Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ulaşırken çok güldüğümüz komik olaylar!
« önceki   12345 ... 333435   sonraki »

ANA SAYFA -> ULAŞIM
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 4
enes

11 yıl önce - Çrş 03 May 2006, 23:06

Ayhan daha inanılması zor ne şoförlerimiz var.
Mesela;
"Hoşgeldiniz Yaşar" abi var. Boğaziçi geçişli hatlarda çalışır. Otobüsü durağa yanaştırır, ayağa kalkar, her girene hoş geldiniz der. Durduğu tüm durak isimlerini sayar, inemeyen yolcu kalmaz bu sayede. Hoş muhabbettir vesselam....

Bir de Yaşar abinin şair versiyonu var. Kendisi 2 numara ve yine Boğaz hatlarında çalışır, adını diğer üyelerimiz bilirler ben çıkartamadım. Dilinden melodi, kendi yazdığı şiirler eksik olmaz. Aynı şekilde yolcuya abartı güleryüzlüdür.


hakan_1970
11 yıl önce - Cum 05 May 2006, 00:33
hoşgeldiniz


2005 Şubat ayında 129K hattında bir şöför arkadaş ilk duraktan binen tüm yolculara ''hoşgeldiniz '' diyordu. Bu arkadaşa ben de rastladım.
Aklımda kalan bir otobüs yolculuğu olmuştu


hakantaskiran

11 yıl önce - Cum 05 May 2006, 00:42

Alıntı:
2005 Şubat ayında 129K hattında bir şöför arkadaş ilk duraktan binen tüm yolculara ''hoşgeldiniz '' diyordu

bence ogün kendisini fazlasıyla mutlu edecek bir olay yaşamıştır oyüzden öyle davranmıştır



Mustafa Noyan

11 yıl önce - Cum 05 May 2006, 09:30

Alıntı:
bence ogün kendisini fazlasıyla mutlu edecek bir olay yaşamıştır oyüzden öyle davranmıştır

"Hoşgeldiniz Yaşar" Kaptan ise, o güne özel değil, her zaman söyler.
Son durakta da yolcuya teşekkür eder, yine bekler!..


Arda Alkaya
11 yıl önce - Pts 08 May 2006, 16:19

Alıntı:
Bugün durak dışında durup beni aldığı için teşekkür ettiğim İETT otobüs şoförü “Asıl ben teşekkür ederim” dedi. Ne için teşekkür ettiğini sorduğumda ise şu dumurluk cevabı verdi: “Bizi tercih ettiğiniz için.”


Yukarıdaki alıntıyı itiraf.com'dan yapıyorum. Ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır bilemem, ama bana çok ilginç geldi. Konuyla da ilgili olunca alıntı yaptım.


Akın Kurtoğlu

11 yıl önce - Sal 09 May 2006, 03:45

Ehhhehehhee... Mükemmel bir hazırcevaplık örneği!...       Soruyu soranın o anda kesinlikle aklına gelmeyecek bir cevap...  

Akın KURTOĞLU



A.ŞAFAK TOMRUK
11 yıl önce - Çrş 10 May 2006, 09:24

BUHARLI TRENLERDEN  ANILAR : PAZARCI TRENI - MAKINIST A.GANI EVIS'IN ANILARINDAN    

 GELISEN TEKNOLOJI ILE BIRLIKTE ORTADAN KAYBOLUP ,  MUZELERDE YERLERINI ALAN ;
CUFF..CUFF SESLERI ILE DUMAN VE BUHARLAR CIKARTARAK  ,GARLARDA ASKERDEN DONECEK EVLATLARINI, OZLEDIGI  SEVGILILERINI , ESLERINI , DOSTLARINI BEKLEYENLERE ,  BEKLEDIKLERINI GETIREN VEYA ALIP GOTURURKEN HUZUNLE  ARDINDAN EL SALLADIGIMIZ  KARA TRENLER.

PAZARCI TRENI  
 Pazarcı treni dediğimiz, Balıkesir-Dursunbey arası  çalışan haftada iki gün, ikişerden dört tren yapan  bir trenimiz vardı. Yıl 1980lerde olacak sanırım. 46  224 ile Dursunbey'e vardık. Dönüş için hazırlık  yapmaktayız. Efendim buharlı makina ile tren  yapıyorsunuz, öyle ha deyince yola çıkmak imkansız.  Şimdilerdeki gibi dizel ya da elektrikli makina o  günlerde hayal.

 Hemen torna yapıp makinanın biyellerini yağlamakla  işe başlamak lazım. Biyeller yağlandıktan sonra  tendere su alınıyor. Su ikmali yapıldıktan sonra  Dursunbey'de depo olmadığından kömür ikmali  yapamıyorsunuz. Kömürü çekmek lazım. O da bitti mi  sıra işin en zor kısmına geliyor: Ateş dökmeye.  Ateşi döküp tavladık mı şayet zaman kalırsa yemek  yiyiyoruz. Zaman kalmamışsa hemen yola çıkılıyor.  Bazen o kadar çok çabuk yapıyorduk ki, bittikten  sonra geriye dönüp baktığımızda bu kadar kısa bir  zamanda bu kadar çok işi nasıl oldu da bitirdik diye  kendimiz bile şaşardık. Tabi ki arkasında o nefis  dünyanın en güzel çayı olan matara çayını da içmeye  fırsatımız olmaz. Matara çayını içerken yavaş yavaş  sindire sindire yani uzun lafın kısası tadını çıkara  çıkara içilmeli. Bu da matara çayının şanındandır.
 Zaman zaman Aliağa'ya DE 11 000'lerle tren yapan  Gani Usta buharlılarda ateşçi ve makinistin yaptığı  çoğu işi dizel makinaların kendisinin yaptığını bu  yüzden dizel makinalarda makinistliğin buharlılara  göre çok kolay olduğunu söylüyor. Ama yine de  buharlı makinalardaki günlerini, matara çayını,  domda pişen pancarı ve ocakta yapılan balığı  anımsayınca gözleri ışıldıyor, yüzüne fotoğraftaki  gülümseme geliyor
(22. Nisan. 2006)

***
 Bu sayfanın müdavimleri anlatacaklarımın  Balıkesir'de ve 1983 ile 1990 yılları arasında  geçtiğini gayet iyi bilirler...
Dursunbey trenine gitmiştik. Öyle bir kötü kömür  gelmişti ki, yanmıyor ,ocağı bastırıyor, yanması  için de ocağı karıştırmamız gerekiyordu. Ama  karıştırıca da ocak yani ateş plaka bağlıyor. Plaka, kopmayan, ayrılmayan, kocaman, masa kadar bir ateş  demek. Ne kadar zorlarsanız zorlayın, sakız gibi  uzar. Buharlı lokomotif personelinin en çekindiği  şeylerden birisidir ateşin plaka yapması. Ateş plaka  yapınca ocak hava almaz, lokomotif de gereği gibi  istim tutmayacağı için tren hareket edemez.Peki bu işin çözümü nedir? Plaka yapan ateşi hemen  dökmek! Yine böyle plaka yapmış bir ocağı  temizlerken başımıza ne geldi biliyor musunuz? Ateşi  döktüğümüz gelberi dediğimiz alet sıcaktan eriyip  kırıldı. O gün o ateşi kanca ile dökmüştük hem de  defalarca! Bu ne demektir  biliyor musunuz? Tarhana  çorbasını çatalla içmek gibi bir şey. O gün o treni  bitirmiştik ama biz de bitmiştik.
 Tüm hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra ateşi   döküp yeni ateşi tavlayıp taze ateş ile yola  çıkacağız. Trenin hareketi için herkes bizi  bekliyorken ne oldu biliyor musunuz? Ateşi kaçırdık.  Çıldırmak üzereydim. Oturup ağlayacaktım neredeyse  bir çocuk gibi.
 Buharlı lokomotif üç şey ile gidiyor: Su, kömür ve  ateş. Ateşi tekrar tavlamak için ağaç travers bulduk  ocağa doldurduk üzerine ince ince kömür fayraplayıp  tavlayıncaya kadar canımız çıktı.Herkes bizi yola çıkacağız diye beklerken bunu  yaptık kazara bile olsa. İnanın biri bana dokunsa  çocuk gibi ağlayacağım. O gün iyi hatırlıyorum,  Balıkesir'e kadar arkadaş ile konuşamamıştım.  Kendimi hiç affetmemiştim.

***
Buharlı Lokomotifte Turistlerle Çay Anısı....
 Benim bildiğim İngilizce kelime sayısı 20 yi geçmez. Alsancak'tan, hareket eden ve buharlı lokomotif  tarafından çekilen bir turist treni tertiplendi ve  görevli olarak bizleri yazdılar tarifede.Kafile, İngiliz turist kafilesi. Alsancak'tan  Selçuk'a gidilecek. Tren Selçuk'ta geceleyecek.  Turistler Meryem Ana, Kuşadası gibi tarihi yerleri  gezdikten sonra Kuşadası'nda gecelleyecekler, ertesi  sabah saat 10 civarında Selçuk'tan hareket edilecek  dendi.
 Daha biz Alsancak'ta iken kafileden bir turist bizim  yanımıza geldi ve İngilizce bir şeyler söyledi.  Bizim bir şey anlamadığımızı anlamış olacak ki; biz  Türklerin bildiği en iyi dil olan işaret dili ve  mimiklerle konuşmaya başladık. Pandomim sanatını en  üst derecede icra ediyorduk.Yolda buluşma için  beklediğimiz istasyonlarda, tren durur durmaz  yanımıza damlıyordu. Torbalı İstasyonunda çok  bekleyeceğimiz söylenince bize, biz de hemen  matarayı ocağa salladık. Meğerse adam da çay  tiryakisi değil miymiş ?
 Önce mataranın dışını öyle kapkara görünce, biraz  tereddütle yakalaştı bize. Hatta çaydan falan  bahsederken, Lipton, mipton falan birşeyler  söylemeye başladı. Çayın lezzeti markasında  zannediyordu besbelli. Derken bize meşhur İngiliz  Lipton çayı getirmeye gitti ama o gelinceye kadar  biz çayı demledik.
 Sanırım çayı demlikte falan demliyeceğimizi  sanmıştı. Matarayı görünce, bir de dışı isten öyle  isten simsiyah, önce bir tiksinir gibi oldu. Bizim  iştahla demlediğimiz çayı  içmemiz onun da iştahını  açmış olmalı ki,  dayanamayıp bir bardakta bana  döker misiniz anlamında bir hareket yaptı. Biz de  hemen verdik. Çayın lezzetini alınca büyük bir keyif  ile oooohhhh çekip çayın keyfini çıkarmaya başladı.  Sonrasında, elinde o çok methettiği  Lipton  çaylarını foya kapağını açıp ocağın içine attı.  Elindeki çay bardağını göstererek, "şok guzal, şok  guzal" dedi.
Marifet markada değil, buharlı lokomotifin  matarasında demlenen çaydaydı.
                                                                                                                  MAKINIST A.GANI EVIS'IN ANILARINDAN




zihni usta
11 yıl önce - Cum 12 May 2006, 00:49

istanbuldan uçakla izmire dönüyorum 8 yıl kadar önce tam tarih hatırlamıyorum

gece  22:30  gibi izmir üstündeyiz  kaptan pil ot anonsa başladı :

iyi geceler sayın yolcularımız ka ptan pilot ..... konuşuyor  izmirde hava açık 14 derece

yer ise biraz depremli .. pardon şu anda izmirde deprem olmakta ..

inişimiz biraz rötarlı olacak ......

bütün yolcular şaşkına döndü ...neyse sonra açıklama geldi ufak bir depremmiş..

ama duyuru beni oldukça şaşırtmıştı.

herkese iyi günler...


kemalsoylemez

11 yıl önce - Cum 12 May 2006, 00:58

Bir kıbrıs seyahatimde KKTC havayollarının bir uçağında Ergene Kaptan'a rast geldim.
Hayatımın en güzel uçuşuydu.
Yol boyunca hiç susmadan muhabbet etti.
Şiirler okudu, hatıralarını anlattı.
Boğaz üzerinde uçağı bir sağa bir sola yatırarak her iki taraftaki yolcuların boğaz manzarası seyretmesini sağladı.
İniş sırasında tekerlekler yere değdikten sonra bu inişi beğenmedim deyip tekrar havalanıyormuş gibi yaptı, bereket versin vazgeçti ve tekrar indi.
Hatta uçak inerken "ışıklar sönmeden kemerlerinizi çözmeyin, benden söylemesi" şeklinde bir uyarı yaptı. Pek birşey anlamadım. Uçak iner inmez millet kemerlerini çözüp
bagajlarını almaya başlamıştıki bizim kaptan acı bir fren yaptı.
Ayaktakiler allak bullak olmuş bakınırken gevrek gevrek gülerek "ben size söylemiştim" diye dalga geçti.
İlginç bir deneyimdi.


tuncay83
11 yıl önce - Cum 12 May 2006, 01:19

Şahsen İETT otobüsünde şahit olduğum bir şoför-yolcu diyaloğu:
(Tenha bir yerdeki durakta inmek isteyen yolcuyu indirmeyi unutan şoförün gerekçesi)
-Yolcu: Şoför bey önceki durakta inecektim ben.
-İETT soförü: Ya ne yapacaksın kardeşim orada ev yok birşey yok. Sen önümüzdeki durakta in...



sayfa 4
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   12345 ... 333435   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM