1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 13  |
 |
kutbay
16 yıl önce - Çrş 08 Ağu 2007, 21:30
| Alıntı: |
ben de Samsun'luyum, o yüzden bu espriyi yaptım.
Sanırım Tekkeköy ve 19 mayıs ilçeleri büyükşehire bağlandı benim bildiğim. |
bildiğim kadarıyla doğuda havaalanına kadar olan ilçeler batıda incesu güneydeyse yeşilkente kadr büyükşehir belediyesine bağlandı yani 19 mayıs (eski adıyla engiz) büyükşehir belediye sınırlarının dışında kalıyor.
bu arada espriye diyecek yok
|
 |
f.akgun
16 yıl önce - Çrş 08 Ağu 2007, 22:34
inegöl de baya bi büyük
|
 |
gunersalim
16 yıl önce - Çrş 08 Ağu 2007, 22:40
Emirdag ilcemiz ülkemizin en fazla gurbetci bulunduran ilcesidir.Kış nufusu 30 bin olan ilce yazın 100 bin e kadar ulasamaktadır.
|
 |
gokceyakali
16 yıl önce - Çrş 08 Ağu 2007, 22:45
Eskişehirin gurbetcılerıde birhayli fazladır. Bundan eminim cunku yazın nufusun 750 bini gectıgı soyleniyor.(yani yaklasık50 bin gurbetci).Trafikdeki yabancı plakalı arac sayısıda bir hayli artıyor.
|
 |
alperdundar
16 yıl önce - Prş 09 Ağu 2007, 07:54
Benim bildiğimde en büyük ilçeler Seyhan ve Çankaya ama bunlar merkezdeler Seyhan büyüklüğü Adaan gibi bişehrin merkezdeki 2 ilçesinden biri olması Çankayada malüm Başkentin başı
Merkezden ayrı Tarsus,İskenderun,Ereğli büyük ilçeler...
|
 |
Aktoprak
16 yıl önce - Prş 09 Ağu 2007, 10:49
Bende farklı bir açıdan bakayım olaya, Türkiyenin batıda olmasına rağmen en az doğu ve güneydoğulunun yaşadığu ilçesi bence Susurluktur. Bunu neden mi yazdım batıdaki yerleşim yerleri ne yazıkki doğu ve güneydoğudan gelen göçlerle doluyor, ama Susurlukta böyle bir sıkıntı yok, 2001 yılındaki talihsiz bir olay nedeniyle de İlçede yaşayan doğu ve güneydoğu kökenlilerde İlçenin yerlileri tarafından büyük bir birlik beraberlik örneği gösterilerek (bana göre) kovuldular.
Bandırmalı olmama rağmen yukarıda yazdığım göçleri bol miktarda aldığı için güzel Bandırmamdan gunden güne soğuyorum....
Dilerseniz bilmeyenler için bahsettiğim talihsiz olayı hatırlatayım...
| Alıntı: |
Susurluk’un perde arkası(Analiz Mayıs 2001)
Susurluk nicedir ne ayranı ne de Mihailiç peyniri ile yapılan tostu ile anılıyor..
Susurluk,6 Aralık 1996’da Balıkesir istikametinden Bursa’ya giden ve Susurluk karayolunu kullanan bir aracın bir kamyonla çarpışması sonucu araçtan çıkan çete ile birlikte anıldı..
Çete,’Susurluk çete’si oldu!..Yıllarca bu imajın temizlenmesi için elinden gelen çabayı sarfeden Susurluk,6 Nisan Cuma günü belediye hopörlerlerinden yükselen bir anons ile yeni bir yangının içine düştü..
Hunhar bir cinayet
Susurluk’ta mütevazi bir yaşam süren Çaldıran ailesi,küçük kızları Nazlıcan’ın tedavisi için İstanbul’a gitmek için hazırlandıklarında,ilköğretim 4.sınıf öğrencisi Avşar Sıla’yı anneannesi Fatma Özkan’ın yanında kalmasına karar kıldılar.
6 Nisan Cuma günü saat 10.00 sıralarında evin önünde oynayan Avşar,11.00 sıralarında kayboldu..Torununu hiçbir yerde bulamayan anneanne Emniyet’e bildirdi..Belediye hopörlerlerinden küçük kızın bulunması için vatandaşlardan yardım istendi..
