1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 24  |
| Azeri Türkçesi ayrı bir dil midir? |
| Evet, Ayrı bir dildir |
 
|
13.6% |
[102] |
| Hayır, Ayrı bir dil değildir-Türkçe'nin bir şivesidir |
 
|
81.6% |
[614] |
| Herhangi bir fikrim yok |
 
|
4.8% |
[36] |
|
| Toplam Oy : 752 |
|
 |
HayriYakar
12 yıl önce - Prş 14 Tem 2011, 18:22
Bu konu benim ilgilendiğim konulardan bir tanesi ancak bu başlık altında çok şey yazılmış; hepsini okuyup yorum yapamıyorum. Sadece hem lehçe / şive / dil tartışmalarına hem de Azerbaycanlılar Türk müdür değil midir gbi sorulara cevap olabilecek bir kaç şey eklemeyi düşündüm.
Türk lehçelerinin ayrı birer yazı dili haline getirilmesi Ruslar tarafından çarlık döneminde başlatılan bir faaliyettir. Bu faaliyet Sovyetler döneminde artarak devam etmiştir. Mesela Radloff'un hazırladığı bir sözlük var: Versuch eines Wörterbuches der Türk-Dialecte, Opıt Slovarya Tyurkskih. Nareçiy (Türk Lehçelerinin Bir Sözlük Denemesi). Bu sözlüğün adı gösteriyor ki 1800'lü yılların sonlarında Türk lehçeleri ıstılahı kullanılırken sonraları Rusların İlminskiy metodu ile Türkleri Türklükten uzaklaştırma planları sonucunda Türk lehçelerine dil denmeye başlamıştır.
Üzeyir Hacıbəyov'un hazırladığı ve 1907 yılında M.Ə.Rəsulzadə tarafından yayımlanan sözlüğün adı da Türk-rus və rus-türk lüğətidir.
Bugün Türkiye'de Türk lehçelerine dil diyenlerin referans olarak gösterdikleri Talat Tekin 1959'da ABD'ye gitmeden önce Sovyetler Birliği'ndeki Türkoloji çalışmalarını tanıtan bir yazısında aynen şöyle yazmış:
| Alıntı: |
Sovyet Türkologları bugünkü Türk lehçelerini Azerbaycan dili, Türkmen dili, Özbek dili vb. diye adlandırmakla bunlar arasındaki ayrılıkları da fazla mübalâğa etmiş oluyorlar. Bunlar, Yakutça ile Çuvaşça hariç, dil (yazık) değil, lehçe (nareçiye)’dirler. Bir dilin, Türkçenin lehçeleridirler.
“Sovyet Rusya’da Savaştan Sonra Türkoloji Çalışmaları”, TDAY-Belleten, 1959, 378-418. |
Fakat aynı Talat Tekin ABD'ye gittikten sonra kendisi de Sovyet Türkolojisinin etkisine kapılmış olacak ki Türk lehçelerine Türk dilleri demeye başlamış.
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Prş 14 Tem 2011, 19:58
| Alıntı: |
| Aslında azeri diye bir türk gurubuda yoktur. Eski Asların adından kaynaklanır ve “Aser yurdu”, “Aserler yurdu” demektir. |
Bakalım "Azerbaycan" kelimesi nereden geliyor. Wikipedia.
