1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 9  |
 |
dilek burbut
16 yıl önce - Cum 03 Ağu 2007, 14:54
| Alıntı: |
| birDilek, Burç, dilek burbut |
Mesela Burç'un bu durumda dilek dilemesi gerekiyor.Aynı adlı iki kişinin arasına giren kişi dilek tutarsa yerine gelir.(Rivayet).Bir de bu aynı adlı kişilerin adı "Dilek"se daha etkili olur herhalde.
|
 |
serdar şahin
16 yıl önce - Cum 03 Ağu 2007, 15:06
Bu batıl inançlara pek inanmam ama,
Avuç içi kaşınınca paranın geleceği veya paranın gideceği söylenir.Benimde her avuç içi kaşınmasında her ne hikmetse saatine kalmaz param gidiyor.
|
 |
ŞAFAK
16 yıl önce - Cum 03 Ağu 2007, 15:07
| Alıntı: |
| Tavşan araç önüne çıkarsa uğursuzluk sayılır. |
Şu tavşan araç önüne çıkarsa uğursuzluk getirir kelimesine açıklık getireyim.Bu olay araç şoförlerinin birçoğu tarafından bilinir.Akşam hava karardığında yolun ortasına bir tavşan çıkarsa aracın farları hayvanın gözlerini geçici olarak kör eder(Tavşan avcılarıda aynı yöntemi kullanır) tavşan aracın tam önünde gözleri körleşince kalakalır.Araç şoförleri de tavşanın bu zaafını bildikleri için ışık tam gözünün içerisindeyken durup tavşanı yakalamak isterler.Bu durumda yol ortasında gece karanlığında duran bir aracı farketmeyen başka bir araç arkadan bu araca çarpar.Bu tür kazalar ülkemizde çok sık rastlanmakta ve birçoğu maalesef ölümcül olmaktadır.İşte uğursuz tavşanın hikayesi budur.
|
 |
Meriç Erdem
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 00:07
Batıl İnançlar
İşte bazı batıl inançlar:
1) Gece tırnak kesmek ve ıslık çalmak uğursuzluktur.
2) Yerde yatan çocuğun üstünden geçilirse çocuk kısa kalır.
3) Terliklerin ters çevrilmesi uğursuzluktur.
4) Avuç içi kaşınan insana para gelir.
5) Gece baykuş sesi cenazeye işarettir.
|
 |
ersin35
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 03:51
Yıdız kaydığını gören kişi o anda dilekte bulunursa dileği yerine gelir derler eski insanlar.
|
 |
Oğulhan
16 yıl önce - Prş 09 Ağu 2007, 16:40
Düğünden önce damadın gelini görmesi uğursuzlukmuş Niye şimdi damat gelini göremiyor da gelin damadı görebiliyor mu? Olacak iş mi hani kadın-erkek eşitliği? Damadın ne suçu var? Cezalı mı?
Bir de terliğimiz yerde ters bir şekilde kalırsa uğursuzluk getirirmiş. Arkadaşlar ben denedim dünyada böyle bir yalan yok. Adı üstünde batıl inanç işte
|
 |
Eren Kurus
16 yıl önce - Prş 09 Ağu 2007, 17:07
| Alıntı: |
| Araç şoförleri de tavşanın bu zaafını bildikleri için ışık tam gözünün içerisindeyken durup tavşanı yakalamak isterler.Bu durumda yol ortasında gece karanlığında duran bir aracı farketmeyen başka bir araç arkadan bu araca çarpar.Bu tür kazalar ülkemizde çok sık rastlanmakta ve birçoğu maalesef ölümcül olmaktadır.İşte uğursuz tavşanın hikayesi budur |
Ve insafli bir surucu tavsani ezmemek icin aniden durusa arkadan gelen arac carpar.
|
 |
ultrhasan42
16 yıl önce - Prş 09 Ağu 2007, 17:11
şu başlıktaki birçok mesaj sanırım
|
 |
hurşit saral
16 yıl önce - Cum 10 Ağu 2007, 13:41
Gökkuşağı - [SÖYLENCEBİLİM]
Merhaba arkadaşlar.
Bazı "kült"ler var ki, evrenseldir.
En küçük kapalı toplumdan en gelişmiş uygar toplumlara değin süregelen kültler vardır.
Ne denli çağdaş, bilimsel açılımı ve tanımı olsa da uluslar bu kültlerini bırakmak istemezler.
Size o kültlerden birini, Gökkuşağı'nı sunuyorum.
Daha öte bilgileriniz varsa ve paylaşırsanız, konuya ilişkin varsıllıkları paylaşmış olursunuz.
GÖKKUŞAĞI / EBEMKUŞAĞI
Gökkuşağı’nın, Avrupa’da ve Türklerde S ı r a t k ö p r ü s ü gibi düşünülmesi:
Kazan Türkleri, gökkuşağına “Salâvat” ya da “Selamet Köprüsü” der. Bunun bir nedeni var.
