun elden ele geçti. Önce Kubadoğullarının eline geçen Samsun, 1419’da İsfendiyaroğulları topraklarına katıldı. Osmanlılar tekrar birliklerini kurmaya başladıkları I. Mehmed (Çelebi) zamanında savaşsız olarak Samsun’u zapt ettiler (1419).

“Kafir Samsun” denilen Amisos ise I. Murad zamanında (1425)de Osmanlı hakimiyetine alındı. Bu esnada Amisos’a hakim olan Cenevizliler şehri yakıp gemilere binerek burayı terk ettiler. Bu suretle “Gavur Samsun” denilen Amisos da kesin olarak tarih sahnesinden silinmiş oldu. Geriye sadece taş yığını ve enkaz kaldı. Şehrin yangınını surların dışından seyreden Türkler, kara kara dumanları tüten bu şehir kalıntısının yerine “Kara Samsun” adını verdiler ki bu ad hala günümüzde de kullanılmaktadır. Bundan sonra Samsun’un ağırlık merkezi tamamıyla kıyıdaki Müslüman şehre geçti. Samsun Canik Sancağı adı altında Sivas (Rum) eyaletine tabi bir sancak olarak Osmanlı İdari Teşkilatına dahil edildi. Şehrin çevresindeki diğer mahalli küçük beyliklerde Osmanlılar tarafından zapt edildi.

Samsun Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra uzun yıllar önemsiz bir iskele olarak kaldı. Sinop hatta Ünye, Samsun’dan daha ileri durumda idiler. Şehir Yavuz Sultan Selim döneminde Trabzon ve Karahisar’la (bugünkü Şebinkarahisar) birlikte yeni oluşturulan Erzincan Eyaletine bağlanır (1514). III: Mehmed (1595-1603) devrinde Rus Kazaklarının saldırısına uğrayan Samsun’un surları sonradan tamir edilerek, buraya muhafızlar tayin edilir.

1774 yılında Canik Muhassıllığına Canikli Hacı Ali Bey tayin edildi ve uzun yıllar bu bölgeye hakim oldu. Gürcistan seferlerinde gösterdiği başarılardan dolayı kendisi paşalığa yükseltildi. Ayrıca Canik Sancağı uhdesinde kalmak üzere Sivas, Amasya ve Şebinkarahisar’ın idaresi de kendisine verildi.

XVII. asrın ilk yarısından başlayarak Samsun ile Karadeniz’in öteki limanları, özellikle Kırım arasında yapılan deniz ticareti şehrin önemini artırdı. Ancak 1774’de Kırım’ın Osmanlı denetiminden çıkmasından sonra bu ticaretin gerilemesi Samsun’u olumsuz yönde etkiledi.

Sancağın yönetimi XIX. asrın başlarına (1807) kadar Canikli Hacı Ali Paşa soyundan gelenler tarafından idare edildi. Bu hanedanlığın Samsun üzerindeki hakimiyetlerinin son bulmasıyla, III. Selim’in son zamanlarında Samsun Muhassallığına Canikli Hacı Ali Paşanın Hazinedarı Hazined(r-Z(de Süleyman Ağa tayin edildi. Bundan sonra da Samsun ve Çevresi XIX. asrın ortalarına kadar uzun yıllar Hazined(r-Z(delerin hakimiyetinde kalacaktır. Bu hakimiyetin nihayetlenmesinden sonra da Samsun merkezden atanan mutasarrıflar tarafından idare edilecektir. XIX. asrın sonlarında da Trabzon Vilayetine bağlı bir mutasarrıflık olarak yönetilecektir. Samsun’un Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra uzun yıllar gelişememesinde en önemli etkenler idari bozukluklar, (y(nların yönetimi, çeşitli bölgelerin zengin ailelerin elinde kalması gibi sebepleri sayabiliriz. Eğer gemicilikle ilgili zift, halat ve kendir gibi eşyası ile düşman cephelerinde savaşan kuvvetlere zaman zaman un ve peksimet gibi yardımlar olmasaydı Samsun şehri büsbütün unutulmuş olacaktı.