Ingilizcesi:
| Alıntı: |
The name of Azerbaijan derives from Atropates,[22][23] a Persian[24][25][26] satrap under the Achaemenid Empire, that was later reinstated as the satrap of Media under Alexander of Macedonia.[27][28] The original etymology of this name is thought to have its roots in the once-dominant Zoroastrian religion. In the Avesta, Frawardin Yasht ("Hymn to the Guardian Angels"), there is a mention of âterepâtahe ashaonô fravashîm ýazamaide, which literally translates from Avestan as "we worship the Fravashi of the holy Atropatene".[29]
Atropates ruled over the region of Atropatene (present-day Iranian Azerbaijan). The name "Atropates" itself is the Greek transliteration of an Old-Iranian, probably Median, compounded name with the meaning "Protected by the (Holy) Fire" or "The Land of the (Holy) Fire".[30] The Greek name is mentioned by Diodorus Siculus and Strabo. Over the span of millenniums the name evolved to Āturpātākān then to Ādharbādhagān, Ādharbāyagān, Āzarbāydjān and present-day Azerbaycan. The word is translatable as "The Treasury" and "The Treasurer" of fire or "The Land of the Fire"[30] in Modern Persian.[31]
|
Kısaca özetler isek, Farsca olan ve Yunancaya tercüme edilmiş haliyle, Atropates denilen bir Iranın Kuzeyinde bulunun, Azerilerin bugün Güney Azerbaycan dedikleri Iranın Azerbaycan bölgesinde kurulmuş olan bir imparatorluğun imparatorun isminden geliyormuş. Manası da, Land of Fire, Azerilerine dediği gibi Odlar Ülkesi, Odlar Yurdu, Ateşler Yurdu anlamına geliyormuş. Demekki Azerbaycan bu teoriyi kabul ediyor, yani, Azerbaycan kelimesinin kökeni Farsça bir kelime, bir imparatorun adı olan Atropates. Bu coğrafya adı tabii, Azerilerle ilgisi olmayabilir. Bu, Konya'nın Iconia kelimesinin değişmiş hali gibi. Konyalıların Yunanlı olma durumu yok.
Gelelim Wikipedia daki Türkce bilgiye:
| Alıntı: |
Azerbaycan sözcüğünün kökeni konusunda birçok değişik görüş bulunmaktadır. Bunların arasında önde gelen görüşler şunlardır:
1. Eski Asların adından kaynaklanır ve “Aser yurdu”, “Aserler yurdu” demektir.[8]
2. Azer, Eski Türkçe'de "yüksek" baynan "zenginlerin oturduğu yer" olarak geçer.
3. Ahameniş İmparatorluğu'nda Midya bölgesine valilik yapmış ve imparatorluğun Büyük İskender tarafından fethinden sonra görevine devam etmiş Atropat'ın adından kaynaklanır.[9][10][11] |
Türkçe Wiki, daha tarafsız olarak, en azından bütün iddiaları yayınlamış.. 3. iddia, zaten, ingilizce Wikideki ile aynı. 2. iddia daha mantıklı ve eski Turkce kelimelere dayandırıyor.
Şimdi de benim iddiam: Azer-beg-can, Hazar-Beg-can kelimesinden gelir. Hazar Bey'i kelimesinden yani. (Hazar'ın originali Turkce Gezer kelimesidir. Yani, bildiğimiz Yörük. Sonuçta, bir Yörük beyi adı, Gezer/Hazar-bey-can.)
Azeri dilini Rusçalaşmış diye eleştirenler.. Doğrudur, orta asya Türki ülkelerindeki Türki dillerde pek çok Rus kelimesi vardır ve bu doğal, çünkü, onlar yüzyıldan daha fazla süredir, Ruslarla yakın ve etkileşmişlerdir. Iran Azerbaycan bölgesindeki Azeri dilinde de Farsça kelime çoktur doğal olarak. Peki, Türkiye Türkçesinde? Farsça kelime zibil gibi. Renk adlarından tut, gün adlarına kadar - çoğu Farsça. Arapça? O da zibil gibi. Hukuk dilimizden tut, pek çok yerde Arapça kelime. Sonra Fransızca ve daha sonra Almanca ve özellikle Ingilizce, bunlarda günümüz yeni Türkçesinde zibil gibi. Yani Türkiye Türkçesi, karman çorman, çorba gibi iken bugün, Azericeyi, Kırgızcayı, Kazakçayı vs filan Ruslaşmış diyenler, önce bir kendilerine, Türkiye Türkçesine baksınlar. Tabii, bu bütün yabancı kelimelerin olması bu dillerde veya dialekt/şivelerde, bir şeyi değiştirmez - Türk dil yapısını, cümle kuruluş şekline, agglutinative/süneklik özelliğini filan.. Bütün bu diller, bu özellikleri ile Türki diller denilebilir ve bu tanım şeklini bütün Türki devletler ve insanları kabul ederler. Türkçe denmesini kabul etmezler, çünkü, Türkçe/Türkish, Türkiye Türkçe dialekti/şivesi olarak algılanır dünyada. Eh, ben olsam bende kabul etmezdim. Sonuçta, Azeri dialektine bir Türki dialekt/şive demek daha doğru olur. Türkiye şivesi, Azerbaycan şivesi, Kazakistan şivesi vs vs.. Belki hepsine birden. Türkice demek daha doğru olur.
Bir gün, kitaplarımızda, sözlüklerimizde - anne yerine ana, baba yerine ata, teşekkür yerine sağol gibi kelimeler kullanıldığı zaman sadece, o zaman Türkiye şivesine Türkçe demek doğru olur ve bunu diğer Türki dilleride kabul edeceğinden, onlarda kendi kullandıkları dillere Türkçe demeye başlarlar. Senin daha kendi dilin bile doğru dürüst Türkçe değil iken, Azerilere filan bizim gibi Türkçe deyin ve konuşun demek, ne dediğini bilmemektir.
|
 |
ufuk06
12 yıl önce - Prş 14 Tem 2011, 20:58
Tatar bir arkadaşım vardı bir kere sormuştum tatarca nasıl bir dil diye mesela bana nasılsın sözcüğünü söyle demiştim. Söyledi çok değişik geldi. Bir kaç kelime daha söyledi hiçbir şey anlamadım. Sonra dediki aslında bütün Türk dilleri hepsi aynı sadece batıdan doğuya gittikçe dil biraz daha kaba tabir edebilceğimiz bir yapıya kavuşup koyulaşıyor dedi. Sonra Tatarcadan bir kaç sözcük örneği verdi ve bunu yavaş yavaş Türkçe'ye çevirdi. Nasıl mı çevirdi dersiniz? Şöyle, mesela biz karındaş sözcüğünü nasıl günümüz Türkçesi'ne çeviririz: karındaş, kardaş ve kardeş olarak son halini almıştır deriz. Aynen o Tatar arkadaşım da bana bu şekilde anlamadığım bir kelimeyi tercüme etti.
Yani tataristan taa nere o bile dilimiz bütün diyor. Bizim Azerilerle mi dilimiz yabancı olacak. Biz Orta Asya'dan ayrıldığımızdan beri Anadolu'da dilimizi sürekli yeni sözcükler katarak geliştirdik. E onlar geliştirmediler mi orada? Tabiki geliştirdiler. Ama birbirimizden habersiz geliştirdiğimiz için şimdi birbirimizi tanıyamıyoruz. Onu geçtim bazen yerel şivelerdeki farklılıkları bile anlayamıyoruz. Ben Ankaralı olarak Ankara'daki bütün yerel ağızla konuşulan sözcükleri bilir ve anlarım. Ama İzmir'dekinin hepsini anlayamam. Bakü'dekini ise daha fazla anlayamam, Bişkek'dekini hiç anlayamam. Bilmem anlatabildim mi?
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Prş 14 Tem 2011, 22:57
O da birşey mi.. Bazen oluyor ki, Türkiyedeki Türkler bilmiyor, ama, çok uzaklardaki Türkiler biliyor.
Mesela ben bir kelime kullanacağım şimdi burada.
"Neşi" - Bu kelimeyi duyanınız var mı?
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Cum 15 Tem 2011, 00:04
| Alıntı: |
| "Neşi" - Bu kelimeyi duyanınız var mı? |
Neyse.. bazı ağızlarda (isparta, afyon, konya arası) kullanılan bir kelime olduğunu söyler TDK.. Nasıl, ne biçim kelimelerinin yerine kullanılır ve bir ağız kelimesi (şive değil, ağız, yani daha yöresel) bir kelime olduğu yazılır TDK da, bu "neşi" kelimesinin.. Bu bölgedeki bir köyde çocukluğum geçmişti ve biz hep "neşi" derdik.. Şimdi gelelim hikayeye..
Bundan birkaç yıl önce, istanbulda bir fuar vardı - bir firma ürünlerini sergiledi ve ingilizce bildigim icin, benimde yardımcı olmamı istedi yabancı müsteriler icin.. Neyse. Biri geldi.. Gagauzmuş. Moldovadaki otonom bölge, Gökoğuz yani.. Hristiyan Türkler bunlar.. Türkiyeye ilk defa geliyormuş, Gagauzyadan daha önce hiç dışarı çıkmamış.. Türkçe konuşuyor, ama, başka bir şivede.. Bazı kelimeler kullanıyor ki, yanımdaki arkadaşlar, hemde köyümüzün komşu ilçesindeki bu insanlar, bu Gagauzun kullandığı bazı kelimeleri anlamıyorlar.. Söylediği sözlerden biri aynen şöyleydi "... Bu makine neşi işler?"... Türkiye Türkü, Türkmen yörüğü bu arkadaş anlamadı dediğini, ama ben anladım... "Bu makine nasıl işler/çalışır" diyor... Arkadaş ilk defa duyuyormuş Neşi kelimesini, oysa ben çocukluğumda hep kullanıyordum ve herkes neşi derdi köyümüzde.. Gagauzlarla Türkiye Türklerinin yüzyıllarca ilişkisi olmamış - benim iddiama göre, Hazar devleti dağıldıktan (900lü yıllar) bu yana bu insanlarla hiç görüşmemişiz.. Ama, bizim köydeki biri, yani ben, bu neşi kelimesini, bir Türkiye Türkünden değil, ama, 1000 yıldır uzak biri olan bir Gagauz toplumundaki birinden duyuyorum.. Şimdi, kim gerçek Türkçe konuşuyor? Gagauz ile ben mi, bu kelimeyi anlamayan bir Türkiye Türkü mü? Yani, bu işler, Istanbul Türkçesi konuşmakla filan olmuyor.. Zaten Istanbul Türkçesi Osmanlıca denilen çok karışık kelimelerin olduğu bir dildir.. Ama, kelimelere bakmayalım derseniz, Osmanlıca da, cümle yapısıyla, ekleriyle, özellikleriyle vs tabii ki Türkçedir.. Türki topluluklarının birbirlerini anlamamaları, kullanılan kelimelerden kaynaklanıyor. Ama, Türkiyedeki kelimelerinde öz Türkçe kelimeler olduğunu iddia etmek doğru değil. En basit örnekle, nasıl / neşi kelimesinde gördük..
TDKya göre bir ağız olan, bu neşi kelimesi, aslında Gagauzun söylemesi ile, ağız değil, eski bir Türkçe kelime olduğu ortaya çıkmış oluyor.. Sonra düşündüm ve inceledim. Kullandığımız "nasıl" kelimesi Türkçe değil, asıl Türkçe kelime "Neşi" kelimesidir. Ne-iş, ne-işi ifadesinden türemiş bir kelimedir neşi.. Bir Gagauz ile ben bu kelime ile anlaşıyorsam, sorun bizde değil, Türkiyedeki dilde, neşi kelimesini bilmeyenlerde.. Nasıl kelimesini kullanalım yine, ama, başka Türkilerle karşılaşınca, eski Türkçe kelime olan neşi'yi de öğrenirsek sorun yok.. Teşekkürü öğrenip Türkiyede yaygın kullanabiliriz - ama, Azerilere de Teşekkür dedirtmeye çalışıyoruz ve bu hoş değil.. Bütün Türki ülkelerde, merhaba yerine ve teşekkür yerine kullanılan tek bir kelime vardır - Sağol..
|
 |
ufuk06
12 yıl önce - Cum 15 Tem 2011, 00:58
| Alıntı: |
"Neşi" - Bu kelimeyi duyanınız var mı?
Neyse.. bazı ağızlarda (isparta, afyon, konya arası) kullanılan bir kelime olduğunu söyler TDK.. Nasıl, ne biçim kelimelerinin yerine kullanılır ve bir ağız kelimesi (şive değil, ağız, yani daha yöresel) bir kelime olduğu yazılır TDK da, bu "neşi" kelimesinin.. Bu bölgedeki bir köyde çocukluğum geçmişti ve biz hep "neşi" derdik.. Şimdi gelelim hikayeye..
Bundan birkaç yıl önce, istanbulda bir fuar vardı - bir firma ürünlerini sergiledi ve ingilizce bildigim icin, benimde yardımcı olmamı istedi yabancı müsteriler icin.. Neyse. Biri geldi.. Gagauzmuş. Moldovadaki otonom bölge, Gökoğuz yani.. Hristiyan Türkler bunlar.. Türkiyeye ilk defa geliyormuş, Gagauzyadan daha önce hiç dışarı çıkmamış.. Türkçe konuşuyor, ama, başka bir şivede.. Bazı kelimeler kullanıyor ki, yanımdaki arkadaşlar, hemde köyümüzün komşu ilçesindeki bu insanlar, bu Gagauzun kullandığı bazı kelimeleri anlamıyorlar.. Söylediği sözlerden biri aynen şöyleydi "... Bu makine neşi ider?"... Türkiye Türkü, Türkmen yörüğü bu arkadaş anlamadı dediğini, ama ben anladım... "Bu makine nasıl çalışır" diyor... Arkadaş ilk defa duyuyormuş Neşi kelimesini, oysa ben çocukluğumda hep kullanıyordum ve herkes neşi derdi köyümüzde.. Gagauzlarla Türkiye Türklerinin yüzyıllarca ilişkisi olmamış - benim iddiama göre, Hazar devleti dağıldıktan (900lü yıllar) bu yana bu insanlarla hiç görüşmemişiz.. Ama, bizim köydeki biri, yani ben, bu neşi kelimesini, bir Türkiye Türkünden değil, ama, 1000 yıldır uzak biri olan bir Gagauz toplumundaki birinden duyuyorum.. Şimdi, kim gerçek Türkçe konuşuyor? Gagauz ile ben mi, bu kelimeyi anlamayan bir Türkiye Türkü mü? Yani, bu işler, Istanbul Türkçesi konuşmakla filan olmuyor.. Zaten Istanbul Türkçesi Osmanlıca denilen çok karışık kelimelerin olduğu bir dildir.. Ama, kelimelere bakmayalım derseniz, Osmanlıca da, cümle yapısıyla, ekleriyle, özellikleriyle vs tabii ki Türkçedir.. Türki topluluklarının birbirlerini anlamamaları, kullanılan kelimelerden kaynaklanıyor. Ama, Türkiyedeki kelimelerinde öz Türkçe kelimeler olduğunu iddia etmek doğru değil. En basit örnekle, bu neşi kelimesinde gördük..
TDKya göre bir ağız olan, bu neşi kelimesi, aslında Gagauzun söylemesi ile, ağız değil, eski bir Türkçe kelime olduğu ortaya çıkmış oluyor.. Sonra düşündüm ve inceledim. Kullandığımız "nasıl" kelimesi Türkçe değil, asıl Türkçe kelime "Neşi" kelimesidir. Ne-iş, ne-işi ifadesinden türemiş bir kelimedir neşi.. Bir Gagauz ile ben bu kelime ile anlaşıyorsam, sorun bizde değil, Türkiyedeki dilde, neşi kelimesini bilmeyenlerde.. Nasıl kelimesini kullanalım yine, ama, başka Türkilerle karşılaşınca, eski Türkçe kelime olan neşi'yi de öğrenirsek sorun yok.. Teşekkürü öğrenip Türkiyede yaygın kullanabiliriz - ama, Azerilere de Teşekkür dedirtmeye çalışıyoruz ve bu hoş değil.. Bütün Türki ülkelerde, merhaba yerine ve teşekkür yerine kullanılan tek bir kelime vardır - Sağol.. |
Gerçekten etkileyici, benim yazdığım olayla aynı duruma sahip. Evet yani Azerilere teşekkür ettirmeyelim biz sağol diyelim onlarda kemikli ete, sümüklü et demeyip kemikli et desinler. Bunun sonucunda dilimizi ortaklaştıralım. Şu an bütün Türk devletleriyle dilimizi ortaklaştırsa gerçekten çok güzel bir ortama kavuşmuş oluruz. Düşünsenize Kazakistan'a gidiyorsunuz ve hiçbir farklılık yok. Gidip restoranda garsona bana bir çorba getir deyip getirtebiliyorsunuz. Bu muazzam birşey.
Dediğiniz gibi bu kelimeleri öğrenirsek sorun olmayacak. Bunun yoluda eğitim ve medyadan geçer. Bunlar hallolursa dünyadaki 300 milyon Türk ortak konuşur. Şimdi bile ortak konuşuyoruz. Bir Kazak televizyonda konuşuyor izliyorum. Ne dediğini anlamıyorum ama Türkçe konuştuğunu anlıyorum. Çünkü dilimiz ortak bir yapıda, aynı dil kolundan geliyor. Gırtlak biçimleri, vurgulama yerleri hep aynı ve dillerimiz sondan eklemeli diller. Yani dilimiz bir ama kelimelerimiz ayrı. İnşallah birgün birileri bu dilimizi ortaklaştırma adına bazı çalışmalar başlatır diyorum ve bu mesajı sonlandırıyorum...
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Cum 15 Tem 2011, 01:49
Bu konuda yapılabilecek tek şey, ortak kelimeleri bulmak - bu da, eski/öz türkçe kelimeler demek olacaktır.. Türkiye Türkleri de, unutulan bir çok kelimeyi öğrenecekler.. mesela, yukarıda bahsettiğim, bizim köyün unutmadığı, ama Türkiye insanının unuttuğu Neşi/Nasıl kelimesi.. bu kelime Gagauzlar ile ortak kelime ve orta asyadaki insanların dilinde de ortak kelime bence. Türkiyede bu şekilde bir ortak kelime kitabı/sözlüğü çıkarılıp, herkes bu sözlüğü ezberlemeli.. Bu şekilde bir sorun olmaz ve Türki ülkelerdeki insanlar birbirleriyle daha rahat anlaşır o zaman... Ayrıca, herkes kendi ülkesindeki kelimeleri kendi ülkesinde kullanmaya devam etsin kimene.. Azeriler Respublika demeye devam edebilirler orada, Türkiyede cumhuriyet demeye devam edebiliriz.. Ama, Azerilerle veya başka Türki'lerle konuşurken, Teşekkür dememeliyiz, sonuçta bu Arapça bir kelime.. Biz bunu yaparsak, adamlarda Rusça filan kelime kullanırlarsa hoşunuza gider mi? Ayrıca, Teşekkür, Thank you gibi kelimelerin manası "memnun oldum" şeklindedir - oysa, Sağol, "Sağlıklı ol" şeklindedir ve daha samimidir.. Ama, Washington Türkiye büyükelçiliği sayfasında (hala duruyor mu bilmem o sayfa) yabancılara pratik ingilizce öğreten bir sayfada Thank You'nun Türkçe karşılığı neymiş biliyor musunuz? Teşekkür veya Mersi ymiş.... Buyur buradan yak. Biri Arapça, diğeri Fransızca.. Daha kendi yöneticilerimiz bile Sağol demeyi bilmiyorlar.. Sonra kalkıp, Azerileri, Gagauzları, Kazakları filan eleştiriyorsunuz..
|
 |
Ümmühan Zeynep
12 yıl önce - Cum 15 Tem 2011, 08:28
| Alıntı: |
| Gagauzlarla Türkiye Türklerinin yüzyıllarca ilişkisi olmamış - benim iddiama göre, Hazar devleti dağıldıktan (900lü yıllar) bu yana bu insanlarla hiç görüşmemişiz.. |
Gagauzların geçmişte ve günümüzde yaşadıkları bölgeleri incelersen Türkiye türkleri ile ilişkilerinin olmaması pek mümkün değil, kitaplarda geçmişte yoğun olarak dobruca olmak üzere balkanlarda oldukça dağınık halde varlıklarından söz ediyor, moldova bölgesine biraz da zorla göç ettirildiklerinden bahsediyor, zaten dillerine bakarsan balkan türklerinden çok farklı değil dilleri, bu da balkanlardaki türkler ileilişkilerinin pek kopmadığının kanıtı bence.
Ayrıca kökenleri konusunda da değişik rivayetler var, en ilginci ise selçuklu sultanı 2.İzzettin Keykavus'u takiben Sarı Saltuk liderliğinde Dobruca ya gelip yerleşen Anadolu Selçuklularının torunları oldukları iddiası.
|
 |
Erol.Garip
12 yıl önce - Cum 15 Tem 2011, 10:24
Bence bu bilgilerde yanlışlık var. (herhalde, yine Hazar devletini unutturmak için yapılan kasıtlı tarih bunlar.)
Gagauzların bir özelliği, Hristiyan Türkler olması. Türkler ne zaman hristiyan oldular? Ne zaman musevi oldularsa, ne zaman müslüman oldularsa o zaman hristiyanda olmuşlardı. Sonuçta, bu dinler yeni dinlerdi Tanri dinine inananlar için. Peki, ne zaman müslüman, hristiyan ve musevi oldular? Hazar devleti zamanında, 800 lü yıllarda.. Hazar devleti dağılınca, içindeki müslüman türkler, güneye ve doğuya doğru gittiler ve sonra malumunuz Büyük Selçuklu Imparatorluğunu kurdular bunlar. Bunların içinde, tek tük istisnayı saymazsak, ne musevi ne de hristiyan türk vardı. Onlar, kuzeye ve batıya doğru gittiler. Gagauzlarda, bu yönde. Sonradan Moldova tarafına yerleştiler..
"Neşi" kelimesi Türkiyede yaygın kullanılan bir kelime değil, eski öz Türkçe bile olsa. Çünkü, "nasıl" kelimesi her yerde yerleşmiş bir kelime. Bizim köy, yüzlerce yıl kapalı olarak yaşamış, o yüzden neşi kelimesini unutmamış.. Gagauzlarda buna benzer bir durum yaşamış olmalılar yüzlerce yıldır. Nede olsa, hristiyan türkler musevi türklere (askenazi) ve müslüman türklere göre çok azınlıklar ve hristiyan batı, bu hristiyan türk olan gagauzları kabullenemedi..
Tamam, gagauzların yöneticileri, osmanlılarla da, avrupalılarla da ilişkileri olmuş olabilir, ama, halkının ne türkiyeyle ne balkanlardaki müslüman türklerle filan, ne de avrupalı hristiyanlarla ilişkileri olduğunu sanmıyorum..
|
 |
Ümmühan Zeynep
12 yıl önce - Cum 15 Tem 2011, 11:08
| Alıntı: |
| Tamam, gagauzların yöneticileri, osmanlılarla da, avrupalılarla da ilişkileri olmuş olabilir, ama, halkının ne türkiyeyle ne balkanlardaki müslüman türklerle filan, ne de avrupalı hristiyanlarla ilişkileri olduğunu sanmıyorum.. |
Nasıl olmaz?Çoğunluğu osmanlı topraklarında yaşıyorlar ve de dobruca bölgesi yoğun müslüman nüfusun olduğu bir yer.
|
 |
sayfa 24  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|