1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 10  |
 |
Koray Cerit
16 yıl önce - Cum 10 Ağu 2007, 18:53
| Alıntı: |
| Türkiye'deki batıl inançlar |
Neoplan'ın Mercedesi geçmesi gibi düşünen ve buna inananlar var böyle birşey imkansızdır bence bu bir batıl inançtır.Mercedes herzaman bir liderdir
(bu konuda gayet ciddiyim)
|
 |
Burhanettin Akbaş
14 yıl önce - Pzr 23 Ksm 2008, 18:29
GÜNEŞ’İ VE AYI KURTARMAK
Atlas Dergisinin Kasım 2008 sayısında (188. sayı) “Tuva’da Ejderha Kovalamak” yazısını okurken bir anda çocukluğuma gittim. Bu yazıda Tuva Türklerinde güneş tutulması ile ilgili inançlara yer verilmişti. Aşağı yukarı Anadolu’daki inançlarla aynıydı.
Çocukluğumda güneş ve ay tutulmasının dehşetengiz manzaraları zihnimin bir köşesine iyice sinmiş ki bunları bugün de hatırlıyorum.
Tutulma anında hocanın okuduğu “sâlâ”, kadınların “salavat” getirmeleri, tenekelerle, bakır kaplarla yaptığımız tam bir “tamtam” müziği değildi belki ama “ürkütme ve kovalama” tıngırtıları… çocukluk dünyamızdan kalan şeylerdi. Neden böyle yapardık? Tam bilmiyordum ama o vakitler büyüklerimizden öyle gördüğümüz için, onlar ne yaparsa biz de onu yapardık. Avcı tüfeği ile gökyüzüne saçmaları boşaltanlar, gökyüzünde neyi vuruyorlardı? Güneşi veya ayı vurmadıkları kesindi ama bu tüfek atışları ile, davullarla, tenekelerle, bakırlarla bir şeyleri korkutmaya çalıştığımız kesindi. Çünkü, kendimiz korkuyorduk. Bir anda havanın kararması, göz göre göre güneşin ve ayın elden gitmesi bizi endişelendiriyordu. Bunu yapan her kimse hemen bundan vazgeçmeliydi.
Sonradan öğrendik ki İslam’dan önceki devirlerde Natüralist inancında olan Türklerde, Güneş ve Ay ile ilgili kötü ruhlar mücadeleye kalkışırlar. Bazen bu kötü ruhlar Ay ve Güneşi yakalayıp karanlık dünyasına sürüklerler.
Yine İslam’dan önceki devirlerden kalan ve şu anda hurafe ve batıl inanç olarak kabul ettiğimiz inançlardandı ve ay tutulduğu zaman Ay’ı ejderin ya da canavarın yutmaya çalıştığına inanılırdı.. Ay’ı ejderden kurtarmak için bağırıp çağırma, davul çalma veya değişik şekillerde gürültüler çıkarma Şamanizm’den gelen bir inanıştır.
Atlas Dergisi de bu konuya parmak basan “Tuva’da Ejderha Kovalamak” isimli yazıda tam güneş tutulmasının yaşandığı 1 Ağustos 2008 tarihinde Atlas yazarı ve fotoğrafçısı Servet Somuncu’nun Altay, Tuva, Hakasya Özerk Cumhuriyetinde olduğu ifade ediliyor ve şöyle deniyor:
“Tuva Türkleri de Anadolu’daki gibi “Güneş Tutulması” sırasında bakır kazan ya da tencerelerle ses çıkarıp oldukça fazla gürültü ediyorlar. Bunun sebebi ise bin yıllar öncesindeki doğal kültür dönemine dayanıyor. Kutsal sayılan güneşin gündüz vaktinde kararması, Güneş’i bir ejderhanın yutması olarak algılanıyor. Bu durum ise ses çıkarmakla, “Güneş’i yutan ejderhayı kovma” fikrini doğurmuş. “Güneş tutulması” esnasında çıkarılan seslerin kaynağı bu, yani amaç Güneş’i yutan ejderhayı korkutmak ve kaçırmak…”
Görüldüğü gibi yüzlerce kilometrelik mesafede yaşayan farklı Türk toplulukları aynı inanışı yaşatmışlar. Bugün çocuklarımıza görsel bir şölen olarak gelen bu durum, bizim çocukluğumuzda korkutucu ve ürkütücü bir olaydı. Demek ki insanlık önceleri bu durumdan korkmuş, kurbanlar kesmiş, dualar etmiş… Farklı kültürler, güneş tutulmasını farklı yorumlamışlar.