XIX. yüzyılın ortalarından itibaren Samsun, Karadeniz’in buharlı gemilere açılması, tütün ekiminin yaygınlaşması sonrasında gelişmeye başladı. Şehrin Türk nüfusu arttığı gibi Trabzon ve Ege kıyılarından, İç Anadolu’dan Türkçe konuşan Rumlar ve Ermeniler ile Avrupalı Tüccarlar Samsun’a yerleşmeye başladılar. Daha sonra bu gayr-i müslim ve gayr-i milli unsurlar şehirde ticareti, sanayiyi, ekonomiyi ve eğitimi ele geçirdiler. Rumlar, Fransızlar, Belçikalılar, Amerikalılar ve Ruslar şehirde tütün alım ve işleme tesisleri, ticaret firmaları, bankalar, sigorta şirketleri açtılar. Tütüncülük ve diğer tarım faaliyetleri sonunda ticari ve iktisadi hayat hızlandı ve nüfusta o oranda arttı.

1869 yılında Samsun’da büyük bir yangının çıkmasıyla, hemen hemen şehrin tamamı yanarak kül haline gelir. Ancak ticari faaliyet açısından gelişmiş bir şehir olması dolayısıyla bu felaketin yaraları çabucak sarılır.

I. Dünya Savaşı esnasında ticari faaliyetleri özellikle de deniz ticareti felce uğradığı için ekonomik açıdan büyük sıkıntılar içerisine girer. Aynı zamanda savaş esnasında Rus savaş gemileri tarafından da dört kez topa tutulan Samsun şehri önemli ölçüde hasara uğrar (1915).

Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşında yenilip topraklarının müttefikler tarafından işgali sonrasında, devletin içerisinde bulunduğu durumdan kurtarılması için büyük önder M. Kemal Atatürk tarafından başlatılan İstiklal mücadelelerinin meşalesinde 19 Mayıs 1919’da 9. Ordu Müfettişliği görevi ile Samsun’dan ateşlenmişti.

Samsun’da doğan bu güneş kısa zamanda tüm yurdu kaplayarak, iç ve dış düşmanlarımıza karşı kesin zaferin kazanılmasıyla parıldamış. İşte bu özelliği ile de Samsun İstiklal Savaşının simgesi durumuna gelmiştir.

SAMSUN'UN COĞRAFİ YAPISI

Samsun ili genelde pek yüksek olmayan plato ve dağlardan oluşan topografik yapı göstermektedir.

İl sınırları içinde doğu, batı doğrultusunda uzanan iki dağ sırası bulunmaktadır. Bunlar il topraklarının güney kesiminde doğuda Canik Dağları ve batı kısımda ise Çangal Dağlarıdır. İlin en yüksek noktası 2062 m. ile Akdağ'dır. Kunduz dağı, Bünyan dağı, Sırçalı Dağ, Yurt dağları ilin diğer yükseltileridir.

Samsun ili topraklarında platolar geniş bir alana yayılmış olup, il topraklarının % 37,2'sini kaplar. İl topraklarının % 17,9'unu da ovalar oluşturmaktadır. Akarsuların açmış olduğu vadilerde ve akarsuların denize ulaştığı yerlerde birikinti ovaları oluşmuştur. İlin en önemli vadileri Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileridir. Bafra ve Çarşamba ovaları ve bu iki ovanın arasında Samsun ovası ilin en önemli ovalarıdır. Bütün bu ovalarda başlıca geçim kaynağı tarımdır.

Doğal bitki örtüsü açısından Samsun ili zengindir. 1000 - 1200 m. yüksekliklerde gürgen, meşe, ıhlamur, kestane, kayın, dışbudak; 1200 - 1800 m. yüksekliklerde ise iğne yapraklı ağaçlara rastlanır. Kıyılara yaklaştıkça özellikle akarsular boyunca söğüt ve kavak ağaçları vardır.

En zengin orman alanları Çarşamba, Alaçam, Kavak ve Vezirköprü ilçelerinde bulunmaktadır.

Samsun ilinin iklimi kıyı ve iç kesimlerde ayrı özellikler göstermektedir. Kıyı kesimlerinde Karadeniz, iç kesimlerinde ise Akdağ ve Canik dağlarının etkisi izlenmektedir. Samsun ili sıcaklık ve yağışlar açısından Doğu ve Batı Karadeniz iklimine benzememektedir.

Ülkemizin en büyük akarsularından olan Kızılırmak ve Yeşilırmak Samsun ilinden Karadenize dökülmektedir. Samsun'un diğer akarsuları da: Tersakan Çayı, Mert Irmağı, Terme Çayı, Karaboğaz Deresi, Kürtün Çayı, Abdal Deresidir.

Su varlığı açısından oldukça zengin sayılabilecek Samsun'da çok sayıdaki doğal göllerin yanı sıra baraj gölleri ve göletler de mevcuttur. Doğal göllerin çoğunu Çarşamba ve Bafra'daki delta gölleri oluşturur.