Avrupalı kavimler de gökkuşağının, “Gök Köprüsü” / Pons olduğuna inanırl. Onlara göre gökkuşağı:
“Bu dünyada ölen insanların öte evrene geçtikleri bir köprü. Gökteki tinsel evrene, insanlar, ancak bu gökkuşağı köprüsüyle giderler. Bu nedenle, göğün sonsuzluğu ile yerin derinliklerini birbirine bağlayan ışıklı tek geçit de, yine gökkuşağı. İnsanlar öldüğünde, bedenlerinden çıkan tinleri, yeraltı evrenine gider ve bu evrenin bütün derinliklerini dolaşırlar. Bahar mevsimi gelince de yavaş yavaş dirilmeğe başlar ve bu köprünün başında toplanırlar. “Cephisus” adlı bir tanrıça, onları, bu köprüde bekler ve herkesi peşine takar.”
Eski Yunan metinlerinde gökkuşağına “Cephisus Köprüsü”, denmesinin nedeni de, bundan ileri gelir.
Alman destanlarının, “Edda şarkıları” adlı bölümlerinde de gökkuşağı, öteevren’de geçilmesi gereken bir köprü.
Köprünün başında iyi ya da kötü tinler bulunur. Ve köprüyü geçmekte olan insan tinlerini gözden geçirirler. İslam’daki “Zebani”lerin görevlerini yerine getiren bu tinler, iyilere yardım eder; kötüleri de Cehennem’e düşürürler.
Alman destanlarında anlatılan bu sahneler de, sonucunda, İslamiyet’teki “Sırat Köprüsü”ne koşut doğmuş insel düşüncelerden başka bir şey değil.
Fakat Sırat Köprüsü, Avrupa ekininde daha da romantikleşir ve türlü, renkli ışıklarla donanan bir ebekuşağı biçiminde düşünülür.
Avrupalılara göre ebekuşağı, gökteki meleklerin yere inmelerine de yardım eder. Melekler yere inerken, hep bu köprüden geçerler.
Sibirya’nın bazı bölgelerindeki Şamanlar ise, ebekuşağının, kendilerini göğe götüren bir yol olduğuna inanırlar. Bu da, sonucunda, aynı yöndeki bir insan düşüncesinin, çok uzak bölgelerde bile olsa, aynı biçimde görünmesinden başka bir şey değil.
Öyle anlaşılır ki, Kazan Türklerinin ebekuşağına “Salâvat Köprüsü” demelerinin nedeni de, doğudaki kendi ana bölgeleri ile batıdaki Avrupalı komşularının, aralarında kalmış olmalarına dayanır.
Yunus Emre de kendisini cahil, bilgisiz, Tanrı’nın büyüklüğünden ve vereceği cezalardan habersiz bir insan yerine koyarak, Sırat Köprüsü için şöyle der:
“Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir,
Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir.
Altında gayya vardır, içi nar ile pürdür,
Varup ol gölgelikte, biraz yatasım gelir.
Tan eylemen hocalar, hatırınız hoş olsun,
Varuben ol Tamu’da, biraz yatasım geldi.”
Bektaşi yazınında, Yunus Emre’de gördüğümüz bu derinliği bulmak, çok güç. Bektaşi, us’una ermeyen konularda, işi hemen şakaya döker. Yunus’un etkisinde kalmasına karşın, sorunu daha yalınç bir biçimde anlatan Kaygusuz Abdal’ın aşağıdaki şiiri de güzel bir örnek.
“Kıldan köprü yaratmışsın,
Gelsün kullar geçsün deyu;
Hele biz şöyle duralım,
Yiğit isen geç a Tanrı!”
Anadolu’da da ebekuşağına “Akyol” denmesinin bir nedeni olmalı. Türk Budunbetim’i ve Halkbilim’i üzerinde henüz daha geniş araştırmalar yapılmadığından esenlikli tanımlamalardan yoksunuz.
Hurşit SARAL
* Yazı metni'min ana kaynağını, "Dünya Mitolojisi" adlı yapıt ve Bahaeddin Ögel'in "Türk Mitolojisi" adlı yapıtları oluşturur.
|
 |
pelintezer
16 yıl önce - Cum 10 Ağu 2007, 14:27
| Alıntı: |
| Alıntı: İskandinav ülkelerinde yaşayanlar kötü cinlerin ağaçlarda olduğuna inanıyorlarmış,cinleri kaçırmak için de ağaca vururlarmış.Bildiğim kadarı ile onlardaki bu batıl inancın çıkış noktası bu. |
Tahtaya vurmak tamamen Şamanlar ile ilgilidir. Ses çıkararak kötü ruhların kaçacağına dair olan inança aittir. Onun için Asya kadınlarının çoğunun kıyafetlerinde ve başlarında ses çıkarmaya uygun süsler bulunur ...
|
 |
sayfa 9  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|