Türklerde ejderhanın güneşi yemesi olarak düşünülmüş, Mısır'da kötü kalpli yılanın güneş tanrısı Ra ile kavgası olarak açıklanmıştır. Vietnam'da bir kurbağanın marifeti olduğuna inanılan bu duruma, Güney Amerika'da kara bir jaguarın, İskandinavya'da ise bir kurdun neden olduğu düşünülmüştür. Kızılderililerde Ay ile Güneşin savaşı olarak tanımlanan güneş tutulmasında Mezopotamyalılar meşaleler yakarak güneşi tekrar parlatmaya çalışmışlardır.
Velhasıl, nihayet bugünlerde insanlık derin bir nefes almışa benziyor. Bilgi dağarcığımız genişledikçe aydınlanma başlamış ve efsane ya destan çağından kurtulmaya başlamışız. Yerine “gerçeklik” duygusunu bina etmişiz. Lakin, her şey bu kadar kolay değil. Daha insanlığın alacağı çok mesafe var. Dünyanın her yerinde aynı seviyede ilerleme yaşanmıyor. Bilginin ışığı, güneşin ışığı gibi değil. Bilginin ışığı, belli bölgeleri belli insanları aydınlatıyor ama dünyanın karanlık bölgelerine, karanlık beyinlerine hâlâ ulaşmıyor. Bazen kör kütük cehaletin içinde kalıveriyorsunuz, öyle değil mi?
S.Burhanettin AKBAŞ
|
 |
Özlem_16
14 yıl önce - Pzr 23 Ksm 2008, 18:46
yüzlerce belki binlerce batıl inannç bunların bazıları masumca bazılarıda zarar vericidir bana göre gere fazla takılmamak lazım bunlara hayatta daha gerçekçi şeylervar onlara zaman harcayalım lütfen.
|
 |
unal
14 yıl önce - Pzr 23 Ksm 2008, 18:53
Geceleri sakız cinemek olmüşlerinin bedenini cignemiş gibi oluyosun. ninemın dedıgıne gore
|
 |
osman 42
14 yıl önce - Sal 09 Arl 2008, 18:00
DİYANET HURAFELERE KARŞI SAVAŞ AÇTI !!!
İŞTE DİYANETİN HURAFE LİSTESİ
- Ateşe su dökülürse cin çarpar, yiyeceklerin ağzı kapatılmadığında gece onlardan cinlerin yediği anlayışı,
- Kuran ve sünnet ile örtüşmediği halde dövme yaptırmak, erkeklerin küpe takması, burçların insan karakterine etkili olduğu inancı,
- Türbe, yatır gibi yerlerden medet ummak. Bir yatırın mezar taşına mum yakıp, dilek tutmak,
- Sünnet olan çocuğun acısının azalacağına inanılarak sünnet olma anında annesi ve diğer hanımlar tarafından oklava çevirmek,
- Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağını keserek cami avlusuna bırakmak,
- Konuşmayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,
- Yürümeyen çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından ilk çıkan kişiye ipi kestirmek,
- Kırkı çıkmamış bir bebeğin tırnakları kesilirse o çocuğun hırsız olacağına inanmak,
- Küçük çocukların üzerinden atlanıldığında boylarının kısa olacağına inanmak,
- Çocuğu olmayanlara çocukları olması için deve dili veya etini yedirmek,
- Çocuk doğan eve 40 gün süre ile et alınmaması gerektiğine inanmak,
- Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması gerektiğine inanmak,
- Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak,
- Gelinin kucağına erkek çocuk verilince çocuğunun erkek olacağına inanmak,
- Loğusa kadının herhangi bir şeyden zarar görmemesi inancıyla, bulunduğu yere süpürge, soğan, sarımsak asmak, yastığının altına iğne, bıçak gibi şeyler koymak,
- Loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak,