Aynı günün akşamı saat 18.00’de emniyet güçleri,Avşar Sıla’nın en son,evinin karşısında oturan katil zanlısı Recep İpek’in ağabeyinin kızı ile görüldüğü öğrenildi.Soruşturma derinleştirildiğinde Avşar’ın Recep İpek’in evine ,İpek’in ağabeyinin kızı ile girdiği saptandı.Boş olan evde yapılan aramada Avşar’ın saç tokası bulunurken küçük kızdan bir iz bulamadı..
Recep İpek ‘in aranmasına başlandı.İpek’in aynı gün çalıştığı Şahinler Akaryakıt İstasyonu’ndan para alarak,bir otobüse binerek saat 15.30’da Susurluk’tan ayrıldığı belirlendi.
Bizzat Susurluk Kaymakamı Abidin Ünsal’ın yönlendirmesiyle saat 21.00’den itibaren vatandaşlar,jandarma ve emniyet güçleri tarafından Avşar,şehrin en metruk yerlerinde,dere boylarında,boş inşaatlara varıncaya kadar aranmasına başlandı.Saat 03.00 kadar süren arama çalışmalarından yine bir sonuç alınamadı..
7 Nisan cumartesi günü Susurluk için bir dönüm noktası oldu.Balıkesir Emniyet Müdürlüğü Cinayet Masası elemanları zanlı Recep İpek’in evinde yaptıkları ikinci aramada,küçük kızın cesedini evin bodrumunda,bir çuval içinde, üzeri odunlarla kapatılmış şekilde buldu.
Cinayet ve söylentiler fitili ateşledi
İki gündür belediye hopörlerlerinden Avşar’ın anonsu ile gergin bir bekleyiş içersinde olan Susurluklu’lar zanlı İpek’in Burhaniye mahallesindeki evi önünde toplandılar.Küçük kızın öldürülmeden önce tecavüze uğradığı ve zanlı tarafından bedeninin parçalandığı yönünde söylentilerin ayyuka çıkması fitili ateşledi..
2000 kişiyi bulan öfkeli kalabalık ,7 Nisan Cumartesi akşamı saat 10.30 sıralarında,Susurluk Emniyeti önüne ve oradan da sloganlar atarak,Balıkesir-Susurluk karayolu üzerindeki Şahinler Akaryakıt İstasyonu’na yöneldi.
“Susurluk kürtlere mezar olacak”,”Apo’nun itleri korkutamaz bizleri” vb., sloganlarla karayolunu trafiğe kapatan öfkeli kalabalık akaryakıt istasyonuna varmadan jandarma özellikle yakıt tankları ve pompaları etrafında güvenlik önlemleri aldı.Ancak,istasyon önünde engellenemeyen öfkeli kalabalık tesisin lokanta ve kafetarya bölümlerini yakıp,yıktı..
Jandarmanın havaya yaklaşık 30 el ateş etmesiyle geri çekilen öfkeli kalabalık gece yarısı saat 01,30’a kadar karayolunu trafiğe kapattı.
Susurluk Emniyet güçlerine de zaman zaman yönelen tepkiler,jandarmanın soğukkanlı tutumu ve Balıkesir Emniyet Müdürü İhsan Yılmaztürk’ün takviye emniyet birimleri ile Susurluk’a gelmesi ve vatandaşlarla bire bir diyaloğa girerek, Avşar’ın katilinin kısa sürede yakalanacağına söz vermesiyle dağıldı ve yol trafiğe açıldı..
Ancak, gençlerin başını çektiği kalabalık gruplar Susurluk içinde slogan atarak şehir merkezine kadar slogan atarak yürürken,Atatürk anıtında saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunduktan sonra topluluklar dağıldı.
Pazar günü evler kundaklandı..
Yörsan yağmalanacaktı..
Susurluk’ta gayri resmi sıkıyönetim..
8 Nisan Pazar günü akşam saat 18.00 sıralarında zanlı Recep İpek’in evinin önünde yeniden toplanan öfkeli kalabalık sloganlarla zanlının babasının evini ve doğu kökenlilerin evlerine saldırdı.. “Susurluk kürtlere mezar olacak”sloganlarıyla üç evi kundaklayan kalabalık içinde alkollü kişilerin varlığı olayların kontrolden çıkmasını beraberinde getirdi.
Yeniden şehir merkezine inen grup, Atatürk anıtında sayfı duruşunda bulunduktan ve İstiklal Marşa okuduktan sonra Balıkesir-Susurluk karayolunu trafiğe kapatarak,Yörsan’a yürümeye başladı.Ancak,yoğun trafik ve emniyet güçlerinin yoğun önlemleri ve barikatıyla karşılaşan gruba müdahale edilerek dağıtıldı..
Küçük grupların taşkınlıkları ile süren olaylarda Şahinler Akaryakıt İstasyonu yeniden yakılmak istenirken,İçişleri Bakanlığı olaylara müdahale ederek,yerel yöneticiler güvenlik olaylarında devre dışı bırakılarak,güvenlik ağırlık olarak Jandarma Genel Komutanlığı’nın talimatıyla jandarmaya verildi..Yüzlerce asker ve panzer eşliğinde polis ile Susurluk’ta adeta gayri resmi sıkıyönetim ilan edildi..
Aralarında Balıkesir DSP İl Genel Meclis üyesi Ali Dürmüş’ün ,Susurluk 5 Eylül Gazetesi Sahibi Orhan Durmaz’ın da bulunduğu yaklaşık 175 kişi gözaltına alındı.
Susurluk ağladı
8 Nisan Pazar günü Bursa A dli Tıp’tan Avşar’ın boğularak öldürüldüğü ancak vücudunda darp izi bulunmadığı ve tecavüze uğramadığı bilgisi Susurluk’a ulaştı..9 Nisan Pazartesi günü Bursa Adi Tıp’tan Susurluk’a getirilen Avşar’ın cenazesi yoğun güvenlik önlemleri altında Susurluk tarihinin tanık olmadığı bir insan seli ile karşılandı.
Binlerce insanın gözyaşları içinde evinden alınan ve Carşı Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası şehir mezarlığına defnedilen küçük Avşar,Susurluk’u yasa boğdu.
27 kişi tutuklandı..
Zanlı İpek Bismil’de yakalandı..
Susurluk Emniyeti’nde değişiklik..
Susurlukta gösteriler ve kundaklama olayları nedeniyle gözaltına alınan yaklaşık 175 kişi 10 Nisan Salı günü Susurluk Adliyesi’ne getirilip sorgulandı.Gece,02.00’ye kadar süren sorgulama sonucunda 22 kişi tutuklanırken,18 Nisan’da gözaltına alınanlarla tutuklu sayısı 27’ye ulaştı.
Cinayet zanlısı 24 yaşındaki Diyarbakır doğumlu Recep İpek ise Diyarbakır’ın Bismil ilçesi kırsalında saklandığı yerde güvenlik güçlerince ele geçirilerek,Balıkesir’e getirildi.
Olayların başlamasıyla birlikte Balıkesir Emniyet Müdürü İhsan yılmaztürk ve yardımcıları Susurluk’ta olayların kontrol altına alınması ve suç işleyenlerin belirlenerek,gözaltına alınması yönünde büyük çaba sarfetti.Bu çabada öne çıkan isim ise Balıkesir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Koruma,Özel Güvenlik,Turizm,Sivil Savunma müdürlükleri görevinde bulunan Fikri Özsoy idi.Özsoy,İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın emriyle Susurluk İlçe Emniyet Müdürü Nizamettin Saldam görevinden alınırken Özsoy bu göreve atandı.Susurluk Emniyetinde bir dizi değişiklik yapıldı.
Özsoy’un,İzmir Emniyeti’nde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü yanı sıra Siirt,Bingöl,Sivas’ta başarıyla görev yapmış bir müdür olması,İçişleri Bakanlığı’nın Susurluk’taki olaylara verdiği önemi gösteriyor..
Susurluk’taki öfkenin ardında yatan ne?
Balıkesir-Bursa karayolu üzerinde bir geçiş noktası olan Susurluk,yıllardır karayolunu sağlı sollu çevreleyen dinlenme tesisleri ile bu geçişi Susurluk ekonomisine bir kazanç olarak kazandırmış bir kent.
Özellikle,Susurluk ayranı ve Mihaliç peyniri ile yapılan tostu,çiğböreği ile karayolundan geçenlerin uğrak noktası olan Susurluk,güneydoğu bölgesinde yaşanan çatışmalar nedeniyleson on-onbeş yıldır göç almaya başladı.
Susurluk karayolu üzerindeki hareketlilik nedeniyle bu güzergahda arazi alarak tesis yapan doğu kökenliler,kısa zamanda Susurluk ve ekonomisinde,sosyal yaşamında söz sahibi olur konuma ulaştı.
Hemşehrilik ilişkileri ve geniş aile yapıları ile kendi içlerine kapanık bu yapı,başlangıçta Susurluk’u tedirgin etmedi..
Ancak,doğudan kaçan kirli paranın,ülkenin batı kesimlerinde de kendi düzenini kurarak,büyümesi ve söz sahibi olması,Susurluk insanını tedirgin etti..Kaçak akaryakıt,kaçakçılık,uyuşturucu ve benzeri gayri meşru ve gayri yasal faaliyetler,son model arabalar ve korumalar,yerleşik nüfusun önce dikkatini beraberinde de tepkisini çekmeye başladı.
Yerleşik nüfus içinde sermaye birikimi olanların yatırım ve istihdam arttırıcı girişimcilik yerine repo ve rantiyeciliğe yönelmesi,ekonomik sıkıntı içinde bulunanların ellerindeki gayri menkulleri dışardan göç etmişlere yok pahasına satışını gündeme getirirken,parasal güce paralel bir emlak gücü belli ellerde toplanmaya başladı.Başlangıçta evsahibi konumundaki yerleşik nüfus,gün geçtikçe konuk olmaya aday hale geldi..Ötesine geçti,bu tesislerde iş arayan,dilenen ve çalışan konuma düştü..
Tüm bu ekonomik sürecin yarattığı çarpık sosyal ilişkiler yerleşik nüfusu ezdi..İçten içe duyulan ve beslenen alerji,tepki ve öfke ile adım adım yükseldi..
Tüm bu süreci ateşleyen bir diğer önemli sosyolojik faktör ise Susurluk’un PKK ve diğer terör örgütleri ile mücadelede verdiği şehitlerde aranmalı..Oğullarını bayram havasında askere gönderen,subay,polis çocuklarını görev yaptığı bölgeye canlı gönderen yerleşik nüfus,birbiri ardına gelen cenazelerle sarsıldı.Acısını içine gömen şehit aileleri ve yakınları,dosları öte yandan Susurluk’ta genişleyen doğu kökenli bir kaç ailenin büyüyen düzeni karşısında tepkisiz kalamazdı..Tepki,dalga dalga zaman içinde Susurluk’u içine aldı..
Bunun yanı sıra,Susurluk’u kendisine sahip çıkmasını beklediği kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerinin,memurlarının bu ‘çevre ‘ile kurdukları yakın ilişki nedeniyle sorunlarını dile getirebileceği makam ve kişi bulmakta güçlük çeker hale geldi..Gösterilende,halkın,’bizi bir simite,bir ayrana sattılar’diyerek emniyet güçlerine dönük yüksek sesle gündeme getirdikleri tepki,özellikle jandarma subay ve astsubaylarına bu tepkilerini taşıma çabaları unutulmamalı..
Küçük Avşar’ın boğazlanması bu ekonomik, sosyal, psikolojik,kültürel ve etnik unsurlar birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde patlamaya ramak kalmış bombanın fitilini ateşledi..Avşar kızın öldürülmesi,fitili ateşledi!..
Susurluk’ta yaşanan olayların son ekonomik krizle bu çerçevede çok büyük ilişkisi yok!..Susurluk,’bir şekilde’zaten patlamaya hazır hale çoktandır gelmiş ancak bu kamu yöneticileri tarafından görülmek istenmemişti..
Susurluk’ta bastırılmış bir şey yok!..
Susurluk hala kendi içinde tepkili ve öfkeli.. Olayların sönümlenmiş olması ve olaylarla bölgeye yapılmış güvenlik takviyesi,gözaltına alınmalar ve tutuklamalar,suskunluğu ve tepkisizliği bugün için öne çıkartmış görünüyor..Ancak, Susurluk’ta kiminle konuşursanız tepki ve öfke hemen su yüzüne çıkıyor..Onun için,Devlet,devlet olmanın ciddiyetiyle yerleşik nüfus ile arasına giren yabancılaşmayı ortadan kaldırıcı;vatandaş nezdinde konu edilen iddiaları tek tek aydınlatıcı bir fonksiyon yüklenmek zorunda..Bu konuda yerel yöneticilere büyük sorumluluk düşmekte..
Sarıköy ders olmadı..