Bafra gölleri, Bafra ovasının ortasından geçen Kızılırmağın her iki yakasındaki çukurların dolması ile oluşmuştur. Bu göllerin başlıcaları: Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Liman Gölü, Dutdibi Gölü, Uzungöl, Hayırlı Göl, İncegöl, Çernek Gölü ve Tombul Göl'dür. Bu göllerin çoğu su ürünleri bakımından oldukça zengin olup ekonomik öneme sahiptir. Bu bölge kuş varlığı açısından da ülkesel önem taşımaktadır.

Çarşamba gölleri de, yine ovadaki çukurların dolması ile oluşmuş göllerdir.

Terme Çayının yatağının değişmesi sonucu oluşan Simenlik ve Akgöl'de çok sayıda balık bulunmaktadır.

Ladik ilçe merkezine 10 km. uzaklıkta, Ladik ovasının doğusundaki çukura oluşmuş Ladik Gölü, Akdağ'dan inen akarsularla beslenmektedir. Samsun'daki baraj göllerinden Altınkaya ve Derbent Baraj Gölleri Kızılırmak üzerinde, Hasan ve Suat Uğurlu Baraj Gölleri ise Yeşilırmak üzerindedir.

Samsun’da genç delta ovalarında alüvyonlar bulunmakla birlikte, dik yamaçlarla ayrılmış taraçalarda eski alüvyonlar görülmektedir. Güneydeki dağlık kesime geçiş alanı neojen yaşlı, killi-kireçli tortularla kaplıdır. Kıyı dağları Kretase lavlarından oluşmuştur. Aynı dağların iç kesimlerinde killi, çakıllı tortular bulunur. İç kesimlerde Neojen tortular ve yer yer alüvyonlarla kaplı ovaların güneyinde de birinci ve ikinci zaman yaşlı ve kıvrımlı kayaçlar Kretase ve Eosen Flişlerine rastlanır. Geniş alanlarda ise volkanik oluşumlar görülmektedir. Samsun’da Eosen, Kretase ve Neojen dönemli oluşumlara sıkça rastlanmaktadır.

    DAĞLAR

    Samsun ili topraklarının Karadeniz kıyıları düzlüklerle, güneye uzanan iç kesimleri ise, yükseklikleri fazla olmayan dağ  sıraları ile kaplıdır. Bölge, Karadeniz kıyıları ile bu kıyılara içeriden paralel olarak uzanan yüksek dağlar arasındadır. Bu dağlar Ünye-Çarşamba kesiminde doğu-batı, Samsun-Bafra kesiminde doğu-güney, batı-kuzeybatı yönünü takip eder. Doğudan batıya doğru uzanan ve birbirinin devamı olarak görünen başlıca iki sıra dağ vardır. Bunlardan doğudakine Canik Dağları, batıdakine  ise, Çangal Dağları denir.

      Canik Dağları: Büyük bölümleri Ordu ilinde bulunan Canik Dağlarının  batı uçları Samsun topraklarında bulunur. Yükseklikleri az olan bu dağ sıraları Karadeniz ile iç kesimler arasındaki ulaşıma engel olmazlar. Yüksekliği ortalama 1500 metredir.

      Çangal Dağları: Samsun ili sınırlarının batı ucundan içeri giren Çangal Dağlarının büyük bir kısmı Sinop ili sınırları içerisindedir. Çangal dağlarının ortalama yüksekliği 1500 metredir.

      Sıralı Dağlar: Samsun ilinin önemli yüksekliklerinden birisi olan Sıralı Dağlar Kavak ilçesinin doğusunda yer alır ve yüksekliği 1300 metredir.

      Kocadağ: Samsun ilinin kuzey kesiminde Kavak ilçesi yakınlarında bulunan Kocadağ 1310 metre yüksekliktedir.

      Akdağ: Samsun ilinin en yüksek dağı olan Akdağ ın yüksekliği 2062 metredir. Ladik ilçesi ve Amasya arasında bulunan Akdağ zengin orman yapısına sahiptir.

      Kunduz Dağları: Samsun ili Vezirköprü ilçesi toprakları üzerinde bulunan Kunduz Dağlarının yüksekliği 1783 metredir. Ünlü kunduz ormanları ile birlikte anılan dağ orman ürünlerinin çokluğu ile ülke çapında bir şöhrete sahiptir.

      Hacılar Dağı: Ankara -Samsun karayolu üzerinde,Kavak ilçesinden sonra yer alan Hacılar dağının yüksekliği 1150 metredir. Bundan sonra Mahmur dağlarını görmekteyiz.

      Nebyan Dağları: Samsun’un kuzey batısında bulunan Koca Dağın batısında bulunan Nebyan Dağlarının  yüksekliği 1224 metredir.


    Bu dağlardan başka,

    Güney doğuda Akpınar 900 metre, Böğürtlentepe 950 metre, doğuda Büyükdağ ve Topuzlu 950 metre, Sofualan ve Örencik 800 metre, güneydoğuda Saltuk tepesi 1150 metre, Kavak'ta Kocaçaltepe 913 metre, Mert Irmağı sağ yönünde Çadırtepe 110 metre, Kürtün Irmağı'nın sağında limana doğru uzanan Toraman tepe 125 metre, yüksekliklerinde tepeler de mevcuttur.

    AKARSULAR

      Yeşilırmak: Yeşilırmak nehri Köse Dağlarından çıkar. Erbaa ilçesinden geçerek Çarşamba’ya ulaşan Yeşilırmak ilçeyi ortadan ikiye bölerek, Civa Burnun’dan Karadeniz’e dökülür. Üçtaşlar bölgesinde Ters akan ırmağı ile birleşir. Uzunluğu 416 km olan Yeşilırmak'ın akış hızı saatte 5 km, en kurak mevsimde su yüksekliği 9 metre doğu sahilinde ise 5.5 metredir.

      Kızılırmak: Sivas’taki Kızıl Dağından doğan Kızılırmak Türkiye’nin en uzun akarsuyudur. Osmancık ilçesinden Karadeniz bölgesine giren ırmak 1151 km uzunluğundadır. Kargı civarında kuzey doğu  Samsun-Sinop sınırına girer. Bafra’nın batısında kollara ayrılan ırmak Bafra Burnundan Karadeniz’e dökülür. Delice, Devrez ve Gökırmak Kızılırmak’ın önemli kollarındandır. Bafra yakınlarında yapılan ölçümlere göre en kurak zamanda genişliği 46 metre derinliği 1.30 metredir. Saniyede 21 metreküp su akıtır. Akış hızı ise saatte 4 ila 6 km arasındadır.

      Terme Çayı: Terme çayı Kara ormandan doğar. Simenit etrafındaki sazlıkları besleyen Terme çayı ilçeyi ikiye bölerek Karadeniz’e dökülür. Genişliği 30 metre derinliği yaklaşık 1 metre olan Terme çayı çeltik tarlalarına hayat verir.

      Diğer Akarsular: Mert Irmağı, Kürtün Çayı, Tersakan Çayı, Karaboğaz Deresi,  Akçay,  Uluçay, Esenli, İncesu, Hızırilyas, Ballıcaderesi ve Güdedi gibi irili ufaklı akarsular vardır.


    GÖLLER

    Bölgedeki göller zaman zaman değişen akarsu yataklarından meydana gelmiştir. Yörenin gölleri Bafra, Çarşamba ve Ladik ilçelerinde toplanmıştır.

      Liman Gölü: Bafra ya 20 km uzaklıktadır. 3 km büyüklüğündeki göl bazı kollarla denize açılmıştır. Bu kolların uzunluğu bazı yerlerde 2000 metreyi bulur. Gölde kefal ve sazan balığı avcılığı yapılmaktadır. Liman gölünün güneyinde Balık gölü kuzeyinde ise Karaboğaz gölü vardır.

      Ladik Gölü: Tersakan ırmağının kaynağını teşkil eden Ladik gölü Ladik’e 10 km uzaklıktadır. Gölde alabalık ve turna balığı bulunmaktadır. Balıkçılık yanında geniş bir sazlık alana sahip olan Ladik gölünden toplanan sazlar hasır yapımında kullanılır. Gölün uzunluğu 5 km genişliği 2 km ve yüz ölçümü 10 km2 karedir.

      Simenit Gölü: Bu Göl Terme çayı yatağının değişmesi ile meydana gelmiştir. Terme hudutları içerisinde bulunan gölde balıkçılık yapılmaktadır. Termeye 20 km uzaklıkta bulunan göl, kanalla birbirine bağlanmış iki göl görünümümdedir. Kışın yağmur suları ile beslenen göl,fırtınalı zamanlarda zaman zaman deniz suyunu göle karışması ile dolar.

      Diğer Göller: Bunlar,Bafra da Kızılırmak tarafından meydana getirilmiş Karagöz, Dutdibi, Çernek, Uzun göl ve Tombul gölüdür. Çarşamba’da Yeşilırmak ta Akçagöl, Akarcık, Dumanlı ve Kör ırmak adıyla bilinen gölleri oluşturmuştur.


    OVALAR

      Çarşamba Ovası: Erbaa ilçesinde geçen Yeşilırmak nehri Çarşamba ilçesine ulaştıktan sonra Civa Burnundan Karadenize dökülürken çok kıymetli alüvyonlu Çarşamba ovasını meydana getirir. Kirazlık’tan başlayan Çarşamba Ovasının yüz ölçümü 89.500 hektardır. DSİ tarafından yaptırılan su kanalları sayesinde arazinin % 70 i tarıma elverişli hale getirilmiştir. Geri kalan % 30 luk kısım ise ormanlık, sazlık ve bataklıktır. Sulama alanı 82.707 ha olup 19.031 ha ‘ının  inşaatı devam etmektedir.

      Bafra Ovası: Bafra ilçesine gelen Kızılırmak, Bafra’da çeşitli kollara ayrılır. Bafra burnundan denize dökülen Kızılırmak, ardında geniş ve alüvyonlu  topraklar bırakır. 47727 hektarlık ova nın 6150 ha lık alan halihazırda sulanmaktadır. Türkiye’nin en verimli ovalarından biridir. DSİ tarafından yaptırılan sulama kanalları ile sulanan ovanın kuzey kısımları çorak arazidir. Bu yerlerde hayvancılık yapılmaktadır.


    BARAJLAR

      Hasan Uğurlu Barajı Ve Hidro Elektrik Santrali: Baraj, Yeşilırmak üzerinde ve Çarşamba ve Ayvacık ilçeleri sınırlarındadır. Yapımına 1971 yılında başlanan baraja Trafik kazasında ölen merhum Samsun DSİ 7.Bölge Müdürü Hasan Uğurlu‘nun adı verilmiştir. Türkiye’nin en büyük barajlarından biri olan baraj, tamamen Türk firma ve mühendisleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Yalnızca makine ve elektrikle ilgili ekipmanlar yurtdışından getirilmiştir. Barajın 2.Ünitesi 1979 yılında, 3.Ünitesi ise 1982 yılında , 4.Ünitesi de 1983 yılında işletmeye açılmıştır.500 mw gücünde ve yılda 1217 gwH enerji üretimi yapılmaktadır. Göl hacmi 1.078,75 x106 m3 tür.Baraj yüksekliği 175 m dir

      Suat Uğurlu Barajı Ve Hidro Elektrik Santrali: Hasan Uğurlu barajının 18 km aşağısında Yeşilırmağın Çarşamba ovasına açıldığı yerde bulunan barajın yapımına da 1971 yılında başlanılmıştır. Balohar barajı adı ile başlanan baraja daha sonra trafik kazasında Hasan Uğurlu ile hayatını kaybeden eşi Suat Uğurlu’nun adı verilmiştir. Projenin amacı enerji üretimi ve Çarşamba ovasının sulanmasıdır. Barajın 1.ve 2. Ünitesi 1979 yılı sonunda, 3. ve 4. Ünitesi de 1983 Martında işletmeye açılmıştır. 46 mw gücünde ve yıllık 273 gwH enerji üretimi yapılmaktadır. Göl hacmi 181,31 x106 m3 tür. Baraj yüksekliği 51 m dir

      Altınkaya Barajı Ve Hidro Elektrik Santralı: Altınkaya barajı Bafra ilçe merkezinin 35 km güney batısında Kızılırmak üzerinde yer alan temelden 195 m yükseklikte , kil çekirdekli kaya dolgu tipinde bir barajdır. 700 mw gücünde yılda 1 milyar 632 milyon  kwh enerji üretimi yapılmaktadır.1987 yılında su tutulmaya başlanmış olup, 1988 ocak ayınından itibaren 175 000 kwH gücündeki 4 no lu ünitede normal üretime başlanmıştır. Göl hacmi 5,763 x109 m3 tür.

      Derbent Barajı: Derbent Altınkaya barajının 30 km mansabında olup, 33 m yüksekliğinde (talvegden)  kil çekirdek kaya dolgu barajıdır. Yüzer baraj sınıfına giren Derbent barajı Bafra’ya 7 km uzaklıktadır. Sulama alanı ise 47.727 Ha.dır. Yapılan kanallarla Bafra ovası sulama  amaçlıdır. 56 mw gücünde ve 257 gwH yıllık enerji üretmektedir. Göl hacmi 213 x106 m3 tür.

      Çakmak Barajı: Zonlu toprak dolgu tipinde, içme-kullanma-sanayi suyu temini için inşa edilmiş bir barajdır. Temelden yüksekliği 57,50 m, normal su seviyesinde göl hacmi 106,50 hm3 ve gövde hacmide 2,60 hm3 tür. Barajdan verilen toplam su miktarı 4000 litre/saniye olup içme suyu için 3540 l/s su verilmekte, Samsun gübre fabrikasında 300 l/s ve Karadeniz bakır fabrikasında ise  460 l/s su kullanılmaktadır.  


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Sal 18 Arl 2007, 01:57
Amazonlar Kimdir?


Samsun Terme Çayı, antik çağ kayıtlarında Thermedon olarak adlandırılıyordu. Kenarında kurulu kente de Themiskyra deniliyordu. Amazonların başkentiydi. Yani, tek göğüslü kadın savaşçıların. Anadolu’da geniş bir coğrafyaya yayılmışlardı amazonlar. Efes, Sinop, Samsun, İzmir ve daha bir çok antik kentin kurucuları oldukları söylenirdi. Efes’teki Artemis Tapınağı’nın yapımını da onların başlattığını yazan tarihçiler vardır.

Argonot’ların “altın postu” arayışlarında da yine amazon kadınlarının adı geçer. Argonot’lular karaya Terme nehri kenarındaki amazon şehrinden çıkarlar. İlyada’da da geçer amazonlar. Truva’nın yaşlı kralı Primaos’u desteklerler.

Strabon, amazonları şöyle anlatır; Senenin on ayında çift sürerler, tarım ve hayvancılık yapar, at yetiştirirler. En gözü karaları ava çıkar, çetin geçen savaş idmanları yaparlar. Daha çocuk yaşlarındayken, büyüdüklerinde sağ ellerini iyi kullanmak, at üzerindeyken daha iyi ok atmak gayesiyle sağ göğüslerini dağlardılar. Mızrak kullanmakta hünerliydiler. Kesik göğüslerini açıkta bırakan tek omuzlu, vahşi hayvan postlarından yapılmış giysi, miğfer ve kalın kemerler kullanırlardı. Anadolu’ya özgü bir silah olan çift başlı baltaları (Labrys) vardı.

Strabon’un anlatımındaki en ilginç detay, soylarını devam ettirmede kullandıkları metottur. Baharda iki aylığına komşuları Gagarianlar’la sınır olan dağa çıkarlardı. Buraya gelen Gagarian erkekleriyle birlikte kurban keserler, gece karanlıkta birbirlerini tanımadan sevişirler, Themiskyra’ya geri dönüp doğum yaptıklarında doğan kız çocuklarını alı koyarlar, erkek çocuklarını Gagarian ülkesine geri gönderirlerdi. Gagarian erkekleri kendi oğlullarının hangisi olduğunu bilmediğinden gelen bebeği kabullenir ve büyütürdüler.

Amazonlar, Anadolu yarımadasında büyük bir öneme sahipti. Hem tarihçiler hem de mitos yazarları İzmir'in, Efes'in, Sinop'un ve daha pek çok kıyı kentinin Amazonlar tarafından kurulduğunu söylerler. Platon ve Sokrates Anadolu'da yaşayan bu çok kuvvetli ve cesur kadınların sık sık Yunanistan'a akın ettiklerinden bahseder.

Mitolojiye göre Amazonlar savaş tanrısı Ares'le Harmonia (yada Aphrodite)'nın kızlarıdır. Tasvirlerde çok iyi ok, yay, kargı ve mızrak, iki ağızlı balta (Labrys) kullandıkları ve at sırtında savaştıkları görülmektedir.

Amazon sözcüğünün eski bir Anadolu diline ait olduğu söylenir. Bazı bilginlere göre A-mazon=Memesiz anlamına gelir. Yaylarını daha rahat çekebilmek için sağ göğüslerini kestikleri ve bundan dolayı kendilerine Amazon adı verildiği ileri sürülür. Oysa en erken tarihlerden itibaren yapılmış olan tasvirlerin çoğunda Amazonlar'ın göğüslerinin ikisi de görülür. Başka bir görüşe göre Amazon'un A'sı şiddet ve güç anlamına gelir, mazon ise göğüs demektir. Sözcük bu kez memesiz değil, tam tersi geniş ve kuvvetli göğüslü demektir.