- Hamile kadınların saçlarını kesmemeleri gerektiğine inanmak,
- Nikah esnasında gelin ve damadın birbirlerinin ayağına bakması halinde, önce basanın sözünün geçeceğine inanmak,
- Gelin ve damadın üzerine para, üzüm, şeker ve leblebi gibi şeyler atıp, kapıda küp kırmak,
- Evlenmeyen genç kızların kısmetinin açılması için müezzine minareden para attırmak, mendil veya eşarp sallatmak,
- Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi,
- İki bayram arasında nikah yapmak, duaların kabulü için mübarek gecelerde ziyaretgahlarda mum yakmak, gece vakti tırnak kesmek, cuma ve arefe günlerinde çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, temizlik yapmak, akşam sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek, gece aynaya bakmak gibi şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmak,
- Elden ele sabun, makas, bıçak, iğne ve soğan vermenin uğursuzluğuna inanmak,
- Sağ elinin içi kaşındığında para geleceğine, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına, ayak altı kaşındığında da yola çıkılacağına inanmak,
- Cam ve porselen gibi eşyanın aniden düşüp kırılmasını, bir belanın defedileceğine işaret saymak,
- Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak,
- Cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmak,
- Cenazenin alkışlanma uğurlanması, cenazenin arkasından slogan atmak ve çiçek serpmek, cenaze için üçüncü gününde helva ve yemek dağıtmak, kefen arasına dua, ayet ve vasiyetname koymak, ölen kimse için arefe günü kurban kesmek,
- Hastanın başı üzerinde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek,
- Dileğin kabulü için ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, türbe ziyaretlerinden şifa beklemek,
- Hıdrellez günü sahile gidilerek kuma veya toprağa ev, araba veya kadın resimleri çizilerek böylece çizilen resimler sayesinde ileride onlara sahip olunacağına inanmak,
- Camiye girerken cami duvarını öpmek,
- Tekke ve türbelerde kurban kesmek, türbe ve tekkelerden şifa beklemek, mum yakmak, el yüz sürmek,
- Misafirin, askere gidenin veya yola çıkanın arkasından su dökmek,
- Kahve falına bakmak, falcılara, büyücülere gitmek,
- Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak.
Bilgi : http://www.haber7.com/haber/20081209/Diyanet-hura ...s-acti.php
|
 |
Ahmet Arif Hoca
14 yıl önce - Sal 09 Arl 2008, 18:18
| Alıntı: |
| - Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi |
Beni öylesine etkilemiş ki, bu alıntıdakileri gözlediğim anda psikolojim bozuluyor ister istemez.
Demek ki ben batıl inançlıyım.
Bunları üzerimizden atmak kolay değil ki, çocukluğumuzda beynimize işlemiş bir şekilde.
|
 |
M.ALİ AKKAN
14 yıl önce - Sal 09 Arl 2008, 18:25
Bir tanede benden olsun hadi.
Üniversitelere türbanlı öğrenci girerse laiklik elden gidermiş !!!
|
 |
leyli
14 yıl önce - Sal 09 Arl 2008, 18:44
| Alıntı: |
Batıl inanç mıdır bilmem ama ben türbeye gidip dua etmeyi doğru bulmuyorum.Sanki o şahıstan istenmiş gibi oluyor.Zaten Atatürk bu yüzden türbeleri kapatmıştı.Eğer Allah'tan birşey istiyorsanız camide namaz farzını kılıp ardından istemek en iyisi.Her yerden türbe fışkırıyor valla.
|
siz hiç kabir ziyareti yapmadınız mı ?? türbeye kabir ziyareti niyetiyle giderseniz ve orada bulunan zatın yüzü suyu hürmetine ALLAH-Ü TEALAYA niyazda bulunursanız bunda bir beis yoktur
ayrıca sözlerinizi de seçerek konuşun lütfen ! heryerden türbe fışkırıyormuş !!! nasıl bir cümle öyle içinizdeki gayzı kusar gibi geldi bana !!
| Alıntı: |
MELİH beyden alıntı
Batıl inançların din ile alakası yoktur.Tamamen gelenek ve göreneklere göre belirlenir.Ayrıca çoğu batıl inancın mantıklı bir açıklaması vardır.Mesela gece tırnak kesilmez denir.Bunun sebebi olarakta yere düsen tırnakların farkedilememesi sonucu evde eger küçük çocuk varsa bunun ona zararlı olacağı yönundedir.Merdiven altından geçme derler.Geçerken merdiven düsebilir bir kazaya neden olabilir vs... |
| Alıntı: |
| Mesela gece tırnak kesilmez denir.Bunun sebebi olarakta yere düsen tırnakların farkedilememesi sonucu evde eger küçük çocuk varsa bunun ona zararlı olacağı yönundedir |
gece tırnak kesilmeyeceğinin sebebinin bu olduğunu nerden duydunuz ?? elinizde kaynak varmı ??
sizin mantığınıza göre konuşursak ; tendürdiyot şişesini buzdolabına koymak kötü şans getiri diyebilirmiyiz ve bunun açıklamasınıda çocuklar dolabı açıp onu içebilir olabilirmi ??
batıl inanç maneviyatı öldürür ve en önemlisi şirke kadar gidebilir
bütünü kaybetmiş parçada boğuluyorsunuz
Ebu Hüreyre'den rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur.
"Baykuş ötmesinde şer (kötülük) yoktur. Herhangi bir şeyde uğursuzluk da yoktur
Peygamberimiz bir başka hadislerinde de, kuşun uçmasında, ötmesinde uğur ve uğursuzluk aramayı, bunlara dayanarak geleceğe dair hükümler çıkarmayı, «sihir ve kehanet nev'inden» görerek yasaklamıştır.
Hayvanlar herhangi bir zamanda herhangi bir sebeple öter veya ulur. Bunu kötüye yorumlamak inancı zaafa uğratır.
HURAFE sözlükte “Akla ve gerçeğe aykırı düşen aldatıcı söz” anlamına gelir.
HURAFE diğer deyişle BATIL İNANÇ
İslam’da uğursuzluk telakkisinin bulunmadığı, uğursuzluğa inanmanın kişiyi şirke düşürebileceği haber verilmiştir. Ayrıca görülen nesne veya olayların hayra yorulması tavsiye edilmiştir
|
 |
Arda M Öztürk
14 yıl önce - Prş 26 Şub 2009, 19:50
Pazartesi başlanan işler yavaş ilerler
bu bana uyuyor pazartesi sendronumu olan yokmu sanki aramızda
he birde ben bu yaşama kadar pazar günlerinden hiç zevk almıyorum..
son olarak hristiyanların 13 rakamı uğursuzluğuda garibime gidiyor.sıradan bir sayı işte
istanbulun kurtuluşu 1453 ün toplamı 13 yine
benim uğurlu rakamım 13
|
 |
Seyran Müftüoğlu
10 yıl önce - Prş 27 Eyl 2012, 16:58
*Sınava girmeden okunmuş su/pirinç/mercimek yutmak.
*Terlik ters döndüğünde, yerde dizlerinin üzerinde yürüdüğünde,
yapılan yemek taştığında misafirin geleceğini zannetmek.
*Elden ele bıçak verilirse, ayna kırılırsa, köpek ulursa, merdiven altından geçilirse,
bunların insana uğursuzluk getireceğini zannetmek.
*Bir takım şeyler üstüste iyi giderse ve sürekli dile getirilirse, söyleyenin dilini ısırmasını istemek.
...gibi türlü türlü batıl inanışlar var.
|
 |
sayfa 10  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|