2000 yılı son aylarında Gönen’e bağlı Sarıköy beldesinde yaşananlar Susurluk’un küçük bir örneği..Bölgeye ‘dışardan’ gelmiş ‘kirli sermaye’nin akışı,kurduğu düzen,işlettiği çark ,ilgili ve yetkili kurum ve kişiler tarafından kontrol ve denetim altına alınmadığı sürece bu tür olayların yaşanması kaçınılmaz gözüküyor..
Özellikle yerel ve bölgesel basının haber ve yorumlarına dikkat etmek,halkın nabzını iyi tutmak ve tansiyonunu arttırıcı unsurların belirlenmesine çalışmak kanlı ve tatsız olayların bir daha yaşanmasının önüne geçilmesini sağlayacaktır..
Susurluk’ta halk,görevini yasalar çerçevesinde yerine getirmeyenlere,suistimal edenlere,acı bir ders verdi..Bu dersten çok yönlü sonuçlar çıkartmak ve gözetmek herkesin görevi olmalı..
Sarıköy’de de sanki raslantısal gibi kendisini dışa vuran ve çabuk biten olaylarda Devlet irdeleyici olmak zorunda..
Bu iddialar aydınlatılmalı!
Şahinler Akaryakıt İstasyonu’nun sahibi Ömer Çeken,tesislerinin yakılıp yıkılmasına tepki göstererek,”İşi Türk-Kürt meselesine dökmeye çalışıyorlar.Herkes kendi cezasını kendisi veremez.Öyle olsa bir telefonumuzla Susurluk’u dağıtalım o zaman”açıklamasıyla dikkat çekerken,olaylardan bir kaç gün sonra daha önce tesisin sahibi gözüken kardeşi Ahmet Çeken’in kaçak akaryakıt trafiğine göz yumması karşılığında ,Kocaeli Emniyet Müdürü Erdinç Sarıalp’e milyarlarca lira rüşvet verdiği gerekçesiyle gözaltına alınarak,tutuklandı.
ANALİZ soruyor:
Bir telefonuyla Susurluk’u dağıtabileceğini belirten Ömer Çeken bu gücü nereden buluyor ?
Şimdi aranıyor!
Şahinler Dinlenme Tesislerinin Sahibi Sadık Çeken de arananlar listesine girdi..Kocaeli’ndeki akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili arandığı belirtilen Çeken ile ilgili gözaltı emrinin Susurluk Emniyeti yerine Jandarma’ya geldiği belirtilirken, Çeken,bir basın kuruluşuna gönderdiği açıklamada,Emniyet ve Sayın kaymakamın üzerinde geçmişte hakimiyet tesisine uğraşıyormuşum!Doğru ise aranılır mıydım?!..Sahteci ve kaçakçılar var da kim neden yakalamıyorsa ancak onun mesuliyet altında olduğunu “herkes bilir dedi..
Kocaeli’nde ortaya çıkan akaryakıt kaçakçılığı ile rüşvet skandalı Güney Marmara’da resmi kayıtlarda da tescillenmiş son yıllardaki akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili bir çok soruyu gündeme getirdi..
Kocaeli Emniyet Müdürü Erdinç Sarıalp’in,’sorun çıkartmaması karşılığında’ Nurettin Kutlu’dan her ay 12 bin dolar,Ahmet Çeken’den ise her ay 3 milyar lira ve bir Opel Vectra aldığı iddia ediliyor..Bölgemizdeki akaryakıt kaçakçılığını ise ANALİZ,’Kapıdağ’ın öte yüzü’başlıklı haberi ile okurlarına sunmuştu..
Huzurlu bir kent istiyoruz!.
Susurluk Belediye Başkanı Hayrullah Köroğlu, Susurluk’un doğal güzellikleri ve ayranı, tostu gibi yiyecekleri dışında ülkede anılması ve tanınmasından büyük rahatsızlık duyduklarını belirterek, “Üzülüyoruz ve Susurluk’un eski huzurlu günlerine geri dönmesini özlüyoruz”dedi.
Avşar kızın ölümünün kenti üzüntüye boğduğuna dikkat çeken Başkan Köroğlu, “Öfkeyi ve tepkiyi bir yere kadar anlayabilir ve paylaşabiliriz. Ancak, Susurluk halkının masumiyetini suistimal ederek, tepki ve öfkeyi doğallığının dışına çektiler.Bu karmaşadan medet ve menfaat umanları lanetliyorum. Susurluk halkı ülkesinin bölünmez bütünlüğü,insanların huzur içinde kardeşçe yaşaması için sayısız şehit verdi.Onun için Susurluk’u etnik bir çatışmanın odağı haline getirmek Susurluk’a ihanet etmek demektir. Katilin etnik kökeni bizler için hiç bir şey fark etmiyor. Çünkü, katil katildir. Katilinde,olayları doğal mecrasından farklı yönlere çekmek isteyenlerin de yargı önünde hesap vereceklerine,suçlu ile suçsuzun yargıda kısa sürede ayırt edileceğine inanıyor ve Susurluk’un bir an önce eski huzuruna dönmesini istiyoruz”dedi.
İnsanlar tahrik oldu!
Susurluk .... İlçe Başkanı Ahmet Eroğlu: Öncelikle gündeme gelmiş iddiaların ciddiyetle doğruluğunun araştırılması lazım. Susurluk’un heyecanı ilk kez böylesine ortaya çıktı.Olaylarda halk masum ve yasaları bilmemesinin rolü var.İzinsiz toplanıp yürümenin bile suç olduğunu yeni öğrendi.Halk zaten patlama noktasında idi.Bunun en büyük enedini ekonomik.Türkiye’ de hergün heryerde yürüyüş var.İşsizlik çok.Bir de cinayet üzerine çok spekülasyon yapıldı.Bu söylentiler insanları tahrik etti ve bütün Susurluk tepki verdi.Yoksa ortada Kürt düşmanlığı diye bir şey yok.
Vitrin olmaya çalışıyorlar!
Susurluk Bilim Dersanesi Sahibi Atilla Kocaoğlu: Kendileri doğu kökenli bir kaç petrol istasyonu var.Bunlar toplumda daha çok kaçakçı ve gayri meşru işlerle anılıyor.Paralarıyla vitrin olmaya çalışıyorlar.tesislerin gerçek sahipleri de belli değil.Ekonomik krizin ortasında bu milleti rahatsız etti.Bazı provakatörler de olayları tahrik etti ve halkın tepkilerini yönlerdirdi. Halkın tepkisi etnik değil. Tepki, bu kişilerin Susurluk’ta estirmeye çalıştırdıkları hava ya da görüntüleriyle ilgili.Susurluk kilit bir kent ve emniyet güçlerinin daha hassas olmaları gerek.Bu yoldan kim gelir kim geçer belli değil.Ayrıca, ekonomik sıkıntı çekenler tarlasını, tapusunu dışardan gelenlere sattılar. Susurluk’un yarısı yerlisi olmayana gitti endişesi de tepkilere neden oldu.Oysa ki, Susurluk’un varlıklısı sorunlara fazla eğilmedi.
Diri göndermişiz ölüleri gelmiş!
Susurluk Ziraat Odası Başkanı Lütfü Efe: Şahinlere vatandaş dolduğu için saldırdı.Polislerin onlarla sıkı ilişkileri vatandaşı rahatsız ediyordu.Tepki infiale dönüştü.Susurluk kirli iş bilmezdi.Şimdi kaçak akaryakıt,uyuşturucu,sahte fatura,silah kaçakçılığından söz ediliyor.Demek ki,vatandaş iyi izleyiciymiş. İzlemesi gerekenler izlememiş ama vatandaş herşeyi bildiğini gösterdi.Afşar’ı öldürenin doğulu olması olaya etnik renk kattı ama Susurluk’ta bölücülük ,ayrımcılık yoktur.Bundan sonra kanunsuz işler yapanlara daha dikkat edilmeli ve vatandaş aptal yerine konmamalı. Tepkilerde,doğuda şehit düşen çocuklarımızın acısının da rolü var.Diri göndermişiz ölüleri gelmiş.Yani bu olayın çok yönlü ele alınıp,ders çıkartılması lazım.
Susurluk bu değil!
5 Eylül Gazetesi Sahibi Orhan Durmaz: Avşar’ın hunharca öldürülmesi olayı Susurluk’u gene dünya gündemine taşıdı.Türkiye’ye ve dünyaya tanıtılmak istenen Susurluk bu olmamalıydı.Bir kaç provakatörün ‘Susurluk Kürtlere mezar olacak’ sözü bütün Susurluk halkına maledilmemeliydi.Şahinler tesisinin camlarının kırılması ise halk arasında yaptığımız araştırmaya göre kürt olmasından değildi.Ortada bir çok iddia var ve bu iddiaların aydınlığa kavuşturulması gerekiyor.ben bunları hep dile getirdim ama yalnız kaldım.
|
kaynak: http://www.ilkhaber.com.tr/susurluk.asp?ref=parax.info
|
 |
serif.pmk
16 yıl önce - Cmt 18 Ağu 2007, 16:15
Seyhan ın nüfusu 2000 yılında 850.000 dir.yüreğir ise 500.000 dir.Seyhan çok hızlı gelişen bir ilçedir.Nüfusu da çok hızlı atmaktadır.Aldığı şehir dışı göçlerin yanısıra Yüreğir ilçesinden de çok aşırı göç almaktadır.Şu an nüfusu bence 1.500.000 olmuştur.Seyhan'da toplam 2 tane belde var.Bu da şehirciliğin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor.Bunlar doğru mu bilmiyorum ama şunları daha önce duuydum:
1-Seyhan Avrupa'nın en büyük ilçesidir.Avrupa'daki tüm ilçelerinden büyük diye duydum.
2-Türkiye'nin en büyük mahallesi Toros mahallesi Seyhan (Adana)'da bulunmaktadır.
Arkadaşlar bunlar sadece duyumlarım.Üstteki iki maddeyi çevremde çok sık duydum.Ben milletin yalancısıyım
|
 |
Koray Cerit
16 yıl önce - Cmt 18 Ağu 2007, 16:28
| Alıntı: |
1-Seyhan Avrupa'nın en büyük ilçesidir.Avrupa'daki tüm ilçelerinden büyük diye duydum.
2-Türkiye'nin en büyük mahallesi Toros mahallesi Seyhan (Adana)'da bulunmaktadır. |
Bende Adanalı olarak bir önceki mesajda belirtilen maddelerden sadece 1. maddesinin doğruluğunu biliyorum.2.madde hakkında bir bilgim yoktur.Ama Seyhan'ın en büyük ilçe olduğunu biliyorum...
|
 |
Yasin Kadıoğlu
16 yıl önce - Cmt 18 Ağu 2007, 19:33
| Alıntı: |
Türkiye’nin Sorunlarına Çözüm Konferansı’nın 2 yıl süren çalışmaları sonucunda 81 il içinde en gelişmiş iller arasında Eskişehir üçüncü sırada yer aldı.
Beşincisi gerçekleştirilen ve iki yılda tamamlanan araştırma sonucuna göre, en gelişmiş ilin İzmir olduğu tespit edildi. İzmir’i Ankara ve Eskişehir takip etti. İstanbul ise 81 il arasında ancak 6’ncı sırada yer alabildi.
Araştırmada, Hakkari en geri kalmış il olarak tespit edildi.
Araştırmaya göre illerin gelişmişlik sıralaması şöyle:
1. İzmir, 2. Ankara. 3. Eskişehir, 4. Bursa, 5. Kocaeli, 6. İstanbul, 7. Çanakkale, 8. Denizli, 9 .Isparta, 10. Muğla, 11. Edirne, 12. Manisa, 13. Antalya, 14. Bolu, 15. Tekirdağ, 16. Balıkesir, 17. Kayseri, 18. Trabzon, 19 Yalova, 20. Kırklareli, 21. Samsun, 22. Bilecik, 23. Sakarya, 24. Zonguldak, 25. Adana, 26. Kırıkkale, 27. Aydın, 28. Burdur, 29. Kütahya, 30. Malatya, 31. Konya, 32. Elazığ, 33. İçel, 34. Karabük, 35. Afyonkarahisar, 36 Tunceli, 37. Kastamonu, 38. Rize, 39. Sivas, 40. Düzce, 41. Gaziantep, 42. Karaman, 43. Erzurum, 44. Uşak, 45. Artvin, 46. Kahramanmaraş, 47. Kırşehir, 48. Çankırı, 49. Erzincan, 50. Nevşehir, 51. Amasya, 52. Hatay, 53. Bartın, 54. Çorum, 55. Ordu. 56. Giresun, 57. Niğde, 58. Aksaray, 59. Tokat, 60. Osmaniye, 61. Kilis, 62. Gümüşhane, 63. Yozgat, 64. Sinop, 65. Diyarbakır, 66. Ardahan, 67. Şanlıurfa, 68. Kars, 69. Bayburt, 70. Van, 71. Batman, 72. Siirt, 73. Mardin, 74. Şırnak, 75. Adıyaman, 76. Bitlis, 77. Muş, 78. Bingöl, 79. Iğdır, 80. Ağrı, 81. Hakkari.
Araştırma sonuçlarına göre okuma-yazma oranı açısından en üst sırada İstanbul gelirken, İstanbul’u Ankara ve Tekirdağ izliyor.
En az okuma-yazma oranına sahip il ise Şırnak.
Kişi başına düşen gayri safi yurt-içi hasıla (GSYİH) açısından, en üst sırada Kocaeli yer alırken, Kocaeli’ni, Bolu ve Kırklareli izliyor.
En az kişi başına GSYİH’ye sahip il ise Ağrı olarak tespit edildi.
En yüksek kentleşme oranında, İstanbul birinci sırada yer alırken, Ankara ikinci, İzmir ise üçüncü sırada bulunuyor.
En az kentleşme oranına sahip il ise Bartın.
Toplam suç sayısının nüfusa oranı açısından yapılan sıralamaya göre ise suç oranı en yüksek il Gaziantep olurken, ikinci Antalya, üçüncü İstanbul, dördüncü sırada ise Ankara yer aldı.
Suç oranı en az olan il ise Erzincan olarak belirlendi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Gür’ün genel koordinatörlüğünde, 81 ilin valileri, belediye başkanları, ünivesite rektörleri, sanayi ve ticaret odaları başkanları ile uzman kişi ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen ve iki yıl süren çalışma sonucu elde edilen verilerle hazırlanan Türkiye’nin Sorunlarına Çözüm Konferansı’nda Türkiye’nin sorunlarına çözüm önerileri de getirildi. Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü gibi kuruluşların verileri başta olmak üzere bir çok ekonomik ve sosyal istatistiki bilginin kullanıldığı çalışmada illerin gelişmişlik ortalamalarının belirlenmesi için şu veriler kullanıldı.
Nüfusu yüzölçümü, okur-yazar oranı, okullaşma oranı, kişi başına düşen GSYİH, kentleşme oranı, il doğumlu olanlar/il nüfusu, ortalama hane halkı büyüklüğü, nüfus yoğunluğu, doğurganlık hızı, bebek ölüm hızı, kadın başına düşen çocuk oranı, öğretmen başına düşen öğrenci oranı,yüksek öğretimdeki öğrenci sayısı, yatak başına düşen hasta sayısı, doktor başına düşen hasta sayısı, işsizlerin işgücüne oranı, toplam suç sayısının nüfusa oranı, sanayi sektöründe çalışan nüfus, kişi başına yıllık elektrik tüketimi, kişi başına yıllık su tüketimi, GSYİH gelişme hızı, merkez ilçelerin gelişmişlik sıralaması.
Konferansta ele alınan çözüm önerileri içinde, istihdamın artırılması, herkese sağlık ve sosyal güvenlik hakkının sağlanması, zorunlu temel eğitimin 12 yıla çıkarılması, AB’ye üyelik sürecinin hızlandırılması, AB’nin yanında, Kafkaslar’da Balkanlar’da ve Ortadoğu’da yeni işbirliği ve güç birliğinin hızlandırılması, bölgesel dengesizliklerin giderilmesi, demiryolu ağının genişletilmesi, tarımda arazinin ve suyun etkili kullanımının sağlanması bulunuyor.
Kalkınma çabalarında insan odaklı olunması, çevre, yoksulluğun azaltılması, adalet, fırsat eşitliği, eğitim kalitesi, araştırma-geliştirme, sağlık, çağdaş sosyal güvenlik alanlarına öncelik verilmesi, güneş, rüzgar, su gibi yenilenebilir biyokütlenin enerji amaçlı kullanımına önem verilmesi, doğalgazın yaygınlaştırılması, yatırımcının önündeki bürokratik engellerin kaldırılması, yatırımla ilgili işlemlerin azaltılması ve etkili bir şekilde koordine edilmesi, yatırımlardaki teşviklerin kademeli olarak ve ürüne veya temel çıktıya göre verilmesi de Türkiye’nin Sorunlarına Çözüm Konferansı’nda gündeme getirilen diğer öneriler oldu. |
daha önce verildiyse özür
|
 |
Görkem Altınörs
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 00:14
ben hatay samandağ die biliorum
hatta samandağ kumsalı dünyanın en uzun 2. kumsalı
| Alıntı: |
| Tekirdağ Şarköy Türkiye'nin en uzun kumsalına sahip ilçesidir. Bu özelliği ile de dünyada 12. sıradadır. Yaklaşık 60 km |
|
 |
sayfa 13  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|