Bir diğer görüşe göre Amazon kelimesindeki "A", Türkçe'deki-maz-eki gibi olumsuzluk getiren bir takıdır. "Mazo" ise dokunulmaz demektir. Bu görüşe göre Amazon bir erkek tarafından dokunulmaz olan kadın demektir. Pek çok Amazon kadınının mitolojideki kahramanlarla ilişkisi olmuştur; Hippolyte'nin Herakles, Antiope'nin Theseus, Penthesileia'nın Akhilleus efsanelerinde adları geçer. Bir diğer görüşe göre ise eski Kafkas dilinde"Maza" ay demektir. Amazonlar'ın hem ay tanrıçasına hem de önce Kybele sonra da Efes Artemisi'ne taptıkları için Amazonlara bu ad verilmiştir. (Kaynak: Kenthaber)

Önemli Not: Urfa Haleplibahçe'de bulunan mozayiğin Amazonlara ait olduğu ve Amazonların Samsunda yaşadıkları efsanesinin sona erdiği(!) şeklinde bir propagandayla karşı karşıyayız. Haberimizde bu noktayı açığa kavuşturuyor. Amazonlar sadece Samsunda değil "Efes, Sinop, Samsun, İzmir ve daha bir çok antik kentin kurucuları oldukları söylenir."


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Sal 18 Arl 2007, 02:13
Güzel Haber


Terme'de "Amazon Köyü" oluşturulacak.

Samsun - Efsanevi kadın savaşçılar Amazonların yaşadığı yöre olarak bilinen Samsun'un Terme ilçesi Gölyazı beldesinde turizm amaçlı bir "Amazon köyü" oluşturulacak.

Efsanevi savaşçı kadınlar olarak bilinen ve çeşitli hikayeleri günümüze kadar ulaşan Amazonların yaşadıkları yöre olarak çeşitli kaynaklarda atıflarda bulunulan Gölyazı beldesinde, belediye tarafından bir çalışma başlatılacak.

Gölyazı Belediyesince planlanan projeye göre, yörede Akgöl çevresinde 50, Çoban Yatağı yöresinde 100, belde içindeki uygun bir alanda da 40 dönüm olmak üzere yaklaşık 190 dönüm alanda Amazon köyü oluşturulacak.

Turizm amaçlı çalışma ile yörenin tanıtımını ve Amazon diyarı olarak bilinen beldelerinin turizm potansiyelini harekete geçirmek istediklerini belirten Gölyazı Belediye Başkanı İsa Baş, çalışmanın birkaç aşamada hayata geçirileceğini söyledi.

Bu amaçla, AB hibe programları kapsamında bir proje hazırlandığını da bildiren Baş, çalışmayla ilgili ön hazırlıkların sürdürüldüğünü söyledi.

Proje kapsamında oluşturulacak köyde Amazonlardan çeşitli simgeler bulunacağını belirten Baş, "Turizm amaçlı olacak bu çalışmada ziyaretçiler kendilerini çağlar öncesindeki bir Amazon köyünde hissedecekler. İsterlerse ok atıp, ata binecekler. Amacımız gelen ziyaretçileri Amazonların yaşadığı döneme götürmek"dedi. (Kaynak: Haberx.com)


birolkys
6 yıl önce - Sal 18 Arl 2007, 02:24

Bu konuda Samsun;u ve termeyi öne çıkaracak gelişmelere katkıda bulunan herkesin eline sağlık


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Prş 20 Arl 2007, 17:08
Amisos Mozayiği, Akhilleus ve Samsun




Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nin tabanında bulunan Amisos Mozaikleri'ndeki Akhilleus (Aşil) figürü.


Amisos Mozayiği Günyüzüne Çıkıyor

1958 yılında Amerikalılar için yapılan radar istasyonu inşaatı sırasında tesadüfen Antik Amisos (Samsun) kentinde bulunarak 1959 yılında Samsun Arkeoloji Müzesi'ne kaldırılmıştır. Roma İmparatoru Alexander Severus (M.S. 222-235) zamanında yaptırılan ve M.S. 5. yüzyıl sonlarında Bizans Döneminde tamir edilen bir taban mozaiğidir.

Benim bahsetmek istediğim konu Truva filmiyle bir kez daha gündeme gelen efsanevi savaşçı Akhilleus'un (Aşil), Samsun'da ne işi vardı?

Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Derya Şahin, 'Amisos Mozaiği Işığı Altında Akhilleus-Thetis İkonografisi' konulu yüksek lisans tezinde, Akhilleus'un (Aşil) varlığının Karadeniz'in kuzey sahillerinde, Batı Anadolu'da, Ege adalarında, kıta Yunanistan'da ve aşağı İtalya'da olduğunun bilindiğini ve Akhilleus'la ilgili olarak Karadeniz'de araştırılmayan çok fazla buluntu olduğunu söylemektedir.

Aslında sorumuzun cevabı İlyada Destanında vardır. İLYADA DESTANI ünlü tarihçi Homeros'un Truva savaşını anlatan destanıdır. Bu destanın bir bölümünde " Amazonlar, ata binen savaşçı kadınlar; savaşmaktan zevk almışlardır... Truvalıların yanında savaşmayı kararlaştırırlar... On üç kadın, akha saflarını kırıp geçirirler. Ancak Akhilleus devreye girer ve amazonlar kraliçesini öldürür... Daha sonra Priyamos'un yeğeni Memnon -etiyopyalıların kralı- ordusuyla savaşa katılır ancak öldürülür. Truvalılar umutlarını kesmişlerdir."


Achilleus'un Amazon kraliçesi Penthesila'yı öldürme sahnesi


Büyük İskender bile kendisine Akhilleus'u örnek olarak almıştır.

Bu şu demektir. Samsun sıradan bir kent değildir. Ulusal kültürel değerlerinin dışında antik kültür mirasıyla bu sahada dünya devleriyle boy ölçüşebilecek kıymetli hazinelere sahiptir.


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Pzr 06 Oca 2008, 19:58
Terme'de Amazon Festivali



Terme ilçesi Gölyazı Belde Belediye Başkanlığı tarafından 2000 yılında başlatılan ve 28-30 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen “Uluslararası Gölyazı Amazonlar, Çevre, Kültür ve Turizm Festivali”'inden eski bir görüntü.

Alıntı:
Sadece kadınlardan oluşan bir topluluk olan Amazonların, M.Ö. 1200 yıllarında Terme Çayı kıyısında, Thamiskyra kentini kurdukları öne sürülüyor. Savaşçılıklarıyla ün yapmış olan Amazonlar, efsaneye göre, günlük yaşamda erkekleri yanlarında işçi ve uşak olarak bulundurmuşlar. Amazonların, nesillerini devam ettirebilmek için de savaşlarda esir aldıkları erkeklerle beraber oldukları ve sonradan onları öldürdükleri rivayet ediliyor.


En son Çetin KOŞAR tarafından Pzr 06 Oca 2008, 20:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Pzr 06 Oca 2008, 20:02
Amazon Figürleri


Kültür Bakanlığınca Hazırlanan slayttan...








Herakles mitolojide, fizik ve moral gücün simgesi bir kahramandır. Canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanımlanan Herakles, sözünde durmayanları cezalandıran, insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. Başarılarını yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla elde etmiştir.


Yunan mitolojisinde Herakles (Ηρακλής), Roma Mitolojisi'nde Herkül, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene'nin oğludur. Kadına aşık olan Zeus ona kocası kılığında yaklaşmıştır. Herakles'in Zeus'un çocuğu olduğunu anlayan Hera onunla sürekli uğraşmış ve ölümüne neden olmuştur. Herakles doğduğu günden itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir. Hera'nın gönderdiği iki büyük yılanı öldürdüğünde henüz birkaç günlük bebektir. Herakles üstün bir eğitim görmüştür. En iyi yaptığı işler ok atmak, araba kullanmak ve güreşmektir. 18 yaşına geldiği zaman Kitharion ormanlarında yaşayan ünlü canavarı öldürmüştür. Kendisine ödül olarak Thebai kralının kızı Megara verilmiştir. Bu kızdan üç oğlu olmuştur. Hera işe karışarak Herakles'i çıldırtmış, Herakles'te karısını ve çocuklarını öldürmüştür. Suçlarından arınması için Miken kralının hizmetine girip, onun her istediğini yapması gerekmiştir. Kralın Herakles'e yaptırdığı 12 işe mitolojide Herakles'in 12 görevi ve ya işleri denir.(Wikipedia.org)

12. Görev: Amazonlar kraliçesi Hippolyta'dan kemerini almak. Kemeri almak için kraliçe ile anlaşmış, ancak Hera'nın kışkırtmasıyla Amazonlar, Herakles'e saldırmış, Herakles de kraliçeyi öldürmek zorunda kalmıştır.







En son Çetin KOŞAR tarafından Pzr 06 Oca 2008, 20:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Pzr 06 Oca 2008, 20:11















Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Çrş 09 Oca 2008, 01:25






























Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET